<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Koçluk Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/tag/kocluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/tag/kocluk/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Oct 2025 08:50:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>Nerede Hata Yaptığınız Biliyor musun?</title>
		<link>https://marefidelis.com/nerede-hata-yaptiginiz-biliyor-musun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 08:50:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duygu ve Hislerle Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Duyuruları]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[sistem düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[temel eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve lider koçluğunda ustalık]]></category>
		<category><![CDATA[Değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Organizasyonel değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve Lider Koçluğunda Ustalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/nerede-hata-yaptiginiz-biliyor-musun/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Liderlik ve kişisel gelişimde yapılan yaygın hataların çoğu yanlış teşhislere dayanmaktadır. Anlamlı ve kalıcı değişim için doğru anlayışa ihtiyaç var. İnsanların Önlerinden Çekilmelerine Destek Olmak Programı bu konuları ele alıyor. Katılmayı unutmayın.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/nerede-hata-yaptiginiz-biliyor-musun/">Nerede Hata Yaptığınız Biliyor musun?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-block-id="9qp5r">​Çok tekrarladığım, çok doğru bulduğum bir cümle: Çoğu liderlik hataları, temelinde teşhis hatasıdır. Hatta çoğu anne &#8211; babalık hataları, çoğu ilişki hataları, hatta yaşamda mutluluğa ulaşmak için yaptığımız hataların çoğu teşhis hatasıdır.</p>
<p data-block-id="6a3on">Peki biz ne konuda hatayı yapıyor, neyi gerçekte olduğu gibi göremiyoruz?</p>
<p data-block-id="4tsa0">Öncelikle anlamlı ve kalıcı değişimin nasıl gerçekleşeceği konusunda bizi çok hatalı yerlere götüren inanılmaz yanlış inançlarımız var.</p>
<p data-block-id="27h3s">Hoşumuza gitmeyen veya giden herhangi bir sonuçla karşılaştığımızda, bu sonucun nasıl oluştuğu ile ilgili, yaşadığımız şeyin doğası ile ilgili yeterli anlayışa sahip değiliz.</p>
<p data-block-id="1t7co">Yaşadığımız problem ve zorlukların nedenlerini ve tabiatını genellikle ya yarım, çoğu zaman ise tamamen yanlış anlıyoruz.</p>
<p data-block-id="6o7di">Böyle olunca da ister lider, ister anne baba, veya bir birey olarak durumun bizden nasıl bir liderlik, nasıl bir müdahale talep ettiğini hatalı değerlendiriyoruz. Bu hatalı değerlendirmeye dayanan eylemimiz, ve bu eylemin sebep olduğu istemediğimiz durumlar arasındaki bağlantıyı da göremiyoruz.</p>
<p data-block-id="1olto">Çoğu zaman olayı bir bütünün, her parçası diğerini etkileyen, dengeleyen bir sistemin parçası olarak ve bir çok koşulun bir araya gelmesi ile varolan bir olgu değil de tekil, tek başına, sanki boşlukta kendi başına varolan bir şeymiş gibi görüyoruz. Böyle görünce de o şeyin bir koşul olarak neden olduğu diğer sonuçları da doğru değerlendiremiyoruz.</p>
<p data-block-id="eh8jh">Tüm bunları değerlendirirken ise ya sadece veriler, olgular, durumlar olarak, ya da sadece duygular, hisler, ilişkiler olarak değerlendirme eğilimindeyiz. Bu ikisinin bir dengesini kuramıyoruz. </p>
<p data-block-id="fffbu">Çok kişiselleştirdiğimiz bazı tepkilerimizin, korkularımızın, öfkemizin, arzularımızın aslında sinir sistemimizin kendi içinde bulunduğu duruma verdiği doğal hayatta kalma yanıtları olduğunu, ve çoğu zaman bu kişisellikten uzak yanıtların içinde bulunduğumuz durumun gerçekleri ile uyumlu olmadığını fark edemiyoruz.</p>
<p data-block-id="7mkq0">Problemi çözeceğiz, yardımcı olacağız veya sonuç alacağız diye bir anne baba, lider, birey olarak yaptıklarımızın aslında çoğu zaman kendi arzularımızdan, isteklerimizden ve beklentilerimizden kaynaklandığını, ve bu beklentilerin çoğu zaman gerçekçilikten uzak olduğunu göremiyoruz. Göremeyince de bu yaptıklarımızla oluşan durumu da yönetecek beceri ve zihin haline gelemiyoruz. Devamlı tuzaklara düşüyor, bu tuzaklardan çıkayım derken daha da beter tuzaklara düşebiliyoruz.</p>
<p data-block-id="dos7k">Beklentimiz karşılanmadı diye öfkeleniyor, uzaklaşıyor, husumet besliyoruz. Dönüp kendimize kızıyoruz, bir daha yaşamamak için stres oluyor, veya küsüp oynamıyoruz. Bu durumun değişebileceğine olan inancımızı da kolayca kaybediyoruz.</p>
<p data-block-id="ccq26">Her şeyi, her olguyu o kadar kişiselleştiriyor, o kadar ben, benim, bana ait diye görüyoruz ki, azıcık dışarıdan baksak, azıcık tutunmadan, sakince değerlendirsek kolayca işin içinden çıkacakken, vazgeçemeyeceğimizi sandığımız hiç ihtiyacımız olmayan şeyler, hisler, duygular yüzünden kötü, zararlı olana tutunup kalıyoruz.</p>
<p data-block-id="92uid">Birazcık kısa süreli rahatsızlığa razı olamadığımız, azıcık hazdan vazgeçemediğimiz için bitmeyen mutsuzluğa, sonuçsuzluğa, ıstıraba razı oluyoruz.</p>
<p data-block-id="3nin4">Ve bundan bizi çıkaracak yolun nasıl olacağı ile ilgili de, nasıl bir çaba, nasıl bir bedel gerektiği ile ilgili de hiç de doğru bir anlayış içinde değiliz çoğu zaman.</p>
<p data-block-id="e1hrg">Böyle olunca da ne anne babalığımız, ne liderliğimiz, ne ilişkilerimiz, ne de kendi bireysel gelişim çabamız bizi istediğimiz yerlere götüremiyor. Bunları anlamazsak bir başkasına kendi çukurundan çıkma konusunda destek de olamıyoruz.</p>
<p data-block-id="e6n8d">İşte <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/insanlarin-onlerinden-cekilmelerine-destek-olmak-2025/">24 Ekim’de başlayacak İnsanların Önlerinden Çekilmelerine Destek Olmak Programı</a> bu temel teşhis hatalarımız ve bu hatalardan nasıl kurtulup anlamlı ve kalıcı değişimi yaratırız, bunun üzerine. Sizleri bekliyoruz.</p>
<figure class="image strchf-type-image regular strchf-size-regular strchf-align-center"><a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/insanlarin-onlerinden-cekilmelerine-destek-olmak-2025/"><picture><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/cilo-2025-1-modul-2_ef4aa9b7a121cef1d347dbddd9e9013e_800.jpeg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/cilo-2025-1-modul-2_ef4aa9b7a121cef1d347dbddd9e9013e_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/cilo-2025-1-modul-2_ef4aa9b7a121cef1d347dbddd9e9013e_800.jpeg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/cilo-2025-1-modul-2_ef4aa9b7a121cef1d347dbddd9e9013e_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" loading="lazy" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/cilo-2025-1-modul-2_ef4aa9b7a121cef1d347dbddd9e9013e_800.jpeg" /></picture></a></figure>
<p data-block-id="e4nie">
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/nerede-hata-yaptiginiz-biliyor-musun?id=1376419704&type=2",title: "Nerede Hata Yaptığınız Biliyor musun?",siteId: "666",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/nerede-hata-yaptiginiz-biliyor-musun/">Nerede Hata Yaptığınız Biliyor musun?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Tutunma, bırak!”</title>
		<link>https://marefidelis.com/tutunma-birak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2023 21:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Koçlukta Duygularla Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/tutunma-birak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir lastik firmasının reklamındaki küçük kız babasına soruyordu: “Baba, yıldırım düşse sen tutar mısın?” Arkadaşlar, yıldırım tutulmaz. Ancak nedense biz, hepimiz, düşen yıldırımlarla beraber aslında tutulamayacak, tutulmaması gereken, tutulduğunda başımıza bela açacak şeyleri tutmaya, onlara tutunmaya çalışıyoruz nedense. Biz eskiye, artık zamanı geçmiş olana tutunuyoruz. Biz aslında asla gerçekleşmeyecek, gerçekleşse bile bizi mutlu etmeyecek umutlara tutunuyoruz. Biz doğasında geçip gitmek, akmak, devamlı değişmek olana tutunuyoruz. Biz bize aslında ıstırap verene tutunuyoruz. Bırakmaktan korktuğumuz için kendimizi kitliyoruz, durağanlaşıyoruz, zincirleniyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/tutunma-birak/">“Tutunma, bırak!”</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-1 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-0 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;--awb-margin-bottom:0px;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-1"><p>Bir lastik firmasının reklamındaki küçük kız babasına soruyordu:</p>
<p>“Baba, yıldırım düşse sen tutar mısın?”</p>
<p>Arkadaşlar, yıldırım tutulmaz. Ancak nedense biz, hepimiz, düşen yıldırımlarla beraber aslında tutulamayacak, tutulmaması gereken, tutulduğunda başımıza bela açacak şeyleri tutmaya, onlara tutunmaya çalışıyoruz nedense.</p>
<p>Biz eskiye, artık zamanı geçmiş olana tutunuyoruz. Biz aslında asla gerçekleşmeyecek, gerçekleşse bile bizi mutlu etmeyecek umutlara tutunuyoruz. Biz doğasında geçip gitmek, akmak, devamlı değişmek olana tutunuyoruz. Biz bize aslında ıstırap verene tutunuyoruz. Bırakmaktan korktuğumuz için kendimizi kitliyoruz, durağanlaşıyoruz, zincirleniyoruz.</p>
<p>Bize zarar veren kişilere, ilişkilere, işlere tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi gözümüzün önündeki ve olduğu gibi yüzleştiğimizde özgür kılacak gerçekleri görmemize engel olan fikirlerimize inançlarımıza tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi ilerlemekten, gelişmekten, olabileceklerimiz, yapabileceklerimizden uzak tutan ve tüm kimlik tanımları gibi sadece birer tanım olan mevcut kimlik tanımlarına tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi içinde sığamadığımız dar kalıplara ve tanımlara tıkan ve belki de bizim için hiçbir önemi olmayan, bazen bir daha görmeyeceğimiz başka insanların hakkımızdaki düşüncelerini kontrol etmeye tutunuyoruz.</p>
<p>Bunun sonucu ise kendimizden, duygularımızdan, farkındalığımızdan, bedenimizden, değerlerimizden, kalbimizi gerçekten heyecanlandıran şeylerden, bizim için önemli olan insanlardan, ve gerçeklikten kopuk; renklerin soluklaştığı, deneyimlerin ise donuklaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyamız da tutulamayacak şeyleri tutmaya çalıştığımız için devamlı kaygı, endişe ve stres dolu. Tüm bu yaptıklarımızı da tatmin ve güvende olmak için yapıyor olduğumuz gerçeği de işin en absürd tarafı.</p>
<p>Bu sadece zihinsel ve duygusal bir şey değil. Bedensel olarak da ortaya çıkıyor. Uzun süredir çalıştığım savaş sanatlarından Wing Chun, bu tutunma tuzağına nasıl düştüğümüzü doğrudan gördüğümüz yerlerden biri. Aşağıdaki videoda spor hocam sevgili Görkem Aslan (kendisi Wing Chun bilmez) ile bunu sizlere göstermeye çalıştık. Haydi şimdi videoyu seyredin, ve bir yandan da bakın bakalım ne fark ediyor, nasıl hissediyorsunuz.</p>
</div><div class="fusion-video fusion-vimeo fusion-aligncenter" style="--awb-max-width:600px;--awb-max-height:360px;--awb-width:100%;"><div class="video-shortcode"><lite-vimeo videoid="790931251" class="landscape" params="autoplay=1autoplay=0&autopause=0" title="Vimeo video player 1"  width="600" height="360"></lite-vimeo></div></div><div class="fusion-text fusion-text-2"><p>Acaba siz nerelerde, yaşamınızın hangi alanlarında kendinizi, sadece tutamayacağınız, tutmamanız, artık faydalı olmayan şeylere tutunarak kitliyor ve gereksiz yere “dayak yiyorsunuz” acaba?</p>
<p>Tamam da çıkış yolu ne? Belki de bu dediklerimi daha önce duydunuz. Belki bunları aynen benim gibi öğretiyorsunuz bile. Ama kavramları bilmek, hatta bir video seyretmek bizi değiştirmiyor. Gestalt yaklaşımında dediğimiz gibi, olmadığımız bir şey olmaya çalışarak değil, olduğumuz şeyi tam olarak sahiplenerek, farkındalıkla temas ederek, onu bedenimizde hissederek, bu sayede de anlayarak değişiyoruz biz. Yani tuttuğunun, ve nasıl tuttuğunun farkında olmadığın şeyi bırakamazsın. Yani o tutunmanın içine girmen, onun bedende, hislerinde, duygularında ve zihninde nasıl yaşadığını bizzat, kavramlardan bağımsız bir şekilde doğrudan deneyimlemen, onunla temas etmen, onun farkına varman lazım.</p>
<p>İşte Gestalt yaklaşımı bunu öğretiyor. Eugene Gendlin’in Focusing’i bunun için bir yöntem ortaya koymaya çalışıyor. Beden odaklı bir çok yaklaşım bunu yapma çabasında. Ve Buddha, tüm mindfulness akımının doğduğu Mahasatipatthana – Farkındalığın 4 Temeli sutrasında bundan bahsediyor.</p>
<p>Ve, 3 Şubat’ta başlayacak Koçlukta Duygularla Çalışmak eğitimimiz de işte bu kendimizi kitli kıldığımız tutunmalarla çalışmanın yöntemlerine güçlü bir giriş amaçlıyor. Beş oturumdan oluşan ve birer oturumunu Prof. Dr. Sinan Canan ve Aylin Kafalı Deniz, PCC ile sunacağımız bu eğitimde hem kendimiz, hem de koçluk danışanlarımız için aslında bakmamız, yüzleşmemiz gereken, ancak bunu yapmaktan çekindiğimiz, bu yüzden de kitli kaldığımız durumlarda kullanabileceğimiz beden, his ve duygu odaklı yaklaşım, yöntem ve teknikler üzerinde çalışacağız. 23 Ocak’a kadar erken ödeme indirimi ile kayıt olabileceğiniz bu eğitimle ilgili detaylı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.</p>
<figure class="image strchf-type-image regular strchf-size-regular strchf-align-center"><a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><picture><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg" alt="Duygular" /></picture></a></figure>
<p>Buddha’nın dediği gibi “hiçbir şeye takılmayan bir zihin hali geliştirin”. Yoksa tutmamamız gereken şeylere tutunduğumuz için illüzyon dünyası samsaranın dayağını yemeye devam edeceğiz gibi gözüküyor.</p>
<p>Madem yazımızın içinde bir video vardı, bir de şarkıyla, tüm bu dediklerimizi en lirik şekilde anlatan, Multitap’tan “Tutunma Bırak”la bitirelim:</p>
<figure class="video strchf-type-video regular strchf-size-regular strchf-align-center">
<div class="embed-container">
<div style="max-width: 100%; position: relative; padding-top: 56.5%;"><iframe style="position: absolute; top: 0px; left: 0px; width: 100%; height: 100%;" title="Multitap - Tutunma Bırak (No:3B)" src="https://www.youtube.com/embed/BEgW0Ps539k?feature=oembed" width="200" height="113" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div>
</div>
</figure>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/tutunma-birak?id=917648395&type=2",title: "“Tutunma, bırak!”",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script></p>
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/tutunma-birak/">“Tutunma, bırak!”</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Farkındalık farkındalık mı, yoksa daha iyi bir hikaye mi?</title>
		<link>https://marefidelis.com/farkindalik-farkindalik-mi-yoksa-daha-iyi-bir-hikaye-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2021 15:11:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt Koçluk Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[şimdi ve burada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/farkindalik-farkindalik-mi-yoksa-daha-iyi-bir-hikaye-mi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Danışanımla konuşuyoruz, zorlandığı bir konu hakkında. Bu konuda bilinebilecek, fark edilebilecek her şeyi bildiği, fark ettiği konusunda emin. “Aslında farkındayım Dost” diyor, “neden böyle yaptığımın, neden böyle tepki verdiğimin farkındayım. Eskiden farkında değildim, hep başkalarını suçluyordum. Ama şimdi farkındayım. Ama yine de değiştiremiyorum!” Bu cümle karşısında, her zaman olduğu gibi biraz şaşırıyorum. Anlamaya çalışıyorum: “Madem farkındasın, nasıl oluyor da değişmiyor, nasıl oluyor da aynı şeyi yapmaya devam ediyorsun?” Bu sefer şaşırma sırası danışanıma geliyor.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/farkindalik-farkindalik-mi-yoksa-daha-iyi-bir-hikaye-mi/">Farkındalık farkındalık mı, yoksa daha iyi bir hikaye mi?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Danışanımla konuşuyoruz, zorlandığı bir konu hakkında. Bu konuda bilinebilecek, fark edilebilecek her şeyi bildiği, farkındalık sahibi olduğu konusunda emin.</p>
<p>“Aslında farkındayım Dost” diyor, “neden böyle yaptığımın, neden böyle tepki verdiğimin farkındayım. Eskiden farkında değildim, hep başkalarını suçluyordum. Ama şimdi farkındayım. Ama yine de değiştiremiyorum!”</p>
<p>Bu cümle karşısında, her zaman olduğu gibi biraz şaşırıyorum. Anlamaya çalışıyorum:</p>
<p>“Madem farkındasın, nasıl oluyor da değişmiyor, nasıl oluyor da aynı şeyi yapmaya devam ediyorsun?”</p>
<p>Bu sefer şaşırma sırası danışanıma geliyor. Tam olarak sorumu algılamaya çalışıyor, aslında sorunun içindeki zorlamayı, sorumun ardına saklı önermeyi çözmeye ve kendi deneyimiyle karşılaştırmaya çabalıyor. En azından ben öyle sanıyorum, yüzündeki ifadeden.</p>
<p>“Neden yaptığımı biliyorum. Neden o şekilde davrandığımı biliyorum. Ama yine de değişmiyor işte. Belki de yeterince motivasyonum mu yok?”</p>
<p>Biraz daha araştırıyoruz birlikte farkındalık derken neyi kast ettiğini. Daha önce farkında değilim derken hangi hikaye ile hareket ettiğini anlatıyor, ve nasıl bir gün başına gelen ve canını acıtan bir olayda kendiyle yüzleştiğini aktarıyor bana.</p>
<p>Aktardığı kadarı ile gerçekten de güçlü bir farkındalık yaşamış. O an. Fark ettiği o an. Bu farkındalık onu sarsmış önce, sonra mutlu etmiş. Ancak şu an, bu farkındalık bir hikâyeye dönüşmüş. O eylemi neden yaptığı ile ilgili daha önceki daha gerçekten uzak hikâyenin yerine geçen, daha gerçeğe yakın, daha olumlu, ancak hala hikaye olmaktan öteye gidemeyen bir hikaye.</p>
<p>Bu tespite ulaşmak, danışanımda heyecan yaratıyor:</p>
<p>“Gerçekten de öyle! O an için çok canlı çok gerçekti, ama şu anda bu benim defalarca anlattığım bir hatıradan başka bir şey değil. Vay be!” Yeni bir farkındalık daha.</p>
<p>Önce onaylıyor ve destekliyorum danışanımı, heyecanına katılıyorum. Ama sonra uyarıyorum:</p>
<p>“Dikkat et” diyorum, “bu farkındalığını da yeni bir hikâyeye, farkındalıkla ilgili bir hikayeye çevirme”.</p>
<p>Gözlerini kırpıştırarak bakıyor: “peki o zaman gerçek değişim nasıl olacak? Farkındalık değişime yol açar diye siz öğretmiyor musunuz Gestalt eğitimlerinde, meditasyon eğitimlerinde?”</p>
<p>“Evet öğretiyoruz” diyorum, “ama ben sana sorayım, tüm bu deneyimlerine dayanarak. Gerçekten davranışlarının değişmesi için sence ne olması lazım? Sence bu farkındalık hikayeleri yeterli mi? Bir şeyi değiştirebildiğin zamanları düşün, ne olmuştu orada”</p>
<p>Biraz düşünüyor, sonra gözleri parlıyor: “evet, anlıyorum. Ancak o eylemi yaparken, o an içinde farkındaysam, o eylemi doğuran dürtünün, eylemi yapmakta olduğumun, içinde bulunduğum halin, hatta duyularımın ve düşüncelerimin beni nasıl o farkındalık diye anlattığım hikayedeki gerekçelerin içine nasıl soktuğunu bu durum gerçekleşirken, ANDA farkındaysam değiştirebilirim.”</p>
<p>Söylediği cümlenin derinliği karşısında kendisi de şaşırmış durumda. Son kısmını tekrar etmesini istiyorum. Aynen tekrar ediyor ve devam ediyor:</p>
<p>“Eğer o anda farkında değilsem, aynı eylemleri yapmaktan ve sonra da neden yaptığımı biliyorum işte ama değiştiremiyorum diye hikâye anlatmaktan başka çarem yok.”</p>
<p>Bu da çok derin bir cümle. Bunu söylemenin nasıl bir şey olduğunu soruyorum.</p>
<p>Durup o anki hislerine ve zihinsel durumuna bakıyor. Bir farkındalık daha:</p>
<p>“Hem özgürleştirici hem de sorumluluk yükleyici.” Bir süre sessiz kalıyor. “Ve bundan başka hiçbir şey gerçekten özgür irade olamaz, değil mi?”</p>
<p>Bir soru sormadığının farkındayım. O yüzden yanıt da verme ihtiyacı duymuyorum.</p>
<p>O yeni fark ettiği bu gerçeğin keyfi içindeyken ben de Viktor Frankl’ın sözlerini düşünüyorum:</p>
<p>“Tetikleyen ve yanıt arasında bir alan vardır. Bu alanda yanıtımızı seçme gücümüz yatar. Yanıtımızda da büyüme ve özgür olabilme ihtimalimiz.”</p>
<p>Şimdi ve burada, ve gerçek farkındalıkla, olgulara doğrudan çalışabilmek üzerine biraz daha sohbet edebilmek için sizi 18 Ekim saat 20:30’daki ücretsiz webinarımıza davet ediyorum. Bu webinara aşağıdaki linkten veya imaja tıklayarak kayıt yaptırabilirsiniz:</p>
<p><a href="https://gestaltcenterforcoaching.com/simdi-burada-ve-farkinda-gestalt-yaklasimi-ile-degisim/">https://gestaltcenterforcoaching.com/simdi-burada-ve-farkinda-gestalt-yaklasimi-ile-degisim/</a></p>
<figure class="image strchf-type-image regular strchf-size-regular strchf-align-center"><a href="https://gestaltcenterforcoaching.com/simdi-burada-ve-farkinda-gestalt-yaklasimi-ile-degisim/"><picture><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Dost-18102021-webinar-1500x500-layout2211-1gm3bt4_a56a88777b567df7ecb59d3cf0c839eb_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Dost-18102021-webinar-1500x500-layout2211-1gm3bt4_a56a88777b567df7ecb59d3cf0c839eb_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" alt="farkındalık" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Dost-18102021-webinar-1500x500-layout2211-1gm3bt4_a56a88777b567df7ecb59d3cf0c839eb_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/farkindalik-farkindalik-mi-yoksa-daha-iyi-bir-hikaye-mi?id=886375820&type=2",title: "Farkındalık farkındalık mı, yoksa daha iyi bir hikaye mi?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/farkindalik-farkindalik-mi-yoksa-daha-iyi-bir-hikaye-mi/">Farkındalık farkındalık mı, yoksa daha iyi bir hikaye mi?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</title>
		<link>https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2021 17:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ülküsü olmalı insanın, zihnimizde dolaşan korku ve hırs dolu düşüncelere değil, bizi oradan oraya vuran ve geçmişin hallolmamış meseleleri ile tetiklenen duygulara değil; kalbimizin, en derin özlemine, yüreğimizin kendimize ve yaşama karşı olan taahhüdüne dayanan... Bizim için bu dünyada geçirdiğimiz süreyi anlamlı kılan, uğruna rahat koltuklarımızdan kalktığımız, güvenli evimizden çıktığımız, zorluklara seve seve katlandığımız bir ülküsü olmalı.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/">İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ülküsü olmalı insanın, zihnimizde dolaşan korku ve hırs dolu düşüncelere değil, bizi oradan oraya vuran ve geçmişin hallolmamış meseleleri ile tetiklenen duygulara değil; kalbimizin, en derin özlemine, yüreğimizin kendimize ve yaşama karşı olan taahhüdüne dayanan&#8230;</p>
<p>Bizim için bu dünyada geçirdiğimiz süreyi anlamlı kılan, uğruna rahat koltuklarımızdan kalktığımız, güvenli evimizden çıktığımız, zorluklara seve seve katlandığımız bir ülküsü olmalı.</p>
<p>Önümüze çıkan tüm o cazip, ağzımızın suyunu akıtan çeldiricilere, veya bu yolda devam edersek yaşayacağımız cehennem azabını anlatan korku hikayeleri anlatanlara rağmen yine de bunlara sırtımızı dönüp de peşinden gidebildiğimiz bir ülkü.</p>
<p>Ancak çoğumuzun sadece ideolojileri var.</p>
<p>Neyin nasıl olması gerektiğini, ulaşılacak yerdense uyulması gereken kriterleri tanımlayan ideolojiler. Kimin iyi kimin kötü insan olduğunu tanımlayan, neyin doğru neyin yanlış olduğuna bizim yerimize karar veren, bize eğer uyarsak bu dünyada veya öte dünyada cenneti, uymazsak her iki dünyada da cehennemi vadeden ideolojilerimiz.</p>
<p>Süslü sözler ve büyük iddialarla bezeli, ve o sözlerin ve iddiaların gerçek hayattaki işlerliğini sorgulamayı büyük bir günah olarak, küfür olarak görmeye bizi ikna etmeye çalışan ideolojilerimiz.</p>
<p>O ideolojiye ait olmayan herkesi düşman, gerçeği göremeyen, geri zekalı, kötü niyetli, hain, geri kafalı, gerici, küffar, din düşmanı, örümcek kafalı, sapık, hatta tehdit görmemizi salık veren, öncelikle bu kişilere tebliğ etmemizi, bunu beceremiyorsak onları yok saymamızı, insan yerine koymamamızı, hatta bazen fikren veya fiziken yok etmemizi söyleyen ideolojiler. </p>
<p>Bize bu ideolojiye inandığımız için ne kadar özel olduğumuz konusunda içimizi rahatlatan ideolojiler. Bu sayede bizi rahat ettiren, bizi zorlanmaktan koruyan, kendilerine uydukça ödüllendiren, uymadığımızda cezalandıran ideolojiler.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="first walk after confinment" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@rubavi78" rel="noopener noreferrer">Rubén Bagüés</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>İşte bu yüzden belki de içinde bulunduğumuz dünya böyle.</p>
<p>Çünkü&#8230;</p>
<p>İdeolojiler böler. Ülküler ise insanları birleştirir.</p>
<p>İdeolojiler bizim korkumuzu, suçluluk duygumuzu, öfkemizi, açgözlülüğümüzü besler. Ülküler ise bizi en iyimize, içimizdeki en yüce duygulara, tutkumuza, hayallerimize, erdemimize bağlar.</p>
<p>İdeolojiler bizi içinde rahat ettiğimiz düşüncelerin, fikirlerin, ideaların içinde hapis eder. Ülküler ise tam tersine bizi kısıtlayan düşünce ve inançlarını dışına çıkmaya, kendimizi aşmaya, kimlik tanımımızı her geçen gün genişletmeye iter.</p>
<p>İdeolojiler kıskançtır. Başka ideolojilerden korkar. Onları kendine tehdit olarak görür. Ülküler ise başka ülküleri duymaktan keyif ve heyecan duyar. Onları desteklemek, hatta mümkünse onlarla beraber ilerlemek ister.</p>
<p>İdeolojilerin tek bir doğru yolu vardır. O yola uymazsan seni cezalandırır. O ideolojiyi sana öğreten kişiye tam itaat ve biat ister. Ülküler ise ulaşılmak istenen, özlenen yerle, vuslatla alakalıdır. İçinde ülkünü keşfetmene destek olan kişi, lider, öğretmen, usta, sana destek olabileceği sınıra ulaşınca ilerisi için yolunu aydınlatacak başka bir öğretmen veya usta bulman veya kendi yolunu keşfetmen için seni destekler.</p>
<p>Üzerinde düşününce sanki ideolojilerin önemli bölümü, onu ilk ifade eden kişiler için birer ülküydü. Ancak bu ülküyü tam olarak içselleştirememiş, hatta anlayamamış, kendi içlerinde keşfedememiş kişiler tarafından ideolojilere çevrilmişler gibi geliyor bana. Buddha’nın Budist olmaması gibi. İsa’nın Hıristiyan olmaması gibi. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinde hepimizin içinde bir Atatürk olduğunu anlatmaya çalışırken bizim o hitabeyi sanki bir dogmaymış gibi, anlamadan tekrar etmemiz, ancak onu hayata geçirmek için hiç bir şey yapmamamız gibi.</p>
<p>İnsanın kendi ülküsünü kendi içinde keşfetmesi gerekiyor. Bir başkasının ülküsü, eğer onu anlamadıysak ve o ülkü bizim içimizdeki ülküyü alevlendirmedikçe, bizim ülkümüze temel oluşturmadıkça, sadece düşünceler düzeyinde kaldıkça, çoğu zaman bizim için anladığımızı sandığımız ancak içimize tam işlemeyen bir ideoloji olacakmış gibi geliyor bana. </p>
<p>Umarım hepimiz içimizden bizi ele geçiren ve bir şekilde kendilerinin bizi tanımladığına inandıran ideolojilerin boyunduruğundan kurtulur, kendi derin kalbimizin özleminden, taahhüdünden beslenen ülkülerimizi içimizde keşfederiz bir gün.</p>
<p><em>Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni<br />Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni</p>
<p>Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim<br />Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni</p>
<p>Aşkın aşıkları öldürür, aşk denizine daldırır<br />Tecelli ile doldurur, bana seni gerek seni</p>
<p>Aşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşem<br />Sensin dün ü gün endişem, bana seni gerek seni</p>
<p>Sofilere sohbet gerek, Ahilere Ahret gerek<br />Mecnunlara Leyli gerek, bana seni gerek seni</p>
<p>Eğer beni öldüreler, külüm göke savuralar<br />Toprağım anda çağıra, bana seni gerek seni</p>
<p>Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri<br />İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni</p>
<p>Yunus&#x27;dürür benim adım, gün geçtikçe artar odum<br />İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni</em></p>
<p>                              &#8211;Yunus Emre.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg" /></picture></figure>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/ideolojiniz-mi-var-uelkuenuez-mue?id=1236057054&type=2",title: "İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/">İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç&#8230; Pratik Öneriler</title>
		<link>https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Nov 2018 05:02:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz özgürlük isterken, onun peşinde koşarken, temelde asıl arzu ettiğimiz, özlemi ile yanıp tutuştuğumuz şey sanki  “kalbimizin özgürlüğü” imiş gibi geliyor bana, ne dersiniz? Berrak bir zihinle olguları oldukları gibi görmeyi becerebilirsek ve bedenimizle kavga etmeden onun içinde, şimdi ve burada, tüm duygularımızla onlardan korkmadan ve onların esiri olmadan yaşamayı becerebilirsek, artık hayatın ve zamanın getirdiklerinin canımızı yakması korkusu ile kalbimizi kapatmaya gerek duymadan, bu sayede tam anlamıyla, bütünlük içinde, ve belki de ilk defa halimizden memnun bir halde yaşayabileceğiz.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/">Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç&#8230; Pratik Öneriler</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><a   href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp</a></em> <em>yazı dizimize devam ediyoruz.</em> Nasıl kendimizden koptuğumuzu ve bundan kurtulmanın ilk iki adımını içeren ilk<em> üç yazıya</em> <em><a   href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">buraya</a>,</em> <em><a   href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim">buraya</a>, ve <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/">buraya</a></em> <em>tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu yazıda bedenin güçlü kaidesine yaslanarak ve berrak, uçsuz bucaksız zihnimizin yarattığı geniş alanın ferahlığı içinde kalbimizle nasıl farkındalık içeren açık bir ilişki kurabileceğimizi tartışacağız. <strong>Ayrıca siz de bu yazı dizisinde paylaştığım konular üzerinde çalışmak, bedeninizle güçlü bir ilişki kurmak, berrak bir zihin geliştirmek ve bu yazıda bahsedeceğim gibi kalbinizi kendinize ve olan her şeye açmak isterseniz, bu temel prensipler ve yaklaşımlara dayanan Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp Programı&#x27;na<a   href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/"> </a>katılmaya davet ediyorum. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/">Bundan sonraki ilk program 11 &#8211; 12 &#8211; 13 Ocak&#x27;ta başlıyor, buraya tıklayarak daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.</a> </strong>Hadi şimdi yazıya geçelim</em></p>
<p>Eğer bu yolda en azından bir iki adım yürümeye çabaladıysanız, bunun ne kadar çaba gerektiren, ne kadar kararlılık gerektiren bir şey olduğunu bileceksiniz. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/">Kopuğun kulübesi</a> çok çekici. </p>
<p>Çünkü Kopuk’un kulübesi kalbimizin çevresinde ördüğümüz koruma duvarlarının ardında. Belki biz kalbimizi &quot;kopuk&quot;layıp kendi içine saklıyoruzdur. Bu yüzden belki de ne oluyorsa onu doğrudan ve kaçmadan, farkındalık içinde, tüm kalbimizle, ve tüm lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşamaktan koparıyoruzdur kendimizi. Çünkü çok çekici yaşamla olduğu şekilde yüzleşmektense gözümüzün önündeki olgularla ve kendimizle bağlantıyı koparıvermek, ve bu sayede geçici de olsa acı hissetmemeye çalışmak.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8DBE4621-B69B-4524-B9BB-D0630FE559BC_b757d3069938762220e4d4ac284197cf_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8DBE4621-B69B-4524-B9BB-D0630FE559BC_b757d3069938762220e4d4ac284197cf_800.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Farkındalık" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8DBE4621-B69B-4524-B9BB-D0630FE559BC_b757d3069938762220e4d4ac284197cf_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Bu kadar zorsa eğer farkındalık içinde kalmak, bedenin içinde yaşamak, bir yandan da berrak biz zihin geliştirmek&#8230;  Neden böyle bir şey yapalım ki? </p>
<h3>Farkındalık ve Kalbin Özgürlüğü&#8230;</h3>
<p>Farkındalık geliştirmek ve bu sayede beden ve düşüncelerin tahakkümünden kurtulmak, bizi o özlemini çektiğimiz özgürlüğe doğru taşıyacak çünkü. Biz özgürlük isterken, onun peşinde koşarken, temelde asıl arzu ettiğimiz, özlemi ile yanıp tutuştuğumuz şey sanki  “kalbimizin özgürlüğü” imiş gibi geliyor bana, ne dersiniz? Çünkü gerçeklerle, olgularla ve deneyimle seçerek temasımızı kesemiyoruz, sadece olumsuz duygulardan kopamıyoruz. Kopunca bu olumsuz duygularla beraber en güzel duygu ve deneyimlere de kapatıyoruz kendimizi. Berrak bir zihinle olguları oldukları gibi görmeyi becerebilirsek ve bedenimizle kavga etmeden onun içinde, şimdi ve burada, tüm duygularımızla onlardan korkmadan ve onların esiri olmadan yaşamayı becerebilirsek, artık hayatın ve zamanın getirdiklerinin canımızı yakması korkusu ile kalbimizi kapatmaya gerek duymadan, bu sayede tam anlamıyla, bütünlük içinde, ve belki de ilk defa halimizden memnun bir halde yaşayabileceğiz. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Hayatın tadını çıkarmak" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Peki, böyle açık, bu nedenle de özgür bir kalp geliştirmek ne demek? Bunun yolları neler?  Bu konuya nasıl daha fazla farkındalık getirebiliriz? İşte bir zor soru daha. Bu da diğerleri gibi ömür boyu sürecek bir süreç, ve hakkında yazılacaklar ne kadar çok olsa da, yazılar sadece beyaz zemin üzerinde kara lekeler&#8230; Onun için sadece uygulama, sadece yaşantı bizi ileri götürecek. Başlangıç olarak bedenle güçlü bir ilişki kurarak, ve berrak bir zihin geliştirerek. Ve kalbinizi açmak için çalışmak, bedenle olan ilişkinizi geliştirecek ve zihninizin berraklığını arttıracak. </p>
<p>Bu zemine dayanarak işte yapabileceğimiz farkındalık temeline dayanan bir kaç uygulama:</p>
<h3>İçindeki kopuk tarafınla doğrudan ilişki kur</h3>
<p>İçimizdeki kopuğu görüp de ondan hoşlanmadığımızda, onun kulübesinde saklanmasını fark edip de bu bizim kendimizle ilgili standartlarımıza uymadığında, bu sefer dönüp o kopuk tarafımızla savaşmaya başlıyoruz. Aynen bir sokak köpeğini kovar gibi, ona &quot;hoşşşt!&quot; diyoruz, &quot;defol buradan!&quot; diye bağırıyoruz, hatta tekmeliyoruz onu. Ancak kaçırdığımız şey, zaten bizi o kopuğun kulübesine hapis eden davranışların aynısını tekrarlıyor olduğumuz. Zaten canımızı acıtan, bizi rahatsız eden, korkutan, kabul edemediğimiz şeylerle doğrudan yüzleşmediğimiz, onları hissetmekten ve görmekten korktuğumuz için Kopuk&#x27;un kulübesinde bulmadık mı kendimizi? O yüzden kendimize daha da vurdukça, kovdukça, dövdükçe içimizdeki kopuk daha da büyüyecek, daha da kapsayacak ortalığı. Veya bazen yaptığımız gibi, dönüp ona bakmazsak ortadan kaybolur belki diye umdukça, sanki orada değilmiş gibi davrandıkça, yüzümüze sahte bir gülümseme, davranışlarımıza sahte ve abartılı bir enerji ekledikçe daha da semirecek Kopuk.</p>
<p>Onun için yapmamız gereken, hele niyetimiz, olan her şeye kalbimizi açmaksa, ve olan her şeyle olduğu gibi birlikte olabilecek kadar güçlü bir beden, berrak bir zihin ve açık bir kalp geliştirmekse, o zaman işe belki de içimizdeki Kopuk&#x27;tan başlamamız iyi bir fikir olabilir ne dersiniz? Belki önce kendi kopukluğumuzu, gerçeklerle beraber olamayan tarafımızı, hayatla ve olgularla yüzleşme korkumuzu, hayal kırıklığımızı, acımızı görmemiz, ona farkındalık getirmemiz, sonra da onu değiştirmeye çalışmadan kabul etmemiz, hatta onu anlamaya çalışmamız, ona şefkatle yaklaşmamız gerekiyordur belki de. Belki de yapmamız gereken korkmuş, canı yanmış ve ağlayan küçük bir çocukla oturur gibi onunla oturmaktır ilk önce. Belki de artık &quot;anlat be kopukcuğum, ne bu kadar korkutuyor seni? ne yakıyor bu kadar canını? Anlat bana şu hayal kırıklıklarını be güzelim. Seni can kulağıyla,yargılamadan dinlemek için buradayım&quot; demek, bu sözün hakkını vermek gerekiyordur artık. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Kendine şifa" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_800.jpeg" /></picture></figure>
<h4>Güçlü beden ve berrak zihnin desteği&#8230;</h4>
<p>Ve işte bunu hakkıyla yapabilmenin zorluğu nedeni ile, tüm yapımız bunu yapmaktan ve bunu yaparak yüzleşeceğimiz can acıtıcı şeylerden bizi korumak üzere kurgulandığı için bu noktada bedenle ve onun içinde olan her şeyle güçlü bir ilişki kurmuş olmak ve berrak bir zihin geliştirmiş olmak çok işimize yarayacak. Bizi korktuğumuz şeyden kurtaracak olan, korktuğumuz şeyin içinden geçiyor ne yazık ki. Onun içinden yürüyecek gücü geliştirmiş olmamız lazım. Winston Churchill&#x27;in dediği gibi &quot;cehennemin içinden geçiyorsan, sakın durma, yürümeye devam et!&quot;.</p>
<h3>İncinmişliklerini gör</h3>
<p>Yürümeye devam ettiğinde, Kopuk&#x27;un kulübesinde sakladığı bir sürü incinmişlikle karşılaşacaksın muhtemelen. Senin henüz dünyayla ve onun getirdikleriyle başa çıkacak kapasiteyi geliştirmediğin zamanlarda başına gelen irili ufaklı olaylarla alakalı bir sürü incinmişlik&#8230; Bu olayların kendilerinin ve sende yarattığı duyguların senin boyunu aşıp da seni boğmasını engellemek ve kendi bütünlüğünü koruyabilmek için oluşturduğun bir  sürü stratejiye, bir sürü karara, dünya ile ilgili, senin ve başkalarının kim olduğu ile ilgili bir sürü hikayeye bağlı olacak bu incinmişlikler. Ve göreceksin ki Kopuk bu stratejilerin en önemlilerinden olsa da sadece bir tanesi. </p>
<p>Bu incinmişliklerle karşılaşınca yapabileceğin bir kaç şey var. Şimdiye kadar yaptığın gibi onlardan kaçabilirsin. Kopuk&#x27;un kulübesi her ne kadar onların da evi olsa da, onlardan saklanmak için de güzel bir yer, ilginç bir şekilde. Veya onlarla irtibata geçince, onlardan kendine yeni bir kimlik yaratabilirsin. Zaten şimdiye kadar bu incinmişlikler senin bir şekilde kim olduğunu tanımladı. Tüm hikayeni onlar üzerine kurdun. Annen baban yüzünden, seni geçmişte satan arkadaşların yüzünden, sana kötülük yapan o insanlar yüzünden, veya<a   href="https://www.youtube.com/watch?v=SLCopTS-gCI"> </a><a target="_blank"  href="https://www.youtube.com/watch?v=SLCopTS-gCI">koşullar yüzünden, &quot;Kader kurbanı olarak&#8230;&quot;</a> yaşadıklarını yaşadın. Şimdi de &quot;onlara rağmen&quot; diye, veya &quot;onlara karşı&quot; diye yeni bir hikaye, daha olumlu bir hikaye, ama yine de incinmişliklerine dayanan bir hikaye oluşturman işten bile değil. Kendine “bu zorlukları aşıp da kendini yeniden yaratan” bir kimlik oluşturman işten bile değil. Ve bu hikayeler, bu kimlik seni tutsak kılmaya devam edecek.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Yoğun duygularla başa çıkmak " src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Veya bu incinmişliklerinle, aynen Kopuk&#x27;la yaptığın gibi beraber oturmayı, onlara farkındalık ile yaklaşmayı deneyebilirsin. Aynen Kopuk&#x27;u dinlediğin gibi onları dinleyebilirsin. Dediğimiz gibi bunu yapmak bayağı enerji ve güç isteyecek. Güçlü beden &#8211; berrak zihin sana burada bayağı yardımcı olacak. Bazen bunu yapmak için destek alman, hatta profesyonel destek alman gerekecek. Bu desteği al. Muhtemelen bu incinmişliklere dayanan &quot;ben destek almam&quot; hikayene, &quot;destek alanlar sadece zayıf/deli/garip insanlardır&quot; hikayene de farkındalık getirerek&#8230; İşe burdan başla. </p>
<h3>Hikayelerini bırakmaya razı ol</h3>
<p>Tüm bunları yaptığında seni sen yapan, tüm kimliğini dayandırdığın hikayelerinle ve aslında onların dayanaksızlığı ile yüzleşeceksin. Göreceksin ki aslında senin inandığın ve tüm çevreni de inandırmaya çalıştığın gibi, kendiliğinden, zaten öyle olan, koşullardan ve olgulardan bağımsız bir &quot;ben&quot; değilsin aslında. &quot;Ben&quot; dediğin şey, bir takım koşul ve olgulara senin yine bu incinmişlik ve hikayelere dayanan koşullanmaların dikte ettiği tepkilerden oluşuyor. Bu &quot;ben&quot; tanımına, kendinle ve dünyayla ilgili hikayelerine nasıl tutunduğunu, bu hikayelerin seni ne kadar kısıtlayıcı ve ıstırap verici olsa da sınırlı, belirli ve bu nedenle de güvenilir bir alanda tuttuğunu fark edeceksin. Ve bu hikayeleri bırakmadan, kimlik tanımını değiştirmeden o arzu ettiğin özgürlüğe tam olarak hiç bir zaman ulaşamayacağını göreceksin. Düzen&#x27;i bırakıp bilinmeyene, kaosa razı gelmeden açık bir kalple yaşamanın ne kadar imkansız bir şey olduğunu anlayacaksın.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Bizi tutsak tutan hikayeler" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_800.jpeg" /></picture></figure>
<h3>Gölgenle yüzleş</h3>
<p>Bunu yaparken de kendinle ilgili tanımlarının belirlediği ve kendine bakmaya izin verdiğin alanın hemen dışında, karanlıkta, kendinle ilgili kabul etmek istemediğin ve bu yüzden de başkalarına yansıttığın bir çok parçanla yüzleşeceksin. Başkalarına nefret dolu derken kendi içindeki nefrete dokunacaksın. Başkalarını iki yüzlülükle, bencillikle, dürüst olmamakla, hainlikle, vs. suçlarken, senin içinde de bu parçaların ne kadar canlı olduğunu göreceksin. Bu parçaların nasıl bu incinmişliklere birer tepki olduğunu, aslında sadece canı yanmış, korkmuş, hayal kırıklığına uğramış olduğunu, ve bunları aslında içindeki Kopuk&#x27;u korumanın yöntemleri olarak kullandığını anlayacaksın, ve belki ilk defa şefkat geliştireceksin kendine. Anlayacaksın. İnsanın cehaletini, bu nedenle nasıl açgözlü, nasıl öfkeli, nasıl nefret dolu olduğunu göreceksin. </p>
<h3>Şefkat geliştir</h3>
<p>Anlayış, şefkat getirecek. Zaten anlayış yoksa, hala olguların ve sonuçların nasıl oluştuğunu, koşulların nasıl koşullanmalara dönüşüp de aynı olguları defalarca karşımıza çıkardığını anlamıyorsan, hala cahil isen şefkatten de söz edemeyiz. Olsa olsa acımadır o. Acıma ise senin yukarıda, başkalarının aşağıda olduğu bir durumdur. Şefkatte hiyerarşi yoktur. Gölgenle yüzleşmenin sonucunda senin de başkaları gibi aynı tuzaklarla, aynı korkularla, ve aynı ehil olmayan tepkilerle hayatta kalma çabanı görürsün, ve şefkat geliştirirsin. Sadece kendine değil. O saçma sapan davranan adama ve kadına da. Ters düştüğün patronuna, çalışanına, eşine, eski sevgiline, taksiciye, politikacıya da. Anlarsın ki herkes cehalet içinde mutlu olmaya çabalıyor, ve bu cahil çabaları daha da ıstırap yaratıyor. Senin de yaptığın gibi.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Şefkat" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Çok sevdiğim ve daha önce de bahsettiğim bir Tibet şefkat pratiği diyor ki, kim hakkında ne cümle kurarsan kur, bunu &quot;aynen benim de olduğum/yaptığım/veya böyle algılanabileceğim gibi&quot; diye bitir. Ancak o zaman anlayacaksın. Ancak o zaman cehaletten kurtulacaksın. Ancak o zaman şefkat geliştireceksin. Ancak o zaman kalbinin çevresindeki duvarlar inecek. Ancak o zaman, açık bir kalp ile yaşamaya başlayacaksın.</p>
<h3>Cesaret geliştir</h3>
<p>Tüm bu yolda yürümek de cesaret isteyecek. İlginç bir şekilde cesaret kelimesinin yerine kullandığımız kelimelerden biri &quot;yüreklilik&quot;dir. Bu yolda ilerlemek, kendimizle ve dünyayla ilgili hikayelerimizi bırakmak, ve canımızın yanmasını engellemek için kalbimizin çevresine ördüğümüz duvarları yavaş yavaş indirip de açık kalp ile yaşamaya başlamak, büyük cesaret isteyecek. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Cesaret" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Eşim <a target="_blank"  href="https://gulcemberi.com">Aylin Safiye Deniz</a>&#x27;in zamanında çalıştığı öğretmenlerden birisinin dediği gibi &quot;Açık bir kalple yaşamak, kırık bir kalple yaşamaktır&quot;. Artık saklandığımız kopuk&#x27;un kulübesinden çıktığımızda sadece kendi korkumuza, kendi direncimize, kendi incinmişliklerimize, kendi acımıza dokunmayacağız, yukarıda tartıştığımız gibi dünyanın acısına da dokunmak durumunda kalacağız. Ve ancak bu şekilde, buna razı olarak karşımıza çıkan tüm olgularla, tüm gerçekliği ile beraber olarak, kopmadan, kendimizi uyutmadan, hakikatle hakikatin içinde hakikatin farkında olarak yaşayabileceğiz. </p>
<h3>Hiç bir zaman vazgeçme</h3>
<p>Ancak bu yol uzun sürecek&#8230; Bir kerede olmayacak. Tam siz “oluyor, berrak bir zihne, açık bir kalbe ulaşıyorum” derken birden kendinizi en yoğun sislerin, büyük bulanıklıkların içinde, kalbinizi taşlaşmış ve öfke içinde bulacaksınız. İşte böyle bir durumda, umudunuzu kaybetmek yerine yola devam etmeniz, hatta tüm bu deneyime, “işte üzerinde çalışmak için yeni veriler” diyebilmeniz gerekecek. Hem de Kopuk’un kulübesine dönmek gerçekten çok mantıklı gözükürken.</p>
<p>İşte o zaman yolda yürümeye başlayacağız. İşte o zaman zihnimizi eğlendirmek için anlamsız düşünceler ve meşgaleler içinde kaybolmak zorunda kalmayacağız. İşte o zaman kalbimiz, bedenimiz ve zihnimiz gerçek bir çoşkuyla dolayacak, gerçek bir neşeyle dolacak, ve biz kendi içimizden doğan, ve anlayışa dayanan bir halinden memnuniyetin aslında koşulların  bizim istediğimiz gibi sıralanmasına bağlı, bu nedenle geçici, bu nedenle aslında stres verici, ve hiç bir zaman beklentileri tam olarak karşılamayan mutluluktan çok daha yüce bir oluş hali olduğunu kendi deneyimimizle göreceğiz.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/2C723015-6930-49A7-A9D3-C4A4E072B716_13b1d4b7861d45fe594750afcc756a54_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/2C723015-6930-49A7-A9D3-C4A4E072B716_13b1d4b7861d45fe594750afcc756a54_800.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Aydınlanma yolu" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/2C723015-6930-49A7-A9D3-C4A4E072B716_13b1d4b7861d45fe594750afcc756a54_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Biz kulübesinin içinde saklanan o kopuk tarafımızla ilişki kurdukça, ona şefkat gösterdikçe, onu içimizde ve dışımızda bizi zorlayan, rahatsız eden, acı veren, korkutan tüm olgularla yüzleşmek üzere bu şekilde güçlendirdikçe, o çevremize ördüğümüz duvarlara o kadar ihtiyacımız kalmayacak. </p>
<p>O zaman kolaylıkla yaşamımızı lütuflarımızın, hediyelerimizin kutlaması olarak yaşayabileceğiz. Ancak belki de bunun bile ne kadar sadece bizimle, bizim bencil isteklerimizle, bu yüzden de yine haz alma ve gerçeğin tamamına dokunmama çabamızla alakalı olabileceğini göreceğiz. O zaman belki de bunun sadece bir durak olduğunu, belki de yaşamımızı hediyelerimizi vererek, onlardan da vaz geçerek yaşamanın bir kutlama olarak yaşamak olduğunu göreceğiz. İşte biz ancak o zaman Kadim Kalp Yolu’nun öğrencileri olabilir, ve kalp gözümüzü açmak üzere yürümeye başlayabiliriz. </p>
<p><em>İşte yolumuz bu. Benim üzerinde yürümeye çalıştığım yol işte bu. İşte bu yazı dizisinin başında bahsettiğim inzivalara ve diğer çalışmalara bu yüzden katılıyorum. </em></p>
<h4><em>Sunmakta olduğum <strong><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/">Güçlü Beden – Berrak Zihin – Açık Kalp programı</a></strong> da sizleri bu yolda yürümek için hazırlamayı amaçlıyor. </em></h4>
<p><em>Umudum bu programı tamamlayanların en azından yaşamlarını istedikleri amaçlara doğru yönlendirebilmek için daha sağlam temeller oluşturmaya başlamaları, hatta mümkünse ve isterlerse benim de üzerinde yürümeye çalıştığım Kadim Kalp Yolu’nun kapısına gelmeleri.</em></p>
<p><em>Yeni grubumuz 11 &#8211; 12 &#8211; 13 Ocak&#x27;ta başlıyor. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/">Bu programla ilgili daha detaylı bilgi almak ve programa kayıt olmak için buraya tıklayınız.</a></em></p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik?id=318344058&type=2",title: "Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç... Pratik Öneriler",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/">Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç&#8230; Pratik Öneriler</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gestalt Coaching Program 2019 Is Starting On January 30th&#8230;</title>
		<link>https://marefidelis.com/gestalt-coaching-program-2018-2019/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Sep 2018 14:58:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gestalt Coaching Program]]></category>
		<category><![CDATA[Program Invitation]]></category>
		<category><![CDATA[Coaching]]></category>
		<category><![CDATA[Coaching Program]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt Coaching]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt Koçluk Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/gestalt-coaching-program-2018-2019/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gestalt Coaching Program™, the flagship training from of the Gestalt Center For Coaching, is an ICF Accredited Coach Training Program, that presents Gestalt-based approach to coaching that incorporates cutting- edge coaching theories. This year is the 10th offering of this program in Istanbul, and the start date is Dec. 12th, 2018.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/gestalt-coaching-program-2018-2019/">Gestalt Coaching Program 2019 Is Starting On January 30th&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gestalt Coaching Program™</strong>, the flagship training from of the Gestalt Center For Coaching, is an ICF Accredited Coach Training Program, that presents Gestalt-based approach to coaching that incorporates cutting- edge coaching theories.</p>
<p>This year is the 10th offering of this program in Istanbul, and the start date is Jan. 30th, 2019. The program consists of four five-day-modules. Participants are required to attend and complete all sessions in the program year they are registered for.</p>
<p><strong>In recognition of this 10-year anniversary, and acknowledging the uncertainty of these challenging times, we decided to extend to our participants a special program rate of $7,500 + VAT. This is 25% below our regular program rate.</strong></p>
<p><a target="_blank"  href="https://gestaltcenterforcoaching.com/contact-us/">Please contact us for the dates of this years program.</a> <a target="_blank"  href="https://gestaltcenterforcoaching.com/contact-us/">To get more information and register for the program, please click here.</a></p>
<h2><strong>Why Gestalt Coaching Program?</strong></h2>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8af084e67e2ab1b2917e9f468b0a3500_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8af084e67e2ab1b2917e9f468b0a3500_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8af084e67e2ab1b2917e9f468b0a3500_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8af084e67e2ab1b2917e9f468b0a3500_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Gestalt coaching" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8af084e67e2ab1b2917e9f468b0a3500_800.jpg" /></picture></figure>
<ul>
<li>Gestalt Coaching ProgramTM, presents a <strong>holistic, integrative, and integral </strong>approach to coaching individuals, groups and teams.</li>
<li>The program is designed to satisfy <strong>all requirements for ICF Credentialing application</strong> for the participants within the program.  Many other ACTP programs  usually ask participants to attend additional certification workshops or programs.</li>
<li>Graduates of EGCP will only need to take a short applied exam with EGCP faculty after the program ends to receive a certificate of completion, which will enable them to apply for ICF Credentialing through ACTP track.</li>
</ul>
<h3>Gestalt Center for Coaching approach is rooted in:</h3>
<ul>
<li><strong>Gestalt Psychology</strong> which explores how perception and awareness defines subjective experience and reality,</li>
<li><strong>Field Theory</strong> which explains how self – definition, self – expression and identity is also a function of the changing context we find ourselves in,</li>
<li><strong>Mindfulness</strong> based practices which stresses the importance of being aware in the moment, of outside, of inside, and the interaction of both as the only possibility of making conscious choice and using free will,</li>
<li><strong>Wisdom</strong> traditions that regard <strong>self as presence</strong> and not an “it”.</li>
</ul>
<p>Given this strong philosophical, theoretical and experiential base, Gestalt Center for Coaching has been able to design and offer <strong>a unique approach to coaching and human/systems development.</strong></p>
<p>Many schools of coaching, as effective as they are, have formulated their approach as a collection of intervention tools and techniques, leading to a more or less algorithmic stance. Gestalt Center for Coaching, on the other hand teaches an approach to coaching and human development that is based firmly on <strong>a process model</strong> of how organisms <strong>cognitively, behaviorally, emotionally and socially</strong> operate, and is thus presence, mindfulness and awareness based.</p>
<p>This allows gestalt coaches the <strong>freedom to bring their awareness, presence, spontaneity, and richness</strong> in co-creating coaching processes with their clients fitting to the context, client, situation and needs/wants of the moment. In this way, we call our selves as Gestalt Coaches not as change agents, but <strong>awareness agents</strong>, as we believe it is only awareness that creates lasting and satisfying change and movement.</p>
<h2>How is this program delivered?</h2>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/227e8fe15ab6ddf0fa8be574587951a9_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/227e8fe15ab6ddf0fa8be574587951a9_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/227e8fe15ab6ddf0fa8be574587951a9_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/227e8fe15ab6ddf0fa8be574587951a9_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="coaching program" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/227e8fe15ab6ddf0fa8be574587951a9_800.jpg" /></picture></figure>
<p><strong>Gestalt Coaching Program <small>TM</small></strong>, an ICF – Accredited Coach Training Program (ACTP), is structured to offer the right balance and mixture of in person sessions, remote learning sessions (teleclasses), theory and concept transfer, application and experience, personal development work, group experience, learning cohorts and individual study.</p>
<p>Our program consists of:</p>
<ul>
<li>Four 5-day sessions over 7 months, a total of 20 days face to face teaching</li>
<li>Ten online teleseminars between sessions</li>
<li>A student – faculty ratio of 4 to 1 to support and accelerate earning</li>
<li>A faculty mentor assigned to each student</li>
<li>An approach and structure that supports not only cognitively learning the material, but also somatically embodying it through:</li>
<ul>
<li>Experientially structured program,</li>
<li>Constant mentor coaching through faculty observed practicums,</li>
<li>Directed and observation based feedback from supervising faculty to help you assess and further your learning and development,</li>
<li>Opportunity to practice with real world, executive clients,</li>
<li>Learning, practice and support cohorts that meet through-out the program,</li>
<li>Ongoing professional development groups run by senior faculty that meets several times each session,</li>
</ul>
<li>And, as a result, a full – immersion, experiential – learning environment that will support participants to develop and embody the teachings.</li>
</ul>
<h2><strong>What do we teach?</strong></h2>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/561c332056ad9267994edf72b7840898_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/561c332056ad9267994edf72b7840898_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/561c332056ad9267994edf72b7840898_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/561c332056ad9267994edf72b7840898_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="coaching" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/561c332056ad9267994edf72b7840898_800.jpg" /></picture></figure>
<p><strong>Gestalt Coaching Program </strong>teaches how to coach:</p>
<ul>
<li><strong>Experientially</strong>, by inviting clients to become aware of their immediate contextual responses (e.g., physical, psychological, emotional, cognitive). The heart of the Gestalt approach lies in internalizing and applying the power of awareness. The Gestalt coach works with awareness to facilitate clients’ self identification of habitual, unaware patterns of response, particularly those that interfere with their ability to respond in changing situations.</li>
<li><strong>Experimentally</strong>, by collaboratively and creatively supporting clients’ safe exploration of alternative perceptual and behavioral choices. Gestalt coaches offer creative experiments to strengthen clients’ awareness. Experiments interrupt habitual perceptual or behavioral patterns and invite opportunity. Gestalt coaches creates “safe emergencies” for clients that enable expanded possibilities and new choices.</li>
<li><strong>Existentially</strong>, by encouraging clients’ awareness of self and others, which yields “data” that informs actions to achieve desired outcomes. The Gestalt coach keeps clients focused on whatever emerges in the moment. Gestalt approach uses whatever occurs in the moment as the experiential and existential ground for coach and client to explore and experiment with. As Kierkegaard says “be with what is, so that what is possible, may become”.</li>
</ul>
<h2>Who are the leaders of the program?</h2>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5246de4ac6035f37beb0347d9feeb6ca_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5246de4ac6035f37beb0347d9feeb6ca_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="teaching team" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5246de4ac6035f37beb0347d9feeb6ca_800.jpg" /></picture></figure>
<p>This program is lead by the trio team of <strong>Dorothy Siminovitch, Ph.D., MCC</strong>, who is the first person to envision application of Gestalt theory in the service of coaching in 1995, <strong>Dost Can Deniz, MBA, MCC,</strong> who is the first person to be awarded the MCC designation in Turkey, and <strong>Gila Şeritçioğlu, M.A., REAT, CSC, MCC</strong>, who is a talented and experienced educator, coach and art therapist. The trio is joined by a strong team of certified coaches who have completed their ICF certification as either MCCs or PCCs.</p>
<p><a target="_blank"  href="https://gestaltcenterforcoaching.com/about-us/">For more information on our team please visit here.</a></p>
<p>This year&#x27;s program starts on Jan 30th. Don&#x27;t miss this opportunity to be part of this life-changing program which is offered only once each year. </p>
<p><a target="_blank"  href="https://gestaltcenterforcoaching.com/contact-us/">To get more information and register for the program, please click here.</a></p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/gestalt-coaching-program-2018-2019?id=1158135918&type=2",title: "Gestalt Coaching Program 2019 Is Starting On January 30th...",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/gestalt-coaching-program-2018-2019/">Gestalt Coaching Program 2019 Is Starting On January 30th&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</title>
		<link>https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Sep 2018 11:58:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Adaptif değişim]]></category>
		<category><![CDATA[adaptif liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Jordan Peterson]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Lider Koçluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/icimiz-disimiz-kaos/</guid>

					<description><![CDATA[<p>... Ancak problem şu: Biz bu düzenin devamlılığına ne kadar yatırım yapabiliriz, bu düzenin devamlığını ne kadar bekleyebiliriz? Biz dünyayı, dünyamızı düzenli, sabit, değişmez hale getirdiğimizi sansak bile, aslında uçsuz bucaksız bir belirsizlik denizi içinde küçük düzen adaları kurmaktan başka bir şey yapmıyoruz belki de. Üstelik bu adalarımız da kâğıttan...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/">Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okuma süresi: 6 dakika</p>
<p>Geçenlerde orta büyüklükte bir şirketin sahibi olan danışanımla sohbet ediyoruz. Piyasalardaki kaos ile kendi kendisini nasıl panik atağın eşiğine getirdiğinden bahsediyor. Henüz işlerinde herhangi bir olumsuzluk olmasa da olası problemleri düşünmekten kendini alamadığından, bu yüzden uykularının kaçtığından, nefesinin daraldığından bahsediyor.</p>
<p>Sanırım şu anda bir çoğumuz buna benzer bir durumu, belirli ölçülerde yaşıyoruz. Özellikle de içinde bulunduğumuz durumu tanımlayamadığımızda ve anlam veremediğimizde.</p>
<p>Kanadalı psikolog, yazar ve akademisyen Jordan Peterson, insanın varoluş deneyiminin iki “ilahi güç” arasında oynanan oyunlar tarafından belirlendiğini söylüyor: Düzen, ve Kaos[1]. </p>
<h3 id="as9b0">Düzen ve Kaos</h3>
<p>Düzen. Bilinen. Tanıdık olan. Kendimin ve başkalarının yönünün ve eylemlerinin ve bu yön ve eylemlerin sonuçlarının tahmin edilebilir olduğu dünya. Tehditlerin olmadığı, olguların belirli olduğu, otobüslerin, trenlerin ve uçakların zamanında kalktığı ve istikametlerine ulaştığı dünya. Hedeflerime ulaştığım, evimin, işimin, sağlığımın, paramın, sevdiklerimin, ülkemin güvende olduğu dünya. Olguların, davranışların, sözlerin, var oluşumun anlamını bildiğim, huzurlu hissettiğim yer. Öte yandan hep eskinin tekrarına müsaade eden, yeniye yer olmayan, yeni fırsat ve olasılıkların bulunmadığı, heyecanın ve diğer duyguların içinde yer almadığı, durgun. Kuralların, düzenin, otoritenin dünyası. Maskülen. Yang. Baba prensibi. </p>
<p>Ve Kaos. Tanıdık olmayan, bilmediğim, yönünü, sınırlarını ve olasılıklarını tahmin edemediğim dünya. İnsanların ve olguların benim beklediğimden farklı davrandığı, bu davranışlarının sonuçlarının da beklemediğim gibi sonuç verdiği yer. Bilinmeyen, bu yüzden de sonsuz olasılıkları içeren, karanlık gözüken, ancak içinden aydınlığın doğduğu yer. Kendimi güvende hissetmediğim, yönümü, bir sonraki adımımı ve onun nelere yol açacağını, başıma neyin geleceğini bilemediğim yer. Olguların, davranışların ve deneyimlerin “anlamını” bilmediğim, her şeyin mümkün olduğu, bu yüzden de korkutucu olduğu yer. Öte yandan da tüm yaratıcılığın, tüm yeni olasılıkların, tüm heyecanın, tüm duyguların, maceranın, fırsatların, mucizevi çözümlerin yaşadığı yer. Feminen. Yin. Anne prensibi. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg" /></picture><figcaption>Kaosun içindeki düzen, düzenin içindeki kaos</figcaption></figure>
<h3 id="blfd9">İnsanın macerası</h3>
<p>İnsanın bu iki dinamik güç arasındaki macerası, on binlerce yıllık insan medeniyetinin mücadelesinin özeti. İnsanın özünde kaotik, belirsiz, tanımsız, her an ne olabileceği ile ilgili sınırsız olasılıklar içeren ve bu olgularla ilgili kendiliğinden, net açıklamaların olmadığı bir dünyadan beslenerek o dünyayı düzenli, formüllerin tuttuğu, olguların anlaşılabilir ve tahmin edilebilir olduğu bir dünyaya dönüştürme çabası, tüm bilimsel, politik, ekonomik, kültürel ve sosyal evrimlerin ve devrimlerin altındaki itici güç gibi gözüküyor. Kültür bile bakarsanız kabul edilebilir davranış ve düşünceleri kısıtlayarak ve olguları algılama biçiminizde ortak bir anlam haritası tanımlayarak insan ilişkilerinde tahmin edilebilir ve güvenli bir zemin yaratmaya çalışmıyor mu? </p>
<p>İşte bu yüzden düzensizlikten, yönsüzlükten, bilinmeyenden uzaklaşmak ve düzene, tanımlı olana, bilinene doğru ilerlemek, neredeyse insanların genetik kodlarına yazılmış, sinir sistemimize işlemiş. Bu yüzden liderlerimizi, yöneticilerimizi bize düzen, yön, ve koruma vadedenlerden seçiyor, bu kişilere için seve seve kendi otoritemizi teslim ediyoruz.</p>
<h3 id="b6ejf">Kağıttan Gemiler</h3>
<p>Bunda bir problem yok. Özellikle işler iyi giderken. Ancak problem şu: Biz bu düzenin devamlılığına ne kadar yatırım yapabiliriz, bu düzenin devamlığını ne kadar bekleyebiliriz? Biz dünyayı, dünyamızı düzenli, sabit, değişmez hale getirdiğimizi sansak bile, aslında uçsuz bucaksız bir belirsizlik denizi içinde küçük düzen adaları kurmaktan başka bir şey yapmıyoruz belki de. Üstelik bu adalarımız da kâğıttan. Bu kâğıttan düzen adaları kaos denizinde ıslandıkça çözülmeye başlıyorlar ve bizi tekrar tekrar hayatın, dünyanın belirsizliği ile, değişkenliği ile, tanımsızlığı ile yüz yüze bırakıyorlar.</p>
<p>Bu duruma karşı ilk tepkimiz daha fazla düzene, daha fazla otoriteye sığınmak oluyor genellikle. Ekibimizin motivasyonsuzluğu bir eğitimle çözülsün istiyoruz. Toplumsal huzur askeri önlemlerle ortadan kalksın istiyoruz. Şirketteki problemleri yeni gelen genel müdür alacağı mucizevi ve bir şekilde bizi rahatsız etmeyen, belirsizlikte hissettirmeyen kararlarla çözsün istiyoruz. Yeni bir politik lider, yeni bir Atatürk gelsin ve ülkeyi kurtarsın istiyoruz. İçinde bulunduğumuz kaosa anlam veren açıklamalar hoşumuza gidiyor. Tam ne ve kim olduğunu bilmediğimiz karanlık güçlerin bizimle dalga geçtiğini düşünmek, anlamsızlığa anlam, ucunu bucağını bilmediğimiz, tanımlayamadığımız, o yüzden de nasıl tepki vereceğimizi bilmediğimiz kaosa tanım getiriyor. Neye nasıl tepki vereceğimizi bilmemektense göremediğimiz farazi bir düşmana öfkelenmek daha kolay oluyor.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="kaos" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg" /></picture><figcaption>Kurduğunuz düzen gerçekten fırtınalara dayanabilir mi?</figcaption></figure>
<p>Bu tip çözümler bazen kısa dönemli olarak bizi rahatlatıyor. Geçici olarak düzene geri dönmüşüz gibi bir his yaratıyor. Ancak bu düzenin gerçekten tekrar sağlandığı durumlarda bile yeni inşa edilen düzen adası da kağıttan olduğu ve ıslak kaos denizinin ortasına konduğu için aynı problemlerle yüz yüze kalıyoruz bir süre sonra. Bu sefer daha da düzene tutunuyoruz, daha da bilinmeyeni reddediyoruz. Gitgide diktatörleşen liderlere, yöneticilere toplumlara, şirketlere, anne babalara, eşlere dönüşüyoruz. </p>
<h3 id="7nr83">Üçüncü ilahi güç</h3>
<p>Jordan Peterson diyor ki düzene bu kadar sığınmanın sonucunda da <em>“…toplumun ilerlemesini sağlayan yaratıcı araştırmacı süreç sekteye uğruyor. Bu “adaptasyon kapasitesinin kısıtlanması” da … kaos ihtimalini dramatik bir şekilde arttırıyor.”<strong>[2] </strong></em>Yani insanlar bu yola saptıklarında kendi eylemleri ile daha da büyük düzeyde düzensizliği davet ediyorlar, hatta bu düzensizliği kendileri yaratıyorlar.</p>
<p>İşte bu blogda defalarca tartıştığımız adaptasyon gerektiren değişim, artık mevcut bilginin, düzenin yeterli olmadığı ve daha iyi bir yere gelebilmek için bilinçli ve kontrollü bir biçimde o düzenin dışına çıkmamızı, mevcut tanımlarımızı, algılarımızı, yaklaşımlarımızı, anlam haritamızı sorgulamamız, tanıdık olandan ve bizi şimdiye kadar tanımlayandansa bilinmeyene ve onun sunduğu tüm olasılık ve potansiyele isteyerek ama yavaş yavaş, adım adım, dikkatli bir biçimde adım atmamızı gerektiren türde bir değişim. Peterson, kaos ve düzenle beraber üçüncü ilahi gücü bu iki güç arasında dans eden ve bu iki gücü kullanarak yaşamına anlam veren, yani düzenin sınırlarını genişleten &quot;insan&quot; olarak tanımlıyor. </p>
<p>Değişim, ancak artık işe yaramayan ve bizi içinde bulunduğumuz çıkmazlarda tutan değerlerimizi, düşünüşümüzü, alışkanlıklarımızı, eylemlerimizi ve kimlik tanımlarımızı, yani mevcut düzenimizi sorgulayarak ve bunların bazılarını bırakmaya razı olarak gerçekleşebilir. Bu, kayıp hissi içeren ve çok rahatsız edici bir süreçtir. Ancak başka türlü ilerleme kaydedilmez. Başka türlü, biz geçici ve çoğu zaman da içeriden ve dışarıdan otorite baskısı içeren çözümlerle yaşamaya devam ederiz. Problemlerimiz de tekrar tekrar karşımıza gelirler. </p>
<p>İşte bu yüzden birçok şirkette yaşanan ve çağımızda iyice içinden çıkılmaz hale gelen sorunlar da, ülkelerin ve toplumların karmaşık sorunları da sadece otorite ve devamlı alışık düzenleri geri getiren çözümler ile çözülemez. Çünkü karmaşık, sınırlı kontrolün olduğu, belirsizlik içeren, tam olarak tanımlanamayan problemlere prematüre ve bilinen, denenmiş düzenler getirmeye çalışan teknik çözümler uzun dönemde işe yaramaz. </p>
<h3 id="tlas"><strong>Kaos ve düzenle dans etmek</strong></h3>
<p>Ancak tamamen kaosa atılmak da işe yaramaz. Değişim sürecinin kendisinin de belli bir düzen içinde olduğunu hissetmek, değişimin yönünü görmek ve gözümüzün önünde tutabilmek, değişim sürecinde zorlansak da ve bazı kayıplara razı olsak da temelde güvende olduğumuzu, gittiğimiz yerin bugün olduğumuz yerden daha iyi olduğunu bilmek, bu rahatsız edici kaotik süreci bizim için tahammül edilebilir kılar.</p>
<p>Liderlik yapmak işte bu yüzden kritiktir. Liderlik yapmak demek düzenle, bilinenle bilinmeyen arasındaki ince ve kritik çizgide etkin bir biçimde ilerlemeyi ve insanların da sizle yürümesini sağlamayı becerebilmek demektir. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="liderlik" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg" /></picture></figure>
<h3 id="8tike">Kaosla başa çıkabilmenin iki aracı</h3>
<p>Bunu yapabilmenin en önemli yollarından birisi de içinde bulunduğu duruma anlam verebilmek, olan kaosu da daha büyük düzenin, hatta kaos ile düzenin asırlardır süren dansının bir parçası olarak görebilmektir. Danışanım, tüm bu yazıda bahsettiğimiz süreci seansımızda kendi içinde yaşadıktan ve değerlendirdikten sonra diyor ki: </p>
<p>“Dost, evet, tam bir kaos hissediyorum. Yarattığım düzenin, kağıttan gemimin parçalanması korkusu tüm zihnimi kaplamış durumda. Kaostan başka bir şey göremiyorum. Ama fark ediyorum ki bu aslında benim kaosun da içinde yer aldığı daha büyük bir düzeni göremememden kaynaklanıyor”.</p>
<p>Bunu söyleyince tutmakta olduğu nefesini ilk defa veriyor. Omuzları, yüzü gevşiyor, altındaki koltuğu, yeri ilk defa hissediyor sanki.</p>
<p>“Harika” diyorum. “Belki de kendini korkunun ve endişenin içinde bulduğun her seferinde bunu kendine tekrarlayabilir, hatırlatabilirsin.” Çünkü kaosla başa çıkmak için ve bize sunduğu fırsatları etkin bir biçimde kullanabilmenin ikinci önemli yolu da bu: Bizi yolda tutacak, kendi iç kaosumuza düzen getirecek pratikler, uygulamalar, ritüeller oluşturmak ve bunları her ne pahasına olursa olsun uygulamak.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="pratikler" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Bu fikir danışanımın hoşuna gidiyor. “Başka ne gibi pratikler işine yarar?” diye soruyorum.</p>
<p>Biraz düşünüyor. Diyor ki “Dost, ben şimdiye kadar çok kağıttan gemi yaptım. Bazıları su aldı dağıldı, ama ben yenisi yaptım her seferinde. Yine yapabilirim. Bu gemim dağılırsa ben daha çok gemiler yaparım.” </p>
<p>Danışanımın bedeni rahatlarken aklıma <a target="_blank" href="https://marefidelis.com/marefidelis-klasikleri-kagittan-gemiler/" rel="noopener noreferrer">daha önceki bir yazımda da paylaştığım</a> Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun harika şiiri düşüyor:</p>
<blockquote><p><em>Kağıttan bir gemi yaptım küçücük</em><br /><em>Ya 5 öpücük sığar içine</em><br /><em>Ya 10 öpücük</em><br /><em>Kız kardeşim</em><br /><em>10 öpücükte batar bu gemi dedi</em><br /><em>Sen misin</em><br /><em>15 öpücük</em><br /><em>Anam sakın denize atma dedi</em><br /><em>Doğru havuza</em><br /><em>Sen misin</em><br /><em>Doğru denize</em><br /><em>Ama ıslanmasıyla batması bir oldu</em></p>
<p><em>Bir gemi daha yaparım ne çıkar</em><br /><em>Hem bu sefer öpücük yerine</em><br /><em>Sunturlu birkaç küfür</em><br /><em>Daha birkaç gemi yaparım</em><br /><em>Çok şükür.</em></p></blockquote>
<p>[1]Jordan Peterson, Maps of Meaning: The Architecure of Belief, 1999.</p>
<p>[2]Peterson, ibid.</p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/kaosla-basa-cikmak?id=1720181035&type=2",title: "Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/">Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sistem alanına girmek&#8230;</title>
		<link>https://marefidelis.com/sistem-alanina-girmek/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/sistem-alanina-girmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Sep 2012 08:59:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kurumları anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[prezans]]></category>
		<category><![CDATA[use of self]]></category>
		<category><![CDATA[alan teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Eurasian Gestalt Coaching Program]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[kompleks adaptif sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[kurt lewin]]></category>
		<category><![CDATA[Lider Koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[robert kegan]]></category>
		<category><![CDATA[Sistem teorisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kurumsalkocluk.wordpress.com/?p=90</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evet, sistemleri ve içindeki insanların tahmin edilebilir, genel davranışlarını inceledik. Gördük ki, sistemler karmaşık, ve bu karmaşıklıkla başa çıkmaya çalışan insanlar ise tahmin edilebilir şekilde bu karmaşıklığa ve kendi üzerlerindeki baskıya katkıda bulunuyorlar. Ve biz koçlar da, eğer çok dikkatli olmazsak, bu sistemlere ve sistemlere liderlik yapmak isteyen insanlara destek olmaya çalışacağız derken kolaylıkla sistemin  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sistem-alanina-girmek/">Sistem alanına girmek&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, sistemleri ve içindeki insanların tahmin edilebilir, genel davranışlarını inceledik. Gördük ki, sistemler karmaşık, ve bu karmaşıklıkla başa çıkmaya çalışan insanlar ise tahmin edilebilir şekilde bu karmaşıklığa ve kendi üzerlerindeki baskıya katkıda bulunuyorlar. Ve biz koçlar da, eğer çok dikkatli olmazsak, bu sistemlere ve sistemlere liderlik yapmak isteyen insanlara destek olmaya çalışacağız derken kolaylıkla sistemin etki alanına girebilir, biz de sistemdeki parçalardan birisi haline gelebiliriz. Biz koçlar, ancak sistemin sınırında durabilirsek, sistemin parçası haline gelmeden sistemle ilişkili halde durabilirsek, sistemi gözlerken, bir yandan da sistemle ilişki içinde bulunan ve sistem tarafından etkilenen &#8220;kendimizi&#8221; ve üzerimizdeki sistemik etkileri de birer &#8220;veri&#8221; olarak gözlemlemeyi sürdürebilirsek, o zaman sistem için faydalı duruma gelebiliriz. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kurt_Lewin">Kurt Lewin</a> tarafından geliştirilen alan teorisi, ancak sistemlerin insanlar üzerindeki etkisini anlayarak sistemleri ve insanları anlayabileceğimizi söylüyor. Bunu yapmanın en önemli araçlarından biri de kendimiz üzerindeki etkileri fark edebilmek, objektif olarak gözlemleyebilmek ve bunları birer veri olarak kullanabilmek. <a href="http://www.eurasiangestalt.com">EGCP</a>&#8216;de &#8220;kendini kullanmak &#8211; use of self&#8221; olarak tanımladığımız bu duruş, yapmak için ciddi miktarda prezans geliştirmek gereken, fakat sahada en etkili olan araçlarımızdan bir tanesi.</p>
<p>Daha önce de belirttiğimiz gibi, her insan gibi biz de sistemlerin içine girdiğimizde, sistemler bizi içindeki diğer insanları etkiledikleri gibi etkilemeye başlıyorlar. Bize eğitimizde öğretilen ve ağzımızda sakız gibi çiğnediğimiz &#8220;biz koçlar, danışanımıza doğruları söylemek, onların &#8220;öğretmenleri&#8221; veya &#8220;gölge yöneticileri&#8221; olmak için burada değiliz, biz onlarla en fazla eşit düzeyde etkileşime girip, onların kendi içlerindeki bilgeliği ortaya çıkarmak için buradayız&#8221; yaklaşımının içinde kendimizi görmek istesek de, herhangi bir sisteme girdiğimizde, işimizin doğası &#8220;bilgi satmak, bilgiyi arttırmak, bilgiyi ortaya çıkarmak&#8221; gibi bir şey olduğu için doğal olarak bir &#8220;otorite&#8221; olarak görüleceğiz, görülüyoruz, ve bu çoğumuzun bir takım duygusal ihtiyaçlarına iyi geliyor. İşin, koçluğun &#8220;uzmanı&#8221;yız, şirketin &#8220;yönetici&#8221;lerine, hatta bazen en tepedeki adam veya kadına &#8220;gelişimi&#8221; için hizmet veriyoruz. Sistem, kendi duygusal ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için, bizi kendi kafasında ve değerler yapısında bir yere oturtmaya, bizi belli şekillerde tanımlamaya çalışacak, bize belli roller biçecek, bizi belli şekillerde hissetmeye zorlayacak, bizden belli tepkiler almaya çalışacak. Bazen kendimizi önemli, değerli, etkili, uzman, otorite görme ihtiyacımızdan yakalayacak bizi, bazen de yetersizlik duygusu, etkisizlik, herşeyin sorumluluğunu almak, bir işe yaradığını görmek, maddi güvence, vs. gibi başka zayıflıklarımızdan faydalanmaya çalışacak, ve bizi de sistemin bir parçası yapmak ve kendi mevcut durumunu korumak için çaba gösterecek. Bunu kötü niyetli olduğu için, belli bir grup herşeyi sabote etmek istediği için yapmayacak. Sistemler bunu yaptığı için yapacak. Sistemlerin doğası alanlarına giren insanları benzer şekillerde etkilemeye çalışmak ve kendisinin bir parçası yapmak olduğu için yapacak. Sistemlerin en temel özelliklerinden birisi homeostasis, yani mevcut dengeyi korumak olduğu için yapacak. <a title="Sistemleri görmek…" href="https://marefidelis.com/sistemleri-gormek/">Bir önceki yazımdaki</a> hikaye işte bunu anlatıyor. Tepeler, ortalar ve altlar ve sistemle etkileşime girenler bu yüzden ne yapıyorlarsa onu yapıyorlar. Biz niye onlardan daha farklı olalım ki? Eski bir Harvard profesörü olan, sonradan ruhsal bir öğretmene dönüşen Ram Das&#8217;ın meşhur sözü işte bu &#8220;alan etkisi&#8221;nden bahsediyor: &#8220;Aydınlandığını mı düşünüyorsun? Haftasonunu (kök) ailenle geçir de gör!&#8221;.</p>
<p>İşte bu yüzden, biz koçların sistemle etkileşime geçerken, sistemin etkileri içerisine kendimizi kaptırmak yerine, uyanık kalmamız, gözlemci konumuna geçmemiz ve bu etkileri sistemin kendi içindeki kişileri nasıl etkilediği ile ilgili birer &#8220;veri&#8221; olarak algılayabilmemiz elzem. Bu etkileri &#8220;objektif&#8221; olarak izlemek ve gözlemlemek yerine, sistemin etkisine kapılıp, bu etkilerin &#8220;öznesi&#8221; olursak, bizim de sistemdeki destek vermeye çalıştığımız kişilerden bir farkımız kalmayacaktır. Biz kendimiz bunu yapabilirsek, destek verdiğimiz kurum liderlerinin de aynısını yapmalarına destek verebiliriz. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Robert_Kegan">Robert Kegan</a>&#8216;ın da dediği gibi, &#8220;gelişim, insanın &#8216;öznesi&#8217; olduğu düşünce, inanç ve deneyimleri, &#8216;nesnel&#8217;leştirebilmesi, onları kimlik olarak görmek yerine onlara bakabilmesi&#8221; ile gerçekleşiyor. İnsanlara gelişmeleri için koçluk yapmak demek, onların kendi üzerlerindeki etkileri ve bu etkilere verdikleri yanıtları, bunların kökenlerini ve sonuçlarını nesnel bir biçimde incelemelerine, yeni farkındalıklar yaratmalarına ve yeni seçimler yapmalarına destek olmak demek. Bunu yapabilmek için de öncelikle bizim bunu yapmayı becermemiz gerekiyor.</p>
<p>Bunu yapmaya çalışan koçların en fazla düştüğü tuzaklardan bir tanesi ise bu sefer sistemlerin karşısında yer alır pozisyona geçmek, sistemleri bozuk görerek sisteme sistemi düzeltmek ve iyileştirmek üzere girmek. &#8220;Kar amaçlı kurumlar kötüdür, hatta şeytandır, insana karşıdırlar, ego-merkezlidirler, zararlıdırlar, vb. vb.&#8221; gibi görüşlerle, yani o kurumdan ve o kurumlardaki insanlardan &#8220;daha iyi&#8221; olduğunuzu düşünerek o kurumla etkileşime geçerseniz, bu kibriniz, o kuruma destek olmanızın önündeki en önemli engel olacaktır, ve aslında muhtemelen yine sistem içerisindeki parçalardan birinin, muhtemelen bir alt grubunun düşünüş biçimini üstlenmiş olacaksınız. Öte yandan aynı bireyler gibi kendine bir psikolojik kimlik edinmiş olan destek verdiğiniz kurum, bu kimliğine göre dengeyi korumak için bir fırsat edinmiş de olacak. Etkileşimde bulunduğunuz kurum, &#8220;narsistik&#8221; özellikler gösteriyorsa sizi hızlı bir biçimde dışarı tükürecek ve &#8220;haddinizi bildirecektir&#8221;, yok eğer yetersizlik ve aşağılık duyguları çeken bir kurumsa kendisini kurtarılacak bir zavallı ve sizi de kurtarıcı konumuna koyarak, siz gelmeden önce de yürüttüğü paternini sizin üzerinizden yürütmeye devam edecek, daha iyi duruma gelmesini kendi eli ile engelleyecektir. Her iki durumda da homeostasis korunacaktır. Aynı bireysel danışanlarımızda olduğu gibi.</p>
<p>O açıdan kurumlarla (ve aslında herhangi bir kimseyle) çalışmaya aday biz koçların edinmesi gereken en önemli yetkinliklerden biri, sistemleri oldukları gibi ve kendi çevreleri, bağlamları içerisinde görebilmek ve şu gerçeği gerçekten kafamıza kazımaktır: &#8220;Herhangi bir sistem, herhangi bir zamanda, mevcut bilgi, farkındalık, koşul, durum ve kaynakları ile yapabileceğinin en iyisini yapar&#8221;. Bu sistem bir birey de olabilir, bir takım da, bir kurum da, bir ülke de, veya tüm dünya da. Bir sisteme ve içinde bulunduğu duruma öncelikle saygı duymadan, onu değiştirmeye çalışmadan, merakla, ilgiyle, onun öğretmeni değil de öğrencisi olmaya niyetli bir biçimde yaklaşmadan onu tanıyamaz, anlayamaz ve kavrayamayız. Bunu yapmadan da o sistem/kurumun ve sistem içerisinde destek olmaya çalıştığımız alt sistemlerin (yani bireylerin, liderlerin, takımların) kendilerini ve içinde bulundukları sistemi anlamalarına, körlüklerini &#8220;görmelerine&#8221;, bir şekilde görmezden geldikleri parçaları içlerine almalarına ve bu sayede yeni ve daha etkin seçimler yapmalarına destek olamayız.</p>
<p>Bunu yapabilirsek, yani çoğu zaman enerjisini içimizdeki yetersizlik ve varlık korkularından alan kibirimizle yüzleşip de, destek olmak amacı ile yola çıktığımız kişiler ve sistemlerin karşısına olduğumuz gibi, bu kişi ve sistemlerin üzerlerimizdeki etkilerinin farkında, bunlar tarafından yönetilmeden ve bu etkileri veri olarak görerek, yani uyanık olarak oturabilirsek, işte o zaman bahsettiğim &#8220;farkındalık&#8221; ajanları haline gelme şansı edinebiliriz. İşte o zaman, bundan sonraki yazılarımda sizlere sunmaya çalışacağım bazı anlam haritaları ve modelleri, diğer edindiğimiz bilgiler gibi bizi diğerlerinin üzerinde konumlayan ve gerçeklikten ayıran birer filtre değil de, o gerçekliği anlamamıza yarayan fakat hiç bir zaman gerçeğin kendisi olmadığını bildiğimiz birer araca dönüşecektir. İşte o zaman, asıl öğrenenin biz olduğumuzu idrak edebilir, ve gerçekten faydalı olmaya başlayabiliriz.</p>
<p>Bundan sonraki bir kaç yazım sistemleri ve içindeki kişileri anlamak için kullanabileceğimiz bazı model ve anlam haritaları üzerine olacak.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sistem-alanina-girmek/">Sistem alanına girmek&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/sistem-alanina-girmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sistemleri görmek&#8230;</title>
		<link>https://marefidelis.com/sistemleri-gormek/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/sistemleri-gormek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Aug 2012 14:55:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kurumları anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Eurasian Gestalt Coaching Program]]></category>
		<category><![CDATA[insan davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[kompleks adaptif sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Lider Koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ronald Heifetz]]></category>
		<category><![CDATA[Sistem teorisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kurumsalkocluk.wordpress.com/?p=73</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski meşhur Kung - Fu dizilerini hatırlarsınız. Bir bölümünde dizilerin kahramanı olan Kwai Chang Caine (David Caradine), namı diğer "Çekirge", yine bir olay karşısında geçmişe, Şaolin tapınaklarında eğitim gördüğü zamanlara döner, ve kendini tapınağın bahçesindeki havuzdaki süs balıklarını seyrederken görür. Her zaman olduğu gibi yaşlı kör ustası Po Sifu gelir ve sorar: "Ne yapıyorsun Çekirge?" "Balıkları  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sistemleri-gormek/">Sistemleri görmek&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eski meşhur <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kung_Fu_(dizi)">Kung &#8211; Fu</a> dizilerini hatırlarsınız. Bir bölümünde dizilerin kahramanı olan Kwai Chang Caine (David Caradine), namı diğer &#8220;Çekirge&#8221;, yine bir olay karşısında geçmişe, Şaolin tapınaklarında eğitim gördüğü zamanlara döner, ve kendini tapınağın bahçesindeki havuzdaki süs balıklarını seyrederken görür. Her zaman olduğu gibi yaşlı kör ustası Po Sifu gelir ve sorar:</p>
<blockquote><p>&#8220;Ne yapıyorsun Çekirge?&#8221;</p>
<p>&#8220;Balıkları seyrediyorum Sifu&#8221;</p>
<p>&#8220;Peki kaç balık var Çekirge?&#8221;</p>
<p>Çekirge sayar: &#8220;Beş tane balık var Sifu&#8221;</p>
<p>&#8220;Çok güzel çekirge. Peki kaç havuz var Çekirge?&#8221;</p>
<p>Çekirge bu soruya şaşırır. Omuz silkerek yanıt verir: &#8220;Bir tane?&#8221;</p>
<p>Po Sifu, her zaman olduğu gibi taşı gediğine koyar: &#8220;Yanlış Çekirge, orada tam beş tane havuz var!&#8221;</p></blockquote>
<p>Barry Oshry, bir kaç yazıdır tartıştığımız sistemlerin insan davranışları üzerindeki etkilerini, sistem körlüğünü ve bu körlükten doğan tuzakları uzunca yıllardır inceleyen Amerikalı bir sosyolog. Bu kavramları araştırmak ve insanlara öğretmek için farklı deneyimsel çalışmalar yürütüyor yıllardır. Bu çalışmalardan öğrenimlerini <a href="http://www.amazon.com/gp/product/1576754553/ref=as_li_ss_tl?ie=UTF8&amp;camp=1789&amp;creative=390957&amp;creativeASIN=1576754553&amp;linkCode=as2&amp;tag=marefidelis-20">Seeing Systems: Unlocking the Mysteries of Organizational Life</a> başta olmak üzere yazdığı bir çok kitap ve makalede paylaşıyor.</p>
<p>Öncelikle liderler, ve onlara destek olmaya çalışan biz koçlar, Barry&#8217;nin incelediği bu sistemsel etkilerin insanların sistem körlüğü ile birleştiğinde nasıl sonuçlar yarattığını anlamaz, kendi körlüklerimizi kabul etmez ve onları aşmak için çalışmazsak, aynı tuzakların kurbanı olmamız işten bile değil. İşte bu yüzden, bu tahmin edilebilir sonuçları ve onların nasıl yaratıldığını hafif karikatürize ederek ve genelleyerek özetleyelim müsaadenizle, bunun için de bir kaç yazı önce yaptığımız yolculuğa geri dönüp, oradaki tepelerin, altların ve ortaların yaşamlarına biraz daha dikkatli bakalım:</p>
<p>Tepelerin yaşamının en büyük zorluğu ve baskısı, karmaşık bir sistemin tamamından, ve bütün olarak sonuçlarından sorumlu olmakla alakalıdır. Tepeler o karmaşıklık ile başa çıkmak ve istenilen sonuçları almak için iş bölümü yapar, stratejiler, taktikler, eylemler tasarlarlar, ancak tasarladıkları bu eylemleri hayata geçirecek çoğu zaman kendileri değildirler. Stratejilerini hayata geçirecek olanlar kendilerinden farklı görüş ve beklentileri olan ve doğası gereği kompleks adaptif sistem özellikleri gösteren organizasyonun kalanı olduğu için, kurum içerisinde en büyük &#8220;güce&#8221; sahip olmalarına rağmen sonuçlar üzerinde hiç bir zaman doğrudan kontrol sahibi değildirler. Bir tepe çoğu zaman verdiği mesajın alt taraftan tam olarak nasıl algılandığını tahmin edemez ve kontrol edemez. Çoğu zaman belli strateji ve eylemleri organizasyona anlatılması ve aktarılması için gereken çaba, tepelerin en kötü tahminlerinden çok ama çok daha fazladır, yani tepeler karşılarındaki kompleksitenin boyutunu doğru değerlendiremediklerinde, sık sık hayal kırıklığına uğrarlar ve ekiplerine güvenlerini kaybedebilirler. Sonuçları etkileyen dış koşulların çoğunun da tepelerin kontrolünde olmaması, içinde yaşadıkları kompleksiteyi belirler. Bu karmaşıklık ve sistemin sonuçlarından doğrudan sorumlu olmak, tepeler üzerlerinde baskı yaratır. Bu baskı, hem Barry&#8217;nin çalışmalarında, hem benim yürüttüğüm koçluk ve çalıştaylarda gözlemleyebildiğim kadarı ile bazı tahmin edilebilir tepkilere yol açıyor. Tepeler tam olarak kontrollerinde olmadığını hissettikleri bu karmaşıklığa ve bunun sonucundaki yüksek sorumluluk durumuna, çoğu zaman üstlerine daha da fazla sorumluluk alarak, ve sistemi daha da kontrol altına almaya çalışarak tepki verebiliyorlar, kendi üzerlerindeki yükleri daha da arttırabiliyorlar. Tabi ki bu bir genelleme, ve siz hiç sorumluluk almadığını düşündüğünüz bazı istisnai tepeleri düşünerek itiraz edebilirsiniz, ama genel bir kurumsal seviyeler olarak tepenin doğal refleksi tepkisi bu. Bir durumdan kurtulmak için verdikleri tepki, o durumun daha da kötü duruma gelmesine yol açıyor. Bu tutumları çoğu zaman organizasyonun kalanına sözleri ile verdikleri mesajdan farklı bir şey öğrettiği için (ne demiş Emerson: Eylemlerin o kadar yüksek sesle bağırıyor ki ne dediğini duyamıyorum) altlarındaki kadrolara sorumluluğun yeterince aktarılmamasına neden oluyor, ve oluşan &#8220;sorumluluk&#8221; boşluğunu bilin bakalım kim dolduruyor? Tabi ki yine tepeler. Bu durum çoğu zaman &#8220;güç&#8221;lerini kaybetmelerine neden olabiliyor. Daha fazla kontrol elde etmek için güçlerinden vazgeçiyor gibi gözüküyor tepeler.</p>
<p>Tüm bu yoğunluk içinde, kendilerine bin yerden bin konu gelen, devamlı bazı kritik kararlar için insanların ağzının içine baktığı tepelerin, organizasyonun geri kalanından gelen şikayet, talep, öneri ve innovasyon fırsatlarına verebilecekleri dikkatleri ve tahammülleri gitgide azalıyor. Tüm organizasyonun başarısından, şirketin sonuçlarından, karından, ürünün kalitesinden, kurumun devamlılığından, insanların (ve en başta kendilerinin) işlerinden, yaşam standartlarını korumalarından ve evlerine ekmek götürmelerinden sorumlu olan tepeler, kendilerine altlardan gelen bir sonraki şikayet veya talebi çoğu zaman bıkkınlıkla karşılıyorlar. Bu karmaşıklık, sorumluluk ve yoğunluk, organizasyonun geleceğini tasarlamak için zaman ayırması ve düşünüp tartışması gereken tepeleri çıkan yangınları söndürür durumda tutuyor.</p>
<p>Bu durumda organizasyonun kalanı, özellikle de altlar, tepeleri mesafeli, kendilerine karşı ilgisiz, kendilerini ise savunmasız, etkisiz ve önemsiz hissediyorlar. Alt pozisyonlardakilerin yaşamı, pozisyonlarının doğası gereği kurumdaki en az kaynağı kontrol edebilen ve en az güce sahip olan gruplar olarak savunmasızlık içeriyor, kurumlarda bir reorganizasyon olduğu veya ekonomik krizle karşılaşıldığı zaman iş gücü kısıtlamaları ve değişiklikleri nadiren üst kadroları vuruyor ne de olsa. Ayrıca hangimiz alt kadrodayken, tepelerde birinin bize kafasına göreymiş gibi gözüken kararları ile işimizin, projelerimizin, sorumluluklarımızın tamamen değiştiğini görmedik ki. Dediğim gibi, eşyanı tabiyatı bu. Kurumlar içinde bulundukları kompleksiteyi ancak güç dağılımında asimetriler yaratarak ve iş bölümü yaparak aşabilirler. Ve bunun sonuçları var.</p>
<p>Alt gruplar bu savunmasızlık hissine karşı, kendini güçsüz hisseden her insan grubunun yapacağı gibi tepki veriyorlar. &#8220;Masumlar&#8221; rolünü kabul edip, mevcut durumları ile ilgili ve sonuçlarla ilgili mümkün olan en az sorumluluğu almaya çalışarak. Kendi aralarında gruplaşarak güç edinmeye çalışarak (sendikalar bu tip yapılardır). Bert Hellinger&#8217;in de dediği gibi, &#8220;ezilmişlik veya mağduriyet hissinin verdiği kendine hak görme durumu, aşılması en zor duygusal durumlardan biridir&#8221;. Tabi ki karikatürize ediyoruz biraz, ama bu durumu anlamak için hakkınızın yendiğini düşündüğünüz ve mağdur olduğunuzu hissettiğiniz bir durumu hayal ettin. Eğer siz de benim gibiyseniz, kendi durumunuzla ilgili sorumluluk almak ve hatta sizi ezdiğini düşündüğünüz kişilerle işbirliği yapmak, içinde bulunduğunuz durumu düzeltecek bile olsa, en son yapmak isteyeceğiniz şeydir. Bu durumu yaratanlar düzeltsin, ben mi düşüneceğim! Hem mağdur olacağım, hem de sorumluluk alacağım, hadi ya! &#8220;Onlar&#8221; suçlu, &#8220;onlar&#8221; birşeyler yapmalı ve bu durumu düzeltmeli. Kurtar bizi baba. Hele bir de gruplaşma varsa, ki çoğu alt grupta bu oluşur, grup düşüncesi (groupthink) kolaylıkla hakim olur ve gruptan farklı hareket etmek, duygusal ve sosyal baskı, dışlanma, mobbing, ve bazı durumlarda (örneğin toplumsal sistemlerin azınlıklar gibi alt kültürlerinde) çok ama çok daha tehlikeli ve ağır sonuçlara neden olabilir. Ancak, tepelerde olduğu gibi altların savunmasızlık ve önemsizlik durumlarına karşı verdikleri bu tepki, yani sorumluluk almama, motivasyonsuzluk, kendi durumları ile ilgili hep &#8220;onlar&#8221;ı suçlama, kendi eşdüzey &#8220;biz&#8221; gruplarının normları dışına çıkamama ve bireyselliklerini ifade edememe, ellerindeki tek güç olan işgücünü isteksiz kullanma ve polarizasyon, maalesef birer birey olarak istediklerinin çoğu zaman tam tersini elde etmelerine neden olur, kendilerini daha da savunmasız, daha da etkisiz bulabilirler.</p>
<p>Ortalar, tam bu dinamiklerin, birbirinden farklı talep ve ihtiyaçları olan tepeler ve altların, müşteri ve üreticilerin, çalışan ve işverenin, vs. ortasında bulurlar kendilerini. İşleri, bir yandan tepe yönetim, sermayedar, işveren tarafından belirlenen hedef, strateji ve planlar dahilinde altlarındaki ekipleri yönlendirmek ve bu hedeflere doğru kurumu götürecek işleri yaptırmak, öte yandan ekiplerinin yönetim nezdindeki sesi olmak, onların hakkını korumak, onlar için en iyi alet, ekipman, ofis ve benzeri çalışma koşulları ile en iyi yaşam koşullarını sağlayabilmek, ihtiyaç ve taleplerini karşılayabilmek için tepelerden talepkar olmaktır. Yani orta yönetici &#8220;herkesin kendisinden bir şeyler istediği, ama istenilen şeyin hiç bir zaman tamamen kendi elinde ve kontrolünde olmadığı kişidir&#8221;. Çoğu zaman bu talep ve isteklerin birbiri ile çelişmesi, orta yöneticinin üzerindeki baskıyı daha da arttırır. Çoğu zaman tüm bu partiler, aslında doğrudan sahip ve sorumlu olmadığı bu sonuçlar için de orta yöneticiyi sorumlu tutarlar.</p>
<p>Ortalar, her tarafın mutlu edilmek talebinden kaynaklanan bu baskıya genellikle farklı çeşitlerde başa çıkmaya çalışırlar. Bazı ortalar bu durumların hemen hepsinde &#8220;ortaya&#8221; girerek, herkesi mutlu etmeye çalışarak ve daha fazla sorumluluk alarak başa çıkma eğilimindedirler. Tam anlamı ile Nasrettin Hoca&#8217;nın hikayesindeki gibi bir durumda bulurlar kendilerini: Kadılık yapan hoca, kendisine gelen iki davalıdan bir tarafını dinleyip &#8220;sen haklısın&#8221; der. O taraf gittikten sonra hoca, diğer tarafı dinleyince &#8220;sen de haklısın&#8221; der. Yan odadan olayı duyan karısı, &#8220;hoca bu nasıl iş, sen her iki tarafa da haklısın dedin&#8221; deyince &#8220;ya hatun, sen de haklısın&#8221; der. Her tarafı mutlu etmeye çalışan orta, sonunda çoğu zaman hiç bir tarafı mutlu edemez. Her iki tarafın arasında koşturan, her iki tarafı diğerine açıklamaya çalışan, diğer tarafın davranışı için mazaretler ileten taraf olur, çoğu zaman fazlası ile yorulur, kendini tüketir, sonunda kimseyi mutlu edemez, kendisini daha da etkisiz ve yetersiz görmeye başlar. İşin kötüsü organizasyonun kalanı da bazen kendisi ile hem fikir olabilir.</p>
<p>Bazı başka ortalar, herkesi mutlu etmenin mümkün olamayacağını bildiği için, kendi içinde bulunduğu duruma, yaşam görüşüne, değer yapısına, vb. göre taraflardan daha önemli gördüğü bir tanesini mutlu etmeye odaklanır. Bazıları tepelerle yandaş olur, bazıları altları ile. Tepelerle yandaş olduğu zaman tüm gündemleri kendi tepe yöneticilerinin gündeminden oluşur, düşünmeyi tepeye bırakmış ve onun istediği operasyonu yürüten aktarım mekanizmalarına dönerler. Altlarla yandaş olduklarında ise altlar gibi düşünür, alt grupdüşüncesinin bir parçası haline gelirler. Her durumda &#8220;ezilenlerin sesi&#8221; olan bu kişiler, çoğu zaman devamlı şikayet eden, ancak çözümler için sorumluluk almayan bir kişi olarak görünecekleri için bir süre sonra tepeleri bıktırarak ezilenleri ve kendilerini daha da kötü duruma düşürebilirler.</p>
<p>Tüm bu orta stratejilerinin en temel problemi, ortanın kendi üzerindeki baskıdan kurtulmak ve insanları, en azından belli bir grubu memnun etmek için kendi liderliğinden, yani kendi bağımsız düşünme ve eylem kapasitelerinden vazgeçmelerini içerir. Ve malesef bu, acılarını ve baskıyı arttırmak yerine daha da arttırır. Ortalar kurumun içindeki özel pozisyonlarından dolayı her tarafa dokunan ve her tarafla birinci el deneyime sahip olan taraftır. Ortaların bu özgür düşünme ve eylem güçlerinden vazgeçmeleri, hem organizasyon için hem de kendileri için büyük maliyetler içerir. Harvard Üniversitesi Kennedy School Of Government&#8217;da liderlik üzerine dersler veren ve <a href="http://www.amazon.com/gp/product/1578514371/ref=as_li_ss_tl?ie=UTF8&amp;camp=1789&amp;creative=390957&amp;creativeASIN=1578514371&amp;linkCode=as2&amp;tag=marefidelis-20">Leadership on the Line: Staying Alive through the Dangers of Leading</a> adlı, benim en fazla tavsiye ettiğim kitaplardan birinin yazarı olan Ronald Heifetz &#8220;Liderlik, insanları tolere edebilecekleri ölçüde rahatsız etme sanatıdır&#8221; diyor.</p>
<p>Tabi ki bu tanım, tüm seviyelerde liderlik için geçerli. Ve aslında tüm seviyeler, sistemlerin üzerlerindeki baskılarına boğun eğdiklerinde, &#8220;kendi özgür düşünme ve eylem güçleri&#8221;nden bir parça vazgeçmiş oluyorlar ve tahmin edilebilir sonuçlar yaratmaya başlıyorlar. Bu tartışma, kesinlikle basit bir biçimde kişisel faktörleri göz ardı etmeyi önermiyor. Tam tersine, sistemlerin kişiler üzerindeki tahmin edilebilir etkilerini anlamadan, kişilerin buna verdikleri ve kendi kişiliklerinden doğan tepkileri, bu sistemlerle başa çıkma şekillerini anlamak çok zor. Bunu yapmadığımız zaman, sistemsel etki ve baskılarla başa çıkma çabalarını kolaylıkla &#8220;kötü niyet&#8221; olarak algılayabiliyoruz ve sistemin tuzağına, o anda hangi pozisyonun gözlüğü (veya körlüğü) ile bakıyorsak, o taraftan düşebiliyoruz. Ne de olsa &#8220;davranışların %80&#8217;i içinde bulunulan bağlam tarafından belirlenir.&#8221; %80&#8217;i anlamadan kişisel %20&#8217;yi anlamak ve yorumlamak, çok zordur.</p>
<p>Ve biz, kurumsal sistemlere girdiğimizde, işte bu şekillerde kendimizi aslında istemediğimiz durumlara sokuyoruz. Tepeler olup, üzerimizdeki karmaşıklık ve sorumluluk baskısını, sistemleri daha fazla kontrol etmeye çalışarak ve daha fazla sorumluluk alarak aşmaya çalışıyoruz, ve davranışımız daha da fazla sorumluluk ve baskı ile sonuçlanıyor. Altlar olup, savunmasızlık ve etkisizlikle başa çıkabilmek için kendimizi masum, başkalarını sorumlu tutuyoruz, sorumluluk çok fazla almamaya çalışıyoruz, zaten topun ağzındayız. Ama sonuç, bizi daha da savunmasız ve etkisiz bırakıyor. Ortalar oluyoruz ve herkesin birbiri ile çelişen ve karşılama gücü bizde olmayan taleplerini karşılamak ve herkesi mutlu etmenin baskısı içinde, kendi içimizdeki doğruluk hissinden, özgür düşünme ve eylem gücümüzden vazgeçip, ya herkesi, ya da birilerini mutlu etmeye çalışıyoruz, ama yine çoğu zaman kimseyi mutlu edemiyoruz ve üzerimizdeki baskı artıyor. İşin ilginci, bu pozisyonlar da sabit değil. Yani biz kendimizi, bazen ardı ardına, bir orta, bir tepe, bir alt gibi hissedebiliyoruz ve o bakış açısının etkisine birden girebiliyoruz.</p>
<p>Sonra koç oluyoruz. İnsanlar, bizi bu karmaşık sistemler içerisinde karşılaştıkları zorlukları aşmak için bizden destek istiyorlar. Kendi sistem körlükleri içerisinde yaşadıkları sistemsel zorluklar, onları ya başkalarının yetersiz, kötü niyetli, salak, anlayışsız, bencil, beceriksiz olduğuna inandırmış, ya da kendilerinin. Ve eğer biz de sistem körüysek, körlere yol göstermeye çalışan körlere dönüşüyoruz. Sistemsel durumları biz de kişiselleştirebiliyoruz. Basit çözümler sunabiliyoruz, onlarla hem fikir olabiliyor, problemi daha da katmerlileştirebiliyoruz. Kendimizi bizi hizmet vermek için tutan kurumla, kendisine destek vermeye çalıştığımız danışanımız arasında, <strong>ortada</strong> buluyoruz. Bazen tamamen kurumun tarafını tutuyor, kurumun ve bu kişinin yöneticilerinin verdiği geri bildirim uyarında danışanımızı &#8220;düzeltmeye&#8221; çalışıyoruz. Bazen de danışanımızın tarafını tutuyor, onun fikirlerini üstlenip, onunla kurumu ve kurumun içerisindeki kişileri çekiştirmeye, onu haklı bulmaya ve onu iyi hissettirmeye çabalıyoruz. Bazen de Nasrettin Hoca gibi herkesi haklı görüp, herkesi mutlu etmek için olayda hiç bize ait olmayan sorumluluklar üstlenip, ileride bahsedeceğimiz tehlikeli üçgenlemelere giriyoruz.</p>
<p>Hiç birinde kuruma ve danışanımıza aslında olabileceğimiz kadar destek olamıyoruz. Bazen ya kurum ve kurumdaki kişiler kendi görüşlerini teyit eden bir &#8220;uzman&#8221; bulmanın verdiği rahatlık için, bazen de danışanımız kendini haklı bulan, onu anlayan bu kişi hakkında kurum içinde olumlu konuştuğu için çalışmaya ve iş almaya devam ediyoruz, ama içimizdeki huzursuzluk, başarısızlık ve etkisizlik hissi, nedense geçmiyor.</p>
<p>Ve bu karmaşık sistemler ve onların üzerimizde yarattığı baskılar ile başa çıkmaya çalışırken bu durumları nasıl da daha kötü hale getirdiğimizi çoğu zaman göremiyoruz. İyi niyetli çabalarımızın işi daha da karmaşıklaştırdığını fark etmiyoruz. Bazen insan denen yaratığın fabrika ayarlarından dolayı varolan, bazen de içine doğduğumuz kültür ve sosyal yapı ile oluşan sistem körlüğü içerisinde, üzerimizdeki etkilerde bizim de payımız olduğunu fark etmiyoruz.</p>
<p>Bir sisteme bakarken, sadece kendi gözümüzle gördüğümüz, kendi deneyimlediğimizi gerçek sayıp, sistemin tüm kalanını göz ardı ediyoruz. Tepeysek ortaların, altların ne düşündüğünü, ne hissettiğini, ne deneyimlediğini düşünmüyor, hesaba katmıyor, anlamıyoruz. Altsak, tepeleri sırça köşkte oturup Audi arabalara binen beceriksizler olarak görüp onların yaşadıkları baskıyı anlamıyoruz. Sadece bizim üzerimizdeki baskılar, sorunlar var. Diğerleri ne yaşıyor olabilirler ki, burada sorunu olan tek benim, veya benimkisi en önemli sorun. Sadece kendi dünyamızı görürken, içinde yaşadığımız farklı ve paralel dünyaları anlamıyor, onların birbirlerini nasıl etkilediklerini, nasıl birlikte kimsenin mutlu olmadıkları bir denge, bir homoestasis yarattıklarını, veya bizim kendi dünyamızı güzelleştirmek için yaptığımız bir eylemin, diğerlerini de nasıl etkilediğini, sonuçta dönüp bizim dünyamızı da sarstığını görmüyoruz.</p>
<p>Çünkü olayların evvelini ve sonrasını düşünmüyoruz. Şu anda karnımız acıktı, susadık ve tek önemli olan şey bu. Kendimizden ve dışarıdan kaynaklı koşulların mevcut durumu nasıl oluşturduğunu, sistemin kendi geri besleme mekanizmalarını görmüyoruz, kendi kaçış planımızın hapishanemizin duvarlarını nasıl kalınlaştırdığını farketmiyoruz. Sistem tarihimizin bizi buraya bizi nasıl getirdiğini gözardı ediyoruz. Onun için de bir sonraki kaçış planımız, bizi aynen başladığımız yere geri getiriyor.</p>
<p>Bu sayede içinde yaşadığımız sistemi, sistemin tamamını, çevresi ile nasıl etkileştiğini ve bütün etkileşimlerin karmaşıklığını göremiyoruz. Belki de mevcut durumun nasıl dinamik, belirsiz, devamlı değişen, ve etkileşen bir yapı olduğunu görmek ve kabul etmek, aslında bu sistem üzerinde tam anlamı ile kontrolümüz olmadığını ve olamayacağını kabul etmek anlamına geldiği için bunu yapmaktan kaçınıyor, sistemi en azından zihnimizde stabilize etmeye, basitleştirmeye çalışıyor, bunun için de uzamsal ve zamansal dar kesitler almayı tercih ediyoruz.</p>
<p>Ve biz koçlar, farkındalık ajanlarıyız, işimizin en önemli kısmı danışanlarımızın farkındalıklarını geliştirmelerine yardımcı olmak. Benim 10 yıllık kurumsal koçluk deneyimime göre etki yaratabildiğim, gerçekten faydalı olabildiğim alan, şu: Danışanımın öncelikle sistem körlüğünü biraz olsun gidermesine yardımcı olmak, bunu yaparken de kendi kişisel işletim sistemine, kendi etkisi ve etkileşimi ile ilgili körlüğünü biraz olsun azaltmasına destek olmak. Bu ikisinden azıcık yapabildiğimde, çoğu zaman danışanımla başka herhangi bir aksiyon tanımlamama, eylem planları oluşturmama, hatta takip sistemleri oluşturmama bile gerek kalmadığını defalarca gördüm. Azıcık farkındalık, büyük etkiler yaratabiliyor.</p>
<p>Sistemler karmaşıktır, insanlar ise tahmin edilebilir. Tahmin edilebilir olmamızı sağlayan en önemli faktör de tahmin edilebilir olmadığımızı sanmamız. Koçlar olarak bizim işimiz, danışanlarımızın bu &#8220;tahmin edilebilirlik&#8221; tuzağından, otomatik birer etki &#8211; tepki makinesi olmaktan kurtulmalarına, onun yerine sistemi mümkün olduğunca görerek, özgür düşünme ve eylem güçlerini ellerine almalarına, yani gerçekten liderlik yapmaya başlamalarına destek olmak. Bunun için de kendilerini bu sistemlerin ve koşulların elinde kurban haline getiren kendileri ile ilgili farkındalık eksikliklerini aşmalarına yardımcı olmak. İşimiz bu gibi gözüküyor, değil mi?</p>
<p>Bundan sonraki bir kaç yazımda, bu sistemsel ve kişisel tuzakları incelerken bize faydalı olabilecek, daha doğrusu bana faydalı olduğunu düşündüğüm bir kaç farklı modeli inceleyeceğiz.</p>
<p>Her zaman olduğu gibi, yorumlarınızı bekliyorum.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sistemleri-gormek/">Sistemleri görmek&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/sistemleri-gormek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sistemler karmaşıktır, insanlar ise fazlası ile tahmin edilebilir&#8221;</title>
		<link>https://marefidelis.com/sistemler-karmasiktir-insanlar-ise-fazlasi-ile-tahmin-edilebilir/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/sistemler-karmasiktir-insanlar-ise-fazlasi-ile-tahmin-edilebilir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Aug 2012 11:55:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kurumsal Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Eurasian Gestalt Coaching Program]]></category>
		<category><![CDATA[insan davranışı]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[kompleks adaptif sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar]]></category>
		<category><![CDATA[Lider Koçluğu]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Sistem teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[sistemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kurumsalkocluk.wordpress.com/?p=54</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğer bu blogu yeni takip etmeye başladıysanız, yazılar belli bir sıra takip ettiği için, tarih sırasına göre baştan okumanızı öneriyorum. İlk yazıma buradan ulaşabilirsiniz. Sistemler karmaşıktır... İnsanlar ise tahmin edilebilir... İnsanlar sistemlerin, özellikle de kurumsal sistemlerin karmaşası ile başa çıkmak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Bunu yaparken tahmin edilebilir tuzaklara düşerler. İnsanlar bu tuzaklara  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sistemler-karmasiktir-insanlar-ise-fazlasi-ile-tahmin-edilebilir/">&#8220;Sistemler karmaşıktır, insanlar ise fazlası ile tahmin edilebilir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Eğer bu blogu yeni takip etmeye başladıysanız, yazılar belli bir sıra takip ettiği için, tarih sırasına göre baştan okumanızı öneriyorum. İlk yazıma <a title="Yönetici Koçu’nun araç çantasındaki olmazsa olmazlar" href="http://kurumsalkocluk.wordpress.com/2012/08/22/yonetici-kocunun-arac-cantasindaki-olmazsa-olmazlar/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p>Sistemler karmaşıktır&#8230; İnsanlar ise tahmin edilebilir&#8230;</p>
<p>İnsanlar sistemlerin, özellikle de kurumsal sistemlerin karmaşası ile başa çıkmak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Bunu yaparken tahmin edilebilir tuzaklara düşerler.</p>
<p>İnsanlar bu tuzaklara bazen de göz göre göre düşerler, çünkü sistem körlüğü, 21. Yüzyılın bu ilk yıllarında, henüz zihinsel evrimimizin yetişip de ortadan kaldıramadığı bir illettir. İnsanlığın büyük çoğunluğu, eğitim sistemlerimiz, düşünce yapımız, değer sistemlerimiz, egolarımız bu kadar kompleks, dinamik ve çok değişkenli yapıları kaldıracak şekilde adapte olmuş durumda değil henüz.</p>
<p>Kurumlara ve onların liderlerine destek olmayı kendine görev edinen biz koçların birincil görevlerinden biri, destek olduğumuz danışanlarımız için bu gözlerinin önündeki ancak görülmeyen tuzakları görünür hale getirmelerine, sistem körlüğünü aşmalarına yardımcı olmak, <a href="http://www.eurasiangestalt.com">Gestalt Koçluk Eğitimleri</a>&#8216;nde dediğimiz gibi işimiz &#8220;apaçık ortada olanı görünür kılmak&#8221;tır (&#8220;make obvious visible&#8221;).</p>
<p>Şu anda piyasadaki çoğu liderlik gelişimi aracı ve yöntemi, duygusal zeka gibi, vizyoner liderlik gibi, öğrenen organizasyonlar gibi, durumsal liderlik gibi, her ne kadar liderlerin bireysel gelişimlerini desteklemek amaçlı olsa, kişisel gelişimdeki boşlukları kapatmaya çalışıyor gibi gözükseler de, varlık nedenleri işte bu sistem karmaşıklığı ve sistem körlüğü. Empati dediğimiz ve hepimizin geliştirmesi gereken önemli beceri, sistem körlüğümüzün bir parçasını tedavi etmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Liderlerin sistem körlüğünden muzdarip olmaması için sistemleri &#8220;görmeyi&#8221; öğrenmeleri gerekiyor. Buradaki en büyük zorluk, bu kişilerin kendilerinin &#8220;sistem körü&#8221; olduğunun farkında olmamaları, gördüklerinin tüm gerçeklik olduğuna neredeyse emin olmaları. Bu durumda, sistemler ve insanlar için tahmin edilebilir sonuçlar ortaya çıkar.  Bu sayede çoğumuza Scott Adams&#8217;ın meşhur Dilbert karakterinin yaşadıkları tanıdık, komik, ve bir o kadar da acıklı gelir, bu sayede The Office adlı televizyon sitcom&#8217;u bir sürü ödül alır. Acılarımıza, &#8220;sistem yaraları&#8221;mıza dokunduğu için.</p>
<p>İşte bu yüzden bir <a href="http://kurumsalkocluk.wordpress.com/2012/08/27/kurumlarin-az-bilinen-hayatlari-uzerine-2-bolum/">önceki yazımda</a> anlattığım senaryo, her ne kadar bir oyunda, bir organizasyon simülasyonda geçenleri anlatsa da, çoğumuz için tanıdık, hatta gündeliktir. Hepimiz bir şeyin tümünden sorumlu olduğumuz zamanlarda tepelerin, organizasyon yemek zincirinin en altında olduğumuzu hissettiğimiz zamanlarda altların, birbirlerinden farklı talepleri olan iki ayrı tarafın arasında kendimizi bulduğumuzda ortaların, bizim istediklerimize istediğimiz duyarlılığı göstermeyen bir tedarikçiyle başa çıkmaya çalıştığımız zamanlarda da müşterilerin hissettiklerini hissetmedik mi?</p>
<p>İşin ilginci, bu durumların kişilere ve kişiliklere bağlı olmaktan çok kişinin içinde bulunduğu pozisyona ve bağlama bağlı olması ve sistemlerin, o sistemlere dahil olan kişileri, dahil oldukları seviye ve pozisyona uygun olarak etkisi altına alması, sanki bir şekilde arketip bir tepe ruhunun, orta ruhunun veya alt ruhunun kişiyi ele geçirmesi. Sistemlerin karmaşık, dinamik ve adaptif yapısı, insanların sistem körlüğü ile kendilerini rahatlatma çabaları ile birleştiğinde, bahsettiğimiz tahmin edilebilir sonuçları, bu bahsettiğimiz sistem tuzaklarını yaratıyor.</p>
<p>Hiç bir lider, tam olarak içinde bulunduğu ve yönlendirmeye çalıştığı sistemi anlamadan, onun kendi üzerindeki etkilerini ve kendisinin onun üzerindeki etkilerini görmeden, tam anlamı ile özgür düşüncesi ile karar veremez. Her ne kadar biz kendimizi özgür düşünen, özgür iradeye sahip bireyler olarak görsek de, aslında bizler içinde bulunduğumuz koşulların birer ürünü olarak varız. Bir çok kurum örneğinin gösterdiği gibi bizler, çeşitli koşullara, önceden tahmin edilebilir, tipik, benzer şekillerde tepki veriyor, tahmin edilebilir sonuçlar yaratıyoruz.</p>
<p>Tahmin edilebilirlik ne demek, bir düşünsenize. Biz her ne kadar özgür irade ve erkimizle karar alıp hareket ettiğimizi, eşsiz, rasyonel, akıllı birer birey olarak ve her an, o ana yanıt vererek yaşamımızı sürdürdüğümüzü düşünsek de, tahmin edilebilir olduğumuz gerçeği, bizim birer etki &#8211; tepki makinesi olduğumuzu, belli koşulları bir araya getirilirse, bu gerçeği kabul etmek istemesek bile belli şekillerde davrandığımızı, bu nedenle &#8220;kontrol edilebilir&#8221; olduğumuzu gösteriyor galiba, ne dersiniz? Biz her ne kadar kendi irademiz, beynimiz ve aklımızla düşünüyor ve karar alıyor gibi gözükse de koşulların ürünüyüz sanki. Bununla ilgili ilginç video&#8217;ya youtube&#8217;dan ulaşmak için <a href="http://youtu.be/BjueOXCy3OM">tıklayınız.</a></p>
<p>Bu tuzaklara nasıl düşüyoruz peki, hangi baskılara, nasıl körlüklere, neden boyun eğiyor, neden hep benzer sonuçları yaratıyoruz? Bunu anlamak, hem liderler için, hem de biz onlara destek olmak isteyen yönetici koçları için çok önemli, ve bu, bir sonraki yazımızın konusu! Bu önemli konuyu, yani sistemleri ve sistem içindeki davranışları tartışmaya, araştırmaya bir kaç yazı daha devam edecek gibi gözüküyoruz, ne de olsa işimizin en önemli parçalarından biri de bu!</p>
<p>Dediğim gibi, yorumlarınızı bekliyorum.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sistemler-karmasiktir-insanlar-ise-fazlasi-ile-tahmin-edilebilir/">&#8220;Sistemler karmaşıktır, insanlar ise fazlası ile tahmin edilebilir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/sistemler-karmasiktir-insanlar-ise-fazlasi-ile-tahmin-edilebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
