<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/category/guclu-beden-berrak-zihin-acik-kalp/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/category/guclu-beden-berrak-zihin-acik-kalp/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jan 2025 08:45:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>Doğru Soruları Sorduğuna Emin Misin?</title>
		<link>https://marefidelis.com/dogru-sorulari-sorduguna-emin-misin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2025 08:45:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beden farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14722</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir öğretmenimden duyduğum bir cümleydi: Düşünmek soru sormaktır, doğru düşünmek ise doğru soruları sormaktır. Biz hepimiz bir eylem olarak düşündüğümüzü sanıyoruz, aslında olan zihnimizden kendiliğinden bazı düşünceler, hem de devamlı tekrar eden ve aslında bize çoğu zaman hizmet etmeyen düşünceler geçip duruyor. Bu düşüncelerin çoğu endişelerle, korkularla, arzularla, hırslarla, pişmanlıkla, öfkeyle bezeli. Bu düşüncelerle  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/dogru-sorulari-sorduguna-emin-misin/">Doğru Soruları Sorduğuna Emin Misin?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-1 fusion-flex-container has-pattern-background has-mask-background nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row fusion-flex-align-items-flex-start fusion-flex-content-wrap" style="max-width:93.6%;margin-left: calc(-4% / 2 );margin-right: calc(-4% / 2 );"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-0 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-flex-column" style="--awb-bg-size:cover;--awb-width-large:100%;--awb-margin-top-large:0px;--awb-spacing-right-large:1.92%;--awb-margin-bottom-large:20px;--awb-spacing-left-large:1.92%;--awb-width-medium:100%;--awb-order-medium:0;--awb-spacing-right-medium:1.92%;--awb-spacing-left-medium:1.92%;--awb-width-small:100%;--awb-order-small:0;--awb-spacing-right-small:1.92%;--awb-spacing-left-small:1.92%;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-justify-content-flex-start fusion-content-layout-column"><div class="fusion-text fusion-text-1"><p>Bir öğretmenimden duyduğum bir cümleydi:</p>
<p>Düşünmek soru sormaktır, doğru düşünmek ise doğru soruları sormaktır.</p>
<p>Biz hepimiz bir eylem olarak düşündüğümüzü sanıyoruz, aslında olan zihnimizden kendiliğinden bazı düşünceler, hem de devamlı tekrar eden ve aslında bize çoğu zaman hizmet etmeyen düşünceler geçip duruyor. Bu düşüncelerin çoğu endişelerle, korkularla, arzularla, hırslarla, pişmanlıkla, öfkeyle bezeli. Bu düşüncelerle bir şeyleri çözebileceğimizi sanıyoruz ancak çoğu zaman yaptığımız şey kendi kendini besleyen ve sonunda içinden çıkılmaz hale gelen sarmalların içinde kaybolmak. Sonucunda da zihnimiz karışık ve bulanık, kalbimiz yoğun duyguların esiri, bedenimiz gerginlik içinde yaşamaya devam ediyoruz.</p>
<p>Zihni ne düşüneceğine, neyle uğraşacağına, neye takılacağına kendi başına karar vermeye bırakırsanız, kılavuzu karga olanın durumuna düşersiniz. Onun için de önce zihnimizin yönetimini ele almayı becermemiz gerekiyor. Bunun için ilk adım zihinde neler olduğunun farkında varmamız gerekiyor, sonra da bu zihni doğru yönlendirmeye başlamamız. Bunun yolu da öncelikle soru sormaya başlamak, hem de doğru soruları sormaya başlamak. Zihnin nasıl farkına varacağımız ve bu doğru soruları nasıl soracağımız gelecek yazı ve videoların konusu.</p>
<p><strong>Unutmayın zihin harika bir hizmetkar, ancak çok kötü bir efendidir.</strong> Bunun en güzel örneklerinden bir tanesini yıllar önce Türkiye’yi ziyaret eden bilge sayılabilecek yaşlı bir bilim adamının sohbetinde görmüştüm. Kendisine “nasıl mutlu olabiliriz?” diye sorulduğunda içimden kibrim kabarmıştı, “böyle bir adamı bulmuşsun, sorduğun soru bu mu?” gibisinden. Ancak bu bilim adamı bu soruya harika bir yanıt, daha da doğrusu çok daha iyi, yepyeni bir soru vermişti: “Kendini nasıl mutsuz ettiğini bulup bunları yapmayı bırakarak”.</p>
<p>Nasıl mutlu olabilirim, bu anlamda bizim hepimizin sorduğu yanlış sorulardan bir tanesi arkadaşlar. Neden biliyor musunuz? Bu soruyu sorduğumuzda mutluluk çabamızın aslında nasıl mutsuzluğa koşullu olduğunu göremediğimiz için, bize mutluluğun dışarıdan geleceğini sandığımız için, ve bir gün sonsuz ve süresiz bir mutluluğa bizi ulaştıracak günlerin geleceğini düşündüğümüz için. Birisi gelecek, bir şeyler edineceğim, bir şeyler başaracağım, doğru koşullar sonunda oluşacak ve ben mutlu olacağım.</p>
<p>Onun yerine “kendimi nasıl mutsuz ediyorum acaba” diye sorgulamaya başladığınızda ilk yüzünüze çarpan yanıt “çünkü mutlu olmaya çabalıyorum ve bu mutluluğu dışarıda arıyorum” olduğunu göreceksiniz. Keçiboynuzu tadında mutlulukların yerini her zaman derin bir mutsuzluğa bıraktığını da. Dahası bu, sadece başlangıç olacak ve bu kuyunun derinliklerine indiğinizde içinizde farklı çeşit bir mutluluğun, bir halinden memnuniyetin doğmaya başladığını da fark edeceksiniz.</p>
<p>İşte bu kişinin verdiği yeni ve daha güzel soru (“acaba kendimi nasıl mutsuz ediyorum?”), benim kendi gerçekliğime ulaşma çabamda o günden sonraki önemli kılavuzlardan biri oldu. Daha sonra gördüm ki Buddha gibi, Lao Tzu gibi, Yunus Emre gibi bir çok bilge de aynı soruyu belki farklı şekillerde sormuşlar ve yanıtlamışlar. Buddha “ben tek şey öğretiyorum, ıstırabın kaynağı ve sonlanması” derken bundan bahsediyor.</p>
<p>Gelin 2025 kendimize daha doğru soruları kılavuz aldığımız, bu soruların peşinde kendimize daha ehil bir varoluşun temellerini attığımız bir yıl olsun. Buna bir kaynak da belki de 9 Ocak&#8217;ta başlayacak &#8220;<a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2025-1-modul/" target="_blank" rel="noopener">Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin</a>&#8221; programı olabilir. Hepinizi bekliyorum.</p>
</div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/dogru-sorulari-sorduguna-emin-misin/">Doğru Soruları Sorduğuna Emin Misin?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası&#8230;</title>
		<link>https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2024 06:16:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>...İşte bu yüzden tüm çabamız, gerçeklerle ne kadar tatlı, acı, keyifli, korkutucu, mutluluk verici, rahatsız edici, vs. olursa olsun doğrudan yüzleşmek için kendimizi hazırlamak ve bu yüzleşmeleri yapmaya başlamak üzerine olmalı. Ancak bu şekilde bu olgulardan ve onların anlattığı korku hikayelerinden özgür ve bağımsız hale gelebiliriz. Ancak bu şekilde özgürce, sahip olduğumuz, bize bahşedilen lütufların, yeteneklerin, ve mevcut koşulların bir kutlaması olarak yaşayabiliriz...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/">Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-2 fusion-flex-container nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row fusion-flex-align-items-flex-start fusion-flex-content-wrap" style="max-width:93.6%;margin-left: calc(-4% / 2 );margin-right: calc(-4% / 2 );"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-1 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-flex-column" style="--awb-bg-size:cover;--awb-width-large:100%;--awb-margin-top-large:0px;--awb-spacing-right-large:1.92%;--awb-margin-bottom-large:0px;--awb-spacing-left-large:1.92%;--awb-width-medium:100%;--awb-spacing-right-medium:1.92%;--awb-spacing-left-medium:1.92%;--awb-width-small:100%;--awb-spacing-right-small:1.92%;--awb-spacing-left-small:1.92%;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-flex-justify-content-flex-start fusion-content-layout-column"><div class="fusion-text fusion-text-2"><p><em>Bu yazı, yine gündemde&#8230; Çünkü Güçlü Beden, Açık Kalp ve Berrak Zihin&#8217;le yaşamak, her zamankinden daha önemli. Hadi okuyalım, tekrar veya ilk defa, ve güçlü ve anlamlı bir varoluşun, halinden memnun olarak yaşamanın, ilişki kurmanın, üretmenin bu üç en önemli unsurunun yaşamımızda nasıl daha da yer edebileceğini araştıralım:</em></p>
<p>Geçenlerde bir hafta sonu eşimle kahvaltı yapmak için boğaz kenarındaki sevdiğimiz yerlerden birine gittik. Gözüme o mekânın önünde otoparkçıların bir sokak köpeği için koydukları kulübe ve o kulübenin üstüne yazdıkları ve köpeğe vermiş oldukları isim çarptı: <strong>Kopuk</strong>!</p>
<p>Bir sokak köpeği için verilebilecek bundan güzel bir isim olabilir mi diye geçirdim içimden (it &#8211; kopuk! ☺️); ve kendi kendime gülümsedim. Bir yandan da ismin içerdiği varoluşsal gözlem ve mesaj içime dokundu, o sokak köpeğinin içinde bulunduğu durumun kaçınılmaz olarak getirdiği “kopuk”luğu düşününce. Gerçekten bu ismi koyan kişinin yaratıcılığına ve bir durumu görüp de bu şekilde ifade edebilme farkındalık ve yeteneğine saygı duydum.</p>
<p>Ama bir şekilde daha etkiledi bu isim beni. Benim kendi içimdeki “kopuk” parçalarıma dokundum. Ara sıra, özellikle duygusal olarak zorlanıp da kendimle, çevremle, içimdeki ve dışımdaki olgularla temas etmenin tahammül edebileceğimden daha acı verici, korkutucu veya rahatsız edici olduğu zamanlarda beni şimdiden, çevremden, kendimden ve farkındalıktan koparan parçama dokunmamı sağladı bu isim.</p>
<figure class="image regular"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_800.jpg" alt="Farkındalık olmayınca" /></picture></figure>
<h3>İçimizdeki kopuk</h3>
<p>Siz de o parçalarınızı, kendi içinizdeki “Kopuk&#8217;u”, ve onun zaman zaman saklandığı kulübesini biliyorsunuz değil mi? Hayat, koşullar, çevremizde olanlar, kendimizle olan mücadelemiz bazen bizim için çok zorlayıcı, korkutucu veya rahatsız edici olduğunda saklandığımız o kulübeyi biliyorsunuz. Biliyorsunuz kendi içimizdeki canavarlarımız canımızı çok acıttığında onlardan saklanmak için girdiğimiz o deliği, onlardan saklanan kopuk taraflarımızı.</p>
<p>Aman hissetmeyeyim diyoruz, kaçıyoruz kendimizden, duygularımızdan, çevremizden, &#8220;farkındalık&#8221;tan. Ufak, kolayca ve hemen elde edebileceğimiz hazların içine bırakmak oluyor bazen Kopuk&#8217;un kulübesi. Yemek, içki, diğer keyif verici maddeler, spor, iş, bazen yaratıcı faaliyetler, diziler, kişisel gelişim adı altında kendimizi olduğumuzdan başka bir şeye dönüştürme çabası oluyor bazen kulübemiz. Bazen gerçekten &#8220;kopuyoruz&#8221;. Çevremiz kalabalıkken bile biz insanlarla bağlantıda hissetmiyoruz. Hatta gerçekten karanlık bir odada tek başımıza oturmak istiyoruz. Bazen de ruhsal yollar, meditasyon oluyor, aslında farkındalık geliştirmek, aydınlanmak, yaşamı tümüyle derinden yaşamak için kapasite inşa etmek için tasarlanmış öğretileri canımızı acıtan gerçeklerden saklanılacak bir kulübe olarak kullanıyoruz. Yeter ki canımızı acıtan o şeyler, o duygular, o gerçekler neyse, onunla yüzleşmeyelim. Onu hissetmeyelim. O gitsin.</p>
<figure class="image regular"><a href="http://gözden ve farkındalık tan uzak"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_800.jpg" alt="" /></picture></a></figure>
<p>Ancak saklanabiliyor muyuz acaba gerçekten, gerçeklerden? Sevgili Kopuk idareyi ele aldığında ve tüm zihnimizi kapsadığında içine düştüğümüz hali de biliyorsunuz çünkü. Çevremizi sanki yoğun ve soluk bir sis altındaymış gibi gördüğümüz, yaşam enerjimizin sanki kalbimizdeki dipsiz bir kuyuya doğru emildiği, bedenimizin yapışkan ve ağdalı bir jölenin içinde hareket etmeye çalışır gibi hissettiği o hali iyi biliyorsunuz. Canımızı acıtan şeyin de bizimle o kulübenin içine geldiğini, başımızı çevirip bakmasak da hemen ensemizin dibinde olduğunu biliyorsunuz.</p>
<p>İşte bu yüzden, kabul etmek istemeseniz de, başımızı çevirip de bakmadığımızda o canavarların gitmediğini, içimizdeki canavarlarla doğrudan yüzleşmemenin, onlardan saklanmanın, onlardan kurtulmak <strong>olmadığını</strong> da biliyorsunuz.</p>
<h4>Kopuk&#8217;un çıkış yolu</h4>
<p>İşte çoğumuz bu nedenle geliyoruz kişisel gelişimin, ruhsal yolların, farkındalık çalışmalarının, meditasyonun, terapi yöntemlerinin kapısına. Bizi bu acılardan kurtarsın istiyoruz. Ancak burada çok ciddi de bir tuzak var.</p>
<p>Ya kişisel gelişim çabamız bize “gerçek hayattan”, bu zorlayıcı, acıtıcı, korkutucu içsel ve dışsal olgular dünyasından kurtarıp da bir çeşit cennet hayali yaratmayı vadediyorsa? O zaman tüm bu çabalarımız sanki yine bu içimizdeki Kopuk&#8217;u güçlendirmekten, onun kulübesini daha da kaleye çevirmekten, o sis bulutunun ve uyuşukluğun içinde yeni bir “mutlu olma kandırmacası” yaratmaktan başka işe pek yaramıyor gibi geliyor bana, ne dersiniz? Eğer böyleyse, ister istemez çok zaman geçmeden yeni bir hayal kırıklığı yaşamamız, yani zorlayıcı, rahatsız edici, can acıtıcı ve korkutucu gerçeklikle yeniden karşılaşmamız, ve bu karşılaşmaya hazır değilsek, kendimize daha çok ıstırap yaratmamız ve yaşamdan ve gerçekten özgürlük umudundan biraz daha uzaklaşmamız kaçınılmaz hale gelmiyor mu acaba?</p>
<figure class="image regular"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_800.jpg" alt="gelişim tuzağı" /></picture></figure>
<p>Eğer çabamız, içimizdeki ve dışımızdaki tüm mevcut gerçeklikle ve olgularla &#8211; ne kadar rahatsız edici, zorlayıcı, acı verici, bazen de korkutucu olsa da &#8211; doğrudan yüzleşmemize, bu yüzleşme için güçlenmemize, ve bunun sonucunda da bu korkutucu, rahatsız edici ve korkutucu gibi gözüken olguların hakikatini doğrudan, farkındalık ile, anlayışla görmemize yardımcı olmak amacını taşımıyorsa, niye uğraşıyoruz ki!</p>
<p>İşte bu yüzden tüm çabamız, gerçeklerle ne kadar tatlı, acı, keyifli, korkutucu, mutluluk verici, rahatsız edici, vs. olursa olsun doğrudan yüzleşmek için kendimizi hazırlamak ve bu yüzleşmeleri yapmaya başlamak üzerine olmalı. Ancak bu şekilde bu olgulardan ve onların anlattığı korku hikayelerinden özgür ve bağımsız hale gelebiliriz. Ancak bu şekilde özgürce, sahip olduğumuz, bize bahşedilen lütufların, yeteneklerin, ve mevcut koşulların bir kutlaması olarak yaşayabiliriz. Joseph Goldstein &#8220;Dışarıya giden yol, sizi korkutan şeyin içinde geçiyor&#8221; diyor.</p>
<h4><strong>Peki bu gücü edinmek, farkındalık geliştirmek, ve bu yüzleşmeyi yapabilmek için neye ihtiyacımız var?</strong></h4>
<p>Benim bu yolda 25 yıllık çabama dayanarak şunları söyleyebilirim: Biz tüm acıları, tüm hazları, tüm duyguları bedenimizle, bedenimizde; zihnimizle, zihnimizde; kalbimizle, kalbimizde yaşıyoruz. Bedenimizle olan aşk ve nefret ilişkisini bir kenara bırakıp da onun içinde etkin ve güçlü bir şekilde, ancak ona takıntılı olarak yaşamayı becermek, olan herşeyle yüzleşmenin en önemli parçalarından. Aynı şekilde, zihnimizi devamlı şekilde işgal eden yoğun duygu ve düşünceler, olanı olduğu gibi görmemizin önündeki en büyük engeller. Bulutların ardındaki berrak zihine ulaşmadan gördüğümüz ancak yine o bulutlar ve bulutların anlattığı ve bizi Kopuk&#8217;un kulübesine kaçıran hikayeler olacak. Böyle olunca da biz derin, açık, olan herşeyi içine alan kalbimizle, kalp gözümüzle değil, duygularla incinmiş, korkmuş, öfkelenmiş bu nedenle de çevresine duvarlar ördüğümüz Kopuk&#8217;un kalbiyle ilerlemeye çalışacağız hayatın içerisinde.</p>
<figure class="image regular"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_800.jpg" alt="farkındalık hediyesi" /></picture></figure>
<p>İşte bu nedenle yolumuz bedenle güçlü bir ilişki kurmak, berrak bir zihine ulaşmak, kalbimizi olan her şeye açabilmek için güçlendirmek için çalışmak, bunlara yatırım yapmak. Bunları geliştirmedikçe ister istemez Kopuk&#8217;un kulübesinde sık sık bulacağız kendimizi.</p>
<p><strong>Peki bunları nasıl yapacağız?</strong> İşte bundan sonraki 3 yazımız bunun üzerine.</p>
<p><em>Bu yazıda bahsettiğimiz konular üzerinde çalışmak isterseniz sizi <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2025-1-modul/" target="_blank" rel="noopener">Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin Açık Kalp: Bir Kutlama Olarak Yaşamak programına davet ediyoruz. Buraya tıklayarak detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.</a></em></p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak?id=760626912&type=2",title: "Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası...",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
</div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/">Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin 2024 Başlıyor</title>
		<link>https://marefidelis.com/donusumun-anahtari-guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2024-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jan 2024 08:25:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim Başlangıç Tarihi: 25 Ocak 2024 Toplam 8 Oturum (4 akşam, 4 hafta sonu öğleden sonra) Sunan: Dost Can Deniz Yaşamı ancak iki şekilde yaşayabilirsiniz. Birisi hiçbir şey mucize değilmiş gibi. Ötekisi ise sanki herşey bir mucizeymiş gibi.”            — Albert Einstein İnsan olmanın en büyük mucizesi, kim olduğumuzdan bağımsız olarak,  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/donusumun-anahtari-guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2024-basliyor/">Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin 2024 Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-3 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-2 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-padding-right:0px;--awb-padding-left:0px;--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-3"><h3>Eğitim Başlangıç Tarihi: 25 Ocak 2024<br />
Toplam 8 Oturum (4 akşam, 4 hafta sonu öğleden sonra)<br />
Sunan: Dost Can Deniz</h3>
<hr />
<p><strong><em>Yaşamı ancak iki şekilde yaşayabilirsiniz. Birisi hiçbir şey mucize değilmiş gibi. Ötekisi ise sanki herşey bir mucizeymiş gibi.”</em></strong></p>
<p><strong><em>           — Albert Einstein</em></strong></p>
<p>İnsan olmanın en büyük mucizesi, kim olduğumuzdan bağımsız olarak, zihnimizi doğru kullanmayı başardığımızda yaşamımızı dönüştürebilme, anlamlı ve bereketli bir varoluşa ulaşabilme potansiyelimizin olmasıdır. Böyle bir dönüşüm, alışkanlık haline getirdiğimiz düşünce ve davranış kalıplarımızı değiştirmekten, kendi potansiyellerimizi en üst seviyede gerçekleştirebilmeye kadar farklı derinliklere sahiptir. Günümüz bilimi psikolojiden biyoloji ve sinirbilimine kadar bu gerçeği destekleyen pek çok bulguya ulaşırken bu gerçek Lao Tzu, Buda ve Yunus Emre gibi büyük bilgeler tarafından da dile getirilmiş, hatta haritalandırılmıştır.</p>
<p>Böyle bir dönüşüm, son derece mümkün de olsa ne yazık ki herkesin gerçekleştirebildiği bir şey değil. Bunun sebebi ise dönüşüm adımlarının neler olduğunu kavrayamamamız. Neden dönüş(e)miyoruz sorusuna 21 yıllık profesyonel koçluk, ondan biraz uzun süredir kendi zihnimi arındırma yolculuğum, son 14 yıldır Dharma öğrenciliğime dayanarak bulduğum yanıtlar şu şekilde:</p>
<ul>
<li><strong>Dönüşemiyoruz, çünkü zihnimiz yanlış anlamalarla karmakarışık, ve ağır bir sisin altında:</strong> Neyi neden yaptığımız, hangi eylemlerin ne gibi sonuçlara neden olduğu, ne yaparsak ıstırabımızın azalacağı ve ne yaparsak aslında mutlu olacağımızla ilgili ciddi yanlış anlamalar içindeyiz.</li>
<li><strong>Dönüşemiyoruz, çünkü kalbimiz yoğun duygularla kaplı, ve acı çekmemek için kendini olan şeylere kapatmış durumda: </strong>Geçmişe yönelik pişmanlık ve öfkeler, geleceğe yönelik korkular, içinde bulunduğumuz durumla ilgili gerçekte ne hissettiğimizi anlamamıza engel oluyor.</li>
<li><strong>Dönüşemiyoruz, çünkü bedenimizle ilişkimiz yok ve gerginlik içindeyiz:</strong> Bir yandan bedenimize çok kötü davranırken, bir yandan da onun arzularının ve güdülerinin esiriyiz.</li>
</ul>
<p><strong>Yani dönüşemiyoruz, çünkü dönüşümü sağlamak için <a href="https://akademi.marefidelis.com/product/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2024-1-modul/">doğru temelleri oluşturmuş durumda değiliz</a>.</strong></p>
<p>İşte Dost Can Deniz’in 21 yıllık koçluk ve Cem Şen ile yürüdüğü 14 yıllık Dharma ve Kalp Yolu Eğitimi yolculuğuna dayanan <a href="https://akademi.marefidelis.com/product/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2024-1-modul/"><strong>“Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin”</strong> </a>programı bu doğru temelleri oluşturmanıza destek olmayı amaçlıyor. Toplam 3 modülden oluşan bu eğitim programı hem kendi yaşamımızı sağlam temellere oturtmamızı, bedenimizi, duygularımızı ve zihnimizi daha etkin bir biçimde kullanmamızı desteklemeyi amaçlıyor, hem de bu dönüşüm yolculuğunda daha da derinleşmek isteyenlere Cem Şen&#8217;in liderliğinde ve Dost Can Deniz&#8217;in de içinde bulunduğu eğitim kadrosuyla birlikte sunduğu <strong>Kalp Yolu Eğitimleri</strong> için bir hazırlık ve temel sunuyor.</p>
<p>Üç modüllük bu eğitimde:</p>
<ul>
<li>Bazı temel yanlış anlamalarımız üzerinde çalışacak, yaşamımızda, ilişkilerimizde, ve işimizde yaşadığımız bazı sonuçların aslında nasıl oluştuğu ve bunların yerine farklı sonuçları nasıl oluşturabileceğimizi tartışacağız.</li>
<li>Bedenimizle daha iyi ilişki kurmamızı, ona makul seviyede iyi bakmamızı destekleyecek, güçlendirici, enerji ve esneklik kazandırıcı, gevşetici pratikler öğreneceğiz. Bu pratikler Cem Şen Eğitimlerinde çalıştığımız Yi Jin Jing, Nei Gong, Song Fa Gong gibi etkinliği kanıtlanmış Qi Gong ve Çin Tıbbı kökenli uygulamalar olacak.</li>
<li>Kendi duygularımızla ve duygu alanımızda olan her şeyle daha etkin iletişim kurmamızı destekleyecek yaklaşım ve pratikler öğreneceğiz. Bu duygulardan kaçmak ve duyguların esiri olmak yerine farkındalıkla onlarla ilişki kurduğumuz bir orta yolda nasıl yürüyebileceğimizi araştıracağız.</li>
<li>Zihnimizi, kalbimizi ve bedenimizi stresin nasıl ele geçirdiğini araştıracak, ve bununla etkin bir biçimde başa çıkabilmek için teknikler öğreneceğiz.</li>
<li>Zihnimizi berraklıktan uzak tutan nedenlere ve alışkanlıklarımıza bakacak, ve sisin dağılmasına destek olacak pratikleri deneyeceğiz.</li>
<li>Bunları yaparken de kendi bireysel engellerimizi tespit edecek ve bunlara daha derinden ve şefkatle yaklaşmanın yollarını araştıracağız.</li>
</ul>
<p>Tüm bunların desteğiyle bedenimizle daha güçlü bir ilişki halinde, kalbimizi olan her şeye biraz daha açarak, ve zihnimizde biraz daha berrak alana yer açarak istediğimiz dönüşümün temellerini atmaya çalışacağız. Belirttiğimiz gibi bu eğitimin 3 modülünü de tamamlayanlar Cem Şen tarafından sunulacak Kalp Yolu Hazırlık Eğitimi&#8217;ne katılmaya hak kazanacaklardır.</p>
<p><strong>Her bir modül 4 akşam ve 4 hafta sonu olmak üzere 8 online dersten oluşacaktır.</strong> Gerektiği takdirde Dost Can Deniz tarafından ek dersler konulabilir.</p>
<p><strong>1. modül tarihleri (gerektiğinde tarihlerde değişiklik yapılabilir):</strong></p>
<p>25 Ocak 20:00 – 21:30<br />
30 Ocak 20:00 – 21:30<br />
1 Şubat 20:00 – 21:30<br />
6 Şubat 20:00 – 21:30<br />
10 Şubat 12:00 – 16:00<br />
11 Şubat 12:00 – 16:00<br />
2 Mart 12:00 – 16:00<br />
3 Mart 12:00 – 16:00</p>
<p>Tüm dersler kayıt edilecektir ve bir sene boyunca katılımcılara açık olacaktır.</p>
<p><strong>Her bir modülün ücreti 5,600 TL + KDVdir. <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2024-1-modul/">Buraya veya aşağıdaki butona tıklayarak kredi kartı</a> ile veya <a href="mailto:seda@marefidelis.com">seda@marefidelis.com</a> adresinden / +90(530)935 93 15 ile whatsapp üzerinden iletişim kurarak daha fazla bilgi alabilir ve nakit ödeme ile kayıt olabilirsiniz.</strong></p>
</div><div class="fusion-aligncenter"><a class="fusion-button button-flat button-medium button-default fusion-button-default button-1 fusion-button-default-span fusion-button-default-type" target="_self" href="https://akademi.marefidelis.com/product/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2024-1-modul/"><span class="fusion-button-text">Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden Açık Kalp Berrak Zihin Eğitimine Kayıt Ol</span></a></div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/donusumun-anahtari-guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2024-basliyor/">Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin 2024 Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dönüşümün Anahtarı</title>
		<link>https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 20:36:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beden farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14576</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir çok konuşmamda, yazımda, eğitimimde tanıştığım bir sokak köpeğinden, ve onun beni nasıl etkilediğinden bahsettiğimi hatırlarsınız: “Kopuk”! Bu “it” - Kopuk, ismiyle içimdeki kopuk parçalara dokunmamı sağladı. Siz de kendi içinizdeki “Kopuk'u”, ve saklandığı kulübesini biliyorsunuz değil mi? Dışımızda olanlar ve kendimizle mücadelemiz çok zorlayıcı veya korkutucu olduğunda saklandığımız o kulübeyi? Biliyorsunuz içimizdeki canavarlarımız  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/">Dönüşümün Anahtarı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-4 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-3 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-4"><p>Bir çok konuşmamda, yazımda, eğitimimde tanıştığım bir sokak köpeğinden, ve onun beni nasıl etkilediğinden bahsettiğimi hatırlarsınız: “Kopuk”! Bu “it” &#8211; Kopuk, ismiyle içimdeki kopuk parçalara dokunmamı sağladı. Siz de kendi içinizdeki “Kopuk&#8217;u”, ve saklandığı kulübesini biliyorsunuz değil mi? Dışımızda olanlar ve kendimizle mücadelemiz çok zorlayıcı veya korkutucu olduğunda saklandığımız o kulübeyi? Biliyorsunuz içimizdeki canavarlarımız canımızı çok acıttığında saklanmak için girdiğimiz deliği.</p>
<p>Kaçıyoruz kendimizden, çevremizden, &#8220;farkındalık&#8221;tan. Kolayca elde edebileceğimiz hazlar oluyor bazen Kopuk&#8217;un kulübesi. Yemek, içki, spor, iş, sosyal medya, veya kişisel gelişim adı altında kendimizi olduğumuzdan başka bir şeye dönüştürme çabası oluyor bazen kulübemiz. Bazen gerçekten &#8220;kopuyoruz&#8221;. Çevremiz kalabalıkken bile biz insanlarla bağlantıda hissetmiyoruz. Bazen de ruhsal yollar, meditasyon oluyor, aslında amacı yaşamı olduğu gibi ve derinden yaşama kapasitesi geliştirmek olan öğretileri canımızı acıtan gerçeklerden saklanılacak bir kulübe olarak kullanıyoruz. Yeter ki canımızı acıtan o şeyler neyse, onunla yüzleşmeyelim. Onu hissetmeyelim. O gitsin.</p>
<p>Ancak saklanabiliyor muyuz acaba gerçekten, gerçeklerden? Sevgili Kopuk idareyi ele aldığında içine düştüğümüz hali de biliyorsunuz çünkü. Çevremizi sanki yoğun ve soluk bir sis altındaymış gibi gördüğümüz, yaşam enerjimizin sanki kalbimizdeki dipsiz bir kuyuya doğru emildiği, bedenimizin yapışkan ve ağdalı bir jölenin içinde hareket etmeye çalışır gibi hissettiği o hali iyi biliyorsunuz. Canımızı acıtan şeyin de bizimle o kulübenin içine geldiğini, başımızı çevirip bakmasak da hemen ensemizin dibinde olduğunu biliyorsunuz.</p>
<p>İşte bu yüzden, kabul etmek istemeseniz de, başımızı çevirip de bakmadığımızda o canavarların gitmediğini, onlardan saklanmanın onlardan kurtulmak olmadığını biliyorsunuz.</p>
<p>İşte çoğumuz bu nedenle geliyoruz ruhsal yolların, farkındalık çalışmalarının, meditasyonun kapısına. Bizi bu acılardan kurtarsın istiyoruz.</p>
<p>Ya bu çabamız bize “gerçek hayattan”, bu zorlayıcı, acıtıcı, korkutucu içsel ve dışsal olgular dünyasından kurtarıp da bir çeşit cennet hayali yaratmayı vadediyorsa? O zaman çabalarımız yine bu içimizdeki Kopuk&#8217;u güçlendirmekten, o sis bulutunun ve uyuşukluğun içinde yeni bir “mutlu olma kandırmacası” yaratmaktan başka işe pek yaramıyor sanki. Eğer böyleyse bu çabamızla gerçek özgürlük umudundan biraz daha uzaklaşmamız kaçınılmaz hale gelmiyor mu acaba?</p>
<p>Eğer çabamız, içimizdeki ve dışımızdaki tüm mevcut gerçeklikle ve olgularla – ne kadar rahatsız edici, zorlayıcı, acı verici, bazen de korkutucu olsa da – doğrudan yüzleşmemize ve bu olguların hakikatini doğrudan görmemize yardımcı olmak amacını taşımıyorsa, niye uğraşıyoruz ki!</p>
<p>İşte bu yüzden tüm çabamız, gerçeklerle ne kadar tatlı, acı, keyifli, korkutucu, mutluluk verici, rahatsız edici olursa olsun doğrudan yüzleşmek için kendimizi hazırlamak ve bu yüzleşmeleri yapmaya başlamak üzerine olmalı. Ancak bu şekilde bu olgulardan ve onların anlattığı korku hikayelerinden özgür ve bağımsız hale gelebiliriz. Ancak bu şekilde özgürce, sahip olduğumuz, bize bahşedilen lütufların, yeteneklerin, ve mevcut koşulların bir kutlaması olarak yaşayabiliriz. Joseph Goldstein &#8220;Dışarıya giden yol, sizi korkutan şeyin içinde geçiyor&#8221; diyor.</p>
<p>Ancak, “kendimizle, olgularla ve duygularla doğrudan yüzleşmenin” ne gibi bir şey olduğu ile ilgili pek de bir anlayışımız, belki de böyle bir yüzleşmeyle ilgili hiçbir deneyimimiz çoğumuzun yok.</p>
<p>Biz duygularla veya olgularla yüzleşmeyi onun içinde kaybolmak, onun tüm zihnimizi, kalbimizi, bedenimizi ele geçirmesi sanıyoruz. Ancak bu yüzleşmek demek değil. Yüzleşebilmek için öncelikle bu olgularla ve duygularla arama sağlıklı bir mesafe koymayı becermek gerekiyor. Benim öncelikle bedenin, duyguların ve zihnimde olanların “ben” olmadığını fark etmem, onlardan ayrışabilmem, ayrıştığım bu duygulara onlardan yine de kaçmadan, usa vurmadan, hissetmekten korkmadan:</p>
<p>❤️  açık bir kalple – yani olanı olduğu gibi kabul ederek,<br />
🌳  bedenimle güçlü bir ilişki içinde – yani merkezimi koruyarak, bedenimin ve gördüklerimin, duyduklarımın, dokunduklarımın, hissettiklerimin beni nasıl etkilediğinin, nasıl eyleme ittiklerinin tam farkındalığı ile,<br />
☀️ ve  berrak bir zihin ile – zihnin içinde oluşan düşüncelerin ve zihin hallerinin farkında olan ama bunları kendisi sanmayan, bunlara tutunmayan açık ve dingin bir farkındalık ile bakabilmem gerekiyor böyle bir yüzleşme için.</p>
<p>Böyle bir yüzleşme, benim aslında kendisinden kaçtığım korktuğum şeyin gerçek doğasını görmemi sağlıyor; derinleştikçe o şeyin aslında korkulacak bir şey olmadığını, asıl problemin benim korkum, direncim ve tutunmam olduğunu, acı kaçınılmaz olsa da ıstırabı işte bu korku, direnç ve tutunmalarımla yarattığımı anlamama imkan tanıyor. Bu anlayış ise özgürlükle sonuçlanıyor, en azından bu söz konusu olan konuda. İşte o zaman Kopuk’un kulübesinde saklanmak zorunda kalmıyoruz. Daha da ötesi o kulübede gerçekten saklanamayacağımızı doğrudan görüyoruz, ve belki de kendisinden kaçtığımız diğer her şey ile yüzleşmek için de isteğimiz, arzumuz artıyor.</p>
<p>İşte ben Dharma çalışıyor, Kalp Yolu’nda bu yüzden yürüyorum. Sunduğum Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin eğitimleri, işte bu yola hazırlık amacını taşıyor.</p>
<p>Bu model, 23 yıllık özgürleşme, 21 yıllık koçluk ve 13 – 14 yıllık Dharma öğrenciliği yolculuğumda beni bu yolun kapısına kadar taşıyan, hazırlayan işime yarayan yaklaşımlar, anlayışlar, bedensel, zihinsel ve duygusal pratiklere de bir giriş niteliği de taşıyor.</p>
<p>Bu model aynı zamanda kişisel değişim ve dönüşümün önündeki engelleri nasıl aşıp da kendi daha iyi versiyonumuza dönüşeceğimizin, Cem Şen’in sözleriyle “İçsel Simya”mızı nasıl gerçekleştireceğimizin de benim yorumumla ve benim kendi zeminimden kattıklarımla incelenmesi.</p>
<p>Bu yorumlardan sonra belki de 2023’ü bitirdiğimiz bugünlerde kendi dönüşümümüzü nasıl gerçekleştirebileceğimizle ilgili biraz sohbet etsek, belki bir webinarda buluşsak ve bu dönüşümün yollarını ucundan araştırmaya başlasak sanki doğru zaman olurmuş gibi geldi, ne dersiniz? Bu amaçla 27 Aralık Çarşamba günü “<strong>Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden, Berrak Zihin, Açık Kalp</strong>” adında ücretsiz bir webinar gerçekleştireceğim, eğer katılmak isterseniz aşağıdaki formu tamamlayarak kayıt olabilirsiniz:</p>
The form can be filled in the actual <a href="https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/">website url</a>.
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/">Dönüşümün Anahtarı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Webinar &#124; Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden, Berrak Zihin, Açık Kalp</title>
		<link>https://marefidelis.com/webinar-donusumun-anahtari-guclu-beden-berrak-zihin-acik-kalp/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 13:21:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14567</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dost Can Deniz'den Ücretsiz Webinar 27 Aralık Çarşamba 20:30 Hepimizin peşinde olduğu dönüşüm ve değişim için öncelikle nerede ve neyle birlikte olduğumuzu anlamamız, bununla doğrudan ve etkin bir biçimde yüzleşmemiz gerekiyor. Bu yüzleşme duyguların ve olguların içinde kaybolmakla değil, ancak onlarla sağlıklı bir mesafeden etkin bir biçimde temas ederek mümkün. Bu yapabilmek için de  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/webinar-donusumun-anahtari-guclu-beden-berrak-zihin-acik-kalp/">Webinar | Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden, Berrak Zihin, Açık Kalp</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-5 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-4 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-5"><h3>Dost Can Deniz&#8217;den Ücretsiz Webinar</h3>
<h3>27 Aralık Çarşamba 20:30</h3>
<p>Hepimizin peşinde olduğu dönüşüm ve değişim için öncelikle nerede ve neyle birlikte olduğumuzu anlamamız, bununla doğrudan ve etkin bir biçimde yüzleşmemiz gerekiyor. Bu yüzleşme duyguların ve olguların içinde kaybolmakla değil, ancak onlarla sağlıklı bir mesafeden etkin bir biçimde temas ederek mümkün. Bu yapabilmek için de 3 şeyi geliştirmemiz gerekiyor:</p>
<p>❤️  Açık bir kalp – yani olanı olduğu gibi kabul edebilmek,<br />
🌳  Bedenimle güçlü bir ilişki – yani merkezimi koruyarak, bedenimin ve gördüklerimin, duyduklarımın, dokunduklarımın, hissettiklerimin beni nasıl etkilediğinin, nasıl eyleme ittiklerinin tam farkındalığı,<br />
☀️ Berrak bir zihin – zihnin içinde oluşan düşüncelerin ve zihin hallerinin farkında olan ama bunları kendisi sanmayan, bunlara tutunmayan açık ve dingin bir farkındalık.</p>
<p>2024&#8217;e doğru ilerlediğimiz bu günlerde dönüşümü ve bu dönüşümün bu 3 temelini konuşalım birlikte istedik. Eğer siz de bu konuları ve kendinizi daha iyi bir versiyonunuza dönüştürebileceğinizi merak ediyorsanız 27 Aralık Çarşamba saat 20:30&#8217;daki ücretsiz webinarımıza bekliyoruz.</p>
<p>Lütfen kayıt ve katılım bilgileri için aşağıdaki formu doldurunuz:</p>
The form can be filled in the actual <a href="https://marefidelis.com/webinar-donusumun-anahtari-guclu-beden-berrak-zihin-acik-kalp/">website url</a>.
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/webinar-donusumun-anahtari-guclu-beden-berrak-zihin-acik-kalp/">Webinar | Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden, Berrak Zihin, Açık Kalp</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer ve Bağışıklığı Destekleyici Qi Gong Pratiği: 10 Mayıs saat 14:30</title>
		<link>https://marefidelis.com/akciger-ve-bagisikligi-destekleyici-qi-gong-pratigi-10-mayis-saat-1430/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 18:00:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beden farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dost'ça Sohbetler]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=13931</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sevgili Dostlar, Bildiğiniz gibi 19 Nisan'da sevgili hocam Cem Şen ile yaptığımız sohbete bir sürpriz olarak büyük Taocu Usta Zhou Sifu katıldı ve bizlere COVID-19 tedavisinde çok iyi sonuçlar aldıkları basit ancak çok etkili bir Qi Gong formu öğretti. O toplantıda sizlere bu formu daha net bir biçimde öğretmek için bir yol bulacağımız üzerine  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/akciger-ve-bagisikligi-destekleyici-qi-gong-pratigi-10-mayis-saat-1430/">Akciğer ve Bağışıklığı Destekleyici Qi Gong Pratiği: 10 Mayıs saat 14:30</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-6 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling fusion-equal-height-columns" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-padding-right:0px;--awb-padding-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-5 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;--awb-margin-bottom:0px;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-6"><p>Sevgili Dostlar,</p>
<p>Bildiğiniz gibi 19 Nisan&#8217;da sevgili hocam Cem Şen ile yaptığımız sohbete bir sürpriz olarak büyük Taocu Usta Zhou Sifu katıldı ve bizlere COVID-19 tedavisinde çok iyi sonuçlar aldıkları basit ancak çok etkili bir Qi Gong formu öğretti. O toplantıda sizlere bu formu daha net bir biçimde öğretmek için bir yol bulacağımız üzerine söz vermiştik.</p>
<p>10 Mayıs Pazar saat 14:30&#8217;da Zoom ve YouTube Live üzerinden sizlere bu Qi Gong formunu öğreteceğim. Daha ileride Cem Şen tarafından da çekilecek videoyu paylaşmayı umuyorum, ancak bu inziva ve eğitim programlarımızın yoğunluğu yüzünden biraz daha zaman alacak gibi gözüküyor. Bu açıdan bu günlerde kendimizi destekleyecek bu pratiği yapmaya hemen başlayabilmeniz için bu Pazar birlikte çalışacağız.</p>
<p>Bu çalışmaya katılabilmek için lütfen aşağıdaki formu doldurunuz:</p>
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div><div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-7 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-6 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-padding-top:25px;--awb-padding-right:10px;--awb-padding-bottom:25px;--awb-padding-left:10px;--awb-bg-color:#fff7bc;--awb-bg-color-hover:#fff7bc;--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-7">The form can be filled in the actual <a href="https://marefidelis.com/akciger-ve-bagisikligi-destekleyici-qi-gong-pratigi-10-mayis-saat-1430/">website url</a>.
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/akciger-ve-bagisikligi-destekleyici-qi-gong-pratigi-10-mayis-saat-1430/">Akciğer ve Bağışıklığı Destekleyici Qi Gong Pratiği: 10 Mayıs saat 14:30</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</title>
		<link>https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Dec 2019 06:26:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt Coaching]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir kaç yazıdır varoluşsal acımızın, o hiç geçmeyen tatminsizlik hissimizin kökenlerini, ve bunlardan mutluluğa doğru uzanan yolu araştırıyoruz. Gelin bir kere, bu sefer derli toplu bir biçimde aslında ne olduğunu ve buradan nasıl çıkabileceğimizi, nasıl bir yol izlememiz gerektiğini, yani hapishaneden çıkış planını ortaya koyalım.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/">Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kaç yazıdır varoluşsal acımızın, o hiç geçmeyen tatminsizlik hissimizin kökenlerini, ve bunlardan mutluluğa doğru uzanan yolu araştırıyoruz. Gelin bir kere, bu sefer derli toplu bir biçimde aslında ne olduğunu ve buradan nasıl çıkabileceğimizi, nasıl bir yol izlememiz gerektiğini, yani hapishaneden çıkış planını ortaya koyalım.</p>
<h4 id="8d3ef">Temel Problem: Olmadığın bir şey olduğuna inanmış durumdasın</h4>
<p>Doğduğunda bir kimliğin yoktu. Ancak bu dünyada var olabilmek için &quot;birisi&quot; olman gerekiyordu. Problem şu ki, içeride hiç bir şey sana kim olduğunu söyleyemezdi. Kimlik dediğimiz, bize dış dünya tarafından sunulan, yakıştırılan ve bu yakıştırmaya da bizim de razı olduğumuz, aktif katıldığımız bir şey. Biz de bize anne babalarımız, yakın çevremiz, içinde bulunduğumuz sosyokültürel bağlam, zamanın zeitgeist&#x27;ı, vb. tarafından verilen tanımlara tutunduk, onları &quot;ben&quot; yaptık. Bu tanımların bir bölümü bizi destekledi, büyüttü, ilerletti; bir bölümü ise engelledi, yavaşlattı, küçülttü. Ancak hepsi bizi tüm olasılıklar evreninin çok ama çok küçük bir parçasına sıkıştırdı, kısıtladı, bir ben &#8211; ben değil ayrımına sıkıştırdı.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="maskelerden kurtulmak" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg" /></picture><figcaption>Ben &#8211; ben değil</figcaption></figure>
<p>Bunun üzerine anne babalarımız kendi yetersizlikleri ile devreye girdiler. Bir bebeğin sağlıklı bir benlik ve ego yapısı oluşturabilmek için ihtiyaç duyduğu en önemli iki şeyi, kendini, olasılıklarını ve sınırlarını araştırabilmek için etkin bir alanı ve tüm bunları yaparken güvenli ve destekleyici teması sağlamak konusunda, bunu kendileri de zamanında almadıkları için eksik kaldılar. Yani bebeğin hem fiziksel, hem de psikolojik alanını kendi korkuları, istekleri, öfkeleri ve arzuları ile işgal ettiler, hem de bunu yaparken bebekle özneden özneye bir ilişki kurmak yerine ona hayatta tutmak zorunda oldukları bir nesne gibi davrandılar. </p>
<h4 id="blge0">Rüzgarların bizi savurduğu yer</h4>
<p>Bunun sonuçlarını Bağlanma Kuramı&#x27;nda Bowly ve arkadaşları kapsamlı olarak inceliyorlar. Ancak her halükarda olan, çocuğun bu anne babanın eksikliğini kendi üzerine alması ve kendisi ile ilgili bir &quot;eksik benlik&quot; algısı üretmesi: Ben eksiğim. Ben yetersizim. Ben değerli değilim. Bende temelde eksik bir şeyler var.</p>
<p>Bu noktadan sonra tüm yaşamımızın bu eksik benliği tamamlamak üzerine yaşamaya başladık. Tüm yaşamımızı zevk alayım &#8211; acı çekmeyeyim, kazanayım &#8211; kaybetmeyeyim, onay alayım &#8211; reddedilmeyelim, iyi bilineyim &#8211; kötü bilinmeyeyim çabaları içinde geçirdik bu yüzden. Bunlara Buddha &quot;sekiz dünyevi rüzgar&quot; diyor, bizi o acıdan, bu tatminsizliğe savuran. Para, güç, pozisyon, başarı, ün, onay, güzellik, ilişkiler peşinde koşarak geçirdik. Bütün bunların bizi tam yapacağını umduk. Ancak bu gerçekleşmedi. Gerçekleşemez, çünkü tamamlamaya çalıştığımız şey bir kurgu. Olmayan bir şeyi tamamlayamazsın. </p>
<p>Bazılarımız bu çabanın, dünyevi şeylerle tatmin olma çabasının anlamsızlığını fark etti ve kurtuluşu ruhsal yollarda aramaya başladılar. Ancak bu eksik benliklerini oraya getirdiler, orada da başarı, güç, onay, pozisyon, tanınma, ün, ilişkiler (ruh eşi!) aramaya başladılar ve aynı tuzağın içinde buldular kendilerini. </p>
<h4 id="co7q2">&quot;OK&quot; miyim? Yok hala &quot;ok&quot; değilim!</h4>
<p>Aslında sadece kendimizi &quot;OK&quot; hissetmeye çabalıyorduk. </p>
<p>&quot;OK&quot;: Kaderim benim ellerimde.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi ve sevdiklerimi güvenli kılabilirim.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi kalıcı olarak tatmin olmuş hale getirebilirim.<br />&quot;OK&quot;: Kendimin özünde kim olduğunu belirleyebilir ve bunu sabitleyebilirim.<br />&quot;OK&quot;: Varolduğumdan emin olabilirim.<br />&quot;OK&quot;: Dünyaya güvenebilirim, bana ihtiyacım olanı vereceği konusunda.<br />&quot;OK&quot;: Kendime güvenebilirim: salaklık yapmama, saf olmama, çalışkan olma, tembel olmama, tutarlı olma konusunda, doğru olanı yapabilme konusunda, akıllı, dürüst, erdemli olma ve böyle kalma konusunda.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi sürekli olarak masum, sevilmeye layık, kabul edilebilir, yeterli hissedebilirim.</p>
<p>Ancak tüm bu önermeler ne kadar gerçekçi? İşte bu yüzden aslında kendimizi &quot;ok&quot; hissetme çabamız, eksik benlikten kurtulmak için eksik benliğin ateşine gaz dökmeye çalışmaktan başka bir şey değil.</p>
<p>Bütün bunların sonucunda da bedenimizde tatmin olamamanın bıkkınlığı ve endişesi içinde yaşamamıza dayalı gerginlik, kalbimizde geçmişin hayal kırıklıklarına ve geleceğin korkularına bağlı kapanma, ve zihnimizde bütün bunların sonucunda dönüp duran korku ve hırs dolu düşünceler nedeni ile bulanıklık içinde yaşamamıza neden oluyor. Üstelik bu gerginliğin, kapalılığın ve bulanıklığın nereden kaynaklandığını da göremedik. Doğal sandık. Hatta kendimiz, kendi doğal oluş halimiz, özümüz sandık.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://açlık"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg" /></picture></a><figcaption>Üç zehir: açgözlülük, öfke, cehalet</figcaption></figure>
<p>İşte bu nedenle bu üçüne üç zehir de deniyor: Açgözlülük, öfke ve cehalet. Ve biz, bu üçünün, gerginliğin, kapalılığın ve bulanıklığın, açgözlülüğün, öfkenin ve cehaletin pençesinde kavrulup duruyoruz. O yüzden bu yaşama samsara, bu bedene de samsara bedeni deniyor. </p>
<p>Bu samsara yaşamın ve samsara bedenin içinde olmak biz ne kadar farkında olmasak da o kadar rahatsız edici  ki bu bedenden ve onun gerginliğinden, bu kalpten ve onun rahatsız edici duygularından, bu zihinden ve içinde dönüp dolaşan karanlık düşüncelerinden uzaklaşmak istedik, koptuk. Bedenimizden koptuk. Kalbimizden koptuk. Zihnimizdeki farkındalıktan koptuk. Kendimizden koptuk. Çevremizden ve şimdi burada olandan koptuk. Uyuştuk. Uyuşturduk kendimizi. Kopuk, gri, kısa vadeli hazların ve kalıcı olmayan mutlulukların peşinde koşan bir yaşama hapsettik kendimizi.</p>
<h4 id="6o13q">Umut Işığı</h4>
<p>Ancak buradan bir çıkış yolu var. Sandığımız yerde değil, ulaşması hiç de kolay değil, ama var. </p>
<p>Sandığımız yerde, mantıklı duyulan yerde, düşüncelerimizin bize anlattığı yerde değil. Çünkü düşüncelerimiz bizi yine aynı yere, aynı tuzağa, aynı kısır döngüye, eksik benliğin pençesine götürüyor. Alkol şişelerinin üzerinde yazdığı gibi. Düşünceleriniz sizin dostunuz değildir. Düşüncelerinize, özellikle de açgözlülük, öfke, korku, arzu, endişe, tatmin beklentisi, güven ihtiyacı, kontrol isteği içeren düşüncelerinize güvenmeyin.</p>
<p>Olay biraz bataklığa saplanmış birinin yapması gerekene benziyor. Çabaladıkça batıyoruz. Derin bir yanılgının neden olduğu ıstırabı, yanılgının bize vadettiklerinin peşinde koşarak ortadan ortadan kaldıramazsınız. Tam tersine daha da içine çekilirsiniz bu yanılgının ağlarının. </p>
<p>Derin bir yanılgıdan kaynaklanan ıstırabı ancak bir şekilde bitirebilirsiniz: Dönüp de ben sandığımız yanılgının gözlerinin içine derinden bakarak. Kaçtığımız şeyden kaçmayı bırakıp da onun içine, hem de tüm farkındalığımızla girerek. Ve bu sayede yanılgının kendiliğinden ortadan kalkması için gerekli koşulları, alanı yaratarak. </p>
<h4 id="9agr5">Yol, Yordam, Yöntem</h4>
<p>Ancak bunu yapmak o kadar da kolay değil. Tüm şartlanmanızın, alışkanlıklarınızın, zihninizin size anlattığı korku hikayelerinin tersine gideceksiniz. Bu nedenle ne işe, neden giriştiğinizi anlamanız lazım. Belki doğrudan deneyim olarak bilmediğiniz varoluşsal gerçekliğinizle ilgili en azından kavramsal olarak anlayış geliştirmeniz lazım. Ben sandığınız şeyin, o tamamlamak için çırpınıp durduğunuz şeyin, o &quot;eksik benlik&quot; hissinin aslında bir kurgu olduğunu anlamanız lazım. Bunu kavramsal olarak anlamanın da sizi buradan çıkarmayacağını, egonun çok güçlü olduğunu ve bu satırları okuduktan bir kaç saniye sonra tamamını unutacağınızı da anlamanız lazım. Bunu anlamadıkça çıkacağınız yol, sizi bataklığın içine geri döndürecek.</p>
<p>Bu nedenle hazırlanmanız, farkındalığınızı ve konsantrasyonunuzu son derece keskinleştirmeniz gerekecek. Bedeninizdeki gerginliğin şimdi ve burada ne olduğuna yanıt veren duyulara, kalbinizdeki geçmişin hazmedilmemiş duygularının şimdi &#8211; ve &#8211; burada hakkında bilgi veren hislere, ve zihninizdeki bulanıklığın farkındalığın berrak ışığına çözülmesi gerekecek. Bu sükunet, dinginlik ve geniş, açık alan gerektirecek, ve bu olmadan farkındalık ve konsantrasyon geliştirmek, çok ama çok zor.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://çıkışa giden yol"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Bunu yapabilmek için de çabalamayı, en azından ehil olmayan, bize yanılgımızın dikte ettiği çabayı bırakmamız, hatta durmamız, sakinleşmemiz, sessizleşmemiz gerekiyor. Gevşememiz, açılmamız, berraklaşmamız gerekiyor. Bedenimizde, kalbimizde, zihnimizde, olmakta olana dikkatlice bakabilmek için alan yaratmamız gerekiyor. Kendimizi, benliğimizi yapıştırdığımız gerginlikler, duygular ve düşüncelerle kendimiz arasında yaratacağımız <em>bir psikolojik alan</em> olmadan &quot;ben&quot;i, özneyi bu&quot; nesne&quot;lerden ayrıştırmak imkansız.</p>
<h4 id="adjq">Üç Değerli İlaç</h4>
<p>Bu üçüne, sükunet, dinginlik ve alan&#x27;a üç değerli ilaç deniyor. Sessizleştikçe, çabalamayı bırakıp sakinleştikçe, olanın olduğu gibi olmasına alan verdikçe, o alanın içinde dönüp de bedenimize, bedenimizdeki gerginliğe bakabiliyor, hatta ona içsel şefkat, merak ve farkındalıkla temas ettikçe, bu gerginliğin çözülmesine de yardımcı oluyoruz. Aynı şekilde kalbimizin hayal kırıklıklarına, yaralarına, hazmedilmemiş duyguların kalın kabuklarına anlayış ve şefkatle dokundukça kalbimizi kapatan, katılaştıran buzların da çözülmesini destekliyoruz bir yandan. Öte yandan zihnimizi kaplayan bulutlara da dokunuyoruz, onlara onlarla kendimizi bağdaştırmadan baktıkça, onlarla dokundukça bulutlar dağılıyor ve ardından farkındalığın berrak gökyüzü kendini göstermeye başlıyor.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://sükunet, dinginlik, alan"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Aslında bu şekilde yaptığımız bir şekilde çocukken ihtiyaç duyduğumuz ama bir şekilde alamadığımız o iki şeyi kendimize vermek: Alan ve Temas. Çünkü kendimize, şu anda olduğu şeye olduğu gibi olabilmesi için alan veriyoruz. Yargılamadan. Değiştirmeye çalışmadan. Düzeltmeye çabalamadan. Sadece şu anda ne oluyorsa, ne varsa, ne hissediliyorsa, ne oluyorsa onun olması için alan. Ancak bununla birlikte kendimizle bu olan şeyin arasındaki psikolojik alanın oluşmasına da müsaade ediyoruz. Bu hissedilenlerin için kendimizi kaybetmiyor, kendimizi onlarla kimliklendirmiyor, onlar olmuyoruz. Yani öfkenin, korkunun, kıskançlığın, endişenin, gerginliğin, acının, hazzın, neşenin içinde kaybolmuyoruz, öfke, korku, kıskançlık, endişe, gerginlik, acı, haz, neşe olmuyoruz. İçeride öfke var diyoruz. Korku hissediyorum diyoruz. Acı var şu an diyoruz. Neşenin içimizde doğmasını ve sona ermesini izliyoruz, ancak ona tutunmuyoruz. </p>
<p>Olan herseyin olmasına bu alan içinde izin veriyor ve onlara, deneyime, farkındalıkla temas ediyoruz. O zaman Welwood&#x27;un neden temas + alan = sevgi dediğini daha iyi anlamaya başlıyoruz.  <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp Programı</a>&#x27;nda katılımcılara sağlamaya çalıştığımız da işte bu: Kendimiz ve nasıl gerilip, kapanıp, bulandığımızı inceleyebilmek ve serbest bırakabilmek için böyle bir tarafsız, açık alan oluşturmak ve bu destekleyici alan içinde temas edilmesi gerekene temas edebilmemizi sağlayacak yapılar ve süreçler sağlamak. Bunun için de bedenle güçlü bir ilişki, kalpte açıklık, zihinde berraklık yaratan pratikler aktarmak, bunlara yatırım yapmak.</p>
<h4 id="c5tuk">Erdemin doğuşu</h4>
<p>Bunu yaptıkça ilginç bir şey oluyor. Zihnimiz daha da sakinleşmeye, bedenimiz daha da gevşemeye, kalbimiz daha da açılmaya başlıyor. Sükunetimiz artıyor, daha da dinginleşiyoruz, alan hissimiz genişliyor. Böyle oldukça olan herseye daha da derinden temas edebilir hale geliyoruz.</p>
<p>Bu sayede bu içsel sükuneti, dinginliği ve alan hissini tehdit edecek şeyleri hayatımızdan çıkarmak için karşı konulmaz bir itilim doğmaya başlıyor içimizde. Zihnimizi ve kalbimizi bulandıran, bizde gerginlik yaratan şeyler bu dinginlik ve sükunet içinde fazlaca gözümüze batmaya başlıyor. </p>
<p>Örneğin artık söylediğimiz büyük ve küçük yalanların bizim iç alanımızı nasıl dalgalandırdığını fark ediyoruz. Eskiden fark etmediğimiz kendimize ve başkalarına zarar verebilecek davranışları yapmak dayanılmaz hale geliyor. Zihnimizdeki olumsuz ve ehil olmayan düşünceleri fark ediyor ve durduruyoruz. Hayatımızı hazların ve geçici hırsların peşinden koşmaya adamanın nasıl bir huzursuzluk ve tatminsizlik yarattığını fark etmeye başlıyoruz. Bunların yerine koyacağımız iyi niyetin, şefkatin, tarafsız bir zihin halinin, ve sadece kendi çıkarımız için çabaladığımız ve başkalarını kıskandığımız bir ruh haline yerine diğerlerinin mutluluklarından keyif almanın nasıl bir içsel neşe, dinginlik ve mutluluk yarattığını fark ediyoruz. Bunlara yatırım yapmak bizim için kaçınılmaz hale geliyor. Bir anda &quot;erdem&quot; denen şeyin ne kadar keyifli bir şey olduğunu fark ediyor, belki de çok da çabalamadan &quot;erdemli&quot; hale geliyoruz.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg" /></picture><figcaption>Neyi besliyorsun?</figcaption></figure>
<p>Bu erdemlilik dönüyor ve içimizdeki sükunetin, dinginliğin, alan hissinin daha da artmasına yardımcı oluyor. Bu sükunet, dinginlik, alan, bedenimizin daha da gevşemesine, kalbimizin daha da açılmasına, zihnimizin daha da berraklaşmasına neden oluyor. Zihnimiz berraklaştıkça farkındalığımızı ve konsantrasyonumuzu geliştirmek kolaylaşmaya başlıyor. Meditasyonlarımız derinleşiyor. Zihnimiz, farkındalığımız, dikkatimiz onu kısıtlayan engellerden kurtuldukça daha çok şimdi ve buraya, ana çekiliyor. Bu sükunet, dinginlik ve alan içerisinde, farkındalığımızı ve konsantrasyonumuzu kendimize, olana, ben sandıklarımıza çevirmek, sorgulamak, tefekkür etmek daha da kolaylaşıyor. </p>
<h4 id="3q4ij">Yolun Başı</h4>
<p>Ve işte gerçek çalışma da ancak burada başlıyor&#8230; Kendimle, benle ilgili en temel hakikatin peşinde çıkacağım yolculuk, Kalp Yolu, işte burada başlıyor. Biz ancak durumumuzla ilgili temel ve doğru anlayışı edindiğimizde, buna uygun olarak doğru erdemi yaşamımızın merkezine koyduğumuzda, ve bu sayede doğru farkındalık ve konsantrasyonu geliştirdiğimizde, gerçek ve derinden mutluluğa doğru yolda ilerlemeye başlıyoruz. Umarım hepimiz bu yolu bulabiliriz.</p>
<p>Bu yola doğru ilerlemek için destekleyici alanı sağlayan ve teması fasilite eden bir çalışma içinde olmak için sizleri <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp  Programı</a>&#x27;na bekliyoruz.  </p>
<figure class="image regular "><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="güçlü beden açık kalp berrak zihin" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/suekunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey?id=120560238&type=2",title: "Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/">Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıdan sonsuza kadar nasıl kurtulabiliriz? (İpucu: içinde farkındalık var! 😉)</title>
		<link>https://marefidelis.com/farkindalik-beden-kalp-zihin-ozgurluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Oct 2019 08:56:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/farkindalik-beden-kalp-zihin-ozgurluk/</guid>

					<description><![CDATA[<p>...Bu sayede bedenimizle daha güçlü, daha derinden, daha destekleyici bir ilişki kuruyoruz. Sakinleşiyoruz. Gerginliklerimiz kendini bırakıyor. Gevşiyoruz. Bedenimize iyi davranmaya, onun bize verdiği sinyalleri dinlemeye başlıyoruz. Bedenimizin ve bedenimizi duyular yoluyla bize verdiği bilgilerin içinde farkındalıkla ve onun esiri de olmadan yaşamaya başlıyoruz... devamı yazıda...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/farkindalik-beden-kalp-zihin-ozgurluk/">Acıdan sonsuza kadar nasıl kurtulabiliriz? (İpucu: içinde farkındalık var! 😉)</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelin bir kaç yazıdır araştırdığımız, <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/" rel="noopener noreferrer">varoluşsal travmamızın</a> ve <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/bir-daha-yetersizlik-hissi-yasamamak/" rel="noopener noreferrer">eksik benliğimizin</a> üzerimizdeki, yaşamımızdaki, ilişkilerimizdeki, yani bedenimiz, kalbimiz ve zihnimiz üzerindeki etkilerine farkındalık getirelim. Getirelim ki, içimizdeki boşluğu &quot;anlam&quot;a, eksiklik hissini anlamaya ve gereksiz yükleri bırakmaya, keçi boynuzu tadı veren mutluluk &#8211; mutsuzluk döngüsünü kalıcı ve koşullardan bağımsız bir halinden memnuniyet haline dönüştürebilelim. En azından yola çıkalım, adım atalım.</p>
<h3 id="13r3g">Bedendeki hayalet&#8230;</h3>
<p>Şu anda durun ve bedeninize farkındalık getirin. Acaba herhangi bir gerginlik var mı?</p>
<p>Mesela çenenizi sıkıyor olabilir misiniz? Veya alnınızı kırıştırıyor veya kaşlarınızı çatıyorsunuz belki? </p>
<p>Omuzlarınız ne durumda? Ya elleriniz? Karnınızı içeri mi çekiyorsunuz? Kalçanızı kasıyor olabilir misiniz? Göğsünüz ne alemde? Ya bacaklarınız? Yoksa ayaklarınızı mı sallıyorsunuz?</p>
<p>Eğer siz de çoğumuz gibiyseniz, bedeninizde bir yerleri gerdiğinizi bulmuş olabilirsiniz. Bununla ilgili hiç farkındalık içinde bile olmayabilirsiniz. Hatta bu gerginlik o kadar tanıdık hale gelmiş, o kadar bedeninizde yer etmiş olabilir ki, bedeninizi bu şekilde taradığınızda bile sizden kendini gizler durumda olabilir. Ancak duruş bozuklukları, ara sıra ortaya çıkan veya kronik ağrılar, yorgunluklar halinde ipuçlarını fark ediyor olabilirsiniz bu gerginliğin. Sanki bu gerginlik, doğanızın, bedeninizin bir parçası, ikinci bedeniniz haline gelmiş olabilir.</p>
<p><strong>İşte bu yüzden buna &quot;Gerginlik Bedeni&quot; deniyor.</strong></p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_e97cbe502338c86209a571f0e43fe089_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_e97cbe502338c86209a571f0e43fe089_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_e97cbe502338c86209a571f0e43fe089_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_e97cbe502338c86209a571f0e43fe089_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Farkındalık ve beden" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_e97cbe502338c86209a571f0e43fe089_800.jpg" /></picture><figcaption>Bedenin ve duyuların içinde hapis kaldığı gerginliklerin farkında mısınız?</figcaption></figure>
<h3 id="acrc4"><strong>Gelelim kalbinize. Orada durumlar nasıl? </strong></h3>
<p>Yapılan araştırmalar, insanların çok büyük kazançlar yaşadıklarında da, çok büyük şanssızlıkların kurbanı olsalar da bir süre sonra yine bu olaylardan önceki ortalama mutluluk seviyelerine geri döndüklerini, bu ortalama duygu hallerinin sanki yerçekiminin havaya atılan bir elmayı yine yere düşmesini sağlaması gibi insanları da kendine geri çektiğini gösteriyor. </p>
<p>Sizin ağırlıklı ortalamanız ne? </p>
<p>Kalp bölgenize farkındalık getirin: Sizi kendi halinize bıraksak en fazla ne gibi duygular kaplar göğsünüzü? Kendinizi hangi duyguların esiri olarak buluyorsunuz tekrar tekrar? Sizin içsel yaşamınızın temel duyguları hangileri? </p>
<p>Duygu ve his ayrımını severim: Duygular her zaman geçmişle, geçmişin tamamlanmamış işleri ile alakalıdır. Geçmişte halledemediğimiz, hazmedemediğimiz konulara uzaktan yakından benzeyen durumlar, bizde aslında bugüne ait olmayan, bazen de hiç de duruma uymayan duyguları tetiklerler. Hisler ise bugünle ve bugünde olanlarla ilgili bedenin bize verdiği sinyaller, bilgilerdir. </p>
<p>Siz  geçmişten taşıdığınız hangi halledilmemiş meseleleri, hazmedilmemiş bu yüzden de katılaşmış duyguları taşıyorsunuz kalbinizde, genelde? Neler, ne gibi durumlar duygularınızın birden tetiklenmesine neden oluyor? Ve bu yeterince çiğnenmemiş, farkındalık ile bakılmamış, bu yüzden de hazmedilmemiş duyguların demirden gömleği içinde hapis bir kalp ile yaşamanın maliyeti ne?</p>
<p>Bu duygular o kadar kalıcı, o kadar ısrarcı oluyorlar ki kalbimizi esir alıyorlar, sanki bizim bedenimizin çevresinde bir ikinci beden haline geliyorlar. Kimse onlara da dokunmadan bize dokunamıyor.</p>
<p><strong>Bu yüzden &quot;Duygu Bedeni&quot; diye adlandırılıyorlar.</strong></p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_1dd94214350b0051e3149e4067b10abe_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_1dd94214350b0051e3149e4067b10abe_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_1dd94214350b0051e3149e4067b10abe_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_1dd94214350b0051e3149e4067b10abe_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="duygular ve farkındalık" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_1dd94214350b0051e3149e4067b10abe_800.jpg" /></picture><figcaption>Duygular, acı, ıstırap: Bugüne mi ait, yoksa geçmişe mi?</figcaption></figure>
<h3 id="dlnlm"><strong>Ya zihniniz? </strong></h3>
<p>Zihninizden geçen düşünceleri bir gün boyunca izleyin ve not alın. Muhtemelen hep aynı düşüncelerin geçtiğini, ve düşüncelerin de sanki bir kısır döngü gibi, dairesellik içerdiğini göreceksiniz. Göreceksiniz ki pek de bir orijinalliği yok düşüncelerinizin. Ve üstelik kendimizi en fazla tanımladığımız, en fazla ben yaptığımız düşüncelerin de çoğu zaman bizim kontrolümüzde olmadığını, çevremizde olanlarla tetiklendiğini ve sanki birbirine uç uca eklenmiş halkalardan oluşan bir zincir gibi her bir düşüncenin bir sonrakini doğurduğunu fark edeceksiniz. Bir inzivada banyoda kendimi &quot;Papa was a rolling stone!&quot; diye şarkı söylerken bulduğumda dönüp düşünce akımımı geriye doğru izlediğimde tüm o akışın, kaldığımız doğal ürünler de satan otelde kapıma bırakılmış olan ürün listesi ile başladığını görmüştüm. Oradan oraya nasıl geldim hiç sormayın!</p>
<p>Farkındalık şimdi bu alana çevrilsin: Sizin zihninizde hangi düşünceler dönüp duruyor? Nasıl bir akışla düşünceler birbirini takip ediyor? Kendinize neler derken buluyorsunuz kendinizi genellikle? Nasıl bir bulut zihninizi kaplamış bir şekilde yaşıyorsunuz genellikle? Bu bulutun, bu sisin rengi, yoğunluğu, tonu nasıl? Bu düşünceler sizi genellikle nasıl yönlendiriyor? Nasıl geriyor bedeninizi? Hangi duyguların nedeni bu düşünceler genellikle? </p>
<p>Ve farkında mısınız, bu tekrar eden düşünceler, bu ardı arkası kesilmeyen ve pek de değişmeyen mental aktivite de katılaşmış, sabitleşmiş, bedene bürünmüş durumda.</p>
<p><strong>Buna da &quot;Mental Beden&quot; diyorlar.</strong></p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5aae96be3bdcc3bc40d4fd765be84315_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5aae96be3bdcc3bc40d4fd765be84315_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5aae96be3bdcc3bc40d4fd765be84315_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5aae96be3bdcc3bc40d4fd765be84315_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="ne düşündüğünün farkındalığında mısın" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5aae96be3bdcc3bc40d4fd765be84315_800.jpg" /></picture><figcaption>Düşün, taşın, ne hale gelir işin?</figcaption></figure>
<h3 id="987cj">Samsara&#x27;nın Haritası</h3>
<p>İşte bu üçü, gerilim bedeni, duygu bedeni, mental beden, bir kaç yazıdır bahsettiğim o <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/" rel="noopener noreferrer">varoluşsal travmamızla</a> ve <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/bir-daha-yetersizlik-hissi-yasamamak/" rel="noopener noreferrer">eksik benlikle</a> besleniyorlar. Biz aslında doyurulamayacak açlıklar peşinde koştukça, tatmin edilemeyecek duyguları tatmin etmeye çalıştıkça, çözülemeyecek problemleri çözmeye çalıştıkça, bedenimizde, kalbimizde, zihnimizde kendilerine yer buluyorlar ve bizi duyularımızdan, hislerimizden, farkındalığımızdan koparıyorlar. </p>
<p>Eksikliği tamamlayamaz ve açlığı doyuramazsınız, çünkü tamamen bir kurgu üzerine kurulu.</p>
<p>Duyguları tatmin edemezsiniz, çünkü bugüne ait değiller.</p>
<p>Problemleri düşünerek çözemezsiniz, çünkü gerçek değiller, tamamen bir yanlış anlamadan kaynaklanıyorlar.</p>
<p>Kendinizde eksik gördüğünüzü tamamlamaya, açlığınızı gidermeye, duygularınızı tatmin etmeye, problemlerinizi düşünerek çözmeye çalışmak, sanki bir bataklıkta çırpınmak gibi, bizi daha da içlerine çekiyor, daha da fazla ıstırap çekmemize neden oluyor. </p>
<p>Bu yüzden de bu üçünün birlikteliğine <strong>&quot;Samsara Bedeni&quot;</strong> adı veriliyor. Samsara bazı kadim öğretilerde anlatılan cehalet, açgözlülük ve öfke ile koşullu, delüzyon dünyası. Yani içinde yaşadığımız bu dünya. Bu beden. Bu kalp. Bu zihin. Buna Eckhart Tolle &quot;Acı Bedeni&quot; diyor. Belki travma bedeni, yanlış anlama bedeni, cehalet bedeni, kurgu bedeni gibi isimler de takabilirdik.</p>
<h3 id="buoe7">Çıkış Yolu</h3>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c06b396fe9f89e3a7c13e979cf01f87b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c06b396fe9f89e3a7c13e979cf01f87b_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c06b396fe9f89e3a7c13e979cf01f87b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c06b396fe9f89e3a7c13e979cf01f87b_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c06b396fe9f89e3a7c13e979cf01f87b_800.jpg" /></picture><figcaption>Çıkışlar bu taraftan&#8230;</figcaption></figure>
<p>Ama buna mahkum değiliz aslında. </p>
<p>Çıkış yolları var. Sadece bizim sandığımız yerde değiller.</p>
<p>Ünlü meditasyon hocası Joseph Goldstein, &quot;çıkışa giden yol, korktuğunuz şeyin içinden geçiyor&quot; diyor. O yüzden de bu bataklıktan çıkmak için çırpınmak yerine durmak, sakinleşmek ve gevşemek, zihindeki bitmez düşünceleri sessizleştirmek ve olana, olmakta olana alan vermek gerekiyor. </p>
<p>Bu üçü,<strong> Sessizlik</strong>, <strong>Hareketsiz sakinlik</strong> ve <strong>Alan</strong>, &quot;üç değerli ilaç&quot; olarak adlandırılıyor. Bu üç ilaç içimizdeki yanlış anlamayı ve gerçeğin doğası hakkındaki cehaleti olduğu gibi görmemize imkan veriyor çünkü&#8230; </p>
<p>Bu sayede iyileşmeye, şifalanmaya başlıyoruz. </p>
<p>Bu sayede bedenimizle daha güçlü, daha derinden, daha destekleyici bir ilişki kuruyoruz. Sakinleşiyoruz. Gerginliklerimiz kendini bırakıyor. Gevşiyoruz. Bedenimize iyi davranmaya, onun bize verdiği sinyalleri dinlemeye başlıyoruz. Bedenimizin ve bedenimizi duyular yoluyla bize verdiği bilgilerin içinde farkındalıkla ve onun esiri de olmadan yaşamaya başlıyoruz. </p>
<h4 id="29phe">Gerginlik bedeni, yavaş yavaş &quot;Duyu Bedeni&quot;ne dönüşüyor.</h4>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c9aeef0ac05384a07e7e7a675d01ad8c_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c9aeef0ac05384a07e7e7a675d01ad8c_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c9aeef0ac05384a07e7e7a675d01ad8c_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c9aeef0ac05384a07e7e7a675d01ad8c_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="autumn" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c9aeef0ac05384a07e7e7a675d01ad8c_800.jpg" /></picture><figcaption>Duyuların içinde ve onun farkındalığı içinde yaşamak&#8230;</figcaption></figure>
<p>Kalbimizdeki halledilmemiş duygulara alan veriyoruz ve sakince dönüp bakıyoruz. Artık öfke, korku, utanç, endişe gibi duygular ortaya çıkınca tüm psikolojik alanımızı kaplamıyor, yani sadece öfke, sadece korku, sadece utanç olmuyoruz. Farkındalık ile bakıyor, şu anda içimde öfke var diyoruz sakince, ve dönüp inceliyoruz bu duyguları. Bu sayede onları &quot;çiğniyor&quot; ve hazmediyoruz. Kalbimiz rahatlıyor, sakinleşiyor, gevşiyor, açılıyor. Hatta derinleşiyor. Derinleştikçe geçmişin duygularındansa olmakta olanla ilgili önemli bilgiler içeren hisleri fark ediyoruz. Hani bazen bir kişiyle yürüyen sancılı ilişkimiz bittiğinde veya sonunda belalı çalışanımız işten kendisi ayrıldığında durup da deriz ya &quot;ya biliyordum aslında bunun yürümeyeceğini, içimde bunu hissediyordum baştan beri, ama göz ardı ettim&quot;, artık göz ardı etmez hale geliyoruz bu hisleri. </p>
<h4 id="aj51s">Duygu bedeni, yavaş yavaş &quot;His Bedeni&quot; dönüşüyor.</h4>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2de248d6bef4d993da016f6933e56332_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2de248d6bef4d993da016f6933e56332_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2de248d6bef4d993da016f6933e56332_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2de248d6bef4d993da016f6933e56332_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2de248d6bef4d993da016f6933e56332_800.jpg" /></picture><figcaption>Hislerin bilgeliği size eylemlerinizle ilgili ne gibi bir yol gösteriyor?</figcaption></figure>
<p>Bu hisleri bir bilgi kaynağı ve yol gösterici olarak duyularımızın yanına ekleyince fark ediyoruz ki bunlar bizi açlığı besleyene, hırsa, hasete değil de çoğu zaman doğru olana, erdemli olana, vicdanımızı rahat tutana, bizi esen tutana, huzura yönlendiriyor.</p>
<p>Böyle olunca da zihnimiz de sakinleşmeye başlıyor. Tekrar eden düşünceleri sahiplenmeden gözlemler duruma geliyoruz. Biz onlara dönüp de baktıkça, onlarla kavga etmeden ve onlara da tutunmadan onlara alan verdikçe fark ediyoruz ki bulutlar gibi geliyorlar, bir süre kalıyorlar, sonra geçiyorlar. Farkındalık arttıkça düşünceleri oldukları gibi, sadece birer düşünce olarak görmeye başlıyoruz. Anlattıklarının da gerçek değil, sadece gerçeklik hakkında birer hikaye olduğunu anlıyoruz. Böyle olunca zihnimiz iyice sakinleşiyor, sessizleşiyor. Fark ediyoruz ki bulutların ardında uçsuz bucaksız, engin, renksiz, tarafsız, şeffaf ve berrak bir gökyüzünün olması gibi bizim de düşüncelerimizin altında aynı şekilde uçsuz bucaksız, engin, renksiz, tarafsız, şeffaf ve berrak bir farkındalık var. Ve nasıl bulutlar gökyüzünü kaplasa bile gökyüzüne bulaşamaz, onu değiştiremez, onu olduğundan farklı bir şeye dönüştüremezlerse, bizim zihnimizin gerçek doğası olan farkındalığımızı da düşünceler kaplasa bile, farkındalığa bulaşamaz, onu değiştiremez, onu olduğundan farklı bir şeye dönüştüremezler. O berrak, her zaman tarafsız, her zaman engin farkındalıktır. </p>
<h4 id="5oktf">Böylece, bunu fark ettikçe, zihnimiz sakinleştikçe, mental beden, yavaş yavaş &quot;Farkındalık Bedeni&quot;ne dönüşüyor.</h4>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_72174f480cc88ea5022d2d272c880c94_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_72174f480cc88ea5022d2d272c880c94_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_72174f480cc88ea5022d2d272c880c94_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_72174f480cc88ea5022d2d272c880c94_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Sunset over beach" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_72174f480cc88ea5022d2d272c880c94_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/@envisual" rel="noopener noreferrer">Charlie Hang</a> | Source: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Bu üçünün birlikteliği ister istemez olaylara ve olgulara daha duru bir gözle, daha tarafsızca, tutunmadan, güçlü, açık ve berrak bir biçimde, olanı olduğu gibi görerek bakmamıza neden olmaya başlar. </p>
<h4 id="birnu"><strong>Bu yüzden belki de bu birlikteliğe &quot;Bilgelik Bedeni&quot; deniyor.</strong></h4>
<p>Ve fark edeceğiniz gibi Samsara Bedeni ve Bilgelik Bedeni, bir ve aynı. Yani samsara ve nirvana, bir ve aynı. Aralarındaki tek fark cehaletin ve yanlış anlamanın ortadan kalkması.</p>
<p>İşte yolumuz bu. Yürümeye çalıştığımız, adım atmaya çalıştığımız yol bu. </p>
<h4 id="5ltfd"><strong>Aynı şekilde <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp Programı</a> da bu yolda yürümeye başlamak için bir basamak olmayı amaçlıyor. </strong></h4>
<p>Bu basamağı kullanarak ister bu programda öğrendiğiniz teknikleri yaşamınızı daha güzel ve anlamlı hale getirmek için alet çantanıza ekleyebilirsiniz, isterseniz de program sonrasında <strong>Kalp Yolu</strong> olarak adlandırılan kadim bilgelik yolunda ilerlemek için siz de benim gibi yola koyulabilirsiniz. Bu programla ilgili daha detaylı bilgilere <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.</a></p>
<figure class="image regular"><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x628-layout498-farkindalik-beden-kalp-1epeaf1_2c78b93375ba890199d9b00a8b3b3fbd_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x628-layout498-farkindalik-beden-kalp-1epeaf1_2c78b93375ba890199d9b00a8b3b3fbd_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x628-layout498-farkindalik-beden-kalp-1epeaf1_2c78b93375ba890199d9b00a8b3b3fbd_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Geçen yıl Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp üzerine 4 yazılık bir seri yazmıştım. Bu yazılar daha önce yazılmış olsa da aslında sırası bu yazıdan sonraya düşüyor. Çünkü bu yazılar bu samsara bedeniyle yaşamanın yarattığı kopukluğu, ve bu kopukluktan kurtulup da bilgelik bedenine Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp yoluyla nasıl ulaşabileceğimizi anlatıyor. Bu yazılara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:</p>
<p><a   href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/">Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası…</a></p>
<p><a   href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim/">Bedenle Farkındalık İçeren Güçlü Bir İlişki Geliştirmenin 6 Adımı</a></p>
<p><a   href="https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/">Olanı Olduğu Gibi Gören, Berrak Bir Zihin Geliştirmek İçin 4 Öneri.</a></p>
<p><a   href="https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/">Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç… Pratik Öneriler</a></p>
<p>Yakında yeni yazılarda görüşmek üzere.</p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/farkindalik-beden-kalp-zihin-ozgurluk?id=968666321&type=2",title: "Acıdan sonsuza kadar nasıl kurtulabiliriz? (İpucu: içinde farkındalık var! 😉)",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/farkindalik-beden-kalp-zihin-ozgurluk/">Acıdan sonsuza kadar nasıl kurtulabiliriz? (İpucu: içinde farkındalık var! 😉)</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir daha yetersizlik hissi yaşamamayı nasıl sağlarsın?</title>
		<link>https://marefidelis.com/bir-daha-yetersizlik-hissi-yasamamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Oct 2019 06:24:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/bir-daha-yetersizlik-hissi-yasamamak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>...Temel ihtiyaçlarının karşılanmasındaki bu eksikliğe maruz kalan çocuk, bunu ebeveynlerinin bir eksikliği olarak almak yerine kendisinin bir eksikliği olarak görüyor. Çünkü  bu durumu anne babanın eksikliği olarak görecek zihinsel kapasitesi henüz gelişmemiş. Ayrıca görebilse bile bunu onu korumakla sorumlu olan kişilerin eksikliği olarak görmek, kendi eksikliği olarak görmekten çok daha korkutucu....</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/bir-daha-yetersizlik-hissi-yasamamak/">Bir daha yetersizlik hissi yaşamamayı nasıl sağlarsın?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Danışanımla seanstayız&#8230;</p>
<p>Kendisi 3 ay önce, en büyük 50 şirketten birine genel müdür oldu.</p>
<p>Çok uğraştı bu pozisyonu elde edebilmek için. Hem işinde en üst seviyede başarıyı yakalamaya çalıştı (ve başardı), hem iyi bir lider olabilmek için uğraştı (ve tanıdığım en iyi liderlerden birine dönüştü çalışmamız içinde), hem de bu pozisyonu elde edebilmek için şirketin yönetim kuruluna kendini tanıtmaya ve onlarla iyi ilişkiler kurmaya yatırım yaptı. Bununla kalmadı, isminin hem sektörde, hem de iş dünyasında duyulması için gereken tüm doğru adımları gerçekleştirdi.</p>
<p>Sonunda da CEO&#x27;luk koltuğuna oturdu.</p>
<p>Görüşmemiz, danışanımın CEO olmasından sonraki belki de 3. seansımız. Pozisyonu aldığı ilk zamanlara göre çok farklı bir ruh halinde. Kutlama, parlak bir vizyon, gelecek için umut dolu resimler yaratma gitmiş, yerini ilgisini ve karar vermesini bekleyen binlerce konuyla nasıl başa çıkacağını bilememe, suyun altında kalma hissi, kendini sorgulama, endişe almış. </p>
<p>Ben endişelenmiyorum, çünkü her yeni genel müdür olan kişi, ortalama bu zamanlarda aynı duygulara ve endişelere kapılır. Kapılması lazım. Yoksa kendisinden beklenen görevi anlamamış demektir.</p>
<p>İçinde bulunduğu duygu durumunu araştırıyoruz birlikte. Dönüp de kendi içine, yaşadığı duygulara ve verdiği tepkilere dikkatlice bakarken birden gözleri parlıyor, ulaştığı içgörü ile:</p>
<p>&quot;Biliyor musun Dost&quot; diyor, &quot;fark ediyorum ki ben tüm yaşamımı içimdeki bir eksiklik, yetersizlik hissini ortadan kaldırmak için yaşamışım. Sanıyordum ki genel müdür olunca  bir gün bu his geçecek, sonunda yeterli olduğumu kendime kanıtlayacağım. Şimdi genel müdür oldum, ve hiç bu kadar yetersiz hissetmemiştim!&quot;</p>
<h3 id="6p4t9">Alan ve Temas</h3>
<p><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/" rel="noopener noreferrer">Geçen hafta</a>, orijinal travmamızdan, varoluşumuzun özünden nasıl koptuğumuzdan bahsetmiştik, ve demiştik ki &quot;Sadece kendimizi fark ettiğimiz için ve kendiliğinden bir benlik tanımını içimizde göremediğimiz için kendimizi kısıtlıyor, daraltıyor, bize anne babamız, çevremiz tarafından verilen veya sunulan tanımlara tutunuyor ve bir &quot;kısıtlı &#8211; sınırlı ben&quot; yaratıyoruz&quot;. Bu sınırların dışında kalan her şeyi de &quot;ben değil,  benim tanımım değil, benim yapacağım değil&quot; yapıyoruz. Bu yaratılan tanımlar, ileride bizi kısıtlıyor, hapis ediyor, aşamadığımız sınırlara dönüşüyor. Özellikle de adı üzerinde yaratıldığı, birer kurgu olduğu için bize gerçekte kim olduğumuzu söyleyemiyor; varoluşsal kaygıya, acıya, boşluk ve anlamsızlık hissine dönüşüyor.</p>
<p>Ve demiştik ki bu travma için anne babanızın hata yapmasına gerek yok. Anne babamızın &quot;hataları&quot;, daha doğrusu kendilerine yaşatılanları bir sonraki kuşağa aktarmaları daha sonra geliyor. </p>
<p>Bir çok psikoloğun ve araştırmacının saptadığı gibi bir bebeğin sağlıklı bir şekilde gelişmesi ve kendini destekleyecek, bütün, güvenli bir ego sistemi geliştirmesi için anne babasından ihtiyaç duyduğu bir kaç şey var. </p>
<p>En temelinde bunların birincisi kendini ve içinde bulunduğu dünyayı araştırabilmesi ve deneyiminden öğrenebilmesi için, yani kendisi olabilmesi için yeterince alan (space). Bu alan anne ve baba tarafından sağlanmadığında çocuğun hem iç dünyası, hem de dış dünyası olabildiğine geniş, açıklık ve ferahlık hissine sahip olmak yerine sıkışık, kısıtlı, dar hale geliyor ve çocuğun nefes almasını ve kendine kendi içinde ve dünyada yer bulabilmesini zor hale getiriyor. </p>
<p>İkincisi ise temas (contact). Yani çocuğun bu kendine verilen geniş alanda terk edilmiş ve yalnız başına da hissetmemesi gerekiyor. Ebeveynlerinin devamlı onunla temas halinde olduğunu bilmeye, kendini ve dış dünyayı araştırırken yalnız ve korumasız kalmadığını hissetmeye, ve o geniş alan içinde başkaları ile de birlikte olabileceğini öğrenmeye ihtiyacı var. Bu sağlanmadığında çocuk çok kolaylıkla terk edilmişlik hissine, kaygıya, yalnızlık duygusuna kapılabiliyor.</p>
<p>John Welwood, bu ikisine, yani alan ve temasın birlikteliğine sevgi diyor; yani:</p>
<blockquote><p>Alan + Temas = Sevgi (Space + Contact = Love)</p></blockquote>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_ffdbe135bec21097cdd3b2e7f06b643c_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_ffdbe135bec21097cdd3b2e7f06b643c_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_ffdbe135bec21097cdd3b2e7f06b643c_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_ffdbe135bec21097cdd3b2e7f06b643c_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="alan ve temas" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_ffdbe135bec21097cdd3b2e7f06b643c_800.jpg" /></picture><figcaption>Alan ve temas</figcaption></figure>
<h3 id="2q1b5">Eksik Benliğin Istırabı</h3>
<p>Maalesef çoğu anne baba, kendileri bunu zamanında alamadıkları ve yetişkin olduktan sonra da bu konuda kendileri çalışmadıkları için bu çeşit bir sevgiyi, yani alan ve teması çocuklarına sağlama konusunda ehil değiller. Sonucunda da hem çocuğun alanını tamamen işgal ediyorlar, hem de bir yandan bu alanı işgal ederken, bir varlık olarak çocukla etkin bir temas kurmuyor, Martin Buber bahsettiği gibi çocukla &quot;Ben &#8211; Sen&quot; etkileşimi (iki ayrı özne arasındaki ilişki) yerine &quot;Ben &#8211; O &quot; (karşı tarafı bir nesneye indirgemek) etkileşimi kuruyorlar. (<em>Bunun nedenleri ve etkileri konusunda yazılmış bir çok güzel kitap, bir çok gelişim teorisi var, Alice Miller&#x27;in &quot;Yetenekli Çocuğun Dramı&quot;ndan tutun da John Bowly&#x27;nin &quot;Bağlanma Kuramı&quot;na kadar.)</em></p>
<p>Temel ihtiyaçlarının karşılanmasındaki bu eksikliğe maruz kalan çocuk, bunu ebeveynlerinin bir eksikliği olarak almak yerine kendisinin bir eksikliği olarak görüyor. Çünkü  bu durumu anne babanın eksikliği olarak görecek zihinsel kapasitesi henüz gelişmemiş. Ayrıca görebilse bile bunu onu korumakla sorumlu olan kişilerin eksikliği olarak görmek, kendi eksikliği olarak görmekten çok daha korkutucu. </p>
<p>Her halükarda, çocuk bu eksikliği kendi üzerine alıyor ve bir &quot;eksik benlik&quot; kurguluyor: Ben eksiğim. Ben kötüyüm. Yetersizim. Yeterince değerli değilim. Bende eksik bir şeyler var. Onun için beklediğim, istediğim, ihtiyacım olduğu gibi sevilmiyorum. Tamamlanmam lazım. Düzelmem lazım. Sevilmeyi hak etmem lazım. Teması hak etmem lazım. Bana verilen kadarını hak ediyorum, daha fazlası için daha iyi olmam lazım.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_4b58e2eccd067ae6ffcbcaf1d0c8b30e_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_4b58e2eccd067ae6ffcbcaf1d0c8b30e_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_4b58e2eccd067ae6ffcbcaf1d0c8b30e_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_4b58e2eccd067ae6ffcbcaf1d0c8b30e_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="yetersizlik ve eksik benlik" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_4b58e2eccd067ae6ffcbcaf1d0c8b30e_800.jpg" /></picture></figure>
<h3 id="dqjta">Samsaranın Haritası</h3>
<p>İşte bu ikisine, ilk varoluşsal travmamız ve sonradan geliştirdiğimiz eksik benliğe John Welwood Samsara&#x27;nın Haritası diyor: Yani çektiğimiz ıstırabın ana kaynağı. </p>
<p>Eksik benliğimizi tamamlamak için yaptığımız şeylere bir baksanıza. Daha çok başarmak, daha fazlası olmak, daha yüksek pozisyonlar elde etmek, daha fazla para, daha fazla güç sahibi olmak, daha güzel kadınlarla, daha yakışıklı erkeklerle birlikte olmak, daha, daha, daha&#8230; Bunlarda aslında problem yok, problem bunların peşinde koşarken ardındaki beklentimizde. Eksik benliğimi sonunda bir gün tam bir benlik yapacağım. Bunu elde edersem, bu olursam, bunu başarırsam, bununla birlikte olursam, ruh eşimi bulursam bir gün, sonunda tamamlanacağım. Yeterli hissedeceğim. Değerli hissedeceğim. Tam hissedeceğim.</p>
<p>Ancak bu mümkün değil. Eksik benliğinizi hiç bir zaman tam yapamazsınız. Çünkü yukarıda da belirttiğimiz gibi eksik benlik bir kurgu. Öyle bir şey, bir eksiklik, eksik benlik aslında sadece hayallerimizde, kendi tanımlarımızda, algımızda var. Bir delüzyon. Yanlış anlama. Cehalet. Aslında yok. </p>
<p>Olmayan bir şeyi nasıl tamamlayacaksınız? Dibi olmayan bir kovaya devamlı su dökerek nasıl doldurabilirsiniz? Elde ettiklerinizle geçici bir tatmin sağlasanız bile, yarın yine acıkacaksınız. Aynen benim danışanımın da olduğu gibi. Genel müdür olmak, başta mutluluk ve tatmin hissettirse de, sonunda yaptığı bir sonraki, ve şimdiye kadar yaptığı tüm işlerden daha zor bir işe dönüştü ve eksiklik ve açlık hissini daha da arttırdı.</p>
<p>İşin kötüsü &quot;kişisel gelişim&quot;, hatta &quot;aydınlanma&quot; çabamızın da güdüleyeni bu açlık, bu eksik benliğimiz. Bazılarımız hayatın içinde geçiremediğimiz açlığımızı ruhsal yollara girerek, &quot;hayatın anlamı&quot;nı arayarak, &quot;içimizdeki tanrısallığı&quot; keşfetmeye ve deneyimlemeye çalışarak geçirmeye çalışıyoruz bu sefer. Deli gibi meditasyon yapıyoruz, tefekkür ediyoruz, inzivalara katılıyoruz, ustalar arıyoruz, Hindistan&#x27;a, yoga kamplarına, dergahlara gidiyoruz, çırpınıyoruz bize vaad edilen o rahatlamaya, derinliğe, samadhi&#x27;ye, aydınlanmaya, nirvanaya, tevhide ulaşmak için. Ancak bunu yaparken de ardında eksik benlik, bir eksiği tamamlama motivasyonu olduğu için, devamlı &quot;bu sefer ok mi? Yok yahu hala ok değil!&quot; iç sohbeti zihnimizi kapladığı için ıstıraptan, varoluşsal acıdan, dukkhadan kurtulamıyoruz bir türlü. Meditasyonumuz geçici rahatlama ve gevşeme sağlasa bile sonrasında yeni gerginliklere, yeni hayal kırıklıklarına, yeni bulanıklılara yol açıyor.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_0f2c551a21a3db1d017eb93ce36b456d_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_0f2c551a21a3db1d017eb93ce36b456d_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_0f2c551a21a3db1d017eb93ce36b456d_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_0f2c551a21a3db1d017eb93ce36b456d_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="giderilmeyen açlık" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_0f2c551a21a3db1d017eb93ce36b456d_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/@randytarampi" rel="noopener noreferrer">Randy Tarampi</a> | Source: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<h3 id="8g0rg">Bedenin, kalbin ve zihnin halleri&#8230;</h3>
<p>Bir yandan çok büyük bir açlığı gidermeye çabalayarak yaşarken bir yandan da içinizde bir yerlerde o açlığın hiç bir zaman gideremeyeceğinizi hissediyorsanız, ne olur? Bedeninizde ne olur? Kalbiniz ne durumda olur? Zihniniz ne hale girer?</p>
<p>İşte bu yüzden bedenlerimiz devamlı gerilim içinde. Açlığımızı gidermek için giriştiğimiz çabaların, altına girdiğimiz büyük yüklerin, kendimizi içine attığımız içinden çıkılmaz durumların gerilimi yetmezmiş gibi, bir yandan da o açlığın hiç bir şekilde geçmeyeceğinin endişesi bedenimizi gergin, huzursuz, kendinden ve bilgeliğinden kopuk bir duruma hapis ediyor.</p>
<p>İşte bu yüzden kalbimiz yoğun ve başa çıkılması zor duyguların boyunduruğu altında, korkuyla ve hayal kırıklığı ile büzüşmüş, içine çekilmiş, kapanmış. Geçmişin sindirilmemiş hayal kırıklıkları, üzüntüleri, pişmanlıkları; ve gelecekle ilgili endişeler, korkular, ihtiraslar, kalbimizi katılaştırmış ve karartmış, kendilerinin esiri yapmış durumda. Bu durumda bir daha hayal kırıklığı uğramamak için kalbini hem dışarıya, hem de içeriden gelecek ve bize bilge haberler verecek hislerimize kapamak, çok mantıklı bir strateji gibi geliyor.</p>
<p>İşte bu yüzden zihinlerimiz devamlı geçmişin hesabını ve geleceğin stratejini yapmanın peşindeki düşüncelerin karanlık bulutlarının altında, bulanık, kasvetli, kopuk. Zihnimizde devamlı tekrar eden düşünceler, boş korkular, pişmanlık, endişe, öfke ve haset içeren düşünceler, büyük arzularla ve o arzulara nasıl ulaşabileceğimizle ilgili stratejilerle, yani büyük bir mental aktivite ile yaşıyoruz. Ve bu düşüncelerin, mental aktivitenin kalabalığı kendi zihnimizde bize bile yer bırakmıyor.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_ee7cf747bad4afad1d2e911192b0d5a3_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_ee7cf747bad4afad1d2e911192b0d5a3_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_ee7cf747bad4afad1d2e911192b0d5a3_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_ee7cf747bad4afad1d2e911192b0d5a3_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="gerilim, duygular ve sis" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_ee7cf747bad4afad1d2e911192b0d5a3_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/@kitingfield" rel="noopener noreferrer">Mujibur  Rohman</a> | Source: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<h3 id="eqoe9">Cehaletten Çıkış</h3>
<p>Bu üçüne, gerginlik bedeni, duygu bedeni ve mental bedenin birlikteliğine Budist gelenekte Karmik Beden diyorlar. Buna biz eksik benlik bedeni, travma bedeni, yanlış anlama bedeni, cehalet bedeni de diyebilirdik.  Gördüğünüz gibi problem sadece bir iki tane yanlış anlamadan, kendini, olanı olduğu gibi görememekten, cehaletten kaynaklanıyor. Kendini olmadığın bir şey sanmaktan kaynaklanıyor.</p>
<p>Bu cehalet ve yanlış anlama, yani orijinal travmamız ve eksik benlik, yaratıldıkları yaşta yapabileceğimiz en iyi şeydi. Ama bugün artık yeni bir şeyler yapmanın, bu yanlış anlamanın dışına çıkmanın zamanı gelmiştir belki, ne dersiniz? </p>
<p>Belki de bedenimizdeki gerginliği gevşetmenin bir yolunu bulup da bedenle güçlü bir ilişki kurabilir, bilge bedenin içine yaşamaya, yani duyularının tam farkındalığı ile yaşamaya başlayabiliriz. </p>
<p>Belki de kalbimizi kaplayan ve geçmişin hayal kırıklıklarından ve hazmedilmemişliklerinden kaynaklanan duygulara bilgelikle bakabilir, anlayabilir, ve onların kendiliklerinden sindirilmesine alan açabiliriz. Belki de bu şekilde kalbimizi hem kendimize, hem de olan her şeye açabilir, hislerimizin farkında, bilgece yaşamaya başlayabiliriz.</p>
<p>Belki de bu sayede zihnimiz sakinleşir, durulaşır, devamlı gelip geçen yoğun düşüncelerin, endişelerin, pişmanlıkların peşinden gitmeyi, onlara tutunmayı bırakırız. Böylelikle zihnimizin berrak, sınırsız, gökyüzü doğasına uyanır, bu sayede düşüncelerin değil, farkındalığın içinde yaşamaya başlayabiliriz.</p>
<p>Bu sayede Bilgelik Bedeni, yani duyu bedeni, his bedeni ve farkındalık bedeni bütünlüğü içinde yaşamaya adım atabiliriz. Üstelik karmak beden ve bilgelik bedeni bir ve aynı, aynı ustaların dediklerine göre. </p>
<p>Bu konuda yazmaya konuşmaya devam edeceğiz. Öte yandan bunun üzerinde daha doğrudan çalışmak isterseniz, <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp Programı</a>, bu yolda adım atmaya başlamak amacını taşıyor. Bu programda neler yapacağımızı incelemek için <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">tıklayınız</a>.</p>
<figure class="image regular"><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-farkindalik-kalp-beden-1eooue1_83caaf725a68bdc63d111d1b8d5b76a9_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-farkindalik-kalp-beden-1eooue1_83caaf725a68bdc63d111d1b8d5b76a9_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="beden zihin kalp" src="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-farkindalik-kalp-beden-1eooue1_83caaf725a68bdc63d111d1b8d5b76a9_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/bir-daha-yetersizlik-hissi-yasamamak?id=898810840&type=2",title: "Bir daha yetersizlik hissi yaşamamayı nasıl sağlarsın?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/bir-daha-yetersizlik-hissi-yasamamak/">Bir daha yetersizlik hissi yaşamamayı nasıl sağlarsın?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varoluşsal Acımızın Temel Kaynağı</title>
		<link>https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Sep 2019 05:01:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>...Ancak bu fazla gelişmiş beynin bir diğer kapasitesi de kendini bilebilmek ve kendi varlığının farkında olabilmek. Ve bunun birtakım sonuçları var. Çocuk sadece korunmasız ve çıplak doğmuyor, aynı zamanda tanımsız, hatta sınırsız da doğuyor. Düşünsenize bir bebeğe kim olduğunu söyleyebilecek, bu ben – bu ben değil’i ayırt edebilmesine yardımcı olacak ne var? ...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/">Varoluşsal Acımızın Temel Kaynağı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Temel varoluş halimiz olgularla, olanla, olmakta olanla bitmez tükenmez bir mücadele.</p>
<p>Bunun soyumuz açısından faydaları azımsanamaz. Şu anda çevrenizde gördüğünüz ve medeniyetimizin ürünü olan hemen her şey tamamen çıplak, korumasız ve tek başına hayatta kalma becerileri yeterince gelişmemiş doğan, ve hayatta kalmak için aşırı gelişmiş beyninden ve zihinsel kapasitelerinden başka bir becerisi olmayan insanın bu bahsettiğim koşullara olan tepkisi, direnci ve mücadelesi sayesinde var belki de. </p>
<p>Ancak bu fazla gelişmiş beynin bir diğer kapasitesi de kendini bilebilmek ve kendi varlığının farkında olabilmek. Ve bunun birtakım sonuçları var. Çocuk sadece korunmasız ve çıplak doğmuyor, aynı zamanda tanımsız, hatta sınırsız da doğuyor. Düşünsenize bir bebeğe kim olduğunu söyleyebilecek, bu ben – bu ben değil’i ayırt edebilmesine yardımcı olacak ne var? Bir bebeğin olabileceklerini ve olamayacaklarını sınırlayan, tanımlayan ne olabilir ki? Bebek sadece, basit bir şekilde var olmakta; ve ne olduğunun, olabileceğinin hiçbir sınırı, hiç bir tanımı aslında yok. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_98b09725bec782da1819a0c5a59b0726_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_98b09725bec782da1819a0c5a59b0726_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_98b09725bec782da1819a0c5a59b0726_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_98b09725bec782da1819a0c5a59b0726_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Evening paddleboarding" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_98b09725bec782da1819a0c5a59b0726_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/@gregoirehervebazin" rel="noopener noreferrer">Grégoire Hervé-Bazin</a> | Source: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<h3 id="7o25l">Tanımsızlığın sınırsızlığı</h3>
<p>Bunun böyle olduğunu, geçen hafta birlikte eğitim verdiğimiz Sinan Canan’ın da aktardığı “feral çocuklar” – yani hayvanlar tarafından büyütülen çocuk örnekleri kanıtlıyor. Bu hayvanlar tarafından evlat edilip büyütülen bebekler aynen onları büyüten hayvanları örnekliyorlar, onlar gibi davranıyorlar, hatta bir şekilde varoluşsal olarak o hayvanlarla aynı oluyorlar. Tekrar insan cemiyetine katılmaları sağlanabilse bile belli bir yaştan sonra insan davranışları artık öğretilemiyor bu feral çocuklara. Yani bebeğin bırak kim olduğunu, ne olduğunu bile anlatan, kendiliğinden bir şey yok. </p>
<p>Bu yeni doğmuş ve varoluşsal algısı olan bir varlık için çok korkutucu, çok kaygı verici diyor John Welwood, ve bu durum karşısında bebek korkuyla kendini daraltıyor, kısıtlıyor, bazı tanımlara, bir şeylere tutunmaya çalışıyor, bazı şeylere ve tanımlara bunlar ben diyor. Diğer bazı şeyleri de bunlar ben değil, bunlar ben sınırım dışında olarak kabul ediyor. Çoğu zaman da bu tanımlar kendisini ilişkilendirdiği çevreden aldığı, o çevre tarafından kendisine aynalanan şeyler oluyor doğal olarak. Ve bu koyduğumuz tanımlar, hayattaki ilk travmalarımızı, “varoluşsal travmamızı” oluşturuyor. Bu kendini bilmenin büyük korkusuna biz kendimizi sınırsızlıktan, varoluşun sonsuz potansiyel alanından, dar bir alana, aslında var olmayan bir tanımlar kısıtlamasına sıkıştırarak, kendimizi küçülterek tepki veriyor, sınırsız ve tanımsız bir şekilde var olmanın temel korkutuculuğu ile bu sayede başa çıkıyoruz. </p>
<h3 id="3ntj3">Adem ve Havva&#x27;nın Varoluşsal Travması</h3>
<p>Düşünürseniz belki de tek tanrılı dinlerin kutsal kitaplarındaki cennetten kovulma hikayesi bile bu durumu metaforik anlatıyor. Genesis’te ve benzer metinlerde Adem ve Havva cennette tamamen Tanrının iradesine tabi, var olan hiçbir şeyden kendilerini ayrı görmeden, hiç bir şeyi iyi veya kötü diyerek ayırmadan, bu sayede de mutlu mesut yaşamaktadırlar bildiğiniz gibi. Yedikleri önlerinde, yemedikleri artlarında. Sadece iki meyvenin ağacı yasaktır onlara. Biri yaşam ağacı, diğeri ise bilgelik ağacı. İnsana tapmayı reddeden Şeytan, aslında çok sevdiği Tanrı’sına insanın ne mal olduğunu gösterebilmek için yılan kılığında cennete girer ve yasak ağacın meyvesini yemeğe ikna eder Havva’yı. O meyveyi yiyince Havva birden kendini bilir. </p>
<p>Havva her kendini geliştirmiş kadının erkeğinin uykuda olmasına dayanamadığı gibi Adem’in de meyveden yemesini sağlar. Bu sayede her ikisi de artık kendilerinin, varoluşlarının farkına varırlar. Kendi bireysel varoluşlarına uyandıklarında çıplak olduklarını fark ederler ve utanırlar. Yani olan her şeyden, bütünden, zihnin öz doğasından ayrı düştüklerinde ne kadar korumasız, ne kadar zayıf, ne kadar çıplak olduklarını fark ederler ve kendilerini ayırdıkları bütünlüğün muazzamlığı karşısında tekil varoluşlarından utanırlar.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/v4mkpbd70x7bkvc7mqvu_26a4c3e5c8ffcc014a0a1042b042a6c1_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/v4mkpbd70x7bkvc7mqvu_26a4c3e5c8ffcc014a0a1042b042a6c1_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/v4mkpbd70x7bkvc7mqvu_26a4c3e5c8ffcc014a0a1042b042a6c1_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/v4mkpbd70x7bkvc7mqvu_26a4c3e5c8ffcc014a0a1042b042a6c1_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/v4mkpbd70x7bkvc7mqvu_26a4c3e5c8ffcc014a0a1042b042a6c1_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Çok gecikmeden Tanrı da fark eder yasak ağacın meyvesini yediklerini, ve der ki, artık cennette kalamazsınız. Bu sınırsız, tanımların olmadığı, külli iradenin bir parçası olduğunuz, kendi varlığınızı var olan diğer her şeyden, yani zihnin gerçek ve sınırsız doğasından,  yani aslında benim varlığımdan farklı olarak görmediğiniz bu yerde, bu varoluş halinde artık kalamazsınız. Çünkü artık kendinizi biliyorsunuz ve kendinizi benden ve var olan diğer her şeyden ayrı görüyorsunuz. Ve Külli iradeden kendinizi ayırıp cüzi iradeyi sahiplendiniz, yani artık “ben – ben değil”i, doğru ve yanlış kavramlarını, dualiteyi yarattınız kendi zihniniz içinde. Hiçlikten koptunuz ve kendinizi var ettiniz. Birlikten koptunuz ve ayrı birer birey oldunuz. Cennette benden kendinizi ayrı görerek kalamazsınız. </p>
<p>Onun için gelin sizi dünyaya alalım, hoş orası da cennet gibi bir yer, ama onu ve içindeki her şeyi ve herkesi kendinizden ayrı, kendi öznelliğinizin dışında göreceğiniz, onların da bir özne olduğunu fark etmeyeceğiniz için onlardan korkacak, onları nesneye çevirecek, ve bu nedenle direnecek, değiştirmeye çalışacak, kavga edecek, kullanacak ve bozacaksınız. Yani kendinizi mutlu etmeye çalışırken hep mutsuzluk yaratacaksınız. Eğer bir gün, belki bu sefer kendi özgür iradenizle, kendi öz varlığınızı hatırlarsanız, zihninizin doğasını fark edebilirseniz, kendinizle aranızdaki tüm yanılsamaları terk edebilirseniz, özgür iradenizi, varlığınızı, “kendi”nizi asıl olduğunuz şeye ulaşabilmek için “kurban” edebilirseniz, o zaman belki bu cüzi varoluşunuza ölür, Nirvana’da, varlığın gerçek doğasında, cennette tekrar doğabilirsiniz. Ve ancak o zaman yaşam ağacının meyvesinden yemenize müsaade edebilirim.</p>
<h3 id="ct579">Anlamı olmayan bir hikaye</h3>
<p>İşte bu nedenle bu ilk travma, yani bizim kendimizi bilme yetimizin karşısındaki büyük korku sonucunda oluşturduğumuz tanımlar belki de bizi en fazla kısıtlayan, en fazla canımızı yakan, en fazla ızdırap çekmemize neden olan şeyler, ve bunları göremiyoruz bile. Çünkü bunları, bu tanımlar, erkek – kadın olmak, Türk – Kürt – İngiliz – Çinli olmak, hatta İnsan olmak bile öğrenilmişken bunları öznemiz, kendimiz sanıyoruz. Özne, kendi özneliğini göremediği için de bu tanımların aslında birer nesne olduğu, hatta gerçekte, kendi taraflarından var olmadıkları, adı üzerinde içi boş birer tanım oldukları bile görülemiyor. Bu nedenle de bu tanımlar, ve bu olmayan şeylere sıkıca tutunmamız dünyadaki çektiğimiz acının temel kaynağı. Ancak bu kim olduğumuzla ilgili hikayemiz, adı üzerinde, sadece bir hikaye.</p>
<p>Lady Macbeth&#x27;in ağzından Shakespeare&#x27;in de dediği gibi:</p>
<blockquote><p>Erdeminin ve onurunun mezarı olan <strong>bu yaşam</strong>, yürüyen bir gölgeden başka bir şey değil; sahnedeki zamanını zorlukla ayakta durarak ve yakınarak geçiren, ve sonra adı bir daha duyulmayacak zavallı bir oyuncu: <strong>bir aptal tarafından anlatılan, gürültü ve hiddet dolu bir hikaye, hiç bir anlamı yok</strong>.</p></blockquote>
<p>Ve bu travma için anne babamıza bile ihtiyacımız yok. Yani var da, onların hata yapmasına gerek yok, mükemmel bir anne baba olsalar bile, bu travmayı kaçınılmaz olarak yaşıyoruz ve eğer kendimize müsaade edersek bu varoluşsal kopuşu, varoluşsal acıyı, ben aslında kimim sorusunun yanıtını bilememeyi, ben sandığım şeylerin ve kendimi ilişkilendirdiğim şeylerin boşluğunu derinlerde bir yerde hissediyoruz. Buna felsefeciler angst veya varoluşsal ıstırap, Buddha dukkha diyor.</p>
<h3 id="99n">Tanımları bırakırsak ne olur?</h3>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_f3ff5555078cc64ca2a98776ed8946e1_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_f3ff5555078cc64ca2a98776ed8946e1_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_f3ff5555078cc64ca2a98776ed8946e1_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_f3ff5555078cc64ca2a98776ed8946e1_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_f3ff5555078cc64ca2a98776ed8946e1_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/@rodlong" rel="noopener noreferrer">Rod Long</a> | Source: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Bundan birkaç yıl önce bir danışanımla onu kısıtlayan, sıkıştıran tanımlarından bahsederken (ki o çektiği acının kaynağı olarak onu kullanan diğer kişileri görüyor ve suçluyordu – siz o tanımlarınıza tutunmasanız, bir başkasının sizin üzerinizde nasıl herhangi bir gücü olabilir?), şu soruyu sormuştum: </p>
<p>&quot;Şu anda senin benlik hissini almadan, farkındalığını almadan, aklını almadan, seni özünde sen yapan şeyleri almadan hafızanı, tüm öğrendiklerini, tüm tanımlarını silsek, bunları unutmanı sağlasak, acaba ne olurdu?&quot;</p>
<p>Bir iki saniye bu sorunun yanıtını düşünün. </p>
<p>Danışanımın gözleri parlayarak “o zaman yapabileceklerimin hiçbir sınırı olmazdı ki” demişti. Tabi bu cümleyi kurar kurmaz büyük bir korkuya kapılmıştı.</p>
<p>Aynen öyle. Bu tanımlar bizi bir yandan varoluşsal olarak kısıtlarken, bir yandan da olgular, eylemler, sonuçlar dünyasında da kısıtlıyor. Farkında bile olmadan mutsuz ediyor, yaşamımızı ıstıraba çeviriyor.</p>
<p>Ve dediğimiz gibi bunun için anne babanıza ihtiyaç yok. </p>
<p>Kadim öğretiler, ister Budizm, ister tasavvuf yolu, ister başka yollar olsun, hep bu varoluşsal ıstıraptan kurtulmanın yollarından bahsediyor. Bunun yolu olarak da hepsinin söylediği temel bir yöntem var: Kendini bil. </p>
<p>Ancak bu o kadar kolay değil. Nedenlerinden ve çıkış yollarından gelecek yazılarımızda ve videolarımızda bahsedeceğiz. <a target="_blank"  href="https://youtu.be/faJn5AVnH7Q" rel="noopener noreferrer">Bu arada bu yazıya dayanan videomuzu izlemek ve YouTube kanalımıza abone olmak için tıklayınız: https://youtu.be/faJn5AVnH7Q</a></p>
<p>Bu bizi kısıtlayan hikayenin boyunduruğundan kurtulmaya çalışmaya başlamak istiyorsanız, sizi 1 &#8211; 3 Kasım&#x27;da gerçekleşecek Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp çalışmasına bekliyoruz. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Bu çalışma ile ilgili detaylı bilgilere buraya veya aşağıdaki görsele tıklayarak ulaşabilirsiniz.</a></p>
<figure class="image regular"><a   href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-farkindalik-kalp-beden-1eooue1_840f802afdd59bbde62c836a079f5e95_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-farkindalik-kalp-beden-1eooue1_840f802afdd59bbde62c836a079f5e95_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-farkindalik-kalp-beden-1eooue1_840f802afdd59bbde62c836a079f5e95_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/varolussal-acimizin-temel-kaynagi?id=69843805&type=2",title: "Varoluşsal Acımızın Temel Kaynağı",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/">Varoluşsal Acımızın Temel Kaynağı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
