<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Liderlik Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/category/liderlik-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/category/liderlik-2/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Oct 2025 08:50:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>Nerede Hata Yaptığınız Biliyor musun?</title>
		<link>https://marefidelis.com/nerede-hata-yaptiginiz-biliyor-musun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 08:50:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duygu ve Hislerle Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Duyuruları]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[sistem düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[temel eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve lider koçluğunda ustalık]]></category>
		<category><![CDATA[Değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Organizasyonel değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve Lider Koçluğunda Ustalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/nerede-hata-yaptiginiz-biliyor-musun/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Liderlik ve kişisel gelişimde yapılan yaygın hataların çoğu yanlış teşhislere dayanmaktadır. Anlamlı ve kalıcı değişim için doğru anlayışa ihtiyaç var. İnsanların Önlerinden Çekilmelerine Destek Olmak Programı bu konuları ele alıyor. Katılmayı unutmayın.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/nerede-hata-yaptiginiz-biliyor-musun/">Nerede Hata Yaptığınız Biliyor musun?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-block-id="9qp5r">​Çok tekrarladığım, çok doğru bulduğum bir cümle: Çoğu liderlik hataları, temelinde teşhis hatasıdır. Hatta çoğu anne &#8211; babalık hataları, çoğu ilişki hataları, hatta yaşamda mutluluğa ulaşmak için yaptığımız hataların çoğu teşhis hatasıdır.</p>
<p data-block-id="6a3on">Peki biz ne konuda hatayı yapıyor, neyi gerçekte olduğu gibi göremiyoruz?</p>
<p data-block-id="4tsa0">Öncelikle anlamlı ve kalıcı değişimin nasıl gerçekleşeceği konusunda bizi çok hatalı yerlere götüren inanılmaz yanlış inançlarımız var.</p>
<p data-block-id="27h3s">Hoşumuza gitmeyen veya giden herhangi bir sonuçla karşılaştığımızda, bu sonucun nasıl oluştuğu ile ilgili, yaşadığımız şeyin doğası ile ilgili yeterli anlayışa sahip değiliz.</p>
<p data-block-id="1t7co">Yaşadığımız problem ve zorlukların nedenlerini ve tabiatını genellikle ya yarım, çoğu zaman ise tamamen yanlış anlıyoruz.</p>
<p data-block-id="6o7di">Böyle olunca da ister lider, ister anne baba, veya bir birey olarak durumun bizden nasıl bir liderlik, nasıl bir müdahale talep ettiğini hatalı değerlendiriyoruz. Bu hatalı değerlendirmeye dayanan eylemimiz, ve bu eylemin sebep olduğu istemediğimiz durumlar arasındaki bağlantıyı da göremiyoruz.</p>
<p data-block-id="1olto">Çoğu zaman olayı bir bütünün, her parçası diğerini etkileyen, dengeleyen bir sistemin parçası olarak ve bir çok koşulun bir araya gelmesi ile varolan bir olgu değil de tekil, tek başına, sanki boşlukta kendi başına varolan bir şeymiş gibi görüyoruz. Böyle görünce de o şeyin bir koşul olarak neden olduğu diğer sonuçları da doğru değerlendiremiyoruz.</p>
<p data-block-id="eh8jh">Tüm bunları değerlendirirken ise ya sadece veriler, olgular, durumlar olarak, ya da sadece duygular, hisler, ilişkiler olarak değerlendirme eğilimindeyiz. Bu ikisinin bir dengesini kuramıyoruz. </p>
<p data-block-id="fffbu">Çok kişiselleştirdiğimiz bazı tepkilerimizin, korkularımızın, öfkemizin, arzularımızın aslında sinir sistemimizin kendi içinde bulunduğu duruma verdiği doğal hayatta kalma yanıtları olduğunu, ve çoğu zaman bu kişisellikten uzak yanıtların içinde bulunduğumuz durumun gerçekleri ile uyumlu olmadığını fark edemiyoruz.</p>
<p data-block-id="7mkq0">Problemi çözeceğiz, yardımcı olacağız veya sonuç alacağız diye bir anne baba, lider, birey olarak yaptıklarımızın aslında çoğu zaman kendi arzularımızdan, isteklerimizden ve beklentilerimizden kaynaklandığını, ve bu beklentilerin çoğu zaman gerçekçilikten uzak olduğunu göremiyoruz. Göremeyince de bu yaptıklarımızla oluşan durumu da yönetecek beceri ve zihin haline gelemiyoruz. Devamlı tuzaklara düşüyor, bu tuzaklardan çıkayım derken daha da beter tuzaklara düşebiliyoruz.</p>
<p data-block-id="dos7k">Beklentimiz karşılanmadı diye öfkeleniyor, uzaklaşıyor, husumet besliyoruz. Dönüp kendimize kızıyoruz, bir daha yaşamamak için stres oluyor, veya küsüp oynamıyoruz. Bu durumun değişebileceğine olan inancımızı da kolayca kaybediyoruz.</p>
<p data-block-id="ccq26">Her şeyi, her olguyu o kadar kişiselleştiriyor, o kadar ben, benim, bana ait diye görüyoruz ki, azıcık dışarıdan baksak, azıcık tutunmadan, sakince değerlendirsek kolayca işin içinden çıkacakken, vazgeçemeyeceğimizi sandığımız hiç ihtiyacımız olmayan şeyler, hisler, duygular yüzünden kötü, zararlı olana tutunup kalıyoruz.</p>
<p data-block-id="92uid">Birazcık kısa süreli rahatsızlığa razı olamadığımız, azıcık hazdan vazgeçemediğimiz için bitmeyen mutsuzluğa, sonuçsuzluğa, ıstıraba razı oluyoruz.</p>
<p data-block-id="3nin4">Ve bundan bizi çıkaracak yolun nasıl olacağı ile ilgili de, nasıl bir çaba, nasıl bir bedel gerektiği ile ilgili de hiç de doğru bir anlayış içinde değiliz çoğu zaman.</p>
<p data-block-id="e1hrg">Böyle olunca da ne anne babalığımız, ne liderliğimiz, ne ilişkilerimiz, ne de kendi bireysel gelişim çabamız bizi istediğimiz yerlere götüremiyor. Bunları anlamazsak bir başkasına kendi çukurundan çıkma konusunda destek de olamıyoruz.</p>
<p data-block-id="e6n8d">İşte <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/insanlarin-onlerinden-cekilmelerine-destek-olmak-2025/">24 Ekim’de başlayacak İnsanların Önlerinden Çekilmelerine Destek Olmak Programı</a> bu temel teşhis hatalarımız ve bu hatalardan nasıl kurtulup anlamlı ve kalıcı değişimi yaratırız, bunun üzerine. Sizleri bekliyoruz.</p>
<figure class="image strchf-type-image regular strchf-size-regular strchf-align-center"><a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/insanlarin-onlerinden-cekilmelerine-destek-olmak-2025/"><picture><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/cilo-2025-1-modul-2_ef4aa9b7a121cef1d347dbddd9e9013e_800.jpeg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/cilo-2025-1-modul-2_ef4aa9b7a121cef1d347dbddd9e9013e_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/cilo-2025-1-modul-2_ef4aa9b7a121cef1d347dbddd9e9013e_800.jpeg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/cilo-2025-1-modul-2_ef4aa9b7a121cef1d347dbddd9e9013e_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" loading="lazy" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/cilo-2025-1-modul-2_ef4aa9b7a121cef1d347dbddd9e9013e_800.jpeg" /></picture></a></figure>
<p data-block-id="e4nie">
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/nerede-hata-yaptiginiz-biliyor-musun?id=1376419704&type=2",title: "Nerede Hata Yaptığınız Biliyor musun?",siteId: "666",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/nerede-hata-yaptiginiz-biliyor-musun/">Nerede Hata Yaptığınız Biliyor musun?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Probleme bakış açımızdaki temel yanlış</title>
		<link>https://marefidelis.com/probleme-bakis-acimizdaki-temel-yanlis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 10:58:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Duyuruları]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[MareFidelis Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Program Invitation]]></category>
		<category><![CDATA[sistem düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve lider koçluğunda ustalık]]></category>
		<category><![CDATA[Adaptif değişim]]></category>
		<category><![CDATA[adaptif liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Coaching]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Lider Koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Organizasyonel değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve Lider Koçluğunda Ustalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/probleme-bakis-acimizdaki-temel-yanlis/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni danışanım, büyükçe bir kurumda finanstan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak yeni işe başlamış. Ona üstlendiği liderlik alanında ne konuda destek olabileceğimi tartışıyoruz. “İlk olarak yöneticimin ekibime karşı olan önyargısını yönetmek, bu konudaki iletişim tekniklerini öğrenmek konusunda desteğini istiyorum Dost” diyor. Önceki yıllarda finanstan istediği performansı bir türlü alamamış Genel Müdür. Bir kaç ayda bitecek bir ERP projesi, yıllar boyunca sonuçlanamamış. Ekip ve eski yöneticisi geri bildirimlere ise hep defansif yaklaşmışlar. “Tabii ki çok haklı olduğu taraflar var” diyor danışanım, “ancak bir yandan da 3 – 4 ay içinde büyük ilerleme kaydettik. Bunları görmek yerine hala eksik taraflara odaklanıyor. Bunu nasıl değiştirebilirim?”</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/probleme-bakis-acimizdaki-temel-yanlis/">Probleme bakış açımızdaki temel yanlış</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-block-id="36aqm">​Yeni danışanım, büyükçe bir kurumda finanstan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak yeni işe başlamış. Ona üstlendiği liderlik alanında ne konuda destek olabileceğimi tartışıyoruz.</p>
<p data-block-id="10kug">“İlk olarak yöneticimin ekibime karşı olan önyargısını yönetmek, bu konudaki iletişim <strong>tekniklerini</strong> öğrenmek konusunda desteğini istiyorum Dost” diyor. Önceki yıllarda finanstan istediği performansı bir türlü alamamış Genel Müdür. Bir kaç ayda bitecek bir ERP projesi, yıllar boyunca sonuçlanamamış. Ekip ve eski yöneticisi geri bildirimlere ise hep defansif yaklaşmışlar.</p>
<p data-block-id="frivt">“Tabii ki çok haklı olduğu taraflar var” diyor danışanım, “ancak bir yandan da 3 – 4 ay içinde büyük ilerleme kaydettik. Bunları görmek yerine hala eksik taraflara odaklanıyor. Bunu nasıl değiştirebilirim?”</p>
<p data-block-id="697bd">İkinci destek istediği konu ise kendi stili ile alakalı: “Biraz zorlamayı ve gördüğümü direkt söylemeyi seviyorum. Çatışmadan da korkmam, ancak bazıları zorlanabiliyorlar. Bana bu geri bildirimleri daha yenilir yutulur şekilde vermem için <strong>teknikler öğret</strong>”.</p>
<p data-block-id="dk36a">Harika gelişim konuları değil mi? Ancak gelin bir de farklı açıdan bakalım.</p>
<p data-block-id="4birr">Bu konuların hemen hepsi “<strong>içeriden dışarıya</strong>” konular. Yani kişi kendi içindeki rahatsızlık hissettiği, kendi hoşuna gitmeyen, kendisini mutsuz eden konuları – haklı olarak – gündeme almış, ve bunda tabii ki hiçbir hata veya problem yok. </p>
<p data-block-id="aqv74">Ama acaba farklı bir şekilde, <strong>“dışarıdan içeriye”</strong> yaklaşsak, nasıl olurdu? Özellikle kendimiz veya danışanımız kendi etki alanında yapmak istediği önemli değişimlere liderlik yapacaksak? </p>
<p data-block-id="cvb2m">“Bunların üzerine seve seve çalışırız” dedikten sonra soruyorum: “ancak biraz daha durumunuzu anlamama yardımcı olur musunuz? Ekibinizin şu anki durumu ne, sizin burada gözlemleriniz ve yaratmaya çalıştığınız şey ne, yani <strong>ne oluyor burada?</strong>”.</p>
<p data-block-id="cq3i">Danışanım “aslında genel müdürüm haklı” diye söze girip, ekibin halen nasıl bazı konularda senelerdir alışkın olduğu şekilde topu taca atma eğiliminde olduğunu, bir çok raporun halen hatalı çıktığını ve bu konuda insiyatif almakta geciktiklerini, ve buna benzer kendisinin de şikayetçi olduğu ve üzerinde çalıştığı konuları ortaya koyuyor. Sonra ekliyor: “ancak son 4 ayda gerçekten hem davranışsal, hem sonuçlar açısından, hem de yapısal olarak büyük iyileşme de var bir yandan. Ancak daha çok yolumuz var. Bu değişime nasıl liderlik yaparım? Bunu yaparken nasıl patronumun veya benim ekibin motivasyonunu dağıtmasına, ekibin öğrenilmiş çaresizliğe dönmelerine nasıl engel olurum, benim konum bu aslında”.</p>
<p data-block-id="45mcr">Bu şekilde bakınca nasıl değişiyor değil mi konu?</p>
<p data-block-id="bhjpn">“Peki” diyorum, “o zaman anladığım kadarıyla senin üstlendiğin liderlik, ve <strong>buradaki en önemli şey</strong>, aslında bu finans ekibini, kültürünü, iş yapış şekillerini, yaklaşımlarını senin ve yöneticinin ortaklaşa paylaştığı bazı prensiplere göre, sonuç üretir ve bunu etkin bir biçimde yapar hale getirir hale getirmek için yeniden şekillendirmek, doğru mu?”</p>
<p data-block-id="9qqn2">“Kesinlikle doğru!” diyor, “bu şekilde bakınca”. Bazen <strong>olayın içinden sıyrılıp da balkona çıktığımızda</strong>, olaya <strong>içeriden dışarıya değil de dışarıdan içeriye</strong> baktığımızda, problemi ve asıl <strong>adaptif zorluk ve konuları</strong> daha doğru tanımlayabiliriz.</p>
<p data-block-id="2kj34">“O zaman biz seninle öncelikle bu değişimi nasıl yapabilirsin, nasıl bir liderlik sergilemen lazım, stratejin, adımların ne olabilir, bunu yaparken ekibinle nasıl iletişim kurmalısın, onları nerelerde nasıl zorlamalısın, nerede desteklemesin diye konuşsak, bunu yaparken de yöneticini bu süreçle ilgili nasıl bilgilendirip nasıl bir destek talep etmen, onun beklentilerini bu süreçte nasıl yönetmen iyi oluru tartışsak, bu senin işini görür mü?” diye sorunca gözleri parlıyor:</p>
<p data-block-id="29pij">“İşte tam ihtiyacım olan şey bu”.</p>
<p data-block-id="5i22e">Herhangi bir konu ile ilgili çoğu zaman önce <strong>dışarıdan içeriye</strong> bakmak bize konuları ve ihtiyaçları çok daha net görebilme fırsatı verir.</p>
<p data-block-id="46ae0">“Bunu yaparken de yöneticinle nasıl iletişim kuruyorsun, ekibine ve diğer kişilere geri bildirim verirken ne oluyor da sert çıkıyor bu kadar, hayal kırıklığını ve öfkeni nasıl daha iyi yönetebilirsin, muhtemelen bunlar da önemli tartışma konularımız olacaktır.” <strong>Dışarıdan içeriye doğru baktıktan sonra içeriden dışarıya bakmak</strong>, bu konulara, duygulara, kişisel istek ve ihtiyaçlara artık daha güçlü bir zeminden ve bir liderlik gündemi, ülküsü ve sorumluluğu ile bakma olasılığını doğuracaktır.</p>
<p data-block-id="466gi">İçeriden dışarıya bakarken çoğu zaman kıstasımız “ben ne hissediyorum, ne istiyorum, neye ihtiyacım var”dır.</p>
<p data-block-id="ahi2j">Dışarıdan içeriye baktığımızda ise “burada ne oluyor, ve neye ihtiyaç var, neyin sorumluluğunu almak faydalı ve hepimizi esenliğe doğru götürür”dür başladığımız yer.</p>
<p data-block-id="a0lh6">Bunu yapamadığımızda, örneğin anne baba olarak, çocuğumuzun karşılaştığı zorluk karşısında öğrenmesini desteklemek yerine o zorluk çekerken ben kötü hissetmeyeyim diye onu o zorluktan kurtarır buluyoruz kendimizi.</p>
<p data-block-id="1m20e">Her ikisi de önemli, her ikisi de dışarıda bırakılmaması gereken şeyler. Ancak sıralamanın doğru emin olmak, bizi daha da etkin lider koçları, daha etkin liderler, daha etkin anne babalar, daha etkin bireyler kılacak.</p>
<p data-block-id="7dpqv">İşte 6 oturumluk <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/insanlarin-onlerinden-cekilmelerine-destek-olmak-2025/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İnsanların Önlerinden Çekilmelerine Destek Olmak</a> programı bu etkinliğin önündeki bu gibi engellerimizi ve bu engelleri nasıl aşabileceğimizi araştırıyor. <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/insanlarin-onlerinden-cekilmelerine-destek-olmak-2025/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Detaylarına bu linkten ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/probleme-bakis-acimizdaki-temel-yanlis?id=772255860&type=2",title: "Probleme bakış açımızdaki temel yanlış",siteId: "666",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/probleme-bakis-acimizdaki-temel-yanlis/">Probleme bakış açımızdaki temel yanlış</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Neden değişmiyor hiçbir şey?  Ve nasıl değişebilir?</title>
		<link>https://marefidelis.com/neden-degismiyor-hicbir-sey-ve-nasil-degisebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 11:33:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kurumsal Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[sistem düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[webinar]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve lider koçluğunda ustalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14528</guid>

					<description><![CDATA[<p>Neden değişmiyor hiçbir şey? Ve nasıl değişebilir? Dost Can Deniz’den Ücretsiz Webinar 13 Nisan Perşembe 20:30- 22:00 Bir sürü eğitim, atölye, webinar, TED konuşması, kitap, uzman, öğretmen, danışman… Birçoğunun söyledikleri, anlattıkları ne kadar mantıklı, anlamlı, ilham verici, hatta elzem ve acil duyuluyor… Bir çoğumuz bunlara maruz kalınca daha iyi bir insan, daha iyi bir  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/neden-degismiyor-hicbir-sey-ve-nasil-degisebilir/">Neden değişmiyor hiçbir şey?  Ve nasıl değişebilir?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-1 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-0 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-1"><h2 style="text-align: center;">Neden değişmiyor hiçbir şey? Ve nasıl değişebilir?</h2>
<h3 style="text-align: center;">Dost Can Deniz’den Ücretsiz Webinar<br />
13 Nisan Perşembe 20:30- 22:00</h3>
<p>Bir sürü eğitim, atölye, webinar, TED konuşması, kitap, uzman, öğretmen, danışman… Birçoğunun söyledikleri, anlattıkları ne kadar mantıklı, anlamlı, ilham verici, hatta elzem ve acil duyuluyor… Bir çoğumuz bunlara maruz kalınca daha iyi bir insan, daha iyi bir anne baba, daha iyi bir eş, daha iyi bir lider, daha iyi bir yurttaş olmak için büyük bir istek duyuyoruz, içinde bulunduğumuz yaşamı, ilişkiyi, aileyi, kurumu, toplumu, ülkeyi, dünyayı güzelleştirmek için büyük bir istek duyuyoruz. Bir yandan hatalı, ehil olmayan davranışlarımızı düzeltmek istiyoruz, bir yandan da başkalarına da aynısını yapabilmeleri için destek olabilmek, liderlik yapabilmek istiyoruz.</p>
<p>Ancak bir türlü olmuyor. Olsa da azıcık, geçici bir süre bir şeyler değişiyor, ancak bir şekilde kendimizi yine aynı tanıdık yerlerde buluyoruz. İçinde bulunduğumuz sistemler, kendi düşünce sistemimiz de dahil olmak üzere, bakıyoruz yine aynı şekilde çalışıyor. Üstelik bu sefer onca çabamızın ve yaptığımız yatırımların boşa gittiği ile yüzleşmemek için kendimizden de saklıyoruz bu gerçeği. Bir “spiritüel ego” veya “katılımcı lider egosu” geliştiriyoruz, sanki olmuş gibi davranıyoruz; yüzümüzü aydınlığa dönüyoruz, ancak arkamızda oluşan uzun gölgenin farkında olamıyoruz.</p>
<p>İşte bu ücretsiz webinarda bu olgunun nasıl oluştuğunu birlikte araştıracağız. Özellikle kurumsal ve kamusal alanda liderlik yapanların bu tuzaklara nasıl düştüklerini araştıracağız, ama tüm tartışmalarımız ailelerimiz ve hatta bireysel gelişim çabalarımız için de anlamlı olacak. Aynı zamanda birer koç, anne baba veya lider olarak kendilerine destek vermekten sorumlu olduğumuz kişilere bu alanlarda nasıl destek olabileceğimizi de konuşacağız.</p>
<h3>Ücretsiz bu webinara katılmak için aşağıdaki formu doldurarak kayıt olunuz.</h3>
</div><div class="fusion-text fusion-text-2">The form can be filled in the actual <a href="https://marefidelis.com/neden-degismiyor-hicbir-sey-ve-nasil-degisebilir/">website url</a>.
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/neden-degismiyor-hicbir-sey-ve-nasil-degisebilir/">Neden değişmiyor hiçbir şey?  Ve nasıl değişebilir?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Odağını değer verdiğini söylediğin şey üzerinde sen tutamazken, biz sana nasıl güvenelim?</title>
		<link>https://marefidelis.com/odagini-deger-verdigini-soyledigin-sey-uzerinde-sen-tutamazken-biz-sana-nasil-guvenelim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Apr 2023 21:22:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve lider koçluğunda ustalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14523</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir şey değiştirmeye çalışan kişinin başına neler geleceğinden ve bununla nasıl başa çıkması gerektiğinden bahsedelim biraz gelin. Bu politik bir yazı değil, ama politik arenayı örnek olarak kullanalım. Yazının içinde detox ve meditasyon bile var! 😉 Dediğim gibi tamamen politik bir görüşten ve tercihten bağımsız olarak, gelin bir önceki belediye seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun seçimi  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/odagini-deger-verdigini-soyledigin-sey-uzerinde-sen-tutamazken-biz-sana-nasil-guvenelim/">Odağını değer verdiğini söylediğin şey üzerinde sen tutamazken, biz sana nasıl güvenelim?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-2 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-1 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-3"><p>Bir şey değiştirmeye çalışan kişinin başına neler geleceğinden ve bununla nasıl başa çıkması gerektiğinden bahsedelim biraz gelin. Bu politik bir yazı değil, ama politik arenayı örnek olarak kullanalım. Yazının içinde detox ve meditasyon bile var! 😉</p>
<p>Dediğim gibi tamamen politik bir görüşten ve tercihten bağımsız olarak, gelin bir önceki belediye seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun seçimi nasıl kazandığına, rakiplerinden gelen saldırıları nasıl karşıladığına bakalım. Hem bireysel, hem kurumsal değişimde, hem de politik seçimlerde rakibinizin sizinle uğraşması ve muhatap alması, sizi bir tehdit olarak gördüğünde gerçekleşir ancak. İmamoğlu da son seçimlerde bildiğiniz gibi bir çok kişisel saldırıyla, karakter suikastıyla karşılaştı. Bir değişim gündemi ile yola çıktığınızda her zaman bu olur.</p>
<p>Rakibiniz hiçbir zaman bu değişim gündemi üzerinden sizinle etkileşime girmez. Bu gündemin hataları, eksik yönlerini tartışmaz. Çünkü bu, seçmenlerin dikkatini sizin gündeminiz üzerine çekecektir tekrar. Rakibinizin amacı ise dikkati sizin gündeminizden, savlarınızdan, iddianızdan mümkün olduğunca çabucak dağıtmak ve başka yere, mümkünse sizin kişisel hatalarınıza, tartışılabilir davranışlarınıza çekmektir. Bu yüzden bir şirkette veya kamu alanında önemli, gerekli, ancak değişime maruz kalacakların ama geçici bir rahatsızlığa ve küçük kayıplara razı olmasını gerektiren değişimleri gerçekleştirmeye çalışan herkes bu şekilde saldırılarla karşılaşabilir. Sonuçta liderlik insanları tolere edebilecekleri oranda rahatsız etme sanatıdır. İnsanlar da tolerasyon seviyelerine yaklaşan rahatsızlıklara bu rahatsızlığı yaratan kişinin dikkatini dağıtarak bu sayede de değişim gündeminden uzaklaştırmaya çalışarak direnirler.</p>
<p>Dediğim gibi hem kurumsal yaşam, hem de politik arena bunun sayısız örneği ile dolu. O açıdan seçimi kazanma ihtimali olan her aday gibi İmamoğlu’nun da bunlarla karşılaşmasında hiçbir şaşılacak şey yok. Buradaki önemli soru şu: Bunlara nasıl yanıt verdiğini hatırlıyor musunuz? Muhtemelen hayır. Çünkü İmamoğlu BU SALDIRILARA ÇOĞU ZAMAN BİR YANIT VERMEDİ. Yani odağını hiç dağıtmadı. Hiçbir zaman rakibinin onu çekmeye çalıştığı konuları gündem yapmadı. Her zaman kendi gündemine bağlı kaldı. Rakibinden nadiren bahsetti. Hep ne yapacağını, neyi hedeflediğini, yani kendi gündemini konuştu. Hatta saldırılar kazanılan seçimin iptal edilmesine kadar vardı.</p>
<p>O gece yaptığı konuşmayı hatırlıyor musunuz? O gece bu iptalin sorumluluları hakkında ne dediğini, onlardan nasıl bahsettiğini hatırlıyor musunuz? Yine muhtemelen hayır. Çünkü neredeyse hiç BAHSETMEDİ. Ama o konuşmayı, nasıl ceketini çıkardığını ve sonrasında söylediği birkaç cümleyi muhtemelen herkes hatırlıyordur. Bu sayede İmamoğlu hem kendi odağını korudu, hem de ona oy vereceklerin odağını kendi istediği yerde tuttu.</p>
<p>Siyasi yelpazenin sadece bir tarafını övmek için anlatmıyorum kesinlikle bunları. Erdoğan da son bir iki seçim haricinde neredeyse tüm seçimlerde bu stratejiyi güttü. İlk seçiminden başlayarak hiçbir zaman rakiplerinin gündeme getirmeye çalıştıkları üzerinden konuşmadı, saldırılara yanıt vermedi. Hep bir gelecek gündemi ile, bir vizyonla insanların önüne çıktı, ve kitlesinin odaklarının dağılmasına izin vermedi. Son dönemde bunu bırakmışa benziyor ve sonuçlarını hep beraber izleyeceğiz.</p>
<p>Bugünlerde Kılıçdaroğlu benzer saldırılara maruz kalıyor. Bu saldırılara nasıl yanıt verdiği (veya vermediği), kendi odağını, bu sayede de seçmenin odağını nasıl yönettiği, hele bu kadar farklı kitlelerden oy isterken, muhtemelen seçim sonuçlarında önemli etken olacak.</p>
<p>Siyaseti bir kenara bırakırsak, ister siz ister bireysel alanda bir değişimin peşine düşmüş ve kişisel liderliği ele almaya niyet edin, ister de kurumsal veya kamusal alanda önemli, özellikle de adaptif öğeler içeren bir değişime liderliğe girişin, o zaman bu şekilde odağınızı dağıtmak isteyen, ne yapmaya çalıştığınızı unutturmaya çalışan içeriden ve dışarıdan saptırıcılarla karşılaşacaksınız. Örneğin kişisel bir alışkanlığınızı değiştirmeye kalktığınızda, veya yeni bir “faydalı” alışkanlık geliştirmeye çalıştığınızda ne olduğunu fark ettiniz mi? Örneğin spora veya diyete başlamak gibi? Veya o meditasyon minderine her gün oturmak gibi? Bir anda dikkatinizi o yapmak istediğiniz şey dışında dünyadaki tüm diğer şeylere vermek için inanılmaz bir istek duymaz mıyız hemen? Geçen haftalarda eşimde kısa bir detox programı uyguladık. O bir hafta boyunca kebaplar, hamburgerler, pideler aklımdan çıkmadı desem yalan olmaz! Detox bittiği anda bu yiyecekleri de bir anda unuttum nedense! Aynı şekilde meditasyon saati geldiğinde birden aklınıza bir sürü yapılacak önemli şeyin veya hemen şimdi üzerinde çalışmazsanız kesinlikle unutacağınız harika fikrin geldiğini fark ettiniz mi?</p>
<p>Bu durumda yapmanız gereken en önemli şey, ister bireysel, ister kurumsal bir değişimin liderliğine soyunmuş, isterseniz politik arenada bir göreve aday olmuş olun, kesinlikle odağınızı, dikkatinizi her ne pahasına olursa olsun korumak ve gündeminizi, amacınızı, niyetinizi kesinlikle UNUTMAMAK. Eğer siz ne için ayağa kalktığınızı bu kadar çabuk unutup da bu çeldiricilerin tuzağına bu kadar kolay düşerseniz, onların söylediği bazen saçma sapan şeylere kendi gündeminizden, çok önemli olduğunu iddia ettiğiniz ve bu yüzden rahatsız olmaya razı olmamız gerektiğini anlattığınız değişimlerden daha fazla değer verirseniz, biz nasıl size güvenip de peşinizden gelelim ki?</p>
<p>Liderin içsel ve dışsal tuzakları ve bunlarla başa çıkma yolları, 6 Mayıs’ta başlayacak ICF onaylı Yönetici ve Liderlik Koçluğunda Ustalık Serisinin ilk eğitiminin de konusu. Bu eğitimle ilgili daha detaylı bilgiye <a href="https://marefidelis.com/yonetici-ve-lider-koclugu-programi/">Yönetici ve Lider Koçluğu Programı</a> linkinden ulaşabilirsiniz.</p>
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/odagini-deger-verdigini-soyledigin-sey-uzerinde-sen-tutamazken-biz-sana-nasil-guvenelim/">Odağını değer verdiğini söylediğin şey üzerinde sen tutamazken, biz sana nasıl güvenelim?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Tutunma, bırak!”</title>
		<link>https://marefidelis.com/tutunma-birak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2023 21:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Koçlukta Duygularla Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/tutunma-birak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir lastik firmasının reklamındaki küçük kız babasına soruyordu: “Baba, yıldırım düşse sen tutar mısın?” Arkadaşlar, yıldırım tutulmaz. Ancak nedense biz, hepimiz, düşen yıldırımlarla beraber aslında tutulamayacak, tutulmaması gereken, tutulduğunda başımıza bela açacak şeyleri tutmaya, onlara tutunmaya çalışıyoruz nedense. Biz eskiye, artık zamanı geçmiş olana tutunuyoruz. Biz aslında asla gerçekleşmeyecek, gerçekleşse bile bizi mutlu etmeyecek umutlara tutunuyoruz. Biz doğasında geçip gitmek, akmak, devamlı değişmek olana tutunuyoruz. Biz bize aslında ıstırap verene tutunuyoruz. Bırakmaktan korktuğumuz için kendimizi kitliyoruz, durağanlaşıyoruz, zincirleniyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/tutunma-birak/">“Tutunma, bırak!”</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-3 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-2 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;--awb-margin-bottom:0px;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-4"><p>Bir lastik firmasının reklamındaki küçük kız babasına soruyordu:</p>
<p>“Baba, yıldırım düşse sen tutar mısın?”</p>
<p>Arkadaşlar, yıldırım tutulmaz. Ancak nedense biz, hepimiz, düşen yıldırımlarla beraber aslında tutulamayacak, tutulmaması gereken, tutulduğunda başımıza bela açacak şeyleri tutmaya, onlara tutunmaya çalışıyoruz nedense.</p>
<p>Biz eskiye, artık zamanı geçmiş olana tutunuyoruz. Biz aslında asla gerçekleşmeyecek, gerçekleşse bile bizi mutlu etmeyecek umutlara tutunuyoruz. Biz doğasında geçip gitmek, akmak, devamlı değişmek olana tutunuyoruz. Biz bize aslında ıstırap verene tutunuyoruz. Bırakmaktan korktuğumuz için kendimizi kitliyoruz, durağanlaşıyoruz, zincirleniyoruz.</p>
<p>Bize zarar veren kişilere, ilişkilere, işlere tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi gözümüzün önündeki ve olduğu gibi yüzleştiğimizde özgür kılacak gerçekleri görmemize engel olan fikirlerimize inançlarımıza tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi ilerlemekten, gelişmekten, olabileceklerimiz, yapabileceklerimizden uzak tutan ve tüm kimlik tanımları gibi sadece birer tanım olan mevcut kimlik tanımlarına tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi içinde sığamadığımız dar kalıplara ve tanımlara tıkan ve belki de bizim için hiçbir önemi olmayan, bazen bir daha görmeyeceğimiz başka insanların hakkımızdaki düşüncelerini kontrol etmeye tutunuyoruz.</p>
<p>Bunun sonucu ise kendimizden, duygularımızdan, farkındalığımızdan, bedenimizden, değerlerimizden, kalbimizi gerçekten heyecanlandıran şeylerden, bizim için önemli olan insanlardan, ve gerçeklikten kopuk; renklerin soluklaştığı, deneyimlerin ise donuklaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyamız da tutulamayacak şeyleri tutmaya çalıştığımız için devamlı kaygı, endişe ve stres dolu. Tüm bu yaptıklarımızı da tatmin ve güvende olmak için yapıyor olduğumuz gerçeği de işin en absürd tarafı.</p>
<p>Bu sadece zihinsel ve duygusal bir şey değil. Bedensel olarak da ortaya çıkıyor. Uzun süredir çalıştığım savaş sanatlarından Wing Chun, bu tutunma tuzağına nasıl düştüğümüzü doğrudan gördüğümüz yerlerden biri. Aşağıdaki videoda spor hocam sevgili Görkem Aslan (kendisi Wing Chun bilmez) ile bunu sizlere göstermeye çalıştık. Haydi şimdi videoyu seyredin, ve bir yandan da bakın bakalım ne fark ediyor, nasıl hissediyorsunuz.</p>
</div><div class="fusion-video fusion-vimeo fusion-aligncenter" style="--awb-max-width:600px;--awb-max-height:360px;--awb-width:100%;"><div class="video-shortcode"><lite-vimeo videoid="790931251" class="landscape" params="autoplay=1autoplay=0&autopause=0" title="Vimeo video player 1"  width="600" height="360"></lite-vimeo></div></div><div class="fusion-text fusion-text-5"><p>Acaba siz nerelerde, yaşamınızın hangi alanlarında kendinizi, sadece tutamayacağınız, tutmamanız, artık faydalı olmayan şeylere tutunarak kitliyor ve gereksiz yere “dayak yiyorsunuz” acaba?</p>
<p>Tamam da çıkış yolu ne? Belki de bu dediklerimi daha önce duydunuz. Belki bunları aynen benim gibi öğretiyorsunuz bile. Ama kavramları bilmek, hatta bir video seyretmek bizi değiştirmiyor. Gestalt yaklaşımında dediğimiz gibi, olmadığımız bir şey olmaya çalışarak değil, olduğumuz şeyi tam olarak sahiplenerek, farkındalıkla temas ederek, onu bedenimizde hissederek, bu sayede de anlayarak değişiyoruz biz. Yani tuttuğunun, ve nasıl tuttuğunun farkında olmadığın şeyi bırakamazsın. Yani o tutunmanın içine girmen, onun bedende, hislerinde, duygularında ve zihninde nasıl yaşadığını bizzat, kavramlardan bağımsız bir şekilde doğrudan deneyimlemen, onunla temas etmen, onun farkına varman lazım.</p>
<p>İşte Gestalt yaklaşımı bunu öğretiyor. Eugene Gendlin’in Focusing’i bunun için bir yöntem ortaya koymaya çalışıyor. Beden odaklı bir çok yaklaşım bunu yapma çabasında. Ve Buddha, tüm mindfulness akımının doğduğu Mahasatipatthana – Farkındalığın 4 Temeli sutrasında bundan bahsediyor.</p>
<p>Ve, 3 Şubat’ta başlayacak Koçlukta Duygularla Çalışmak eğitimimiz de işte bu kendimizi kitli kıldığımız tutunmalarla çalışmanın yöntemlerine güçlü bir giriş amaçlıyor. Beş oturumdan oluşan ve birer oturumunu Prof. Dr. Sinan Canan ve Aylin Kafalı Deniz, PCC ile sunacağımız bu eğitimde hem kendimiz, hem de koçluk danışanlarımız için aslında bakmamız, yüzleşmemiz gereken, ancak bunu yapmaktan çekindiğimiz, bu yüzden de kitli kaldığımız durumlarda kullanabileceğimiz beden, his ve duygu odaklı yaklaşım, yöntem ve teknikler üzerinde çalışacağız. 23 Ocak’a kadar erken ödeme indirimi ile kayıt olabileceğiniz bu eğitimle ilgili detaylı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.</p>
<figure class="image strchf-type-image regular strchf-size-regular strchf-align-center"><a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><picture><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg" alt="Duygular" /></picture></a></figure>
<p>Buddha’nın dediği gibi “hiçbir şeye takılmayan bir zihin hali geliştirin”. Yoksa tutmamamız gereken şeylere tutunduğumuz için illüzyon dünyası samsaranın dayağını yemeye devam edeceğiz gibi gözüküyor.</p>
<p>Madem yazımızın içinde bir video vardı, bir de şarkıyla, tüm bu dediklerimizi en lirik şekilde anlatan, Multitap’tan “Tutunma Bırak”la bitirelim:</p>
<figure class="video strchf-type-video regular strchf-size-regular strchf-align-center">
<div class="embed-container">
<div style="max-width: 100%; position: relative; padding-top: 56.5%;"><iframe style="position: absolute; top: 0px; left: 0px; width: 100%; height: 100%;" title="Multitap - Tutunma Bırak (No:3B)" src="https://www.youtube.com/embed/BEgW0Ps539k?feature=oembed" width="200" height="113" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div>
</div>
</figure>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/tutunma-birak?id=917648395&type=2",title: "“Tutunma, bırak!”",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script></p>
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/tutunma-birak/">“Tutunma, bırak!”</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ücretsiz Webinar: Liderin Beş Tuzağı</title>
		<link>https://marefidelis.com/ucretsiz-webinar-liderin-bes-tuzagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2021 19:49:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[webinar]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve lider koçluğunda ustalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14190</guid>

					<description><![CDATA[<p>Liderliğin Beş Temel Tuzağı:Kendi Ayağımıza Dolanmaktan Nasıl Kurtulabiliriz?Liderler ve Koçları için MareFidelis Koçluk Modeli Üzerine Ücretsiz Bir Webinar27 Şubat 20:30Bu 1.5 saatlik ücretsiz webinarda birlikte sistemlerin (şirket, toplum, aile, ilişki) ve liderliğin göz önündeki saklı doğasını inceleyeceğiz.Ben Dost Can Deniz, bir koç ve danışman olarak 19 yılı aşkın zamandır kurumlarla, kurumlardaki yöneticilerle ve çoğu zaman  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/ucretsiz-webinar-liderin-bes-tuzagi/">Ücretsiz Webinar: Liderin Beş Tuzağı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-4 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--link_hover_color: #f7f7f7;--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-padding-right:0px;--awb-padding-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-3 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-6"><h2 class="p1">Liderliğin Beş Temel Tuzağı:<br />Kendi Ayağımıza Dolanmaktan Nasıl Kurtulabiliriz?</h2>
<h3 class="p1">Liderler ve Koçları için MareFidelis Koçluk Modeli Üzerine Ücretsiz Bir Webinar</h3>
<h3>27 Şubat 20:30</h3>
<p class="p1">Bu 1.5 saatlik ücretsiz webinarda birlikte sistemlerin (şirket, toplum, aile, ilişki) ve liderliğin <em>göz önündeki saklı doğasını</em> inceleyeceğiz.</p>
<p class="p1">Ben Dost Can Deniz, bir koç ve danışman olarak 19 yılı aşkın zamandır kurumlarla, kurumlardaki yöneticilerle ve çoğu zaman da en tepe liderleriyle çalışmak, onlara destek olmak şansı edindim. Bu deneyimden de en çok ben öğrendim.</p>
<p class="p1">Öğrenmeye, anlamaya çalıştığım temel sorular her zaman şunlar oldu:</p>
<ul class="ul1">
<li class="li1">Bu sistemler gerçekte nasıl çalışır?</li>
<li class="li1">Bu kurumlarda yöneticilik, liderlik yapmanın doğası nedir?</li>
<li class="li1">Özellikle de kurumu anlamlı bir geleceğe doğru taşımak için liderlik yapmaya kalktığımızda ister istemez karşılaştığımız durum ve olgular nelerdir?</li>
<li class="li1">İnsanlar bu liderliğe soyunduklarında kendi ayaklarına nasıl dolanıyorlar?</li>
<li class="li1">Ve tabi ki, tüm bu bilgiyi kullanarak bu sistemlerde çalışan danışanlarıma koçları olarak nasıl destek olabilirim?</li>
</ul>
<p class="p1">Bu sorulara bulduğum ve hemen hepsinin her zaman geçici ve gelişmeye açık olduğunu bildiğim yanıtlarım, MareFidelis Yönetici ve Lider Koçluğu modelinin ve bir süredir sunmakta olduğum Yönetici ve Lider Koçluğunda Ustalık eğitiminin ana çatısı oldu.</p>
<p class="p1">Bu günlerde bu eğitimin online sürümüne hazırlanırken sizlerle birlikte kısaca bu yanıtların üzerinden, özellikle de &#8220;insanlar kendi ayaklarına nasıl dolanıyorlar&#8221; sorusuna bulduğum yanıtların üzerinden geçmek istiyorum. Çünkü sadece liderlik yaparken değil, yaşamımızın hemen her alanında neredeyse aynı şekilde kendimize engel oluyoruz.</p>
<p class="p1">Bu 1.5 saatlik webinarda bu soruların yanıtlarına sizlerle birlikte bakacak, bu bilgilerle kendi yöneticiliğimizde, koçluğumuzda veya yaşamımızda bir adım ileri nasıl gidebileceğimizi birlikte tartışacağız.</p>
<p class="p1">Tamamen ücretsiz olan webinarımıza katılmak için lütfen aşağıdaki formu doldurarak kayıt yaptırınız.</p>
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-4 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-padding-top:15px;--awb-padding-right:10px;--awb-padding-left:10px;--awb-bg-color:#f9f9f9;--awb-bg-color-hover:#f9f9f9;--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-7">The form can be filled in the actual <a href="https://marefidelis.com/ucretsiz-webinar-liderin-bes-tuzagi/">website url</a>.
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/ucretsiz-webinar-liderin-bes-tuzagi/">Ücretsiz Webinar: Liderin Beş Tuzağı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlar, kurumlar, şirketler neden değişmiyor? Ve değişim nasıl olur?</title>
		<link>https://marefidelis.com/insanlar-kurumlar-sirketler-neden-degismiyor-ve-degisim-nasil-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Dec 2018 11:49:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Adaptif değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Coaching]]></category>
		<category><![CDATA[Değişim]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Organizasyonel değişim]]></category>
		<category><![CDATA[yonetici koçluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/insanlar-kurumlar-sirketler-neden-degismiyor-ve-degisim-nasil-olur/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Danışanım Ayla, yabancı bir şirketin Türkiye ofisine yeni genel müdür olmuştu. Kendisinden önceki genel müdür, yirmi yıl boyunca şirketi kendisine yakın birkaç kişi ile birlikte tam anlamı ile çiftliği gibi yönetmişti. Bu eski genel müdüre sorulmadan şirkette hiçbir karar alınamıyor, yurt dışına hiçbir rapor gönderilmiyor, kimse hiçbir şekilde inisiyatif kullanamıyordu...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/insanlar-kurumlar-sirketler-neden-degismiyor-ve-degisim-nasil-olur/">İnsanlar, kurumlar, şirketler neden değişmiyor? Ve değişim nasıl olur?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Danışanım Ayla, yabancı bir şirketin Türkiye ofisine yeni genel müdür olmuştu. Verilen görev, en başta değişim yaratmaktı. Kendisinden önceki genel müdür, yirmi yıl boyunca şirketi kendisine yakın birkaç kişi ile birlikte tam anlamı ile çiftliği gibi yönetmişti. Bu eski genel müdüre sorulmadan şirkette hiçbir karar alınamıyor, yurt dışına hiçbir rapor gönderilmiyor, kimse hiçbir şekilde inisiyatif kullanamıyordu. Yurt dışına raporlanan rakamlar da her sene gayet iyi gözüktüğü için uzun süre kimse müdahale etmemişti şirkete. Başkaları ile ilişki kurmayı çok iyi beceren eski genel müdür, her yıl birkaç kere gelen bölge direktörünü ve diğer global yöneticileri Boğaz&#x27;da yenen bir sürü yemek, çok iyi geçen birkaç bayi ziyareti, genel müdürlük ofisinde göz boyayıcı sunumlarla idare etmiş, hatta bu yirmi yıl içinde şirketin global toplantılarında “Türkiye’nin başarısı” konulu sunumlar yapmak için davet bile edilmişti. </p>
<p>Ancak global şirketin başına gelen yeni CEO’nun bastırması ile genel müdürün tüm itirazlarına ve istifa tehditlerine rağmen Türkiye ofisinde işe alınan yeni finans müdürü, aslında nasıl bir tiyatro oynandığını açığa çıkarmıştı. Her yıl raporlanan rakamlarla nasıl oynandığı, genel müdürün yakın arkadaşı ve belki de ortağı olan bazı bayilerin de yardımı ile sene sonunda satışları nasıl yüksek gösterdiği, aslında şirketin uzunca süredir batık durumda olduğu tüm çıplaklığı ile ortaya serilmiş, bunun üzerine eski genel müdür işten çıkarılmıştı. Ayla işte böyle bir durumda şirketi toparlamak ve değişimi yönetmek üzere işe alınmıştı.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jonas-verstuyft-352713-unsplash_8d0d8a75f974ccecf5fc16118e5ae099_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jonas-verstuyft-352713-unsplash_8d0d8a75f974ccecf5fc16118e5ae099_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jonas-verstuyft-352713-unsplash_8d0d8a75f974ccecf5fc16118e5ae099_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jonas-verstuyft-352713-unsplash_8d0d8a75f974ccecf5fc16118e5ae099_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jonas-verstuyft-352713-unsplash_8d0d8a75f974ccecf5fc16118e5ae099_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Ayla, daha önce Kuzey Amerika kültürünün egemen olduğu şirketlerden birinde yöneticilik yapmış, bir ara bu şirketlerin Avrupa ve ABD bürolarında çalışmıştı. Herkesin herhangi bir hiyerarşi gözetmeden, kendi fikrini açıkça söylediği, bol bol tartışarak karar alınan, kararların sonuçlarının rakamlarla takip edildiği ortam ve kültürlere alışıktı. Onu işe alan yeni bölge direktörü (eskisi de bu süreçte işten çıkarılmıştı) bu geçmişinin ve yaklaşımının kendisini seçmelerinde etken olan faktörler arasında olduğunu, artık herkesin konuşabildiği, kimsenin üstlerinden korkmadığı, hatalı gördükleri yerde seslerini çıkarabildikleri, şeffaf, katılımcı bir yönetim modeli oluşturmak istediklerini açıkça belirtmişti. Doğal olarak da Ayla, yeni şirketinde bu şekilde bir kültür oluşturmak istiyordu.</p>
<p>Sizce Ayla bu görevinde başarılı olmak için ne kadar şansa sahip? Veya daha doğru soralım: Ayla başarılı olursa nasıl olur? Ne yaparsa, veya ne yapmazsa başarısız olur?</p>
<p>Yani bir organizasyonda kültür nasıl değişir? Gerçekten değişir mi? Neden değişmez? Değişmesi için ne yapmak, neyi bilmek, neyin farkında olmak lazım?</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/mikito-tateisi-333584-unsplash_ae436b173da1ef0b28605f0caeddf425_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/mikito-tateisi-333584-unsplash_ae436b173da1ef0b28605f0caeddf425_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/mikito-tateisi-333584-unsplash_ae436b173da1ef0b28605f0caeddf425_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/mikito-tateisi-333584-unsplash_ae436b173da1ef0b28605f0caeddf425_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/mikito-tateisi-333584-unsplash_ae436b173da1ef0b28605f0caeddf425_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Tahmin ettiniz lafı nereye getireceğimi: Neyle uğraştığını bilemez, anlayamazsan, onu değiştiremezsin. Yani Ayla’nın sorması gereken sorular neler? “Biz” alanında, kolektif öznel alanda, yani toplulukların birlikte nasıl düşündükleri, neye inandıkları, neyi değerli kabul edip ona karşı olan müdahaleleri saldırı olarak kabul edecekleri, ne gibi kolektif eylemlerde bulundukları hakkında doğru bir analiz yapmak için ve bu analize dayalı bir değişim stratejisi, eylem planı çıkarabilmek için hangi modeller, hangi düşünüş şekilleri bize destek olabilir?</p>
<p>Yeni başladığımız bu yazı dizisinde işte bu sorulara yanıt arayacağız. Her hafta böyle bir değişime önderlik yapabilmek için liderlerin neleri hesaba katması gerektiğini, ve koçların onlara nasıl destek olabileceğini araştıracağız bir süre.</p>
<p>Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere.</p>
<p><em>Not: Bu yazıda paylaşılan örnekteki kişilerin isimleri, şirket bilgileri vs. tamamen değiştirilmiş, bazen de farklı danışan vakaları birleştirilerek kimlikleri saklanmıştır. Onun için birine benzettiyseniz, muhtemelen o değildir! :) </em></p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/insanlar-kurumlar-sirketler-neden-degismiyor-ve-degisim-nasil-olur?id=466644727&type=2",title: "İnsanlar, kurumlar, şirketler neden değişmiyor? Ve değişim nasıl olur?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/insanlar-kurumlar-sirketler-neden-degismiyor-ve-degisim-nasil-olur/">İnsanlar, kurumlar, şirketler neden değişmiyor? Ve değişim nasıl olur?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçimizdeki krize anlam getirmek</title>
		<link>https://marefidelis.com/icimizdeki-krize-anlam-getirmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2018 20:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kompleks adaptif sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[sistem düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<category><![CDATA[adaptif liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[kriz yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Logic of failure]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/icimizdeki-krize-anlam-getirmek/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen hafta yazdığım yazı üzerine bir çok soru aldım. Özetle okurlarım bana şunu sordular:  “Bu ne demek? Ve içinde bulunduğumuz sürece nasıl bir ışık tutabilir bu? Ülkemizde olan, dünyada olan, şirketlerde, ailelerde olan krizlere bu gözlükle nasıl yaklaşabiliriz?” Yani bu kaosa nasıl anlam getirebilir, en azından içimizde bir düzen getirebiliriz? Buna dayanarak nasıl merkezimizi koruyabilir, bu kaosa yanıt verebilir, belki fırsatlar yaratabiliriz?</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/icimizdeki-krize-anlam-getirmek/">İçimizdeki krize anlam getirmek</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçinde bulunduğumuz durumu onu oluşturan koşullarla ve onun oluşturacağı yeni koşullar ile birlikte, öncesi ve sonrasıyla göremediğimizde, tüm dünyanın kaosuna anlam ve düzen getirdiğimiz sanrısına kapılabiliriz. Veya her şey çok kaotik gözükür, ve her şeyin içinde yer aldığı düzeni anlamayıp içimizde ve dışımızda deneyimlediğimiz krizle başa çıkmak konusunda paniğe kapılabiliriz. <a   href="https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/">Geçen haftaki yazımda bahsettiğim danışanımın fark ettiği gibi.</a></p>
<p>Bu yazı üzerine bir çok soru aldım. Özetle okurlarım bana şunu sordular: </p>
<p><em>“Bu ne demek? Ve içinde bulunduğumuz sürece nasıl bir ışık tutabilir bu? Ülkemizde olan, dünyada olan, şirketlerde, ailelerde olan krizlere bu gözlükle nasıl yaklaşabiliriz?”</em></p>
<p>Yani bu kaosa nasıl anlam getirebilir, en azından içimizde bir düzen getirebiliriz? Buna dayanarak nasıl merkezimizi koruyabilir, bu kaosa yanıt verebilir, belki fırsatlar yaratabiliriz?</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1aa6ba0d56dc4dbd8ef93b03e557804c_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1aa6ba0d56dc4dbd8ef93b03e557804c_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1aa6ba0d56dc4dbd8ef93b03e557804c_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1aa6ba0d56dc4dbd8ef93b03e557804c_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1aa6ba0d56dc4dbd8ef93b03e557804c_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Gelin bu soruya odaklanmaya çalışalım bu sefer. Müsaadenizle biraz işin alt yapısından, bu tip krizlerin sosyal sistemlerde nasıl oluştuğundan azıcık bahsedelim.</p>
<h3>Sistemler ve karmaşa</h3>
<p>Bunu en iyi anlayan ve anlatan kişilerden biri bu blogda daha önce de bahsettiğim Dr. Deitrich Dörner. Dr. Dörner bir psikolog. Almanya Bamberg Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Dr. Dörner, insanların kompleks sistemlerde nasıl ve neden hatalara düştüğünü araştırmış ve bulgularını <a target="_blank"  href="https://www.amazon.com/Logic-Failure-Recognizing-Avoiding-Situations/dp/0201479486">The Logic of Failure: Recognizing And Avoiding Error In Complex Situations</a> adlı kitabında özetlemiş.</p>
<p>Dr. Dörner kitabında laboratuvarında yaptığı deneylerden bahsediyor. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/kurumlarin-az-bilinen-hayati-hakkinda-1-bolum/">Daha önceki bir yazımda</a>, Aralık ayında yapacağım <a   href="https://marefidelis.com/yonetici-ve-lider-koclugu-programi/">Yönetici ve Lider Koçluğunda Ustalık</a> programında ve yakında çıkacak kitabımda çok daha detaylı bahsettiğim bu deneyler, özetle şu şekilde yürütülüyor: İki kişilik takımlar halinde ortalamanın üstünde IQ’su olan insanlar, genellikle karmaşık bir sosyal veya ekonomik problemi daha iyi hale getirmeyi içeren gayet gerçekçi bilgisayar destekli simülasyonlarda yer alıyorlar. Örneğin Afrika’da Sahara Çölü’nün kıyılarında yaşayan ve yaşam koşulları çok kötü olan bir bedevi kabilesinin standartlarını yükseltmek gibi. Veya bir şehrin ekonomik, sosyal ve alt yapısal problemlerini çözmeye çalışmak gibi. Dr. Dörner bu kompleks problemlerle başa çıkmak için çabalarken insanların nasıl ve ne şekilde davrandığını inceliyor.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5897e111a92bbb7aa4ae3208c2bf5af5_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5897e111a92bbb7aa4ae3208c2bf5af5_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5897e111a92bbb7aa4ae3208c2bf5af5_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5897e111a92bbb7aa4ae3208c2bf5af5_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5897e111a92bbb7aa4ae3208c2bf5af5_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Katılımcılara öncelikle mevcut durum ile ilgili veriler sunuluyor. Katılımcılar çeşitli sorular sorup konuları daha da derinlemesine anlamaya çalışıyorlar. Daha sonra bu verilere dayanarak çeşitli politika ve kaynak kullanımı kararları alıyorlar. Örneğin Bedevi kabilesinin çok kötü olan sağlık koşullarını düzeltmek için aşı kampanyaları düzenliyorlar. Ekim yapılabilir alan kazanmak ve sıtma sorununu çözmek için bataklıkları kurutuyorlar. Derin su kuyuları kazıyorlar. Bu ve benzeri kararlar alarak mevcut kaynakları kullanmaları bekleniyor katılımcılardan. Sonra aldıkları kararlar bilgisayara giriliyor. Karmaşık ekosistemin modellendiği program çalışıyor, ve bu kararlar ve müdahaleler sonucunda bir sene sonraki durumun ne olacağını hesaplıyor. Bu verileri inceleyen katılımcılar bir sonraki kararlarını veriyorlar. Bu şekilde 20 &#8211; 30 senenin modellendiği simülasyonlar yürütülüyor Dr. Dörner’in laboratuvarında.</p>
<h3>Beklenmedik sonuçlar</h3>
<p>Genellikle deneylerin %90’ı şu şekilde ilerliyor: İlk birkaç yıl katılımcılar aldıkları kararlarla hızlı bir biçimde koşullarda iyileşme sağlamayı başarıyorlar. Bunun verdiği cesaretle aldıkları yeni kararlar koşulların çok daha hızlı bir biçimde olumlu yönde gelişmesini sağlıyor. Bedevi kabilesi örneğinde çocuk ölümleri hızla azalıyor, yaşam süreleri uzuyor, otlaklar genişliyor, derin su kuyuları sayesinde tarım gelişiyor. Bu gelişme ve iyileşme yaklaşık 10 – 15 yıl arasında sürüyor. Ancak bu aralıkta, 10 – 15 yıl arasında bir takım karanlık sinyaller gelmeye, katılımcıların müdahale ettikleri ekolojik, ekonomik ve sosyal sistemler zorlanmaya başlıyor. </p>
<p>Başlangıçta hızla yükselen yaşam standardı grafiği önce yataya, sonra birden negatife dönmeye başlıyor. Azalan çocuk ölümleri ve uzayan ortalama yaşam süreleri ile nüfus artışı kontrolden çıkıyor. Ne de olsa doğum kontrol politikaları birer kültür müdahalesi; aşı yapmaktan çok ama çok daha uzun sürede işe yaramaya başlıyor. Çok hızlı büyüyen keçi sürüleri, tüm yeşil alanı yok ediyorlar. Otlak alanlar bu şekilde yok olup da hayvanları besleyecek yemleri kalmayınca, 20. yılın sonunda neredeyse hiç hayvan kalmıyor. Bu arada açılan çok sayıda derin su kuyuları yüzünden yenilenmeyen derin yeraltı suyu kaynakları tehlikeli şekilde azalıyor. Üstüne üstlük kuyuların verimi azaldıkça, katılımcıların çoğu yeni kuyular kazarak suyun tükenmesini daha da çabuklaştırıyor. Deneyin sonlarına doğru çıkan büyük bir salgın, nüfusun önemli bölümünü ortadan kaldırıyor.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/cc872bba1915b892a384032b07446057_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/cc872bba1915b892a384032b07446057_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/cc872bba1915b892a384032b07446057_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/cc872bba1915b892a384032b07446057_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/cc872bba1915b892a384032b07446057_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Deneylerin hemen hemen %90’ında işler başladığından çok daha kötü bir yerde bitiyor. Ve katılımcılar, bu sonucu birlikte yaratan ikililer, birbirlerini suçlamaya başlıyorlar. Genellikle de ben tek başıma oynasaydım, kesinlikle daha iyi bir yerde biterdik diyorlar. Bir yerlerden tanıdık geliyor gibi değil mi? </p>
<h3>Bu nasıl olabilir?</h3>
<p>Dr. Dörner ve ekibinin bu deneyleri her zaman iki kişilik takımlar ile yapmasının bir nedeni var: Bu kişilerin zihinsel süreçlerini izlemek. Özellikle de üç veriyi inceliyorlar: Sordukları <strong>soruların </strong>ve yaptıkları <strong>sorgulamaların </strong>sayısı,<strong>tartıştıkları değişik olasılıkların </strong>sayısı ve <strong>verdikleri kararların </strong>sayısı.</p>
<p>Tipik kötü sonuçlanan bir deney şu şekilde ilerliyor: Deneyin ilk birkaç “yıl”ında katılımcılar hem deneyi yönetenlere, hem de kendi kendilerine bir çok soru soruyorlar, içinde bulundukları durumu doğru anlamak için bir çok şeyi sorguluyorlar. Genellikle yapabilecekleri eylemlerle ilgili birçok olasılık üretip, bu eylemlerin olası sonuçlarını tartışıyorlar. Sonrasında da genellikle çok dramatik olmayan, “dünyayı kurtaracak en büyük çözüm” tadında değil de, birer deney olarak algılanan kısıtlı sayıda karar veriyorlar. Bu kararların sonuçlarını büyük bir merakla bekliyor, bu sonuçlarla ilgili verileri de büyük bir iştahla yutuyor, yeni sorular ve sorgulamalar, yeni olasılık ve fikirler üretiyorlar.</p>
<p>Ancak işler iyiye gitmeye başlayıp da mutlu oldukları sonuçlar gelmeye başlayınca sorulan soruların ve tartışılan farklı olasılıkların sayısı çok ciddi bir biçimde azalmaya başlıyor. Özellikle birkaç üst üste olumlu gelen verilerden sonra katılımcılar sistemden gelen yanıtlara karşı, özellikle de bu yanıtlar beklentilerine uymuyorsa ciddi biçimde duyarsızlaşmaya başlıyorlar. Olumsuz sonuçları ya görmezden geliyorlar, ya da geçici bir durum olarak algılamayı tercih ediyorlar. Bu olumsuz veriler artık göz ardı edilemez hale geldiğinde ise daha da ilginç bir şey oluyor: Sorulan soruların ve tartışılan olasılıkların sayısı artmıyor, tam tersine alınan kararların sayısı artıyor. Bu durumda ise çoğu zaman, yani yapılan deneylerin yaklaşık %90’ında felaket ile sonuçlanıyor.</p>
<p>Kalan %10’unda durum farklı. Bu yüzde on için oyun boyunca sorulan soruların, tartışılan olasılıkların ve alınan kararların sayısı, yüzdesi sabit kalıyor. Yani bir çeşit &quot;başlangıç zihni&quot;ni korumayı başarıyorlar. Bu yüzde on, hiçbir zaman diğerlerinin ulaştıkları tepe noktalara ulaşamıyorlar. Ancak istikrarlı bir yukarı trend yakalıyorlar. Bazen trend aşağı döner gibi olduğunda bunun olası nedenlerini sorguluyorlar. Bu sorgulamalarında özellikle daha önce aldıkları kararların yan etkilerinin neler olabileceğini acımasız bir dürüstlükte incelemekten çekinmiyorlar.  Gerektiğinde zor kararları, çünkü veriler buna işaret ettiği için alabiliyorlar, bu sayede kısa vadeli düşüşlere razı olup, ortalamada yukarı trendlerini devam ettirebiliyorlar. Ancak dediğimiz gibi, bu şekilde davrananlar sadece ve sadece %10.</p>
<h3>Hataların mantığı</h3>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/b5b6b4c159251b4ec01f1e91e93be830_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/b5b6b4c159251b4ec01f1e91e93be830_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/b5b6b4c159251b4ec01f1e91e93be830_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/b5b6b4c159251b4ec01f1e91e93be830_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/b5b6b4c159251b4ec01f1e91e93be830_800.jpg" /></picture></figure>
<p>&quot;Bu nasıl olabilir, zeki insanlar bu kadar basit hatalara nasıl düşebilir&quot; sorusuna yanıt arıyor Dr. Dörner. Dörner&#x27;e göre biz insanlar, tüm gelişmişliğimize, zihinsel kapasitemize ve bilgilerimize rağmen, <strong>“<a   href="http://en.wikipedia.org/wiki/Complex_adaptive_system">kompleks adaptif sistemler</a>”</strong>le<strong> </strong>ve onların problemleri ile karşılaştığımızda, çoğu zaman eline Ferrari verilmiş ufak çocuklar gibi davranabiliyoruz. Düşünüş şeklimiz, zihinsel alışkanlıklarımız, probleme yaklaşım tarzımız iyi niyetli olsa da, birbirini etkileyen unsurların kendi içlerinde dengede durdukları sistemsel yapılara müdahale etmek ve bu sistemlerin görünürdeki problemlerine çözüm bulmak için yetersiz, yeterince evrimleşmemiş, “basit” kalıyor. </p>
<p>Buradaki problem, Dörner’e göre bu sistem problemlerinin anlaşılması çok zor olmasından ve özellikli bilgi gerektirmesinden kaynaklanmıyor. Tam tersine, ilişkiler ve ilişkisel ağlar çok basit. Sahara çölünün ortasında, çok fazla derin su kuyusu kazarsanız, yeterli yağmur almadığı için yeraltı sularını bitirirsiniz. Doğum kontrolünü bir politika haline getirmeden sağlığa müdahale ederseniz, nüfus hızla artar. Doğum kontrolünü bir politika haline getirseniz, halka düzenli eğitimler verseniz, hatta doğum kontrol araçlarını ücretsiz dağıtsanız bile, gelişimsel olarak kabile düzeyinde olan, erkekliğin ve kadınlığın ölçütünü sahip olduğu çocuk sayısı ile ölçen bir kültüre, böyle bir anlam haritasına sahip olan bir halka bunları kabul ettirmeniz, en azından bir kaç kuşak alır.</p>
<p>Bu sistemlerin birtakım özellikleri, insan zihninin bir takım kötü alışkanlıkları ile birleşince, bu sistemlere yapılan ve bu unsurları hesaba katmayan yapay müdahaleleri en iyi ihtimalle etkisiz, ve çoğu zaman son derece tehlikeli kılabiliyor.</p>
<p>Bize kaotik gibi gözüken durumlar, çoğu zaman aslında daha karmaşık, birçok unsurun bir arada birbirlerini tetiklediği ve dengelediği bir düzenin parçasıdır. Ve Robert Kegan’ın dediği gibi bizim zihnimiz bu tip karmaşık durumları anlamak, kaosun içinde yer aldığı düzeni, ve düzenin içinde yer aldığı kaosu anlamak için henüz yeterince evrimleşmiş değil.</p>
<h3>Zihnimizin Kötü Alışkanlıkları</h3>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6fdc5dacd10c036534b2c7115b39ea34_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6fdc5dacd10c036534b2c7115b39ea34_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6fdc5dacd10c036534b2c7115b39ea34_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6fdc5dacd10c036534b2c7115b39ea34_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6fdc5dacd10c036534b2c7115b39ea34_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Bu yeterince evrimleşmemiş zihnimiz bizi kötü zihinsel alışkanlıkların insafına bırakıyor, bu da işleri içinden çıkılmaz hale getiriyor: </p>
<p>Kompleks olgular hakkında doğrusal, tek yönlü düşünmek gibi&#8230; </p>
<p>Kendi yetkinliğini her zaman olduğundan yüksek görmek gibi&#8230; </p>
<p>Aslında kolaylıkla başa çıkabileceğimiz ve yüzleştiğimizde bizi özgür bırakacak rahatsızlıklara razı olmak yerine gerçeklerden kaçarak daha büyük acılara yol açmayı göze almak gibi&#8230; </p>
<p>Daha da önemlisi, bir karar verdiğimizde ve bir pozisyon aldığımızda, tüm benliğimizi, öz değerimizi ve kendimize olan saygımızı bu bir karara bağlamak gibi: <em>Belli bir amaçla girdik biz bu işe. Kararlar verdik. Duygusal yatırımımız var. İzleyenler var. Bize oy verenler ve vermeye devam etmesini istediklerimiz var. Başarılı olmayı bekliyoruz ve bu beklentimizi sarsacak her türlü veriyi kendimize saldırı olarak algılıyoruz. </em></p>
<p>Ve hepsinden tehlikeli olmak üzere, kendimizi “iyi niyetli” görmek ve iyi niyetin kendi başına alacağımız her kararı etkili ve olumlu hale getireceğine inanmak gibi.</p>
<h3>İyi niyetin karanlığı</h3>
<p>Dr. Dörner diyor ki, “iyi niyetli insanların hedefleri peşlerinde giderken  davranışlarının olası olumsuz etkilerini düşünmek gibi eğilimleri pek olmaz. Bu nedenle, başka türlü zararsız kalacak beceriksizlikler tehlikeli hale gelir: bu iyi niyetli ve düşük yetkinlikli insanlar, kötü niyetli ve yetkin insanlarda sık karşılaşılan ve onların davranışlarını dizginleme olasılığı bulunan vicdan baskısını nadiren hissederler.” </p>
<p>Yani: iyi niyetli &quot;salakça&quot; fikirler, kötü niyetli &quot;şeytanca&quot; fikirlerden çok ama çok daha fazla kalıcı ve ısrarcı olurlar!</p>
<p>Bu fikirleri salakça yapan şey fikirleri üretenlerin salak olması değil. Tam aksine bu kişiler çoğu zaman, bu deneyde de olduğu gibi, ortalamanın üzerinde zekaya sahipler. Bu fikirleri salakça yapan şey içerdikleri basit ve kibirli düşünüş: aslında müdahale ettiğin sistemin, bu bir ülkenin sosyal, ekonomik, politik yapısı olsun, bir şirketin organizasyon yapısı, İK politikası olsun, veya bir ilişkinin, ailenin dinamikleri olsun, onun senin anlayabileceğinden her zaman daha karmaşık olduğu gerçeğini görememen.</p>
<p>Yani kaotik olanı, karmaşık olanı, dinamik olanı ancak belli bir denge içinde olanı olduğu hali ile görememen. Onun bu koşullarla kendi içinde yarattığı dengeye müdahale ederken bu dengeyi kendi istediğin şekilde, kendi elinle yarattığın düzende, kendi otoritenle sağlayabileceğini sanman. Karmaşık sistemlerin senin otoritene tabi olduğu sanrısına kapılman. Daha önce verdiğin kararlara tüm benliğini, tüm kimlik tanımını bağlaman. Tutunup kalman. Bırakamaman ve bu şekilde kendini tutsak kılman.</p>
<p>İkinci hata ise tüm bu eylemlerin sonucunda dengeyi bozduğunda, bu dengenin bozulmasının ve bu bozulmanın yarattığı hareketin de aslında daha büyük bir düzenin parçası ve doğal sonucu olduğunu görememen. Paniğe kapılman. Panikle daha da otoriterleşmen. Daha çok, daha hızlı, sonuçlarını ve etkilerini tam olarak düşünmediğin yeni bir sürü karar alman. Daha da kaos yaratman.</p>
<h3>Çıkış umudu</h3>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/4a38dd96ad741f9df403a7e432b88a20_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/4a38dd96ad741f9df403a7e432b88a20_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/4a38dd96ad741f9df403a7e432b88a20_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/4a38dd96ad741f9df403a7e432b88a20_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/4a38dd96ad741f9df403a7e432b88a20_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Biliyorum tanıdık geliyor. Ve bu iyi. En azından içinde bulunduğumuz durumu anlamak, anlamlandırabilmek, o kaos duygusundan kurtulmak için önemli.</p>
<p>Dr. Dörner’in deneyindeki %10’u ancak bu şekilde örnek alabiliriz. Soru sormaya, sorgulamaya, anlamaya sakince devam etmemiz gerekiyor. Sosyal medyanın, basının, ve bizim dikkatimizi kendi amaçlarına çekmek isteyen binlerce kişinin çabalarına rağmen duygulardan ve duygusallıktan arınmalıyız. İçimizdeki kaosu dindirip, verileri, gözümüzün önünde olanları, duygulardan ari bir biçimde değerlendirmeli, şu soruyu defalarca sormalıyız: “Burada gerçekten ne oluyor? Bunu oluşturan koşullar neler? Bunun etkilediği koşullar neler?” </p>
<p>Suzuki Roshi diyor ki &quot;Başlangıç zihninde bir çok olasılık vardır, uzmanın zihninde ise çok çok az&quot;.</p>
<p>Ve takılıp kaldığımız kısacık aralıktan çıkarak daha geniş perspektiften, zaman olgusunu da katarak, tüm olguları onları doğuran koşullarla birlikte görebilmemiz lazım. Bu perspektiften bakınca şu gibi gerçekler ayan beyan görünür olur:</p>
<p><em>Başı olan her şeyin bir de sonu vardır. Her şey başlar ve biter. Çok iyi şeyler de. Çok hoşumuza gitmeyen şeyler de. Sonra başka bir şey başlar.</em></p>
<p><em>Olguların akışı içinde hiç bir şeyin kendiliğinden varlığı, anlamı yoktur. Bizim sabit, değişmez, &quot;ilelebet varolacak&quot; diye gördüğümüz şeyler zamanın sonsuzluğu içinde bir yıldızın göz kırpması gibidir.</em></p>
<p><em>Hiç bir şey kendi başına var olmaz. Her olgu uygun koşullar bir araya geldiğinde oluşur. Bu koşullar değiştiğinde geçer.</em></p>
<p><em>İyi sandığımız şeyler sonrasında istemediğimiz sonuçlar doğurabilir. Kötü sandığımız şeyler sonrasında iyi sonuçlar doğurabilir.</em></p>
<h3>Buddha&#x27;nın öğüdü</h3>
<p>Buddha, belli bir yaşa geldikten sonra izdeşlerine katılan oğlu Rahula’ya ilk vaazında şu şekilde öğüt veriyor:</p>
<p>“Sakın yalan söyleme Rahula, kendini eğlendirmek için bile (kendine bile). Nasıl bir ayna, üzerine yansıyan olguları oldukları gibi yansıtırsa, senin zihnin de öyle olsun. Olguları oldukları gibi, ona senin tercih, korku ve arzularını bulaştırmadan görsün ve yansıtsın”.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1097aa477af8ec457a526bf32b45710d_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1097aa477af8ec457a526bf32b45710d_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1097aa477af8ec457a526bf32b45710d_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1097aa477af8ec457a526bf32b45710d_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1097aa477af8ec457a526bf32b45710d_800.jpg" /></picture></figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/icimizdeki-krize-anlam-getirmek?id=561720431&type=2",title: "İçimizdeki krize anlam getirmek",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/icimizdeki-krize-anlam-getirmek/">İçimizdeki krize anlam getirmek</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</title>
		<link>https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Sep 2018 11:58:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Adaptif değişim]]></category>
		<category><![CDATA[adaptif liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Jordan Peterson]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Lider Koçluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/icimiz-disimiz-kaos/</guid>

					<description><![CDATA[<p>... Ancak problem şu: Biz bu düzenin devamlılığına ne kadar yatırım yapabiliriz, bu düzenin devamlığını ne kadar bekleyebiliriz? Biz dünyayı, dünyamızı düzenli, sabit, değişmez hale getirdiğimizi sansak bile, aslında uçsuz bucaksız bir belirsizlik denizi içinde küçük düzen adaları kurmaktan başka bir şey yapmıyoruz belki de. Üstelik bu adalarımız da kâğıttan...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/">Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okuma süresi: 6 dakika</p>
<p>Geçenlerde orta büyüklükte bir şirketin sahibi olan danışanımla sohbet ediyoruz. Piyasalardaki kaos ile kendi kendisini nasıl panik atağın eşiğine getirdiğinden bahsediyor. Henüz işlerinde herhangi bir olumsuzluk olmasa da olası problemleri düşünmekten kendini alamadığından, bu yüzden uykularının kaçtığından, nefesinin daraldığından bahsediyor.</p>
<p>Sanırım şu anda bir çoğumuz buna benzer bir durumu, belirli ölçülerde yaşıyoruz. Özellikle de içinde bulunduğumuz durumu tanımlayamadığımızda ve anlam veremediğimizde.</p>
<p>Kanadalı psikolog, yazar ve akademisyen Jordan Peterson, insanın varoluş deneyiminin iki “ilahi güç” arasında oynanan oyunlar tarafından belirlendiğini söylüyor: Düzen, ve Kaos[1]. </p>
<h3 id="as9b0">Düzen ve Kaos</h3>
<p>Düzen. Bilinen. Tanıdık olan. Kendimin ve başkalarının yönünün ve eylemlerinin ve bu yön ve eylemlerin sonuçlarının tahmin edilebilir olduğu dünya. Tehditlerin olmadığı, olguların belirli olduğu, otobüslerin, trenlerin ve uçakların zamanında kalktığı ve istikametlerine ulaştığı dünya. Hedeflerime ulaştığım, evimin, işimin, sağlığımın, paramın, sevdiklerimin, ülkemin güvende olduğu dünya. Olguların, davranışların, sözlerin, var oluşumun anlamını bildiğim, huzurlu hissettiğim yer. Öte yandan hep eskinin tekrarına müsaade eden, yeniye yer olmayan, yeni fırsat ve olasılıkların bulunmadığı, heyecanın ve diğer duyguların içinde yer almadığı, durgun. Kuralların, düzenin, otoritenin dünyası. Maskülen. Yang. Baba prensibi. </p>
<p>Ve Kaos. Tanıdık olmayan, bilmediğim, yönünü, sınırlarını ve olasılıklarını tahmin edemediğim dünya. İnsanların ve olguların benim beklediğimden farklı davrandığı, bu davranışlarının sonuçlarının da beklemediğim gibi sonuç verdiği yer. Bilinmeyen, bu yüzden de sonsuz olasılıkları içeren, karanlık gözüken, ancak içinden aydınlığın doğduğu yer. Kendimi güvende hissetmediğim, yönümü, bir sonraki adımımı ve onun nelere yol açacağını, başıma neyin geleceğini bilemediğim yer. Olguların, davranışların ve deneyimlerin “anlamını” bilmediğim, her şeyin mümkün olduğu, bu yüzden de korkutucu olduğu yer. Öte yandan da tüm yaratıcılığın, tüm yeni olasılıkların, tüm heyecanın, tüm duyguların, maceranın, fırsatların, mucizevi çözümlerin yaşadığı yer. Feminen. Yin. Anne prensibi. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg" /></picture><figcaption>Kaosun içindeki düzen, düzenin içindeki kaos</figcaption></figure>
<h3 id="blfd9">İnsanın macerası</h3>
<p>İnsanın bu iki dinamik güç arasındaki macerası, on binlerce yıllık insan medeniyetinin mücadelesinin özeti. İnsanın özünde kaotik, belirsiz, tanımsız, her an ne olabileceği ile ilgili sınırsız olasılıklar içeren ve bu olgularla ilgili kendiliğinden, net açıklamaların olmadığı bir dünyadan beslenerek o dünyayı düzenli, formüllerin tuttuğu, olguların anlaşılabilir ve tahmin edilebilir olduğu bir dünyaya dönüştürme çabası, tüm bilimsel, politik, ekonomik, kültürel ve sosyal evrimlerin ve devrimlerin altındaki itici güç gibi gözüküyor. Kültür bile bakarsanız kabul edilebilir davranış ve düşünceleri kısıtlayarak ve olguları algılama biçiminizde ortak bir anlam haritası tanımlayarak insan ilişkilerinde tahmin edilebilir ve güvenli bir zemin yaratmaya çalışmıyor mu? </p>
<p>İşte bu yüzden düzensizlikten, yönsüzlükten, bilinmeyenden uzaklaşmak ve düzene, tanımlı olana, bilinene doğru ilerlemek, neredeyse insanların genetik kodlarına yazılmış, sinir sistemimize işlemiş. Bu yüzden liderlerimizi, yöneticilerimizi bize düzen, yön, ve koruma vadedenlerden seçiyor, bu kişilere için seve seve kendi otoritemizi teslim ediyoruz.</p>
<h3 id="b6ejf">Kağıttan Gemiler</h3>
<p>Bunda bir problem yok. Özellikle işler iyi giderken. Ancak problem şu: Biz bu düzenin devamlılığına ne kadar yatırım yapabiliriz, bu düzenin devamlığını ne kadar bekleyebiliriz? Biz dünyayı, dünyamızı düzenli, sabit, değişmez hale getirdiğimizi sansak bile, aslında uçsuz bucaksız bir belirsizlik denizi içinde küçük düzen adaları kurmaktan başka bir şey yapmıyoruz belki de. Üstelik bu adalarımız da kâğıttan. Bu kâğıttan düzen adaları kaos denizinde ıslandıkça çözülmeye başlıyorlar ve bizi tekrar tekrar hayatın, dünyanın belirsizliği ile, değişkenliği ile, tanımsızlığı ile yüz yüze bırakıyorlar.</p>
<p>Bu duruma karşı ilk tepkimiz daha fazla düzene, daha fazla otoriteye sığınmak oluyor genellikle. Ekibimizin motivasyonsuzluğu bir eğitimle çözülsün istiyoruz. Toplumsal huzur askeri önlemlerle ortadan kalksın istiyoruz. Şirketteki problemleri yeni gelen genel müdür alacağı mucizevi ve bir şekilde bizi rahatsız etmeyen, belirsizlikte hissettirmeyen kararlarla çözsün istiyoruz. Yeni bir politik lider, yeni bir Atatürk gelsin ve ülkeyi kurtarsın istiyoruz. İçinde bulunduğumuz kaosa anlam veren açıklamalar hoşumuza gidiyor. Tam ne ve kim olduğunu bilmediğimiz karanlık güçlerin bizimle dalga geçtiğini düşünmek, anlamsızlığa anlam, ucunu bucağını bilmediğimiz, tanımlayamadığımız, o yüzden de nasıl tepki vereceğimizi bilmediğimiz kaosa tanım getiriyor. Neye nasıl tepki vereceğimizi bilmemektense göremediğimiz farazi bir düşmana öfkelenmek daha kolay oluyor.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="kaos" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg" /></picture><figcaption>Kurduğunuz düzen gerçekten fırtınalara dayanabilir mi?</figcaption></figure>
<p>Bu tip çözümler bazen kısa dönemli olarak bizi rahatlatıyor. Geçici olarak düzene geri dönmüşüz gibi bir his yaratıyor. Ancak bu düzenin gerçekten tekrar sağlandığı durumlarda bile yeni inşa edilen düzen adası da kağıttan olduğu ve ıslak kaos denizinin ortasına konduğu için aynı problemlerle yüz yüze kalıyoruz bir süre sonra. Bu sefer daha da düzene tutunuyoruz, daha da bilinmeyeni reddediyoruz. Gitgide diktatörleşen liderlere, yöneticilere toplumlara, şirketlere, anne babalara, eşlere dönüşüyoruz. </p>
<h3 id="7nr83">Üçüncü ilahi güç</h3>
<p>Jordan Peterson diyor ki düzene bu kadar sığınmanın sonucunda da <em>“…toplumun ilerlemesini sağlayan yaratıcı araştırmacı süreç sekteye uğruyor. Bu “adaptasyon kapasitesinin kısıtlanması” da … kaos ihtimalini dramatik bir şekilde arttırıyor.”<strong>[2] </strong></em>Yani insanlar bu yola saptıklarında kendi eylemleri ile daha da büyük düzeyde düzensizliği davet ediyorlar, hatta bu düzensizliği kendileri yaratıyorlar.</p>
<p>İşte bu blogda defalarca tartıştığımız adaptasyon gerektiren değişim, artık mevcut bilginin, düzenin yeterli olmadığı ve daha iyi bir yere gelebilmek için bilinçli ve kontrollü bir biçimde o düzenin dışına çıkmamızı, mevcut tanımlarımızı, algılarımızı, yaklaşımlarımızı, anlam haritamızı sorgulamamız, tanıdık olandan ve bizi şimdiye kadar tanımlayandansa bilinmeyene ve onun sunduğu tüm olasılık ve potansiyele isteyerek ama yavaş yavaş, adım adım, dikkatli bir biçimde adım atmamızı gerektiren türde bir değişim. Peterson, kaos ve düzenle beraber üçüncü ilahi gücü bu iki güç arasında dans eden ve bu iki gücü kullanarak yaşamına anlam veren, yani düzenin sınırlarını genişleten &quot;insan&quot; olarak tanımlıyor. </p>
<p>Değişim, ancak artık işe yaramayan ve bizi içinde bulunduğumuz çıkmazlarda tutan değerlerimizi, düşünüşümüzü, alışkanlıklarımızı, eylemlerimizi ve kimlik tanımlarımızı, yani mevcut düzenimizi sorgulayarak ve bunların bazılarını bırakmaya razı olarak gerçekleşebilir. Bu, kayıp hissi içeren ve çok rahatsız edici bir süreçtir. Ancak başka türlü ilerleme kaydedilmez. Başka türlü, biz geçici ve çoğu zaman da içeriden ve dışarıdan otorite baskısı içeren çözümlerle yaşamaya devam ederiz. Problemlerimiz de tekrar tekrar karşımıza gelirler. </p>
<p>İşte bu yüzden birçok şirkette yaşanan ve çağımızda iyice içinden çıkılmaz hale gelen sorunlar da, ülkelerin ve toplumların karmaşık sorunları da sadece otorite ve devamlı alışık düzenleri geri getiren çözümler ile çözülemez. Çünkü karmaşık, sınırlı kontrolün olduğu, belirsizlik içeren, tam olarak tanımlanamayan problemlere prematüre ve bilinen, denenmiş düzenler getirmeye çalışan teknik çözümler uzun dönemde işe yaramaz. </p>
<h3 id="tlas"><strong>Kaos ve düzenle dans etmek</strong></h3>
<p>Ancak tamamen kaosa atılmak da işe yaramaz. Değişim sürecinin kendisinin de belli bir düzen içinde olduğunu hissetmek, değişimin yönünü görmek ve gözümüzün önünde tutabilmek, değişim sürecinde zorlansak da ve bazı kayıplara razı olsak da temelde güvende olduğumuzu, gittiğimiz yerin bugün olduğumuz yerden daha iyi olduğunu bilmek, bu rahatsız edici kaotik süreci bizim için tahammül edilebilir kılar.</p>
<p>Liderlik yapmak işte bu yüzden kritiktir. Liderlik yapmak demek düzenle, bilinenle bilinmeyen arasındaki ince ve kritik çizgide etkin bir biçimde ilerlemeyi ve insanların da sizle yürümesini sağlamayı becerebilmek demektir. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="liderlik" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg" /></picture></figure>
<h3 id="8tike">Kaosla başa çıkabilmenin iki aracı</h3>
<p>Bunu yapabilmenin en önemli yollarından birisi de içinde bulunduğu duruma anlam verebilmek, olan kaosu da daha büyük düzenin, hatta kaos ile düzenin asırlardır süren dansının bir parçası olarak görebilmektir. Danışanım, tüm bu yazıda bahsettiğimiz süreci seansımızda kendi içinde yaşadıktan ve değerlendirdikten sonra diyor ki: </p>
<p>“Dost, evet, tam bir kaos hissediyorum. Yarattığım düzenin, kağıttan gemimin parçalanması korkusu tüm zihnimi kaplamış durumda. Kaostan başka bir şey göremiyorum. Ama fark ediyorum ki bu aslında benim kaosun da içinde yer aldığı daha büyük bir düzeni göremememden kaynaklanıyor”.</p>
<p>Bunu söyleyince tutmakta olduğu nefesini ilk defa veriyor. Omuzları, yüzü gevşiyor, altındaki koltuğu, yeri ilk defa hissediyor sanki.</p>
<p>“Harika” diyorum. “Belki de kendini korkunun ve endişenin içinde bulduğun her seferinde bunu kendine tekrarlayabilir, hatırlatabilirsin.” Çünkü kaosla başa çıkmak için ve bize sunduğu fırsatları etkin bir biçimde kullanabilmenin ikinci önemli yolu da bu: Bizi yolda tutacak, kendi iç kaosumuza düzen getirecek pratikler, uygulamalar, ritüeller oluşturmak ve bunları her ne pahasına olursa olsun uygulamak.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="pratikler" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Bu fikir danışanımın hoşuna gidiyor. “Başka ne gibi pratikler işine yarar?” diye soruyorum.</p>
<p>Biraz düşünüyor. Diyor ki “Dost, ben şimdiye kadar çok kağıttan gemi yaptım. Bazıları su aldı dağıldı, ama ben yenisi yaptım her seferinde. Yine yapabilirim. Bu gemim dağılırsa ben daha çok gemiler yaparım.” </p>
<p>Danışanımın bedeni rahatlarken aklıma <a target="_blank" href="https://marefidelis.com/marefidelis-klasikleri-kagittan-gemiler/" rel="noopener noreferrer">daha önceki bir yazımda da paylaştığım</a> Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun harika şiiri düşüyor:</p>
<blockquote><p><em>Kağıttan bir gemi yaptım küçücük</em><br /><em>Ya 5 öpücük sığar içine</em><br /><em>Ya 10 öpücük</em><br /><em>Kız kardeşim</em><br /><em>10 öpücükte batar bu gemi dedi</em><br /><em>Sen misin</em><br /><em>15 öpücük</em><br /><em>Anam sakın denize atma dedi</em><br /><em>Doğru havuza</em><br /><em>Sen misin</em><br /><em>Doğru denize</em><br /><em>Ama ıslanmasıyla batması bir oldu</em></p>
<p><em>Bir gemi daha yaparım ne çıkar</em><br /><em>Hem bu sefer öpücük yerine</em><br /><em>Sunturlu birkaç küfür</em><br /><em>Daha birkaç gemi yaparım</em><br /><em>Çok şükür.</em></p></blockquote>
<p>[1]Jordan Peterson, Maps of Meaning: The Architecure of Belief, 1999.</p>
<p>[2]Peterson, ibid.</p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/kaosla-basa-cikmak?id=1720181035&type=2",title: "Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/">Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Herhangi bir yerde kalıcı değişim yaratmak isteyenlere tavsiyeler</title>
		<link>https://marefidelis.com/herhangi-bir-yerde-kalici-degisim-yaratmak-isteyenlere-tavsiyeler/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/herhangi-bir-yerde-kalici-degisim-yaratmak-isteyenlere-tavsiyeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2015 14:21:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kurumsal Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=12232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okuma süresi: 5 dakika Haftalardır organizasyonel ve sosyal sistemleri ve bunlarda değişime nasıl liderlik edilebileceğini tartıştık. Tüm bunları tartışırken bu sistemlere liderlik edecek kişiye "ne oluyor burada" sorusuna yeteri kadar yanıt verebilmesi ve bu yanıta dayanan değişim çabalarını tasarlayıp yürütebilmesi için ipuçları vermeye çalıştık... Tüm bu tartıştıklarımızın gelin "fonksiyonel" bir özetini yapalım. Bunu da herhangi  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/herhangi-bir-yerde-kalici-degisim-yaratmak-isteyenlere-tavsiyeler/">Herhangi bir yerde kalıcı değişim yaratmak isteyenlere tavsiyeler</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #808080;"><em>Okuma süresi: 5 dakika</em></span></strong></p>
<p>Haftalardır organizasyonel ve sosyal sistemleri ve bunlarda değişime nasıl liderlik edilebileceğini tartıştık. Tüm bunları tartışırken bu sistemlere liderlik edecek kişiye &#8220;ne oluyor burada&#8221; sorusuna yeteri kadar yanıt verebilmesi ve bu yanıta dayanan değişim çabalarını tasarlayıp yürütebilmesi için ipuçları vermeye çalıştık&#8230;</p>
<p>Tüm bu tartıştıklarımızın gelin &#8220;fonksiyonel&#8221; bir özetini yapalım. Bunu da herhangi bir yerde kalıcı değişiklik yaratmak isteyen lidere tavsiyeler olarak adlandıralım. Tüm bu tartıştıklarımızın içinde yer alan temel mesajlar nedir diye sorsak, herhalde şöyle bir özet çıkardı:</p>
<p><strong>Sistemin öğrencisi ol&#8230;</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" size-medium wp-image-12235 alignleft" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/systemstudent-300x200.jpg" alt="systemstudent" width="300" height="200" srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/systemstudent-300x200.jpg 300w, https://marefidelis.com/wp-content/uploads/systemstudent-500x334.jpg 500w, https://marefidelis.com/wp-content/uploads/systemstudent.jpg 700w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Anlamadığın şeyi yönetemezsin. Nasıl çalıştığını bilmedikçe değiştiremezsin. Herhangi bir organizasyon, kurum veya sosyal sistemdeki görülmez kuralların, tabuların, kutsal &#8220;ineklerin&#8221;, yani &#8220;cam duvarların&#8221; yerini öğrenmeden harekete geçen kişiler, genellikle bu duvarların yerlerini onlara çarptıklarında bıraktıkları &#8220;kan izleri&#8221;nden öğreniyorlar. Hem Amerika&#8217;nın, hem de başında olduğu ülkenin ekonomik ve askeri gücü nedeni ile dünyanın en güçlü adamlarından olan Obama&#8217;nın GQ dergisine verdiği röportajda sarf ettiği şu cümleler, karmaşık sistemlere liderliğin ne demek olduğunu çok güzel anlatıyor:</p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>&#8220;Koltuğa oturmuşsun, konut piyasasının çöktüğünü, işsizliğin büyük hızla arttığını görüyorsun, yapılacak doğru şeyin ne olduğu ile ilgili bir hissiyatın var, ve sonra fark ediyorsun: &#8216;İşim artık sadece kendi partimi ikna etmekle, veya diğer partinin yapılması gereken doğru şeyleri bloke etmesini engellemeye çalışmakla bitmiyor, artık açılacak şu davayı, arka planda yapılacak bu lobi faaliyetini, teknik olarak bağımsız oldukları için ne yapmaları gerektiğini doğrudan dikte edemeyeceğim şu devlet kuruluşunu hesaba katmam lazım. Amerikan Merkez Bankası da var, ve onların da doğru şeyi yapmasını ummalıyım – ve bu arada, ekonomi artık global olduğu için Avrupalıların, Asyalıların, Çinlilerin, herkesin işin içinde olduğuna da emin olmalıyım.&#8217; İşimin büyük bölümü sadece doğru politikaları belirlemek değil, bu politikaları hayata sokacak ve işi yürütecek olan bu devamlı değişen zemine sahip koalisyonları ve işbirliklerini sürekli olarak inşa etmekten oluşuyor.&#8221;</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>                                            <a href="mailto:http://www.gq.com/story/president-obama-bill-simmons-interview-gq-men-of-the-year">&#8211; President Obama and Bill Simmons: The GQ Interview</a></em></p>
<p><strong>52 Kart + 2 Jokeri hesaba kat&#8230;</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-12236 alignright" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/iskambil-266x300.jpg" alt="iskambil" width="200" height="226" srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/iskambil-266x300.jpg 266w, https://marefidelis.com/wp-content/uploads/iskambil-300x339.jpg 300w, https://marefidelis.com/wp-content/uploads/iskambil-500x565.jpg 500w, https://marefidelis.com/wp-content/uploads/iskambil-700x791.jpg 700w, https://marefidelis.com/wp-content/uploads/iskambil.jpg 750w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" />Ve bu sistemler, <a href="https://marefidelis.com/kolay-mi-bakalim-oyle-hop-diye-degismek-gelismek/">VUCA</a>: volatil, belirsiz, kompleks, ve tam olarak adlandırılamaz, tanımlanamaz. Her an, her şey olabilir&#8230; Ben sadece bu alanlara odaklanacağım, şu olanla azıcık ilgileneceğim, o alanla ilgili hiç düşünmek bile istemiyorum diyemez lider. Kartların sadece bir bölümü ile oynayacağım ben diyemezsiniz. Uzakdoğu sporları hocam&#8217;ın dediği gibi &#8220;herhangi bir mücadeleyi hiç bir şeyin kendisini şaşırtmasına izin vermeyen kazanır&#8221;. Ve inanın, her zaman hesaba katmadığımız bir şey, bizi şaşırtma potansiyeline sahip öngörülemeyen, daha önce örneği olmayan bir şeyler olma olasılığı her zaman var. Bu durumun kendisini de oynayacağımız kartların arasına katmak ve normal saymak, lideri ayakta, zihnini açık ve sakin tutacak şeylerden biri olacak.</p>
<p><strong>Kendini bil&#8230;</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" size-medium wp-image-12237 alignleft" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/nosce-te-ipsum-300x225.jpg" alt="nosce-te-ipsum" width="300" height="225" srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/nosce-te-ipsum-300x225.jpg 300w, https://marefidelis.com/wp-content/uploads/nosce-te-ipsum.jpg 400w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Dediğimiz gibi, anlamadığınız şeyi yönetemezsiniz. Ve ilginç olan, biz insanların aslında en az tanıdığı, en az anladığı şey kendisi&#8230; Budistler, varlıkların öldükten sonra, yaşamlarında yaptıkları edimlere göre altı boyuttan birinde tekrar doğduklarına inanıyorlar: Cehennem, hayvan, aç ruhlar, insan, kıskanç tanrılar ve tanrılar boyutları&#8230; Amerikalı psikolog ve yazar Mark Epstein, bu reenkarnasyon modelini, modern psikolojiye uyarlamış. Diyor ki Epstein, aslında bu bir çeşit psikopatoloji modeli&#8230; Örneğin cehennem boyutu, yaşamını öfke, korku, kıskançlık, pişmanlık gibi çok yoğun duyguların esiri olarak, onlarla yanarak geçiren insanın durumunu anlatıyor. Aç ruhlar, yaşam gerçekliğini bir türlü tatmin olamayan, her zaman temel bir içsel boşlukla, bir içsel açlıkla yaşayan kişiler&#8230; Diğerlerini isimlerinden tahmin edebilirsiniz&#8230;</p>
<p>İnsan boyutunun gerçeği de cehalet, bu modele göre. Kendisi ve gerçekte kim olduğu ile ilgili en temel ve en basit hakikatin bile farkında olmamaktan kaynaklanan, derin bir cehalet. Kendisinin gerçekte kim ve ne olduğu bilgisi ile ve ona dayanarak yaşamak yerine, tamamen sosyal olarak oluşturulan ve büyük bir çaba ve zorlukla ayakta tutulmaya çalışılan bir benlik algısının, bir öz-imajın, bir serabın gerçek olduğunu hem kendine hem de dünyaya kanıtlamaya çalışarak yaşamanın cehaleti&#8230; Yaşamını bu en büyük yalana inanarak yaşayan birinin yapacağı liderlik nasıl olur sizce? Bu yalana inanan insanlar tarafından binlerce yıldır yönetilen dünyanın geldiği durum, durumun ciddiyetini gözler önünde sermiyor mu?</p>
<p>Tabi ki &#8220;kendini bil&#8221; demek kolay, yapmak zor. Hatta birisi size &#8220;ben kendimi bildim&#8221; derse muhtemelen hepimizden daha büyük bir yanılgı içinde olabilir. Sonuçta yaşamın en büyük bilinmezlerinden, gizemlerinden birinden bahsediyoruz. Ancak önemli olan, kendini bilme yolculuğunun öğrencisi olmak. Kendinle ilgili en temel bilgiye aslında vakıf olmadığının bilgisine sahip olmak ve bu bilgiyle hareket etmek&#8230; Ancak bunu yapanlar, etkin birer lider, mutlu olan ve başkalarını mutlu eden insanlar olabiliyorlar.</p>
<p><strong>Prezans geliştir&#8230;</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" size-medium wp-image-12241 alignright" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Presence-300x214.jpg" alt="Presence" width="300" height="214" srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Presence-300x214.jpg 300w, https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Presence.jpg 404w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Hal böyle olunca, yani sistemler ve içinde yer aldıkları ekonomik, sosyal ve politik ortam karmaşık, volatil, belirsiz ve tanımlanamaz, ve içlerindeki insanlar (biz de dahiş olmak üzere) temel gerçekliklerden uzak olduğunda, liderler kolaylıkla tetiklenebiliyor, daha önce bahsettiğimiz Lider&#8217;in Beş Engeli&#8217;ne kolaylıkla takılıp düşebiliyorlar. Kendini bilme yolculuğu işte burada işimize yaramaya başlıyor. Bu yolculuğa çıkmanın, ve &#8220;ben kimim?&#8221; sorusunu yol arkadaşı olarak yanına almanın doğal sonucu, kişinin kendine ve dışarıya yönelik farkındalığının artması olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p>Kişinin aslında gerçek olmayan ve pek de gerekli de olmayan bir ben algısını ayakta tutma çabasını görmeye başlaması, yani gerçekçi olmayan beklentilerinin kendi özgür ve doğru karar alabilme becerisini nasıl elinden aldığını, bu nedenle de hem kendine hem de başkalarına nasıl mutsuzluk verdiğini görmesi, beraberinde inanılmaz bir zihin açıklığı getiriyor. Bu zihin açılığı, gelecek kaygılardan ve geçmişe tutunmaktan lideri kurtararak o anda olmakta olanla tam olarak olabilme kapasitesinin, yani prezansının gelişimini sağlıyor. Bu sayede kişiliğine ve açlıklarına dayanan değil de, durumun ve başında olduğu sistemin gerçeklerine ve ihtiyaçlarına dayanan kararlar almaya, eylemler gerçekleştirmeye başlıyor lider&#8230;</p>
<p><strong>Alçakgönüllü ol&#8230;</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" size-medium wp-image-12239 alignleft" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/tevazu-300x198.jpg" alt="tevazu" width="300" height="198" srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/tevazu-300x198.jpg 300w, https://marefidelis.com/wp-content/uploads/tevazu.jpg 498w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Kibirle, tepeden bakarak, aşağı görerek yaklaştığın sistemin nasıl çalıştığını anlayamazsın. Unutma &#8220;işlevsel olmayan sistem&#8221; diye bir şey yoktur, her sistem neyi yapmak için kurgulandıysa onu yapar. Bu kurgulanma amacı, insanların açık bir şekilde ifade ettiklerinden, hatta bilinçli ve iyi niyetli olarak düşündüklerinden farklı olabilir. Eğer müdahale etmek ve iyileştirmek istediğin sistemlere, merakla, anlamaya çalışarak ve büyük bir saygı ile yaklaşmazsan, onların aslında nasıl &#8220;mükemmel&#8221; olduklarını göremezsin. Bunu göremedikçe, sistemin, etki etmek için ihtiyacın olan gücü sana vermesini sağlayamazsın. Hiç bir zaman unutma: Sistemin sana verdiğinden başka, kendine ait bir gücün yok. İster baskı kurarak, ister ilham vererek edinmiş ol, sahip olduğun güç, bunu başında olduğun ekip, kurum, sosyal sistem, aile, ülke sana verdiği için var.</p>
<p><strong>Cesur ol&#8230;</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" size-medium wp-image-12240 alignright" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/boldness-300x167.png" alt="boldness" width="300" height="167" srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/boldness-300x167.png 300w, https://marefidelis.com/wp-content/uploads/boldness.png 405w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Sistemin nasıl çalıştığını, cam duvarlarını, kurallarını, insanı kendi içine çeken ve kendine benzeten görülmez mekanizmalarını anlamalısın. Onun içinde var olan insanlardan, kurallardan, kaidelerden, tanımlı süreçlerden bağımsız olarak nefes alan, yaşayan, homurdanarak var olan benliğini görmelisin. Onun sanki müdahale edilemezmiş gibi, değiştirilemezmiş gibi görünen mekanizmasını, mükemmelliğini görmelisin.</p>
<p>Ve yine de onu daha da mükemmel yapmak için müdahale edecek kadar, cesaretli, hatta cüretkar olmalısın. Tabi ki adım adım. Tabi ki anlayışla. Bir adım öndeysen lider, on adım öndeysen hedef olduğunu unutmadan. Sistemden dışarı tükürülmeyecek kadar aynı, ancak değişim yaratabilecek kadar farklı olmalısın. Eğer sen değiştirmezsen, hiç bir şey değişmeyecek&#8230; Bir öğretmenimin dediği gibi, yakınıyorsan değiştirmelisin&#8230; Ve değiştirmiyorsan, yakınmaya hakkın maalesef yok&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/herhangi-bir-yerde-kalici-degisim-yaratmak-isteyenlere-tavsiyeler/">Herhangi bir yerde kalıcı değişim yaratmak isteyenlere tavsiyeler</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/herhangi-bir-yerde-kalici-degisim-yaratmak-isteyenlere-tavsiyeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
