<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aydınlanma yolu Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/tag/aydinlanma-yolu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/tag/aydinlanma-yolu/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Dec 2024 08:51:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası&#8230;</title>
		<link>https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2024 06:16:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>...İşte bu yüzden tüm çabamız, gerçeklerle ne kadar tatlı, acı, keyifli, korkutucu, mutluluk verici, rahatsız edici, vs. olursa olsun doğrudan yüzleşmek için kendimizi hazırlamak ve bu yüzleşmeleri yapmaya başlamak üzerine olmalı. Ancak bu şekilde bu olgulardan ve onların anlattığı korku hikayelerinden özgür ve bağımsız hale gelebiliriz. Ancak bu şekilde özgürce, sahip olduğumuz, bize bahşedilen lütufların, yeteneklerin, ve mevcut koşulların bir kutlaması olarak yaşayabiliriz...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/">Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-1 fusion-flex-container nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row fusion-flex-align-items-flex-start fusion-flex-content-wrap" style="max-width:93.6%;margin-left: calc(-4% / 2 );margin-right: calc(-4% / 2 );"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-0 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-flex-column" style="--awb-bg-size:cover;--awb-width-large:100%;--awb-margin-top-large:0px;--awb-spacing-right-large:1.92%;--awb-margin-bottom-large:0px;--awb-spacing-left-large:1.92%;--awb-width-medium:100%;--awb-spacing-right-medium:1.92%;--awb-spacing-left-medium:1.92%;--awb-width-small:100%;--awb-spacing-right-small:1.92%;--awb-spacing-left-small:1.92%;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-flex-justify-content-flex-start fusion-content-layout-column"><div class="fusion-text fusion-text-1"><p><em>Bu yazı, yine gündemde&#8230; Çünkü Güçlü Beden, Açık Kalp ve Berrak Zihin&#8217;le yaşamak, her zamankinden daha önemli. Hadi okuyalım, tekrar veya ilk defa, ve güçlü ve anlamlı bir varoluşun, halinden memnun olarak yaşamanın, ilişki kurmanın, üretmenin bu üç en önemli unsurunun yaşamımızda nasıl daha da yer edebileceğini araştıralım:</em></p>
<p>Geçenlerde bir hafta sonu eşimle kahvaltı yapmak için boğaz kenarındaki sevdiğimiz yerlerden birine gittik. Gözüme o mekânın önünde otoparkçıların bir sokak köpeği için koydukları kulübe ve o kulübenin üstüne yazdıkları ve köpeğe vermiş oldukları isim çarptı: <strong>Kopuk</strong>!</p>
<p>Bir sokak köpeği için verilebilecek bundan güzel bir isim olabilir mi diye geçirdim içimden (it &#8211; kopuk! ☺️); ve kendi kendime gülümsedim. Bir yandan da ismin içerdiği varoluşsal gözlem ve mesaj içime dokundu, o sokak köpeğinin içinde bulunduğu durumun kaçınılmaz olarak getirdiği “kopuk”luğu düşününce. Gerçekten bu ismi koyan kişinin yaratıcılığına ve bir durumu görüp de bu şekilde ifade edebilme farkındalık ve yeteneğine saygı duydum.</p>
<p>Ama bir şekilde daha etkiledi bu isim beni. Benim kendi içimdeki “kopuk” parçalarıma dokundum. Ara sıra, özellikle duygusal olarak zorlanıp da kendimle, çevremle, içimdeki ve dışımdaki olgularla temas etmenin tahammül edebileceğimden daha acı verici, korkutucu veya rahatsız edici olduğu zamanlarda beni şimdiden, çevremden, kendimden ve farkındalıktan koparan parçama dokunmamı sağladı bu isim.</p>
<figure class="image regular"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/lauren-kay-519201-unsplash_ff38e2e4d5f77f20e95f16681cb689c8_800.jpg" alt="Farkındalık olmayınca" /></picture></figure>
<h3>İçimizdeki kopuk</h3>
<p>Siz de o parçalarınızı, kendi içinizdeki “Kopuk&#8217;u”, ve onun zaman zaman saklandığı kulübesini biliyorsunuz değil mi? Hayat, koşullar, çevremizde olanlar, kendimizle olan mücadelemiz bazen bizim için çok zorlayıcı, korkutucu veya rahatsız edici olduğunda saklandığımız o kulübeyi biliyorsunuz. Biliyorsunuz kendi içimizdeki canavarlarımız canımızı çok acıttığında onlardan saklanmak için girdiğimiz o deliği, onlardan saklanan kopuk taraflarımızı.</p>
<p>Aman hissetmeyeyim diyoruz, kaçıyoruz kendimizden, duygularımızdan, çevremizden, &#8220;farkındalık&#8221;tan. Ufak, kolayca ve hemen elde edebileceğimiz hazların içine bırakmak oluyor bazen Kopuk&#8217;un kulübesi. Yemek, içki, diğer keyif verici maddeler, spor, iş, bazen yaratıcı faaliyetler, diziler, kişisel gelişim adı altında kendimizi olduğumuzdan başka bir şeye dönüştürme çabası oluyor bazen kulübemiz. Bazen gerçekten &#8220;kopuyoruz&#8221;. Çevremiz kalabalıkken bile biz insanlarla bağlantıda hissetmiyoruz. Hatta gerçekten karanlık bir odada tek başımıza oturmak istiyoruz. Bazen de ruhsal yollar, meditasyon oluyor, aslında farkındalık geliştirmek, aydınlanmak, yaşamı tümüyle derinden yaşamak için kapasite inşa etmek için tasarlanmış öğretileri canımızı acıtan gerçeklerden saklanılacak bir kulübe olarak kullanıyoruz. Yeter ki canımızı acıtan o şeyler, o duygular, o gerçekler neyse, onunla yüzleşmeyelim. Onu hissetmeyelim. O gitsin.</p>
<figure class="image regular"><a href="http://gözden ve farkındalık tan uzak"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/david-kovalenko-414249-unsplash_2b1602a91b1474b5778e7d57255e0172_800.jpg" alt="" /></picture></a></figure>
<p>Ancak saklanabiliyor muyuz acaba gerçekten, gerçeklerden? Sevgili Kopuk idareyi ele aldığında ve tüm zihnimizi kapsadığında içine düştüğümüz hali de biliyorsunuz çünkü. Çevremizi sanki yoğun ve soluk bir sis altındaymış gibi gördüğümüz, yaşam enerjimizin sanki kalbimizdeki dipsiz bir kuyuya doğru emildiği, bedenimizin yapışkan ve ağdalı bir jölenin içinde hareket etmeye çalışır gibi hissettiği o hali iyi biliyorsunuz. Canımızı acıtan şeyin de bizimle o kulübenin içine geldiğini, başımızı çevirip bakmasak da hemen ensemizin dibinde olduğunu biliyorsunuz.</p>
<p>İşte bu yüzden, kabul etmek istemeseniz de, başımızı çevirip de bakmadığımızda o canavarların gitmediğini, içimizdeki canavarlarla doğrudan yüzleşmemenin, onlardan saklanmanın, onlardan kurtulmak <strong>olmadığını</strong> da biliyorsunuz.</p>
<h4>Kopuk&#8217;un çıkış yolu</h4>
<p>İşte çoğumuz bu nedenle geliyoruz kişisel gelişimin, ruhsal yolların, farkındalık çalışmalarının, meditasyonun, terapi yöntemlerinin kapısına. Bizi bu acılardan kurtarsın istiyoruz. Ancak burada çok ciddi de bir tuzak var.</p>
<p>Ya kişisel gelişim çabamız bize “gerçek hayattan”, bu zorlayıcı, acıtıcı, korkutucu içsel ve dışsal olgular dünyasından kurtarıp da bir çeşit cennet hayali yaratmayı vadediyorsa? O zaman tüm bu çabalarımız sanki yine bu içimizdeki Kopuk&#8217;u güçlendirmekten, onun kulübesini daha da kaleye çevirmekten, o sis bulutunun ve uyuşukluğun içinde yeni bir “mutlu olma kandırmacası” yaratmaktan başka işe pek yaramıyor gibi geliyor bana, ne dersiniz? Eğer böyleyse, ister istemez çok zaman geçmeden yeni bir hayal kırıklığı yaşamamız, yani zorlayıcı, rahatsız edici, can acıtıcı ve korkutucu gerçeklikle yeniden karşılaşmamız, ve bu karşılaşmaya hazır değilsek, kendimize daha çok ıstırap yaratmamız ve yaşamdan ve gerçekten özgürlük umudundan biraz daha uzaklaşmamız kaçınılmaz hale gelmiyor mu acaba?</p>
<figure class="image regular"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/fredrik-ohlander-399121-unsplash_68ddb14410b66adc2126b18caf633ec2_800.jpg" alt="gelişim tuzağı" /></picture></figure>
<p>Eğer çabamız, içimizdeki ve dışımızdaki tüm mevcut gerçeklikle ve olgularla &#8211; ne kadar rahatsız edici, zorlayıcı, acı verici, bazen de korkutucu olsa da &#8211; doğrudan yüzleşmemize, bu yüzleşme için güçlenmemize, ve bunun sonucunda da bu korkutucu, rahatsız edici ve korkutucu gibi gözüken olguların hakikatini doğrudan, farkındalık ile, anlayışla görmemize yardımcı olmak amacını taşımıyorsa, niye uğraşıyoruz ki!</p>
<p>İşte bu yüzden tüm çabamız, gerçeklerle ne kadar tatlı, acı, keyifli, korkutucu, mutluluk verici, rahatsız edici, vs. olursa olsun doğrudan yüzleşmek için kendimizi hazırlamak ve bu yüzleşmeleri yapmaya başlamak üzerine olmalı. Ancak bu şekilde bu olgulardan ve onların anlattığı korku hikayelerinden özgür ve bağımsız hale gelebiliriz. Ancak bu şekilde özgürce, sahip olduğumuz, bize bahşedilen lütufların, yeteneklerin, ve mevcut koşulların bir kutlaması olarak yaşayabiliriz. Joseph Goldstein &#8220;Dışarıya giden yol, sizi korkutan şeyin içinde geçiyor&#8221; diyor.</p>
<h4><strong>Peki bu gücü edinmek, farkındalık geliştirmek, ve bu yüzleşmeyi yapabilmek için neye ihtiyacımız var?</strong></h4>
<p>Benim bu yolda 25 yıllık çabama dayanarak şunları söyleyebilirim: Biz tüm acıları, tüm hazları, tüm duyguları bedenimizle, bedenimizde; zihnimizle, zihnimizde; kalbimizle, kalbimizde yaşıyoruz. Bedenimizle olan aşk ve nefret ilişkisini bir kenara bırakıp da onun içinde etkin ve güçlü bir şekilde, ancak ona takıntılı olarak yaşamayı becermek, olan herşeyle yüzleşmenin en önemli parçalarından. Aynı şekilde, zihnimizi devamlı şekilde işgal eden yoğun duygu ve düşünceler, olanı olduğu gibi görmemizin önündeki en büyük engeller. Bulutların ardındaki berrak zihine ulaşmadan gördüğümüz ancak yine o bulutlar ve bulutların anlattığı ve bizi Kopuk&#8217;un kulübesine kaçıran hikayeler olacak. Böyle olunca da biz derin, açık, olan herşeyi içine alan kalbimizle, kalp gözümüzle değil, duygularla incinmiş, korkmuş, öfkelenmiş bu nedenle de çevresine duvarlar ördüğümüz Kopuk&#8217;un kalbiyle ilerlemeye çalışacağız hayatın içerisinde.</p>
<figure class="image regular"><picture><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/designecologist-781651-unsplash_8449e23c7f65ff284416acb2d651dea3_800.jpg" alt="farkındalık hediyesi" /></picture></figure>
<p>İşte bu nedenle yolumuz bedenle güçlü bir ilişki kurmak, berrak bir zihine ulaşmak, kalbimizi olan her şeye açabilmek için güçlendirmek için çalışmak, bunlara yatırım yapmak. Bunları geliştirmedikçe ister istemez Kopuk&#8217;un kulübesinde sık sık bulacağız kendimizi.</p>
<p><strong>Peki bunları nasıl yapacağız?</strong> İşte bundan sonraki 3 yazımız bunun üzerine.</p>
<p><em>Bu yazıda bahsettiğimiz konular üzerinde çalışmak isterseniz sizi <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2025-1-modul/" target="_blank" rel="noopener">Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin Açık Kalp: Bir Kutlama Olarak Yaşamak programına davet ediyoruz. Buraya tıklayarak detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.</a></em></p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak?id=760626912&type=2",title: "Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası...",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
</div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/">Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yolculuğunuzun durakları&#8230;</title>
		<link>https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2023 18:01:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu ve Hislerle Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir çoğumuz aynı noktada bulduk kendimizi... Kim ve ne olduğumuzla, çevremizdeki insan, olgu ve olayların kim ve ne oldukları ile ilgili bizi bugüne ve bulunduğumuz yere kadar taşıyan hikayelerimizin tam da gerçek olamayabileceğini fark ettik bir gün. Bir gün fark ettik ki biz aynada yansıyan görüntümüzü kendimiz sanıyoruz, aynadaki görüntünün saçını kesmeye, aynanın üzerine makyaj yapmaya çalışıyoruz. Ve bunu bu şekilde sanmamızın gerçek nedeninin kendimizle ve dünyayla ilgili tanımlarımız üzerinde hiç düşünmememiz, bütün bu tanımları, kimliği, inançları bize verildiklerinde hiç çiğnemeden yutmuş olmamız olduğunu fark ediyoruz belki de.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/">Yolculuğunuzun durakları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bugün bir telefon görüşmesinde, konuştuğum kişi “peki bu duyguların, hislerin, bedenin, deneyimin farkında olmak yeterli mi? Bu gelişim yolunda ne anlama geliyor?” diye sordu. Aklıma bundan bir süre önce yazdığım bir yazı geldi ve gülümsedim. Kendisine söz verdim o yazıyı bulup göndermek için. Tekrar baktığımda biraz günceleme istediğini fark ettim ve yeni halini sizlerle de paylaşmaya karar verdim. Umarım keyifle okursunuz&#8230;</em></p>
<p>Bir çoğumuz aynı noktada bulduk kendimizi&#8230; Kim ve ne olduğumuzla, çevremizdeki insan, olgu ve olayların kim ve ne oldukları ile ilgili bizi bugüne ve bulunduğumuz yere kadar taşıyan hikayelerimizin tam da gerçek olamayabileceğini fark ettik bir gün. Bir gün fark ettik ki biz aynada yansıyan görüntümüzü kendimiz sanıyoruz, aynadaki görüntünün saçını kesmeye, aynanın üzerine makyaj yapmaya çalışıyoruz. Ve bunu bu şekilde sanmamızın gerçek nedeninin kendimizle ve dünyayla ilgili tanımlarımız üzerinde hiç düşünmememiz, bütün bu tanımları, kimliği, inançları bize verildiklerinde hiç çiğnemeden yutmuş olmamız olduğunu fark ediyoruz belki de.</p>
<p>O zaman Sokrat’ın meşhur duruşmasında söylediği “üzerinde tefekkür edilmemiş bir yaşam, yaşamaya değer değildir” lafının anlamını da kavrıyoruz biraz. Kendimiz, olgular, dünya üzerinde düşünmeye, tefekkür etmeye başlıyoruz. Bir psikologa, koça veya ruhsal öğretmene gidiyoruz bazen.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/es/@bekahrussom" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bekah Russom</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>John Welwood, bu sorgulamanın ve tefekkürün her seferinde derinleşen bir kaç seviyede yapıldığını söylüyor. Benim öğretmenim Cem Şen’den öğrendiklerim, kendi yolumda özellikle de düştüğümde hangi taşa takıldım’a çoğu zaman hocamın yardımı ile bakarak öğrendiklerim, ve hatta Buddha’dan ve diğer büyük ustaların sözlerinden anladığım yol, benim anlayabildiğim kadarı ile şuna benziyor az çok:</p>
<h3 id="24bk9">Önce haritayı edinelim&#8230;</h3>
<p>İlk önce kavramsal sorgulamamız başlıyor. Yeni kavramlar, yeni yaklaşımlar, yeni teoriler öğreniyoruz. Bilişsel davranışçı yaklaşımlar ilgimizi çekiyor bazılarımızın, bazılarımız Dharma yoluna giriyor, diğerleri Adler’in veya Jung’un modellerine çekiliyor. Dharma konuşmaları dinliyoruz, Sufi sohbet meclislerine katılıyoruz. Bir sanghaya veya ihvana katılıyor, kavramsal olarak anlamaya çalışıyoruz içinde yaşadığımız yerin aslında ne ve nasıl bir yer olduğunu. Yaşamımızda olanlara, olgulara, kendi zihnimize ve benliğimize bu öğretilerin ışığında incelemeye başlıyoruz. Yaşadığımız olayların içinde dört soylu gerçeğin nasıl ortaya çıktığını, geçiciliğin nasıl ıstırap verdiğini inceliyoruz. Başımıza gelen kötü şeylere veren tepkimizde nasıl Külli iradeyi reddettiğimizi, hangi arketipin etkisi altında olabileceğimizi sorguluyoruz. Zihnimizin nasıl kul değil de tanrı olmaya çalıştığını ve bunun nasıl bizi kendimizden koparttığını fark etmeye çalışıyoruz. </p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/pt-br/@tabeaschimpf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Tabea Schimpf</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Fark edeceğiniz gibi bu sorgulamayı hala aynı, kendini olmadığı bir şeyle kimliklendirmiş “zihin” ile yapıyoruz. Ancak bunda bir problem yok. Hatta bu çok ama çok önemli bir çalışma. Buddha bunu “batmış bir dikeni yine dikenle çıkarmaya çalışmak”a benzetiyor. Ancak bu tip bir sorgulamada takılıp kalmanın riskleri de var. Özellikle teori ve kavramları gerçekte olmakta olanla karıştırma, zihnimizin içinde kaybolma riski var. Yani haritayı bölgenin kendisi sanma riski&#8230; Haritadan kafayı kaldırıp da hiç çevrede olanlarla bakmama riski&#8230; </p>
<p>Hatta bu çalışmayı, aslında bizi götürmeye çalıştığı yerden, gerçek deneyimle doğrudan yüzleşmekten kaçmak için kullanma olasılığı var. Geçicilikten, varoluşun içi boş doğasından saatlerce konuşup, hatta gerçekleşen bazı olguları bu pencereden yorumlayıp, bu sayede bu geçiciliğe ve boşluğa temas ettiğimizde içimizde doğan büyük hüzün, acı ve korkuyla hiç bir zaman yüzleşmemek var.</p>
<h3 id="8m6iv">Sonra bölgenin içine dalalım&#8230;</h3>
<p>İşte bu yüzden kavramsal sorgulamayı temel alıp bir sonraki aşamaya, deneyimsel sorgulamaya geçmemiz gerekiyor. Doğrudan deneyimimizin, şimdi şu anda zihnimizde, duygularımızda, hislerimizde yaşamakta olduğumuzun içine, ancak bunun içinde kendimizi kaybetmeden, farkındalığımızı hiç bir zaman bırakmadan girmemiz gerekiyor. “acımızı namusumuzla yaşamak” gerekiyor. Korktuğumuzu, utancımızı, isyanımızı, çaresizliğimizi, zihnimizin içindeki kavramlarla değil, bedenimizde ve kalbimizdeki tezahürü ile doğrudan deneyimlememiz gerekiyor. Bunu yapabilmenin tek yolu da bizi buraya kadar getiren kavramları, teorileri, öğretileri ama geçici olarak bırakıp deneyimimizin doğrudan kalbine temas etmek için cesaret edebilmek. </p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@philinit" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Philippe Leone</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Çünkü kavramsal sorgulama her ne kadar bize nerede olduğumuzla ilgili genel bir bilgi verse de bu yeri tam olarak deneyimlemek, derinden anlamak ve buradan hareket edecek enerjiyi yaratmak açısından yetersiz kalıyor. Bunu yapabilmek için olguları ve içimizde nasıl yankı bulduklarını doğrudan deneyimlemek, zihnimizin sözde bizi koruyan ve bu sayede bizi bulunduğumuz yerde çakılı tutan perdelerinin ötesine geçebilmeyi becermemiz gerekiyor.</p>
<p>Eugene Gendlin’in Focusing’i gibi, Gestalt yaklaşımının şimdi ve burada, deneyime odaklanan, bu deneyime doğrudan farkındalık getiren, ve bu sayede sıradan gibi gözüken olguların oldukça sıradışı farkındalıklara dönüşmesini sağlayan teknik ve çalışmalar, güçlerini bu tip bir sorgulamayı merkezlerine almalarından alıyorlar. Theravada ve Tibet ekollerindeki bazı pratikler bunu hedefliyor. Bu yüzden bunu yapmayan ve daha çok zihinsel/kognitif düzlemde kalan çalışmalara göre hem daha korkutucu, hem de daha etkili bir izlenim yaratıyorlar.  3 Şubat’ta başlayacak <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Koçlukta Duygularla Çalışmak</a> online çalışmasında işte bu ve benzeri tekniklerin nasıl çalıştığı, bu teknikleri nasıl kullanmaya başlayabileceğimiz, ve daha da ustalaşmak istersek nasıl bir yol izlememiz gerektiği üzerinde çalışacağız hep birlikte.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_1000.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_1000.jpeg" /></picture></a><figcaption>3 Şubat’ta başlıyoruz&#8230;</figcaption></figure>
<p>Ancak bu tekniklerin de ilerisi var. Hala bir niyetle, bir değişim umudu ile, hala bir strateji ile yaklaşıyoruz deneyimin kendisine. Hala bir ego, olduğu şeyi daha iyi bir hale, daha iyi bir versiyonuna dönüştürmeye çalışıyor. Hala dualist, ikici zihnin sınırları içindeyiz. Hala bir değiştirmek isteyen, ve bir değiştirilmeye çalışılan var. Her ne kadar Gestalt Değişimin Çelişkili Teorisi “insan olmadığı bir şeyi olmaya çalışarak değil, olduğu şeyi tam olarak, onu tam sahiplenerek değişir” dese bile, hala değişim amacı, bizi dualist zihnin içinde tutuyor.</p>
<p>Bunda bir problem yok. Hatta bir çok amaç açısından bu çok iyi. İnsanın kendi olduğu şeyi reddetmeyi bırakması, duygu ve hislerini reddetmeden ve onların içinde kaybolmadan sahiplenmesi, her türlü iyileşmenin ve etkinliğin, duygusal olsun olmasın her türlü “zeka”yı geliştirmenin en iyi yollarından. Ruhsal yolda ilerlemek isteyen bir insan için bile çok iyi: en azından tam olarak neyle uğraştığını daha iyi bilir hale geliyoruz. Ve ancak koçlukta veya terapide kullandığımız, Gestalt gibi deneyim odaklı teknikler bile ancak buraya kadar getiriyor bizi belki de.</p>
<h3 id="co996">Tutunmadığında ne tutarsın?</h3>
<p>İşte bundan sonrasında bizim olgulara, kendimizi ve kimliklerimizi her an yeniden oluşturma sürecimize, bununla şekillenen deneyimlerimize tam, tarafsız ve çıplak, içinde herhangi bir niyet olmayan bir farkındalıkla bakmaya başladığımız gerçek ruhsal çalışmamız başlıyor. Buddha’nın “tam ve mutlak aydınlanmaya giden tek ve doğrudan yol” olarak adlandırdığı Satipatthana Sutra’da işte bunun yöntemi anlatılıyor. Batıda temel amacından ve bizi gerçek özgürlüğe götürecek en önemli parçalarından arındırılarak etkinliğimizi ve ruhsal huzurumuzu arttıracak “Mindfulness &#8211; Bilinçli Farkındalık”a indirgenen hali ile biliyor olabilirsiniz bunu. Bu şekli kesinlikle çok faydalı, ve bu şekilde yayıldığı için çok mutluyum. Ancak kendi deneyimine doğrudan dokunmaktan kaçan, duygu ve hislerine farkındalık getirmeyi öğrenmemiş bir kişi için bu çalışma, özellikle sadece bu çerçevede ve doğru şekilde yapılmadığında aslında yüzleşmesi gereken acı ve ıstırabınan kaçmak ve sayede onların esiri olmaya devam etmek için başka bir uyuşturucuya da dönebiliyor.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@fallonmichaeltx" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Fallon Michael</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Aslında gerçek farkındalık çalışması deneyimleri oldukları gibi, müdahale etmeden gözlemlemek, onların ortaya çıktıklarında ortaya çıktıklarının, buradayken burada olduklarının, ve geçtiklerinde de geçtiklerinin farkında olmayı, hiç birine tutunmadan ben sandığım, kendimi kendileriyle kimliklendirdiğim olguların benden bağımsız hareketlerini izlemeyi içeriyor belki de. Bu sayede de bizi işte o aynada ben sandığımız görüntülerin boyunduruğundan kurtarmaya başlıyor, bu görüntülerin aynen dediğimiz gibi, sadece birer görüntü, kendimizle ilgili, dünya ile ilgili hikayelerin yine aynen sadece birer hikaye olduğunu doğrudan deneyimlemeye başlıyoruz. Doğrudan sezgisel bilgiye, içgörüye açılmaya başlıyoruz. Zihnin şeffaf, renksiz, kimliksiz, gökyüzü doğası dediklerinde bunun ne anlama geldiğini artık kendimiz bilir hale geliyoruz. </p>
<h3 id="5duu2">Aynalık</h3>
<p>Ustalar diyor ki işte bu noktada artık gözlemleyen ile gözlemlenen arasındaki ayrım yavaş yavaş kalkmaya başlıyor. Artık deneyimlenen, deneyimleyen ve deneyimin nasıl aynı anda birbirine koşullu olarak doğduğunu görüp bundan özgür hale gelebiliyoruz. Artık ne aynaya yansıyan görüntüler, ne de bu görüntülerin kaynağı olan koşullarla oluşmuş beden, duygular, algılar, zihin nesneleri, ve bunların bilincinde olma hali ile kimliklendiriyoruz kendimizi. Aynalığımızı fark ediyoruz, üzerine yansıtılan her şeyle, ona tutunmadan bir olan. Bu yansıyan imajlar, olgular, koşullar ve durumlar geldiklerinde gelmelerine, gittiklerinde gitmelerine takılmadan onlarla bir olan, ayırmayan. Aynalığın renksiz, şekilsiz, boyutsuz, sonsuz, sınırsız varoluşu içinde sadece farkında olan. Sadece farkındalık olan.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@rishabhdharmani" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Rishabh Dharmani</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Umarım hepimiz bu yolda adım adım, güçlü adımlarla ilerleyebiliriz. Ve hem buraya giden, hem de olduğu hali ile yaşamımızı etkin bir biçimde yaşamımızı yaşamamıza giden yol, öncelikle şimdi ve burada bedenimizde, kalbimizde ve zihnimizde olanlara doğrudan alan vermekten, temas etmekten ve olduğu gibi fark etmekten geçiyor. </p>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/yolculugunuzun-duraklari?id=1095376453&type=2",title: "Yolculuğunuzun durakları...",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/">Yolculuğunuzun durakları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</title>
		<link>https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2021 17:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ülküsü olmalı insanın, zihnimizde dolaşan korku ve hırs dolu düşüncelere değil, bizi oradan oraya vuran ve geçmişin hallolmamış meseleleri ile tetiklenen duygulara değil; kalbimizin, en derin özlemine, yüreğimizin kendimize ve yaşama karşı olan taahhüdüne dayanan... Bizim için bu dünyada geçirdiğimiz süreyi anlamlı kılan, uğruna rahat koltuklarımızdan kalktığımız, güvenli evimizden çıktığımız, zorluklara seve seve katlandığımız bir ülküsü olmalı.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/">İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ülküsü olmalı insanın, zihnimizde dolaşan korku ve hırs dolu düşüncelere değil, bizi oradan oraya vuran ve geçmişin hallolmamış meseleleri ile tetiklenen duygulara değil; kalbimizin, en derin özlemine, yüreğimizin kendimize ve yaşama karşı olan taahhüdüne dayanan&#8230;</p>
<p>Bizim için bu dünyada geçirdiğimiz süreyi anlamlı kılan, uğruna rahat koltuklarımızdan kalktığımız, güvenli evimizden çıktığımız, zorluklara seve seve katlandığımız bir ülküsü olmalı.</p>
<p>Önümüze çıkan tüm o cazip, ağzımızın suyunu akıtan çeldiricilere, veya bu yolda devam edersek yaşayacağımız cehennem azabını anlatan korku hikayeleri anlatanlara rağmen yine de bunlara sırtımızı dönüp de peşinden gidebildiğimiz bir ülkü.</p>
<p>Ancak çoğumuzun sadece ideolojileri var.</p>
<p>Neyin nasıl olması gerektiğini, ulaşılacak yerdense uyulması gereken kriterleri tanımlayan ideolojiler. Kimin iyi kimin kötü insan olduğunu tanımlayan, neyin doğru neyin yanlış olduğuna bizim yerimize karar veren, bize eğer uyarsak bu dünyada veya öte dünyada cenneti, uymazsak her iki dünyada da cehennemi vadeden ideolojilerimiz.</p>
<p>Süslü sözler ve büyük iddialarla bezeli, ve o sözlerin ve iddiaların gerçek hayattaki işlerliğini sorgulamayı büyük bir günah olarak, küfür olarak görmeye bizi ikna etmeye çalışan ideolojilerimiz.</p>
<p>O ideolojiye ait olmayan herkesi düşman, gerçeği göremeyen, geri zekalı, kötü niyetli, hain, geri kafalı, gerici, küffar, din düşmanı, örümcek kafalı, sapık, hatta tehdit görmemizi salık veren, öncelikle bu kişilere tebliğ etmemizi, bunu beceremiyorsak onları yok saymamızı, insan yerine koymamamızı, hatta bazen fikren veya fiziken yok etmemizi söyleyen ideolojiler. </p>
<p>Bize bu ideolojiye inandığımız için ne kadar özel olduğumuz konusunda içimizi rahatlatan ideolojiler. Bu sayede bizi rahat ettiren, bizi zorlanmaktan koruyan, kendilerine uydukça ödüllendiren, uymadığımızda cezalandıran ideolojiler.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="first walk after confinment" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@rubavi78" rel="noopener noreferrer">Rubén Bagüés</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>İşte bu yüzden belki de içinde bulunduğumuz dünya böyle.</p>
<p>Çünkü&#8230;</p>
<p>İdeolojiler böler. Ülküler ise insanları birleştirir.</p>
<p>İdeolojiler bizim korkumuzu, suçluluk duygumuzu, öfkemizi, açgözlülüğümüzü besler. Ülküler ise bizi en iyimize, içimizdeki en yüce duygulara, tutkumuza, hayallerimize, erdemimize bağlar.</p>
<p>İdeolojiler bizi içinde rahat ettiğimiz düşüncelerin, fikirlerin, ideaların içinde hapis eder. Ülküler ise tam tersine bizi kısıtlayan düşünce ve inançlarını dışına çıkmaya, kendimizi aşmaya, kimlik tanımımızı her geçen gün genişletmeye iter.</p>
<p>İdeolojiler kıskançtır. Başka ideolojilerden korkar. Onları kendine tehdit olarak görür. Ülküler ise başka ülküleri duymaktan keyif ve heyecan duyar. Onları desteklemek, hatta mümkünse onlarla beraber ilerlemek ister.</p>
<p>İdeolojilerin tek bir doğru yolu vardır. O yola uymazsan seni cezalandırır. O ideolojiyi sana öğreten kişiye tam itaat ve biat ister. Ülküler ise ulaşılmak istenen, özlenen yerle, vuslatla alakalıdır. İçinde ülkünü keşfetmene destek olan kişi, lider, öğretmen, usta, sana destek olabileceği sınıra ulaşınca ilerisi için yolunu aydınlatacak başka bir öğretmen veya usta bulman veya kendi yolunu keşfetmen için seni destekler.</p>
<p>Üzerinde düşününce sanki ideolojilerin önemli bölümü, onu ilk ifade eden kişiler için birer ülküydü. Ancak bu ülküyü tam olarak içselleştirememiş, hatta anlayamamış, kendi içlerinde keşfedememiş kişiler tarafından ideolojilere çevrilmişler gibi geliyor bana. Buddha’nın Budist olmaması gibi. İsa’nın Hıristiyan olmaması gibi. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinde hepimizin içinde bir Atatürk olduğunu anlatmaya çalışırken bizim o hitabeyi sanki bir dogmaymış gibi, anlamadan tekrar etmemiz, ancak onu hayata geçirmek için hiç bir şey yapmamamız gibi.</p>
<p>İnsanın kendi ülküsünü kendi içinde keşfetmesi gerekiyor. Bir başkasının ülküsü, eğer onu anlamadıysak ve o ülkü bizim içimizdeki ülküyü alevlendirmedikçe, bizim ülkümüze temel oluşturmadıkça, sadece düşünceler düzeyinde kaldıkça, çoğu zaman bizim için anladığımızı sandığımız ancak içimize tam işlemeyen bir ideoloji olacakmış gibi geliyor bana. </p>
<p>Umarım hepimiz içimizden bizi ele geçiren ve bir şekilde kendilerinin bizi tanımladığına inandıran ideolojilerin boyunduruğundan kurtulur, kendi derin kalbimizin özleminden, taahhüdünden beslenen ülkülerimizi içimizde keşfederiz bir gün.</p>
<p><em>Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni<br />Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni</p>
<p>Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim<br />Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni</p>
<p>Aşkın aşıkları öldürür, aşk denizine daldırır<br />Tecelli ile doldurur, bana seni gerek seni</p>
<p>Aşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşem<br />Sensin dün ü gün endişem, bana seni gerek seni</p>
<p>Sofilere sohbet gerek, Ahilere Ahret gerek<br />Mecnunlara Leyli gerek, bana seni gerek seni</p>
<p>Eğer beni öldüreler, külüm göke savuralar<br />Toprağım anda çağıra, bana seni gerek seni</p>
<p>Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri<br />İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni</p>
<p>Yunus&#x27;dürür benim adım, gün geçtikçe artar odum<br />İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni</em></p>
<p>                              &#8211;Yunus Emre.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg" /></picture></figure>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/ideolojiniz-mi-var-uelkuenuez-mue?id=1236057054&type=2",title: "İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/">İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</title>
		<link>https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2020 11:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acaba şu anda olanlara daha derinden bakabilir miyiz? Bu olanları bizim kim olduğumuz, aslında ne içinde yaşadığımız, ve aramızdaki ilişki hakkındaki derin yanlış anlamamıza ondan daha da derin bir biçimde bakabilir miyiz? Bu sayede bu olanlarla beraber her türlü olgudan zihnimizi daha da özgür hale getirebilir miyiz? Bu yazının vaadi, bu soru hakkında... Yani bu yazının vaadi, özgürlük. Evde kapalı kalsak bile. Ne dediğimi anlatabilmek için önce size bir iki hikaye anlatmam lazım.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/">Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazı bir adet daha COVID &#8211; 19 salgını ve karantina altında nasıl eğlenebiliriz, nasıl sıkılmayız yazısı olmayacak. Bu yazı &quot;aaa ne kadar abarttık, yok bir şey canım, yakında normale döneriz!&quot; yazısı, &quot;aman evimizde oturalım, sakın sokağa çıkmayalım, yoksa varya, uffff!&quot; yazısı da olmayacak (ki evde oturalım, çok gerekmedikçe çıkmayalım, lütfen!). Bu yazı &quot;bu durumu nasıl fırsata çevirebiliriz veya evden nasıl iyi çalışabiliriz&quot; yazısı da değil. Bunlardan bolca var.</p>
<p>Acaba şu anda olanlara daha derinden bakabilir miyiz? Bu olanları bizim kim olduğumuz, aslında ne içinde yaşadığımız, ve aramızdaki ilişki hakkındaki derin yanlış anlamamıza ondan daha da derin bir biçimde bakabilir miyiz? Bu sayede bu olanlarla beraber her türlü olgudan zihnimizi daha da özgür hale getirebilir miyiz? Bu yazının vaadi, bu soru hakkında&#8230;</p>
<p>Yani bu yazının vaadi, özgürlük. Evde kapalı kalsak bile. Ne dediğimi anlatabilmek için önce size bir iki hikaye anlatmam lazım.</p>
<h4 id="58n5i">Yeniden Doğum Veya Psikopataloji</h4>
<p>Budist kozmolojide tüm varlıkların tekrar tekrar beden buldukları boyutlardan bahsedilir. Bu anladığımız anlamıyla bir reenkarnasyon, bir egonun, &quot;atman&quot;&#x27;ın  yeniden doğması değildir. Yaşam süremizde oluşan şartlanmaların, alışkanlıkların, eğilimlerin, zihinsel örüntülerin, kendi kendini doğuran ve birbirinin etkisi ve sonucu olan olguların &#8211; ve bunlarla birlikte geliştirdiğimiz bilgeliğin &#8211; yeniden bedenlenmesidir aslında. Bu nedenle de bu şartlanma, alışkanlık, eğilim ve zihinsel durumların sonucu olarak farklı varoluş boyutlarında doğar varlıklar.  Tanrısal boyutlar, hayvanlar boyutu, cehennemsi boyutlar, veya insan boyutu gibi&#8230; Bir bedenlenmenin zamanı dolduğunda, yine aynı şekilde oluşturduğu eğilimlere göre süreç devam eder. Ta ki kendisi ve varoluşla ilgili yanlış anlamasını ortadan kaldırıp, çarkın dışına çıkana kadar.</p>
<p>Amerikalı psikiyatrist ve meditasyon hocası Mark Epstein bu boyutlara aynı zamanda bu düzlemde, bu yaşamda ortaya çıkan ve insanların zihinlerini ele geçiren zihinsel haller, psikopatolojiler olarak da bakabiliriz diyor. Örneğin güçlü yakıcı duygular tarafından zihni ele geçirilmiş, hayalkırıklığı, bunun sonucu da sonsuz güvensizlik, ve dolayısıyla güçlü öfke ve nefret duyguları içinde yaşayan kişi, sanki alevler içinde yanıyor gibi acı çekecek ve çevresindeki herkesi ona acı vermeye, onu incitmeye çalışan zebaniler gibi görecektir. Bu sayede de kendi cehennemini kendisi yaratacaktır. Aynı şekilde tüm zihnini bedensel dürtü, arzu, haz ve rahatsızlıklarının kontrol etmesine  müsaade eden, sonucunu düşünmeden o anki haz vaadinin peşinden giden veya azıcık can yanmasına dayanmamak için uzun vadede daha fazla ıstırap yaratacak eylemlere kaçan kişi ile bir hayvanın dünyadaki varoluşu arasında pek de fark görülmeyebilir. (Ki tasavvufta da nefsin ehil olmayan özellikleri çeşitli hayvanlarla özdeştirilir). </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg" /></picture><figcaption>Ölüm ve Yeniden Doğum Çarkı</figcaption></figure>
<p>Epstein, öğretide insan boyutunun temel psikopatolojisini ise &quot;narsisizm&quot; olarak tanımlar. Bunu sadece kendini gerçekçi olmayan bir şekilde çok beğenmek olarak değil &#8211; ki insanoğlunun kendini varlıkların hiyerarşisinde koyduğu yere bakarsak bu da doğru &#8211; kendisi ve içinde bulunduğu dünya ile ilgili en temel gerçeklikleri görememek, bu konuda cahil olmak olarak nitelendirir. </p>
<h4 id="f1inb">Duvarların Arkasındaki Yaşam</h4>
<p>İnsanın bu dünyadaki varoluş şekli ile ilgili bundan daha güzel bir tanım olabilir mi! Ve özellikle içinden geçtiğimiz şu günler kadar bu durumla yüzleşmek için güzel bir fırsat olabilir mi!</p>
<p>Dönemin en ünlü kahini Asita, Sakya kavminin kralı Sodhana&#x27;ya yeni doğan oğlu  Siddharta&#x27;nın ya büyük bir kral olup dünyanın dört bir yanına, ya da büyük bir bilge olup kendi zihnine hükmedeceğini müjdeler. Sodhana da bunun üzerine her babanın yapacağı gibi çocuğunun herhangi bir acı, kötülük, rahatsızlık ile yüzleşmemesi için  çevresine hayatın tüm acı verici gerçeklerini dışarıda tutan bir duvar örer ve hayali bir cennet kurar. Bu sayede bu &quot;bilgelik safsatalarına&quot; kapılmaması, böylece de &quot;aile mesleğini&quot; sürdürmesini sağlamaktır amacı.  Yirmibir yaşına kadar hiçbir hastalıkla, hiçbir yaşlıyla, ölen hiç bir kişiyle karşılaşmaz genç prens. </p>
<p>Ancak meraklıdır, içten içe bir şeylerin yanlış olduğunun farkındadır. Babasından izin alıp &#8211; yine onun tarafından kurgulanan &#8211; bir dış dünya turuna çıkar. Ancak aldığınız tüm önlemler, öreceğiniz en yüksek duvarlar, tüm çabanız, yaşamı ve yaşamın gerçekliğini dışarıda tutmaya yetmez. Siddharta bu gezisinde 4 kutsal ulak ile karşılaşır. İlk üçü ona hasta bir insan, yaşlı bir insan ve ölmüş bir insan olarak görünür. Siddharta&#x27;nın yüzüne kendisinin ve sevdiği herkesin de bir gün hastalanacağı, yaşlanacağı ve öleceği gerçeği çarpar. Siddharta varoluşçu felsefecilerin angst diye tanımladığı varoluşsal acı ile, ölümün olduğu yerde her şeyin anlamsızlığı ile yüz yüzedir artık. </p>
<p>Allahtan dördüncü ulak gezgin bir keşiş olarak yetişir ve tüm bu ıstırabın ötesine doğru giden bir yolun varlığını müjdeler. Siddharta ne kadar rahat, huzurlu, ve mutlu gibi gözükse de aslında bir kumdan kale içinde oturmaktadır. Bunun hiç bir zaman geçmeyecek olan endişesi ile yüzleşir, ve yaşadığı kurgu dünyasının dışına çıkmaya ve o yola adım atmaya cesaret eder. O yolu sonuna kadar yürüyüp Bodhi ağacının altında tam ve mutlak aydınlanmaya ulaşarak Buddha, &quot;Aydınlanmış Kişi&quot; olur.</p>
<h4 id="fmjqu">İnsanın Temel Yanılgısı</h4>
<p>Sevgili arkadaşlar, bu bizim hikayemiz. Şu anda işte bu kutsal ulaklar bizi de içinde kendimizi kaybettiğimiz uyuşukluk, delüzyon ve cehalet halinden uyanmaya davet ediyorlar. Görmemiz gereken şeyi belki daha modern bir dille Jordan Peterson anlatıyor: İnsanın tüm mücadelesi içinde yaşadığı &quot;kaos&quot; denizinde &quot;düzen&quot; adaları oluşturmaya çalışmak. Hiç kendi haline bırakılan, bakımı yapılmayan insan yapısı bir dalga kırana zamanla dalgaların ne yaptığını gördünüz mü? İşte kaos denizinin azametli dalgaları ve bizim kurguladığımız düzeni korumak için ona karşı yaptığımız dalga kıranlarımız arasındaki ilişki de böyle. Ancak siz istediğiniz kadar güçlü bir dalgakıran yapın, kaos denizi her zaman sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük bir dalga gönderebilir. Ve biz bu dalgadan sonra tekrar oturur ve yeniden düzenimizi kurgularız. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Repeat daily." src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg" /></picture><figcaption>Kumdan Kalen Yıkılmak Üzere! Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@picsbyjameslee" rel="noopener noreferrer">James Lee</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Ancak bazen sarayını ve krallığını terk eden Buddha gibi, evini bırakıp çöle giden Nazaretli İsa gibi, Hira dağındaki mağarasına kapanan Muhammed gibi yapmamız gereken artık o kurgusal düzenimize, güvenli alanımıza sığınmayı bırakmak,  zaten yıkılmaya yüz tutmuş kumdan kalelerimizden çıkmak ve bilinmeyene adım atmaya cesaret etmektir. Adem ve Havva onları kendi varoluşlarının ve doğru ve yanlışın bilgisine ulaştıran yasak bilgi ağacının meyvesini yiyerek kovuldukları cennete, tekrar kendilerini unutarak giremezler, bu mümkün değil. Şerabim&#x27;in alevli kılıcıyla beklediği kapıyı geçemezler. </p>
<p>Ancak dönüp tüm gerçekliği, tüm acıları, tüm rahatsızlıkları ile hakiki dünyanın, yani kaosun içine doğru titrek ama kararlı ve cesaretli adımlarla yürüyerek, alevlerin içinden geçerek ve bu alevlerle zihinlerini ve kalplerini gerçek ve ehil olmayan her şeyden arındırarak ulaşabilirler. Kendi özleri ve kimlikleri sandıkları derinden yanlış anlamalarını bu hakikatin ateşinde yakarak ilerleyebilirler tekrar huzura dönüş yolunda. Tekrar özgür iradesi ve bilinci olmayan küçük çocuklara dönüşerek değil. Kendilerine verilen özgür iradeyi, doğru ve ehil biçimde kullanmaktan başka yolu olmayan berrak zihinlere dönüştüren bilgeler olarak dönebilirler cennetin bahçesine, o bahçe her ne ise sizin anlayışınıza göre.</p>
<h4 id="7gror">İlahi Ulaklara Kulak Vermek Nasıl Bir Şey?</h4>
<p>İşte Covid-19, bizim için böyle bir kutsal ulak olabilir arkadaşlar, eğer izin verirsek. Yaşamın, yaşamanın, varolmanın, içinde varolduğumuz dünyanın ve tüm bunlarla bizim ilişkimizin aslında ne olduğu hakkındaki derin yanılgımızın, yani kumdan kalelerimizin bu kadar derinden sarsıldığı bir durumda, buna nasıl tepki vereceğiz? İki büyük tuzaktan birine mi düşeceğiz? Bir uçta abi ben bunlara inanmıyorum, o kadar ciddi değil, bana bir şey olmaz, olsa da ne yapalım, ölüm Allah&#x27;ın emri mi diyeceğiz ve böylelikle artık gerçek olmadığı yüzümüze ardı ardına tokat da değil yumruklarla çarpan düzen ve kontrol yanılgımızın sınırları içinde mi kalmaya çalışacağız? </p>
<p>Yoksa öteki uca gidecek, paniğe kapılıp dünyanın sonu geldi, zaten bunu da &#8211; Amerikalılar/Çinliler/ Zenginler/ Gomonüstler/ Faşüstler/ Teröristler/ İlüminati/ Uzaylılar/ İblisler/ Bize kızan ilahi güçler/ vb. vb. yaptı diyerek eve yığdığımız tuvalet kağıdı ve köpek mamalarından yarattığımız kumdan kalemizin üzerine oturup saatlerce sosyal medyadaki saçma sapan söylentileri mi izleyeceğiz? Veya bu ikisinin bize mantıklı ve &quot;düzenli&quot;, kontrol edilebilir gelen bir karşımının içinde bu fırtınanın geçmesini ve tekrar alışık olduğumuz düzenin geri gelmesini mi bekleyeceğiz?</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Follow my Instagram @karsten.wuerth" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@karsten_wuerth" rel="noopener noreferrer">Karsten Würth</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Tabi bir ihtimal daha var. Bizden önce yürümüş bilgelerin izinden gidebiliriz belki de. Belki de bu durumu gerçekten tanrısal bir ulak olarak görebilir, onun verdiği ve işaret ettiği yöne doğru yürümeye adım atabiliriz. İnsan olmanın fıtratından olan narsisizmden, her şeyin kontrolümüzde olduğu yanılgısından çıkıp da aslında ne olduğumuzu, bu dünyanın nasıl bir yer olduğunu, yaşamanın ne demek olduğunu derinden incelemeye başlayabiliriz. Kaosun aslında en fazla hüküm sürdüğü yer olan kendi zihnimize ve kalbimize derinden bakmaya başlayabiliriz belki de. Onun içindeki derin yanlış anlamalara, anlamsız çatışmalara, arkaik duygulara ve açgözlülüğe, gerçekçi olmayan beklentilerin yarattığı hayal kırıklıkları ve öfkeye, uçsuz bucaksız cehalete bakabiliriz. Artık elimizde tutamayacaklarımızın yasını tutabiliriz.</p>
<h4 id="119nv">Yaşamın İliğini Emmek İçin Ormana Git</h4>
<p>Çoğumuzun bu yola girmemesinin nedeni, sanki bunu yaparsak büyük bir umutsuzluğa, anlamsızlığa, nihilizme kapılacakmışız gibi sanmamızdan. Ancak gerçek bunun tam tersi. Biz bir kişiyi veya bir şeyi severken, kendimize ve diğerlerine yukarıda bahsettiğimiz gibi hep yalanlar söylüyoruz, &quot;seni sonsuza kadar seveceğim&quot; diyoruz, bunun ne kadar imkansız olduğunu bilsek bile. Sanki sadece bu sayede sevmeye devam edebilirmişiz gibi sanıyoruz. </p>
<p>Ancak Kanadalı yazar, şair ve bilge Stephen Jenkinson &quot;Yas tutmanın içinde sevgi vardır derler, ancak tam tersi de doğrudur: Sevmek, aslında bir yas tutma eğlemidir&quot; der, çünkü biliriz ki başı olan her şeyin sonu da vardır. Bu ne kadar korkutucu olsa da ancak bu gerçekle yüzleşebilenler ve hiç bir zaman unutmayanlar bir kişiyi hakkıyla sevebilirler. Bu sevdiğin şeyin bir gün o veya bu şekilde seninle olmayacağını bilmek ve hiç unutmamak gerçek anlamda ve egodan arınmış sevginin doğmasına neden olur. Onun dışındaki tüm sevgiler bir şekilde açgözlülük, hayal kırıklığı ve öfke, ve cehaletle gölgelenmiş olacaktır.</p>
<p>İşte bu şekilde kendimizle, yaşamla, varoluşla, ve gerçekte nasıl bir dünyada yaşadığımızla ilgili açgözlülükten, öfkeden ve cehaletten arınmış, gerçek bir anlayış geliştirdiğimizde veya bu yolda yürümeye adım attığımızda belki de gerçekten yaşamaya, yaşamın tadını çıkarmaya başlayabiliriz. Thoreau&#x27;nun &quot;ormana gittim&quot; dediğinde aslında nereye gittiğini işte belki o zaman anlayabiliriz:</p>
<blockquote><p>Ormana gittim çünkü kasten yaşamak, sadece yaşamın temel gerçeklerini ortaya çıkarmak ve ne öğretmek zorunda olduğunu öğrenip öğrenemeyeceğimi görmek istedim; ölmeye geldiğimde yaşamadığımı keşfetmemek istedim. Yaşam olmayan bir şeyi yaşamak istemedim, çünkü yaşamak çok değerli; ne de çok gerekli olmadıkça yaşamdan uzaklaşmak istemedim. Derin yaşamak ve yaşamın tüm iliğini emmek, yaşam olmayan her şeyden çekilmek, sapla samanı birbirinden kesinlikle ayırmak, ve sadece yaşamı süzmek için çok sağlam ve yaşam olmayan her şeyi dışarıdan bırakan sade bir biçimde yaşamak istedim.</p></blockquote>
<blockquote><p><em>&#8212; Henry David Thoreau</em></p></blockquote>
<p>Belki Thoreau gibi, Buddha gibi, Hz. Muhammed gibi yapamayabiliriz. Ama COVID &#8211; 19 adlı kutsal ulak bizim elimizden elzem olmayan, yaşam olmayan her şeyi almışken, belki biz de aslında &quot;yaşamın iliğini emmek&quot; ne demek, daha önce sandığımız gibi canımızın istediği, içimizdeki hayvanın yap dediği her şeyi yapmak, almak, yemek, koparmak, birlikte olmak mı, yoksa başka ve derinden bir anlamı mı var diye sormak için bu fırsatı kullanabiliriz, oturup eski ve hiç bir anlam ifade etmeyen faaliyetlerle dolu düzenimiz bozuldu diye üzülüp en az onlar kadar anlamsız başka şeylerin içinde kendimizi kaybetmek yerine (ve tabi ki, kitabınızı okuyun ve Netflix&#x27;de filminizi izleyin, ama sadece bunu yapmayın!).</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Golden forest pathway" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@jplenio" rel="noopener noreferrer">Johannes Plenio</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<h4 id="d1dc2">Şanslı İnsan Doğumu&#x27;nun Hakkını Vermek</h4>
<p>Budist öğretiye göre İnsan boyutu, altındaki cehennemsi boyutlar ve üstündeki cennetsi boyutların tam ortasında yer alıyor. Altında sadece ıstırap içeren boyutlar var, üstünde ise sadece haz. İnsan boyutunda ise her ikisi birden, dengeli bir biçimde var. Bu nedenle de insan dönüp de nasıl oluyor da hem haz hem ıstırap var, ve ben ıstıraptan kurtulup da gerçek ve derinden mutluluğa doğru nasıl ilerleyebilirim sorusunu sorup, sayısız bilgenin yürüdüğü yoldan ilerleyebiliyor. </p>
<p>İşte bu yüzden İnsan olarak doğmaya &quot;Şanslı İnsan Doğumu&quot; deniyor, aydınlanmak ve ölüm ve yeniden doğum çarkının dışında çıkmak için en fazla şansımız burada olduğu için. Bu öğreti doğru mu yanlış mı bilemem, ancak bildiğim tek şey, şimdi bir fırsatımız olduğu, kendimizle ve dış dünyayla ilgili yanlış algılarımızı gözden geçirmek, ve bu sayede de derinden özgürleşmek, ve belki de ıstırap &#8211; haz çarkının dışında, olan her ne ise onunla birlikte, ona kalbimizi açarak, gerilimden uzak, berrak bir zihinle, şefkatle, halinden memnuniyet içinde yaşamaya adım atmak için. Umarım bu fırsatın ucundan da olsa yakalarız hepimiz.</p>
<p>Sevgilerimle,</p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-oezguer-kilabilir?id=757793189&type=2",title: "Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/">Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</title>
		<link>https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Dec 2019 06:26:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt Coaching]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir kaç yazıdır varoluşsal acımızın, o hiç geçmeyen tatminsizlik hissimizin kökenlerini, ve bunlardan mutluluğa doğru uzanan yolu araştırıyoruz. Gelin bir kere, bu sefer derli toplu bir biçimde aslında ne olduğunu ve buradan nasıl çıkabileceğimizi, nasıl bir yol izlememiz gerektiğini, yani hapishaneden çıkış planını ortaya koyalım.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/">Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kaç yazıdır varoluşsal acımızın, o hiç geçmeyen tatminsizlik hissimizin kökenlerini, ve bunlardan mutluluğa doğru uzanan yolu araştırıyoruz. Gelin bir kere, bu sefer derli toplu bir biçimde aslında ne olduğunu ve buradan nasıl çıkabileceğimizi, nasıl bir yol izlememiz gerektiğini, yani hapishaneden çıkış planını ortaya koyalım.</p>
<h4 id="8d3ef">Temel Problem: Olmadığın bir şey olduğuna inanmış durumdasın</h4>
<p>Doğduğunda bir kimliğin yoktu. Ancak bu dünyada var olabilmek için &quot;birisi&quot; olman gerekiyordu. Problem şu ki, içeride hiç bir şey sana kim olduğunu söyleyemezdi. Kimlik dediğimiz, bize dış dünya tarafından sunulan, yakıştırılan ve bu yakıştırmaya da bizim de razı olduğumuz, aktif katıldığımız bir şey. Biz de bize anne babalarımız, yakın çevremiz, içinde bulunduğumuz sosyokültürel bağlam, zamanın zeitgeist&#x27;ı, vb. tarafından verilen tanımlara tutunduk, onları &quot;ben&quot; yaptık. Bu tanımların bir bölümü bizi destekledi, büyüttü, ilerletti; bir bölümü ise engelledi, yavaşlattı, küçülttü. Ancak hepsi bizi tüm olasılıklar evreninin çok ama çok küçük bir parçasına sıkıştırdı, kısıtladı, bir ben &#8211; ben değil ayrımına sıkıştırdı.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="maskelerden kurtulmak" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg" /></picture><figcaption>Ben &#8211; ben değil</figcaption></figure>
<p>Bunun üzerine anne babalarımız kendi yetersizlikleri ile devreye girdiler. Bir bebeğin sağlıklı bir benlik ve ego yapısı oluşturabilmek için ihtiyaç duyduğu en önemli iki şeyi, kendini, olasılıklarını ve sınırlarını araştırabilmek için etkin bir alanı ve tüm bunları yaparken güvenli ve destekleyici teması sağlamak konusunda, bunu kendileri de zamanında almadıkları için eksik kaldılar. Yani bebeğin hem fiziksel, hem de psikolojik alanını kendi korkuları, istekleri, öfkeleri ve arzuları ile işgal ettiler, hem de bunu yaparken bebekle özneden özneye bir ilişki kurmak yerine ona hayatta tutmak zorunda oldukları bir nesne gibi davrandılar. </p>
<h4 id="blge0">Rüzgarların bizi savurduğu yer</h4>
<p>Bunun sonuçlarını Bağlanma Kuramı&#x27;nda Bowly ve arkadaşları kapsamlı olarak inceliyorlar. Ancak her halükarda olan, çocuğun bu anne babanın eksikliğini kendi üzerine alması ve kendisi ile ilgili bir &quot;eksik benlik&quot; algısı üretmesi: Ben eksiğim. Ben yetersizim. Ben değerli değilim. Bende temelde eksik bir şeyler var.</p>
<p>Bu noktadan sonra tüm yaşamımızın bu eksik benliği tamamlamak üzerine yaşamaya başladık. Tüm yaşamımızı zevk alayım &#8211; acı çekmeyeyim, kazanayım &#8211; kaybetmeyeyim, onay alayım &#8211; reddedilmeyelim, iyi bilineyim &#8211; kötü bilinmeyeyim çabaları içinde geçirdik bu yüzden. Bunlara Buddha &quot;sekiz dünyevi rüzgar&quot; diyor, bizi o acıdan, bu tatminsizliğe savuran. Para, güç, pozisyon, başarı, ün, onay, güzellik, ilişkiler peşinde koşarak geçirdik. Bütün bunların bizi tam yapacağını umduk. Ancak bu gerçekleşmedi. Gerçekleşemez, çünkü tamamlamaya çalıştığımız şey bir kurgu. Olmayan bir şeyi tamamlayamazsın. </p>
<p>Bazılarımız bu çabanın, dünyevi şeylerle tatmin olma çabasının anlamsızlığını fark etti ve kurtuluşu ruhsal yollarda aramaya başladılar. Ancak bu eksik benliklerini oraya getirdiler, orada da başarı, güç, onay, pozisyon, tanınma, ün, ilişkiler (ruh eşi!) aramaya başladılar ve aynı tuzağın içinde buldular kendilerini. </p>
<h4 id="co7q2">&quot;OK&quot; miyim? Yok hala &quot;ok&quot; değilim!</h4>
<p>Aslında sadece kendimizi &quot;OK&quot; hissetmeye çabalıyorduk. </p>
<p>&quot;OK&quot;: Kaderim benim ellerimde.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi ve sevdiklerimi güvenli kılabilirim.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi kalıcı olarak tatmin olmuş hale getirebilirim.<br />&quot;OK&quot;: Kendimin özünde kim olduğunu belirleyebilir ve bunu sabitleyebilirim.<br />&quot;OK&quot;: Varolduğumdan emin olabilirim.<br />&quot;OK&quot;: Dünyaya güvenebilirim, bana ihtiyacım olanı vereceği konusunda.<br />&quot;OK&quot;: Kendime güvenebilirim: salaklık yapmama, saf olmama, çalışkan olma, tembel olmama, tutarlı olma konusunda, doğru olanı yapabilme konusunda, akıllı, dürüst, erdemli olma ve böyle kalma konusunda.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi sürekli olarak masum, sevilmeye layık, kabul edilebilir, yeterli hissedebilirim.</p>
<p>Ancak tüm bu önermeler ne kadar gerçekçi? İşte bu yüzden aslında kendimizi &quot;ok&quot; hissetme çabamız, eksik benlikten kurtulmak için eksik benliğin ateşine gaz dökmeye çalışmaktan başka bir şey değil.</p>
<p>Bütün bunların sonucunda da bedenimizde tatmin olamamanın bıkkınlığı ve endişesi içinde yaşamamıza dayalı gerginlik, kalbimizde geçmişin hayal kırıklıklarına ve geleceğin korkularına bağlı kapanma, ve zihnimizde bütün bunların sonucunda dönüp duran korku ve hırs dolu düşünceler nedeni ile bulanıklık içinde yaşamamıza neden oluyor. Üstelik bu gerginliğin, kapalılığın ve bulanıklığın nereden kaynaklandığını da göremedik. Doğal sandık. Hatta kendimiz, kendi doğal oluş halimiz, özümüz sandık.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://açlık"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg" /></picture></a><figcaption>Üç zehir: açgözlülük, öfke, cehalet</figcaption></figure>
<p>İşte bu nedenle bu üçüne üç zehir de deniyor: Açgözlülük, öfke ve cehalet. Ve biz, bu üçünün, gerginliğin, kapalılığın ve bulanıklığın, açgözlülüğün, öfkenin ve cehaletin pençesinde kavrulup duruyoruz. O yüzden bu yaşama samsara, bu bedene de samsara bedeni deniyor. </p>
<p>Bu samsara yaşamın ve samsara bedenin içinde olmak biz ne kadar farkında olmasak da o kadar rahatsız edici  ki bu bedenden ve onun gerginliğinden, bu kalpten ve onun rahatsız edici duygularından, bu zihinden ve içinde dönüp dolaşan karanlık düşüncelerinden uzaklaşmak istedik, koptuk. Bedenimizden koptuk. Kalbimizden koptuk. Zihnimizdeki farkındalıktan koptuk. Kendimizden koptuk. Çevremizden ve şimdi burada olandan koptuk. Uyuştuk. Uyuşturduk kendimizi. Kopuk, gri, kısa vadeli hazların ve kalıcı olmayan mutlulukların peşinde koşan bir yaşama hapsettik kendimizi.</p>
<h4 id="6o13q">Umut Işığı</h4>
<p>Ancak buradan bir çıkış yolu var. Sandığımız yerde değil, ulaşması hiç de kolay değil, ama var. </p>
<p>Sandığımız yerde, mantıklı duyulan yerde, düşüncelerimizin bize anlattığı yerde değil. Çünkü düşüncelerimiz bizi yine aynı yere, aynı tuzağa, aynı kısır döngüye, eksik benliğin pençesine götürüyor. Alkol şişelerinin üzerinde yazdığı gibi. Düşünceleriniz sizin dostunuz değildir. Düşüncelerinize, özellikle de açgözlülük, öfke, korku, arzu, endişe, tatmin beklentisi, güven ihtiyacı, kontrol isteği içeren düşüncelerinize güvenmeyin.</p>
<p>Olay biraz bataklığa saplanmış birinin yapması gerekene benziyor. Çabaladıkça batıyoruz. Derin bir yanılgının neden olduğu ıstırabı, yanılgının bize vadettiklerinin peşinde koşarak ortadan ortadan kaldıramazsınız. Tam tersine daha da içine çekilirsiniz bu yanılgının ağlarının. </p>
<p>Derin bir yanılgıdan kaynaklanan ıstırabı ancak bir şekilde bitirebilirsiniz: Dönüp de ben sandığımız yanılgının gözlerinin içine derinden bakarak. Kaçtığımız şeyden kaçmayı bırakıp da onun içine, hem de tüm farkındalığımızla girerek. Ve bu sayede yanılgının kendiliğinden ortadan kalkması için gerekli koşulları, alanı yaratarak. </p>
<h4 id="9agr5">Yol, Yordam, Yöntem</h4>
<p>Ancak bunu yapmak o kadar da kolay değil. Tüm şartlanmanızın, alışkanlıklarınızın, zihninizin size anlattığı korku hikayelerinin tersine gideceksiniz. Bu nedenle ne işe, neden giriştiğinizi anlamanız lazım. Belki doğrudan deneyim olarak bilmediğiniz varoluşsal gerçekliğinizle ilgili en azından kavramsal olarak anlayış geliştirmeniz lazım. Ben sandığınız şeyin, o tamamlamak için çırpınıp durduğunuz şeyin, o &quot;eksik benlik&quot; hissinin aslında bir kurgu olduğunu anlamanız lazım. Bunu kavramsal olarak anlamanın da sizi buradan çıkarmayacağını, egonun çok güçlü olduğunu ve bu satırları okuduktan bir kaç saniye sonra tamamını unutacağınızı da anlamanız lazım. Bunu anlamadıkça çıkacağınız yol, sizi bataklığın içine geri döndürecek.</p>
<p>Bu nedenle hazırlanmanız, farkındalığınızı ve konsantrasyonunuzu son derece keskinleştirmeniz gerekecek. Bedeninizdeki gerginliğin şimdi ve burada ne olduğuna yanıt veren duyulara, kalbinizdeki geçmişin hazmedilmemiş duygularının şimdi &#8211; ve &#8211; burada hakkında bilgi veren hislere, ve zihninizdeki bulanıklığın farkındalığın berrak ışığına çözülmesi gerekecek. Bu sükunet, dinginlik ve geniş, açık alan gerektirecek, ve bu olmadan farkındalık ve konsantrasyon geliştirmek, çok ama çok zor.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://çıkışa giden yol"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Bunu yapabilmek için de çabalamayı, en azından ehil olmayan, bize yanılgımızın dikte ettiği çabayı bırakmamız, hatta durmamız, sakinleşmemiz, sessizleşmemiz gerekiyor. Gevşememiz, açılmamız, berraklaşmamız gerekiyor. Bedenimizde, kalbimizde, zihnimizde, olmakta olana dikkatlice bakabilmek için alan yaratmamız gerekiyor. Kendimizi, benliğimizi yapıştırdığımız gerginlikler, duygular ve düşüncelerle kendimiz arasında yaratacağımız <em>bir psikolojik alan</em> olmadan &quot;ben&quot;i, özneyi bu&quot; nesne&quot;lerden ayrıştırmak imkansız.</p>
<h4 id="adjq">Üç Değerli İlaç</h4>
<p>Bu üçüne, sükunet, dinginlik ve alan&#x27;a üç değerli ilaç deniyor. Sessizleştikçe, çabalamayı bırakıp sakinleştikçe, olanın olduğu gibi olmasına alan verdikçe, o alanın içinde dönüp de bedenimize, bedenimizdeki gerginliğe bakabiliyor, hatta ona içsel şefkat, merak ve farkındalıkla temas ettikçe, bu gerginliğin çözülmesine de yardımcı oluyoruz. Aynı şekilde kalbimizin hayal kırıklıklarına, yaralarına, hazmedilmemiş duyguların kalın kabuklarına anlayış ve şefkatle dokundukça kalbimizi kapatan, katılaştıran buzların da çözülmesini destekliyoruz bir yandan. Öte yandan zihnimizi kaplayan bulutlara da dokunuyoruz, onlara onlarla kendimizi bağdaştırmadan baktıkça, onlarla dokundukça bulutlar dağılıyor ve ardından farkındalığın berrak gökyüzü kendini göstermeye başlıyor.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://sükunet, dinginlik, alan"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Aslında bu şekilde yaptığımız bir şekilde çocukken ihtiyaç duyduğumuz ama bir şekilde alamadığımız o iki şeyi kendimize vermek: Alan ve Temas. Çünkü kendimize, şu anda olduğu şeye olduğu gibi olabilmesi için alan veriyoruz. Yargılamadan. Değiştirmeye çalışmadan. Düzeltmeye çabalamadan. Sadece şu anda ne oluyorsa, ne varsa, ne hissediliyorsa, ne oluyorsa onun olması için alan. Ancak bununla birlikte kendimizle bu olan şeyin arasındaki psikolojik alanın oluşmasına da müsaade ediyoruz. Bu hissedilenlerin için kendimizi kaybetmiyor, kendimizi onlarla kimliklendirmiyor, onlar olmuyoruz. Yani öfkenin, korkunun, kıskançlığın, endişenin, gerginliğin, acının, hazzın, neşenin içinde kaybolmuyoruz, öfke, korku, kıskançlık, endişe, gerginlik, acı, haz, neşe olmuyoruz. İçeride öfke var diyoruz. Korku hissediyorum diyoruz. Acı var şu an diyoruz. Neşenin içimizde doğmasını ve sona ermesini izliyoruz, ancak ona tutunmuyoruz. </p>
<p>Olan herseyin olmasına bu alan içinde izin veriyor ve onlara, deneyime, farkındalıkla temas ediyoruz. O zaman Welwood&#x27;un neden temas + alan = sevgi dediğini daha iyi anlamaya başlıyoruz.  <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp Programı</a>&#x27;nda katılımcılara sağlamaya çalıştığımız da işte bu: Kendimiz ve nasıl gerilip, kapanıp, bulandığımızı inceleyebilmek ve serbest bırakabilmek için böyle bir tarafsız, açık alan oluşturmak ve bu destekleyici alan içinde temas edilmesi gerekene temas edebilmemizi sağlayacak yapılar ve süreçler sağlamak. Bunun için de bedenle güçlü bir ilişki, kalpte açıklık, zihinde berraklık yaratan pratikler aktarmak, bunlara yatırım yapmak.</p>
<h4 id="c5tuk">Erdemin doğuşu</h4>
<p>Bunu yaptıkça ilginç bir şey oluyor. Zihnimiz daha da sakinleşmeye, bedenimiz daha da gevşemeye, kalbimiz daha da açılmaya başlıyor. Sükunetimiz artıyor, daha da dinginleşiyoruz, alan hissimiz genişliyor. Böyle oldukça olan herseye daha da derinden temas edebilir hale geliyoruz.</p>
<p>Bu sayede bu içsel sükuneti, dinginliği ve alan hissini tehdit edecek şeyleri hayatımızdan çıkarmak için karşı konulmaz bir itilim doğmaya başlıyor içimizde. Zihnimizi ve kalbimizi bulandıran, bizde gerginlik yaratan şeyler bu dinginlik ve sükunet içinde fazlaca gözümüze batmaya başlıyor. </p>
<p>Örneğin artık söylediğimiz büyük ve küçük yalanların bizim iç alanımızı nasıl dalgalandırdığını fark ediyoruz. Eskiden fark etmediğimiz kendimize ve başkalarına zarar verebilecek davranışları yapmak dayanılmaz hale geliyor. Zihnimizdeki olumsuz ve ehil olmayan düşünceleri fark ediyor ve durduruyoruz. Hayatımızı hazların ve geçici hırsların peşinden koşmaya adamanın nasıl bir huzursuzluk ve tatminsizlik yarattığını fark etmeye başlıyoruz. Bunların yerine koyacağımız iyi niyetin, şefkatin, tarafsız bir zihin halinin, ve sadece kendi çıkarımız için çabaladığımız ve başkalarını kıskandığımız bir ruh haline yerine diğerlerinin mutluluklarından keyif almanın nasıl bir içsel neşe, dinginlik ve mutluluk yarattığını fark ediyoruz. Bunlara yatırım yapmak bizim için kaçınılmaz hale geliyor. Bir anda &quot;erdem&quot; denen şeyin ne kadar keyifli bir şey olduğunu fark ediyor, belki de çok da çabalamadan &quot;erdemli&quot; hale geliyoruz.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg" /></picture><figcaption>Neyi besliyorsun?</figcaption></figure>
<p>Bu erdemlilik dönüyor ve içimizdeki sükunetin, dinginliğin, alan hissinin daha da artmasına yardımcı oluyor. Bu sükunet, dinginlik, alan, bedenimizin daha da gevşemesine, kalbimizin daha da açılmasına, zihnimizin daha da berraklaşmasına neden oluyor. Zihnimiz berraklaştıkça farkındalığımızı ve konsantrasyonumuzu geliştirmek kolaylaşmaya başlıyor. Meditasyonlarımız derinleşiyor. Zihnimiz, farkındalığımız, dikkatimiz onu kısıtlayan engellerden kurtuldukça daha çok şimdi ve buraya, ana çekiliyor. Bu sükunet, dinginlik ve alan içerisinde, farkındalığımızı ve konsantrasyonumuzu kendimize, olana, ben sandıklarımıza çevirmek, sorgulamak, tefekkür etmek daha da kolaylaşıyor. </p>
<h4 id="3q4ij">Yolun Başı</h4>
<p>Ve işte gerçek çalışma da ancak burada başlıyor&#8230; Kendimle, benle ilgili en temel hakikatin peşinde çıkacağım yolculuk, Kalp Yolu, işte burada başlıyor. Biz ancak durumumuzla ilgili temel ve doğru anlayışı edindiğimizde, buna uygun olarak doğru erdemi yaşamımızın merkezine koyduğumuzda, ve bu sayede doğru farkındalık ve konsantrasyonu geliştirdiğimizde, gerçek ve derinden mutluluğa doğru yolda ilerlemeye başlıyoruz. Umarım hepimiz bu yolu bulabiliriz.</p>
<p>Bu yola doğru ilerlemek için destekleyici alanı sağlayan ve teması fasilite eden bir çalışma içinde olmak için sizleri <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp  Programı</a>&#x27;na bekliyoruz.  </p>
<figure class="image regular "><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="güçlü beden açık kalp berrak zihin" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/suekunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey?id=120560238&type=2",title: "Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/">Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıdan sonsuza kadar nasıl kurtulabiliriz? (İpucu: içinde farkındalık var! 😉)</title>
		<link>https://marefidelis.com/farkindalik-beden-kalp-zihin-ozgurluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Oct 2019 08:56:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/farkindalik-beden-kalp-zihin-ozgurluk/</guid>

					<description><![CDATA[<p>...Bu sayede bedenimizle daha güçlü, daha derinden, daha destekleyici bir ilişki kuruyoruz. Sakinleşiyoruz. Gerginliklerimiz kendini bırakıyor. Gevşiyoruz. Bedenimize iyi davranmaya, onun bize verdiği sinyalleri dinlemeye başlıyoruz. Bedenimizin ve bedenimizi duyular yoluyla bize verdiği bilgilerin içinde farkındalıkla ve onun esiri de olmadan yaşamaya başlıyoruz... devamı yazıda...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/farkindalik-beden-kalp-zihin-ozgurluk/">Acıdan sonsuza kadar nasıl kurtulabiliriz? (İpucu: içinde farkındalık var! 😉)</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelin bir kaç yazıdır araştırdığımız, <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/" rel="noopener noreferrer">varoluşsal travmamızın</a> ve <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/bir-daha-yetersizlik-hissi-yasamamak/" rel="noopener noreferrer">eksik benliğimizin</a> üzerimizdeki, yaşamımızdaki, ilişkilerimizdeki, yani bedenimiz, kalbimiz ve zihnimiz üzerindeki etkilerine farkındalık getirelim. Getirelim ki, içimizdeki boşluğu &quot;anlam&quot;a, eksiklik hissini anlamaya ve gereksiz yükleri bırakmaya, keçi boynuzu tadı veren mutluluk &#8211; mutsuzluk döngüsünü kalıcı ve koşullardan bağımsız bir halinden memnuniyet haline dönüştürebilelim. En azından yola çıkalım, adım atalım.</p>
<h3 id="13r3g">Bedendeki hayalet&#8230;</h3>
<p>Şu anda durun ve bedeninize farkındalık getirin. Acaba herhangi bir gerginlik var mı?</p>
<p>Mesela çenenizi sıkıyor olabilir misiniz? Veya alnınızı kırıştırıyor veya kaşlarınızı çatıyorsunuz belki? </p>
<p>Omuzlarınız ne durumda? Ya elleriniz? Karnınızı içeri mi çekiyorsunuz? Kalçanızı kasıyor olabilir misiniz? Göğsünüz ne alemde? Ya bacaklarınız? Yoksa ayaklarınızı mı sallıyorsunuz?</p>
<p>Eğer siz de çoğumuz gibiyseniz, bedeninizde bir yerleri gerdiğinizi bulmuş olabilirsiniz. Bununla ilgili hiç farkındalık içinde bile olmayabilirsiniz. Hatta bu gerginlik o kadar tanıdık hale gelmiş, o kadar bedeninizde yer etmiş olabilir ki, bedeninizi bu şekilde taradığınızda bile sizden kendini gizler durumda olabilir. Ancak duruş bozuklukları, ara sıra ortaya çıkan veya kronik ağrılar, yorgunluklar halinde ipuçlarını fark ediyor olabilirsiniz bu gerginliğin. Sanki bu gerginlik, doğanızın, bedeninizin bir parçası, ikinci bedeniniz haline gelmiş olabilir.</p>
<p><strong>İşte bu yüzden buna &quot;Gerginlik Bedeni&quot; deniyor.</strong></p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_e97cbe502338c86209a571f0e43fe089_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_e97cbe502338c86209a571f0e43fe089_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_e97cbe502338c86209a571f0e43fe089_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_e97cbe502338c86209a571f0e43fe089_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Farkındalık ve beden" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_e97cbe502338c86209a571f0e43fe089_800.jpg" /></picture><figcaption>Bedenin ve duyuların içinde hapis kaldığı gerginliklerin farkında mısınız?</figcaption></figure>
<h3 id="acrc4"><strong>Gelelim kalbinize. Orada durumlar nasıl? </strong></h3>
<p>Yapılan araştırmalar, insanların çok büyük kazançlar yaşadıklarında da, çok büyük şanssızlıkların kurbanı olsalar da bir süre sonra yine bu olaylardan önceki ortalama mutluluk seviyelerine geri döndüklerini, bu ortalama duygu hallerinin sanki yerçekiminin havaya atılan bir elmayı yine yere düşmesini sağlaması gibi insanları da kendine geri çektiğini gösteriyor. </p>
<p>Sizin ağırlıklı ortalamanız ne? </p>
<p>Kalp bölgenize farkındalık getirin: Sizi kendi halinize bıraksak en fazla ne gibi duygular kaplar göğsünüzü? Kendinizi hangi duyguların esiri olarak buluyorsunuz tekrar tekrar? Sizin içsel yaşamınızın temel duyguları hangileri? </p>
<p>Duygu ve his ayrımını severim: Duygular her zaman geçmişle, geçmişin tamamlanmamış işleri ile alakalıdır. Geçmişte halledemediğimiz, hazmedemediğimiz konulara uzaktan yakından benzeyen durumlar, bizde aslında bugüne ait olmayan, bazen de hiç de duruma uymayan duyguları tetiklerler. Hisler ise bugünle ve bugünde olanlarla ilgili bedenin bize verdiği sinyaller, bilgilerdir. </p>
<p>Siz  geçmişten taşıdığınız hangi halledilmemiş meseleleri, hazmedilmemiş bu yüzden de katılaşmış duyguları taşıyorsunuz kalbinizde, genelde? Neler, ne gibi durumlar duygularınızın birden tetiklenmesine neden oluyor? Ve bu yeterince çiğnenmemiş, farkındalık ile bakılmamış, bu yüzden de hazmedilmemiş duyguların demirden gömleği içinde hapis bir kalp ile yaşamanın maliyeti ne?</p>
<p>Bu duygular o kadar kalıcı, o kadar ısrarcı oluyorlar ki kalbimizi esir alıyorlar, sanki bizim bedenimizin çevresinde bir ikinci beden haline geliyorlar. Kimse onlara da dokunmadan bize dokunamıyor.</p>
<p><strong>Bu yüzden &quot;Duygu Bedeni&quot; diye adlandırılıyorlar.</strong></p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_1dd94214350b0051e3149e4067b10abe_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_1dd94214350b0051e3149e4067b10abe_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_1dd94214350b0051e3149e4067b10abe_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_1dd94214350b0051e3149e4067b10abe_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="duygular ve farkındalık" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_1dd94214350b0051e3149e4067b10abe_800.jpg" /></picture><figcaption>Duygular, acı, ıstırap: Bugüne mi ait, yoksa geçmişe mi?</figcaption></figure>
<h3 id="dlnlm"><strong>Ya zihniniz? </strong></h3>
<p>Zihninizden geçen düşünceleri bir gün boyunca izleyin ve not alın. Muhtemelen hep aynı düşüncelerin geçtiğini, ve düşüncelerin de sanki bir kısır döngü gibi, dairesellik içerdiğini göreceksiniz. Göreceksiniz ki pek de bir orijinalliği yok düşüncelerinizin. Ve üstelik kendimizi en fazla tanımladığımız, en fazla ben yaptığımız düşüncelerin de çoğu zaman bizim kontrolümüzde olmadığını, çevremizde olanlarla tetiklendiğini ve sanki birbirine uç uca eklenmiş halkalardan oluşan bir zincir gibi her bir düşüncenin bir sonrakini doğurduğunu fark edeceksiniz. Bir inzivada banyoda kendimi &quot;Papa was a rolling stone!&quot; diye şarkı söylerken bulduğumda dönüp düşünce akımımı geriye doğru izlediğimde tüm o akışın, kaldığımız doğal ürünler de satan otelde kapıma bırakılmış olan ürün listesi ile başladığını görmüştüm. Oradan oraya nasıl geldim hiç sormayın!</p>
<p>Farkındalık şimdi bu alana çevrilsin: Sizin zihninizde hangi düşünceler dönüp duruyor? Nasıl bir akışla düşünceler birbirini takip ediyor? Kendinize neler derken buluyorsunuz kendinizi genellikle? Nasıl bir bulut zihninizi kaplamış bir şekilde yaşıyorsunuz genellikle? Bu bulutun, bu sisin rengi, yoğunluğu, tonu nasıl? Bu düşünceler sizi genellikle nasıl yönlendiriyor? Nasıl geriyor bedeninizi? Hangi duyguların nedeni bu düşünceler genellikle? </p>
<p>Ve farkında mısınız, bu tekrar eden düşünceler, bu ardı arkası kesilmeyen ve pek de değişmeyen mental aktivite de katılaşmış, sabitleşmiş, bedene bürünmüş durumda.</p>
<p><strong>Buna da &quot;Mental Beden&quot; diyorlar.</strong></p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5aae96be3bdcc3bc40d4fd765be84315_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5aae96be3bdcc3bc40d4fd765be84315_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5aae96be3bdcc3bc40d4fd765be84315_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5aae96be3bdcc3bc40d4fd765be84315_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="ne düşündüğünün farkındalığında mısın" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5aae96be3bdcc3bc40d4fd765be84315_800.jpg" /></picture><figcaption>Düşün, taşın, ne hale gelir işin?</figcaption></figure>
<h3 id="987cj">Samsara&#x27;nın Haritası</h3>
<p>İşte bu üçü, gerilim bedeni, duygu bedeni, mental beden, bir kaç yazıdır bahsettiğim o <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/" rel="noopener noreferrer">varoluşsal travmamızla</a> ve <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/bir-daha-yetersizlik-hissi-yasamamak/" rel="noopener noreferrer">eksik benlikle</a> besleniyorlar. Biz aslında doyurulamayacak açlıklar peşinde koştukça, tatmin edilemeyecek duyguları tatmin etmeye çalıştıkça, çözülemeyecek problemleri çözmeye çalıştıkça, bedenimizde, kalbimizde, zihnimizde kendilerine yer buluyorlar ve bizi duyularımızdan, hislerimizden, farkındalığımızdan koparıyorlar. </p>
<p>Eksikliği tamamlayamaz ve açlığı doyuramazsınız, çünkü tamamen bir kurgu üzerine kurulu.</p>
<p>Duyguları tatmin edemezsiniz, çünkü bugüne ait değiller.</p>
<p>Problemleri düşünerek çözemezsiniz, çünkü gerçek değiller, tamamen bir yanlış anlamadan kaynaklanıyorlar.</p>
<p>Kendinizde eksik gördüğünüzü tamamlamaya, açlığınızı gidermeye, duygularınızı tatmin etmeye, problemlerinizi düşünerek çözmeye çalışmak, sanki bir bataklıkta çırpınmak gibi, bizi daha da içlerine çekiyor, daha da fazla ıstırap çekmemize neden oluyor. </p>
<p>Bu yüzden de bu üçünün birlikteliğine <strong>&quot;Samsara Bedeni&quot;</strong> adı veriliyor. Samsara bazı kadim öğretilerde anlatılan cehalet, açgözlülük ve öfke ile koşullu, delüzyon dünyası. Yani içinde yaşadığımız bu dünya. Bu beden. Bu kalp. Bu zihin. Buna Eckhart Tolle &quot;Acı Bedeni&quot; diyor. Belki travma bedeni, yanlış anlama bedeni, cehalet bedeni, kurgu bedeni gibi isimler de takabilirdik.</p>
<h3 id="buoe7">Çıkış Yolu</h3>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c06b396fe9f89e3a7c13e979cf01f87b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c06b396fe9f89e3a7c13e979cf01f87b_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c06b396fe9f89e3a7c13e979cf01f87b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c06b396fe9f89e3a7c13e979cf01f87b_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c06b396fe9f89e3a7c13e979cf01f87b_800.jpg" /></picture><figcaption>Çıkışlar bu taraftan&#8230;</figcaption></figure>
<p>Ama buna mahkum değiliz aslında. </p>
<p>Çıkış yolları var. Sadece bizim sandığımız yerde değiller.</p>
<p>Ünlü meditasyon hocası Joseph Goldstein, &quot;çıkışa giden yol, korktuğunuz şeyin içinden geçiyor&quot; diyor. O yüzden de bu bataklıktan çıkmak için çırpınmak yerine durmak, sakinleşmek ve gevşemek, zihindeki bitmez düşünceleri sessizleştirmek ve olana, olmakta olana alan vermek gerekiyor. </p>
<p>Bu üçü,<strong> Sessizlik</strong>, <strong>Hareketsiz sakinlik</strong> ve <strong>Alan</strong>, &quot;üç değerli ilaç&quot; olarak adlandırılıyor. Bu üç ilaç içimizdeki yanlış anlamayı ve gerçeğin doğası hakkındaki cehaleti olduğu gibi görmemize imkan veriyor çünkü&#8230; </p>
<p>Bu sayede iyileşmeye, şifalanmaya başlıyoruz. </p>
<p>Bu sayede bedenimizle daha güçlü, daha derinden, daha destekleyici bir ilişki kuruyoruz. Sakinleşiyoruz. Gerginliklerimiz kendini bırakıyor. Gevşiyoruz. Bedenimize iyi davranmaya, onun bize verdiği sinyalleri dinlemeye başlıyoruz. Bedenimizin ve bedenimizi duyular yoluyla bize verdiği bilgilerin içinde farkındalıkla ve onun esiri de olmadan yaşamaya başlıyoruz. </p>
<h4 id="29phe">Gerginlik bedeni, yavaş yavaş &quot;Duyu Bedeni&quot;ne dönüşüyor.</h4>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c9aeef0ac05384a07e7e7a675d01ad8c_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c9aeef0ac05384a07e7e7a675d01ad8c_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c9aeef0ac05384a07e7e7a675d01ad8c_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c9aeef0ac05384a07e7e7a675d01ad8c_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="autumn" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c9aeef0ac05384a07e7e7a675d01ad8c_800.jpg" /></picture><figcaption>Duyuların içinde ve onun farkındalığı içinde yaşamak&#8230;</figcaption></figure>
<p>Kalbimizdeki halledilmemiş duygulara alan veriyoruz ve sakince dönüp bakıyoruz. Artık öfke, korku, utanç, endişe gibi duygular ortaya çıkınca tüm psikolojik alanımızı kaplamıyor, yani sadece öfke, sadece korku, sadece utanç olmuyoruz. Farkındalık ile bakıyor, şu anda içimde öfke var diyoruz sakince, ve dönüp inceliyoruz bu duyguları. Bu sayede onları &quot;çiğniyor&quot; ve hazmediyoruz. Kalbimiz rahatlıyor, sakinleşiyor, gevşiyor, açılıyor. Hatta derinleşiyor. Derinleştikçe geçmişin duygularındansa olmakta olanla ilgili önemli bilgiler içeren hisleri fark ediyoruz. Hani bazen bir kişiyle yürüyen sancılı ilişkimiz bittiğinde veya sonunda belalı çalışanımız işten kendisi ayrıldığında durup da deriz ya &quot;ya biliyordum aslında bunun yürümeyeceğini, içimde bunu hissediyordum baştan beri, ama göz ardı ettim&quot;, artık göz ardı etmez hale geliyoruz bu hisleri. </p>
<h4 id="aj51s">Duygu bedeni, yavaş yavaş &quot;His Bedeni&quot; dönüşüyor.</h4>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2de248d6bef4d993da016f6933e56332_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2de248d6bef4d993da016f6933e56332_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2de248d6bef4d993da016f6933e56332_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2de248d6bef4d993da016f6933e56332_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_2de248d6bef4d993da016f6933e56332_800.jpg" /></picture><figcaption>Hislerin bilgeliği size eylemlerinizle ilgili ne gibi bir yol gösteriyor?</figcaption></figure>
<p>Bu hisleri bir bilgi kaynağı ve yol gösterici olarak duyularımızın yanına ekleyince fark ediyoruz ki bunlar bizi açlığı besleyene, hırsa, hasete değil de çoğu zaman doğru olana, erdemli olana, vicdanımızı rahat tutana, bizi esen tutana, huzura yönlendiriyor.</p>
<p>Böyle olunca da zihnimiz de sakinleşmeye başlıyor. Tekrar eden düşünceleri sahiplenmeden gözlemler duruma geliyoruz. Biz onlara dönüp de baktıkça, onlarla kavga etmeden ve onlara da tutunmadan onlara alan verdikçe fark ediyoruz ki bulutlar gibi geliyorlar, bir süre kalıyorlar, sonra geçiyorlar. Farkındalık arttıkça düşünceleri oldukları gibi, sadece birer düşünce olarak görmeye başlıyoruz. Anlattıklarının da gerçek değil, sadece gerçeklik hakkında birer hikaye olduğunu anlıyoruz. Böyle olunca zihnimiz iyice sakinleşiyor, sessizleşiyor. Fark ediyoruz ki bulutların ardında uçsuz bucaksız, engin, renksiz, tarafsız, şeffaf ve berrak bir gökyüzünün olması gibi bizim de düşüncelerimizin altında aynı şekilde uçsuz bucaksız, engin, renksiz, tarafsız, şeffaf ve berrak bir farkındalık var. Ve nasıl bulutlar gökyüzünü kaplasa bile gökyüzüne bulaşamaz, onu değiştiremez, onu olduğundan farklı bir şeye dönüştüremezlerse, bizim zihnimizin gerçek doğası olan farkındalığımızı da düşünceler kaplasa bile, farkındalığa bulaşamaz, onu değiştiremez, onu olduğundan farklı bir şeye dönüştüremezler. O berrak, her zaman tarafsız, her zaman engin farkındalıktır. </p>
<h4 id="5oktf">Böylece, bunu fark ettikçe, zihnimiz sakinleştikçe, mental beden, yavaş yavaş &quot;Farkındalık Bedeni&quot;ne dönüşüyor.</h4>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_72174f480cc88ea5022d2d272c880c94_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_72174f480cc88ea5022d2d272c880c94_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_72174f480cc88ea5022d2d272c880c94_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_72174f480cc88ea5022d2d272c880c94_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Sunset over beach" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_72174f480cc88ea5022d2d272c880c94_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/@envisual" rel="noopener noreferrer">Charlie Hang</a> | Source: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Bu üçünün birlikteliği ister istemez olaylara ve olgulara daha duru bir gözle, daha tarafsızca, tutunmadan, güçlü, açık ve berrak bir biçimde, olanı olduğu gibi görerek bakmamıza neden olmaya başlar. </p>
<h4 id="birnu"><strong>Bu yüzden belki de bu birlikteliğe &quot;Bilgelik Bedeni&quot; deniyor.</strong></h4>
<p>Ve fark edeceğiniz gibi Samsara Bedeni ve Bilgelik Bedeni, bir ve aynı. Yani samsara ve nirvana, bir ve aynı. Aralarındaki tek fark cehaletin ve yanlış anlamanın ortadan kalkması.</p>
<p>İşte yolumuz bu. Yürümeye çalıştığımız, adım atmaya çalıştığımız yol bu. </p>
<h4 id="5ltfd"><strong>Aynı şekilde <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp Programı</a> da bu yolda yürümeye başlamak için bir basamak olmayı amaçlıyor. </strong></h4>
<p>Bu basamağı kullanarak ister bu programda öğrendiğiniz teknikleri yaşamınızı daha güzel ve anlamlı hale getirmek için alet çantanıza ekleyebilirsiniz, isterseniz de program sonrasında <strong>Kalp Yolu</strong> olarak adlandırılan kadim bilgelik yolunda ilerlemek için siz de benim gibi yola koyulabilirsiniz. Bu programla ilgili daha detaylı bilgilere <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.</a></p>
<figure class="image regular"><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x628-layout498-farkindalik-beden-kalp-1epeaf1_2c78b93375ba890199d9b00a8b3b3fbd_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x628-layout498-farkindalik-beden-kalp-1epeaf1_2c78b93375ba890199d9b00a8b3b3fbd_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x628-layout498-farkindalik-beden-kalp-1epeaf1_2c78b93375ba890199d9b00a8b3b3fbd_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Geçen yıl Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp üzerine 4 yazılık bir seri yazmıştım. Bu yazılar daha önce yazılmış olsa da aslında sırası bu yazıdan sonraya düşüyor. Çünkü bu yazılar bu samsara bedeniyle yaşamanın yarattığı kopukluğu, ve bu kopukluktan kurtulup da bilgelik bedenine Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp yoluyla nasıl ulaşabileceğimizi anlatıyor. Bu yazılara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:</p>
<p><a   href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/">Yaşamı Bir Kutlama Olarak Yaşamanın Olmazsa Olmaz 3 Parçası…</a></p>
<p><a   href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim/">Bedenle Farkındalık İçeren Güçlü Bir İlişki Geliştirmenin 6 Adımı</a></p>
<p><a   href="https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/">Olanı Olduğu Gibi Gören, Berrak Bir Zihin Geliştirmek İçin 4 Öneri.</a></p>
<p><a   href="https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/">Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç… Pratik Öneriler</a></p>
<p>Yakında yeni yazılarda görüşmek üzere.</p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/farkindalik-beden-kalp-zihin-ozgurluk?id=968666321&type=2",title: "Acıdan sonsuza kadar nasıl kurtulabiliriz? (İpucu: içinde farkındalık var! 😉)",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/farkindalik-beden-kalp-zihin-ozgurluk/">Acıdan sonsuza kadar nasıl kurtulabiliriz? (İpucu: içinde farkındalık var! 😉)</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varoluşsal Acımızın Temel Kaynağı</title>
		<link>https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Sep 2019 05:01:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>...Ancak bu fazla gelişmiş beynin bir diğer kapasitesi de kendini bilebilmek ve kendi varlığının farkında olabilmek. Ve bunun birtakım sonuçları var. Çocuk sadece korunmasız ve çıplak doğmuyor, aynı zamanda tanımsız, hatta sınırsız da doğuyor. Düşünsenize bir bebeğe kim olduğunu söyleyebilecek, bu ben – bu ben değil’i ayırt edebilmesine yardımcı olacak ne var? ...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/">Varoluşsal Acımızın Temel Kaynağı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Temel varoluş halimiz olgularla, olanla, olmakta olanla bitmez tükenmez bir mücadele.</p>
<p>Bunun soyumuz açısından faydaları azımsanamaz. Şu anda çevrenizde gördüğünüz ve medeniyetimizin ürünü olan hemen her şey tamamen çıplak, korumasız ve tek başına hayatta kalma becerileri yeterince gelişmemiş doğan, ve hayatta kalmak için aşırı gelişmiş beyninden ve zihinsel kapasitelerinden başka bir becerisi olmayan insanın bu bahsettiğim koşullara olan tepkisi, direnci ve mücadelesi sayesinde var belki de. </p>
<p>Ancak bu fazla gelişmiş beynin bir diğer kapasitesi de kendini bilebilmek ve kendi varlığının farkında olabilmek. Ve bunun birtakım sonuçları var. Çocuk sadece korunmasız ve çıplak doğmuyor, aynı zamanda tanımsız, hatta sınırsız da doğuyor. Düşünsenize bir bebeğe kim olduğunu söyleyebilecek, bu ben – bu ben değil’i ayırt edebilmesine yardımcı olacak ne var? Bir bebeğin olabileceklerini ve olamayacaklarını sınırlayan, tanımlayan ne olabilir ki? Bebek sadece, basit bir şekilde var olmakta; ve ne olduğunun, olabileceğinin hiçbir sınırı, hiç bir tanımı aslında yok. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_98b09725bec782da1819a0c5a59b0726_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_98b09725bec782da1819a0c5a59b0726_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_98b09725bec782da1819a0c5a59b0726_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_98b09725bec782da1819a0c5a59b0726_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Evening paddleboarding" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_98b09725bec782da1819a0c5a59b0726_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/@gregoirehervebazin" rel="noopener noreferrer">Grégoire Hervé-Bazin</a> | Source: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<h3 id="7o25l">Tanımsızlığın sınırsızlığı</h3>
<p>Bunun böyle olduğunu, geçen hafta birlikte eğitim verdiğimiz Sinan Canan’ın da aktardığı “feral çocuklar” – yani hayvanlar tarafından büyütülen çocuk örnekleri kanıtlıyor. Bu hayvanlar tarafından evlat edilip büyütülen bebekler aynen onları büyüten hayvanları örnekliyorlar, onlar gibi davranıyorlar, hatta bir şekilde varoluşsal olarak o hayvanlarla aynı oluyorlar. Tekrar insan cemiyetine katılmaları sağlanabilse bile belli bir yaştan sonra insan davranışları artık öğretilemiyor bu feral çocuklara. Yani bebeğin bırak kim olduğunu, ne olduğunu bile anlatan, kendiliğinden bir şey yok. </p>
<p>Bu yeni doğmuş ve varoluşsal algısı olan bir varlık için çok korkutucu, çok kaygı verici diyor John Welwood, ve bu durum karşısında bebek korkuyla kendini daraltıyor, kısıtlıyor, bazı tanımlara, bir şeylere tutunmaya çalışıyor, bazı şeylere ve tanımlara bunlar ben diyor. Diğer bazı şeyleri de bunlar ben değil, bunlar ben sınırım dışında olarak kabul ediyor. Çoğu zaman da bu tanımlar kendisini ilişkilendirdiği çevreden aldığı, o çevre tarafından kendisine aynalanan şeyler oluyor doğal olarak. Ve bu koyduğumuz tanımlar, hayattaki ilk travmalarımızı, “varoluşsal travmamızı” oluşturuyor. Bu kendini bilmenin büyük korkusuna biz kendimizi sınırsızlıktan, varoluşun sonsuz potansiyel alanından, dar bir alana, aslında var olmayan bir tanımlar kısıtlamasına sıkıştırarak, kendimizi küçülterek tepki veriyor, sınırsız ve tanımsız bir şekilde var olmanın temel korkutuculuğu ile bu sayede başa çıkıyoruz. </p>
<h3 id="3ntj3">Adem ve Havva&#x27;nın Varoluşsal Travması</h3>
<p>Düşünürseniz belki de tek tanrılı dinlerin kutsal kitaplarındaki cennetten kovulma hikayesi bile bu durumu metaforik anlatıyor. Genesis’te ve benzer metinlerde Adem ve Havva cennette tamamen Tanrının iradesine tabi, var olan hiçbir şeyden kendilerini ayrı görmeden, hiç bir şeyi iyi veya kötü diyerek ayırmadan, bu sayede de mutlu mesut yaşamaktadırlar bildiğiniz gibi. Yedikleri önlerinde, yemedikleri artlarında. Sadece iki meyvenin ağacı yasaktır onlara. Biri yaşam ağacı, diğeri ise bilgelik ağacı. İnsana tapmayı reddeden Şeytan, aslında çok sevdiği Tanrı’sına insanın ne mal olduğunu gösterebilmek için yılan kılığında cennete girer ve yasak ağacın meyvesini yemeğe ikna eder Havva’yı. O meyveyi yiyince Havva birden kendini bilir. </p>
<p>Havva her kendini geliştirmiş kadının erkeğinin uykuda olmasına dayanamadığı gibi Adem’in de meyveden yemesini sağlar. Bu sayede her ikisi de artık kendilerinin, varoluşlarının farkına varırlar. Kendi bireysel varoluşlarına uyandıklarında çıplak olduklarını fark ederler ve utanırlar. Yani olan her şeyden, bütünden, zihnin öz doğasından ayrı düştüklerinde ne kadar korumasız, ne kadar zayıf, ne kadar çıplak olduklarını fark ederler ve kendilerini ayırdıkları bütünlüğün muazzamlığı karşısında tekil varoluşlarından utanırlar.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/v4mkpbd70x7bkvc7mqvu_26a4c3e5c8ffcc014a0a1042b042a6c1_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/v4mkpbd70x7bkvc7mqvu_26a4c3e5c8ffcc014a0a1042b042a6c1_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/v4mkpbd70x7bkvc7mqvu_26a4c3e5c8ffcc014a0a1042b042a6c1_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/v4mkpbd70x7bkvc7mqvu_26a4c3e5c8ffcc014a0a1042b042a6c1_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/v4mkpbd70x7bkvc7mqvu_26a4c3e5c8ffcc014a0a1042b042a6c1_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Çok gecikmeden Tanrı da fark eder yasak ağacın meyvesini yediklerini, ve der ki, artık cennette kalamazsınız. Bu sınırsız, tanımların olmadığı, külli iradenin bir parçası olduğunuz, kendi varlığınızı var olan diğer her şeyden, yani zihnin gerçek ve sınırsız doğasından,  yani aslında benim varlığımdan farklı olarak görmediğiniz bu yerde, bu varoluş halinde artık kalamazsınız. Çünkü artık kendinizi biliyorsunuz ve kendinizi benden ve var olan diğer her şeyden ayrı görüyorsunuz. Ve Külli iradeden kendinizi ayırıp cüzi iradeyi sahiplendiniz, yani artık “ben – ben değil”i, doğru ve yanlış kavramlarını, dualiteyi yarattınız kendi zihniniz içinde. Hiçlikten koptunuz ve kendinizi var ettiniz. Birlikten koptunuz ve ayrı birer birey oldunuz. Cennette benden kendinizi ayrı görerek kalamazsınız. </p>
<p>Onun için gelin sizi dünyaya alalım, hoş orası da cennet gibi bir yer, ama onu ve içindeki her şeyi ve herkesi kendinizden ayrı, kendi öznelliğinizin dışında göreceğiniz, onların da bir özne olduğunu fark etmeyeceğiniz için onlardan korkacak, onları nesneye çevirecek, ve bu nedenle direnecek, değiştirmeye çalışacak, kavga edecek, kullanacak ve bozacaksınız. Yani kendinizi mutlu etmeye çalışırken hep mutsuzluk yaratacaksınız. Eğer bir gün, belki bu sefer kendi özgür iradenizle, kendi öz varlığınızı hatırlarsanız, zihninizin doğasını fark edebilirseniz, kendinizle aranızdaki tüm yanılsamaları terk edebilirseniz, özgür iradenizi, varlığınızı, “kendi”nizi asıl olduğunuz şeye ulaşabilmek için “kurban” edebilirseniz, o zaman belki bu cüzi varoluşunuza ölür, Nirvana’da, varlığın gerçek doğasında, cennette tekrar doğabilirsiniz. Ve ancak o zaman yaşam ağacının meyvesinden yemenize müsaade edebilirim.</p>
<h3 id="ct579">Anlamı olmayan bir hikaye</h3>
<p>İşte bu nedenle bu ilk travma, yani bizim kendimizi bilme yetimizin karşısındaki büyük korku sonucunda oluşturduğumuz tanımlar belki de bizi en fazla kısıtlayan, en fazla canımızı yakan, en fazla ızdırap çekmemize neden olan şeyler, ve bunları göremiyoruz bile. Çünkü bunları, bu tanımlar, erkek – kadın olmak, Türk – Kürt – İngiliz – Çinli olmak, hatta İnsan olmak bile öğrenilmişken bunları öznemiz, kendimiz sanıyoruz. Özne, kendi özneliğini göremediği için de bu tanımların aslında birer nesne olduğu, hatta gerçekte, kendi taraflarından var olmadıkları, adı üzerinde içi boş birer tanım oldukları bile görülemiyor. Bu nedenle de bu tanımlar, ve bu olmayan şeylere sıkıca tutunmamız dünyadaki çektiğimiz acının temel kaynağı. Ancak bu kim olduğumuzla ilgili hikayemiz, adı üzerinde, sadece bir hikaye.</p>
<p>Lady Macbeth&#x27;in ağzından Shakespeare&#x27;in de dediği gibi:</p>
<blockquote><p>Erdeminin ve onurunun mezarı olan <strong>bu yaşam</strong>, yürüyen bir gölgeden başka bir şey değil; sahnedeki zamanını zorlukla ayakta durarak ve yakınarak geçiren, ve sonra adı bir daha duyulmayacak zavallı bir oyuncu: <strong>bir aptal tarafından anlatılan, gürültü ve hiddet dolu bir hikaye, hiç bir anlamı yok</strong>.</p></blockquote>
<p>Ve bu travma için anne babamıza bile ihtiyacımız yok. Yani var da, onların hata yapmasına gerek yok, mükemmel bir anne baba olsalar bile, bu travmayı kaçınılmaz olarak yaşıyoruz ve eğer kendimize müsaade edersek bu varoluşsal kopuşu, varoluşsal acıyı, ben aslında kimim sorusunun yanıtını bilememeyi, ben sandığım şeylerin ve kendimi ilişkilendirdiğim şeylerin boşluğunu derinlerde bir yerde hissediyoruz. Buna felsefeciler angst veya varoluşsal ıstırap, Buddha dukkha diyor.</p>
<h3 id="99n">Tanımları bırakırsak ne olur?</h3>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_f3ff5555078cc64ca2a98776ed8946e1_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_f3ff5555078cc64ca2a98776ed8946e1_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_f3ff5555078cc64ca2a98776ed8946e1_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_f3ff5555078cc64ca2a98776ed8946e1_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_f3ff5555078cc64ca2a98776ed8946e1_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/@rodlong" rel="noopener noreferrer">Rod Long</a> | Source: <a target="_blank"  href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Bundan birkaç yıl önce bir danışanımla onu kısıtlayan, sıkıştıran tanımlarından bahsederken (ki o çektiği acının kaynağı olarak onu kullanan diğer kişileri görüyor ve suçluyordu – siz o tanımlarınıza tutunmasanız, bir başkasının sizin üzerinizde nasıl herhangi bir gücü olabilir?), şu soruyu sormuştum: </p>
<p>&quot;Şu anda senin benlik hissini almadan, farkındalığını almadan, aklını almadan, seni özünde sen yapan şeyleri almadan hafızanı, tüm öğrendiklerini, tüm tanımlarını silsek, bunları unutmanı sağlasak, acaba ne olurdu?&quot;</p>
<p>Bir iki saniye bu sorunun yanıtını düşünün. </p>
<p>Danışanımın gözleri parlayarak “o zaman yapabileceklerimin hiçbir sınırı olmazdı ki” demişti. Tabi bu cümleyi kurar kurmaz büyük bir korkuya kapılmıştı.</p>
<p>Aynen öyle. Bu tanımlar bizi bir yandan varoluşsal olarak kısıtlarken, bir yandan da olgular, eylemler, sonuçlar dünyasında da kısıtlıyor. Farkında bile olmadan mutsuz ediyor, yaşamımızı ıstıraba çeviriyor.</p>
<p>Ve dediğimiz gibi bunun için anne babanıza ihtiyaç yok. </p>
<p>Kadim öğretiler, ister Budizm, ister tasavvuf yolu, ister başka yollar olsun, hep bu varoluşsal ıstıraptan kurtulmanın yollarından bahsediyor. Bunun yolu olarak da hepsinin söylediği temel bir yöntem var: Kendini bil. </p>
<p>Ancak bu o kadar kolay değil. Nedenlerinden ve çıkış yollarından gelecek yazılarımızda ve videolarımızda bahsedeceğiz. <a target="_blank"  href="https://youtu.be/faJn5AVnH7Q" rel="noopener noreferrer">Bu arada bu yazıya dayanan videomuzu izlemek ve YouTube kanalımıza abone olmak için tıklayınız: https://youtu.be/faJn5AVnH7Q</a></p>
<p>Bu bizi kısıtlayan hikayenin boyunduruğundan kurtulmaya çalışmaya başlamak istiyorsanız, sizi 1 &#8211; 3 Kasım&#x27;da gerçekleşecek Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp çalışmasına bekliyoruz. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Bu çalışma ile ilgili detaylı bilgilere buraya veya aşağıdaki görsele tıklayarak ulaşabilirsiniz.</a></p>
<figure class="image regular"><a   href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/"><picture style=""><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-farkindalik-kalp-beden-1eooue1_840f802afdd59bbde62c836a079f5e95_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-farkindalik-kalp-beden-1eooue1_840f802afdd59bbde62c836a079f5e95_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://images.storychief.com/account_2375/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-farkindalik-kalp-beden-1eooue1_840f802afdd59bbde62c836a079f5e95_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/varolussal-acimizin-temel-kaynagi?id=69843805&type=2",title: "Varoluşsal Acımızın Temel Kaynağı",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/varolussal-acimizin-temel-kaynagi/">Varoluşsal Acımızın Temel Kaynağı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç&#8230; Pratik Öneriler</title>
		<link>https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Nov 2018 05:02:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz özgürlük isterken, onun peşinde koşarken, temelde asıl arzu ettiğimiz, özlemi ile yanıp tutuştuğumuz şey sanki  “kalbimizin özgürlüğü” imiş gibi geliyor bana, ne dersiniz? Berrak bir zihinle olguları oldukları gibi görmeyi becerebilirsek ve bedenimizle kavga etmeden onun içinde, şimdi ve burada, tüm duygularımızla onlardan korkmadan ve onların esiri olmadan yaşamayı becerebilirsek, artık hayatın ve zamanın getirdiklerinin canımızı yakması korkusu ile kalbimizi kapatmaya gerek duymadan, bu sayede tam anlamıyla, bütünlük içinde, ve belki de ilk defa halimizden memnun bir halde yaşayabileceğiz.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/">Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç&#8230; Pratik Öneriler</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><a   href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp</a></em> <em>yazı dizimize devam ediyoruz.</em> Nasıl kendimizden koptuğumuzu ve bundan kurtulmanın ilk iki adımını içeren ilk<em> üç yazıya</em> <em><a   href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">buraya</a>,</em> <em><a   href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim">buraya</a>, ve <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/">buraya</a></em> <em>tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu yazıda bedenin güçlü kaidesine yaslanarak ve berrak, uçsuz bucaksız zihnimizin yarattığı geniş alanın ferahlığı içinde kalbimizle nasıl farkındalık içeren açık bir ilişki kurabileceğimizi tartışacağız. <strong>Ayrıca siz de bu yazı dizisinde paylaştığım konular üzerinde çalışmak, bedeninizle güçlü bir ilişki kurmak, berrak bir zihin geliştirmek ve bu yazıda bahsedeceğim gibi kalbinizi kendinize ve olan her şeye açmak isterseniz, bu temel prensipler ve yaklaşımlara dayanan Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp Programı&#x27;na<a   href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/"> </a>katılmaya davet ediyorum. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/">Bundan sonraki ilk program 11 &#8211; 12 &#8211; 13 Ocak&#x27;ta başlıyor, buraya tıklayarak daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.</a> </strong>Hadi şimdi yazıya geçelim</em></p>
<p>Eğer bu yolda en azından bir iki adım yürümeye çabaladıysanız, bunun ne kadar çaba gerektiren, ne kadar kararlılık gerektiren bir şey olduğunu bileceksiniz. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/">Kopuğun kulübesi</a> çok çekici. </p>
<p>Çünkü Kopuk’un kulübesi kalbimizin çevresinde ördüğümüz koruma duvarlarının ardında. Belki biz kalbimizi &quot;kopuk&quot;layıp kendi içine saklıyoruzdur. Bu yüzden belki de ne oluyorsa onu doğrudan ve kaçmadan, farkındalık içinde, tüm kalbimizle, ve tüm lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşamaktan koparıyoruzdur kendimizi. Çünkü çok çekici yaşamla olduğu şekilde yüzleşmektense gözümüzün önündeki olgularla ve kendimizle bağlantıyı koparıvermek, ve bu sayede geçici de olsa acı hissetmemeye çalışmak.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8DBE4621-B69B-4524-B9BB-D0630FE559BC_b757d3069938762220e4d4ac284197cf_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8DBE4621-B69B-4524-B9BB-D0630FE559BC_b757d3069938762220e4d4ac284197cf_800.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Farkındalık" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8DBE4621-B69B-4524-B9BB-D0630FE559BC_b757d3069938762220e4d4ac284197cf_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Bu kadar zorsa eğer farkındalık içinde kalmak, bedenin içinde yaşamak, bir yandan da berrak biz zihin geliştirmek&#8230;  Neden böyle bir şey yapalım ki? </p>
<h3>Farkındalık ve Kalbin Özgürlüğü&#8230;</h3>
<p>Farkındalık geliştirmek ve bu sayede beden ve düşüncelerin tahakkümünden kurtulmak, bizi o özlemini çektiğimiz özgürlüğe doğru taşıyacak çünkü. Biz özgürlük isterken, onun peşinde koşarken, temelde asıl arzu ettiğimiz, özlemi ile yanıp tutuştuğumuz şey sanki  “kalbimizin özgürlüğü” imiş gibi geliyor bana, ne dersiniz? Çünkü gerçeklerle, olgularla ve deneyimle seçerek temasımızı kesemiyoruz, sadece olumsuz duygulardan kopamıyoruz. Kopunca bu olumsuz duygularla beraber en güzel duygu ve deneyimlere de kapatıyoruz kendimizi. Berrak bir zihinle olguları oldukları gibi görmeyi becerebilirsek ve bedenimizle kavga etmeden onun içinde, şimdi ve burada, tüm duygularımızla onlardan korkmadan ve onların esiri olmadan yaşamayı becerebilirsek, artık hayatın ve zamanın getirdiklerinin canımızı yakması korkusu ile kalbimizi kapatmaya gerek duymadan, bu sayede tam anlamıyla, bütünlük içinde, ve belki de ilk defa halimizden memnun bir halde yaşayabileceğiz. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Hayatın tadını çıkarmak" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Peki, böyle açık, bu nedenle de özgür bir kalp geliştirmek ne demek? Bunun yolları neler?  Bu konuya nasıl daha fazla farkındalık getirebiliriz? İşte bir zor soru daha. Bu da diğerleri gibi ömür boyu sürecek bir süreç, ve hakkında yazılacaklar ne kadar çok olsa da, yazılar sadece beyaz zemin üzerinde kara lekeler&#8230; Onun için sadece uygulama, sadece yaşantı bizi ileri götürecek. Başlangıç olarak bedenle güçlü bir ilişki kurarak, ve berrak bir zihin geliştirerek. Ve kalbinizi açmak için çalışmak, bedenle olan ilişkinizi geliştirecek ve zihninizin berraklığını arttıracak. </p>
<p>Bu zemine dayanarak işte yapabileceğimiz farkındalık temeline dayanan bir kaç uygulama:</p>
<h3>İçindeki kopuk tarafınla doğrudan ilişki kur</h3>
<p>İçimizdeki kopuğu görüp de ondan hoşlanmadığımızda, onun kulübesinde saklanmasını fark edip de bu bizim kendimizle ilgili standartlarımıza uymadığında, bu sefer dönüp o kopuk tarafımızla savaşmaya başlıyoruz. Aynen bir sokak köpeğini kovar gibi, ona &quot;hoşşşt!&quot; diyoruz, &quot;defol buradan!&quot; diye bağırıyoruz, hatta tekmeliyoruz onu. Ancak kaçırdığımız şey, zaten bizi o kopuğun kulübesine hapis eden davranışların aynısını tekrarlıyor olduğumuz. Zaten canımızı acıtan, bizi rahatsız eden, korkutan, kabul edemediğimiz şeylerle doğrudan yüzleşmediğimiz, onları hissetmekten ve görmekten korktuğumuz için Kopuk&#x27;un kulübesinde bulmadık mı kendimizi? O yüzden kendimize daha da vurdukça, kovdukça, dövdükçe içimizdeki kopuk daha da büyüyecek, daha da kapsayacak ortalığı. Veya bazen yaptığımız gibi, dönüp ona bakmazsak ortadan kaybolur belki diye umdukça, sanki orada değilmiş gibi davrandıkça, yüzümüze sahte bir gülümseme, davranışlarımıza sahte ve abartılı bir enerji ekledikçe daha da semirecek Kopuk.</p>
<p>Onun için yapmamız gereken, hele niyetimiz, olan her şeye kalbimizi açmaksa, ve olan her şeyle olduğu gibi birlikte olabilecek kadar güçlü bir beden, berrak bir zihin ve açık bir kalp geliştirmekse, o zaman işe belki de içimizdeki Kopuk&#x27;tan başlamamız iyi bir fikir olabilir ne dersiniz? Belki önce kendi kopukluğumuzu, gerçeklerle beraber olamayan tarafımızı, hayatla ve olgularla yüzleşme korkumuzu, hayal kırıklığımızı, acımızı görmemiz, ona farkındalık getirmemiz, sonra da onu değiştirmeye çalışmadan kabul etmemiz, hatta onu anlamaya çalışmamız, ona şefkatle yaklaşmamız gerekiyordur belki de. Belki de yapmamız gereken korkmuş, canı yanmış ve ağlayan küçük bir çocukla oturur gibi onunla oturmaktır ilk önce. Belki de artık &quot;anlat be kopukcuğum, ne bu kadar korkutuyor seni? ne yakıyor bu kadar canını? Anlat bana şu hayal kırıklıklarını be güzelim. Seni can kulağıyla,yargılamadan dinlemek için buradayım&quot; demek, bu sözün hakkını vermek gerekiyordur artık. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Kendine şifa" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_800.jpeg" /></picture></figure>
<h4>Güçlü beden ve berrak zihnin desteği&#8230;</h4>
<p>Ve işte bunu hakkıyla yapabilmenin zorluğu nedeni ile, tüm yapımız bunu yapmaktan ve bunu yaparak yüzleşeceğimiz can acıtıcı şeylerden bizi korumak üzere kurgulandığı için bu noktada bedenle ve onun içinde olan her şeyle güçlü bir ilişki kurmuş olmak ve berrak bir zihin geliştirmiş olmak çok işimize yarayacak. Bizi korktuğumuz şeyden kurtaracak olan, korktuğumuz şeyin içinden geçiyor ne yazık ki. Onun içinden yürüyecek gücü geliştirmiş olmamız lazım. Winston Churchill&#x27;in dediği gibi &quot;cehennemin içinden geçiyorsan, sakın durma, yürümeye devam et!&quot;.</p>
<h3>İncinmişliklerini gör</h3>
<p>Yürümeye devam ettiğinde, Kopuk&#x27;un kulübesinde sakladığı bir sürü incinmişlikle karşılaşacaksın muhtemelen. Senin henüz dünyayla ve onun getirdikleriyle başa çıkacak kapasiteyi geliştirmediğin zamanlarda başına gelen irili ufaklı olaylarla alakalı bir sürü incinmişlik&#8230; Bu olayların kendilerinin ve sende yarattığı duyguların senin boyunu aşıp da seni boğmasını engellemek ve kendi bütünlüğünü koruyabilmek için oluşturduğun bir  sürü stratejiye, bir sürü karara, dünya ile ilgili, senin ve başkalarının kim olduğu ile ilgili bir sürü hikayeye bağlı olacak bu incinmişlikler. Ve göreceksin ki Kopuk bu stratejilerin en önemlilerinden olsa da sadece bir tanesi. </p>
<p>Bu incinmişliklerle karşılaşınca yapabileceğin bir kaç şey var. Şimdiye kadar yaptığın gibi onlardan kaçabilirsin. Kopuk&#x27;un kulübesi her ne kadar onların da evi olsa da, onlardan saklanmak için de güzel bir yer, ilginç bir şekilde. Veya onlarla irtibata geçince, onlardan kendine yeni bir kimlik yaratabilirsin. Zaten şimdiye kadar bu incinmişlikler senin bir şekilde kim olduğunu tanımladı. Tüm hikayeni onlar üzerine kurdun. Annen baban yüzünden, seni geçmişte satan arkadaşların yüzünden, sana kötülük yapan o insanlar yüzünden, veya<a   href="https://www.youtube.com/watch?v=SLCopTS-gCI"> </a><a target="_blank"  href="https://www.youtube.com/watch?v=SLCopTS-gCI">koşullar yüzünden, &quot;Kader kurbanı olarak&#8230;&quot;</a> yaşadıklarını yaşadın. Şimdi de &quot;onlara rağmen&quot; diye, veya &quot;onlara karşı&quot; diye yeni bir hikaye, daha olumlu bir hikaye, ama yine de incinmişliklerine dayanan bir hikaye oluşturman işten bile değil. Kendine “bu zorlukları aşıp da kendini yeniden yaratan” bir kimlik oluşturman işten bile değil. Ve bu hikayeler, bu kimlik seni tutsak kılmaya devam edecek.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Yoğun duygularla başa çıkmak " src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Veya bu incinmişliklerinle, aynen Kopuk&#x27;la yaptığın gibi beraber oturmayı, onlara farkındalık ile yaklaşmayı deneyebilirsin. Aynen Kopuk&#x27;u dinlediğin gibi onları dinleyebilirsin. Dediğimiz gibi bunu yapmak bayağı enerji ve güç isteyecek. Güçlü beden &#8211; berrak zihin sana burada bayağı yardımcı olacak. Bazen bunu yapmak için destek alman, hatta profesyonel destek alman gerekecek. Bu desteği al. Muhtemelen bu incinmişliklere dayanan &quot;ben destek almam&quot; hikayene, &quot;destek alanlar sadece zayıf/deli/garip insanlardır&quot; hikayene de farkındalık getirerek&#8230; İşe burdan başla. </p>
<h3>Hikayelerini bırakmaya razı ol</h3>
<p>Tüm bunları yaptığında seni sen yapan, tüm kimliğini dayandırdığın hikayelerinle ve aslında onların dayanaksızlığı ile yüzleşeceksin. Göreceksin ki aslında senin inandığın ve tüm çevreni de inandırmaya çalıştığın gibi, kendiliğinden, zaten öyle olan, koşullardan ve olgulardan bağımsız bir &quot;ben&quot; değilsin aslında. &quot;Ben&quot; dediğin şey, bir takım koşul ve olgulara senin yine bu incinmişlik ve hikayelere dayanan koşullanmaların dikte ettiği tepkilerden oluşuyor. Bu &quot;ben&quot; tanımına, kendinle ve dünyayla ilgili hikayelerine nasıl tutunduğunu, bu hikayelerin seni ne kadar kısıtlayıcı ve ıstırap verici olsa da sınırlı, belirli ve bu nedenle de güvenilir bir alanda tuttuğunu fark edeceksin. Ve bu hikayeleri bırakmadan, kimlik tanımını değiştirmeden o arzu ettiğin özgürlüğe tam olarak hiç bir zaman ulaşamayacağını göreceksin. Düzen&#x27;i bırakıp bilinmeyene, kaosa razı gelmeden açık bir kalple yaşamanın ne kadar imkansız bir şey olduğunu anlayacaksın.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Bizi tutsak tutan hikayeler" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_800.jpeg" /></picture></figure>
<h3>Gölgenle yüzleş</h3>
<p>Bunu yaparken de kendinle ilgili tanımlarının belirlediği ve kendine bakmaya izin verdiğin alanın hemen dışında, karanlıkta, kendinle ilgili kabul etmek istemediğin ve bu yüzden de başkalarına yansıttığın bir çok parçanla yüzleşeceksin. Başkalarına nefret dolu derken kendi içindeki nefrete dokunacaksın. Başkalarını iki yüzlülükle, bencillikle, dürüst olmamakla, hainlikle, vs. suçlarken, senin içinde de bu parçaların ne kadar canlı olduğunu göreceksin. Bu parçaların nasıl bu incinmişliklere birer tepki olduğunu, aslında sadece canı yanmış, korkmuş, hayal kırıklığına uğramış olduğunu, ve bunları aslında içindeki Kopuk&#x27;u korumanın yöntemleri olarak kullandığını anlayacaksın, ve belki ilk defa şefkat geliştireceksin kendine. Anlayacaksın. İnsanın cehaletini, bu nedenle nasıl açgözlü, nasıl öfkeli, nasıl nefret dolu olduğunu göreceksin. </p>
<h3>Şefkat geliştir</h3>
<p>Anlayış, şefkat getirecek. Zaten anlayış yoksa, hala olguların ve sonuçların nasıl oluştuğunu, koşulların nasıl koşullanmalara dönüşüp de aynı olguları defalarca karşımıza çıkardığını anlamıyorsan, hala cahil isen şefkatten de söz edemeyiz. Olsa olsa acımadır o. Acıma ise senin yukarıda, başkalarının aşağıda olduğu bir durumdur. Şefkatte hiyerarşi yoktur. Gölgenle yüzleşmenin sonucunda senin de başkaları gibi aynı tuzaklarla, aynı korkularla, ve aynı ehil olmayan tepkilerle hayatta kalma çabanı görürsün, ve şefkat geliştirirsin. Sadece kendine değil. O saçma sapan davranan adama ve kadına da. Ters düştüğün patronuna, çalışanına, eşine, eski sevgiline, taksiciye, politikacıya da. Anlarsın ki herkes cehalet içinde mutlu olmaya çabalıyor, ve bu cahil çabaları daha da ıstırap yaratıyor. Senin de yaptığın gibi.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Şefkat" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Çok sevdiğim ve daha önce de bahsettiğim bir Tibet şefkat pratiği diyor ki, kim hakkında ne cümle kurarsan kur, bunu &quot;aynen benim de olduğum/yaptığım/veya böyle algılanabileceğim gibi&quot; diye bitir. Ancak o zaman anlayacaksın. Ancak o zaman cehaletten kurtulacaksın. Ancak o zaman şefkat geliştireceksin. Ancak o zaman kalbinin çevresindeki duvarlar inecek. Ancak o zaman, açık bir kalp ile yaşamaya başlayacaksın.</p>
<h3>Cesaret geliştir</h3>
<p>Tüm bu yolda yürümek de cesaret isteyecek. İlginç bir şekilde cesaret kelimesinin yerine kullandığımız kelimelerden biri &quot;yüreklilik&quot;dir. Bu yolda ilerlemek, kendimizle ve dünyayla ilgili hikayelerimizi bırakmak, ve canımızın yanmasını engellemek için kalbimizin çevresine ördüğümüz duvarları yavaş yavaş indirip de açık kalp ile yaşamaya başlamak, büyük cesaret isteyecek. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Cesaret" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Eşim <a target="_blank"  href="https://gulcemberi.com">Aylin Safiye Deniz</a>&#x27;in zamanında çalıştığı öğretmenlerden birisinin dediği gibi &quot;Açık bir kalple yaşamak, kırık bir kalple yaşamaktır&quot;. Artık saklandığımız kopuk&#x27;un kulübesinden çıktığımızda sadece kendi korkumuza, kendi direncimize, kendi incinmişliklerimize, kendi acımıza dokunmayacağız, yukarıda tartıştığımız gibi dünyanın acısına da dokunmak durumunda kalacağız. Ve ancak bu şekilde, buna razı olarak karşımıza çıkan tüm olgularla, tüm gerçekliği ile beraber olarak, kopmadan, kendimizi uyutmadan, hakikatle hakikatin içinde hakikatin farkında olarak yaşayabileceğiz. </p>
<h3>Hiç bir zaman vazgeçme</h3>
<p>Ancak bu yol uzun sürecek&#8230; Bir kerede olmayacak. Tam siz “oluyor, berrak bir zihne, açık bir kalbe ulaşıyorum” derken birden kendinizi en yoğun sislerin, büyük bulanıklıkların içinde, kalbinizi taşlaşmış ve öfke içinde bulacaksınız. İşte böyle bir durumda, umudunuzu kaybetmek yerine yola devam etmeniz, hatta tüm bu deneyime, “işte üzerinde çalışmak için yeni veriler” diyebilmeniz gerekecek. Hem de Kopuk’un kulübesine dönmek gerçekten çok mantıklı gözükürken.</p>
<p>İşte o zaman yolda yürümeye başlayacağız. İşte o zaman zihnimizi eğlendirmek için anlamsız düşünceler ve meşgaleler içinde kaybolmak zorunda kalmayacağız. İşte o zaman kalbimiz, bedenimiz ve zihnimiz gerçek bir çoşkuyla dolayacak, gerçek bir neşeyle dolacak, ve biz kendi içimizden doğan, ve anlayışa dayanan bir halinden memnuniyetin aslında koşulların  bizim istediğimiz gibi sıralanmasına bağlı, bu nedenle geçici, bu nedenle aslında stres verici, ve hiç bir zaman beklentileri tam olarak karşılamayan mutluluktan çok daha yüce bir oluş hali olduğunu kendi deneyimimizle göreceğiz.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/2C723015-6930-49A7-A9D3-C4A4E072B716_13b1d4b7861d45fe594750afcc756a54_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/2C723015-6930-49A7-A9D3-C4A4E072B716_13b1d4b7861d45fe594750afcc756a54_800.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Aydınlanma yolu" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/2C723015-6930-49A7-A9D3-C4A4E072B716_13b1d4b7861d45fe594750afcc756a54_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Biz kulübesinin içinde saklanan o kopuk tarafımızla ilişki kurdukça, ona şefkat gösterdikçe, onu içimizde ve dışımızda bizi zorlayan, rahatsız eden, acı veren, korkutan tüm olgularla yüzleşmek üzere bu şekilde güçlendirdikçe, o çevremize ördüğümüz duvarlara o kadar ihtiyacımız kalmayacak. </p>
<p>O zaman kolaylıkla yaşamımızı lütuflarımızın, hediyelerimizin kutlaması olarak yaşayabileceğiz. Ancak belki de bunun bile ne kadar sadece bizimle, bizim bencil isteklerimizle, bu yüzden de yine haz alma ve gerçeğin tamamına dokunmama çabamızla alakalı olabileceğini göreceğiz. O zaman belki de bunun sadece bir durak olduğunu, belki de yaşamımızı hediyelerimizi vererek, onlardan da vaz geçerek yaşamanın bir kutlama olarak yaşamak olduğunu göreceğiz. İşte biz ancak o zaman Kadim Kalp Yolu’nun öğrencileri olabilir, ve kalp gözümüzü açmak üzere yürümeye başlayabiliriz. </p>
<p><em>İşte yolumuz bu. Benim üzerinde yürümeye çalıştığım yol işte bu. İşte bu yazı dizisinin başında bahsettiğim inzivalara ve diğer çalışmalara bu yüzden katılıyorum. </em></p>
<h4><em>Sunmakta olduğum <strong><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/">Güçlü Beden – Berrak Zihin – Açık Kalp programı</a></strong> da sizleri bu yolda yürümek için hazırlamayı amaçlıyor. </em></h4>
<p><em>Umudum bu programı tamamlayanların en azından yaşamlarını istedikleri amaçlara doğru yönlendirebilmek için daha sağlam temeller oluşturmaya başlamaları, hatta mümkünse ve isterlerse benim de üzerinde yürümeye çalıştığım Kadim Kalp Yolu’nun kapısına gelmeleri.</em></p>
<p><em>Yeni grubumuz 11 &#8211; 12 &#8211; 13 Ocak&#x27;ta başlıyor. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/">Bu programla ilgili daha detaylı bilgi almak ve programa kayıt olmak için buraya tıklayınız.</a></em></p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik?id=318344058&type=2",title: "Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç... Pratik Öneriler",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/">Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç&#8230; Pratik Öneriler</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bedenle Farkındalık İçeren Güçlü Bir İlişki Geliştirmenin 6 Adımı</title>
		<link>https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Oct 2018 06:46:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beden farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü beden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her şey ile bağlantıda, bir kutlama olarak yaşama planımız  bu nedenle bedenle güçlü ve farkındalık temelli bir ilişki kurmakla başlıyor. Eğer herhangi bir şekilde özgürleşeceksek ve güçleneceksek, onu bu bedenin içinde, ve hatta bu bedenin yardımıyla yapmamız lazım. Başka yolu yok. Peki güzel, bu güçlü ilişkiyi nasıl, ne yolda kurabilirim? Yazıyı okumak için tıklayınız.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim/">Bedenle Farkındalık İçeren Güçlü Bir İlişki Geliştirmenin 6 Adımı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">Geçen yazımızda</a> nasıl kendimizi gerçeklerden ve kendi içimizdeki duygulardan kopardığımızı ve bunun maliyetlerini incelemiştik. Sonra da tüm yaşamımızı, yaşamdan kopuk değil de bir kutlama olarak nasıl yaşayabileceğimizi tartışmaya başlamıştık. Bu yazımızla bunun en önemli parçalarından biri olan &quot;bedenimizle güçlü ve farkındalık üzerine kurulu bir ilişki geliştirmek&quot; üzerine konuşmaya devam ediyoruz.</em></p>
<p>Biz, her ne kadar bunu çoğu zaman unutsak da, bir bedenin, hem de bu bedenin içinde yaşıyoruz. Her türlü hazzı ve her türlü acıyı bu beden aracılığı ile deneyimliyoruz. Her türlü duygumuzu da bu bedenin aracılığı ile yaşadığımız için <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">geçen yazımızda</a> bahsettiğimiz Kopuk, bedeninden de kopuk bir biçimde yaşıyor. Biz başa çıkamadığımız olgularla, gerçeklerle, ve duygularla karşılaştığımızda, tüm bu duyguları yaşadığımız bedenden ve onun içinde hissettiklerimizden kopmaya çalışıyoruz önce. Beden bizim için acı verici, dayanılmaz, ve korkutucu bir alana dönüşüyor birden, ve biz Kopuk&#x27;un kulübesine saklanıyoruz. Jaymes Joyce, <a target="_blank"  href="https://g.co/kgs/N7ChXd">Dublinliler</a> adlı kitabındaki bir hikayeye “Mr. Duffy bedeninden kısa bir mesafe uzakta yaşardı” diye işte bu yüzden başlıyor. </p>
<p>Bedeninin nasıl gözüktüğü de zaten bizim için bu başa çıkılmaz, acı verici duyguların önemli bir bölümünün kaynağı bir yandan da. Biz bu bedenden başka bir bedene sahip olmayı deli gibi arzuluyoruz. Bir yandan bu bedenden nefret edip, onu olduğundan başka bir şeye dönüştürmek için çeşitli şekillerde, bazen doğrudan bıçak altına yatarak gelişimsel şiddet uyguluyoruz; bir yandan da onun hislerinin ve onun arzularının tamamen esiriyiz. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/clever-visuals-763889-unsplash_3203fe3f2e0fcca8128020466f5a186d_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/clever-visuals-763889-unsplash_3203fe3f2e0fcca8128020466f5a186d_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/clever-visuals-763889-unsplash_3203fe3f2e0fcca8128020466f5a186d_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/clever-visuals-763889-unsplash_3203fe3f2e0fcca8128020466f5a186d_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="bedensel farkındalık" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/clever-visuals-763889-unsplash_3203fe3f2e0fcca8128020466f5a186d_800.jpg" /></picture></figure>
<p>İşte Kopuk&#x27;un kulübesinden kaçma ve her şey ile bağlantıda, bir kutlama olarak yaşama planımız  bu nedenle bedenle güçlü ve farkındalık temelli bir ilişki kurmakla başlıyor. Eğer herhangi bir şekilde özgürleşeceksek ve güçleneceksek, onu <strong>bu </strong>bedenin içinde, ve hatta bu bedenin yardımıyla yapmamız lazım. Başka yolu yok. Peki güzel, bu güçlü ilişkiyi nasıl, ne yolda kurabilirim?</p>
<h4><strong>Bedenin içinde yaşamayı öğren, bedensel farkındalık geliştir.</strong> </h4>
<p>Buddha’nın “Tam ve mutlak aydınlanmaya götüren direkt yol” diye tanımladığı Satipattana – Bilinçli Farkındalığın Dört Temeli adlı öğretisinde bunu anlatıyor. Yürürken yürüdüğümüzün, otururken oturduğumuzun, yatarken yattığımızın, yemek yerken yemek yediğimizin farkında olmamız lazım. Nefesimize farkında olmamız, nefesi kullanarak bedene ve tam farkındalık ile bağlanmayı öğrenmemiz lazım. Eğer bu bedenin içinde, bu bedenin ve bu bedende olan herşeyin farkındalığı içinde yaşamayı öğrenemezsek, tüm gelişim çabamız da, yapacağımız meditasyon da bir başka kaçış yönteminden başa bir şey olmayacak. Tüm yol buradan, bedensel farkındalık geliştirmekten başlıyor. </p>
<h4><strong>Duyguların ve duyuların farkında olmayı öğren.</strong> </h4>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/stephen-leonardi-369718-unsplash_c87b88a85c3c29f9b66f494e28450889_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/stephen-leonardi-369718-unsplash_c87b88a85c3c29f9b66f494e28450889_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/stephen-leonardi-369718-unsplash_c87b88a85c3c29f9b66f494e28450889_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/stephen-leonardi-369718-unsplash_c87b88a85c3c29f9b66f494e28450889_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="duygular ve farkındalık" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/stephen-leonardi-369718-unsplash_c87b88a85c3c29f9b66f494e28450889_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Dediğimiz gibi, tüm olgular ve o olguların içimizdeki karşılıkları bedenimizde duygu ve duyular olarak ortaya çıkıyor. Zaten bu duygu ve duyulardan kaçmak için bedenimizi terk etmiyor muyuz? Bu duygu ve duyuların içimizdeki hareketlerine farkındalık getirmek, onları anlamak, onlara alan verebilmek, bedenle ve bedenin mesajları ile güçlü bir ilişki kurmanın en önemli unsurlarından biri. Bu duygulardan özgür olmanın yolu sandığımız gibi onlardan kaçmak değil. </p>
<p>Tam aksine onlardan kaçmak bizi daha da onların tutsağı haline getiriyor. Üstüne üstelik bu yüzden bir süre sonra gerçekten ne istiyoruz, mevcut durumlar hakkında nasıl hissediyoruz, neye üzülüyoruz, neye seviniyoruz bunu bilmek bile bizim için zor hale geliyor. Sinirbilimcilere göre beynimize günde yüzbinlerde byte veri geliyor içeriden ve dışarıdan. Bilişsel olarak bunun ancak çok çok küçük bir yüzdesini işleyebiliyor ve bilinçli düşüncelere çevirebiliyoruz. Kalanı bedende duyular ve duygular olarak ortaya çıkıyor. Bedenimizden kaçmak bizi bu önemli veri kaynağından koparıyor. İşin ilginci bu duygularla doğrudan yüzleştiğimizde, onların içindeki bilgiyi ve bilgeliği anladığımızda, işte o zaman onlardan özgür hale geliyoruz.  Korktuğumuz şeyden bizi kurtaracak yol, korktuğumuz şeyin içinden geçiyor.</p>
<h4><strong>Bedene işkence yapmayı bırak. </strong></h4>
<p>Sahip olduğunuz ve yaşadığınız sürece sahip olacağınız tek beden bu beden. İsteseniz de istemeseniz de. Onun için onunla barışsanız, onu kim bilir kimler tarafından konulan bazı standartlara uymuyor diye aşağılamayı ve ona olduğundan başka bir şeye dönüşmesi için gelişimsel şiddet uygulamayı bıraksanız iyi olacak. Beden istediğimiz kadar güzel, istediğimiz kadar ince, istediğimiz kadar sağlıklı, istediğimiz kadar güçlü olmayabilir. Ancak o beden olmasaydı bu yolculuğu yaşamıyor olacaktık. Bu bedenin içine doğduğunuz için özgürleşme şansınız var. Barışın. </p>
<p>Ona karşı uyguladığımız en büyük şiddet de zihnimizin bu ve benzeri gerçekçi ve anlamlı olamayan arzuları ile yarattığı gerilim. Onun için gevşemeyi, bedeni gevşetmeyi öğrenmek, belki de ona yapabileceğimiz en büyük iyilik. Aynı şekilde zorlayıcı ve rahatsız edici duygulardan bizi kısa yoldan ve kısa süre için kurtaran maddelere ve eylemlere geliştirdiğimiz bağımlılıklarımız da bedenimize yaptığımız büyük kötülüklerden. Gerçeklerle ne kadar rahatsız edici veya acı verici olsa da yüzleşmek, bu sayede özgürleşmek, bu sayede gevşemek, belki de bedenimize ve kendimize yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden.</p>
<figure class="image regular"><a   href="http://bedene iyi bak"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jennifer-burk-118076-unsplash_094ad8e53a8a50ddd6cd1f1534ed68f1_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jennifer-burk-118076-unsplash_094ad8e53a8a50ddd6cd1f1534ed68f1_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jennifer-burk-118076-unsplash_094ad8e53a8a50ddd6cd1f1534ed68f1_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jennifer-burk-118076-unsplash_094ad8e53a8a50ddd6cd1f1534ed68f1_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jennifer-burk-118076-unsplash_094ad8e53a8a50ddd6cd1f1534ed68f1_800.jpg" /></picture></a></figure>
<h4><strong>Bedene &#8211; ona takıntılı hale gelmeden &#8211; iyi bak.</strong> </h4>
<p>Bedene işkence yapmayı bırakmanın doğrudan bir uzantısı,  mantıklı ölçülerde ona iyi gelen şeyler yapmak. Tabi onu olduğundan başka bir şeye dönüştürme saplantısına kapılmadan. Abartmadan ve duygularımızdan kaçmak için bu sefer de bedene iyi bakmak için yeni bir bağımlılık geliştirmeden onu güçlendirecek, sağlıklı tutacak, enerjik kılacak, esneklik kazandıracak şekilde yaşamak, hareket etmek, uyumak, beslenmek, egzersiz yapmak, onun da bize bu yolda elinden geldiğince destek olmasına yardımcı olacaktır. </p>
<h4><strong>Bedene karşı güçlü olmayı öğren. </strong></h4>
<p>Bedenle güçlü ilişki kurmak beden ve onun rahatının takıntılısı olmak demek değil. Tam tersine: zaten bu yüzden, onun içinde ortaya çıkan olumsuz duygulara, rahatsızlığa dayanamadığımız için ondan kaçıyoruz. Bedenimizi kendi haline bıraktığımızda ve onun her dediğini yaptığımızda, evrimsel “bug”lar dediğimiz bazı şeylerin esiri olmak işten bile değil. Bedenimiz evrimsel geçmişinden ötürü ister istemez yüksek oktanlı besinlere öncelik vermeye odaklı, bu tip yüksek karbonhidrat içerikli besinleri belki de bu yüzden bu kadar haz verici buluyoruz. Üstelik bu haz, rahatsızlıklardan hızlı bir biçimde kaçmamız için de iyi bir araca dönüşebiliyor. Aynı şekilde bedenimiz, yine haz beklentisi yoluyla kendinin kopyalarını üretmek, yani üremek için programlanmış, bunun sosyal, psikolojik, ekonomik sonuçları hesaba katmadan. O açıdan karşı cinsle yaşayacağı kısa süreli hazlara sonucunu düşünmeden kendini teslim etmek, bu bedene, zihine ve kalbe büyük zararlar verebiliyorlar. Hele içimizdeki duygulardan kaçmak için Kopuk kısa vadeli bir çıkış yolu arıyorsa&#8230;</p>
<p>Bu örnekleri çoğaltabiliriz, ancak öyle gözüküyor ki bedenin esiri olmak, bizi onunla daha güçlü değil, daha zayıf bir ilişki kurmaya götürüyor. Bedenin acıdan kaçıp da devamlı hazza yönelme çabası, hem özünde mutlaka hayal kırıklığına uğraması kaçınılmaz bir çaba, hem de büyük ıstıraplara yol açabiliyor. Dediğimiz gibi, bizi korktuğumuz şeyden kurtaracak olan, korktuğumuz şeyin içinden geçiyor. O açıdan bedene mantıklı ölçüde iyi bakmak ancak onun esiri olmamak, duygu ve duyularımızın doğrudan farkında olmak ve ancak onlar tarafından yönetilmemek, bu yolda öğrenmemiz gereken önemli şeylerden biri.</p>
<h4><strong>Bütün bunların sonucunda da bedeni ehil bir biçimde kullanmayı öğren. </strong></h4>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/markus-spiske-34713-unsplash_0c4e0dfc48a27bc3c1f9f5197cee40b7_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/markus-spiske-34713-unsplash_0c4e0dfc48a27bc3c1f9f5197cee40b7_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/markus-spiske-34713-unsplash_0c4e0dfc48a27bc3c1f9f5197cee40b7_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/markus-spiske-34713-unsplash_0c4e0dfc48a27bc3c1f9f5197cee40b7_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="ehil yaşam" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/markus-spiske-34713-unsplash_0c4e0dfc48a27bc3c1f9f5197cee40b7_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Bedenimizi yukarıda özetlediğimiz şekilde ehil olmayan bir biçimde kullandığımızda, sadece ona zarar vermekle kalmıyoruz, aynı zamanda zihnimize ve kalbimize de zarar veriyoruz. Unutmayın, yolumuz hem kendimizle, hem de tüm olgularla doğrudan, özgürce, derinden, bu sayede de bir kutlama olarak yaşamaya doğru. Bunu yapabilmek için de zihnimizin mümkün olduğunca berrak olması, suçluluk gibi, öfke gibi, apati gibi, açgözlülük gibi, korku gibi, uyuşukluk gibi karanlık bulutlarla gölgelenmemiş olması gerekecek. Bedenimizi ehil ve erdemli bir biçimde kullanmadığımızda, bedenimizle kendimize ve başkalarına zarar ve ıstırap yaratıcı eylemlerde bulunduğumuzda, zihnimiz ve kalbimiz de zayıflar, kara bulutlarla kaplanır, Kopuk yönetimi ele alır. </p>
<p>Ancak biz bedenimizle güçlü bir ilişki kurup, onu ehil ve erdemli bir biçimde kullanmaya başladığımızda, işte ancak o zaman beden bize istediğimiz özgürlüğe ulaşmamız için destek olabilir. İşte o zaman bedenimiz, üzerinde berrak bir zihnin ve açık bir kalbin güvenle köklenebileceği güçlü bir kaideye dönüşür. İşte o zaman bedenimizi, beden farkındalığımızı kullanarak berrak biz zihin geliştirmek için çalışmaya başlayabiliriz.</p>
<p>Bir sonraki yazımızda bu kaideye dayanarak nasıl berrak bir zihin geliştirebiliriz, onu tartışacağız. Bir sonraki yazıda görüşmek dileği ile. </p>
<p><em>Bu yazı dizisindeki gelecek yazıları kaçırmamak için eposta listemize abone olun. Abone olduğunuzda sizler için hazırladığım ücretsiz e-koçluk çalışmasını da size göndereceğiz:</em></p>
<figure class="capture">
<div class="embed-container"><iframe src="https://app.storychief.io/capture/1208?source=59745" frameborder="0" scrolling="no" sandbox="allow-forms allow-scripts allow-same-origin" width="400" height="343" style="max-width: 100%;"></iframe></div>
</figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/guclu-beden-farkindalik-6-adim?id=1157673067&type=2",title: "Bedenle Farkındalık İçeren Güçlü Bir İlişki Geliştirmenin 6 Adımı",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim/">Bedenle Farkındalık İçeren Güçlü Bir İlişki Geliştirmenin 6 Adımı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
