<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dost Can Deniz Yazıları Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/category/dost-can-deniz-yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/category/dost-can-deniz-yazilari/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jan 2025 08:45:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>Doğru Soruları Sorduğuna Emin Misin?</title>
		<link>https://marefidelis.com/dogru-sorulari-sorduguna-emin-misin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2025 08:45:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beden farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14722</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir öğretmenimden duyduğum bir cümleydi: Düşünmek soru sormaktır, doğru düşünmek ise doğru soruları sormaktır. Biz hepimiz bir eylem olarak düşündüğümüzü sanıyoruz, aslında olan zihnimizden kendiliğinden bazı düşünceler, hem de devamlı tekrar eden ve aslında bize çoğu zaman hizmet etmeyen düşünceler geçip duruyor. Bu düşüncelerin çoğu endişelerle, korkularla, arzularla, hırslarla, pişmanlıkla, öfkeyle bezeli. Bu düşüncelerle  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/dogru-sorulari-sorduguna-emin-misin/">Doğru Soruları Sorduğuna Emin Misin?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-1 fusion-flex-container has-pattern-background has-mask-background nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row fusion-flex-align-items-flex-start fusion-flex-content-wrap" style="max-width:93.6%;margin-left: calc(-4% / 2 );margin-right: calc(-4% / 2 );"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-0 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-flex-column" style="--awb-bg-size:cover;--awb-width-large:100%;--awb-margin-top-large:0px;--awb-spacing-right-large:1.92%;--awb-margin-bottom-large:20px;--awb-spacing-left-large:1.92%;--awb-width-medium:100%;--awb-order-medium:0;--awb-spacing-right-medium:1.92%;--awb-spacing-left-medium:1.92%;--awb-width-small:100%;--awb-order-small:0;--awb-spacing-right-small:1.92%;--awb-spacing-left-small:1.92%;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-justify-content-flex-start fusion-content-layout-column"><div class="fusion-text fusion-text-1"><p>Bir öğretmenimden duyduğum bir cümleydi:</p>
<p>Düşünmek soru sormaktır, doğru düşünmek ise doğru soruları sormaktır.</p>
<p>Biz hepimiz bir eylem olarak düşündüğümüzü sanıyoruz, aslında olan zihnimizden kendiliğinden bazı düşünceler, hem de devamlı tekrar eden ve aslında bize çoğu zaman hizmet etmeyen düşünceler geçip duruyor. Bu düşüncelerin çoğu endişelerle, korkularla, arzularla, hırslarla, pişmanlıkla, öfkeyle bezeli. Bu düşüncelerle bir şeyleri çözebileceğimizi sanıyoruz ancak çoğu zaman yaptığımız şey kendi kendini besleyen ve sonunda içinden çıkılmaz hale gelen sarmalların içinde kaybolmak. Sonucunda da zihnimiz karışık ve bulanık, kalbimiz yoğun duyguların esiri, bedenimiz gerginlik içinde yaşamaya devam ediyoruz.</p>
<p>Zihni ne düşüneceğine, neyle uğraşacağına, neye takılacağına kendi başına karar vermeye bırakırsanız, kılavuzu karga olanın durumuna düşersiniz. Onun için de önce zihnimizin yönetimini ele almayı becermemiz gerekiyor. Bunun için ilk adım zihinde neler olduğunun farkında varmamız gerekiyor, sonra da bu zihni doğru yönlendirmeye başlamamız. Bunun yolu da öncelikle soru sormaya başlamak, hem de doğru soruları sormaya başlamak. Zihnin nasıl farkına varacağımız ve bu doğru soruları nasıl soracağımız gelecek yazı ve videoların konusu.</p>
<p><strong>Unutmayın zihin harika bir hizmetkar, ancak çok kötü bir efendidir.</strong> Bunun en güzel örneklerinden bir tanesini yıllar önce Türkiye’yi ziyaret eden bilge sayılabilecek yaşlı bir bilim adamının sohbetinde görmüştüm. Kendisine “nasıl mutlu olabiliriz?” diye sorulduğunda içimden kibrim kabarmıştı, “böyle bir adamı bulmuşsun, sorduğun soru bu mu?” gibisinden. Ancak bu bilim adamı bu soruya harika bir yanıt, daha da doğrusu çok daha iyi, yepyeni bir soru vermişti: “Kendini nasıl mutsuz ettiğini bulup bunları yapmayı bırakarak”.</p>
<p>Nasıl mutlu olabilirim, bu anlamda bizim hepimizin sorduğu yanlış sorulardan bir tanesi arkadaşlar. Neden biliyor musunuz? Bu soruyu sorduğumuzda mutluluk çabamızın aslında nasıl mutsuzluğa koşullu olduğunu göremediğimiz için, bize mutluluğun dışarıdan geleceğini sandığımız için, ve bir gün sonsuz ve süresiz bir mutluluğa bizi ulaştıracak günlerin geleceğini düşündüğümüz için. Birisi gelecek, bir şeyler edineceğim, bir şeyler başaracağım, doğru koşullar sonunda oluşacak ve ben mutlu olacağım.</p>
<p>Onun yerine “kendimi nasıl mutsuz ediyorum acaba” diye sorgulamaya başladığınızda ilk yüzünüze çarpan yanıt “çünkü mutlu olmaya çabalıyorum ve bu mutluluğu dışarıda arıyorum” olduğunu göreceksiniz. Keçiboynuzu tadında mutlulukların yerini her zaman derin bir mutsuzluğa bıraktığını da. Dahası bu, sadece başlangıç olacak ve bu kuyunun derinliklerine indiğinizde içinizde farklı çeşit bir mutluluğun, bir halinden memnuniyetin doğmaya başladığını da fark edeceksiniz.</p>
<p>İşte bu kişinin verdiği yeni ve daha güzel soru (“acaba kendimi nasıl mutsuz ediyorum?”), benim kendi gerçekliğime ulaşma çabamda o günden sonraki önemli kılavuzlardan biri oldu. Daha sonra gördüm ki Buddha gibi, Lao Tzu gibi, Yunus Emre gibi bir çok bilge de aynı soruyu belki farklı şekillerde sormuşlar ve yanıtlamışlar. Buddha “ben tek şey öğretiyorum, ıstırabın kaynağı ve sonlanması” derken bundan bahsediyor.</p>
<p>Gelin 2025 kendimize daha doğru soruları kılavuz aldığımız, bu soruların peşinde kendimize daha ehil bir varoluşun temellerini attığımız bir yıl olsun. Buna bir kaynak da belki de 9 Ocak&#8217;ta başlayacak &#8220;<a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2025-1-modul/" target="_blank" rel="noopener">Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin</a>&#8221; programı olabilir. Hepinizi bekliyorum.</p>
</div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/dogru-sorulari-sorduguna-emin-misin/">Doğru Soruları Sorduğuna Emin Misin?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası&#8230;</title>
		<link>https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2024 06:16:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>...İşte bu yüzden tüm çabamız, gerçeklerle ne kadar tatlı, acı, keyifli, korkutucu, mutluluk verici, rahatsız edici, vs. olursa olsun doğrudan yüzleşmek için kendimizi hazırlamak ve bu yüzleşmeleri yapmaya başlamak üzerine olmalı. Ancak bu şekilde bu olgulardan ve onların anlattığı korku hikayelerinden özgür ve bağımsız hale gelebiliriz. Ancak bu şekilde özgürce, sahip olduğumuz, bize bahşedilen lütufların, yeteneklerin, ve mevcut koşulların bir kutlaması olarak yaşayabiliriz...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/">Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-2 fusion-flex-container nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row fusion-flex-align-items-flex-start fusion-flex-content-wrap" style="max-width:93.6%;margin-left: calc(-4% / 2 );margin-right: calc(-4% / 2 );"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-1 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-flex-column" style="--awb-bg-size:cover;--awb-width-large:100%;--awb-margin-top-large:0px;--awb-spacing-right-large:1.92%;--awb-margin-bottom-large:0px;--awb-spacing-left-large:1.92%;--awb-width-medium:100%;--awb-spacing-right-medium:1.92%;--awb-spacing-left-medium:1.92%;--awb-width-small:100%;--awb-spacing-right-small:1.92%;--awb-spacing-left-small:1.92%;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-flex-justify-content-flex-start fusion-content-layout-column"><div class="fusion-text fusion-text-2"><p><em>Bu yazı, yine gündemde&#8230; Çünkü Güçlü Beden, Açık Kalp ve Berrak Zihin&#8217;le yaşamak, her zamankinden daha önemli. Hadi okuyalım, tekrar veya ilk defa, ve güçlü ve anlamlı bir varoluşun, halinden memnun olarak yaşamanın, ilişki kurmanın, üretmenin bu üç en önemli unsurunun yaşamımızda nasıl daha da yer edebileceğini araştıralım:</em></p>
<p>Geçenlerde bir hafta sonu eşimle kahvaltı yapmak için boğaz kenarındaki sevdiğimiz yerlerden birine gittik. Gözüme o mekânın önünde otoparkçıların bir sokak köpeği için koydukları kulübe ve o kulübenin üstüne yazdıkları ve köpeğe vermiş oldukları isim çarptı: <strong>Kopuk</strong>!</p>
<p>Bir sokak köpeği için verilebilecek bundan güzel bir isim olabilir mi diye geçirdim içimden (it &#8211; kopuk! ☺️); ve kendi kendime gülümsedim. Bir yandan da ismin içerdiği varoluşsal gözlem ve mesaj içime dokundu, o sokak köpeğinin içinde bulunduğu durumun kaçınılmaz olarak getirdiği “kopuk”luğu düşününce. Gerçekten bu ismi koyan kişinin yaratıcılığına ve bir durumu görüp de bu şekilde ifade edebilme farkındalık ve yeteneğine saygı duydum.</p>
<p>Ama bir şekilde daha etkiledi bu isim beni. Benim kendi içimdeki “kopuk” parçalarıma dokundum. Ara sıra, özellikle duygusal olarak zorlanıp da kendimle, çevremle, içimdeki ve dışımdaki olgularla temas etmenin tahammül edebileceğimden daha acı verici, korkutucu veya rahatsız edici olduğu zamanlarda beni şimdiden, çevremden, kendimden ve farkındalıktan koparan parçama dokunmamı sağladı bu isim.</p>
<figure class="image regular"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_800.jpg" alt="Farkındalık olmayınca" /></picture></figure>
<h3>İçimizdeki kopuk</h3>
<p>Siz de o parçalarınızı, kendi içinizdeki “Kopuk&#8217;u”, ve onun zaman zaman saklandığı kulübesini biliyorsunuz değil mi? Hayat, koşullar, çevremizde olanlar, kendimizle olan mücadelemiz bazen bizim için çok zorlayıcı, korkutucu veya rahatsız edici olduğunda saklandığımız o kulübeyi biliyorsunuz. Biliyorsunuz kendi içimizdeki canavarlarımız canımızı çok acıttığında onlardan saklanmak için girdiğimiz o deliği, onlardan saklanan kopuk taraflarımızı.</p>
<p>Aman hissetmeyeyim diyoruz, kaçıyoruz kendimizden, duygularımızdan, çevremizden, &#8220;farkındalık&#8221;tan. Ufak, kolayca ve hemen elde edebileceğimiz hazların içine bırakmak oluyor bazen Kopuk&#8217;un kulübesi. Yemek, içki, diğer keyif verici maddeler, spor, iş, bazen yaratıcı faaliyetler, diziler, kişisel gelişim adı altında kendimizi olduğumuzdan başka bir şeye dönüştürme çabası oluyor bazen kulübemiz. Bazen gerçekten &#8220;kopuyoruz&#8221;. Çevremiz kalabalıkken bile biz insanlarla bağlantıda hissetmiyoruz. Hatta gerçekten karanlık bir odada tek başımıza oturmak istiyoruz. Bazen de ruhsal yollar, meditasyon oluyor, aslında farkındalık geliştirmek, aydınlanmak, yaşamı tümüyle derinden yaşamak için kapasite inşa etmek için tasarlanmış öğretileri canımızı acıtan gerçeklerden saklanılacak bir kulübe olarak kullanıyoruz. Yeter ki canımızı acıtan o şeyler, o duygular, o gerçekler neyse, onunla yüzleşmeyelim. Onu hissetmeyelim. O gitsin.</p>
<figure class="image regular"><a href="http://gözden ve farkındalık tan uzak"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_800.jpg" alt="" /></picture></a></figure>
<p>Ancak saklanabiliyor muyuz acaba gerçekten, gerçeklerden? Sevgili Kopuk idareyi ele aldığında ve tüm zihnimizi kapsadığında içine düştüğümüz hali de biliyorsunuz çünkü. Çevremizi sanki yoğun ve soluk bir sis altındaymış gibi gördüğümüz, yaşam enerjimizin sanki kalbimizdeki dipsiz bir kuyuya doğru emildiği, bedenimizin yapışkan ve ağdalı bir jölenin içinde hareket etmeye çalışır gibi hissettiği o hali iyi biliyorsunuz. Canımızı acıtan şeyin de bizimle o kulübenin içine geldiğini, başımızı çevirip bakmasak da hemen ensemizin dibinde olduğunu biliyorsunuz.</p>
<p>İşte bu yüzden, kabul etmek istemeseniz de, başımızı çevirip de bakmadığımızda o canavarların gitmediğini, içimizdeki canavarlarla doğrudan yüzleşmemenin, onlardan saklanmanın, onlardan kurtulmak <strong>olmadığını</strong> da biliyorsunuz.</p>
<h4>Kopuk&#8217;un çıkış yolu</h4>
<p>İşte çoğumuz bu nedenle geliyoruz kişisel gelişimin, ruhsal yolların, farkındalık çalışmalarının, meditasyonun, terapi yöntemlerinin kapısına. Bizi bu acılardan kurtarsın istiyoruz. Ancak burada çok ciddi de bir tuzak var.</p>
<p>Ya kişisel gelişim çabamız bize “gerçek hayattan”, bu zorlayıcı, acıtıcı, korkutucu içsel ve dışsal olgular dünyasından kurtarıp da bir çeşit cennet hayali yaratmayı vadediyorsa? O zaman tüm bu çabalarımız sanki yine bu içimizdeki Kopuk&#8217;u güçlendirmekten, onun kulübesini daha da kaleye çevirmekten, o sis bulutunun ve uyuşukluğun içinde yeni bir “mutlu olma kandırmacası” yaratmaktan başka işe pek yaramıyor gibi geliyor bana, ne dersiniz? Eğer böyleyse, ister istemez çok zaman geçmeden yeni bir hayal kırıklığı yaşamamız, yani zorlayıcı, rahatsız edici, can acıtıcı ve korkutucu gerçeklikle yeniden karşılaşmamız, ve bu karşılaşmaya hazır değilsek, kendimize daha çok ıstırap yaratmamız ve yaşamdan ve gerçekten özgürlük umudundan biraz daha uzaklaşmamız kaçınılmaz hale gelmiyor mu acaba?</p>
<figure class="image regular"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_800.jpg" alt="gelişim tuzağı" /></picture></figure>
<p>Eğer çabamız, içimizdeki ve dışımızdaki tüm mevcut gerçeklikle ve olgularla &#8211; ne kadar rahatsız edici, zorlayıcı, acı verici, bazen de korkutucu olsa da &#8211; doğrudan yüzleşmemize, bu yüzleşme için güçlenmemize, ve bunun sonucunda da bu korkutucu, rahatsız edici ve korkutucu gibi gözüken olguların hakikatini doğrudan, farkındalık ile, anlayışla görmemize yardımcı olmak amacını taşımıyorsa, niye uğraşıyoruz ki!</p>
<p>İşte bu yüzden tüm çabamız, gerçeklerle ne kadar tatlı, acı, keyifli, korkutucu, mutluluk verici, rahatsız edici, vs. olursa olsun doğrudan yüzleşmek için kendimizi hazırlamak ve bu yüzleşmeleri yapmaya başlamak üzerine olmalı. Ancak bu şekilde bu olgulardan ve onların anlattığı korku hikayelerinden özgür ve bağımsız hale gelebiliriz. Ancak bu şekilde özgürce, sahip olduğumuz, bize bahşedilen lütufların, yeteneklerin, ve mevcut koşulların bir kutlaması olarak yaşayabiliriz. Joseph Goldstein &#8220;Dışarıya giden yol, sizi korkutan şeyin içinde geçiyor&#8221; diyor.</p>
<h4><strong>Peki bu gücü edinmek, farkındalık geliştirmek, ve bu yüzleşmeyi yapabilmek için neye ihtiyacımız var?</strong></h4>
<p>Benim bu yolda 25 yıllık çabama dayanarak şunları söyleyebilirim: Biz tüm acıları, tüm hazları, tüm duyguları bedenimizle, bedenimizde; zihnimizle, zihnimizde; kalbimizle, kalbimizde yaşıyoruz. Bedenimizle olan aşk ve nefret ilişkisini bir kenara bırakıp da onun içinde etkin ve güçlü bir şekilde, ancak ona takıntılı olarak yaşamayı becermek, olan herşeyle yüzleşmenin en önemli parçalarından. Aynı şekilde, zihnimizi devamlı şekilde işgal eden yoğun duygu ve düşünceler, olanı olduğu gibi görmemizin önündeki en büyük engeller. Bulutların ardındaki berrak zihine ulaşmadan gördüğümüz ancak yine o bulutlar ve bulutların anlattığı ve bizi Kopuk&#8217;un kulübesine kaçıran hikayeler olacak. Böyle olunca da biz derin, açık, olan herşeyi içine alan kalbimizle, kalp gözümüzle değil, duygularla incinmiş, korkmuş, öfkelenmiş bu nedenle de çevresine duvarlar ördüğümüz Kopuk&#8217;un kalbiyle ilerlemeye çalışacağız hayatın içerisinde.</p>
<figure class="image regular"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_800.jpg" alt="farkındalık hediyesi" /></picture></figure>
<p>İşte bu nedenle yolumuz bedenle güçlü bir ilişki kurmak, berrak bir zihine ulaşmak, kalbimizi olan her şeye açabilmek için güçlendirmek için çalışmak, bunlara yatırım yapmak. Bunları geliştirmedikçe ister istemez Kopuk&#8217;un kulübesinde sık sık bulacağız kendimizi.</p>
<p><strong>Peki bunları nasıl yapacağız?</strong> İşte bundan sonraki 3 yazımız bunun üzerine.</p>
<p><em>Bu yazıda bahsettiğimiz konular üzerinde çalışmak isterseniz sizi <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2025-1-modul/" target="_blank" rel="noopener">Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin Açık Kalp: Bir Kutlama Olarak Yaşamak programına davet ediyoruz. Buraya tıklayarak detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.</a></em></p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak?id=760626912&type=2",title: "Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası...",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
</div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/">Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dönüşümün Anahtarı</title>
		<link>https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 20:36:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beden farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14576</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir çok konuşmamda, yazımda, eğitimimde tanıştığım bir sokak köpeğinden, ve onun beni nasıl etkilediğinden bahsettiğimi hatırlarsınız: “Kopuk”! Bu “it” - Kopuk, ismiyle içimdeki kopuk parçalara dokunmamı sağladı. Siz de kendi içinizdeki “Kopuk'u”, ve saklandığı kulübesini biliyorsunuz değil mi? Dışımızda olanlar ve kendimizle mücadelemiz çok zorlayıcı veya korkutucu olduğunda saklandığımız o kulübeyi? Biliyorsunuz içimizdeki canavarlarımız  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/">Dönüşümün Anahtarı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-3 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-2 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-3"><p>Bir çok konuşmamda, yazımda, eğitimimde tanıştığım bir sokak köpeğinden, ve onun beni nasıl etkilediğinden bahsettiğimi hatırlarsınız: “Kopuk”! Bu “it” &#8211; Kopuk, ismiyle içimdeki kopuk parçalara dokunmamı sağladı. Siz de kendi içinizdeki “Kopuk&#8217;u”, ve saklandığı kulübesini biliyorsunuz değil mi? Dışımızda olanlar ve kendimizle mücadelemiz çok zorlayıcı veya korkutucu olduğunda saklandığımız o kulübeyi? Biliyorsunuz içimizdeki canavarlarımız canımızı çok acıttığında saklanmak için girdiğimiz deliği.</p>
<p>Kaçıyoruz kendimizden, çevremizden, &#8220;farkındalık&#8221;tan. Kolayca elde edebileceğimiz hazlar oluyor bazen Kopuk&#8217;un kulübesi. Yemek, içki, spor, iş, sosyal medya, veya kişisel gelişim adı altında kendimizi olduğumuzdan başka bir şeye dönüştürme çabası oluyor bazen kulübemiz. Bazen gerçekten &#8220;kopuyoruz&#8221;. Çevremiz kalabalıkken bile biz insanlarla bağlantıda hissetmiyoruz. Bazen de ruhsal yollar, meditasyon oluyor, aslında amacı yaşamı olduğu gibi ve derinden yaşama kapasitesi geliştirmek olan öğretileri canımızı acıtan gerçeklerden saklanılacak bir kulübe olarak kullanıyoruz. Yeter ki canımızı acıtan o şeyler neyse, onunla yüzleşmeyelim. Onu hissetmeyelim. O gitsin.</p>
<p>Ancak saklanabiliyor muyuz acaba gerçekten, gerçeklerden? Sevgili Kopuk idareyi ele aldığında içine düştüğümüz hali de biliyorsunuz çünkü. Çevremizi sanki yoğun ve soluk bir sis altındaymış gibi gördüğümüz, yaşam enerjimizin sanki kalbimizdeki dipsiz bir kuyuya doğru emildiği, bedenimizin yapışkan ve ağdalı bir jölenin içinde hareket etmeye çalışır gibi hissettiği o hali iyi biliyorsunuz. Canımızı acıtan şeyin de bizimle o kulübenin içine geldiğini, başımızı çevirip bakmasak da hemen ensemizin dibinde olduğunu biliyorsunuz.</p>
<p>İşte bu yüzden, kabul etmek istemeseniz de, başımızı çevirip de bakmadığımızda o canavarların gitmediğini, onlardan saklanmanın onlardan kurtulmak olmadığını biliyorsunuz.</p>
<p>İşte çoğumuz bu nedenle geliyoruz ruhsal yolların, farkındalık çalışmalarının, meditasyonun kapısına. Bizi bu acılardan kurtarsın istiyoruz.</p>
<p>Ya bu çabamız bize “gerçek hayattan”, bu zorlayıcı, acıtıcı, korkutucu içsel ve dışsal olgular dünyasından kurtarıp da bir çeşit cennet hayali yaratmayı vadediyorsa? O zaman çabalarımız yine bu içimizdeki Kopuk&#8217;u güçlendirmekten, o sis bulutunun ve uyuşukluğun içinde yeni bir “mutlu olma kandırmacası” yaratmaktan başka işe pek yaramıyor sanki. Eğer böyleyse bu çabamızla gerçek özgürlük umudundan biraz daha uzaklaşmamız kaçınılmaz hale gelmiyor mu acaba?</p>
<p>Eğer çabamız, içimizdeki ve dışımızdaki tüm mevcut gerçeklikle ve olgularla – ne kadar rahatsız edici, zorlayıcı, acı verici, bazen de korkutucu olsa da – doğrudan yüzleşmemize ve bu olguların hakikatini doğrudan görmemize yardımcı olmak amacını taşımıyorsa, niye uğraşıyoruz ki!</p>
<p>İşte bu yüzden tüm çabamız, gerçeklerle ne kadar tatlı, acı, keyifli, korkutucu, mutluluk verici, rahatsız edici olursa olsun doğrudan yüzleşmek için kendimizi hazırlamak ve bu yüzleşmeleri yapmaya başlamak üzerine olmalı. Ancak bu şekilde bu olgulardan ve onların anlattığı korku hikayelerinden özgür ve bağımsız hale gelebiliriz. Ancak bu şekilde özgürce, sahip olduğumuz, bize bahşedilen lütufların, yeteneklerin, ve mevcut koşulların bir kutlaması olarak yaşayabiliriz. Joseph Goldstein &#8220;Dışarıya giden yol, sizi korkutan şeyin içinde geçiyor&#8221; diyor.</p>
<p>Ancak, “kendimizle, olgularla ve duygularla doğrudan yüzleşmenin” ne gibi bir şey olduğu ile ilgili pek de bir anlayışımız, belki de böyle bir yüzleşmeyle ilgili hiçbir deneyimimiz çoğumuzun yok.</p>
<p>Biz duygularla veya olgularla yüzleşmeyi onun içinde kaybolmak, onun tüm zihnimizi, kalbimizi, bedenimizi ele geçirmesi sanıyoruz. Ancak bu yüzleşmek demek değil. Yüzleşebilmek için öncelikle bu olgularla ve duygularla arama sağlıklı bir mesafe koymayı becermek gerekiyor. Benim öncelikle bedenin, duyguların ve zihnimde olanların “ben” olmadığını fark etmem, onlardan ayrışabilmem, ayrıştığım bu duygulara onlardan yine de kaçmadan, usa vurmadan, hissetmekten korkmadan:</p>
<p>❤️  açık bir kalple – yani olanı olduğu gibi kabul ederek,<br />
🌳  bedenimle güçlü bir ilişki içinde – yani merkezimi koruyarak, bedenimin ve gördüklerimin, duyduklarımın, dokunduklarımın, hissettiklerimin beni nasıl etkilediğinin, nasıl eyleme ittiklerinin tam farkındalığı ile,<br />
☀️ ve  berrak bir zihin ile – zihnin içinde oluşan düşüncelerin ve zihin hallerinin farkında olan ama bunları kendisi sanmayan, bunlara tutunmayan açık ve dingin bir farkındalık ile bakabilmem gerekiyor böyle bir yüzleşme için.</p>
<p>Böyle bir yüzleşme, benim aslında kendisinden kaçtığım korktuğum şeyin gerçek doğasını görmemi sağlıyor; derinleştikçe o şeyin aslında korkulacak bir şey olmadığını, asıl problemin benim korkum, direncim ve tutunmam olduğunu, acı kaçınılmaz olsa da ıstırabı işte bu korku, direnç ve tutunmalarımla yarattığımı anlamama imkan tanıyor. Bu anlayış ise özgürlükle sonuçlanıyor, en azından bu söz konusu olan konuda. İşte o zaman Kopuk’un kulübesinde saklanmak zorunda kalmıyoruz. Daha da ötesi o kulübede gerçekten saklanamayacağımızı doğrudan görüyoruz, ve belki de kendisinden kaçtığımız diğer her şey ile yüzleşmek için de isteğimiz, arzumuz artıyor.</p>
<p>İşte ben Dharma çalışıyor, Kalp Yolu’nda bu yüzden yürüyorum. Sunduğum Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin eğitimleri, işte bu yola hazırlık amacını taşıyor.</p>
<p>Bu model, 23 yıllık özgürleşme, 21 yıllık koçluk ve 13 – 14 yıllık Dharma öğrenciliği yolculuğumda beni bu yolun kapısına kadar taşıyan, hazırlayan işime yarayan yaklaşımlar, anlayışlar, bedensel, zihinsel ve duygusal pratiklere de bir giriş niteliği de taşıyor.</p>
<p>Bu model aynı zamanda kişisel değişim ve dönüşümün önündeki engelleri nasıl aşıp da kendi daha iyi versiyonumuza dönüşeceğimizin, Cem Şen’in sözleriyle “İçsel Simya”mızı nasıl gerçekleştireceğimizin de benim yorumumla ve benim kendi zeminimden kattıklarımla incelenmesi.</p>
<p>Bu yorumlardan sonra belki de 2023’ü bitirdiğimiz bugünlerde kendi dönüşümümüzü nasıl gerçekleştirebileceğimizle ilgili biraz sohbet etsek, belki bir webinarda buluşsak ve bu dönüşümün yollarını ucundan araştırmaya başlasak sanki doğru zaman olurmuş gibi geldi, ne dersiniz? Bu amaçla 27 Aralık Çarşamba günü “<strong>Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden, Berrak Zihin, Açık Kalp</strong>” adında ücretsiz bir webinar gerçekleştireceğim, eğer katılmak isterseniz aşağıdaki formu tamamlayarak kayıt olabilirsiniz:</p>
The form can be filled in the actual <a href="https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/">website url</a>.
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/">Dönüşümün Anahtarı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Farkındayım, doğru değerlendiriyorum diyorsun ya hani? Kendi hikayenin içinde hapis olmadığına emin misin?</title>
		<link>https://marefidelis.com/farkindayim-dogru-degerlendiriyorum-diyorsun-ya-hani-kendi-hikayenin-icinde-hapis-olmadigina-emin-misin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 10:39:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[bilmek ve gormek]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve lider koçluğunda ustalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14543</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşlerin tam da istediğiniz gibi yürümediği ve parçası olduğunuz bir sistem düşünün. Bu çalıştığınız şirket olabilir, aileniz, siteniz, apartmanınız, hatta ülkeniz olabilir. Bu işlemeyen sistemin tüm fertlerini toplasak ve kötü niyetliler el kaldırsın desek, kaç el kalkar? Bırakın kötü niyeti, burada değişime karşı olanlar el kaldırsın desek, kaç kişi evet, ben karşıyım değişime der?  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/farkindayim-dogru-degerlendiriyorum-diyorsun-ya-hani-kendi-hikayenin-icinde-hapis-olmadigina-emin-misin/">Farkındayım, doğru değerlendiriyorum diyorsun ya hani? Kendi hikayenin içinde hapis olmadığına emin misin?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-4 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-3 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-4"><p>İşlerin tam da istediğiniz gibi yürümediği ve parçası olduğunuz bir sistem düşünün. Bu çalıştığınız şirket olabilir, aileniz, siteniz, apartmanınız, hatta ülkeniz olabilir. Bu işlemeyen sistemin tüm fertlerini toplasak ve kötü niyetliler el kaldırsın desek, kaç el kalkar? Bırakın kötü niyeti, burada değişime karşı olanlar el kaldırsın desek, kaç kişi evet, ben karşıyım değişime der? Peki burada değişime karşı olanları bir kâğıda yazıp verin desek, kağıtlar boş mu gelir? Kim yalan söylüyor?</p>
<p>Ben 21 yıllık danışmanlık hayatımda, kendi hikayesinde kovboy olan neredeyse kimse görmedim. Herkes kovboyların zulmüne uğrayan Kızılderili. En iyisi hem kovboy, hem Kızılderili, kendi kendinin kurbanı. Herkes masum, iyi niyetli, kurban kendi kendine anlattığı hikayede. Bir açıdan kimse yalan söylemiyor. Herkes iyi niyetli ve kurban. Kötü şeyler yapıyorsa da bir sor bakalım niye!</p>
<p>Bu açıdan bizim problemimiz kötü niyet değil. Kötü niyetle başa çıkmak kolaydır. Asıl problem farkındalık eksikliği olunca iş değişiyor. Farkındalık eksikliği ile başa çıkmak çok ama çok zor olabilir, özellikle de edinilmesi gereken farkındalık, kişinin öz imajını, sahip olduğuna inandığı değerleri, erdemlilik inancını ve kimlik tanımını tehdit ediyorsa.</p>
<p>Yazar ve psikiyatrist Mark Epstein, insanların karmasına göre bir sonraki yeniden varoluşlarında nerede doğacaklarından bahseden Buddist varoluş boyutları modelini aslında bir psikopatoloji modeli olarak görebileceğimizi anlatıyor. Buna göre örneğin cehennem boyutu öfke, kıskançlık gibi yoğun duygularla yanan insanları, hayvanlar boyutu güdüleri tarafından yönetilen insanları, aç hayaletler boyutu ise ilgiye ve sevgiye büyük açlık hissederken bunlarla karşılaştıklarında canları yanan, uzaklaşan veya saldıran kişileri temsil ediyor olabilir. Epstein diyor ki İnsan boyutunun psikopatolojisi ise “narsisim”dir. Ancak bu kendini çok beğenmek anlamında bir narsisim değil, insanın kendisiyle ve varoluşun doğası ile ilgili en temel gerçekleri görememesinden kaynaklanan bir cehalet, bir farkındalık eksikliğidir. Ve belki de insanın hem kendine hem de başkaları için yarattığı ve hiç de gerekli olmayan tüm ıstırabın altında da bu cehalet var.</p>
<p>İnsanın en başta kendi kendine uyguladığı şiddeti sonlandırmayı öğretmeyi amaçlayan tüm ehil yolların temelinde de işte bu var: Doğru değerlendirebilmek ve farkındalık. İçinde bulunduğun durumu doğru değerlendirebilmek. Duygu ve düşüncelerini doğru değerlendirebilmek. Karşılaştığın olguları ve bu olguların nasıl birbirlerine bağlı olarak oluştuğunu ve nasıl başka olguları doğurduğunu doğru değerlendirebilmek. Aynı zamanda içinde bulunduğun sistemlerde neler olduğunu da doğru değerlendirebilmek. Bunu yapabilmek için de keskin bir farkındalık geliştirmek. Çünkü bu farkındalık olmazsa duygularımızın, arzularımızın, tutunmalarımızın bu değerlendirmeyi yapmamızı nasıl engellediğini fark edemeyiz.</p>
<p>Sadece kendini yüceltme yolunda yürüyenler için değil, bir değişime öncülük etmeye kalkanlar için de geçerli bu doğru değerlendirme ve farkındalığın önemi. Ron Heifetz’in de dediği gibi “neredeyse tüm liderlik hataları, teşhis hatalarından gelir”.</p>
<p>Benim koçluk yaptığım liderlere, hele de bir değişime liderlik ediyorlarsa yaptığım en büyük destek sanırım bu: hem kendi içlerinde, hem değiştirmeye çalıştıkları sistemde, hem de ikisinin arasındaki etkileşimde gerçekten ne olduğunu, neden sonuç ilişkilerini, ve mevcut olguların bu şekilde nereye gideceğini mümkün olduğu kadar duygulardan ve arzulardan bağımsız bir biçimde değerlendirebilmelerine yardım etmek. Bunu yaparken de kendilerine anlattıkları gerçekle uyumsuz keşfetmelerine destek olmak. Bu sayede de giriştikleri “iyi niyetli” değişim çabasında içlerinden ve dışarıdan gelen tüm cezbedicilere ve tehditlere, tutunmalara ve şantajlara rağmen ehil olanı, doğru olanı, yapılması gerekeni yapmalarına olanak sağlamak.</p>
<p>Hem kendi kendimizle çalışırken, hem de böyle bir liderliğe soyunduğumuzda nereye bakacağımızı bilmek, doğru lensler kullanabilmek, ehil yöntemler edinmek işimizi çok kolaylaştırıyor. İyi terapi modelleri bunu sağlıyor, iyi koçluk modellerinin olduğu gibi. İyi örgütsel davranış modelleri önümüzdeki karmaşık ilişkileri elle tutulur, anlaşılır hale getiriyor. Sevgili hocam Cem Şen ile birlikte çalıştığımız Dharma en başta yanılgılar dünyasında yaşadığımız nehrin bu kıyısından olguları oldukları gibi, kendi doğalarında görebileceğimiz nehrin öte kıyısına taşıyacak yöntemleri öğretmeyi amaçlıyor. Yıllarca bir çok modele ve öğretiye maruz kalıp bir yandan da bir çok yönetici ile çalışmanın sonucu <a href="https://marefidelis.com/yonetici-ve-lider-koclugu-programi/" target="_blank" rel="noopener">kendiliğinden oluşan koçluk modelimi düşündüğümde</a> temel amacının karşı karşıya kaldığımız karmaşıklığı biraz daha anlaşılabilir kılarak bizi özellikle koçluk veya liderlik yaparken tepkisellikten azıcık daha fazla koruyup biraz daha doğru değerlendirme yapabilmeye destek olmak olduğunu görüyorum.</p>
<p>O açıdan her zaman danışanlarıma sorduğum gibi, sizin neyle uğraşıyorsanız onun doğası ile ilgili, gerçeklikle ilgili modeliniz ne? İlişkiler ve onların nasıl çalıştığı ile ilgili… Mutlu ve güvenli çocuklar yetiştirmekle ilgili… Kurumlar ve ilerlemeleri ile ilgili… Zihnin nasıl mutlu, etkin ve berrak olabileceği ile ilgili… Ve bu modeller neye dayanıyor, gerçeklerle destekleniyor mu, işliyor mu gerçekten? Ve bu model sizin doğruyu, ehil olanı, yapılması gerekeni yapmak için gerekli olan tutunmalarınızı gevşetiyor mu, yoksa daha da mı güçlendiriyor? Sizi daha da mı kendi hikayenizde hapis bırakıyor ve böylece haklı ve güçsüz kalıyorsunuz, yoksa sizi özgürleştiriyor mu kendinizden ve hikayenizden bile, ve böylece hem kendinizin tüm yabancılaştırdığınız taraflarınızı hem de öteki gördüğünüz her şeyi ve herkesi kucaklamanıza destek oluyor? Bu sayede de gerçek, anlamlı ve kalıcı değişim mümkün olabiliyor?</p>
<p>Eğer bu sorularımla ilgili azıcık da olsa içinizin tam tatmin olmadığı bir yer varsa, bu konuda ne yapacaksınız?</p>
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/farkindayim-dogru-degerlendiriyorum-diyorsun-ya-hani-kendi-hikayenin-icinde-hapis-olmadigina-emin-misin/">Farkındayım, doğru değerlendiriyorum diyorsun ya hani? Kendi hikayenin içinde hapis olmadığına emin misin?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yolculuğunuzun durakları&#8230;</title>
		<link>https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2023 18:01:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu ve Hislerle Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir çoğumuz aynı noktada bulduk kendimizi... Kim ve ne olduğumuzla, çevremizdeki insan, olgu ve olayların kim ve ne oldukları ile ilgili bizi bugüne ve bulunduğumuz yere kadar taşıyan hikayelerimizin tam da gerçek olamayabileceğini fark ettik bir gün. Bir gün fark ettik ki biz aynada yansıyan görüntümüzü kendimiz sanıyoruz, aynadaki görüntünün saçını kesmeye, aynanın üzerine makyaj yapmaya çalışıyoruz. Ve bunu bu şekilde sanmamızın gerçek nedeninin kendimizle ve dünyayla ilgili tanımlarımız üzerinde hiç düşünmememiz, bütün bu tanımları, kimliği, inançları bize verildiklerinde hiç çiğnemeden yutmuş olmamız olduğunu fark ediyoruz belki de.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/">Yolculuğunuzun durakları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bugün bir telefon görüşmesinde, konuştuğum kişi “peki bu duyguların, hislerin, bedenin, deneyimin farkında olmak yeterli mi? Bu gelişim yolunda ne anlama geliyor?” diye sordu. Aklıma bundan bir süre önce yazdığım bir yazı geldi ve gülümsedim. Kendisine söz verdim o yazıyı bulup göndermek için. Tekrar baktığımda biraz günceleme istediğini fark ettim ve yeni halini sizlerle de paylaşmaya karar verdim. Umarım keyifle okursunuz&#8230;</em></p>
<p>Bir çoğumuz aynı noktada bulduk kendimizi&#8230; Kim ve ne olduğumuzla, çevremizdeki insan, olgu ve olayların kim ve ne oldukları ile ilgili bizi bugüne ve bulunduğumuz yere kadar taşıyan hikayelerimizin tam da gerçek olamayabileceğini fark ettik bir gün. Bir gün fark ettik ki biz aynada yansıyan görüntümüzü kendimiz sanıyoruz, aynadaki görüntünün saçını kesmeye, aynanın üzerine makyaj yapmaya çalışıyoruz. Ve bunu bu şekilde sanmamızın gerçek nedeninin kendimizle ve dünyayla ilgili tanımlarımız üzerinde hiç düşünmememiz, bütün bu tanımları, kimliği, inançları bize verildiklerinde hiç çiğnemeden yutmuş olmamız olduğunu fark ediyoruz belki de.</p>
<p>O zaman Sokrat’ın meşhur duruşmasında söylediği “üzerinde tefekkür edilmemiş bir yaşam, yaşamaya değer değildir” lafının anlamını da kavrıyoruz biraz. Kendimiz, olgular, dünya üzerinde düşünmeye, tefekkür etmeye başlıyoruz. Bir psikologa, koça veya ruhsal öğretmene gidiyoruz bazen.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/es/@bekahrussom" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bekah Russom</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>John Welwood, bu sorgulamanın ve tefekkürün her seferinde derinleşen bir kaç seviyede yapıldığını söylüyor. Benim öğretmenim Cem Şen’den öğrendiklerim, kendi yolumda özellikle de düştüğümde hangi taşa takıldım’a çoğu zaman hocamın yardımı ile bakarak öğrendiklerim, ve hatta Buddha’dan ve diğer büyük ustaların sözlerinden anladığım yol, benim anlayabildiğim kadarı ile şuna benziyor az çok:</p>
<h3 id="24bk9">Önce haritayı edinelim&#8230;</h3>
<p>İlk önce kavramsal sorgulamamız başlıyor. Yeni kavramlar, yeni yaklaşımlar, yeni teoriler öğreniyoruz. Bilişsel davranışçı yaklaşımlar ilgimizi çekiyor bazılarımızın, bazılarımız Dharma yoluna giriyor, diğerleri Adler’in veya Jung’un modellerine çekiliyor. Dharma konuşmaları dinliyoruz, Sufi sohbet meclislerine katılıyoruz. Bir sanghaya veya ihvana katılıyor, kavramsal olarak anlamaya çalışıyoruz içinde yaşadığımız yerin aslında ne ve nasıl bir yer olduğunu. Yaşamımızda olanlara, olgulara, kendi zihnimize ve benliğimize bu öğretilerin ışığında incelemeye başlıyoruz. Yaşadığımız olayların içinde dört soylu gerçeğin nasıl ortaya çıktığını, geçiciliğin nasıl ıstırap verdiğini inceliyoruz. Başımıza gelen kötü şeylere veren tepkimizde nasıl Külli iradeyi reddettiğimizi, hangi arketipin etkisi altında olabileceğimizi sorguluyoruz. Zihnimizin nasıl kul değil de tanrı olmaya çalıştığını ve bunun nasıl bizi kendimizden koparttığını fark etmeye çalışıyoruz. </p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/pt-br/@tabeaschimpf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Tabea Schimpf</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Fark edeceğiniz gibi bu sorgulamayı hala aynı, kendini olmadığı bir şeyle kimliklendirmiş “zihin” ile yapıyoruz. Ancak bunda bir problem yok. Hatta bu çok ama çok önemli bir çalışma. Buddha bunu “batmış bir dikeni yine dikenle çıkarmaya çalışmak”a benzetiyor. Ancak bu tip bir sorgulamada takılıp kalmanın riskleri de var. Özellikle teori ve kavramları gerçekte olmakta olanla karıştırma, zihnimizin içinde kaybolma riski var. Yani haritayı bölgenin kendisi sanma riski&#8230; Haritadan kafayı kaldırıp da hiç çevrede olanlarla bakmama riski&#8230; </p>
<p>Hatta bu çalışmayı, aslında bizi götürmeye çalıştığı yerden, gerçek deneyimle doğrudan yüzleşmekten kaçmak için kullanma olasılığı var. Geçicilikten, varoluşun içi boş doğasından saatlerce konuşup, hatta gerçekleşen bazı olguları bu pencereden yorumlayıp, bu sayede bu geçiciliğe ve boşluğa temas ettiğimizde içimizde doğan büyük hüzün, acı ve korkuyla hiç bir zaman yüzleşmemek var.</p>
<h3 id="8m6iv">Sonra bölgenin içine dalalım&#8230;</h3>
<p>İşte bu yüzden kavramsal sorgulamayı temel alıp bir sonraki aşamaya, deneyimsel sorgulamaya geçmemiz gerekiyor. Doğrudan deneyimimizin, şimdi şu anda zihnimizde, duygularımızda, hislerimizde yaşamakta olduğumuzun içine, ancak bunun içinde kendimizi kaybetmeden, farkındalığımızı hiç bir zaman bırakmadan girmemiz gerekiyor. “acımızı namusumuzla yaşamak” gerekiyor. Korktuğumuzu, utancımızı, isyanımızı, çaresizliğimizi, zihnimizin içindeki kavramlarla değil, bedenimizde ve kalbimizdeki tezahürü ile doğrudan deneyimlememiz gerekiyor. Bunu yapabilmenin tek yolu da bizi buraya kadar getiren kavramları, teorileri, öğretileri ama geçici olarak bırakıp deneyimimizin doğrudan kalbine temas etmek için cesaret edebilmek. </p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@philinit" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Philippe Leone</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Çünkü kavramsal sorgulama her ne kadar bize nerede olduğumuzla ilgili genel bir bilgi verse de bu yeri tam olarak deneyimlemek, derinden anlamak ve buradan hareket edecek enerjiyi yaratmak açısından yetersiz kalıyor. Bunu yapabilmek için olguları ve içimizde nasıl yankı bulduklarını doğrudan deneyimlemek, zihnimizin sözde bizi koruyan ve bu sayede bizi bulunduğumuz yerde çakılı tutan perdelerinin ötesine geçebilmeyi becermemiz gerekiyor.</p>
<p>Eugene Gendlin’in Focusing’i gibi, Gestalt yaklaşımının şimdi ve burada, deneyime odaklanan, bu deneyime doğrudan farkındalık getiren, ve bu sayede sıradan gibi gözüken olguların oldukça sıradışı farkındalıklara dönüşmesini sağlayan teknik ve çalışmalar, güçlerini bu tip bir sorgulamayı merkezlerine almalarından alıyorlar. Theravada ve Tibet ekollerindeki bazı pratikler bunu hedefliyor. Bu yüzden bunu yapmayan ve daha çok zihinsel/kognitif düzlemde kalan çalışmalara göre hem daha korkutucu, hem de daha etkili bir izlenim yaratıyorlar.  3 Şubat’ta başlayacak <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Koçlukta Duygularla Çalışmak</a> online çalışmasında işte bu ve benzeri tekniklerin nasıl çalıştığı, bu teknikleri nasıl kullanmaya başlayabileceğimiz, ve daha da ustalaşmak istersek nasıl bir yol izlememiz gerektiği üzerinde çalışacağız hep birlikte.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_1000.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_1000.jpeg" /></picture></a><figcaption>3 Şubat’ta başlıyoruz&#8230;</figcaption></figure>
<p>Ancak bu tekniklerin de ilerisi var. Hala bir niyetle, bir değişim umudu ile, hala bir strateji ile yaklaşıyoruz deneyimin kendisine. Hala bir ego, olduğu şeyi daha iyi bir hale, daha iyi bir versiyonuna dönüştürmeye çalışıyor. Hala dualist, ikici zihnin sınırları içindeyiz. Hala bir değiştirmek isteyen, ve bir değiştirilmeye çalışılan var. Her ne kadar Gestalt Değişimin Çelişkili Teorisi “insan olmadığı bir şeyi olmaya çalışarak değil, olduğu şeyi tam olarak, onu tam sahiplenerek değişir” dese bile, hala değişim amacı, bizi dualist zihnin içinde tutuyor.</p>
<p>Bunda bir problem yok. Hatta bir çok amaç açısından bu çok iyi. İnsanın kendi olduğu şeyi reddetmeyi bırakması, duygu ve hislerini reddetmeden ve onların içinde kaybolmadan sahiplenmesi, her türlü iyileşmenin ve etkinliğin, duygusal olsun olmasın her türlü “zeka”yı geliştirmenin en iyi yollarından. Ruhsal yolda ilerlemek isteyen bir insan için bile çok iyi: en azından tam olarak neyle uğraştığını daha iyi bilir hale geliyoruz. Ve ancak koçlukta veya terapide kullandığımız, Gestalt gibi deneyim odaklı teknikler bile ancak buraya kadar getiriyor bizi belki de.</p>
<h3 id="co996">Tutunmadığında ne tutarsın?</h3>
<p>İşte bundan sonrasında bizim olgulara, kendimizi ve kimliklerimizi her an yeniden oluşturma sürecimize, bununla şekillenen deneyimlerimize tam, tarafsız ve çıplak, içinde herhangi bir niyet olmayan bir farkındalıkla bakmaya başladığımız gerçek ruhsal çalışmamız başlıyor. Buddha’nın “tam ve mutlak aydınlanmaya giden tek ve doğrudan yol” olarak adlandırdığı Satipatthana Sutra’da işte bunun yöntemi anlatılıyor. Batıda temel amacından ve bizi gerçek özgürlüğe götürecek en önemli parçalarından arındırılarak etkinliğimizi ve ruhsal huzurumuzu arttıracak “Mindfulness &#8211; Bilinçli Farkındalık”a indirgenen hali ile biliyor olabilirsiniz bunu. Bu şekli kesinlikle çok faydalı, ve bu şekilde yayıldığı için çok mutluyum. Ancak kendi deneyimine doğrudan dokunmaktan kaçan, duygu ve hislerine farkındalık getirmeyi öğrenmemiş bir kişi için bu çalışma, özellikle sadece bu çerçevede ve doğru şekilde yapılmadığında aslında yüzleşmesi gereken acı ve ıstırabınan kaçmak ve sayede onların esiri olmaya devam etmek için başka bir uyuşturucuya da dönebiliyor.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@fallonmichaeltx" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Fallon Michael</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Aslında gerçek farkındalık çalışması deneyimleri oldukları gibi, müdahale etmeden gözlemlemek, onların ortaya çıktıklarında ortaya çıktıklarının, buradayken burada olduklarının, ve geçtiklerinde de geçtiklerinin farkında olmayı, hiç birine tutunmadan ben sandığım, kendimi kendileriyle kimliklendirdiğim olguların benden bağımsız hareketlerini izlemeyi içeriyor belki de. Bu sayede de bizi işte o aynada ben sandığımız görüntülerin boyunduruğundan kurtarmaya başlıyor, bu görüntülerin aynen dediğimiz gibi, sadece birer görüntü, kendimizle ilgili, dünya ile ilgili hikayelerin yine aynen sadece birer hikaye olduğunu doğrudan deneyimlemeye başlıyoruz. Doğrudan sezgisel bilgiye, içgörüye açılmaya başlıyoruz. Zihnin şeffaf, renksiz, kimliksiz, gökyüzü doğası dediklerinde bunun ne anlama geldiğini artık kendimiz bilir hale geliyoruz. </p>
<h3 id="5duu2">Aynalık</h3>
<p>Ustalar diyor ki işte bu noktada artık gözlemleyen ile gözlemlenen arasındaki ayrım yavaş yavaş kalkmaya başlıyor. Artık deneyimlenen, deneyimleyen ve deneyimin nasıl aynı anda birbirine koşullu olarak doğduğunu görüp bundan özgür hale gelebiliyoruz. Artık ne aynaya yansıyan görüntüler, ne de bu görüntülerin kaynağı olan koşullarla oluşmuş beden, duygular, algılar, zihin nesneleri, ve bunların bilincinde olma hali ile kimliklendiriyoruz kendimizi. Aynalığımızı fark ediyoruz, üzerine yansıtılan her şeyle, ona tutunmadan bir olan. Bu yansıyan imajlar, olgular, koşullar ve durumlar geldiklerinde gelmelerine, gittiklerinde gitmelerine takılmadan onlarla bir olan, ayırmayan. Aynalığın renksiz, şekilsiz, boyutsuz, sonsuz, sınırsız varoluşu içinde sadece farkında olan. Sadece farkındalık olan.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@rishabhdharmani" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Rishabh Dharmani</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Umarım hepimiz bu yolda adım adım, güçlü adımlarla ilerleyebiliriz. Ve hem buraya giden, hem de olduğu hali ile yaşamımızı etkin bir biçimde yaşamımızı yaşamamıza giden yol, öncelikle şimdi ve burada bedenimizde, kalbimizde ve zihnimizde olanlara doğrudan alan vermekten, temas etmekten ve olduğu gibi fark etmekten geçiyor. </p>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/yolculugunuzun-duraklari?id=1095376453&type=2",title: "Yolculuğunuzun durakları...",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/">Yolculuğunuzun durakları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Tutunma, bırak!”</title>
		<link>https://marefidelis.com/tutunma-birak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2023 21:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Koçlukta Duygularla Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/tutunma-birak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir lastik firmasının reklamındaki küçük kız babasına soruyordu: “Baba, yıldırım düşse sen tutar mısın?” Arkadaşlar, yıldırım tutulmaz. Ancak nedense biz, hepimiz, düşen yıldırımlarla beraber aslında tutulamayacak, tutulmaması gereken, tutulduğunda başımıza bela açacak şeyleri tutmaya, onlara tutunmaya çalışıyoruz nedense. Biz eskiye, artık zamanı geçmiş olana tutunuyoruz. Biz aslında asla gerçekleşmeyecek, gerçekleşse bile bizi mutlu etmeyecek umutlara tutunuyoruz. Biz doğasında geçip gitmek, akmak, devamlı değişmek olana tutunuyoruz. Biz bize aslında ıstırap verene tutunuyoruz. Bırakmaktan korktuğumuz için kendimizi kitliyoruz, durağanlaşıyoruz, zincirleniyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/tutunma-birak/">“Tutunma, bırak!”</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-5 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-4 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;--awb-margin-bottom:0px;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-5"><p>Bir lastik firmasının reklamındaki küçük kız babasına soruyordu:</p>
<p>“Baba, yıldırım düşse sen tutar mısın?”</p>
<p>Arkadaşlar, yıldırım tutulmaz. Ancak nedense biz, hepimiz, düşen yıldırımlarla beraber aslında tutulamayacak, tutulmaması gereken, tutulduğunda başımıza bela açacak şeyleri tutmaya, onlara tutunmaya çalışıyoruz nedense.</p>
<p>Biz eskiye, artık zamanı geçmiş olana tutunuyoruz. Biz aslında asla gerçekleşmeyecek, gerçekleşse bile bizi mutlu etmeyecek umutlara tutunuyoruz. Biz doğasında geçip gitmek, akmak, devamlı değişmek olana tutunuyoruz. Biz bize aslında ıstırap verene tutunuyoruz. Bırakmaktan korktuğumuz için kendimizi kitliyoruz, durağanlaşıyoruz, zincirleniyoruz.</p>
<p>Bize zarar veren kişilere, ilişkilere, işlere tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi gözümüzün önündeki ve olduğu gibi yüzleştiğimizde özgür kılacak gerçekleri görmemize engel olan fikirlerimize inançlarımıza tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi ilerlemekten, gelişmekten, olabileceklerimiz, yapabileceklerimizden uzak tutan ve tüm kimlik tanımları gibi sadece birer tanım olan mevcut kimlik tanımlarına tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi içinde sığamadığımız dar kalıplara ve tanımlara tıkan ve belki de bizim için hiçbir önemi olmayan, bazen bir daha görmeyeceğimiz başka insanların hakkımızdaki düşüncelerini kontrol etmeye tutunuyoruz.</p>
<p>Bunun sonucu ise kendimizden, duygularımızdan, farkındalığımızdan, bedenimizden, değerlerimizden, kalbimizi gerçekten heyecanlandıran şeylerden, bizim için önemli olan insanlardan, ve gerçeklikten kopuk; renklerin soluklaştığı, deneyimlerin ise donuklaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyamız da tutulamayacak şeyleri tutmaya çalıştığımız için devamlı kaygı, endişe ve stres dolu. Tüm bu yaptıklarımızı da tatmin ve güvende olmak için yapıyor olduğumuz gerçeği de işin en absürd tarafı.</p>
<p>Bu sadece zihinsel ve duygusal bir şey değil. Bedensel olarak da ortaya çıkıyor. Uzun süredir çalıştığım savaş sanatlarından Wing Chun, bu tutunma tuzağına nasıl düştüğümüzü doğrudan gördüğümüz yerlerden biri. Aşağıdaki videoda spor hocam sevgili Görkem Aslan (kendisi Wing Chun bilmez) ile bunu sizlere göstermeye çalıştık. Haydi şimdi videoyu seyredin, ve bir yandan da bakın bakalım ne fark ediyor, nasıl hissediyorsunuz.</p>
</div><div class="fusion-video fusion-vimeo fusion-aligncenter" style="--awb-max-width:600px;--awb-max-height:360px;--awb-width:100%;"><div class="video-shortcode"><lite-vimeo videoid="790931251" class="landscape" params="autoplay=1autoplay=0&autopause=0" title="Vimeo video player 1"  width="600" height="360"></lite-vimeo></div></div><div class="fusion-text fusion-text-6"><p>Acaba siz nerelerde, yaşamınızın hangi alanlarında kendinizi, sadece tutamayacağınız, tutmamanız, artık faydalı olmayan şeylere tutunarak kitliyor ve gereksiz yere “dayak yiyorsunuz” acaba?</p>
<p>Tamam da çıkış yolu ne? Belki de bu dediklerimi daha önce duydunuz. Belki bunları aynen benim gibi öğretiyorsunuz bile. Ama kavramları bilmek, hatta bir video seyretmek bizi değiştirmiyor. Gestalt yaklaşımında dediğimiz gibi, olmadığımız bir şey olmaya çalışarak değil, olduğumuz şeyi tam olarak sahiplenerek, farkındalıkla temas ederek, onu bedenimizde hissederek, bu sayede de anlayarak değişiyoruz biz. Yani tuttuğunun, ve nasıl tuttuğunun farkında olmadığın şeyi bırakamazsın. Yani o tutunmanın içine girmen, onun bedende, hislerinde, duygularında ve zihninde nasıl yaşadığını bizzat, kavramlardan bağımsız bir şekilde doğrudan deneyimlemen, onunla temas etmen, onun farkına varman lazım.</p>
<p>İşte Gestalt yaklaşımı bunu öğretiyor. Eugene Gendlin’in Focusing’i bunun için bir yöntem ortaya koymaya çalışıyor. Beden odaklı bir çok yaklaşım bunu yapma çabasında. Ve Buddha, tüm mindfulness akımının doğduğu Mahasatipatthana – Farkındalığın 4 Temeli sutrasında bundan bahsediyor.</p>
<p>Ve, 3 Şubat’ta başlayacak Koçlukta Duygularla Çalışmak eğitimimiz de işte bu kendimizi kitli kıldığımız tutunmalarla çalışmanın yöntemlerine güçlü bir giriş amaçlıyor. Beş oturumdan oluşan ve birer oturumunu Prof. Dr. Sinan Canan ve Aylin Kafalı Deniz, PCC ile sunacağımız bu eğitimde hem kendimiz, hem de koçluk danışanlarımız için aslında bakmamız, yüzleşmemiz gereken, ancak bunu yapmaktan çekindiğimiz, bu yüzden de kitli kaldığımız durumlarda kullanabileceğimiz beden, his ve duygu odaklı yaklaşım, yöntem ve teknikler üzerinde çalışacağız. 23 Ocak’a kadar erken ödeme indirimi ile kayıt olabileceğiniz bu eğitimle ilgili detaylı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.</p>
<figure class="image strchf-type-image regular strchf-size-regular strchf-align-center"><a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><picture><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg" alt="Duygular" /></picture></a></figure>
<p>Buddha’nın dediği gibi “hiçbir şeye takılmayan bir zihin hali geliştirin”. Yoksa tutmamamız gereken şeylere tutunduğumuz için illüzyon dünyası samsaranın dayağını yemeye devam edeceğiz gibi gözüküyor.</p>
<p>Madem yazımızın içinde bir video vardı, bir de şarkıyla, tüm bu dediklerimizi en lirik şekilde anlatan, Multitap’tan “Tutunma Bırak”la bitirelim:</p>
<figure class="video strchf-type-video regular strchf-size-regular strchf-align-center">
<div class="embed-container">
<div style="max-width: 100%; position: relative; padding-top: 56.5%;"><iframe style="position: absolute; top: 0px; left: 0px; width: 100%; height: 100%;" title="Multitap - Tutunma Bırak (No:3B)" src="https://www.youtube.com/embed/BEgW0Ps539k?feature=oembed" width="200" height="113" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div>
</div>
</figure>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/tutunma-birak?id=917648395&type=2",title: "“Tutunma, bırak!”",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script></p>
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/tutunma-birak/">“Tutunma, bırak!”</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duygu ve Hislere Farkındalık Getirmenin Gücü</title>
		<link>https://marefidelis.com/duygu-ve-hislere-farkindalik-getirmenin-gucu-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2023 14:42:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu ve Hislerle Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/duygu-ve-hislere-farkindalik-getirmenin-gucu-2/</guid>

					<description><![CDATA[<p>...İşte bu nedenle hem koçlar, hem de gelişim yolculuğunda yürüyen herkesin kendi his ve duyguları ile çalışmayı ve bunu başkalarının yapmalarına destek olmayı öğrenmeleri çok önemli. Benim bir koç olarak danışanlarımla kullandığım yaklaşım ve araçlar arasında en fazla etki ve ilerleme yaratan bir kaç teknikten birisi duygu ve hislere farkındalık getirmek ve şimdi ve buradaki deneyime farkındalık getirmek .</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/duygu-ve-hislere-farkindalik-getirmenin-gucu-2/">Duygu ve Hislere Farkındalık Getirmenin Gücü</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir şirketin tepe yönetici olan danışanımla, kendine doğrudan bağlı çalışma arkadaşlarından en güvendiği ile yaşadığı bir sorun ile konuşuyoruz. Çalışanı hiç beklemediği bir şey yapmış. Danışanım bu kişiyi karşısına alıp yaptığı şeyin yanlış olduğuna, en başta kendisine zarar vereceğine, bütün bunları onun iyiliği için söylediğine ikna etmeye çalışmış. Ancak pek de becerememiş. Şimdi karşımda, kendi zihnindeki düşünceler ve kalbindeki duygular arasında dönüp duruyor. Sanki iki seçenek arasında kalmış gibi gözüküyor: Cezalandırıp ardından suçlu hissetmek, veya sineye çekip öfkesini sindirmeye çalışmak.</p>
<p>Bu tespiti paylaşıyorum kendisi ile: “Sanki öfke ve suçluluk arasında bir tercih yapmak zorunda kalmış gibi duyuluyor söylediklerinden.” Bir çoğumuzun çoğu zaman olduğu gibi.</p>
<p>Bu söylediklerimi teyit eden bir çaresizlikle bana bakıyor.</p>
<p>“Başka bir olasılık olamaz mı acaba?” diye soruyorum.</p>
<p>Gözlerindeki çaresizliğin üzerine “zorlama da beni söyle, pek işe yarayacağını düşünmesem de” tepkisini içeren bir bakış ekleniyor.</p>
<p>İstediğini sandığım şeyi yapıp devam ediyorum çok zorlamadan: “Arkadaşını hep ikna etmeye çabalamışsın, ancak ne hissettiğini ifade etmemişsin gibi duyuluyor. Acaba bu olay karşısında ne hissediyorsun?”</p>
<p>“Ne hissedeceğim, öfke ve çaresizlik hissediyorum” diyor danışanım.</p>
<figure class="image strchf-type-image regular strchf-size-regular strchf-align-center"><picture><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_2312b493c196480e2504e04049971ea0_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2312b493c196480e2504e04049971ea0_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_2312b493c196480e2504e04049971ea0_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2312b493c196480e2504e04049971ea0_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" alt="Screm" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_2312b493c196480e2504e04049971ea0_800.jpg" /></picture></figure>
<p>“Mutlaka” diyorum, “ve bunların farkında olman güzel”. Bir yandan da ne kadar hızlı, kendine hiç temas etmeden, neredeyse otomatik bir biçimde geldiğinin farkındayım yanıtının. Ayrıca  bu duyguların farkındalığı herhangi bir çözülmeye de götürmemiş gözüküyor danışanımı. </p>
<p>Gözlemimi paylaşıp devam ediyorum: “Acaba bu çalışma arkadaşının davranışı karşısında hissettiğin duygulara biraz derinden baksak, acaba bize ne gibi olasılıklar sunabilir, birlikte araştıralım, ister misin?”</p>
<p>Onaylaması üzerine duygularının derinine inmek üzere bedenini temel alacak şekilde birlikte çalışıyoruz. Bir süre sonra daha derindeki duygularına ulaşıyoruz: Büyük bir hayal kırıklığı, ve güven kaybı… Kendi kelimeleri ile, büyük bir hayretle ifade ettiği gibi “bu arkadaşımın orada olmasından dolayı altımda çok sağlam bir biçimde hissettiğim zeminim, tamamen erimiş gibi hissediyorum yahu!”. Ve bunları getirdiği geleceğe yönelik büyük bir kaygı.</p>
<p>Bu duygulara temas edip adlandırınca içinde bulunduğu öfke ve çaresizlik, bambaşka bir şeye dönüşüyor. Bir yandan durumla ilgili tüm resmi görmüş olduğu için içindeki tıkanıklık ve çatışma hissi ortadan kalkmış durumda. Hatta biraz hüzün hissettiğini ifade ediyor bir kişiye bu kadar bel bağlamış olduğunu fark ediyor olmaktan. Ve bu güvenin sanki yasını tutmaya başladığını da fark ediyor. Bu duygulara temas etmekten neden kaçtığını, neden kendini bu duygulara karşı duyarsızlaştırdığı da ortaya çıkıyor:</p>
<p>“Dost, ben bu duyguları nasıl ifade edebilirim ki bu kişiye, bunları söylersem ilişkimiz bozulmaz mı?”</p>
<figure class="image strchf-type-image regular strchf-size-regular strchf-align-center"><picture><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c7b9022d364f20d63b340c5471107f88_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c7b9022d364f20d63b340c5471107f88_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c7b9022d364f20d63b340c5471107f88_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c7b9022d364f20d63b340c5471107f88_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c7b9022d364f20d63b340c5471107f88_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Seansımızın devamında aslında bu duygularını ifade etmezse nasıl ilişkilerinin ister istemez bozulacağını, belki de ancak ifade ederek ilişkilerini daha da derinleştirebileceğini keşfediyoruz beraber. Belki de bu sayede duruma daha gerçekçi beklentilerle bakabileceğini itiraf ediyor. Hem kendisine, hem de diğer kişiye. Aslında iyi niyetli, ancak farklı düşünceleri ve beklentileri olan, ve mutlaka hata yapma potansiyeli de olan, egoya sahip iki birey olarak.  Çalışma ilişkilerini bu sayede daha sağlıklı zeminlere oturtmanın yolları olabileceğini fark ediyor. Bu noktada sohbetimiz yaşamının geneline genişliyor, yaşamında nasıl bazı kişilerin üzerine nasıl gerçekçi olmayan bir “güven” yükü koyduğunun farkına varıyor danışanım. Sadece biraz yavaşlayıp o anda yaşanmakta olan duygu, his ve duyulara derinden farkındalık getirdiğimiz için.</p>
<h3 id="7dlm6">Yaşam Değiştiren Farkındalığın Temeli</h3>
<p>Geçenlerde vefat eden Amerikalı felsefeci ve psikolog Eugene Gendlin, benim bir çok danışanımla yaşadığım benzer seansların içinde saklı sırrı 1960’lı yıllarda yaptığı bir araştırma sırasında keşfetmiş. O sırada Chicago Üniversitesinde olan Gendlin, terapi, psikolojik danışmanlık veya koçluk benzeri hizmetler alan kişilerin bazılarının uzun yıllar boyunca yerlerinde sayarken, bazılarının nasıl olup da hızla ilerlediklerini terapist ve danışmanların yaklaşımlarında araştırmış. 2000 seans kaydı dinledikten sonra bu terapistlerin yaklaşım ve teknikleri arasında kayda değer bir fark bulamamış. Bunun üzerine dönüp danışanları dinlemeye karar veren Gendlin, aradığını burada bulmuş: Hızla ilerleme kaydeden hemen tüm danışanların, diğerleri gibi zihnin ve düşüncelerin içinde kaybolmak ve devamlı aynı hikayeleri anlatmak yerine bu hikayelerinin bir yerinde yavaşlayıp, dikkatlerini duygu ve hislere çevirdiklerini, kendi bedenlerine ve hislerine belli bir biçimde temas ettiklerini bulmuş. Bu bulgusunu daha sonra da tüm dünyada kullanılan bir metodolojiye çevirmiş Gendlin.</p>
<p>Sadece Gendlin değil bu metodolojiyi kullanan. Gestalt yaklaşımının temellerinden biri zihinsel hikayelerimizden, kavramların ve düşüncelerin dünyasından çıkıp şimdi ve burada yaşanan deneyime farkındalık getirmektir. Aynı şekilde Peter Levine tarafından yaratılan Somatic Experiencing’de de deneyime ve bedene farkındalık getirmek kullanılan önemli araçlardan. Buddha, Satipattana Sutra’da bedenin ve duyguların farkındalığını devamlı korumayı tam ve mutlak aydınlanmaya götüren direkt veya tek yolun dört önemli parçasından biri olarak sunuyor bize.</p>
<p>Duygulara Farkındalık Getirmenin Gücü</p>
<p>İşte bu nedenle hem koçlar, hem de gelişim yolculuğunda yürüyen herkesin kendi his ve duyguları ile çalışmayı ve bunu başkalarının yapmalarına destek olmayı öğrenmeleri çok önemli. Benim bir koç olarak danışanlarımla kullandığım yaklaşım ve araçlar arasında en fazla etki ve ilerleme yaratan bir kaç teknikten birisi duygu ve hislere farkındalık getirmek ve şimdi ve buradaki deneyime farkındalık getirmek.</p>
<p>İşte 3 Şubat’ta başlayacak ve 5 oturum/ 10 saatten oluşan<strong> <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/">Koçlukta Duygularla Çalışmak</a> </strong>online programını bu amaçla oluşturduk. 20 yılı aşan koçluk deneyimimde en çok işime yaradığını gördüğüm teknikleri katılımcılarla paylaşacağım bu eğitime Prof. Dr. Sinan Canan ve Aylin Safiye Deniz, PCC de iki oturumla  katkıda bulunacaklar. Bu eğitim,  hem kendimizin, hem de destek olduğumuz başkalarının duygu ve hislerine farkındalık getirmeye başlamak için hızlı bir giriş yapacağız ve hemen kullanabileceğiniz etkili ve basit teknikler öğreneceğiz. </p>
<figure class="image strchf-type-image regular strchf-size-regular strchf-align-center"><a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/"><picture><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg" /></picture></a></figure>
<p>Bu eğitimin tarihleri şöyle:</p>
<p><em>3 Şubat 2023 Cuma – 19:30 – 21:30 (Prof. Dr. Sinan Canan ile)</em><br /><em>7 Şubat 2023 Salı – 19:30 – 21:30</em><br /><em>14 Şubat 2023 Salı – 19:30 – 21:30</em><br /><em>21 Şubat 2023 Salı – 19:30 – 21:30</em><br /><em>24 Şubat 2023 Cuma – 19:30 – 21:30 (Aylin Safiye Deniz, PCC ile)</em></p>
<p>23 Ocak’a kadar erken kayıt indiriminden faydalanabileceğiniz ve 10 saat ICF CEU başvurusu yapılan bu programla ilgili detaylı bilgiye ve kayıt sayfasına <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p> Umarım webinarlarda görüşürüz!</p>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/duygu-ve-hislere-farkindalik-getirmenin-gucu?id=1208242186&type=2",title: "Duygu ve Hislere Farkındalık Getirmenin Gücü",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/duygu-ve-hislere-farkindalik-getirmenin-gucu-2/">Duygu ve Hislere Farkındalık Getirmenin Gücü</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Farkındalık farkındalık mı, yoksa daha iyi bir hikaye mi?</title>
		<link>https://marefidelis.com/farkindalik-farkindalik-mi-yoksa-daha-iyi-bir-hikaye-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2021 15:11:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt Koçluk Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[şimdi ve burada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/farkindalik-farkindalik-mi-yoksa-daha-iyi-bir-hikaye-mi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Danışanımla konuşuyoruz, zorlandığı bir konu hakkında. Bu konuda bilinebilecek, fark edilebilecek her şeyi bildiği, fark ettiği konusunda emin. “Aslında farkındayım Dost” diyor, “neden böyle yaptığımın, neden böyle tepki verdiğimin farkındayım. Eskiden farkında değildim, hep başkalarını suçluyordum. Ama şimdi farkındayım. Ama yine de değiştiremiyorum!” Bu cümle karşısında, her zaman olduğu gibi biraz şaşırıyorum. Anlamaya çalışıyorum: “Madem farkındasın, nasıl oluyor da değişmiyor, nasıl oluyor da aynı şeyi yapmaya devam ediyorsun?” Bu sefer şaşırma sırası danışanıma geliyor.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/farkindalik-farkindalik-mi-yoksa-daha-iyi-bir-hikaye-mi/">Farkındalık farkındalık mı, yoksa daha iyi bir hikaye mi?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Danışanımla konuşuyoruz, zorlandığı bir konu hakkında. Bu konuda bilinebilecek, fark edilebilecek her şeyi bildiği, farkındalık sahibi olduğu konusunda emin.</p>
<p>“Aslında farkındayım Dost” diyor, “neden böyle yaptığımın, neden böyle tepki verdiğimin farkındayım. Eskiden farkında değildim, hep başkalarını suçluyordum. Ama şimdi farkındayım. Ama yine de değiştiremiyorum!”</p>
<p>Bu cümle karşısında, her zaman olduğu gibi biraz şaşırıyorum. Anlamaya çalışıyorum:</p>
<p>“Madem farkındasın, nasıl oluyor da değişmiyor, nasıl oluyor da aynı şeyi yapmaya devam ediyorsun?”</p>
<p>Bu sefer şaşırma sırası danışanıma geliyor. Tam olarak sorumu algılamaya çalışıyor, aslında sorunun içindeki zorlamayı, sorumun ardına saklı önermeyi çözmeye ve kendi deneyimiyle karşılaştırmaya çabalıyor. En azından ben öyle sanıyorum, yüzündeki ifadeden.</p>
<p>“Neden yaptığımı biliyorum. Neden o şekilde davrandığımı biliyorum. Ama yine de değişmiyor işte. Belki de yeterince motivasyonum mu yok?”</p>
<p>Biraz daha araştırıyoruz birlikte farkındalık derken neyi kast ettiğini. Daha önce farkında değilim derken hangi hikaye ile hareket ettiğini anlatıyor, ve nasıl bir gün başına gelen ve canını acıtan bir olayda kendiyle yüzleştiğini aktarıyor bana.</p>
<p>Aktardığı kadarı ile gerçekten de güçlü bir farkındalık yaşamış. O an. Fark ettiği o an. Bu farkındalık onu sarsmış önce, sonra mutlu etmiş. Ancak şu an, bu farkındalık bir hikâyeye dönüşmüş. O eylemi neden yaptığı ile ilgili daha önceki daha gerçekten uzak hikâyenin yerine geçen, daha gerçeğe yakın, daha olumlu, ancak hala hikaye olmaktan öteye gidemeyen bir hikaye.</p>
<p>Bu tespite ulaşmak, danışanımda heyecan yaratıyor:</p>
<p>“Gerçekten de öyle! O an için çok canlı çok gerçekti, ama şu anda bu benim defalarca anlattığım bir hatıradan başka bir şey değil. Vay be!” Yeni bir farkındalık daha.</p>
<p>Önce onaylıyor ve destekliyorum danışanımı, heyecanına katılıyorum. Ama sonra uyarıyorum:</p>
<p>“Dikkat et” diyorum, “bu farkındalığını da yeni bir hikâyeye, farkındalıkla ilgili bir hikayeye çevirme”.</p>
<p>Gözlerini kırpıştırarak bakıyor: “peki o zaman gerçek değişim nasıl olacak? Farkındalık değişime yol açar diye siz öğretmiyor musunuz Gestalt eğitimlerinde, meditasyon eğitimlerinde?”</p>
<p>“Evet öğretiyoruz” diyorum, “ama ben sana sorayım, tüm bu deneyimlerine dayanarak. Gerçekten davranışlarının değişmesi için sence ne olması lazım? Sence bu farkındalık hikayeleri yeterli mi? Bir şeyi değiştirebildiğin zamanları düşün, ne olmuştu orada”</p>
<p>Biraz düşünüyor, sonra gözleri parlıyor: “evet, anlıyorum. Ancak o eylemi yaparken, o an içinde farkındaysam, o eylemi doğuran dürtünün, eylemi yapmakta olduğumun, içinde bulunduğum halin, hatta duyularımın ve düşüncelerimin beni nasıl o farkındalık diye anlattığım hikayedeki gerekçelerin içine nasıl soktuğunu bu durum gerçekleşirken, ANDA farkındaysam değiştirebilirim.”</p>
<p>Söylediği cümlenin derinliği karşısında kendisi de şaşırmış durumda. Son kısmını tekrar etmesini istiyorum. Aynen tekrar ediyor ve devam ediyor:</p>
<p>“Eğer o anda farkında değilsem, aynı eylemleri yapmaktan ve sonra da neden yaptığımı biliyorum işte ama değiştiremiyorum diye hikâye anlatmaktan başka çarem yok.”</p>
<p>Bu da çok derin bir cümle. Bunu söylemenin nasıl bir şey olduğunu soruyorum.</p>
<p>Durup o anki hislerine ve zihinsel durumuna bakıyor. Bir farkındalık daha:</p>
<p>“Hem özgürleştirici hem de sorumluluk yükleyici.” Bir süre sessiz kalıyor. “Ve bundan başka hiçbir şey gerçekten özgür irade olamaz, değil mi?”</p>
<p>Bir soru sormadığının farkındayım. O yüzden yanıt da verme ihtiyacı duymuyorum.</p>
<p>O yeni fark ettiği bu gerçeğin keyfi içindeyken ben de Viktor Frankl’ın sözlerini düşünüyorum:</p>
<p>“Tetikleyen ve yanıt arasında bir alan vardır. Bu alanda yanıtımızı seçme gücümüz yatar. Yanıtımızda da büyüme ve özgür olabilme ihtimalimiz.”</p>
<p>Şimdi ve burada, ve gerçek farkındalıkla, olgulara doğrudan çalışabilmek üzerine biraz daha sohbet edebilmek için sizi 18 Ekim saat 20:30’daki ücretsiz webinarımıza davet ediyorum. Bu webinara aşağıdaki linkten veya imaja tıklayarak kayıt yaptırabilirsiniz:</p>
<p><a href="https://gestaltcenterforcoaching.com/simdi-burada-ve-farkinda-gestalt-yaklasimi-ile-degisim/">https://gestaltcenterforcoaching.com/simdi-burada-ve-farkinda-gestalt-yaklasimi-ile-degisim/</a></p>
<figure class="image strchf-type-image regular strchf-size-regular strchf-align-center"><a href="https://gestaltcenterforcoaching.com/simdi-burada-ve-farkinda-gestalt-yaklasimi-ile-degisim/"><picture><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Dost-18102021-webinar-1500x500-layout2211-1gm3bt4_a56a88777b567df7ecb59d3cf0c839eb_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Dost-18102021-webinar-1500x500-layout2211-1gm3bt4_a56a88777b567df7ecb59d3cf0c839eb_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" alt="farkındalık" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Dost-18102021-webinar-1500x500-layout2211-1gm3bt4_a56a88777b567df7ecb59d3cf0c839eb_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/farkindalik-farkindalik-mi-yoksa-daha-iyi-bir-hikaye-mi?id=886375820&type=2",title: "Farkındalık farkındalık mı, yoksa daha iyi bir hikaye mi?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/farkindalik-farkindalik-mi-yoksa-daha-iyi-bir-hikaye-mi/">Farkındalık farkındalık mı, yoksa daha iyi bir hikaye mi?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayır, aradığın değişim ne kadar mantıklı gözükse de o tarafta değil!</title>
		<link>https://marefidelis.com/hayir-aradigin-degisim-ne-kadar-mantikli-gozukse-de-o-tarafta-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Apr 2021 10:43:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve lider koçluğunda ustalık]]></category>
		<category><![CDATA[Adaptif değişim]]></category>
		<category><![CDATA[adaptif liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Lider Koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Organizasyonel değişim]]></category>
		<category><![CDATA[yonetici koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve Lider Koçluğunda Ustalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/hayir-aradigin-degisim-ne-kadar-mantikli-gozukse-de-o-tarafta-degil/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendilerine koçluk yaptığım tepe yönetim takımı ile ilk 2 günlük takım koçluğu çalıştayımızı yapıyorduk. Çalıştay öncesinde her bir takım üyesi ile birer saat görüşmüş, şirketleri, içinde bulundukları takım ve takım üyeleri arasındaki ilişkilerde neyin işleyip neyin işlemediği ile ilgili düşünce ve duygularını almış, bunları özetleyen raporu da çalışmanın başında herkesle paylaşmıştım. Şimdi takım bu raporda altı çizilen konularla nasıl başa çıkabileceğini bulmaya çalışıyordu. Takımın üyesi olan 9 kişinin birden "bu takımda güven yok" demesinin ne anlama geldiğini ve buradan nasıl çıkabilecekleri, en fazla kafalarını ve yüreklerini zorlayan şeydi... Devamı için tıklayınız...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/hayir-aradigin-degisim-ne-kadar-mantikli-gozukse-de-o-tarafta-degil/">Hayır, aradığın değişim ne kadar mantıklı gözükse de o tarafta değil!</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-6 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-5 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;--awb-margin-bottom:0px;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-7"><p>Kendilerine koçluk yaptığım tepe yönetim takımı ile takım koçluğu çalıştayı yapıyorduk. Çalıştay öncesinde her bir takım üyesi ile birer saat görüşmüş, şirketleri, içinde bulundukları takım ve takım üyeleri arasındaki ilişkilerde neyin işleyip neyin işlemediği ile ilgili düşünce ve duygularını almış, bunları özetleyen raporu da çalışmanın başında herkesle paylaşmıştım. Şimdi takım bu raporda altı çizilen konularla nasıl başa çıkabileceğini bulmaya çalışıyordu. Takımın üyesi olan 9 kişinin birden &#8220;bu takımda güven yok&#8221; demesinin ne anlama geldiğini ve buradan nasıl çıkabilecekleri, en fazla kafalarını ve yüreklerini zorlayan şeydi.</p>
<p>Şirketin İK yöneticisi olan, danışmanlık geçmişi de olan arkadaşımın bir fikri vardı: &#8220;Hadi herkes güven duymak için neye ihtiyacı olduğunu belirtsin. Bunları tahtaya yazalım. Sonra da bunlardan herkesin hem fikir olabileceği bir liste, bir bildirge yaratalım, herkes de söz versin bunları yapmaya, aşalım bu problemi!&#8221;</p>
<p>Ben kendisine daha bir şey söyleyemeden çok sevdiği bu fikrini hayata geçirmek için tahtaya fırladı, kalemi eline aldı, takım üyelerine tek tek &#8220;senin neye ihtiyacın var güven için?&#8221; diye sormaya başladı. Ben de o anda müdahale etmemeye, bu çalışmanın nereye doğru gideceğini izlemeye karar verdim.</p>
<p>Arkadaşım kuvvetli danışmanlık ve fasilitasyon deneyiminin de verdiği yetkinlikle planını mükemmel bir şekilde yürüttü, gerçekten yarım saat kadar bir sürede tahtada herkesin hem fikir olduğu bir &#8220;güven listesi&#8221; oluştu. Bu listeye uymayı kabul ediyor musun diye her bir takım üyesine sorduğunda da doğal olarak &#8220;evet&#8221; yanıtını aldı. Artık yapılması gereken tek şey belki de her birinin renkli marker kalemlerle imzalarını atmaları, hatta belki farklı renklerdeki boyalara batırıp da el izlerini bu Güven Bildirgesi&#8217;ne basmaları kalmıştı. Ancak bir şekilde odada sanki büyük bir iş becermişiz ve bu sorunu ortadan kaldırmışız havası yoktu nedense&#8230; İnsanlar hala daha çok içlerinde, ve sessizdiler.</p>
<figure class="image large "><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_60fb0a1af2e83eda05550f7403370df1_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_60fb0a1af2e83eda05550f7403370df1_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_60fb0a1af2e83eda05550f7403370df1_1000.jpg" alt="Never give up. It is during our darkest moments that we must focus to see the light. And it will light the way.." /></picture><figcaption>Kalabalık içinde yalnız&#8230;</figcaption></figure>
<p>Tam ben &#8220;artık müdahale etmem lazım&#8221; diye gruba bu gözlemimi paylaşmak üzere sandalyemde dikleştiğimde ekip üyelerinden birisi &#8220;bir şey sormak istiyorum; biz bunlara onay verdik ve imzaladık diye güven sorunu halletmiş olacak mıyız şimdi?&#8221;. Ekipten bir kaç kişi bu sorunun yaratacağı yeni çatışmaya, yeni kaosa girmektense kendilerini bu zorlu konuyla yüzleşmekten kurtaran mevcut çözüme sarılmak konusunda kararlı bir şekilde &#8220;tabi ki&#8221; dediler, &#8220;söz verdik ya!&#8221;.</p>
<p>Artık gerçekten dahil olmamın zamanı gelmişti. Soruyu soran arkadaşa &#8220;soru soruyorsun, ama sanki sorunun arkasında bir gözlem veya fikir var gibi geldi. Bu gözlemi paylaşmak ister misin?&#8221;</p>
<p>Bu davetim üzerine ekip üyesi hem fiziksel hem de metaforik olarak sandalyesine geri gömüldü, telaş içinde &#8220;hayır hayır, sadece soru sordum, gerçekten!&#8221; Evet, görünen o ki süreç güvenin oluşması konusunda pek bir işe yaramamış! Bu konudaki geri bildirimimi bir yandan bu güvensizlik ortamında bunun tolere edilebilecekten daha fazla rahatsız edici olur mu diye düşünerek paylaşmaya hazırlanırken bu sefer beni takımın lideri, Genel Müdür kurtardı:</p>
<p>&#8220;Yeter çevresinden dolaştığımız. Ben açık ve net bir biçimde söyleyeyim size. Ben size güvenmiyorum.&#8221;</p>
<p>Odada ölüm sessizliği. Sonunda birisi, deminki soruyu soran arkadaş bozuyor sessizliği:</p>
<p>&#8220;Abi neden güvenmiyorsun onu da söyle o zaman!&#8221;</p>
<p>&#8220;Hemen söyleyeyim: Çünkü bir konu olduğunda, rahatsız olduğunuzda, aynen şimdi burada olduğu gibi hiç kimse bana bir şey söylemiyor, ama herkes bu takımın içinde de dışında da arkamdan konuşuyor. Nasıl güveneyim ben size böyle bir durumda?&#8221;</p>
<p>Genel müdürün sözlerinin doğruluğu ve ağırlığı bu sefer odada farklı çeşit bir sessizlik vardı. İnsanlar saklanmak yerine bu sözleri ve sözlerin anlamını değerlendiriyorlardı.</p>
<p>Bir başkası sözü aldı: &#8220;Söylediklerin tamamen doğru. Çok haklısın.&#8221; Biraz durakladıktan sonra düşünceli bir şekilde devam etti: &#8220;ben de bunu yapıyorum. Neden yapıyorum diye düşündüğümde, senden ve tepkilerinden korktuğumu fark ediyorum.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ne yapıyorum da seni böyle korkutuyorum?&#8221; diye, tepkisel olmayan, gerçekten soru olan bir soru ile geri döndü Genel Müdür&#8230;</p>
<p>Birer birer tüm takım üyeleri tartışmaya katılmaya, Genel Müdür’e nasıl bazen istemediği şeyler duyduğunda tepkisel davrandığı ve bunun üzerlerindeki etkisi üzerine geri bildirim vermeye başladı. Genel Müdür bu sefer tepki vermeden, hatta başını sallayarak, hatta arada “haklısınız” diyerek desteklemeye devam etti geri bildirimleri. Konuşma ilerledikçe diğer katılımcılar da kendi sorumluluklarını almaya başlayan cümleler kurmaya, hatta birbirlerine geri bildirim vermeye, duydukları geri bildirimlerin bazılarını kabul etmeye, bazılarını reddetmeye başladılar&#8230;</p>
<p>Yaklaşık bir saat sonra, bazı konularda mutabakat sağlamayı becermişlerdi. Araya çıkmadan önce takımdan birer küçük kart almalarını, o kağıda ve eğer Genel Müdür’ün “size ben güvenmiyorum” çıkışı sonrası güven duyguları arttıysa “+”, azaldıysa “-&#8220;, değişmediyse “0” yazmalarını rica ettim. Herkes yazdıktan sonra aynı anda kağıtlarını birbirlerine gösterdiler. Tüm kağıtlarda “+” vardı.</p>
<figure class="image large "><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_cb202dedcb669d0b02c149a9fb47f6e1_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_cb202dedcb669d0b02c149a9fb47f6e1_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_cb202dedcb669d0b02c149a9fb47f6e1_1000.jpg" alt="Partido de rugby jugado en el Bahía’s Park de Marbella el 14-01-2018 entre el Trocadero Marbella Rugby Club y Club Alcobendas Rugby B con mucha lluvia y barro." /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@quinoal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Quino Al</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>“Değişimin Çelişkili Teorisi”ni kaleme alan Arnold R. Beisser diyor ki:</p>
<p><em>“…de</em>ğ<em>i</em>ş<em>im insan oldu</em>ğ<em>u </em>ş<em>eyi tam oldu</em>ğ<em>unda gerçekle</em>ş<em>ir, olmadı</em>ğ<em>ı bir </em>ş<em>ey olmaya çalı</em>ş<em>tı</em>ğ<em>ında de</em>ğ<em>il. De</em>ğ<em>i</em>ş<em>im bireyin veya bir ba</em>ş<em>kasının baskısı veya ittirmesi ile de</em>ğ<em>il, oldu</em>ğ<em>u </em>ş<em>eyi tam olmak, [onu sahiplenmek, ve anlamak] için zaman ve çaba sarf etti</em>ğ<em>inde gerçekle</em>ş<em>ir.”</em></p>
<p><em>&#8230; [bu yakla</em>ş<em>ımı kullanan bir lider] de</em>ğ<em>i</em>ş<em>imin &#8220;çabalayarak&#8221;, baskı, inanç, ikna, yorumlama ile gerçekle</em>ş<em>medi</em>ğ<em>ine inanır. Bunun yerine, de</em>ğ<em>i</em>ş<em>im ki</em>ş<em>i en azından bir süre için de</em>ğ<em>i</em>ş<em>meye çalı</em>ş<em>mayı bırakıp da oldu</em>ğ<em>u </em>ş<em>eyi tam olmak, [olanı tam olarak anlamak, sahiplenmek ve ifade etmek] için çabalaması sonucu olu</em>ş<em>ur. Bunun altında yatan fikir, insanın adım atabilmek ve hareket edebilmek için bir yerde sa</em>ğ<em>lam durması ve ayaklarını yere iyice basmasıdır ve bu sa</em>ğ<em>lam basma olmadan hareket etmenin imkansızlı</em>ğ<em>ı veya zorlu</em>ğ<em>udur.&#8221;</em></p>
<p>Yani insanlar, kendilerini değiştirmek için zorlayarak, olmadıkları bir şeymiş gibi davranarak, oldukları şeyi reddederek değil, oldukları şeyi tam sahiplenerek, anlayarak değişirler. Yani Kierkegaard’ın dediği gibi “olanla beraber ol ki, olma olasılığı olan, ortaya çıksın”.</p>
<p>Beisser, değişmeye çalıştığımızda, birbiri ile savaş haline iki pozisyonun, yani olması gerektiğini düşündüğümüz şeyle, aslında olduğumuzu sandığımız şeyin arasında, her ikisi ile de hiç bir zaman özdeşleşemeden ve kabul edemeden, sonsuz bir döngü içinde gidip gelmemizin çaresizliğinden ve umutsuzluğundan bahsediyor. Bunun sonucu olan değişim çabalarımızın çoğu ise aslında &#8220;gelişimsel şiddet&#8221; ve &#8220;pasif direnç&#8221;e dönüyor. Değiştirmek için kendimize şiddet uygulayan tarafımızla, değişmemek için direnen tarafımız arasında acı çekip duruyoruz.</p>
<p><strong>Acaba kendi kişisel gelişim çabamızın, ilişkilerimizin, içinde kendimizi bulduğumuz veya bizim başlattığımız organizasyonel değişim çabalarının bu kadar acı verici ve bu kadar tatmin edicilikten uzak olmasının nedeni bu olabilir mi?</strong></p>
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/hayir-aradigin-degisim-ne-kadar-mantikli-gozukse-de-o-tarafta-degil/">Hayır, aradığın değişim ne kadar mantıklı gözükse de o tarafta değil!</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</title>
		<link>https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2021 17:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ülküsü olmalı insanın, zihnimizde dolaşan korku ve hırs dolu düşüncelere değil, bizi oradan oraya vuran ve geçmişin hallolmamış meseleleri ile tetiklenen duygulara değil; kalbimizin, en derin özlemine, yüreğimizin kendimize ve yaşama karşı olan taahhüdüne dayanan... Bizim için bu dünyada geçirdiğimiz süreyi anlamlı kılan, uğruna rahat koltuklarımızdan kalktığımız, güvenli evimizden çıktığımız, zorluklara seve seve katlandığımız bir ülküsü olmalı.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/">İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ülküsü olmalı insanın, zihnimizde dolaşan korku ve hırs dolu düşüncelere değil, bizi oradan oraya vuran ve geçmişin hallolmamış meseleleri ile tetiklenen duygulara değil; kalbimizin, en derin özlemine, yüreğimizin kendimize ve yaşama karşı olan taahhüdüne dayanan&#8230;</p>
<p>Bizim için bu dünyada geçirdiğimiz süreyi anlamlı kılan, uğruna rahat koltuklarımızdan kalktığımız, güvenli evimizden çıktığımız, zorluklara seve seve katlandığımız bir ülküsü olmalı.</p>
<p>Önümüze çıkan tüm o cazip, ağzımızın suyunu akıtan çeldiricilere, veya bu yolda devam edersek yaşayacağımız cehennem azabını anlatan korku hikayeleri anlatanlara rağmen yine de bunlara sırtımızı dönüp de peşinden gidebildiğimiz bir ülkü.</p>
<p>Ancak çoğumuzun sadece ideolojileri var.</p>
<p>Neyin nasıl olması gerektiğini, ulaşılacak yerdense uyulması gereken kriterleri tanımlayan ideolojiler. Kimin iyi kimin kötü insan olduğunu tanımlayan, neyin doğru neyin yanlış olduğuna bizim yerimize karar veren, bize eğer uyarsak bu dünyada veya öte dünyada cenneti, uymazsak her iki dünyada da cehennemi vadeden ideolojilerimiz.</p>
<p>Süslü sözler ve büyük iddialarla bezeli, ve o sözlerin ve iddiaların gerçek hayattaki işlerliğini sorgulamayı büyük bir günah olarak, küfür olarak görmeye bizi ikna etmeye çalışan ideolojilerimiz.</p>
<p>O ideolojiye ait olmayan herkesi düşman, gerçeği göremeyen, geri zekalı, kötü niyetli, hain, geri kafalı, gerici, küffar, din düşmanı, örümcek kafalı, sapık, hatta tehdit görmemizi salık veren, öncelikle bu kişilere tebliğ etmemizi, bunu beceremiyorsak onları yok saymamızı, insan yerine koymamamızı, hatta bazen fikren veya fiziken yok etmemizi söyleyen ideolojiler. </p>
<p>Bize bu ideolojiye inandığımız için ne kadar özel olduğumuz konusunda içimizi rahatlatan ideolojiler. Bu sayede bizi rahat ettiren, bizi zorlanmaktan koruyan, kendilerine uydukça ödüllendiren, uymadığımızda cezalandıran ideolojiler.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="first walk after confinment" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@rubavi78" rel="noopener noreferrer">Rubén Bagüés</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>İşte bu yüzden belki de içinde bulunduğumuz dünya böyle.</p>
<p>Çünkü&#8230;</p>
<p>İdeolojiler böler. Ülküler ise insanları birleştirir.</p>
<p>İdeolojiler bizim korkumuzu, suçluluk duygumuzu, öfkemizi, açgözlülüğümüzü besler. Ülküler ise bizi en iyimize, içimizdeki en yüce duygulara, tutkumuza, hayallerimize, erdemimize bağlar.</p>
<p>İdeolojiler bizi içinde rahat ettiğimiz düşüncelerin, fikirlerin, ideaların içinde hapis eder. Ülküler ise tam tersine bizi kısıtlayan düşünce ve inançlarını dışına çıkmaya, kendimizi aşmaya, kimlik tanımımızı her geçen gün genişletmeye iter.</p>
<p>İdeolojiler kıskançtır. Başka ideolojilerden korkar. Onları kendine tehdit olarak görür. Ülküler ise başka ülküleri duymaktan keyif ve heyecan duyar. Onları desteklemek, hatta mümkünse onlarla beraber ilerlemek ister.</p>
<p>İdeolojilerin tek bir doğru yolu vardır. O yola uymazsan seni cezalandırır. O ideolojiyi sana öğreten kişiye tam itaat ve biat ister. Ülküler ise ulaşılmak istenen, özlenen yerle, vuslatla alakalıdır. İçinde ülkünü keşfetmene destek olan kişi, lider, öğretmen, usta, sana destek olabileceği sınıra ulaşınca ilerisi için yolunu aydınlatacak başka bir öğretmen veya usta bulman veya kendi yolunu keşfetmen için seni destekler.</p>
<p>Üzerinde düşününce sanki ideolojilerin önemli bölümü, onu ilk ifade eden kişiler için birer ülküydü. Ancak bu ülküyü tam olarak içselleştirememiş, hatta anlayamamış, kendi içlerinde keşfedememiş kişiler tarafından ideolojilere çevrilmişler gibi geliyor bana. Buddha’nın Budist olmaması gibi. İsa’nın Hıristiyan olmaması gibi. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinde hepimizin içinde bir Atatürk olduğunu anlatmaya çalışırken bizim o hitabeyi sanki bir dogmaymış gibi, anlamadan tekrar etmemiz, ancak onu hayata geçirmek için hiç bir şey yapmamamız gibi.</p>
<p>İnsanın kendi ülküsünü kendi içinde keşfetmesi gerekiyor. Bir başkasının ülküsü, eğer onu anlamadıysak ve o ülkü bizim içimizdeki ülküyü alevlendirmedikçe, bizim ülkümüze temel oluşturmadıkça, sadece düşünceler düzeyinde kaldıkça, çoğu zaman bizim için anladığımızı sandığımız ancak içimize tam işlemeyen bir ideoloji olacakmış gibi geliyor bana. </p>
<p>Umarım hepimiz içimizden bizi ele geçiren ve bir şekilde kendilerinin bizi tanımladığına inandıran ideolojilerin boyunduruğundan kurtulur, kendi derin kalbimizin özleminden, taahhüdünden beslenen ülkülerimizi içimizde keşfederiz bir gün.</p>
<p><em>Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni<br />Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni</p>
<p>Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim<br />Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni</p>
<p>Aşkın aşıkları öldürür, aşk denizine daldırır<br />Tecelli ile doldurur, bana seni gerek seni</p>
<p>Aşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşem<br />Sensin dün ü gün endişem, bana seni gerek seni</p>
<p>Sofilere sohbet gerek, Ahilere Ahret gerek<br />Mecnunlara Leyli gerek, bana seni gerek seni</p>
<p>Eğer beni öldüreler, külüm göke savuralar<br />Toprağım anda çağıra, bana seni gerek seni</p>
<p>Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri<br />İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni</p>
<p>Yunus&#x27;dürür benim adım, gün geçtikçe artar odum<br />İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni</em></p>
<p>                              &#8211;Yunus Emre.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg" /></picture></figure>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/ideolojiniz-mi-var-uelkuenuez-mue?id=1236057054&type=2",title: "İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/">İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
