<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mindfulness Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/tag/mindfulness/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/tag/mindfulness/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Feb 2023 09:44:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>Yolculuğunuzun durakları&#8230;</title>
		<link>https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2023 18:01:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu ve Hislerle Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir çoğumuz aynı noktada bulduk kendimizi... Kim ve ne olduğumuzla, çevremizdeki insan, olgu ve olayların kim ve ne oldukları ile ilgili bizi bugüne ve bulunduğumuz yere kadar taşıyan hikayelerimizin tam da gerçek olamayabileceğini fark ettik bir gün. Bir gün fark ettik ki biz aynada yansıyan görüntümüzü kendimiz sanıyoruz, aynadaki görüntünün saçını kesmeye, aynanın üzerine makyaj yapmaya çalışıyoruz. Ve bunu bu şekilde sanmamızın gerçek nedeninin kendimizle ve dünyayla ilgili tanımlarımız üzerinde hiç düşünmememiz, bütün bu tanımları, kimliği, inançları bize verildiklerinde hiç çiğnemeden yutmuş olmamız olduğunu fark ediyoruz belki de.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/">Yolculuğunuzun durakları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bugün bir telefon görüşmesinde, konuştuğum kişi “peki bu duyguların, hislerin, bedenin, deneyimin farkında olmak yeterli mi? Bu gelişim yolunda ne anlama geliyor?” diye sordu. Aklıma bundan bir süre önce yazdığım bir yazı geldi ve gülümsedim. Kendisine söz verdim o yazıyı bulup göndermek için. Tekrar baktığımda biraz günceleme istediğini fark ettim ve yeni halini sizlerle de paylaşmaya karar verdim. Umarım keyifle okursunuz&#8230;</em></p>
<p>Bir çoğumuz aynı noktada bulduk kendimizi&#8230; Kim ve ne olduğumuzla, çevremizdeki insan, olgu ve olayların kim ve ne oldukları ile ilgili bizi bugüne ve bulunduğumuz yere kadar taşıyan hikayelerimizin tam da gerçek olamayabileceğini fark ettik bir gün. Bir gün fark ettik ki biz aynada yansıyan görüntümüzü kendimiz sanıyoruz, aynadaki görüntünün saçını kesmeye, aynanın üzerine makyaj yapmaya çalışıyoruz. Ve bunu bu şekilde sanmamızın gerçek nedeninin kendimizle ve dünyayla ilgili tanımlarımız üzerinde hiç düşünmememiz, bütün bu tanımları, kimliği, inançları bize verildiklerinde hiç çiğnemeden yutmuş olmamız olduğunu fark ediyoruz belki de.</p>
<p>O zaman Sokrat’ın meşhur duruşmasında söylediği “üzerinde tefekkür edilmemiş bir yaşam, yaşamaya değer değildir” lafının anlamını da kavrıyoruz biraz. Kendimiz, olgular, dünya üzerinde düşünmeye, tefekkür etmeye başlıyoruz. Bir psikologa, koça veya ruhsal öğretmene gidiyoruz bazen.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/es/@bekahrussom" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bekah Russom</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>John Welwood, bu sorgulamanın ve tefekkürün her seferinde derinleşen bir kaç seviyede yapıldığını söylüyor. Benim öğretmenim Cem Şen’den öğrendiklerim, kendi yolumda özellikle de düştüğümde hangi taşa takıldım’a çoğu zaman hocamın yardımı ile bakarak öğrendiklerim, ve hatta Buddha’dan ve diğer büyük ustaların sözlerinden anladığım yol, benim anlayabildiğim kadarı ile şuna benziyor az çok:</p>
<h3 id="24bk9">Önce haritayı edinelim&#8230;</h3>
<p>İlk önce kavramsal sorgulamamız başlıyor. Yeni kavramlar, yeni yaklaşımlar, yeni teoriler öğreniyoruz. Bilişsel davranışçı yaklaşımlar ilgimizi çekiyor bazılarımızın, bazılarımız Dharma yoluna giriyor, diğerleri Adler’in veya Jung’un modellerine çekiliyor. Dharma konuşmaları dinliyoruz, Sufi sohbet meclislerine katılıyoruz. Bir sanghaya veya ihvana katılıyor, kavramsal olarak anlamaya çalışıyoruz içinde yaşadığımız yerin aslında ne ve nasıl bir yer olduğunu. Yaşamımızda olanlara, olgulara, kendi zihnimize ve benliğimize bu öğretilerin ışığında incelemeye başlıyoruz. Yaşadığımız olayların içinde dört soylu gerçeğin nasıl ortaya çıktığını, geçiciliğin nasıl ıstırap verdiğini inceliyoruz. Başımıza gelen kötü şeylere veren tepkimizde nasıl Külli iradeyi reddettiğimizi, hangi arketipin etkisi altında olabileceğimizi sorguluyoruz. Zihnimizin nasıl kul değil de tanrı olmaya çalıştığını ve bunun nasıl bizi kendimizden koparttığını fark etmeye çalışıyoruz. </p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/pt-br/@tabeaschimpf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Tabea Schimpf</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Fark edeceğiniz gibi bu sorgulamayı hala aynı, kendini olmadığı bir şeyle kimliklendirmiş “zihin” ile yapıyoruz. Ancak bunda bir problem yok. Hatta bu çok ama çok önemli bir çalışma. Buddha bunu “batmış bir dikeni yine dikenle çıkarmaya çalışmak”a benzetiyor. Ancak bu tip bir sorgulamada takılıp kalmanın riskleri de var. Özellikle teori ve kavramları gerçekte olmakta olanla karıştırma, zihnimizin içinde kaybolma riski var. Yani haritayı bölgenin kendisi sanma riski&#8230; Haritadan kafayı kaldırıp da hiç çevrede olanlarla bakmama riski&#8230; </p>
<p>Hatta bu çalışmayı, aslında bizi götürmeye çalıştığı yerden, gerçek deneyimle doğrudan yüzleşmekten kaçmak için kullanma olasılığı var. Geçicilikten, varoluşun içi boş doğasından saatlerce konuşup, hatta gerçekleşen bazı olguları bu pencereden yorumlayıp, bu sayede bu geçiciliğe ve boşluğa temas ettiğimizde içimizde doğan büyük hüzün, acı ve korkuyla hiç bir zaman yüzleşmemek var.</p>
<h3 id="8m6iv">Sonra bölgenin içine dalalım&#8230;</h3>
<p>İşte bu yüzden kavramsal sorgulamayı temel alıp bir sonraki aşamaya, deneyimsel sorgulamaya geçmemiz gerekiyor. Doğrudan deneyimimizin, şimdi şu anda zihnimizde, duygularımızda, hislerimizde yaşamakta olduğumuzun içine, ancak bunun içinde kendimizi kaybetmeden, farkındalığımızı hiç bir zaman bırakmadan girmemiz gerekiyor. “acımızı namusumuzla yaşamak” gerekiyor. Korktuğumuzu, utancımızı, isyanımızı, çaresizliğimizi, zihnimizin içindeki kavramlarla değil, bedenimizde ve kalbimizdeki tezahürü ile doğrudan deneyimlememiz gerekiyor. Bunu yapabilmenin tek yolu da bizi buraya kadar getiren kavramları, teorileri, öğretileri ama geçici olarak bırakıp deneyimimizin doğrudan kalbine temas etmek için cesaret edebilmek. </p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@philinit" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Philippe Leone</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Çünkü kavramsal sorgulama her ne kadar bize nerede olduğumuzla ilgili genel bir bilgi verse de bu yeri tam olarak deneyimlemek, derinden anlamak ve buradan hareket edecek enerjiyi yaratmak açısından yetersiz kalıyor. Bunu yapabilmek için olguları ve içimizde nasıl yankı bulduklarını doğrudan deneyimlemek, zihnimizin sözde bizi koruyan ve bu sayede bizi bulunduğumuz yerde çakılı tutan perdelerinin ötesine geçebilmeyi becermemiz gerekiyor.</p>
<p>Eugene Gendlin’in Focusing’i gibi, Gestalt yaklaşımının şimdi ve burada, deneyime odaklanan, bu deneyime doğrudan farkındalık getiren, ve bu sayede sıradan gibi gözüken olguların oldukça sıradışı farkındalıklara dönüşmesini sağlayan teknik ve çalışmalar, güçlerini bu tip bir sorgulamayı merkezlerine almalarından alıyorlar. Theravada ve Tibet ekollerindeki bazı pratikler bunu hedefliyor. Bu yüzden bunu yapmayan ve daha çok zihinsel/kognitif düzlemde kalan çalışmalara göre hem daha korkutucu, hem de daha etkili bir izlenim yaratıyorlar.  3 Şubat’ta başlayacak <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Koçlukta Duygularla Çalışmak</a> online çalışmasında işte bu ve benzeri tekniklerin nasıl çalıştığı, bu teknikleri nasıl kullanmaya başlayabileceğimiz, ve daha da ustalaşmak istersek nasıl bir yol izlememiz gerektiği üzerinde çalışacağız hep birlikte.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_1000.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_1000.jpeg" /></picture></a><figcaption>3 Şubat’ta başlıyoruz&#8230;</figcaption></figure>
<p>Ancak bu tekniklerin de ilerisi var. Hala bir niyetle, bir değişim umudu ile, hala bir strateji ile yaklaşıyoruz deneyimin kendisine. Hala bir ego, olduğu şeyi daha iyi bir hale, daha iyi bir versiyonuna dönüştürmeye çalışıyor. Hala dualist, ikici zihnin sınırları içindeyiz. Hala bir değiştirmek isteyen, ve bir değiştirilmeye çalışılan var. Her ne kadar Gestalt Değişimin Çelişkili Teorisi “insan olmadığı bir şeyi olmaya çalışarak değil, olduğu şeyi tam olarak, onu tam sahiplenerek değişir” dese bile, hala değişim amacı, bizi dualist zihnin içinde tutuyor.</p>
<p>Bunda bir problem yok. Hatta bir çok amaç açısından bu çok iyi. İnsanın kendi olduğu şeyi reddetmeyi bırakması, duygu ve hislerini reddetmeden ve onların içinde kaybolmadan sahiplenmesi, her türlü iyileşmenin ve etkinliğin, duygusal olsun olmasın her türlü “zeka”yı geliştirmenin en iyi yollarından. Ruhsal yolda ilerlemek isteyen bir insan için bile çok iyi: en azından tam olarak neyle uğraştığını daha iyi bilir hale geliyoruz. Ve ancak koçlukta veya terapide kullandığımız, Gestalt gibi deneyim odaklı teknikler bile ancak buraya kadar getiriyor bizi belki de.</p>
<h3 id="co996">Tutunmadığında ne tutarsın?</h3>
<p>İşte bundan sonrasında bizim olgulara, kendimizi ve kimliklerimizi her an yeniden oluşturma sürecimize, bununla şekillenen deneyimlerimize tam, tarafsız ve çıplak, içinde herhangi bir niyet olmayan bir farkındalıkla bakmaya başladığımız gerçek ruhsal çalışmamız başlıyor. Buddha’nın “tam ve mutlak aydınlanmaya giden tek ve doğrudan yol” olarak adlandırdığı Satipatthana Sutra’da işte bunun yöntemi anlatılıyor. Batıda temel amacından ve bizi gerçek özgürlüğe götürecek en önemli parçalarından arındırılarak etkinliğimizi ve ruhsal huzurumuzu arttıracak “Mindfulness &#8211; Bilinçli Farkındalık”a indirgenen hali ile biliyor olabilirsiniz bunu. Bu şekli kesinlikle çok faydalı, ve bu şekilde yayıldığı için çok mutluyum. Ancak kendi deneyimine doğrudan dokunmaktan kaçan, duygu ve hislerine farkındalık getirmeyi öğrenmemiş bir kişi için bu çalışma, özellikle sadece bu çerçevede ve doğru şekilde yapılmadığında aslında yüzleşmesi gereken acı ve ıstırabınan kaçmak ve sayede onların esiri olmaya devam etmek için başka bir uyuşturucuya da dönebiliyor.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@fallonmichaeltx" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Fallon Michael</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Aslında gerçek farkındalık çalışması deneyimleri oldukları gibi, müdahale etmeden gözlemlemek, onların ortaya çıktıklarında ortaya çıktıklarının, buradayken burada olduklarının, ve geçtiklerinde de geçtiklerinin farkında olmayı, hiç birine tutunmadan ben sandığım, kendimi kendileriyle kimliklendirdiğim olguların benden bağımsız hareketlerini izlemeyi içeriyor belki de. Bu sayede de bizi işte o aynada ben sandığımız görüntülerin boyunduruğundan kurtarmaya başlıyor, bu görüntülerin aynen dediğimiz gibi, sadece birer görüntü, kendimizle ilgili, dünya ile ilgili hikayelerin yine aynen sadece birer hikaye olduğunu doğrudan deneyimlemeye başlıyoruz. Doğrudan sezgisel bilgiye, içgörüye açılmaya başlıyoruz. Zihnin şeffaf, renksiz, kimliksiz, gökyüzü doğası dediklerinde bunun ne anlama geldiğini artık kendimiz bilir hale geliyoruz. </p>
<h3 id="5duu2">Aynalık</h3>
<p>Ustalar diyor ki işte bu noktada artık gözlemleyen ile gözlemlenen arasındaki ayrım yavaş yavaş kalkmaya başlıyor. Artık deneyimlenen, deneyimleyen ve deneyimin nasıl aynı anda birbirine koşullu olarak doğduğunu görüp bundan özgür hale gelebiliyoruz. Artık ne aynaya yansıyan görüntüler, ne de bu görüntülerin kaynağı olan koşullarla oluşmuş beden, duygular, algılar, zihin nesneleri, ve bunların bilincinde olma hali ile kimliklendiriyoruz kendimizi. Aynalığımızı fark ediyoruz, üzerine yansıtılan her şeyle, ona tutunmadan bir olan. Bu yansıyan imajlar, olgular, koşullar ve durumlar geldiklerinde gelmelerine, gittiklerinde gitmelerine takılmadan onlarla bir olan, ayırmayan. Aynalığın renksiz, şekilsiz, boyutsuz, sonsuz, sınırsız varoluşu içinde sadece farkında olan. Sadece farkındalık olan.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@rishabhdharmani" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Rishabh Dharmani</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Umarım hepimiz bu yolda adım adım, güçlü adımlarla ilerleyebiliriz. Ve hem buraya giden, hem de olduğu hali ile yaşamımızı etkin bir biçimde yaşamımızı yaşamamıza giden yol, öncelikle şimdi ve burada bedenimizde, kalbimizde ve zihnimizde olanlara doğrudan alan vermekten, temas etmekten ve olduğu gibi fark etmekten geçiyor. </p>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/yolculugunuzun-duraklari?id=1095376453&type=2",title: "Yolculuğunuzun durakları...",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/">Yolculuğunuzun durakları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Tutunma, bırak!”</title>
		<link>https://marefidelis.com/tutunma-birak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2023 21:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Koçlukta Duygularla Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/tutunma-birak/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir lastik firmasının reklamındaki küçük kız babasına soruyordu: “Baba, yıldırım düşse sen tutar mısın?” Arkadaşlar, yıldırım tutulmaz. Ancak nedense biz, hepimiz, düşen yıldırımlarla beraber aslında tutulamayacak, tutulmaması gereken, tutulduğunda başımıza bela açacak şeyleri tutmaya, onlara tutunmaya çalışıyoruz nedense. Biz eskiye, artık zamanı geçmiş olana tutunuyoruz. Biz aslında asla gerçekleşmeyecek, gerçekleşse bile bizi mutlu etmeyecek umutlara tutunuyoruz. Biz doğasında geçip gitmek, akmak, devamlı değişmek olana tutunuyoruz. Biz bize aslında ıstırap verene tutunuyoruz. Bırakmaktan korktuğumuz için kendimizi kitliyoruz, durağanlaşıyoruz, zincirleniyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/tutunma-birak/">“Tutunma, bırak!”</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-1 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-0 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;--awb-margin-bottom:0px;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-1"><p>Bir lastik firmasının reklamındaki küçük kız babasına soruyordu:</p>
<p>“Baba, yıldırım düşse sen tutar mısın?”</p>
<p>Arkadaşlar, yıldırım tutulmaz. Ancak nedense biz, hepimiz, düşen yıldırımlarla beraber aslında tutulamayacak, tutulmaması gereken, tutulduğunda başımıza bela açacak şeyleri tutmaya, onlara tutunmaya çalışıyoruz nedense.</p>
<p>Biz eskiye, artık zamanı geçmiş olana tutunuyoruz. Biz aslında asla gerçekleşmeyecek, gerçekleşse bile bizi mutlu etmeyecek umutlara tutunuyoruz. Biz doğasında geçip gitmek, akmak, devamlı değişmek olana tutunuyoruz. Biz bize aslında ıstırap verene tutunuyoruz. Bırakmaktan korktuğumuz için kendimizi kitliyoruz, durağanlaşıyoruz, zincirleniyoruz.</p>
<p>Bize zarar veren kişilere, ilişkilere, işlere tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi gözümüzün önündeki ve olduğu gibi yüzleştiğimizde özgür kılacak gerçekleri görmemize engel olan fikirlerimize inançlarımıza tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi ilerlemekten, gelişmekten, olabileceklerimiz, yapabileceklerimizden uzak tutan ve tüm kimlik tanımları gibi sadece birer tanım olan mevcut kimlik tanımlarına tutunuyoruz.</p>
<p>Bizi içinde sığamadığımız dar kalıplara ve tanımlara tıkan ve belki de bizim için hiçbir önemi olmayan, bazen bir daha görmeyeceğimiz başka insanların hakkımızdaki düşüncelerini kontrol etmeye tutunuyoruz.</p>
<p>Bunun sonucu ise kendimizden, duygularımızdan, farkındalığımızdan, bedenimizden, değerlerimizden, kalbimizi gerçekten heyecanlandıran şeylerden, bizim için önemli olan insanlardan, ve gerçeklikten kopuk; renklerin soluklaştığı, deneyimlerin ise donuklaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyamız da tutulamayacak şeyleri tutmaya çalıştığımız için devamlı kaygı, endişe ve stres dolu. Tüm bu yaptıklarımızı da tatmin ve güvende olmak için yapıyor olduğumuz gerçeği de işin en absürd tarafı.</p>
<p>Bu sadece zihinsel ve duygusal bir şey değil. Bedensel olarak da ortaya çıkıyor. Uzun süredir çalıştığım savaş sanatlarından Wing Chun, bu tutunma tuzağına nasıl düştüğümüzü doğrudan gördüğümüz yerlerden biri. Aşağıdaki videoda spor hocam sevgili Görkem Aslan (kendisi Wing Chun bilmez) ile bunu sizlere göstermeye çalıştık. Haydi şimdi videoyu seyredin, ve bir yandan da bakın bakalım ne fark ediyor, nasıl hissediyorsunuz.</p>
</div><div class="fusion-video fusion-vimeo fusion-aligncenter" style="--awb-max-width:600px;--awb-max-height:360px;--awb-width:100%;"><div class="video-shortcode"><lite-vimeo videoid="790931251" class="landscape" params="autoplay=1autoplay=0&autopause=0" title="Vimeo video player 1"  width="600" height="360"></lite-vimeo></div></div><div class="fusion-text fusion-text-2"><p>Acaba siz nerelerde, yaşamınızın hangi alanlarında kendinizi, sadece tutamayacağınız, tutmamanız, artık faydalı olmayan şeylere tutunarak kitliyor ve gereksiz yere “dayak yiyorsunuz” acaba?</p>
<p>Tamam da çıkış yolu ne? Belki de bu dediklerimi daha önce duydunuz. Belki bunları aynen benim gibi öğretiyorsunuz bile. Ama kavramları bilmek, hatta bir video seyretmek bizi değiştirmiyor. Gestalt yaklaşımında dediğimiz gibi, olmadığımız bir şey olmaya çalışarak değil, olduğumuz şeyi tam olarak sahiplenerek, farkındalıkla temas ederek, onu bedenimizde hissederek, bu sayede de anlayarak değişiyoruz biz. Yani tuttuğunun, ve nasıl tuttuğunun farkında olmadığın şeyi bırakamazsın. Yani o tutunmanın içine girmen, onun bedende, hislerinde, duygularında ve zihninde nasıl yaşadığını bizzat, kavramlardan bağımsız bir şekilde doğrudan deneyimlemen, onunla temas etmen, onun farkına varman lazım.</p>
<p>İşte Gestalt yaklaşımı bunu öğretiyor. Eugene Gendlin’in Focusing’i bunun için bir yöntem ortaya koymaya çalışıyor. Beden odaklı bir çok yaklaşım bunu yapma çabasında. Ve Buddha, tüm mindfulness akımının doğduğu Mahasatipatthana – Farkındalığın 4 Temeli sutrasında bundan bahsediyor.</p>
<p>Ve, 3 Şubat’ta başlayacak Koçlukta Duygularla Çalışmak eğitimimiz de işte bu kendimizi kitli kıldığımız tutunmalarla çalışmanın yöntemlerine güçlü bir giriş amaçlıyor. Beş oturumdan oluşan ve birer oturumunu Prof. Dr. Sinan Canan ve Aylin Kafalı Deniz, PCC ile sunacağımız bu eğitimde hem kendimiz, hem de koçluk danışanlarımız için aslında bakmamız, yüzleşmemiz gereken, ancak bunu yapmaktan çekindiğimiz, bu yüzden de kitli kaldığımız durumlarda kullanabileceğimiz beden, his ve duygu odaklı yaklaşım, yöntem ve teknikler üzerinde çalışacağız. 23 Ocak’a kadar erken ödeme indirimi ile kayıt olabileceğiniz bu eğitimle ilgili detaylı bilgilere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.</p>
<figure class="image strchf-type-image regular strchf-size-regular strchf-align-center"><a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><picture><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg" alt="Duygular" /></picture></a></figure>
<p>Buddha’nın dediği gibi “hiçbir şeye takılmayan bir zihin hali geliştirin”. Yoksa tutmamamız gereken şeylere tutunduğumuz için illüzyon dünyası samsaranın dayağını yemeye devam edeceğiz gibi gözüküyor.</p>
<p>Madem yazımızın içinde bir video vardı, bir de şarkıyla, tüm bu dediklerimizi en lirik şekilde anlatan, Multitap’tan “Tutunma Bırak”la bitirelim:</p>
<figure class="video strchf-type-video regular strchf-size-regular strchf-align-center">
<div class="embed-container">
<div style="max-width: 100%; position: relative; padding-top: 56.5%;"><iframe style="position: absolute; top: 0px; left: 0px; width: 100%; height: 100%;" title="Multitap - Tutunma Bırak (No:3B)" src="https://www.youtube.com/embed/BEgW0Ps539k?feature=oembed" width="200" height="113" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div>
</div>
</figure>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/tutunma-birak?id=917648395&type=2",title: "“Tutunma, bırak!”",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script></p>
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/tutunma-birak/">“Tutunma, bırak!”</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</title>
		<link>https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2021 17:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ülküsü olmalı insanın, zihnimizde dolaşan korku ve hırs dolu düşüncelere değil, bizi oradan oraya vuran ve geçmişin hallolmamış meseleleri ile tetiklenen duygulara değil; kalbimizin, en derin özlemine, yüreğimizin kendimize ve yaşama karşı olan taahhüdüne dayanan... Bizim için bu dünyada geçirdiğimiz süreyi anlamlı kılan, uğruna rahat koltuklarımızdan kalktığımız, güvenli evimizden çıktığımız, zorluklara seve seve katlandığımız bir ülküsü olmalı.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/">İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir ülküsü olmalı insanın, zihnimizde dolaşan korku ve hırs dolu düşüncelere değil, bizi oradan oraya vuran ve geçmişin hallolmamış meseleleri ile tetiklenen duygulara değil; kalbimizin, en derin özlemine, yüreğimizin kendimize ve yaşama karşı olan taahhüdüne dayanan&#8230;</p>
<p>Bizim için bu dünyada geçirdiğimiz süreyi anlamlı kılan, uğruna rahat koltuklarımızdan kalktığımız, güvenli evimizden çıktığımız, zorluklara seve seve katlandığımız bir ülküsü olmalı.</p>
<p>Önümüze çıkan tüm o cazip, ağzımızın suyunu akıtan çeldiricilere, veya bu yolda devam edersek yaşayacağımız cehennem azabını anlatan korku hikayeleri anlatanlara rağmen yine de bunlara sırtımızı dönüp de peşinden gidebildiğimiz bir ülkü.</p>
<p>Ancak çoğumuzun sadece ideolojileri var.</p>
<p>Neyin nasıl olması gerektiğini, ulaşılacak yerdense uyulması gereken kriterleri tanımlayan ideolojiler. Kimin iyi kimin kötü insan olduğunu tanımlayan, neyin doğru neyin yanlış olduğuna bizim yerimize karar veren, bize eğer uyarsak bu dünyada veya öte dünyada cenneti, uymazsak her iki dünyada da cehennemi vadeden ideolojilerimiz.</p>
<p>Süslü sözler ve büyük iddialarla bezeli, ve o sözlerin ve iddiaların gerçek hayattaki işlerliğini sorgulamayı büyük bir günah olarak, küfür olarak görmeye bizi ikna etmeye çalışan ideolojilerimiz.</p>
<p>O ideolojiye ait olmayan herkesi düşman, gerçeği göremeyen, geri zekalı, kötü niyetli, hain, geri kafalı, gerici, küffar, din düşmanı, örümcek kafalı, sapık, hatta tehdit görmemizi salık veren, öncelikle bu kişilere tebliğ etmemizi, bunu beceremiyorsak onları yok saymamızı, insan yerine koymamamızı, hatta bazen fikren veya fiziken yok etmemizi söyleyen ideolojiler. </p>
<p>Bize bu ideolojiye inandığımız için ne kadar özel olduğumuz konusunda içimizi rahatlatan ideolojiler. Bu sayede bizi rahat ettiren, bizi zorlanmaktan koruyan, kendilerine uydukça ödüllendiren, uymadığımızda cezalandıran ideolojiler.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="first walk after confinment" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_477e12fd800919513890c297efff92a5_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@rubavi78" rel="noopener noreferrer">Rubén Bagüés</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>İşte bu yüzden belki de içinde bulunduğumuz dünya böyle.</p>
<p>Çünkü&#8230;</p>
<p>İdeolojiler böler. Ülküler ise insanları birleştirir.</p>
<p>İdeolojiler bizim korkumuzu, suçluluk duygumuzu, öfkemizi, açgözlülüğümüzü besler. Ülküler ise bizi en iyimize, içimizdeki en yüce duygulara, tutkumuza, hayallerimize, erdemimize bağlar.</p>
<p>İdeolojiler bizi içinde rahat ettiğimiz düşüncelerin, fikirlerin, ideaların içinde hapis eder. Ülküler ise tam tersine bizi kısıtlayan düşünce ve inançlarını dışına çıkmaya, kendimizi aşmaya, kimlik tanımımızı her geçen gün genişletmeye iter.</p>
<p>İdeolojiler kıskançtır. Başka ideolojilerden korkar. Onları kendine tehdit olarak görür. Ülküler ise başka ülküleri duymaktan keyif ve heyecan duyar. Onları desteklemek, hatta mümkünse onlarla beraber ilerlemek ister.</p>
<p>İdeolojilerin tek bir doğru yolu vardır. O yola uymazsan seni cezalandırır. O ideolojiyi sana öğreten kişiye tam itaat ve biat ister. Ülküler ise ulaşılmak istenen, özlenen yerle, vuslatla alakalıdır. İçinde ülkünü keşfetmene destek olan kişi, lider, öğretmen, usta, sana destek olabileceği sınıra ulaşınca ilerisi için yolunu aydınlatacak başka bir öğretmen veya usta bulman veya kendi yolunu keşfetmen için seni destekler.</p>
<p>Üzerinde düşününce sanki ideolojilerin önemli bölümü, onu ilk ifade eden kişiler için birer ülküydü. Ancak bu ülküyü tam olarak içselleştirememiş, hatta anlayamamış, kendi içlerinde keşfedememiş kişiler tarafından ideolojilere çevrilmişler gibi geliyor bana. Buddha’nın Budist olmaması gibi. İsa’nın Hıristiyan olmaması gibi. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinde hepimizin içinde bir Atatürk olduğunu anlatmaya çalışırken bizim o hitabeyi sanki bir dogmaymış gibi, anlamadan tekrar etmemiz, ancak onu hayata geçirmek için hiç bir şey yapmamamız gibi.</p>
<p>İnsanın kendi ülküsünü kendi içinde keşfetmesi gerekiyor. Bir başkasının ülküsü, eğer onu anlamadıysak ve o ülkü bizim içimizdeki ülküyü alevlendirmedikçe, bizim ülkümüze temel oluşturmadıkça, sadece düşünceler düzeyinde kaldıkça, çoğu zaman bizim için anladığımızı sandığımız ancak içimize tam işlemeyen bir ideoloji olacakmış gibi geliyor bana. </p>
<p>Umarım hepimiz içimizden bizi ele geçiren ve bir şekilde kendilerinin bizi tanımladığına inandıran ideolojilerin boyunduruğundan kurtulur, kendi derin kalbimizin özleminden, taahhüdünden beslenen ülkülerimizi içimizde keşfederiz bir gün.</p>
<p><em>Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni<br />Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni</p>
<p>Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim<br />Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni</p>
<p>Aşkın aşıkları öldürür, aşk denizine daldırır<br />Tecelli ile doldurur, bana seni gerek seni</p>
<p>Aşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşem<br />Sensin dün ü gün endişem, bana seni gerek seni</p>
<p>Sofilere sohbet gerek, Ahilere Ahret gerek<br />Mecnunlara Leyli gerek, bana seni gerek seni</p>
<p>Eğer beni öldüreler, külüm göke savuralar<br />Toprağım anda çağıra, bana seni gerek seni</p>
<p>Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri<br />İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni</p>
<p>Yunus&#x27;dürür benim adım, gün geçtikçe artar odum<br />İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni</em></p>
<p>                              &#8211;Yunus Emre.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/ulku1_9725ac16a15a2e632fa89b21bd4f3495_800.jpg" /></picture></figure>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/ideolojiniz-mi-var-uelkuenuez-mue?id=1236057054&type=2",title: "İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/ideolojiniz-mi-var-ulkunuz-mu/">İdeolojiniz mi var, Ülkünüz mü?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</title>
		<link>https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2020 11:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acaba şu anda olanlara daha derinden bakabilir miyiz? Bu olanları bizim kim olduğumuz, aslında ne içinde yaşadığımız, ve aramızdaki ilişki hakkındaki derin yanlış anlamamıza ondan daha da derin bir biçimde bakabilir miyiz? Bu sayede bu olanlarla beraber her türlü olgudan zihnimizi daha da özgür hale getirebilir miyiz? Bu yazının vaadi, bu soru hakkında... Yani bu yazının vaadi, özgürlük. Evde kapalı kalsak bile. Ne dediğimi anlatabilmek için önce size bir iki hikaye anlatmam lazım.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/">Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazı bir adet daha COVID &#8211; 19 salgını ve karantina altında nasıl eğlenebiliriz, nasıl sıkılmayız yazısı olmayacak. Bu yazı &quot;aaa ne kadar abarttık, yok bir şey canım, yakında normale döneriz!&quot; yazısı, &quot;aman evimizde oturalım, sakın sokağa çıkmayalım, yoksa varya, uffff!&quot; yazısı da olmayacak (ki evde oturalım, çok gerekmedikçe çıkmayalım, lütfen!). Bu yazı &quot;bu durumu nasıl fırsata çevirebiliriz veya evden nasıl iyi çalışabiliriz&quot; yazısı da değil. Bunlardan bolca var.</p>
<p>Acaba şu anda olanlara daha derinden bakabilir miyiz? Bu olanları bizim kim olduğumuz, aslında ne içinde yaşadığımız, ve aramızdaki ilişki hakkındaki derin yanlış anlamamıza ondan daha da derin bir biçimde bakabilir miyiz? Bu sayede bu olanlarla beraber her türlü olgudan zihnimizi daha da özgür hale getirebilir miyiz? Bu yazının vaadi, bu soru hakkında&#8230;</p>
<p>Yani bu yazının vaadi, özgürlük. Evde kapalı kalsak bile. Ne dediğimi anlatabilmek için önce size bir iki hikaye anlatmam lazım.</p>
<h4 id="58n5i">Yeniden Doğum Veya Psikopataloji</h4>
<p>Budist kozmolojide tüm varlıkların tekrar tekrar beden buldukları boyutlardan bahsedilir. Bu anladığımız anlamıyla bir reenkarnasyon, bir egonun, &quot;atman&quot;&#x27;ın  yeniden doğması değildir. Yaşam süremizde oluşan şartlanmaların, alışkanlıkların, eğilimlerin, zihinsel örüntülerin, kendi kendini doğuran ve birbirinin etkisi ve sonucu olan olguların &#8211; ve bunlarla birlikte geliştirdiğimiz bilgeliğin &#8211; yeniden bedenlenmesidir aslında. Bu nedenle de bu şartlanma, alışkanlık, eğilim ve zihinsel durumların sonucu olarak farklı varoluş boyutlarında doğar varlıklar.  Tanrısal boyutlar, hayvanlar boyutu, cehennemsi boyutlar, veya insan boyutu gibi&#8230; Bir bedenlenmenin zamanı dolduğunda, yine aynı şekilde oluşturduğu eğilimlere göre süreç devam eder. Ta ki kendisi ve varoluşla ilgili yanlış anlamasını ortadan kaldırıp, çarkın dışına çıkana kadar.</p>
<p>Amerikalı psikiyatrist ve meditasyon hocası Mark Epstein bu boyutlara aynı zamanda bu düzlemde, bu yaşamda ortaya çıkan ve insanların zihinlerini ele geçiren zihinsel haller, psikopatolojiler olarak da bakabiliriz diyor. Örneğin güçlü yakıcı duygular tarafından zihni ele geçirilmiş, hayalkırıklığı, bunun sonucu da sonsuz güvensizlik, ve dolayısıyla güçlü öfke ve nefret duyguları içinde yaşayan kişi, sanki alevler içinde yanıyor gibi acı çekecek ve çevresindeki herkesi ona acı vermeye, onu incitmeye çalışan zebaniler gibi görecektir. Bu sayede de kendi cehennemini kendisi yaratacaktır. Aynı şekilde tüm zihnini bedensel dürtü, arzu, haz ve rahatsızlıklarının kontrol etmesine  müsaade eden, sonucunu düşünmeden o anki haz vaadinin peşinden giden veya azıcık can yanmasına dayanmamak için uzun vadede daha fazla ıstırap yaratacak eylemlere kaçan kişi ile bir hayvanın dünyadaki varoluşu arasında pek de fark görülmeyebilir. (Ki tasavvufta da nefsin ehil olmayan özellikleri çeşitli hayvanlarla özdeştirilir). </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg" /></picture><figcaption>Ölüm ve Yeniden Doğum Çarkı</figcaption></figure>
<p>Epstein, öğretide insan boyutunun temel psikopatolojisini ise &quot;narsisizm&quot; olarak tanımlar. Bunu sadece kendini gerçekçi olmayan bir şekilde çok beğenmek olarak değil &#8211; ki insanoğlunun kendini varlıkların hiyerarşisinde koyduğu yere bakarsak bu da doğru &#8211; kendisi ve içinde bulunduğu dünya ile ilgili en temel gerçeklikleri görememek, bu konuda cahil olmak olarak nitelendirir. </p>
<h4 id="f1inb">Duvarların Arkasındaki Yaşam</h4>
<p>İnsanın bu dünyadaki varoluş şekli ile ilgili bundan daha güzel bir tanım olabilir mi! Ve özellikle içinden geçtiğimiz şu günler kadar bu durumla yüzleşmek için güzel bir fırsat olabilir mi!</p>
<p>Dönemin en ünlü kahini Asita, Sakya kavminin kralı Sodhana&#x27;ya yeni doğan oğlu  Siddharta&#x27;nın ya büyük bir kral olup dünyanın dört bir yanına, ya da büyük bir bilge olup kendi zihnine hükmedeceğini müjdeler. Sodhana da bunun üzerine her babanın yapacağı gibi çocuğunun herhangi bir acı, kötülük, rahatsızlık ile yüzleşmemesi için  çevresine hayatın tüm acı verici gerçeklerini dışarıda tutan bir duvar örer ve hayali bir cennet kurar. Bu sayede bu &quot;bilgelik safsatalarına&quot; kapılmaması, böylece de &quot;aile mesleğini&quot; sürdürmesini sağlamaktır amacı.  Yirmibir yaşına kadar hiçbir hastalıkla, hiçbir yaşlıyla, ölen hiç bir kişiyle karşılaşmaz genç prens. </p>
<p>Ancak meraklıdır, içten içe bir şeylerin yanlış olduğunun farkındadır. Babasından izin alıp &#8211; yine onun tarafından kurgulanan &#8211; bir dış dünya turuna çıkar. Ancak aldığınız tüm önlemler, öreceğiniz en yüksek duvarlar, tüm çabanız, yaşamı ve yaşamın gerçekliğini dışarıda tutmaya yetmez. Siddharta bu gezisinde 4 kutsal ulak ile karşılaşır. İlk üçü ona hasta bir insan, yaşlı bir insan ve ölmüş bir insan olarak görünür. Siddharta&#x27;nın yüzüne kendisinin ve sevdiği herkesin de bir gün hastalanacağı, yaşlanacağı ve öleceği gerçeği çarpar. Siddharta varoluşçu felsefecilerin angst diye tanımladığı varoluşsal acı ile, ölümün olduğu yerde her şeyin anlamsızlığı ile yüz yüzedir artık. </p>
<p>Allahtan dördüncü ulak gezgin bir keşiş olarak yetişir ve tüm bu ıstırabın ötesine doğru giden bir yolun varlığını müjdeler. Siddharta ne kadar rahat, huzurlu, ve mutlu gibi gözükse de aslında bir kumdan kale içinde oturmaktadır. Bunun hiç bir zaman geçmeyecek olan endişesi ile yüzleşir, ve yaşadığı kurgu dünyasının dışına çıkmaya ve o yola adım atmaya cesaret eder. O yolu sonuna kadar yürüyüp Bodhi ağacının altında tam ve mutlak aydınlanmaya ulaşarak Buddha, &quot;Aydınlanmış Kişi&quot; olur.</p>
<h4 id="fmjqu">İnsanın Temel Yanılgısı</h4>
<p>Sevgili arkadaşlar, bu bizim hikayemiz. Şu anda işte bu kutsal ulaklar bizi de içinde kendimizi kaybettiğimiz uyuşukluk, delüzyon ve cehalet halinden uyanmaya davet ediyorlar. Görmemiz gereken şeyi belki daha modern bir dille Jordan Peterson anlatıyor: İnsanın tüm mücadelesi içinde yaşadığı &quot;kaos&quot; denizinde &quot;düzen&quot; adaları oluşturmaya çalışmak. Hiç kendi haline bırakılan, bakımı yapılmayan insan yapısı bir dalga kırana zamanla dalgaların ne yaptığını gördünüz mü? İşte kaos denizinin azametli dalgaları ve bizim kurguladığımız düzeni korumak için ona karşı yaptığımız dalga kıranlarımız arasındaki ilişki de böyle. Ancak siz istediğiniz kadar güçlü bir dalgakıran yapın, kaos denizi her zaman sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük bir dalga gönderebilir. Ve biz bu dalgadan sonra tekrar oturur ve yeniden düzenimizi kurgularız. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Repeat daily." src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg" /></picture><figcaption>Kumdan Kalen Yıkılmak Üzere! Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@picsbyjameslee" rel="noopener noreferrer">James Lee</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Ancak bazen sarayını ve krallığını terk eden Buddha gibi, evini bırakıp çöle giden Nazaretli İsa gibi, Hira dağındaki mağarasına kapanan Muhammed gibi yapmamız gereken artık o kurgusal düzenimize, güvenli alanımıza sığınmayı bırakmak,  zaten yıkılmaya yüz tutmuş kumdan kalelerimizden çıkmak ve bilinmeyene adım atmaya cesaret etmektir. Adem ve Havva onları kendi varoluşlarının ve doğru ve yanlışın bilgisine ulaştıran yasak bilgi ağacının meyvesini yiyerek kovuldukları cennete, tekrar kendilerini unutarak giremezler, bu mümkün değil. Şerabim&#x27;in alevli kılıcıyla beklediği kapıyı geçemezler. </p>
<p>Ancak dönüp tüm gerçekliği, tüm acıları, tüm rahatsızlıkları ile hakiki dünyanın, yani kaosun içine doğru titrek ama kararlı ve cesaretli adımlarla yürüyerek, alevlerin içinden geçerek ve bu alevlerle zihinlerini ve kalplerini gerçek ve ehil olmayan her şeyden arındırarak ulaşabilirler. Kendi özleri ve kimlikleri sandıkları derinden yanlış anlamalarını bu hakikatin ateşinde yakarak ilerleyebilirler tekrar huzura dönüş yolunda. Tekrar özgür iradesi ve bilinci olmayan küçük çocuklara dönüşerek değil. Kendilerine verilen özgür iradeyi, doğru ve ehil biçimde kullanmaktan başka yolu olmayan berrak zihinlere dönüştüren bilgeler olarak dönebilirler cennetin bahçesine, o bahçe her ne ise sizin anlayışınıza göre.</p>
<h4 id="7gror">İlahi Ulaklara Kulak Vermek Nasıl Bir Şey?</h4>
<p>İşte Covid-19, bizim için böyle bir kutsal ulak olabilir arkadaşlar, eğer izin verirsek. Yaşamın, yaşamanın, varolmanın, içinde varolduğumuz dünyanın ve tüm bunlarla bizim ilişkimizin aslında ne olduğu hakkındaki derin yanılgımızın, yani kumdan kalelerimizin bu kadar derinden sarsıldığı bir durumda, buna nasıl tepki vereceğiz? İki büyük tuzaktan birine mi düşeceğiz? Bir uçta abi ben bunlara inanmıyorum, o kadar ciddi değil, bana bir şey olmaz, olsa da ne yapalım, ölüm Allah&#x27;ın emri mi diyeceğiz ve böylelikle artık gerçek olmadığı yüzümüze ardı ardına tokat da değil yumruklarla çarpan düzen ve kontrol yanılgımızın sınırları içinde mi kalmaya çalışacağız? </p>
<p>Yoksa öteki uca gidecek, paniğe kapılıp dünyanın sonu geldi, zaten bunu da &#8211; Amerikalılar/Çinliler/ Zenginler/ Gomonüstler/ Faşüstler/ Teröristler/ İlüminati/ Uzaylılar/ İblisler/ Bize kızan ilahi güçler/ vb. vb. yaptı diyerek eve yığdığımız tuvalet kağıdı ve köpek mamalarından yarattığımız kumdan kalemizin üzerine oturup saatlerce sosyal medyadaki saçma sapan söylentileri mi izleyeceğiz? Veya bu ikisinin bize mantıklı ve &quot;düzenli&quot;, kontrol edilebilir gelen bir karşımının içinde bu fırtınanın geçmesini ve tekrar alışık olduğumuz düzenin geri gelmesini mi bekleyeceğiz?</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Follow my Instagram @karsten.wuerth" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@karsten_wuerth" rel="noopener noreferrer">Karsten Würth</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Tabi bir ihtimal daha var. Bizden önce yürümüş bilgelerin izinden gidebiliriz belki de. Belki de bu durumu gerçekten tanrısal bir ulak olarak görebilir, onun verdiği ve işaret ettiği yöne doğru yürümeye adım atabiliriz. İnsan olmanın fıtratından olan narsisizmden, her şeyin kontrolümüzde olduğu yanılgısından çıkıp da aslında ne olduğumuzu, bu dünyanın nasıl bir yer olduğunu, yaşamanın ne demek olduğunu derinden incelemeye başlayabiliriz. Kaosun aslında en fazla hüküm sürdüğü yer olan kendi zihnimize ve kalbimize derinden bakmaya başlayabiliriz belki de. Onun içindeki derin yanlış anlamalara, anlamsız çatışmalara, arkaik duygulara ve açgözlülüğe, gerçekçi olmayan beklentilerin yarattığı hayal kırıklıkları ve öfkeye, uçsuz bucaksız cehalete bakabiliriz. Artık elimizde tutamayacaklarımızın yasını tutabiliriz.</p>
<h4 id="119nv">Yaşamın İliğini Emmek İçin Ormana Git</h4>
<p>Çoğumuzun bu yola girmemesinin nedeni, sanki bunu yaparsak büyük bir umutsuzluğa, anlamsızlığa, nihilizme kapılacakmışız gibi sanmamızdan. Ancak gerçek bunun tam tersi. Biz bir kişiyi veya bir şeyi severken, kendimize ve diğerlerine yukarıda bahsettiğimiz gibi hep yalanlar söylüyoruz, &quot;seni sonsuza kadar seveceğim&quot; diyoruz, bunun ne kadar imkansız olduğunu bilsek bile. Sanki sadece bu sayede sevmeye devam edebilirmişiz gibi sanıyoruz. </p>
<p>Ancak Kanadalı yazar, şair ve bilge Stephen Jenkinson &quot;Yas tutmanın içinde sevgi vardır derler, ancak tam tersi de doğrudur: Sevmek, aslında bir yas tutma eğlemidir&quot; der, çünkü biliriz ki başı olan her şeyin sonu da vardır. Bu ne kadar korkutucu olsa da ancak bu gerçekle yüzleşebilenler ve hiç bir zaman unutmayanlar bir kişiyi hakkıyla sevebilirler. Bu sevdiğin şeyin bir gün o veya bu şekilde seninle olmayacağını bilmek ve hiç unutmamak gerçek anlamda ve egodan arınmış sevginin doğmasına neden olur. Onun dışındaki tüm sevgiler bir şekilde açgözlülük, hayal kırıklığı ve öfke, ve cehaletle gölgelenmiş olacaktır.</p>
<p>İşte bu şekilde kendimizle, yaşamla, varoluşla, ve gerçekte nasıl bir dünyada yaşadığımızla ilgili açgözlülükten, öfkeden ve cehaletten arınmış, gerçek bir anlayış geliştirdiğimizde veya bu yolda yürümeye adım attığımızda belki de gerçekten yaşamaya, yaşamın tadını çıkarmaya başlayabiliriz. Thoreau&#x27;nun &quot;ormana gittim&quot; dediğinde aslında nereye gittiğini işte belki o zaman anlayabiliriz:</p>
<blockquote><p>Ormana gittim çünkü kasten yaşamak, sadece yaşamın temel gerçeklerini ortaya çıkarmak ve ne öğretmek zorunda olduğunu öğrenip öğrenemeyeceğimi görmek istedim; ölmeye geldiğimde yaşamadığımı keşfetmemek istedim. Yaşam olmayan bir şeyi yaşamak istemedim, çünkü yaşamak çok değerli; ne de çok gerekli olmadıkça yaşamdan uzaklaşmak istemedim. Derin yaşamak ve yaşamın tüm iliğini emmek, yaşam olmayan her şeyden çekilmek, sapla samanı birbirinden kesinlikle ayırmak, ve sadece yaşamı süzmek için çok sağlam ve yaşam olmayan her şeyi dışarıdan bırakan sade bir biçimde yaşamak istedim.</p></blockquote>
<blockquote><p><em>&#8212; Henry David Thoreau</em></p></blockquote>
<p>Belki Thoreau gibi, Buddha gibi, Hz. Muhammed gibi yapamayabiliriz. Ama COVID &#8211; 19 adlı kutsal ulak bizim elimizden elzem olmayan, yaşam olmayan her şeyi almışken, belki biz de aslında &quot;yaşamın iliğini emmek&quot; ne demek, daha önce sandığımız gibi canımızın istediği, içimizdeki hayvanın yap dediği her şeyi yapmak, almak, yemek, koparmak, birlikte olmak mı, yoksa başka ve derinden bir anlamı mı var diye sormak için bu fırsatı kullanabiliriz, oturup eski ve hiç bir anlam ifade etmeyen faaliyetlerle dolu düzenimiz bozuldu diye üzülüp en az onlar kadar anlamsız başka şeylerin içinde kendimizi kaybetmek yerine (ve tabi ki, kitabınızı okuyun ve Netflix&#x27;de filminizi izleyin, ama sadece bunu yapmayın!).</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Golden forest pathway" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@jplenio" rel="noopener noreferrer">Johannes Plenio</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<h4 id="d1dc2">Şanslı İnsan Doğumu&#x27;nun Hakkını Vermek</h4>
<p>Budist öğretiye göre İnsan boyutu, altındaki cehennemsi boyutlar ve üstündeki cennetsi boyutların tam ortasında yer alıyor. Altında sadece ıstırap içeren boyutlar var, üstünde ise sadece haz. İnsan boyutunda ise her ikisi birden, dengeli bir biçimde var. Bu nedenle de insan dönüp de nasıl oluyor da hem haz hem ıstırap var, ve ben ıstıraptan kurtulup da gerçek ve derinden mutluluğa doğru nasıl ilerleyebilirim sorusunu sorup, sayısız bilgenin yürüdüğü yoldan ilerleyebiliyor. </p>
<p>İşte bu yüzden İnsan olarak doğmaya &quot;Şanslı İnsan Doğumu&quot; deniyor, aydınlanmak ve ölüm ve yeniden doğum çarkının dışında çıkmak için en fazla şansımız burada olduğu için. Bu öğreti doğru mu yanlış mı bilemem, ancak bildiğim tek şey, şimdi bir fırsatımız olduğu, kendimizle ve dış dünyayla ilgili yanlış algılarımızı gözden geçirmek, ve bu sayede de derinden özgürleşmek, ve belki de ıstırap &#8211; haz çarkının dışında, olan her ne ise onunla birlikte, ona kalbimizi açarak, gerilimden uzak, berrak bir zihinle, şefkatle, halinden memnuniyet içinde yaşamaya adım atmak için. Umarım bu fırsatın ucundan da olsa yakalarız hepimiz.</p>
<p>Sevgilerimle,</p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-oezguer-kilabilir?id=757793189&type=2",title: "Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/">Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç&#8230; Pratik Öneriler</title>
		<link>https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Nov 2018 05:02:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<category><![CDATA[Açık kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz özgürlük isterken, onun peşinde koşarken, temelde asıl arzu ettiğimiz, özlemi ile yanıp tutuştuğumuz şey sanki  “kalbimizin özgürlüğü” imiş gibi geliyor bana, ne dersiniz? Berrak bir zihinle olguları oldukları gibi görmeyi becerebilirsek ve bedenimizle kavga etmeden onun içinde, şimdi ve burada, tüm duygularımızla onlardan korkmadan ve onların esiri olmadan yaşamayı becerebilirsek, artık hayatın ve zamanın getirdiklerinin canımızı yakması korkusu ile kalbimizi kapatmaya gerek duymadan, bu sayede tam anlamıyla, bütünlük içinde, ve belki de ilk defa halimizden memnun bir halde yaşayabileceğiz.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/">Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç&#8230; Pratik Öneriler</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><a   href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp</a></em> <em>yazı dizimize devam ediyoruz.</em> Nasıl kendimizden koptuğumuzu ve bundan kurtulmanın ilk iki adımını içeren ilk<em> üç yazıya</em> <em><a   href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">buraya</a>,</em> <em><a   href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim">buraya</a>, ve <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/">buraya</a></em> <em>tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu yazıda bedenin güçlü kaidesine yaslanarak ve berrak, uçsuz bucaksız zihnimizin yarattığı geniş alanın ferahlığı içinde kalbimizle nasıl farkındalık içeren açık bir ilişki kurabileceğimizi tartışacağız. <strong>Ayrıca siz de bu yazı dizisinde paylaştığım konular üzerinde çalışmak, bedeninizle güçlü bir ilişki kurmak, berrak bir zihin geliştirmek ve bu yazıda bahsedeceğim gibi kalbinizi kendinize ve olan her şeye açmak isterseniz, bu temel prensipler ve yaklaşımlara dayanan Güçlü Beden &#8211; Berrak Zihin &#8211; Açık Kalp Programı&#x27;na<a   href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/"> </a>katılmaya davet ediyorum. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/">Bundan sonraki ilk program 11 &#8211; 12 &#8211; 13 Ocak&#x27;ta başlıyor, buraya tıklayarak daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.</a> </strong>Hadi şimdi yazıya geçelim</em></p>
<p>Eğer bu yolda en azından bir iki adım yürümeye çabaladıysanız, bunun ne kadar çaba gerektiren, ne kadar kararlılık gerektiren bir şey olduğunu bileceksiniz. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak/">Kopuğun kulübesi</a> çok çekici. </p>
<p>Çünkü Kopuk’un kulübesi kalbimizin çevresinde ördüğümüz koruma duvarlarının ardında. Belki biz kalbimizi &quot;kopuk&quot;layıp kendi içine saklıyoruzdur. Bu yüzden belki de ne oluyorsa onu doğrudan ve kaçmadan, farkındalık içinde, tüm kalbimizle, ve tüm lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşamaktan koparıyoruzdur kendimizi. Çünkü çok çekici yaşamla olduğu şekilde yüzleşmektense gözümüzün önündeki olgularla ve kendimizle bağlantıyı koparıvermek, ve bu sayede geçici de olsa acı hissetmemeye çalışmak.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8DBE4621-B69B-4524-B9BB-D0630FE559BC_b757d3069938762220e4d4ac284197cf_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8DBE4621-B69B-4524-B9BB-D0630FE559BC_b757d3069938762220e4d4ac284197cf_800.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Farkındalık" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8DBE4621-B69B-4524-B9BB-D0630FE559BC_b757d3069938762220e4d4ac284197cf_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Bu kadar zorsa eğer farkındalık içinde kalmak, bedenin içinde yaşamak, bir yandan da berrak biz zihin geliştirmek&#8230;  Neden böyle bir şey yapalım ki? </p>
<h3>Farkındalık ve Kalbin Özgürlüğü&#8230;</h3>
<p>Farkındalık geliştirmek ve bu sayede beden ve düşüncelerin tahakkümünden kurtulmak, bizi o özlemini çektiğimiz özgürlüğe doğru taşıyacak çünkü. Biz özgürlük isterken, onun peşinde koşarken, temelde asıl arzu ettiğimiz, özlemi ile yanıp tutuştuğumuz şey sanki  “kalbimizin özgürlüğü” imiş gibi geliyor bana, ne dersiniz? Çünkü gerçeklerle, olgularla ve deneyimle seçerek temasımızı kesemiyoruz, sadece olumsuz duygulardan kopamıyoruz. Kopunca bu olumsuz duygularla beraber en güzel duygu ve deneyimlere de kapatıyoruz kendimizi. Berrak bir zihinle olguları oldukları gibi görmeyi becerebilirsek ve bedenimizle kavga etmeden onun içinde, şimdi ve burada, tüm duygularımızla onlardan korkmadan ve onların esiri olmadan yaşamayı becerebilirsek, artık hayatın ve zamanın getirdiklerinin canımızı yakması korkusu ile kalbimizi kapatmaya gerek duymadan, bu sayede tam anlamıyla, bütünlük içinde, ve belki de ilk defa halimizden memnun bir halde yaşayabileceğiz. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Hayatın tadını çıkarmak" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6CEAE8D0-AF58-404D-8CBB-B5F786AFE099_d9314b1ac00e7302514597775aa1b601_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Peki, böyle açık, bu nedenle de özgür bir kalp geliştirmek ne demek? Bunun yolları neler?  Bu konuya nasıl daha fazla farkındalık getirebiliriz? İşte bir zor soru daha. Bu da diğerleri gibi ömür boyu sürecek bir süreç, ve hakkında yazılacaklar ne kadar çok olsa da, yazılar sadece beyaz zemin üzerinde kara lekeler&#8230; Onun için sadece uygulama, sadece yaşantı bizi ileri götürecek. Başlangıç olarak bedenle güçlü bir ilişki kurarak, ve berrak bir zihin geliştirerek. Ve kalbinizi açmak için çalışmak, bedenle olan ilişkinizi geliştirecek ve zihninizin berraklığını arttıracak. </p>
<p>Bu zemine dayanarak işte yapabileceğimiz farkındalık temeline dayanan bir kaç uygulama:</p>
<h3>İçindeki kopuk tarafınla doğrudan ilişki kur</h3>
<p>İçimizdeki kopuğu görüp de ondan hoşlanmadığımızda, onun kulübesinde saklanmasını fark edip de bu bizim kendimizle ilgili standartlarımıza uymadığında, bu sefer dönüp o kopuk tarafımızla savaşmaya başlıyoruz. Aynen bir sokak köpeğini kovar gibi, ona &quot;hoşşşt!&quot; diyoruz, &quot;defol buradan!&quot; diye bağırıyoruz, hatta tekmeliyoruz onu. Ancak kaçırdığımız şey, zaten bizi o kopuğun kulübesine hapis eden davranışların aynısını tekrarlıyor olduğumuz. Zaten canımızı acıtan, bizi rahatsız eden, korkutan, kabul edemediğimiz şeylerle doğrudan yüzleşmediğimiz, onları hissetmekten ve görmekten korktuğumuz için Kopuk&#x27;un kulübesinde bulmadık mı kendimizi? O yüzden kendimize daha da vurdukça, kovdukça, dövdükçe içimizdeki kopuk daha da büyüyecek, daha da kapsayacak ortalığı. Veya bazen yaptığımız gibi, dönüp ona bakmazsak ortadan kaybolur belki diye umdukça, sanki orada değilmiş gibi davrandıkça, yüzümüze sahte bir gülümseme, davranışlarımıza sahte ve abartılı bir enerji ekledikçe daha da semirecek Kopuk.</p>
<p>Onun için yapmamız gereken, hele niyetimiz, olan her şeye kalbimizi açmaksa, ve olan her şeyle olduğu gibi birlikte olabilecek kadar güçlü bir beden, berrak bir zihin ve açık bir kalp geliştirmekse, o zaman işe belki de içimizdeki Kopuk&#x27;tan başlamamız iyi bir fikir olabilir ne dersiniz? Belki önce kendi kopukluğumuzu, gerçeklerle beraber olamayan tarafımızı, hayatla ve olgularla yüzleşme korkumuzu, hayal kırıklığımızı, acımızı görmemiz, ona farkındalık getirmemiz, sonra da onu değiştirmeye çalışmadan kabul etmemiz, hatta onu anlamaya çalışmamız, ona şefkatle yaklaşmamız gerekiyordur belki de. Belki de yapmamız gereken korkmuş, canı yanmış ve ağlayan küçük bir çocukla oturur gibi onunla oturmaktır ilk önce. Belki de artık &quot;anlat be kopukcuğum, ne bu kadar korkutuyor seni? ne yakıyor bu kadar canını? Anlat bana şu hayal kırıklıklarını be güzelim. Seni can kulağıyla,yargılamadan dinlemek için buradayım&quot; demek, bu sözün hakkını vermek gerekiyordur artık. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Kendine şifa" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/8306C6E4-DF55-4FA6-AF85-FBFA412C522F_275b843c4cf4ac5baf944ec37ae50c7f_800.jpeg" /></picture></figure>
<h4>Güçlü beden ve berrak zihnin desteği&#8230;</h4>
<p>Ve işte bunu hakkıyla yapabilmenin zorluğu nedeni ile, tüm yapımız bunu yapmaktan ve bunu yaparak yüzleşeceğimiz can acıtıcı şeylerden bizi korumak üzere kurgulandığı için bu noktada bedenle ve onun içinde olan her şeyle güçlü bir ilişki kurmuş olmak ve berrak bir zihin geliştirmiş olmak çok işimize yarayacak. Bizi korktuğumuz şeyden kurtaracak olan, korktuğumuz şeyin içinden geçiyor ne yazık ki. Onun içinden yürüyecek gücü geliştirmiş olmamız lazım. Winston Churchill&#x27;in dediği gibi &quot;cehennemin içinden geçiyorsan, sakın durma, yürümeye devam et!&quot;.</p>
<h3>İncinmişliklerini gör</h3>
<p>Yürümeye devam ettiğinde, Kopuk&#x27;un kulübesinde sakladığı bir sürü incinmişlikle karşılaşacaksın muhtemelen. Senin henüz dünyayla ve onun getirdikleriyle başa çıkacak kapasiteyi geliştirmediğin zamanlarda başına gelen irili ufaklı olaylarla alakalı bir sürü incinmişlik&#8230; Bu olayların kendilerinin ve sende yarattığı duyguların senin boyunu aşıp da seni boğmasını engellemek ve kendi bütünlüğünü koruyabilmek için oluşturduğun bir  sürü stratejiye, bir sürü karara, dünya ile ilgili, senin ve başkalarının kim olduğu ile ilgili bir sürü hikayeye bağlı olacak bu incinmişlikler. Ve göreceksin ki Kopuk bu stratejilerin en önemlilerinden olsa da sadece bir tanesi. </p>
<p>Bu incinmişliklerle karşılaşınca yapabileceğin bir kaç şey var. Şimdiye kadar yaptığın gibi onlardan kaçabilirsin. Kopuk&#x27;un kulübesi her ne kadar onların da evi olsa da, onlardan saklanmak için de güzel bir yer, ilginç bir şekilde. Veya onlarla irtibata geçince, onlardan kendine yeni bir kimlik yaratabilirsin. Zaten şimdiye kadar bu incinmişlikler senin bir şekilde kim olduğunu tanımladı. Tüm hikayeni onlar üzerine kurdun. Annen baban yüzünden, seni geçmişte satan arkadaşların yüzünden, sana kötülük yapan o insanlar yüzünden, veya<a   href="https://www.youtube.com/watch?v=SLCopTS-gCI"> </a><a target="_blank"  href="https://www.youtube.com/watch?v=SLCopTS-gCI">koşullar yüzünden, &quot;Kader kurbanı olarak&#8230;&quot;</a> yaşadıklarını yaşadın. Şimdi de &quot;onlara rağmen&quot; diye, veya &quot;onlara karşı&quot; diye yeni bir hikaye, daha olumlu bir hikaye, ama yine de incinmişliklerine dayanan bir hikaye oluşturman işten bile değil. Kendine “bu zorlukları aşıp da kendini yeniden yaratan” bir kimlik oluşturman işten bile değil. Ve bu hikayeler, bu kimlik seni tutsak kılmaya devam edecek.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Yoğun duygularla başa çıkmak " src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/431A13B7-09F6-4052-86C9-DC03F2D4AAFB_298f0349f6f1086f716cb1b33cadc52b_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Veya bu incinmişliklerinle, aynen Kopuk&#x27;la yaptığın gibi beraber oturmayı, onlara farkındalık ile yaklaşmayı deneyebilirsin. Aynen Kopuk&#x27;u dinlediğin gibi onları dinleyebilirsin. Dediğimiz gibi bunu yapmak bayağı enerji ve güç isteyecek. Güçlü beden &#8211; berrak zihin sana burada bayağı yardımcı olacak. Bazen bunu yapmak için destek alman, hatta profesyonel destek alman gerekecek. Bu desteği al. Muhtemelen bu incinmişliklere dayanan &quot;ben destek almam&quot; hikayene, &quot;destek alanlar sadece zayıf/deli/garip insanlardır&quot; hikayene de farkındalık getirerek&#8230; İşe burdan başla. </p>
<h3>Hikayelerini bırakmaya razı ol</h3>
<p>Tüm bunları yaptığında seni sen yapan, tüm kimliğini dayandırdığın hikayelerinle ve aslında onların dayanaksızlığı ile yüzleşeceksin. Göreceksin ki aslında senin inandığın ve tüm çevreni de inandırmaya çalıştığın gibi, kendiliğinden, zaten öyle olan, koşullardan ve olgulardan bağımsız bir &quot;ben&quot; değilsin aslında. &quot;Ben&quot; dediğin şey, bir takım koşul ve olgulara senin yine bu incinmişlik ve hikayelere dayanan koşullanmaların dikte ettiği tepkilerden oluşuyor. Bu &quot;ben&quot; tanımına, kendinle ve dünyayla ilgili hikayelerine nasıl tutunduğunu, bu hikayelerin seni ne kadar kısıtlayıcı ve ıstırap verici olsa da sınırlı, belirli ve bu nedenle de güvenilir bir alanda tuttuğunu fark edeceksin. Ve bu hikayeleri bırakmadan, kimlik tanımını değiştirmeden o arzu ettiğin özgürlüğe tam olarak hiç bir zaman ulaşamayacağını göreceksin. Düzen&#x27;i bırakıp bilinmeyene, kaosa razı gelmeden açık bir kalple yaşamanın ne kadar imkansız bir şey olduğunu anlayacaksın.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Bizi tutsak tutan hikayeler" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/DE828746-F315-4B47-B56F-5A9378080FA5_02c76850bddbb09c248c1d8185528687_800.jpeg" /></picture></figure>
<h3>Gölgenle yüzleş</h3>
<p>Bunu yaparken de kendinle ilgili tanımlarının belirlediği ve kendine bakmaya izin verdiğin alanın hemen dışında, karanlıkta, kendinle ilgili kabul etmek istemediğin ve bu yüzden de başkalarına yansıttığın bir çok parçanla yüzleşeceksin. Başkalarına nefret dolu derken kendi içindeki nefrete dokunacaksın. Başkalarını iki yüzlülükle, bencillikle, dürüst olmamakla, hainlikle, vs. suçlarken, senin içinde de bu parçaların ne kadar canlı olduğunu göreceksin. Bu parçaların nasıl bu incinmişliklere birer tepki olduğunu, aslında sadece canı yanmış, korkmuş, hayal kırıklığına uğramış olduğunu, ve bunları aslında içindeki Kopuk&#x27;u korumanın yöntemleri olarak kullandığını anlayacaksın, ve belki ilk defa şefkat geliştireceksin kendine. Anlayacaksın. İnsanın cehaletini, bu nedenle nasıl açgözlü, nasıl öfkeli, nasıl nefret dolu olduğunu göreceksin. </p>
<h3>Şefkat geliştir</h3>
<p>Anlayış, şefkat getirecek. Zaten anlayış yoksa, hala olguların ve sonuçların nasıl oluştuğunu, koşulların nasıl koşullanmalara dönüşüp de aynı olguları defalarca karşımıza çıkardığını anlamıyorsan, hala cahil isen şefkatten de söz edemeyiz. Olsa olsa acımadır o. Acıma ise senin yukarıda, başkalarının aşağıda olduğu bir durumdur. Şefkatte hiyerarşi yoktur. Gölgenle yüzleşmenin sonucunda senin de başkaları gibi aynı tuzaklarla, aynı korkularla, ve aynı ehil olmayan tepkilerle hayatta kalma çabanı görürsün, ve şefkat geliştirirsin. Sadece kendine değil. O saçma sapan davranan adama ve kadına da. Ters düştüğün patronuna, çalışanına, eşine, eski sevgiline, taksiciye, politikacıya da. Anlarsın ki herkes cehalet içinde mutlu olmaya çabalıyor, ve bu cahil çabaları daha da ıstırap yaratıyor. Senin de yaptığın gibi.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Şefkat" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/BA41116E-1222-47F7-AF89-25921AE11746_2e518e7ba25e740bfc33903da4933f3b_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Çok sevdiğim ve daha önce de bahsettiğim bir Tibet şefkat pratiği diyor ki, kim hakkında ne cümle kurarsan kur, bunu &quot;aynen benim de olduğum/yaptığım/veya böyle algılanabileceğim gibi&quot; diye bitir. Ancak o zaman anlayacaksın. Ancak o zaman cehaletten kurtulacaksın. Ancak o zaman şefkat geliştireceksin. Ancak o zaman kalbinin çevresindeki duvarlar inecek. Ancak o zaman, açık bir kalp ile yaşamaya başlayacaksın.</p>
<h3>Cesaret geliştir</h3>
<p>Tüm bu yolda yürümek de cesaret isteyecek. İlginç bir şekilde cesaret kelimesinin yerine kullandığımız kelimelerden biri &quot;yüreklilik&quot;dir. Bu yolda ilerlemek, kendimizle ve dünyayla ilgili hikayelerimizi bırakmak, ve canımızın yanmasını engellemek için kalbimizin çevresine ördüğümüz duvarları yavaş yavaş indirip de açık kalp ile yaşamaya başlamak, büyük cesaret isteyecek. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_1600.jpeg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_800.jpeg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_1600.jpeg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Cesaret" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/7BCDDCC0-2A5B-4E3D-BC56-D5A85A9FC278_bebaacbd757956ea33ea49dee8c5827e_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Eşim <a target="_blank"  href="https://gulcemberi.com">Aylin Safiye Deniz</a>&#x27;in zamanında çalıştığı öğretmenlerden birisinin dediği gibi &quot;Açık bir kalple yaşamak, kırık bir kalple yaşamaktır&quot;. Artık saklandığımız kopuk&#x27;un kulübesinden çıktığımızda sadece kendi korkumuza, kendi direncimize, kendi incinmişliklerimize, kendi acımıza dokunmayacağız, yukarıda tartıştığımız gibi dünyanın acısına da dokunmak durumunda kalacağız. Ve ancak bu şekilde, buna razı olarak karşımıza çıkan tüm olgularla, tüm gerçekliği ile beraber olarak, kopmadan, kendimizi uyutmadan, hakikatle hakikatin içinde hakikatin farkında olarak yaşayabileceğiz. </p>
<h3>Hiç bir zaman vazgeçme</h3>
<p>Ancak bu yol uzun sürecek&#8230; Bir kerede olmayacak. Tam siz “oluyor, berrak bir zihne, açık bir kalbe ulaşıyorum” derken birden kendinizi en yoğun sislerin, büyük bulanıklıkların içinde, kalbinizi taşlaşmış ve öfke içinde bulacaksınız. İşte böyle bir durumda, umudunuzu kaybetmek yerine yola devam etmeniz, hatta tüm bu deneyime, “işte üzerinde çalışmak için yeni veriler” diyebilmeniz gerekecek. Hem de Kopuk’un kulübesine dönmek gerçekten çok mantıklı gözükürken.</p>
<p>İşte o zaman yolda yürümeye başlayacağız. İşte o zaman zihnimizi eğlendirmek için anlamsız düşünceler ve meşgaleler içinde kaybolmak zorunda kalmayacağız. İşte o zaman kalbimiz, bedenimiz ve zihnimiz gerçek bir çoşkuyla dolayacak, gerçek bir neşeyle dolacak, ve biz kendi içimizden doğan, ve anlayışa dayanan bir halinden memnuniyetin aslında koşulların  bizim istediğimiz gibi sıralanmasına bağlı, bu nedenle geçici, bu nedenle aslında stres verici, ve hiç bir zaman beklentileri tam olarak karşılamayan mutluluktan çok daha yüce bir oluş hali olduğunu kendi deneyimimizle göreceğiz.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/2C723015-6930-49A7-A9D3-C4A4E072B716_13b1d4b7861d45fe594750afcc756a54_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/2C723015-6930-49A7-A9D3-C4A4E072B716_13b1d4b7861d45fe594750afcc756a54_800.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Aydınlanma yolu" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/2C723015-6930-49A7-A9D3-C4A4E072B716_13b1d4b7861d45fe594750afcc756a54_800.jpeg" /></picture></figure>
<p>Biz kulübesinin içinde saklanan o kopuk tarafımızla ilişki kurdukça, ona şefkat gösterdikçe, onu içimizde ve dışımızda bizi zorlayan, rahatsız eden, acı veren, korkutan tüm olgularla yüzleşmek üzere bu şekilde güçlendirdikçe, o çevremize ördüğümüz duvarlara o kadar ihtiyacımız kalmayacak. </p>
<p>O zaman kolaylıkla yaşamımızı lütuflarımızın, hediyelerimizin kutlaması olarak yaşayabileceğiz. Ancak belki de bunun bile ne kadar sadece bizimle, bizim bencil isteklerimizle, bu yüzden de yine haz alma ve gerçeğin tamamına dokunmama çabamızla alakalı olabileceğini göreceğiz. O zaman belki de bunun sadece bir durak olduğunu, belki de yaşamımızı hediyelerimizi vererek, onlardan da vaz geçerek yaşamanın bir kutlama olarak yaşamak olduğunu göreceğiz. İşte biz ancak o zaman Kadim Kalp Yolu’nun öğrencileri olabilir, ve kalp gözümüzü açmak üzere yürümeye başlayabiliriz. </p>
<p><em>İşte yolumuz bu. Benim üzerinde yürümeye çalıştığım yol işte bu. İşte bu yazı dizisinin başında bahsettiğim inzivalara ve diğer çalışmalara bu yüzden katılıyorum. </em></p>
<h4><em>Sunmakta olduğum <strong><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/">Güçlü Beden – Berrak Zihin – Açık Kalp programı</a></strong> da sizleri bu yolda yürümek için hazırlamayı amaçlıyor. </em></h4>
<p><em>Umudum bu programı tamamlayanların en azından yaşamlarını istedikleri amaçlara doğru yönlendirebilmek için daha sağlam temeller oluşturmaya başlamaları, hatta mümkünse ve isterlerse benim de üzerinde yürümeye çalıştığım Kadim Kalp Yolu’nun kapısına gelmeleri.</em></p>
<p><em>Yeni grubumuz 11 &#8211; 12 &#8211; 13 Ocak&#x27;ta başlıyor. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/">Bu programla ilgili daha detaylı bilgi almak ve programa kayıt olmak için buraya tıklayınız.</a></em></p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik?id=318344058&type=2",title: "Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç... Pratik Öneriler",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/acik-bir-kalple-yasam-icin-farkindalik/">Açık Bir Kalple Yaşam İçin Farkındalık, Cesaret, Güç&#8230; Pratik Öneriler</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olanı Olduğu Gibi Gören, Berrak Bir Zihin Geliştirmek İçin 4 Öneri.</title>
		<link>https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Nov 2018 06:45:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğer ben, zihnime devamlı gelen, biraz durup bana işkence eden, sonra geçip yerini bir başkasına bırakan düşünce, duygu ve hikayeler olmadığımı fark edersem ve bu düşüncelerin de içinde yer aldığı gökyüzülüğümü, berraklığımı, şeffaflığımı idrak edersem, o zaman ne olurdu acaba? Olgularla, dünyayla, kendimle ilişkim nasıl olurdu?   Bedenimle, kalbimle ilişkim nasıl olurdu? Okumak için tıklayınız.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/">Olanı Olduğu Gibi Gören, Berrak Bir Zihin Geliştirmek İçin 4 Öneri.</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp</a> yazı dizimize devam ediyoruz. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">İlk yazımızda</a>, nasıl farkındalık kaybedip yaşamdan ve kendimizden kopuk hale geldiğimizi inceledik. Bunun çıkış yolunun bedenimizle, zihnimizle ve kalbimizle nasıl alakalı olduğunu inceledik. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim">İkinci yazımızda</a> bedenle nasıl farkındalık içeren güçlü bir ilişki kurarak berrak zihin ve açık bir kalp için zemin oluşturabileceğimizi tartıştık. Bu iki yazıya <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">buraya</a> ve <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim">buraya</a> tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu yazı, berrak zihni nasıl geliştirebileceğimiz üzerine. </em></p>
<p>Bedenle böyle bir ilişki geliştirebilmenin doğrudan sonucu ve aynı zamanda paradoks içeren bir şekilde bu ilişkiyi geliştirmenin ön koşulu, berrak bir zihin geliştirmek. Zihnimiz, eğer bir düşünürseniz devamlı bedenin nasıl hissettiği ile ilgileniyor, çünkü biz zihinsel hazlarımızı bile bedende yaşıyoruz. Aklınızdaki düşünceleri birkaç gün boyunca izleyip de kategorize ederseniz, muhtemelen geçen düşüncelerin alt yazısı olarak şunları veya şunların farklı şekillerini göreceksiniz: </p>
<p><em>Acı hissetmeyeyim, haz hissedeyim. <br />Kazanayım, kaybetmeyeyim. <br />Onay alayım, suçlanmayayım. <br />İnsanlar beni iyi bilsin, hakkımda kötü düşünmesinler. </em></p>
<p>Bu karşılıklı ikiliklerden oluşan sekiz düşünce kategorisine Buddha “8 Dünyevi Rüzgar” diyor. Bu rüzgarlar devamlı esiyorlar ve zihnimize karanlık bulutları, yoğun sisleri taşıyorlar. Zihnimiz devamlı bu karanlık bulutların, yoğun sisin ve sert esen rüzgarların etkisi altında, berraklıktan uzak, karışık, karanlık, <em>kopuk</em>… Üstüne üstlük zihnimizin bir özelliği de neye odaklanırsa onun şeklini alması. Bu nedenle biz çoktan bu bulutların, bu düşüncelerin, bu duyguların, kendimizle, insanlarla, dünyayla ilgili anlattığımız hikayelerin kendimiz olduğuna inandırmışız kendimizi.</p>
<h3><strong>Zihnin gerçek doğası</strong></h3>
<p>Ancak acaba gerçekten öyle mi? Meditasyon geleneğinde zihin de diğer beş duyu organı gibi bir duyu organı olarak kabul edilir. Yani göz nasıl objeleri görmeye, kulak sesleri duymaya yarıyorsa, zihin de düşünceleri algılamaya yarayan bir altıncı duyu organıdır. Eğer benim zihnim tekrar eden düşüncelerden, bana işkence eden veya haz veren duygulardan oluşmuyorsa ve bunlardan bağımsız ancak bunları algılayan şeyse, o zaman zihnim nasıl bir şeydir acaba? Şekli nasıldır? Rengi nasıldır? İçeriği nasıldır? Zihnim ya o bulutlar ve sis değilse, ya onların da içinde yer aldığı gökyüzü ise ? Bulutlar, sis, fırtına, gökyüzünün doğasını değiştirir mi, gökyüzüne bulaşır mı? Bulutların ardındaki gökyüzünün berraklığını, şeffaflığını, sonsuzluğunu ortadan kaldırır mı?</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jenn-evelyn-ann-113000-unsplash_c7c8028de06f3e7c49c65adfb37c9806_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jenn-evelyn-ann-113000-unsplash_c7c8028de06f3e7c49c65adfb37c9806_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jenn-evelyn-ann-113000-unsplash_c7c8028de06f3e7c49c65adfb37c9806_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jenn-evelyn-ann-113000-unsplash_c7c8028de06f3e7c49c65adfb37c9806_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Berrak gökyüzü ve farkındalık" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jenn-evelyn-ann-113000-unsplash_c7c8028de06f3e7c49c65adfb37c9806_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Eğer ben, zihnime devamlı gelen, biraz durup bana işkence eden, sonra geçip yerini bir başkasına bırakan düşünce, duygu ve hikayeler olmadığımı fark edersem ve bu düşüncelerin içinde yer aldığı gökyüzülüğümü, berraklığımı, şeffaflığımı idrak edersem, o zaman ne olurdu acaba? Olgularla, dünyayla, kendimle ilişkim nasıl olurdu?  <br />Bedenimle, kalbimle ilişkim nasıl olurdu? Sekiz dünyevi rüzgarla ilişkim nasıl olurdu? </p>
<p>Bu berraklığa ulaşmak ve bu berraklığı kalıcı bir biçimde geliştirmek işte bir önceki yazımızda bahsettiğimiz bedenle kurduğumuz ilişkiden başlıyor: Bedenin ve bedende olanların farkında olmak. Nefesin farkında olmak. Bedenin arzular ve korkular yolu ile zihnimizi nasıl bulandırdığının farkında olmak. Duyguların ve duyuların farkında olmak. Bedenle güçlü bir ilişki kurmak. </p>
<p>Bu şekilde bedensel farkındalığı geliştirmek, berrak bir zihni geliştirmenin önemli parçalarından. Peki, başka ne yapmaya, neyi geliştirmeye ihtiyacımız var, olanı olduğu gibi gören, bu sayede de takılmadan akmayı becerebilen, berrak, şeffaf, net bir zihin geliştirebilmek için? Bu o kadar engin ve geniş bir konu ki&#8230; Üzerine sayfalarca yazarız, yine de kapsamış olamayız. Ancak gelin bir kaç önemli öneriyi paylaşalım.</p>
<h3>Konsantrasyon Geliştir.</h3>
<p>Düşünsenize kalkıştığımız işi. Otomatik olarak kaçtığımız bazı durum ve duygularla doğrudan yüzleşmek, ve onların hakkında görmezden geldiğimiz gerçekleri doğrudan görmeye çalışmak gibi bir şeyin peşindeyiz. Sizce bu nasıl bir zihin gücü gerektirir? Dikkatimizi başka yöne, özellikle de kopuğun kulübesine doğru çekmeye çalışırken her şey, biz bu dikkati alıp korktuğumuz, canımızı acıtan, doğal olarak kaçmak, dokunmamak, hissetmemek istediğimiz şeylerin üzerine yöneltmeye çabalıyoruz. Bunun için ciddi bir konsantrasyon ve bunun getirdiği kararlılığa ihtiyacımız yok mu?</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/austin-neill-130037-unsplash_907677d4aacdae9fbe404e81dbdb2f15_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/austin-neill-130037-unsplash_907677d4aacdae9fbe404e81dbdb2f15_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/austin-neill-130037-unsplash_907677d4aacdae9fbe404e81dbdb2f15_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/austin-neill-130037-unsplash_907677d4aacdae9fbe404e81dbdb2f15_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="konsantrasyon" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/austin-neill-130037-unsplash_907677d4aacdae9fbe404e81dbdb2f15_800.jpg" /></picture></figure>
<p>İşte bunu için bizi içimizdeki ve dışımızdaki olgularla ve gerçeklerle doğrudan yüzleştirmeyi ve bu sayede içlerindeki hakikati görmemizi sağlamayı amaçlayan hemen her öğreti, bir şekilde bizim konsantrasyon kasımızı güçlendirmeyi  yolun önemli bir parçası haline getiriyor. Buddha&#x27;nın aydınlanmaya giden yolunun 3 ana parçası arasında, erdem ve bilgelik ile birlikte konsantrasyon da var. Bu konsantrasyonu, bu zihinsel gücü geliştiremezsek, zihnimizi kaplayan ve devamlı hareket eden bulutlardan dikkatimizi çekip de sormamız gereken en önemli soruları soramayız.</p>
<p>Neyse ki konsantrasyon bir kas gibi çalışıyor. Çalıştırırsanız, gelişiyor. Beynin nöroplastisitesi, yani yeniden şekil alabilirliği bizim bu konuda yardımımıza yetişiyor. Düzenli olarak meditasyon yapan kişilerin beyinlerinde konsantrasyonu  sağlayan merkezlerde kalıcı olarak gri hücrelerde artış görülüyor. Aynı zamanda bu kişilerin duyusal ve bilişsel farkındalık gibi, tepkiselliklerini kontrol edebilmek gibi, hatta halinden memnuniyet gibi bazı özelliklerinde ve bu özelliklere denk gelen beyin bölgelerinde gelişim gözleniyor. Bu özellikler, berrak bir zihnin özellikleri. O açıdan konsantrasyon geliştirici uygulamaları hayatın bir parçası haline getirmek, yaşamımızı bir kutlama olarak yaşamak için çok kritik.</p>
<h3>Meşguliyetlerini azalt, sadeleş.</h3>
<p>Ancak bu konsantrasyonun oluşabilmesi ve zihnin berraklaşabilmesi için zihni devamlı meşgul etmekten ve devamlı karıştırmaktan uzaklaşmamız lazım. İçinde toz toprak olan bulanık bir suyu devamlı karıştırırsak bulanık kalmaya devam edecektir. Bu suyu kendi haline bıraktığımızda tortular zamanla dibe çökecek, su arınacak, durulaşacaktır. Zihin de aynen böyle. Kendimize ve zihnimize alan yaratmak, onun durulmasını sağlamak, onu berrak zihne ulaştıracak bir takım becerileri geliştirecek fırsatı vermek anlamına gelir. Ancak dar bir odaya nasıl bir sürü eşya doldurursak bu odada hareket etmek imkansız hale gelirse, zihnimizi de gereksiz meşguliyetlerle doldurmak onun akıcı bir biçimde hareket etmesini ve asıl önemli olan şeyleri belirleyip onlara odaklanmasını engeller.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-27649-unsplash_76aa524ffe7e4253d74fdb9a46b3e374_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-27649-unsplash_76aa524ffe7e4253d74fdb9a46b3e374_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-27649-unsplash_76aa524ffe7e4253d74fdb9a46b3e374_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-27649-unsplash_76aa524ffe7e4253d74fdb9a46b3e374_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="sadelik ve farkındalık" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-27649-unsplash_76aa524ffe7e4253d74fdb9a46b3e374_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Buradaki en büyük problem, bizim zihnimizi bir hazza kaçma aracı olarak kullanmamızda maalesef. Ellerimizdeki telefonlar, televizyon dizileri, hırslarımız, kafamızı taktığımız gereksiz endişeler, tekrar eden düşüncelerimiz, ve tabi ki bedensel hazların peşinde koşturmamız, bizim zihnimizle oynadığımız acıdan ve rahatsızlıktan kaçma, haz ve mutluluk peşinde koşma oyunumuz. Zihnimiz devamlı şimdi ne alayım, ne yiyeyim, nasıl onay alayım, nasıl takdir göreyim, kendimi fiziksel veya maddi olarak nasıl güvenceye alayım, cinsel ve duygusal tatmine ve hazlara nasıl ulaşayım, daha ne edineyim, daha da edinmek için nasıl olanaklarımı genişleteyim, bunlarla meşgul değil mi? Düşüncelerinizi bir izleyin: Devamlı acı ve rahatsızlıktan uzaklaşmak ve tatmin ile hazza ulaşmak dışında nadiren bir düşünce geçtiğini göreceksiniz. Meşguliyetlerimizin neredeyse tamamı arzularla ve kısa dönemli hazlarla alakalı.</p>
<h4>&quot;Hazların ve arzuların tuzağı.&quot;</h4>
<p>Bu açıdan sadeleşmek, bu arzularımıza daha bilgece bakmak önemli. Fark etmemiz gereken belki de en önemli şey şu: Çoğu zaman reklamlar, reklamını yaptığı malın verebileceğinden daha fazlasını vaadediyor. Diyelim ki siz mutluluğunuzu dünyadaki en güzel lezzeti bulmaya bağladınız. O lezzeti bulmak, en önemli amacınız. Düşüncelerinizin bu amaç çevresinde nasıl organize olacağını hayal edebiliyor musunuz? O zaman yediğiniz her yemek, neye döner? Yok, dersiniz, bu da değil. Bazı lezzetler yaklaşacaktır o ideal lezzete, ama hiç bir zaman tam tatmini alamayacak, tam olarak mutlu olamayacak, hiç geçmeyen bir tatminsizlik, mutsuzluk içinde yaşayacaksınız. Bu zihin, ne kadar berrak olabilir sizce?</p>
<p>Olmaz ya, diyelim ki bir gün aradığınız o lezzeti, o harika lezzeti buldunuz. İşte bu! dediniz. Aradığım, yıllardır peşinde koştuğum, uğruna herşeyden vaz geçtiğim lezzet bu. Keyifle yediniz. Çok mutlusunuz. Ya sonra? Diyelim ki bundan sonra da hep aynı yemeği yiyebilecek imkanlara da sahipsiniz. Eee? Ya 3. yemek? Ya 10. yemek? O zaman ne olacak? Zihnimiz bu durumda ne durumda, neyle meşgul olacak?</p>
<figure class="image regular"><a   href="http://hayalkırıklığı ve arzular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/charles-deluvio-451759-unsplash_e99ac571a0c428d9a7abdcce3801b7d6_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/charles-deluvio-451759-unsplash_e99ac571a0c428d9a7abdcce3801b7d6_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/charles-deluvio-451759-unsplash_e99ac571a0c428d9a7abdcce3801b7d6_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/charles-deluvio-451759-unsplash_e99ac571a0c428d9a7abdcce3801b7d6_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/charles-deluvio-451759-unsplash_e99ac571a0c428d9a7abdcce3801b7d6_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Tüm yaşamımız bu şekilde değil mi? Eğer zihnimizi meşgul eden, tüm zihin alanımızı kapsayan tüm bu şeylere, arzulara, hırslara, endişelere, vs. bilgece bakmazsak, zihnimiz ve dikkatimiz tamamen bu bulutlarla kaplanır, bu bulutlar sanmaya başlarız kendimizi. Böyle bir zihinde de ne konsantrasyon gelişebilir, ne berraklık, ne de zihnin gerçek doğası bulutların ardından ortaya çıkabilir.</p>
<h3>Düşüncelerle eğlenmeyi bırak.</h3>
<p>Biliyorsunuz üç haftadır bir meditasyon inzivasındaydım. Bir meditasyon sonrasında, zihnimin tamamen sakin, sessiz, neredeyse kıpırtısız halinin keyif ve huzuru içinde doğada yürüyüş yaparken, birden bire bir düşüncenin doğduğunu fark ettim: Websiteme yapmayı planladığım yeni değişikliklerle ilgili bir fikir, bir plan, bir niyet. Bu fikirle beraber zihnimde, içimde büyük bir hazzın doğduğunu, ve zihnimin hemen bu fikre yapışarak nasıl yeni düşünceler ürettiğini, bu yeni düşüncelerden de haz almaya çalıştığını, bu hazları devam ettirmek için devamlı düşünceler yaratmaya devam ettiğini gözlemledim bir yandan süren derin sakinlik ve sessizlik içinde. Ancak bu hazlar, bu eğlence zihnime yetmedi; şimdi de bir an önce bu fikirleri hayata geçirmek ve bundan da haz almak isteği doğdu içimde. Bu istekle de hem bedenim, hem nefesim, hem de zihnim gerilmeye başladı. Ne de olsa meditasyon inzivasındayım, daha bir süre bunu yapamayacağım. Öte yandan deneyimle biliyorum ki, bu gibi yaratıcı faaliyetler bana büyük haz verse de hiç bir zaman tam tatmin sağlamıyor, biraz daha, biraz daha, biraz daha yapmak istiyor insan, iş ki o tatmini, hazzı, eğlenceyi devam ettirebilesin. Ve bir bakmışsın ki zihninde o berraklıktan eser kalmamış, devamlı eğlenmeye çalışan, devamlı haz peşinde koşan, hiç bir zaman tatmin bulamayan, ve acıdan kaçmaya çalışan gergin, dolu, bulanık bir zihin, gergin bir beden, gergin bir kalp. Evet, aynen bir önceki maddede anlattığım yemek örneği gibi.</p>
<p>Hani alkollü içkilerin etiketlerinde yazıyor ya, aynen onun gibi: Düşünceler sizin dostunuz değildir. Düşüncelerle eğlenmeyi bırakın. </p>
<h3>Ehil olmayan zihin hallerindense, farkındalık ve ehil zihin hallerine prim ver.</h3>
<p>İşte bu yüzden zihnimizde olumsuz düşüncelerdense olumlu zihin hallerini geliştirmek çok önemli. Zihnimizde öfke, açgözlülük, uyuşukluk, kibir, haset, kıskançlık, bulanıklık olduğu zaman bunun farkında olmak, ve farkındalık ile bunları beslememeye yatırım yapmak. Bunları beslersek bizi götürecekleri yer, Kopuk&#x27;un kulübesi çünkü. Zihnimizde sakinlik, anlayış, ayrımsama gücü, farkındalık, şefkat, cömertlik, uyanıklık, enerji olduğunda bunun farkında olmak, ve farkındalık ile bunları beslemek için çalışmak. Bunlar bizi Kopuk&#x27;un kulübesinden çıkaracak ve berrak bir zihne ulaştıracak şeyler.</p>
<p>Bu hiç bir zaman duygularımızı, olanı bastırmak anlamına gelmiyor. Çünkü çok iyi biliyoruz ki, bunları bastırmak bizi doğrudan Kopuk&#x27;un kulübesine geri götürür. Zaten bu madde &quot;farkına var, ancak besleme&quot; diyor. Farkında ol.  Zihninde ne olduğunu, zihninin ne halde olduğunu gör, ancak onun içinde kaybolma. Konsantrasyonunu kullan. Farkındalık geliştir. O seni berraklığa götürecek.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/tavin-dotson-37590-unsplash_2586fe40222133899f7bd0bff7153d34_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/tavin-dotson-37590-unsplash_2586fe40222133899f7bd0bff7153d34_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/tavin-dotson-37590-unsplash_2586fe40222133899f7bd0bff7153d34_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/tavin-dotson-37590-unsplash_2586fe40222133899f7bd0bff7153d34_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="zihin halleri" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/tavin-dotson-37590-unsplash_2586fe40222133899f7bd0bff7153d34_800.jpg" /></picture></figure>
<h3>Zihninde gerçek kabul ettiğin düşüncelerini sorgula.</h3>
<p>Zihninde senin sandığın, hatta daha da ötesi &quot;sen&quot; sandığın bir sürü düşünce, inanç, kalıp var. Doğru olduğunu bir kere bile sorgulamadığın bir sürü kavram, önerge, emir var. Dünyanın nasıl bir yer olduğu ve nasıl bir yer olması gerektiği ile ilgili bir sürü kabulün var. Kendinin ve diğer insanların nasıl olması ve nasıl davranması gerektiği ile ilgili bir sürü standart var zihninde. Bunların &quot;doğru&quot; veya &quot;gerçek&quot; olduğuna emin misin? Bu inançların, kabullerin, düşüncelerin nereden zihnine girdiğini biliyor musun? </p>
<p>Bir düşün bakalım. Bir sorgula. Anla. Bırak zihnindeki gereksiz ve dayanaksız, bu nedenle de sana yük olan, seni gözünün önündeki gerçekleri görebilmekten alıkoyan, sana sen fark etmeden işkence eden, seni kısıtlayan, ve çoğu zaman kopuk&#x27;un kulübesine kapatan bu boş inançlar çözülsün, erisin, köpük köpük yok olsun. Ve yerini zihninin gerçek doğasının uçsuz bucaksız, her şeyi içine alan, ve güneşin altındaki hiç bir şeyi ayırmayan berrak, engin gökyüzüne bıraksın.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-120546-unsplash_18957f0a2ce3c4a2b336fc080c46aa09_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-120546-unsplash_18957f0a2ce3c4a2b336fc080c46aa09_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-120546-unsplash_18957f0a2ce3c4a2b336fc080c46aa09_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-120546-unsplash_18957f0a2ce3c4a2b336fc080c46aa09_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="kurtuluş farkındalıkta" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-120546-unsplash_18957f0a2ce3c4a2b336fc080c46aa09_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Bu sayede oluşan berraklık, bedensel farkındalığımızı ve onunla kurduğumuz ilişkiyi güçlendirecek. Ve bu sayede kalbimiz, bedenin tahakkümünden ve düşüncelerin tahakkümünden özgürleşmeye, gerçekten gevşemeye, açılmaya başlayacak. Bir sonraki yazımızda bunun üzerine konuşacağız. O zamana kadar kendinize, bedeninize, zihninize iyi bakın.</p>
<p><em>Bu yazı dizisindeki gelecek yazıları kaçırmamak için eposta listemize abone olun. Abone olduğunuzda sizler için hazırladığım ücretsiz e-koçluk çalışmasını da size göndereceğiz:</em></p>
<figure class="capture">
<div class="embed-container"><iframe src="https://app.storychief.io/capture/1209?source=59892" frameborder="0" scrolling="no" sandbox="allow-forms allow-scripts allow-same-origin" width="400" height="343" style="max-width: 100%;"></iframe></div>
</figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik?id=2047197578&type=2",title: "Olanı Olduğu Gibi Gören, Berrak Bir Zihin Geliştirmek İçin 4 Öneri.",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/">Olanı Olduğu Gibi Gören, Berrak Bir Zihin Geliştirmek İçin 4 Öneri.</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
