<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Öneriler Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/category/oneriler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/category/oneriler/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Mon, 25 Aug 2014 10:28:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>Sakin, halinden memnun, şefkatli, yani mutlu olmanın yolu: Kitap Önerisi</title>
		<link>https://marefidelis.com/insan-hormonlar-ve-aydinlanmis-zihin/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/insan-hormonlar-ve-aydinlanmis-zihin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2014 10:30:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=11227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rick Hanson'un Enlightened Brain adlı sesli kitabını dinliyorum. Şimdiye kadar yazdığım, düşündüğüm, farkettiğim, meditasyon deneyimimde üzerinde çalıştığım konular üzerine bilimsel bir takım açıklamalar almak, işin o tarafına çok meraklı olan zihnime iyi geliyor. Kendisi bir nöropsikolog olan Hanson aydınlanmış zihni tanımlarken, insanın evrimsel olarak algı ve uyarılma mekanizmasının nasıl geliştiğini anlatıyor. Aslında hepimizin bildiği ve  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/insan-hormonlar-ve-aydinlanmis-zihin/">Sakin, halinden memnun, şefkatli, yani mutlu olmanın yolu: Kitap Önerisi</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rick Hanson&#8217;un Enlightened Brain adlı sesli kitabını dinliyorum. Şimdiye kadar yazdığım, düşündüğüm, farkettiğim, meditasyon deneyimimde üzerinde çalıştığım konular üzerine bilimsel bir takım açıklamalar almak, işin o tarafına çok meraklı olan zihnime iyi geliyor.</p>
<p>Kendisi bir nöropsikolog olan Hanson aydınlanmış zihni tanımlarken, insanın evrimsel olarak algı ve uyarılma mekanizmasının nasıl geliştiğini anlatıyor. Aslında hepimizin bildiği ve tanık olduğu konulara nörolojik açıklamalar getiriyor. Anlattığına göre beyinin üç temel uyarılma mekanizması var: Tehditlerden kaçma, yani adrenalin, ödüllendirilme ve tatmin hissi yaratanlara doğru yaklaşma, yani dopamin, ve ait ve ilişkide olma, yani oksitosin. Bu üç güdü de, organizmanın ve türün devamlılığı için temel öneme sahip, ve yine buna yönelik olarak kendi aralarında bir hierarşileri var. Sopadan kaçma güdüsü, havuç peşinde koşmanın önünde geliyor, çünkü yarın başka bir havuç bulabilirim, ama sopadan kaçamazsam, bundan sonra hiç havuç yiyemeyebilirim. Aynı şekilde evet, türümün diğer üyeleri ile birlikte olmak için sosyal becerilere sahip olmak hayatımı devam etme ve türümü üreyerek devam ettirmek için daha iyi bir seçenek, ama önce karnımı doyurmam lazım.</p>
<p>Modern insan, çoğu zaman bu üç açıdan da uyarılmış olarak sürdürüyor yaşamını. Hiç sonu gelmeyen ve hiç bir zaman tatmin duygusu yaratmayan arzularının elinde tutsak, bir yandan da bu arzularına ulaşmasına engel olacağını ve ellerindekileri kaybetmesine neden olacağını düşündüğü herşeyi, yani tüm dünyayı tehdit olarak algılıyor. Ve ne yaparsa yapsın, isterse çevresi çok kalabalık bir insan grubu ile çevrili olsun, kendini devamlı yalnız ve ruhsal olarak izole hissediyor. Bu nedenle de devamlı uyarılmış, açlık çeken, endişe içinde ve yabancılaşmış bir beyin/zihin ile mutsuz, tatminsiz, hırsla yaşıyor.</p>
<p>Bu durumu her ne kadar kanıksamış olsak da, zihnin ve beynin doğal hali, doğası bu değil. Bilgelik geleneklerinin her zaman söylediği şeyi, nöroloji de teyit ediyor. Bu üç güdü ve adrenalin, dopamin ve oksitosin arzusu tarafından uyarılmamış beyin, yani güvende hisseden, doygun ve bir bütünün parçası hisseden zihin, doğal olarak sakin, halinden memnun ve başkalarına karşı şefkatli ve onların iyiliğini düşünür hale geliyor. Hanson bunun çok uzun süre meditasyon yapan ve belli seviyeye gelmiş kişilerde doğal olarak zihin ve beynin genel hali haline geldiğini anlatıyor.</p>
<p>Bu duruma ulaşmayı kim istemez! Ancak sorun şurda: Bu duruma ulaşmak için tehditleri ortadan kaldırmaya, açlığınızdan kurtulmak için birşeyler edinmeye ve bir yerlere ait olmaya çalıştığınızda, yine aynı mekanizmaları harekete geçiriyor, aynı hormonları ateşliyorsunuz. Üstelik beynin yapısı, bunu bir alışkanlığa çeviriyor, bu yolla kalıcı olmasa da belli bir rahatlamaya, geçici bir doygunluğa ve anlık bir birliktelik hissine ulaştığı için bunu tekrarlama eğiliminde olup, aslında uzun dönemde korkuyu, açlığı ve yanlızlığı arttırıyor. Dışarıdan elde edeceğiniz herhangi bir şey, işte bu yüzden sizi tatmin edemez ve kalıcı mutluluk yaratamaz.</p>
<p>O zaman çözüm ne? Beyni, yani zihni eğitmek. Tibet Budizm&#8217;inde belirtildiği gibi, pratiğin amacını, pratiğin kendisi haline getirmek. Halinden memnuniyeti pratik etmek, bu zihin halini geliştirecek şekilde eğitmek zihni. Sakinlik geliştirmek. Uyaranları azaltmak. Yaşamı basitleştirmek. Geçici tatmin sağlayan ama sonrasında seni daha da susuz bırakan bazı şeylerin peşinden koşmayı bırakmak, bu durumla ilgili bilgelik geliştirmek. Ve şefkat geliştirmek. Başkalarının da en az senin kadar aç, korkak ve yalnız olduklarını, ve ne yapıyorlarsa bu nedenle yaptıklarını anlamak. Onların bu açlık, korku ve yalnızlıklarından dolayı yaptıkları ile senin açlık, korku ve yalnızlığın nedeni ile yaptıkların arasında temelde pek de fark olmadığını görmek, ve bu sayede hem onlara, hem de kendine şefkat duyabilmek. Ve bu tutumları bir alışkanlık haline gelebilecek kadar çok ve sık yapmak. Bunun için konsantrasyon geliştirmek.</p>
<p>Ve olayın en nihayetinde ben dediğin ve ya sıkıca sarıldığın, kendisi değiştirmek istediğin, uğruna savaş verdiğin ve tüm eylemlerini benim diye sahiplendiğin şeyin, bir açıdan da dış koşullar tarafından tetiklenen hormon salgıları ve bu hormonların açlığı ile hareket eden bir tür şartlanmalar bütünü olduğunu, çok da ciddiye alınacak bir durum olmadığını görmek, rahatlamak, sakinleşmek, ve neşelenmek!</p>
<p>Belki de gerçekten aydınlanmış zihin veya buda zihni, Hanson&#8217;un dediği gibi böyle bir şeydir, kim bilir!</p>
<p><em><strong>Rick Hanson&#8217;ın bu sesli kitabına ve bu sesli kitabının kaynağı olan best seller kitabına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:</strong></em></p>
<ul>
<li>Basılı kitap: <a href="http://www.amazon.com/gp/product/1572246952/ref=as_li_tl?ie=UTF8&amp;camp=1789&amp;creative=390957&amp;creativeASIN=1572246952&amp;linkCode=as2&amp;tag=marefidelis-20&amp;linkId=EF5DKZFF45JOXI6V">Buddha&#8217;s Brain: The Practical Neuroscience of Happiness, Love, and Wisdom</a><img decoding="async" style="border: none !important; margin: 0px !important;" src="http://ir-na.amazon-adsystem.com/e/ir?t=marefidelis-20&amp;l=as2&amp;o=1&amp;a=1572246952" alt="" width="1" height="1" border="0" /></li>
<li>Sesli kitap: <a href="http://www.amazon.com/gp/product/1604074531/ref=as_li_tl?ie=UTF8&amp;camp=1789&amp;creative=390957&amp;creativeASIN=1604074531&amp;linkCode=as2&amp;tag=marefidelis-20&amp;linkId=6G7ZWSQWTNQ3R26C">The Enlightened Brain: The Neuroscience of Awakening</a><img decoding="async" style="border: none !important; margin: 0px !important;" src="http://ir-na.amazon-adsystem.com/e/ir?t=marefidelis-20&amp;l=as2&amp;o=1&amp;a=1604074531" alt="" width="1" height="1" border="0" /></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/insan-hormonlar-ve-aydinlanmis-zihin/">Sakin, halinden memnun, şefkatli, yani mutlu olmanın yolu: Kitap Önerisi</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/insan-hormonlar-ve-aydinlanmis-zihin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Önerisi: Executive Coaching With Backbone and Heart: Mary Beth O&#8217;Neil</title>
		<link>https://marefidelis.com/executive-coaching-with-backbone-and-heart-mary-beth-oneil/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/executive-coaching-with-backbone-and-heart-mary-beth-oneil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2014 18:42:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öneriler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost:8888/?p=10878</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu kitap, bence yönetici koçluğu üzerine yazılmış en iyi kitaplardan. Farkındaysanız burada önerdiğim ilk bir kaç kitap, hep sistem yaklaşımı ile, sistemleri görmekle ve sistemlere liderlik yapmakla ilgili. Bu kitap da kurumlarla çalışan ve onların liderlerine okudukları, duydukları, ideolojik olarak inandıkları ama pek de gerçek hayatla alakalı olmayan teorilere dayanarak değil de, gerçeklere, işlerin kurumlarda  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/executive-coaching-with-backbone-and-heart-mary-beth-oneil/">Kitap Önerisi: Executive Coaching With Backbone and Heart: Mary Beth O&#8217;Neil</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu kitap, bence yönetici koçluğu üzerine yazılmış en iyi kitaplardan. Farkındaysanız burada önerdiğim ilk bir kaç kitap, hep sistem yaklaşımı ile, sistemleri görmekle ve sistemlere liderlik yapmakla ilgili. Bu kitap da kurumlarla çalışan ve onların liderlerine okudukları, duydukları, ideolojik olarak inandıkları ama pek de gerçek hayatla alakalı olmayan teorilere dayanarak değil de, gerçeklere, işlerin kurumlarda nasıl ilerlediğine, insanların üzerindeki gerçek baskılara, ve bu baskılarla gerçekten nasıl başa çıkabileceklerine dair bilgece yaklaşımlara dayanarak koçluk ve danışmanlık yapmak isteyenler için. O&#8217;Neil, kitapta çok önemli iki yaklaşımdan bahsediyor: Omurga (backbone) ve Kalp (heart). Liderin her ikisine de sahip olması lazım. Gerektiğinde omurgalı olmayı becerebilmeli, gerektiğinde de kalbi ile davranmayı. Hatta insanlar karşısında durum onu gerektirdiği için, bunu fark etmeseler bile itiraz eden ve bundan mutsuz olan insanların iyiliği için, veya prensipler, değerler ve erdem başkasını yapmasına müsaade etmediği için esnemez, vazgeçmez, net, hatta sert bir pozisyon aldığında bile, bir yandan karşısındaki insanların duygularına, hissettiklerine, yaşadıklarına temas edebilmeli, onları anlayabilmeli ve buna alan verebilmeli. Yani dimdik ve şefkatli olabilmeyi becerebilmeli. O&#8217;Neil, bunu liderlere öğretebilmek ve aktarabilmek için onların koçlarının da nasıl benzer bir tutumu, omurgalı ve kalp içeren bir duruşu geliştirebileceklerini anlatıyor. Tüm koçlara, danışmanlara ve kurumsal hayatta başkalarının gelişimine katkıda bulunmak isteyenlere öneriyorum.   <iframe style="width: 120px; height: 240px;" src="//ws-na.amazon-adsystem.com/widgets/q?ServiceVersion=20070822&amp;OneJS=1&amp;Operation=GetAdHtml&amp;MarketPlace=US&amp;source=ss&amp;ref=ss_til&amp;ad_type=product_link&amp;tracking_id=marefidelis-20&amp;marketplace=amazon&amp;region=US&amp;placement=0787986399&amp;asins=0787986399&amp;linkId=3GZP4PVG6VSRK5TP&amp;show_border=true&amp;link_opens_in_new_window=true" width="300" height="150" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"><br />
</iframe></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/executive-coaching-with-backbone-and-heart-mary-beth-oneil/">Kitap Önerisi: Executive Coaching With Backbone and Heart: Mary Beth O&#8217;Neil</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/executive-coaching-with-backbone-and-heart-mary-beth-oneil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Önerisi: Seeing Systems: Barry Oshry</title>
		<link>https://marefidelis.com/seeing-systems-barry-oshry/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/seeing-systems-barry-oshry/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2014 17:58:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öneriler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost:8888/?p=10869</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seeing Systems, ve Barry Oshry, kurumsal sistemler ve bu sistemlerin içindeki hayat konusundaki düşünüşüme çok etkisi olan bir kitap ve yazarı/öğretmenim. Kitap, insanların hiyerarşik sistemler içerisine girdiklerinde pozisyonlarına bağlı olarak nasıl benzer baskı ve zorluklar yaşadıklarını ve bu zorluklara nasıl tahmin edilebilir ve otomatik tepkiler verdiklerini inceliyor. Örneğin bir sistemin en altında bulunan kişiler, doğal  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/seeing-systems-barry-oshry/">Kitap Önerisi: Seeing Systems: Barry Oshry</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seeing Systems, ve Barry Oshry, kurumsal sistemler ve bu sistemlerin içindeki hayat konusundaki düşünüşüme çok etkisi olan bir kitap ve yazarı/öğretmenim. Kitap, insanların hiyerarşik sistemler içerisine girdiklerinde pozisyonlarına bağlı olarak nasıl benzer baskı ve zorluklar yaşadıklarını ve bu zorluklara nasıl tahmin edilebilir ve otomatik tepkiler verdiklerini inceliyor. Örneğin bir sistemin en altında bulunan kişiler, doğal olarak korunaksızlık, görülmeme, dikkate alınmama gibi duygular yaşıyorlar ve buna tepki olarak tepedekileri suçluyorlar durumlarından. Bunu yaparken de kendi aralarında birleşiyorlar. Öte yandan tepedekiler, özellikle kurumsal sistemlerde, tüm sistemin başarısından sorumlu olmanın verdiği stresi yaşıyorlar, ayrıca yönettikleri sistem çok karmaşık bir sistem. Bu büyük sorumluluk yüküne ve karmaşıklığa tepedekilerin otomatik tepkisi herşeyi kontrol etmeye çalışmak, tüm sistemin sorumluluğunu daha da yüklenmek oluyor. Ortaların da benzer şekilde benzer deneyimleri ve benzer tepkileri var. Kurumsal Koçluk blogumda bu konuda bayağı yazı yazdım, oradan daha detaylı inceleyebilirsiniz.</p>
<p>Buradaki temel problem, sistem körlüğü. İnsanlar sistemin kendileri ve başkaları üzerindeki etkilerini göremedikleri için, aslında sistemik olan etkileri kişiselleştiriyorlar. Yani bir çok alt kademelerde çalışan kişinin yönetici olduğunda eleştirdiği patronu ile aynı şeyleri yapıp aynı tepkileri vermesi gibi, insanların davranışları büyük ölçüde içinde bulundukları koşullar tarafından belirleniyor. &#8220;Davranışın %80&#8217;i içinde bulunulan bağlamdan gelir&#8221; bir Gestalt önermesi, ve Oshry&#8217;nin 40 yılı aşkın sistemlere danışmanlık deneyimi ile destekleniyor. Bunu fark edemediğimizde, karşı tarafın üzerindeki sistemsel baskıları anlamadığımızda, kendi durumumuza refleksi yanıtlar verdiğimizde ve oluşan bazı durumları kişiselleştirdiğimizde, sonuç iletişim kopukluğu, polarizasyon, kademeler arası kopukluk, bozuk çalışma iklimi ve mutsuz insan ve şirketler oluyor.</p>
<p>Eğer siz de bir sistemin parçası iseniz, bir sistemde lider pozisyonundaysanız veya sistemlere danışmanlık yapıyorsanız, hararetle tavsiye ediyorum.<br />
<iframe style="width: 120px; height: 240px;" src="//ws-na.amazon-adsystem.com/widgets/q?ServiceVersion=20070822&amp;OneJS=1&amp;Operation=GetAdHtml&amp;MarketPlace=US&amp;source=ss&amp;ref=ss_til&amp;ad_type=product_link&amp;tracking_id=marefidelis-20&amp;marketplace=amazon&amp;region=US&amp;placement=1576754553&amp;asins=1576754553&amp;linkId=L7USWQCE4NPDNVSS&amp;show_border=true&amp;link_opens_in_new_window=true" width="300" height="150" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"><br />
</iframe></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/seeing-systems-barry-oshry/">Kitap Önerisi: Seeing Systems: Barry Oshry</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/seeing-systems-barry-oshry/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Önerisi: Leadership On The Line: Ronald Heifetz &#038; Martin Linsky</title>
		<link>https://marefidelis.com/leadership-on-the-line-ronald-heifetz-martin-linsky/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/leadership-on-the-line-ronald-heifetz-martin-linsky/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2014 15:17:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öneriler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost:8888/?p=10865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Leadership On The Line, benim şimdiye kadar okuduğum Liderlik hakkındaki en iyi kitaplardan biri, belki de en iyisi. Şimdiye kadar bir çok danışanıma tavsiye ettiğim, ve onların da çok faydalandığı bu kitapta Heifetz ve Linsky, gerçekten liderlik yapmaya kalktığında, yani bir şeyleri değiştirmeye, ve bir topluluğun düşünüş, işleyiş ve davranışlarında değişiklik yapmaya kalkıştığında insanın başına  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/leadership-on-the-line-ronald-heifetz-martin-linsky/">Kitap Önerisi: Leadership On The Line: Ronald Heifetz &#038; Martin Linsky</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Leadership On The Line, benim şimdiye kadar okuduğum Liderlik hakkındaki en iyi kitaplardan biri, belki de en iyisi.</p>
<p>Şimdiye kadar bir çok danışanıma tavsiye ettiğim, ve onların da çok faydalandığı bu kitapta Heifetz ve Linsky, gerçekten liderlik yapmaya kalktığında, yani bir şeyleri değiştirmeye, ve bir topluluğun düşünüş, işleyiş ve davranışlarında değişiklik yapmaya kalkıştığında insanın başına gerçekten ne gelir, ve bununla başa nasıl çıkılabilir, bunu kamu ve kurumsal alandan bir çok örnek ve vakalarla çok güzel anlatıyorlar.</p>
<p>Harvard Üniversitesi Kennedy School Of Government&#8217;ta öğretim görevlileri olan Heifetz ve Linsky, bu kitapta problemleri, ve dolayısıyla da gerekli liderliği ikiye ayırıyorlar: Teknik problemler ve teknik liderlik, adaptasyon problemleri ve adaptif liderlik. Bilinen, kontrol olasılığı yüksek durumlarda, yani teknik problemlerde gerekli olan liderlik, çoğu zaman uzmanlık ve otorite içeren teknik liderlik. Ancak bilinmeyen bir problem veya durum varsa, veya bilinen bir durum olsa bile çözüm net olarak bilinmiyorsa, uzmanlık ve otorite çoğu zaman yeterli olmuyor, hatta bizi asıl problem alanı değil de kendi bildiğimiz alana hapsettiği için zararlı bile olabiliyor. Adaptif değişime ihtiyaç duyulan durumlar, problemi yaşayan insanların durumla ilgili sorumluluk almalarını, ve çoğu zaman da yerleşmiş değer, yaklaşım ve uygulamalarını sorgulamalarını ve değiştirmelerini gerektiriyor. Bu açıdan adaptif liderlik, aslında liderlik yapılan kişilerin de sorumluluk ve liderliği ele almalarını sağlamaya çalışıyor. Heifetz ve Linsky diyor ki, bu açıdan değişim, çoğu zaman bu değer, yaklaşım ve uygulamaların bırakılmasını gerektirdiği için beraberinde kayıp hissi getirir, ve belli bir yas sürecini de içerecektir. Sadece belli davranışları bırakmaz insanlar, bunlar üzerine kurguladıkları kimliklerinden de vazgeçerler. Bu yüzden insanların liderlerinden beklentileri onları mutlu etmeleri ancak pek de bir şeyi değiştirmemeleri ve onları rahatsız etmemeleridir. Ancak maalesef değişim için bu acı, bu rahatsızlık gerekmektedir.</p>
<p>Heifetz ve Linsky, işte hem bu çok gerekli, hem de çoğu zaman acı verici ve rahatsız edici değişim durumlarında çok önemli olan liderliği sağlamak, hem de hayatta kalmak nasıl olabilir, bunu bu çok beğendiğim kitapta büyük sözlere, uygulanamaz teorilere ve soyut idealleştirmelere gitmeden, gayet ayakları yere basan, gerçekçi ve uygulanabilir bir şekilde aktarıyorlar.</p>
<p>Kitaptan en beğendiğim sözlerden biri de liderlik tanımları: &#8220;Liderlik, insanları tolere edebilecekleri seviyede rahatsız etme sanatıdır.&#8221; Çünkü eğer rahatsız etmiyorsanız, muhtemelen hiçbir şeyi değiştirmiyor, liderlik değil politikacılık yapıyorsunuz. Ve eğer tolere edilebilecekten fazla rahatsız ediyorsanız, muhtemelen yakında konumuza bağlı olarak gerçek veya metaforik suikatsa uğrayabilirsiniz, dikkat edin!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe style="width: 120px; height: 240px;" src="//ws-na.amazon-adsystem.com/widgets/q?ServiceVersion=20070822&amp;OneJS=1&amp;Operation=GetAdHtml&amp;MarketPlace=US&amp;source=ss&amp;ref=ss_til&amp;ad_type=product_link&amp;tracking_id=marefidelis-20&amp;marketplace=amazon&amp;region=US&amp;placement=1578514371&amp;asins=1578514371&amp;linkId=4VIQWOCFEH23GNIB&amp;show_border=true&amp;link_opens_in_new_window=true" width="300" height="150" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"><br />
</iframe></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/leadership-on-the-line-ronald-heifetz-martin-linsky/">Kitap Önerisi: Leadership On The Line: Ronald Heifetz &#038; Martin Linsky</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/leadership-on-the-line-ronald-heifetz-martin-linsky/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
