<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Farkındalık Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/category/farkindalik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/category/farkindalik/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Feb 2023 09:44:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>Yolculuğunuzun durakları&#8230;</title>
		<link>https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2023 18:01:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu ve Hislerle Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir çoğumuz aynı noktada bulduk kendimizi... Kim ve ne olduğumuzla, çevremizdeki insan, olgu ve olayların kim ve ne oldukları ile ilgili bizi bugüne ve bulunduğumuz yere kadar taşıyan hikayelerimizin tam da gerçek olamayabileceğini fark ettik bir gün. Bir gün fark ettik ki biz aynada yansıyan görüntümüzü kendimiz sanıyoruz, aynadaki görüntünün saçını kesmeye, aynanın üzerine makyaj yapmaya çalışıyoruz. Ve bunu bu şekilde sanmamızın gerçek nedeninin kendimizle ve dünyayla ilgili tanımlarımız üzerinde hiç düşünmememiz, bütün bu tanımları, kimliği, inançları bize verildiklerinde hiç çiğnemeden yutmuş olmamız olduğunu fark ediyoruz belki de.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/">Yolculuğunuzun durakları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bugün bir telefon görüşmesinde, konuştuğum kişi “peki bu duyguların, hislerin, bedenin, deneyimin farkında olmak yeterli mi? Bu gelişim yolunda ne anlama geliyor?” diye sordu. Aklıma bundan bir süre önce yazdığım bir yazı geldi ve gülümsedim. Kendisine söz verdim o yazıyı bulup göndermek için. Tekrar baktığımda biraz günceleme istediğini fark ettim ve yeni halini sizlerle de paylaşmaya karar verdim. Umarım keyifle okursunuz&#8230;</em></p>
<p>Bir çoğumuz aynı noktada bulduk kendimizi&#8230; Kim ve ne olduğumuzla, çevremizdeki insan, olgu ve olayların kim ve ne oldukları ile ilgili bizi bugüne ve bulunduğumuz yere kadar taşıyan hikayelerimizin tam da gerçek olamayabileceğini fark ettik bir gün. Bir gün fark ettik ki biz aynada yansıyan görüntümüzü kendimiz sanıyoruz, aynadaki görüntünün saçını kesmeye, aynanın üzerine makyaj yapmaya çalışıyoruz. Ve bunu bu şekilde sanmamızın gerçek nedeninin kendimizle ve dünyayla ilgili tanımlarımız üzerinde hiç düşünmememiz, bütün bu tanımları, kimliği, inançları bize verildiklerinde hiç çiğnemeden yutmuş olmamız olduğunu fark ediyoruz belki de.</p>
<p>O zaman Sokrat’ın meşhur duruşmasında söylediği “üzerinde tefekkür edilmemiş bir yaşam, yaşamaya değer değildir” lafının anlamını da kavrıyoruz biraz. Kendimiz, olgular, dünya üzerinde düşünmeye, tefekkür etmeye başlıyoruz. Bir psikologa, koça veya ruhsal öğretmene gidiyoruz bazen.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_8c25445cbe113ae379386dd261b0b2c4_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/es/@bekahrussom" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bekah Russom</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>John Welwood, bu sorgulamanın ve tefekkürün her seferinde derinleşen bir kaç seviyede yapıldığını söylüyor. Benim öğretmenim Cem Şen’den öğrendiklerim, kendi yolumda özellikle de düştüğümde hangi taşa takıldım’a çoğu zaman hocamın yardımı ile bakarak öğrendiklerim, ve hatta Buddha’dan ve diğer büyük ustaların sözlerinden anladığım yol, benim anlayabildiğim kadarı ile şuna benziyor az çok:</p>
<h3 id="24bk9">Önce haritayı edinelim&#8230;</h3>
<p>İlk önce kavramsal sorgulamamız başlıyor. Yeni kavramlar, yeni yaklaşımlar, yeni teoriler öğreniyoruz. Bilişsel davranışçı yaklaşımlar ilgimizi çekiyor bazılarımızın, bazılarımız Dharma yoluna giriyor, diğerleri Adler’in veya Jung’un modellerine çekiliyor. Dharma konuşmaları dinliyoruz, Sufi sohbet meclislerine katılıyoruz. Bir sanghaya veya ihvana katılıyor, kavramsal olarak anlamaya çalışıyoruz içinde yaşadığımız yerin aslında ne ve nasıl bir yer olduğunu. Yaşamımızda olanlara, olgulara, kendi zihnimize ve benliğimize bu öğretilerin ışığında incelemeye başlıyoruz. Yaşadığımız olayların içinde dört soylu gerçeğin nasıl ortaya çıktığını, geçiciliğin nasıl ıstırap verdiğini inceliyoruz. Başımıza gelen kötü şeylere veren tepkimizde nasıl Külli iradeyi reddettiğimizi, hangi arketipin etkisi altında olabileceğimizi sorguluyoruz. Zihnimizin nasıl kul değil de tanrı olmaya çalıştığını ve bunun nasıl bizi kendimizden koparttığını fark etmeye çalışıyoruz. </p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_4a5165fb436773b62802111e0942ff2f_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/pt-br/@tabeaschimpf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Tabea Schimpf</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Fark edeceğiniz gibi bu sorgulamayı hala aynı, kendini olmadığı bir şeyle kimliklendirmiş “zihin” ile yapıyoruz. Ancak bunda bir problem yok. Hatta bu çok ama çok önemli bir çalışma. Buddha bunu “batmış bir dikeni yine dikenle çıkarmaya çalışmak”a benzetiyor. Ancak bu tip bir sorgulamada takılıp kalmanın riskleri de var. Özellikle teori ve kavramları gerçekte olmakta olanla karıştırma, zihnimizin içinde kaybolma riski var. Yani haritayı bölgenin kendisi sanma riski&#8230; Haritadan kafayı kaldırıp da hiç çevrede olanlarla bakmama riski&#8230; </p>
<p>Hatta bu çalışmayı, aslında bizi götürmeye çalıştığı yerden, gerçek deneyimle doğrudan yüzleşmekten kaçmak için kullanma olasılığı var. Geçicilikten, varoluşun içi boş doğasından saatlerce konuşup, hatta gerçekleşen bazı olguları bu pencereden yorumlayıp, bu sayede bu geçiciliğe ve boşluğa temas ettiğimizde içimizde doğan büyük hüzün, acı ve korkuyla hiç bir zaman yüzleşmemek var.</p>
<h3 id="8m6iv">Sonra bölgenin içine dalalım&#8230;</h3>
<p>İşte bu yüzden kavramsal sorgulamayı temel alıp bir sonraki aşamaya, deneyimsel sorgulamaya geçmemiz gerekiyor. Doğrudan deneyimimizin, şimdi şu anda zihnimizde, duygularımızda, hislerimizde yaşamakta olduğumuzun içine, ancak bunun içinde kendimizi kaybetmeden, farkındalığımızı hiç bir zaman bırakmadan girmemiz gerekiyor. “acımızı namusumuzla yaşamak” gerekiyor. Korktuğumuzu, utancımızı, isyanımızı, çaresizliğimizi, zihnimizin içindeki kavramlarla değil, bedenimizde ve kalbimizdeki tezahürü ile doğrudan deneyimlememiz gerekiyor. Bunu yapabilmenin tek yolu da bizi buraya kadar getiren kavramları, teorileri, öğretileri ama geçici olarak bırakıp deneyimimizin doğrudan kalbine temas etmek için cesaret edebilmek. </p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_bdc99837ddb505c51bc8e59bced4bbc8_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@philinit" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Philippe Leone</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Çünkü kavramsal sorgulama her ne kadar bize nerede olduğumuzla ilgili genel bir bilgi verse de bu yeri tam olarak deneyimlemek, derinden anlamak ve buradan hareket edecek enerjiyi yaratmak açısından yetersiz kalıyor. Bunu yapabilmek için olguları ve içimizde nasıl yankı bulduklarını doğrudan deneyimlemek, zihnimizin sözde bizi koruyan ve bu sayede bizi bulunduğumuz yerde çakılı tutan perdelerinin ötesine geçebilmeyi becermemiz gerekiyor.</p>
<p>Eugene Gendlin’in Focusing’i gibi, Gestalt yaklaşımının şimdi ve burada, deneyime odaklanan, bu deneyime doğrudan farkındalık getiren, ve bu sayede sıradan gibi gözüken olguların oldukça sıradışı farkındalıklara dönüşmesini sağlayan teknik ve çalışmalar, güçlerini bu tip bir sorgulamayı merkezlerine almalarından alıyorlar. Theravada ve Tibet ekollerindeki bazı pratikler bunu hedefliyor. Bu yüzden bunu yapmayan ve daha çok zihinsel/kognitif düzlemde kalan çalışmalara göre hem daha korkutucu, hem de daha etkili bir izlenim yaratıyorlar.  3 Şubat’ta başlayacak <a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Koçlukta Duygularla Çalışmak</a> online çalışmasında işte bu ve benzeri tekniklerin nasıl çalıştığı, bu teknikleri nasıl kullanmaya başlayabileceğimiz, ve daha da ustalaşmak istersek nasıl bir yol izlememiz gerektiği üzerinde çalışacağız hep birlikte.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/koclukta-duygularla-calismanin-gucu/"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_800.jpeg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_1000.jpeg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/KocluktaDuygular1200x600px6_3244020a9d2c231e0fe002b91919c5f6_1000.jpeg" /></picture></a><figcaption>3 Şubat’ta başlıyoruz&#8230;</figcaption></figure>
<p>Ancak bu tekniklerin de ilerisi var. Hala bir niyetle, bir değişim umudu ile, hala bir strateji ile yaklaşıyoruz deneyimin kendisine. Hala bir ego, olduğu şeyi daha iyi bir hale, daha iyi bir versiyonuna dönüştürmeye çalışıyor. Hala dualist, ikici zihnin sınırları içindeyiz. Hala bir değiştirmek isteyen, ve bir değiştirilmeye çalışılan var. Her ne kadar Gestalt Değişimin Çelişkili Teorisi “insan olmadığı bir şeyi olmaya çalışarak değil, olduğu şeyi tam olarak, onu tam sahiplenerek değişir” dese bile, hala değişim amacı, bizi dualist zihnin içinde tutuyor.</p>
<p>Bunda bir problem yok. Hatta bir çok amaç açısından bu çok iyi. İnsanın kendi olduğu şeyi reddetmeyi bırakması, duygu ve hislerini reddetmeden ve onların içinde kaybolmadan sahiplenmesi, her türlü iyileşmenin ve etkinliğin, duygusal olsun olmasın her türlü “zeka”yı geliştirmenin en iyi yollarından. Ruhsal yolda ilerlemek isteyen bir insan için bile çok iyi: en azından tam olarak neyle uğraştığını daha iyi bilir hale geliyoruz. Ve ancak koçlukta veya terapide kullandığımız, Gestalt gibi deneyim odaklı teknikler bile ancak buraya kadar getiriyor bizi belki de.</p>
<h3 id="co996">Tutunmadığında ne tutarsın?</h3>
<p>İşte bundan sonrasında bizim olgulara, kendimizi ve kimliklerimizi her an yeniden oluşturma sürecimize, bununla şekillenen deneyimlerimize tam, tarafsız ve çıplak, içinde herhangi bir niyet olmayan bir farkındalıkla bakmaya başladığımız gerçek ruhsal çalışmamız başlıyor. Buddha’nın “tam ve mutlak aydınlanmaya giden tek ve doğrudan yol” olarak adlandırdığı Satipatthana Sutra’da işte bunun yöntemi anlatılıyor. Batıda temel amacından ve bizi gerçek özgürlüğe götürecek en önemli parçalarından arındırılarak etkinliğimizi ve ruhsal huzurumuzu arttıracak “Mindfulness &#8211; Bilinçli Farkındalık”a indirgenen hali ile biliyor olabilirsiniz bunu. Bu şekli kesinlikle çok faydalı, ve bu şekilde yayıldığı için çok mutluyum. Ancak kendi deneyimine doğrudan dokunmaktan kaçan, duygu ve hislerine farkındalık getirmeyi öğrenmemiş bir kişi için bu çalışma, özellikle sadece bu çerçevede ve doğru şekilde yapılmadığında aslında yüzleşmesi gereken acı ve ıstırabınan kaçmak ve sayede onların esiri olmaya devam etmek için başka bir uyuşturucuya da dönebiliyor.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_48a4cc8f33d5cacc61007bbb791b60d1_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@fallonmichaeltx" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Fallon Michael</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Aslında gerçek farkındalık çalışması deneyimleri oldukları gibi, müdahale etmeden gözlemlemek, onların ortaya çıktıklarında ortaya çıktıklarının, buradayken burada olduklarının, ve geçtiklerinde de geçtiklerinin farkında olmayı, hiç birine tutunmadan ben sandığım, kendimi kendileriyle kimliklendirdiğim olguların benden bağımsız hareketlerini izlemeyi içeriyor belki de. Bu sayede de bizi işte o aynada ben sandığımız görüntülerin boyunduruğundan kurtarmaya başlıyor, bu görüntülerin aynen dediğimiz gibi, sadece birer görüntü, kendimizle ilgili, dünya ile ilgili hikayelerin yine aynen sadece birer hikaye olduğunu doğrudan deneyimlemeye başlıyoruz. Doğrudan sezgisel bilgiye, içgörüye açılmaya başlıyoruz. Zihnin şeffaf, renksiz, kimliksiz, gökyüzü doğası dediklerinde bunun ne anlama geldiğini artık kendimiz bilir hale geliyoruz. </p>
<h3 id="5duu2">Aynalık</h3>
<p>Ustalar diyor ki işte bu noktada artık gözlemleyen ile gözlemlenen arasındaki ayrım yavaş yavaş kalkmaya başlıyor. Artık deneyimlenen, deneyimleyen ve deneyimin nasıl aynı anda birbirine koşullu olarak doğduğunu görüp bundan özgür hale gelebiliyoruz. Artık ne aynaya yansıyan görüntüler, ne de bu görüntülerin kaynağı olan koşullarla oluşmuş beden, duygular, algılar, zihin nesneleri, ve bunların bilincinde olma hali ile kimliklendiriyoruz kendimizi. Aynalığımızı fark ediyoruz, üzerine yansıtılan her şeyle, ona tutunmadan bir olan. Bu yansıyan imajlar, olgular, koşullar ve durumlar geldiklerinde gelmelerine, gittiklerinde gitmelerine takılmadan onlarla bir olan, ayırmayan. Aynalığın renksiz, şekilsiz, boyutsuz, sonsuz, sınırsız varoluşu içinde sadece farkında olan. Sadece farkındalık olan.</p>
<figure class="image strchf-type-image large strchf-size-large strchf-align-center"><picture><source srcset="https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_1000.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_966c78cb71fea2d024f4fd48781f8217_1000.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a href="https://unsplash.com/@rishabhdharmani" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Rishabh Dharmani</a> | Source: <a href="https://unsplash.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Umarım hepimiz bu yolda adım adım, güçlü adımlarla ilerleyebiliriz. Ve hem buraya giden, hem de olduğu hali ile yaşamımızı etkin bir biçimde yaşamımızı yaşamamıza giden yol, öncelikle şimdi ve burada bedenimizde, kalbimizde ve zihnimizde olanlara doğrudan alan vermekten, temas etmekten ve olduğu gibi fark etmekten geçiyor. </p>
<p><!-- strchf script --><script>if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/tr/yolculugunuzun-duraklari?id=1095376453&type=2",title: "Yolculuğunuzun durakları...",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};(function(d, s, id) {var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}js = d.createElement(s); js.id = id;js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";js.async = true;sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);}(document, 'script', 'storychief-jssdk'))</script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/yolculugunuzun-duraklari/">Yolculuğunuzun durakları&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</title>
		<link>https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Dec 2019 06:26:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt Coaching]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir kaç yazıdır varoluşsal acımızın, o hiç geçmeyen tatminsizlik hissimizin kökenlerini, ve bunlardan mutluluğa doğru uzanan yolu araştırıyoruz. Gelin bir kere, bu sefer derli toplu bir biçimde aslında ne olduğunu ve buradan nasıl çıkabileceğimizi, nasıl bir yol izlememiz gerektiğini, yani hapishaneden çıkış planını ortaya koyalım.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/">Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kaç yazıdır varoluşsal acımızın, o hiç geçmeyen tatminsizlik hissimizin kökenlerini, ve bunlardan mutluluğa doğru uzanan yolu araştırıyoruz. Gelin bir kere, bu sefer derli toplu bir biçimde aslında ne olduğunu ve buradan nasıl çıkabileceğimizi, nasıl bir yol izlememiz gerektiğini, yani hapishaneden çıkış planını ortaya koyalım.</p>
<h4 id="8d3ef">Temel Problem: Olmadığın bir şey olduğuna inanmış durumdasın</h4>
<p>Doğduğunda bir kimliğin yoktu. Ancak bu dünyada var olabilmek için &quot;birisi&quot; olman gerekiyordu. Problem şu ki, içeride hiç bir şey sana kim olduğunu söyleyemezdi. Kimlik dediğimiz, bize dış dünya tarafından sunulan, yakıştırılan ve bu yakıştırmaya da bizim de razı olduğumuz, aktif katıldığımız bir şey. Biz de bize anne babalarımız, yakın çevremiz, içinde bulunduğumuz sosyokültürel bağlam, zamanın zeitgeist&#x27;ı, vb. tarafından verilen tanımlara tutunduk, onları &quot;ben&quot; yaptık. Bu tanımların bir bölümü bizi destekledi, büyüttü, ilerletti; bir bölümü ise engelledi, yavaşlattı, küçülttü. Ancak hepsi bizi tüm olasılıklar evreninin çok ama çok küçük bir parçasına sıkıştırdı, kısıtladı, bir ben &#8211; ben değil ayrımına sıkıştırdı.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="maskelerden kurtulmak" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg" /></picture><figcaption>Ben &#8211; ben değil</figcaption></figure>
<p>Bunun üzerine anne babalarımız kendi yetersizlikleri ile devreye girdiler. Bir bebeğin sağlıklı bir benlik ve ego yapısı oluşturabilmek için ihtiyaç duyduğu en önemli iki şeyi, kendini, olasılıklarını ve sınırlarını araştırabilmek için etkin bir alanı ve tüm bunları yaparken güvenli ve destekleyici teması sağlamak konusunda, bunu kendileri de zamanında almadıkları için eksik kaldılar. Yani bebeğin hem fiziksel, hem de psikolojik alanını kendi korkuları, istekleri, öfkeleri ve arzuları ile işgal ettiler, hem de bunu yaparken bebekle özneden özneye bir ilişki kurmak yerine ona hayatta tutmak zorunda oldukları bir nesne gibi davrandılar. </p>
<h4 id="blge0">Rüzgarların bizi savurduğu yer</h4>
<p>Bunun sonuçlarını Bağlanma Kuramı&#x27;nda Bowly ve arkadaşları kapsamlı olarak inceliyorlar. Ancak her halükarda olan, çocuğun bu anne babanın eksikliğini kendi üzerine alması ve kendisi ile ilgili bir &quot;eksik benlik&quot; algısı üretmesi: Ben eksiğim. Ben yetersizim. Ben değerli değilim. Bende temelde eksik bir şeyler var.</p>
<p>Bu noktadan sonra tüm yaşamımızın bu eksik benliği tamamlamak üzerine yaşamaya başladık. Tüm yaşamımızı zevk alayım &#8211; acı çekmeyeyim, kazanayım &#8211; kaybetmeyeyim, onay alayım &#8211; reddedilmeyelim, iyi bilineyim &#8211; kötü bilinmeyeyim çabaları içinde geçirdik bu yüzden. Bunlara Buddha &quot;sekiz dünyevi rüzgar&quot; diyor, bizi o acıdan, bu tatminsizliğe savuran. Para, güç, pozisyon, başarı, ün, onay, güzellik, ilişkiler peşinde koşarak geçirdik. Bütün bunların bizi tam yapacağını umduk. Ancak bu gerçekleşmedi. Gerçekleşemez, çünkü tamamlamaya çalıştığımız şey bir kurgu. Olmayan bir şeyi tamamlayamazsın. </p>
<p>Bazılarımız bu çabanın, dünyevi şeylerle tatmin olma çabasının anlamsızlığını fark etti ve kurtuluşu ruhsal yollarda aramaya başladılar. Ancak bu eksik benliklerini oraya getirdiler, orada da başarı, güç, onay, pozisyon, tanınma, ün, ilişkiler (ruh eşi!) aramaya başladılar ve aynı tuzağın içinde buldular kendilerini. </p>
<h4 id="co7q2">&quot;OK&quot; miyim? Yok hala &quot;ok&quot; değilim!</h4>
<p>Aslında sadece kendimizi &quot;OK&quot; hissetmeye çabalıyorduk. </p>
<p>&quot;OK&quot;: Kaderim benim ellerimde.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi ve sevdiklerimi güvenli kılabilirim.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi kalıcı olarak tatmin olmuş hale getirebilirim.<br />&quot;OK&quot;: Kendimin özünde kim olduğunu belirleyebilir ve bunu sabitleyebilirim.<br />&quot;OK&quot;: Varolduğumdan emin olabilirim.<br />&quot;OK&quot;: Dünyaya güvenebilirim, bana ihtiyacım olanı vereceği konusunda.<br />&quot;OK&quot;: Kendime güvenebilirim: salaklık yapmama, saf olmama, çalışkan olma, tembel olmama, tutarlı olma konusunda, doğru olanı yapabilme konusunda, akıllı, dürüst, erdemli olma ve böyle kalma konusunda.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi sürekli olarak masum, sevilmeye layık, kabul edilebilir, yeterli hissedebilirim.</p>
<p>Ancak tüm bu önermeler ne kadar gerçekçi? İşte bu yüzden aslında kendimizi &quot;ok&quot; hissetme çabamız, eksik benlikten kurtulmak için eksik benliğin ateşine gaz dökmeye çalışmaktan başka bir şey değil.</p>
<p>Bütün bunların sonucunda da bedenimizde tatmin olamamanın bıkkınlığı ve endişesi içinde yaşamamıza dayalı gerginlik, kalbimizde geçmişin hayal kırıklıklarına ve geleceğin korkularına bağlı kapanma, ve zihnimizde bütün bunların sonucunda dönüp duran korku ve hırs dolu düşünceler nedeni ile bulanıklık içinde yaşamamıza neden oluyor. Üstelik bu gerginliğin, kapalılığın ve bulanıklığın nereden kaynaklandığını da göremedik. Doğal sandık. Hatta kendimiz, kendi doğal oluş halimiz, özümüz sandık.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://açlık"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg" /></picture></a><figcaption>Üç zehir: açgözlülük, öfke, cehalet</figcaption></figure>
<p>İşte bu nedenle bu üçüne üç zehir de deniyor: Açgözlülük, öfke ve cehalet. Ve biz, bu üçünün, gerginliğin, kapalılığın ve bulanıklığın, açgözlülüğün, öfkenin ve cehaletin pençesinde kavrulup duruyoruz. O yüzden bu yaşama samsara, bu bedene de samsara bedeni deniyor. </p>
<p>Bu samsara yaşamın ve samsara bedenin içinde olmak biz ne kadar farkında olmasak da o kadar rahatsız edici  ki bu bedenden ve onun gerginliğinden, bu kalpten ve onun rahatsız edici duygularından, bu zihinden ve içinde dönüp dolaşan karanlık düşüncelerinden uzaklaşmak istedik, koptuk. Bedenimizden koptuk. Kalbimizden koptuk. Zihnimizdeki farkındalıktan koptuk. Kendimizden koptuk. Çevremizden ve şimdi burada olandan koptuk. Uyuştuk. Uyuşturduk kendimizi. Kopuk, gri, kısa vadeli hazların ve kalıcı olmayan mutlulukların peşinde koşan bir yaşama hapsettik kendimizi.</p>
<h4 id="6o13q">Umut Işığı</h4>
<p>Ancak buradan bir çıkış yolu var. Sandığımız yerde değil, ulaşması hiç de kolay değil, ama var. </p>
<p>Sandığımız yerde, mantıklı duyulan yerde, düşüncelerimizin bize anlattığı yerde değil. Çünkü düşüncelerimiz bizi yine aynı yere, aynı tuzağa, aynı kısır döngüye, eksik benliğin pençesine götürüyor. Alkol şişelerinin üzerinde yazdığı gibi. Düşünceleriniz sizin dostunuz değildir. Düşüncelerinize, özellikle de açgözlülük, öfke, korku, arzu, endişe, tatmin beklentisi, güven ihtiyacı, kontrol isteği içeren düşüncelerinize güvenmeyin.</p>
<p>Olay biraz bataklığa saplanmış birinin yapması gerekene benziyor. Çabaladıkça batıyoruz. Derin bir yanılgının neden olduğu ıstırabı, yanılgının bize vadettiklerinin peşinde koşarak ortadan ortadan kaldıramazsınız. Tam tersine daha da içine çekilirsiniz bu yanılgının ağlarının. </p>
<p>Derin bir yanılgıdan kaynaklanan ıstırabı ancak bir şekilde bitirebilirsiniz: Dönüp de ben sandığımız yanılgının gözlerinin içine derinden bakarak. Kaçtığımız şeyden kaçmayı bırakıp da onun içine, hem de tüm farkındalığımızla girerek. Ve bu sayede yanılgının kendiliğinden ortadan kalkması için gerekli koşulları, alanı yaratarak. </p>
<h4 id="9agr5">Yol, Yordam, Yöntem</h4>
<p>Ancak bunu yapmak o kadar da kolay değil. Tüm şartlanmanızın, alışkanlıklarınızın, zihninizin size anlattığı korku hikayelerinin tersine gideceksiniz. Bu nedenle ne işe, neden giriştiğinizi anlamanız lazım. Belki doğrudan deneyim olarak bilmediğiniz varoluşsal gerçekliğinizle ilgili en azından kavramsal olarak anlayış geliştirmeniz lazım. Ben sandığınız şeyin, o tamamlamak için çırpınıp durduğunuz şeyin, o &quot;eksik benlik&quot; hissinin aslında bir kurgu olduğunu anlamanız lazım. Bunu kavramsal olarak anlamanın da sizi buradan çıkarmayacağını, egonun çok güçlü olduğunu ve bu satırları okuduktan bir kaç saniye sonra tamamını unutacağınızı da anlamanız lazım. Bunu anlamadıkça çıkacağınız yol, sizi bataklığın içine geri döndürecek.</p>
<p>Bu nedenle hazırlanmanız, farkındalığınızı ve konsantrasyonunuzu son derece keskinleştirmeniz gerekecek. Bedeninizdeki gerginliğin şimdi ve burada ne olduğuna yanıt veren duyulara, kalbinizdeki geçmişin hazmedilmemiş duygularının şimdi &#8211; ve &#8211; burada hakkında bilgi veren hislere, ve zihninizdeki bulanıklığın farkındalığın berrak ışığına çözülmesi gerekecek. Bu sükunet, dinginlik ve geniş, açık alan gerektirecek, ve bu olmadan farkındalık ve konsantrasyon geliştirmek, çok ama çok zor.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://çıkışa giden yol"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Bunu yapabilmek için de çabalamayı, en azından ehil olmayan, bize yanılgımızın dikte ettiği çabayı bırakmamız, hatta durmamız, sakinleşmemiz, sessizleşmemiz gerekiyor. Gevşememiz, açılmamız, berraklaşmamız gerekiyor. Bedenimizde, kalbimizde, zihnimizde, olmakta olana dikkatlice bakabilmek için alan yaratmamız gerekiyor. Kendimizi, benliğimizi yapıştırdığımız gerginlikler, duygular ve düşüncelerle kendimiz arasında yaratacağımız <em>bir psikolojik alan</em> olmadan &quot;ben&quot;i, özneyi bu&quot; nesne&quot;lerden ayrıştırmak imkansız.</p>
<h4 id="adjq">Üç Değerli İlaç</h4>
<p>Bu üçüne, sükunet, dinginlik ve alan&#x27;a üç değerli ilaç deniyor. Sessizleştikçe, çabalamayı bırakıp sakinleştikçe, olanın olduğu gibi olmasına alan verdikçe, o alanın içinde dönüp de bedenimize, bedenimizdeki gerginliğe bakabiliyor, hatta ona içsel şefkat, merak ve farkındalıkla temas ettikçe, bu gerginliğin çözülmesine de yardımcı oluyoruz. Aynı şekilde kalbimizin hayal kırıklıklarına, yaralarına, hazmedilmemiş duyguların kalın kabuklarına anlayış ve şefkatle dokundukça kalbimizi kapatan, katılaştıran buzların da çözülmesini destekliyoruz bir yandan. Öte yandan zihnimizi kaplayan bulutlara da dokunuyoruz, onlara onlarla kendimizi bağdaştırmadan baktıkça, onlarla dokundukça bulutlar dağılıyor ve ardından farkındalığın berrak gökyüzü kendini göstermeye başlıyor.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://sükunet, dinginlik, alan"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Aslında bu şekilde yaptığımız bir şekilde çocukken ihtiyaç duyduğumuz ama bir şekilde alamadığımız o iki şeyi kendimize vermek: Alan ve Temas. Çünkü kendimize, şu anda olduğu şeye olduğu gibi olabilmesi için alan veriyoruz. Yargılamadan. Değiştirmeye çalışmadan. Düzeltmeye çabalamadan. Sadece şu anda ne oluyorsa, ne varsa, ne hissediliyorsa, ne oluyorsa onun olması için alan. Ancak bununla birlikte kendimizle bu olan şeyin arasındaki psikolojik alanın oluşmasına da müsaade ediyoruz. Bu hissedilenlerin için kendimizi kaybetmiyor, kendimizi onlarla kimliklendirmiyor, onlar olmuyoruz. Yani öfkenin, korkunun, kıskançlığın, endişenin, gerginliğin, acının, hazzın, neşenin içinde kaybolmuyoruz, öfke, korku, kıskançlık, endişe, gerginlik, acı, haz, neşe olmuyoruz. İçeride öfke var diyoruz. Korku hissediyorum diyoruz. Acı var şu an diyoruz. Neşenin içimizde doğmasını ve sona ermesini izliyoruz, ancak ona tutunmuyoruz. </p>
<p>Olan herseyin olmasına bu alan içinde izin veriyor ve onlara, deneyime, farkındalıkla temas ediyoruz. O zaman Welwood&#x27;un neden temas + alan = sevgi dediğini daha iyi anlamaya başlıyoruz.  <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp Programı</a>&#x27;nda katılımcılara sağlamaya çalıştığımız da işte bu: Kendimiz ve nasıl gerilip, kapanıp, bulandığımızı inceleyebilmek ve serbest bırakabilmek için böyle bir tarafsız, açık alan oluşturmak ve bu destekleyici alan içinde temas edilmesi gerekene temas edebilmemizi sağlayacak yapılar ve süreçler sağlamak. Bunun için de bedenle güçlü bir ilişki, kalpte açıklık, zihinde berraklık yaratan pratikler aktarmak, bunlara yatırım yapmak.</p>
<h4 id="c5tuk">Erdemin doğuşu</h4>
<p>Bunu yaptıkça ilginç bir şey oluyor. Zihnimiz daha da sakinleşmeye, bedenimiz daha da gevşemeye, kalbimiz daha da açılmaya başlıyor. Sükunetimiz artıyor, daha da dinginleşiyoruz, alan hissimiz genişliyor. Böyle oldukça olan herseye daha da derinden temas edebilir hale geliyoruz.</p>
<p>Bu sayede bu içsel sükuneti, dinginliği ve alan hissini tehdit edecek şeyleri hayatımızdan çıkarmak için karşı konulmaz bir itilim doğmaya başlıyor içimizde. Zihnimizi ve kalbimizi bulandıran, bizde gerginlik yaratan şeyler bu dinginlik ve sükunet içinde fazlaca gözümüze batmaya başlıyor. </p>
<p>Örneğin artık söylediğimiz büyük ve küçük yalanların bizim iç alanımızı nasıl dalgalandırdığını fark ediyoruz. Eskiden fark etmediğimiz kendimize ve başkalarına zarar verebilecek davranışları yapmak dayanılmaz hale geliyor. Zihnimizdeki olumsuz ve ehil olmayan düşünceleri fark ediyor ve durduruyoruz. Hayatımızı hazların ve geçici hırsların peşinden koşmaya adamanın nasıl bir huzursuzluk ve tatminsizlik yarattığını fark etmeye başlıyoruz. Bunların yerine koyacağımız iyi niyetin, şefkatin, tarafsız bir zihin halinin, ve sadece kendi çıkarımız için çabaladığımız ve başkalarını kıskandığımız bir ruh haline yerine diğerlerinin mutluluklarından keyif almanın nasıl bir içsel neşe, dinginlik ve mutluluk yarattığını fark ediyoruz. Bunlara yatırım yapmak bizim için kaçınılmaz hale geliyor. Bir anda &quot;erdem&quot; denen şeyin ne kadar keyifli bir şey olduğunu fark ediyor, belki de çok da çabalamadan &quot;erdemli&quot; hale geliyoruz.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg" /></picture><figcaption>Neyi besliyorsun?</figcaption></figure>
<p>Bu erdemlilik dönüyor ve içimizdeki sükunetin, dinginliğin, alan hissinin daha da artmasına yardımcı oluyor. Bu sükunet, dinginlik, alan, bedenimizin daha da gevşemesine, kalbimizin daha da açılmasına, zihnimizin daha da berraklaşmasına neden oluyor. Zihnimiz berraklaştıkça farkındalığımızı ve konsantrasyonumuzu geliştirmek kolaylaşmaya başlıyor. Meditasyonlarımız derinleşiyor. Zihnimiz, farkındalığımız, dikkatimiz onu kısıtlayan engellerden kurtuldukça daha çok şimdi ve buraya, ana çekiliyor. Bu sükunet, dinginlik ve alan içerisinde, farkındalığımızı ve konsantrasyonumuzu kendimize, olana, ben sandıklarımıza çevirmek, sorgulamak, tefekkür etmek daha da kolaylaşıyor. </p>
<h4 id="3q4ij">Yolun Başı</h4>
<p>Ve işte gerçek çalışma da ancak burada başlıyor&#8230; Kendimle, benle ilgili en temel hakikatin peşinde çıkacağım yolculuk, Kalp Yolu, işte burada başlıyor. Biz ancak durumumuzla ilgili temel ve doğru anlayışı edindiğimizde, buna uygun olarak doğru erdemi yaşamımızın merkezine koyduğumuzda, ve bu sayede doğru farkındalık ve konsantrasyonu geliştirdiğimizde, gerçek ve derinden mutluluğa doğru yolda ilerlemeye başlıyoruz. Umarım hepimiz bu yolu bulabiliriz.</p>
<p>Bu yola doğru ilerlemek için destekleyici alanı sağlayan ve teması fasilite eden bir çalışma içinde olmak için sizleri <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp  Programı</a>&#x27;na bekliyoruz.  </p>
<figure class="image regular "><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="güçlü beden açık kalp berrak zihin" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/suekunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey?id=120560238&type=2",title: "Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/">Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olanı Olduğu Gibi Gören, Berrak Bir Zihin Geliştirmek İçin 4 Öneri.</title>
		<link>https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Nov 2018 06:45:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğer ben, zihnime devamlı gelen, biraz durup bana işkence eden, sonra geçip yerini bir başkasına bırakan düşünce, duygu ve hikayeler olmadığımı fark edersem ve bu düşüncelerin de içinde yer aldığı gökyüzülüğümü, berraklığımı, şeffaflığımı idrak edersem, o zaman ne olurdu acaba? Olgularla, dünyayla, kendimle ilişkim nasıl olurdu?   Bedenimle, kalbimle ilişkim nasıl olurdu? Okumak için tıklayınız.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/">Olanı Olduğu Gibi Gören, Berrak Bir Zihin Geliştirmek İçin 4 Öneri.</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp</a> yazı dizimize devam ediyoruz. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">İlk yazımızda</a>, nasıl farkındalık kaybedip yaşamdan ve kendimizden kopuk hale geldiğimizi inceledik. Bunun çıkış yolunun bedenimizle, zihnimizle ve kalbimizle nasıl alakalı olduğunu inceledik. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim">İkinci yazımızda</a> bedenle nasıl farkındalık içeren güçlü bir ilişki kurarak berrak zihin ve açık bir kalp için zemin oluşturabileceğimizi tartıştık. Bu iki yazıya <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">buraya</a> ve <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim">buraya</a> tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu yazı, berrak zihni nasıl geliştirebileceğimiz üzerine. </em></p>
<p>Bedenle böyle bir ilişki geliştirebilmenin doğrudan sonucu ve aynı zamanda paradoks içeren bir şekilde bu ilişkiyi geliştirmenin ön koşulu, berrak bir zihin geliştirmek. Zihnimiz, eğer bir düşünürseniz devamlı bedenin nasıl hissettiği ile ilgileniyor, çünkü biz zihinsel hazlarımızı bile bedende yaşıyoruz. Aklınızdaki düşünceleri birkaç gün boyunca izleyip de kategorize ederseniz, muhtemelen geçen düşüncelerin alt yazısı olarak şunları veya şunların farklı şekillerini göreceksiniz: </p>
<p><em>Acı hissetmeyeyim, haz hissedeyim. <br />Kazanayım, kaybetmeyeyim. <br />Onay alayım, suçlanmayayım. <br />İnsanlar beni iyi bilsin, hakkımda kötü düşünmesinler. </em></p>
<p>Bu karşılıklı ikiliklerden oluşan sekiz düşünce kategorisine Buddha “8 Dünyevi Rüzgar” diyor. Bu rüzgarlar devamlı esiyorlar ve zihnimize karanlık bulutları, yoğun sisleri taşıyorlar. Zihnimiz devamlı bu karanlık bulutların, yoğun sisin ve sert esen rüzgarların etkisi altında, berraklıktan uzak, karışık, karanlık, <em>kopuk</em>… Üstüne üstlük zihnimizin bir özelliği de neye odaklanırsa onun şeklini alması. Bu nedenle biz çoktan bu bulutların, bu düşüncelerin, bu duyguların, kendimizle, insanlarla, dünyayla ilgili anlattığımız hikayelerin kendimiz olduğuna inandırmışız kendimizi.</p>
<h3><strong>Zihnin gerçek doğası</strong></h3>
<p>Ancak acaba gerçekten öyle mi? Meditasyon geleneğinde zihin de diğer beş duyu organı gibi bir duyu organı olarak kabul edilir. Yani göz nasıl objeleri görmeye, kulak sesleri duymaya yarıyorsa, zihin de düşünceleri algılamaya yarayan bir altıncı duyu organıdır. Eğer benim zihnim tekrar eden düşüncelerden, bana işkence eden veya haz veren duygulardan oluşmuyorsa ve bunlardan bağımsız ancak bunları algılayan şeyse, o zaman zihnim nasıl bir şeydir acaba? Şekli nasıldır? Rengi nasıldır? İçeriği nasıldır? Zihnim ya o bulutlar ve sis değilse, ya onların da içinde yer aldığı gökyüzü ise ? Bulutlar, sis, fırtına, gökyüzünün doğasını değiştirir mi, gökyüzüne bulaşır mı? Bulutların ardındaki gökyüzünün berraklığını, şeffaflığını, sonsuzluğunu ortadan kaldırır mı?</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jenn-evelyn-ann-113000-unsplash_c7c8028de06f3e7c49c65adfb37c9806_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jenn-evelyn-ann-113000-unsplash_c7c8028de06f3e7c49c65adfb37c9806_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jenn-evelyn-ann-113000-unsplash_c7c8028de06f3e7c49c65adfb37c9806_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jenn-evelyn-ann-113000-unsplash_c7c8028de06f3e7c49c65adfb37c9806_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Berrak gökyüzü ve farkındalık" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jenn-evelyn-ann-113000-unsplash_c7c8028de06f3e7c49c65adfb37c9806_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Eğer ben, zihnime devamlı gelen, biraz durup bana işkence eden, sonra geçip yerini bir başkasına bırakan düşünce, duygu ve hikayeler olmadığımı fark edersem ve bu düşüncelerin içinde yer aldığı gökyüzülüğümü, berraklığımı, şeffaflığımı idrak edersem, o zaman ne olurdu acaba? Olgularla, dünyayla, kendimle ilişkim nasıl olurdu?  <br />Bedenimle, kalbimle ilişkim nasıl olurdu? Sekiz dünyevi rüzgarla ilişkim nasıl olurdu? </p>
<p>Bu berraklığa ulaşmak ve bu berraklığı kalıcı bir biçimde geliştirmek işte bir önceki yazımızda bahsettiğimiz bedenle kurduğumuz ilişkiden başlıyor: Bedenin ve bedende olanların farkında olmak. Nefesin farkında olmak. Bedenin arzular ve korkular yolu ile zihnimizi nasıl bulandırdığının farkında olmak. Duyguların ve duyuların farkında olmak. Bedenle güçlü bir ilişki kurmak. </p>
<p>Bu şekilde bedensel farkındalığı geliştirmek, berrak bir zihni geliştirmenin önemli parçalarından. Peki, başka ne yapmaya, neyi geliştirmeye ihtiyacımız var, olanı olduğu gibi gören, bu sayede de takılmadan akmayı becerebilen, berrak, şeffaf, net bir zihin geliştirebilmek için? Bu o kadar engin ve geniş bir konu ki&#8230; Üzerine sayfalarca yazarız, yine de kapsamış olamayız. Ancak gelin bir kaç önemli öneriyi paylaşalım.</p>
<h3>Konsantrasyon Geliştir.</h3>
<p>Düşünsenize kalkıştığımız işi. Otomatik olarak kaçtığımız bazı durum ve duygularla doğrudan yüzleşmek, ve onların hakkında görmezden geldiğimiz gerçekleri doğrudan görmeye çalışmak gibi bir şeyin peşindeyiz. Sizce bu nasıl bir zihin gücü gerektirir? Dikkatimizi başka yöne, özellikle de kopuğun kulübesine doğru çekmeye çalışırken her şey, biz bu dikkati alıp korktuğumuz, canımızı acıtan, doğal olarak kaçmak, dokunmamak, hissetmemek istediğimiz şeylerin üzerine yöneltmeye çabalıyoruz. Bunun için ciddi bir konsantrasyon ve bunun getirdiği kararlılığa ihtiyacımız yok mu?</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/austin-neill-130037-unsplash_907677d4aacdae9fbe404e81dbdb2f15_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/austin-neill-130037-unsplash_907677d4aacdae9fbe404e81dbdb2f15_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/austin-neill-130037-unsplash_907677d4aacdae9fbe404e81dbdb2f15_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/austin-neill-130037-unsplash_907677d4aacdae9fbe404e81dbdb2f15_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="konsantrasyon" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/austin-neill-130037-unsplash_907677d4aacdae9fbe404e81dbdb2f15_800.jpg" /></picture></figure>
<p>İşte bunu için bizi içimizdeki ve dışımızdaki olgularla ve gerçeklerle doğrudan yüzleştirmeyi ve bu sayede içlerindeki hakikati görmemizi sağlamayı amaçlayan hemen her öğreti, bir şekilde bizim konsantrasyon kasımızı güçlendirmeyi  yolun önemli bir parçası haline getiriyor. Buddha&#x27;nın aydınlanmaya giden yolunun 3 ana parçası arasında, erdem ve bilgelik ile birlikte konsantrasyon da var. Bu konsantrasyonu, bu zihinsel gücü geliştiremezsek, zihnimizi kaplayan ve devamlı hareket eden bulutlardan dikkatimizi çekip de sormamız gereken en önemli soruları soramayız.</p>
<p>Neyse ki konsantrasyon bir kas gibi çalışıyor. Çalıştırırsanız, gelişiyor. Beynin nöroplastisitesi, yani yeniden şekil alabilirliği bizim bu konuda yardımımıza yetişiyor. Düzenli olarak meditasyon yapan kişilerin beyinlerinde konsantrasyonu  sağlayan merkezlerde kalıcı olarak gri hücrelerde artış görülüyor. Aynı zamanda bu kişilerin duyusal ve bilişsel farkındalık gibi, tepkiselliklerini kontrol edebilmek gibi, hatta halinden memnuniyet gibi bazı özelliklerinde ve bu özelliklere denk gelen beyin bölgelerinde gelişim gözleniyor. Bu özellikler, berrak bir zihnin özellikleri. O açıdan konsantrasyon geliştirici uygulamaları hayatın bir parçası haline getirmek, yaşamımızı bir kutlama olarak yaşamak için çok kritik.</p>
<h3>Meşguliyetlerini azalt, sadeleş.</h3>
<p>Ancak bu konsantrasyonun oluşabilmesi ve zihnin berraklaşabilmesi için zihni devamlı meşgul etmekten ve devamlı karıştırmaktan uzaklaşmamız lazım. İçinde toz toprak olan bulanık bir suyu devamlı karıştırırsak bulanık kalmaya devam edecektir. Bu suyu kendi haline bıraktığımızda tortular zamanla dibe çökecek, su arınacak, durulaşacaktır. Zihin de aynen böyle. Kendimize ve zihnimize alan yaratmak, onun durulmasını sağlamak, onu berrak zihne ulaştıracak bir takım becerileri geliştirecek fırsatı vermek anlamına gelir. Ancak dar bir odaya nasıl bir sürü eşya doldurursak bu odada hareket etmek imkansız hale gelirse, zihnimizi de gereksiz meşguliyetlerle doldurmak onun akıcı bir biçimde hareket etmesini ve asıl önemli olan şeyleri belirleyip onlara odaklanmasını engeller.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-27649-unsplash_76aa524ffe7e4253d74fdb9a46b3e374_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-27649-unsplash_76aa524ffe7e4253d74fdb9a46b3e374_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-27649-unsplash_76aa524ffe7e4253d74fdb9a46b3e374_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-27649-unsplash_76aa524ffe7e4253d74fdb9a46b3e374_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="sadelik ve farkındalık" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-27649-unsplash_76aa524ffe7e4253d74fdb9a46b3e374_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Buradaki en büyük problem, bizim zihnimizi bir hazza kaçma aracı olarak kullanmamızda maalesef. Ellerimizdeki telefonlar, televizyon dizileri, hırslarımız, kafamızı taktığımız gereksiz endişeler, tekrar eden düşüncelerimiz, ve tabi ki bedensel hazların peşinde koşturmamız, bizim zihnimizle oynadığımız acıdan ve rahatsızlıktan kaçma, haz ve mutluluk peşinde koşma oyunumuz. Zihnimiz devamlı şimdi ne alayım, ne yiyeyim, nasıl onay alayım, nasıl takdir göreyim, kendimi fiziksel veya maddi olarak nasıl güvenceye alayım, cinsel ve duygusal tatmine ve hazlara nasıl ulaşayım, daha ne edineyim, daha da edinmek için nasıl olanaklarımı genişleteyim, bunlarla meşgul değil mi? Düşüncelerinizi bir izleyin: Devamlı acı ve rahatsızlıktan uzaklaşmak ve tatmin ile hazza ulaşmak dışında nadiren bir düşünce geçtiğini göreceksiniz. Meşguliyetlerimizin neredeyse tamamı arzularla ve kısa dönemli hazlarla alakalı.</p>
<h4>&quot;Hazların ve arzuların tuzağı.&quot;</h4>
<p>Bu açıdan sadeleşmek, bu arzularımıza daha bilgece bakmak önemli. Fark etmemiz gereken belki de en önemli şey şu: Çoğu zaman reklamlar, reklamını yaptığı malın verebileceğinden daha fazlasını vaadediyor. Diyelim ki siz mutluluğunuzu dünyadaki en güzel lezzeti bulmaya bağladınız. O lezzeti bulmak, en önemli amacınız. Düşüncelerinizin bu amaç çevresinde nasıl organize olacağını hayal edebiliyor musunuz? O zaman yediğiniz her yemek, neye döner? Yok, dersiniz, bu da değil. Bazı lezzetler yaklaşacaktır o ideal lezzete, ama hiç bir zaman tam tatmini alamayacak, tam olarak mutlu olamayacak, hiç geçmeyen bir tatminsizlik, mutsuzluk içinde yaşayacaksınız. Bu zihin, ne kadar berrak olabilir sizce?</p>
<p>Olmaz ya, diyelim ki bir gün aradığınız o lezzeti, o harika lezzeti buldunuz. İşte bu! dediniz. Aradığım, yıllardır peşinde koştuğum, uğruna herşeyden vaz geçtiğim lezzet bu. Keyifle yediniz. Çok mutlusunuz. Ya sonra? Diyelim ki bundan sonra da hep aynı yemeği yiyebilecek imkanlara da sahipsiniz. Eee? Ya 3. yemek? Ya 10. yemek? O zaman ne olacak? Zihnimiz bu durumda ne durumda, neyle meşgul olacak?</p>
<figure class="image regular"><a   href="http://hayalkırıklığı ve arzular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/charles-deluvio-451759-unsplash_e99ac571a0c428d9a7abdcce3801b7d6_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/charles-deluvio-451759-unsplash_e99ac571a0c428d9a7abdcce3801b7d6_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/charles-deluvio-451759-unsplash_e99ac571a0c428d9a7abdcce3801b7d6_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/charles-deluvio-451759-unsplash_e99ac571a0c428d9a7abdcce3801b7d6_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/charles-deluvio-451759-unsplash_e99ac571a0c428d9a7abdcce3801b7d6_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Tüm yaşamımız bu şekilde değil mi? Eğer zihnimizi meşgul eden, tüm zihin alanımızı kapsayan tüm bu şeylere, arzulara, hırslara, endişelere, vs. bilgece bakmazsak, zihnimiz ve dikkatimiz tamamen bu bulutlarla kaplanır, bu bulutlar sanmaya başlarız kendimizi. Böyle bir zihinde de ne konsantrasyon gelişebilir, ne berraklık, ne de zihnin gerçek doğası bulutların ardından ortaya çıkabilir.</p>
<h3>Düşüncelerle eğlenmeyi bırak.</h3>
<p>Biliyorsunuz üç haftadır bir meditasyon inzivasındaydım. Bir meditasyon sonrasında, zihnimin tamamen sakin, sessiz, neredeyse kıpırtısız halinin keyif ve huzuru içinde doğada yürüyüş yaparken, birden bire bir düşüncenin doğduğunu fark ettim: Websiteme yapmayı planladığım yeni değişikliklerle ilgili bir fikir, bir plan, bir niyet. Bu fikirle beraber zihnimde, içimde büyük bir hazzın doğduğunu, ve zihnimin hemen bu fikre yapışarak nasıl yeni düşünceler ürettiğini, bu yeni düşüncelerden de haz almaya çalıştığını, bu hazları devam ettirmek için devamlı düşünceler yaratmaya devam ettiğini gözlemledim bir yandan süren derin sakinlik ve sessizlik içinde. Ancak bu hazlar, bu eğlence zihnime yetmedi; şimdi de bir an önce bu fikirleri hayata geçirmek ve bundan da haz almak isteği doğdu içimde. Bu istekle de hem bedenim, hem nefesim, hem de zihnim gerilmeye başladı. Ne de olsa meditasyon inzivasındayım, daha bir süre bunu yapamayacağım. Öte yandan deneyimle biliyorum ki, bu gibi yaratıcı faaliyetler bana büyük haz verse de hiç bir zaman tam tatmin sağlamıyor, biraz daha, biraz daha, biraz daha yapmak istiyor insan, iş ki o tatmini, hazzı, eğlenceyi devam ettirebilesin. Ve bir bakmışsın ki zihninde o berraklıktan eser kalmamış, devamlı eğlenmeye çalışan, devamlı haz peşinde koşan, hiç bir zaman tatmin bulamayan, ve acıdan kaçmaya çalışan gergin, dolu, bulanık bir zihin, gergin bir beden, gergin bir kalp. Evet, aynen bir önceki maddede anlattığım yemek örneği gibi.</p>
<p>Hani alkollü içkilerin etiketlerinde yazıyor ya, aynen onun gibi: Düşünceler sizin dostunuz değildir. Düşüncelerle eğlenmeyi bırakın. </p>
<h3>Ehil olmayan zihin hallerindense, farkındalık ve ehil zihin hallerine prim ver.</h3>
<p>İşte bu yüzden zihnimizde olumsuz düşüncelerdense olumlu zihin hallerini geliştirmek çok önemli. Zihnimizde öfke, açgözlülük, uyuşukluk, kibir, haset, kıskançlık, bulanıklık olduğu zaman bunun farkında olmak, ve farkındalık ile bunları beslememeye yatırım yapmak. Bunları beslersek bizi götürecekleri yer, Kopuk&#x27;un kulübesi çünkü. Zihnimizde sakinlik, anlayış, ayrımsama gücü, farkındalık, şefkat, cömertlik, uyanıklık, enerji olduğunda bunun farkında olmak, ve farkındalık ile bunları beslemek için çalışmak. Bunlar bizi Kopuk&#x27;un kulübesinden çıkaracak ve berrak bir zihne ulaştıracak şeyler.</p>
<p>Bu hiç bir zaman duygularımızı, olanı bastırmak anlamına gelmiyor. Çünkü çok iyi biliyoruz ki, bunları bastırmak bizi doğrudan Kopuk&#x27;un kulübesine geri götürür. Zaten bu madde &quot;farkına var, ancak besleme&quot; diyor. Farkında ol.  Zihninde ne olduğunu, zihninin ne halde olduğunu gör, ancak onun içinde kaybolma. Konsantrasyonunu kullan. Farkındalık geliştir. O seni berraklığa götürecek.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/tavin-dotson-37590-unsplash_2586fe40222133899f7bd0bff7153d34_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/tavin-dotson-37590-unsplash_2586fe40222133899f7bd0bff7153d34_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/tavin-dotson-37590-unsplash_2586fe40222133899f7bd0bff7153d34_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/tavin-dotson-37590-unsplash_2586fe40222133899f7bd0bff7153d34_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="zihin halleri" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/tavin-dotson-37590-unsplash_2586fe40222133899f7bd0bff7153d34_800.jpg" /></picture></figure>
<h3>Zihninde gerçek kabul ettiğin düşüncelerini sorgula.</h3>
<p>Zihninde senin sandığın, hatta daha da ötesi &quot;sen&quot; sandığın bir sürü düşünce, inanç, kalıp var. Doğru olduğunu bir kere bile sorgulamadığın bir sürü kavram, önerge, emir var. Dünyanın nasıl bir yer olduğu ve nasıl bir yer olması gerektiği ile ilgili bir sürü kabulün var. Kendinin ve diğer insanların nasıl olması ve nasıl davranması gerektiği ile ilgili bir sürü standart var zihninde. Bunların &quot;doğru&quot; veya &quot;gerçek&quot; olduğuna emin misin? Bu inançların, kabullerin, düşüncelerin nereden zihnine girdiğini biliyor musun? </p>
<p>Bir düşün bakalım. Bir sorgula. Anla. Bırak zihnindeki gereksiz ve dayanaksız, bu nedenle de sana yük olan, seni gözünün önündeki gerçekleri görebilmekten alıkoyan, sana sen fark etmeden işkence eden, seni kısıtlayan, ve çoğu zaman kopuk&#x27;un kulübesine kapatan bu boş inançlar çözülsün, erisin, köpük köpük yok olsun. Ve yerini zihninin gerçek doğasının uçsuz bucaksız, her şeyi içine alan, ve güneşin altındaki hiç bir şeyi ayırmayan berrak, engin gökyüzüne bıraksın.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-120546-unsplash_18957f0a2ce3c4a2b336fc080c46aa09_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-120546-unsplash_18957f0a2ce3c4a2b336fc080c46aa09_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-120546-unsplash_18957f0a2ce3c4a2b336fc080c46aa09_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-120546-unsplash_18957f0a2ce3c4a2b336fc080c46aa09_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="kurtuluş farkındalıkta" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/aaron-burden-120546-unsplash_18957f0a2ce3c4a2b336fc080c46aa09_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Bu sayede oluşan berraklık, bedensel farkındalığımızı ve onunla kurduğumuz ilişkiyi güçlendirecek. Ve bu sayede kalbimiz, bedenin tahakkümünden ve düşüncelerin tahakkümünden özgürleşmeye, gerçekten gevşemeye, açılmaya başlayacak. Bir sonraki yazımızda bunun üzerine konuşacağız. O zamana kadar kendinize, bedeninize, zihninize iyi bakın.</p>
<p><em>Bu yazı dizisindeki gelecek yazıları kaçırmamak için eposta listemize abone olun. Abone olduğunuzda sizler için hazırladığım ücretsiz e-koçluk çalışmasını da size göndereceğiz:</em></p>
<figure class="capture">
<div class="embed-container"><iframe src="https://app.storychief.io/capture/1209?source=59892" frameborder="0" scrolling="no" sandbox="allow-forms allow-scripts allow-same-origin" width="400" height="343" style="max-width: 100%;"></iframe></div>
</figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik?id=2047197578&type=2",title: "Olanı Olduğu Gibi Gören, Berrak Bir Zihin Geliştirmek İçin 4 Öneri.",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/berrak-bir-zihin-ve-farkindalik/">Olanı Olduğu Gibi Gören, Berrak Bir Zihin Geliştirmek İçin 4 Öneri.</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bedenle Farkındalık İçeren Güçlü Bir İlişki Geliştirmenin 6 Adımı</title>
		<link>https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Oct 2018 06:46:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beden farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü beden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her şey ile bağlantıda, bir kutlama olarak yaşama planımız  bu nedenle bedenle güçlü ve farkındalık temelli bir ilişki kurmakla başlıyor. Eğer herhangi bir şekilde özgürleşeceksek ve güçleneceksek, onu bu bedenin içinde, ve hatta bu bedenin yardımıyla yapmamız lazım. Başka yolu yok. Peki güzel, bu güçlü ilişkiyi nasıl, ne yolda kurabilirim? Yazıyı okumak için tıklayınız.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim/">Bedenle Farkındalık İçeren Güçlü Bir İlişki Geliştirmenin 6 Adımı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">Geçen yazımızda</a> nasıl kendimizi gerçeklerden ve kendi içimizdeki duygulardan kopardığımızı ve bunun maliyetlerini incelemiştik. Sonra da tüm yaşamımızı, yaşamdan kopuk değil de bir kutlama olarak nasıl yaşayabileceğimizi tartışmaya başlamıştık. Bu yazımızla bunun en önemli parçalarından biri olan &quot;bedenimizle güçlü ve farkındalık üzerine kurulu bir ilişki geliştirmek&quot; üzerine konuşmaya devam ediyoruz.</em></p>
<p>Biz, her ne kadar bunu çoğu zaman unutsak da, bir bedenin, hem de bu bedenin içinde yaşıyoruz. Her türlü hazzı ve her türlü acıyı bu beden aracılığı ile deneyimliyoruz. Her türlü duygumuzu da bu bedenin aracılığı ile yaşadığımız için <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/yasami-bir-kutlama-olarak-yasamak">geçen yazımızda</a> bahsettiğimiz Kopuk, bedeninden de kopuk bir biçimde yaşıyor. Biz başa çıkamadığımız olgularla, gerçeklerle, ve duygularla karşılaştığımızda, tüm bu duyguları yaşadığımız bedenden ve onun içinde hissettiklerimizden kopmaya çalışıyoruz önce. Beden bizim için acı verici, dayanılmaz, ve korkutucu bir alana dönüşüyor birden, ve biz Kopuk&#x27;un kulübesine saklanıyoruz. Jaymes Joyce, <a target="_blank"  href="https://g.co/kgs/N7ChXd">Dublinliler</a> adlı kitabındaki bir hikayeye “Mr. Duffy bedeninden kısa bir mesafe uzakta yaşardı” diye işte bu yüzden başlıyor. </p>
<p>Bedeninin nasıl gözüktüğü de zaten bizim için bu başa çıkılmaz, acı verici duyguların önemli bir bölümünün kaynağı bir yandan da. Biz bu bedenden başka bir bedene sahip olmayı deli gibi arzuluyoruz. Bir yandan bu bedenden nefret edip, onu olduğundan başka bir şeye dönüştürmek için çeşitli şekillerde, bazen doğrudan bıçak altına yatarak gelişimsel şiddet uyguluyoruz; bir yandan da onun hislerinin ve onun arzularının tamamen esiriyiz. </p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/clever-visuals-763889-unsplash_3203fe3f2e0fcca8128020466f5a186d_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/clever-visuals-763889-unsplash_3203fe3f2e0fcca8128020466f5a186d_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/clever-visuals-763889-unsplash_3203fe3f2e0fcca8128020466f5a186d_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/clever-visuals-763889-unsplash_3203fe3f2e0fcca8128020466f5a186d_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="bedensel farkındalık" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/clever-visuals-763889-unsplash_3203fe3f2e0fcca8128020466f5a186d_800.jpg" /></picture></figure>
<p>İşte Kopuk&#x27;un kulübesinden kaçma ve her şey ile bağlantıda, bir kutlama olarak yaşama planımız  bu nedenle bedenle güçlü ve farkındalık temelli bir ilişki kurmakla başlıyor. Eğer herhangi bir şekilde özgürleşeceksek ve güçleneceksek, onu <strong>bu </strong>bedenin içinde, ve hatta bu bedenin yardımıyla yapmamız lazım. Başka yolu yok. Peki güzel, bu güçlü ilişkiyi nasıl, ne yolda kurabilirim?</p>
<h4><strong>Bedenin içinde yaşamayı öğren, bedensel farkındalık geliştir.</strong> </h4>
<p>Buddha’nın “Tam ve mutlak aydınlanmaya götüren direkt yol” diye tanımladığı Satipattana – Bilinçli Farkındalığın Dört Temeli adlı öğretisinde bunu anlatıyor. Yürürken yürüdüğümüzün, otururken oturduğumuzun, yatarken yattığımızın, yemek yerken yemek yediğimizin farkında olmamız lazım. Nefesimize farkında olmamız, nefesi kullanarak bedene ve tam farkındalık ile bağlanmayı öğrenmemiz lazım. Eğer bu bedenin içinde, bu bedenin ve bu bedende olan herşeyin farkındalığı içinde yaşamayı öğrenemezsek, tüm gelişim çabamız da, yapacağımız meditasyon da bir başka kaçış yönteminden başa bir şey olmayacak. Tüm yol buradan, bedensel farkındalık geliştirmekten başlıyor. </p>
<h4><strong>Duyguların ve duyuların farkında olmayı öğren.</strong> </h4>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/stephen-leonardi-369718-unsplash_c87b88a85c3c29f9b66f494e28450889_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/stephen-leonardi-369718-unsplash_c87b88a85c3c29f9b66f494e28450889_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/stephen-leonardi-369718-unsplash_c87b88a85c3c29f9b66f494e28450889_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/stephen-leonardi-369718-unsplash_c87b88a85c3c29f9b66f494e28450889_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="duygular ve farkındalık" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/stephen-leonardi-369718-unsplash_c87b88a85c3c29f9b66f494e28450889_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Dediğimiz gibi, tüm olgular ve o olguların içimizdeki karşılıkları bedenimizde duygu ve duyular olarak ortaya çıkıyor. Zaten bu duygu ve duyulardan kaçmak için bedenimizi terk etmiyor muyuz? Bu duygu ve duyuların içimizdeki hareketlerine farkındalık getirmek, onları anlamak, onlara alan verebilmek, bedenle ve bedenin mesajları ile güçlü bir ilişki kurmanın en önemli unsurlarından biri. Bu duygulardan özgür olmanın yolu sandığımız gibi onlardan kaçmak değil. </p>
<p>Tam aksine onlardan kaçmak bizi daha da onların tutsağı haline getiriyor. Üstüne üstelik bu yüzden bir süre sonra gerçekten ne istiyoruz, mevcut durumlar hakkında nasıl hissediyoruz, neye üzülüyoruz, neye seviniyoruz bunu bilmek bile bizim için zor hale geliyor. Sinirbilimcilere göre beynimize günde yüzbinlerde byte veri geliyor içeriden ve dışarıdan. Bilişsel olarak bunun ancak çok çok küçük bir yüzdesini işleyebiliyor ve bilinçli düşüncelere çevirebiliyoruz. Kalanı bedende duyular ve duygular olarak ortaya çıkıyor. Bedenimizden kaçmak bizi bu önemli veri kaynağından koparıyor. İşin ilginci bu duygularla doğrudan yüzleştiğimizde, onların içindeki bilgiyi ve bilgeliği anladığımızda, işte o zaman onlardan özgür hale geliyoruz.  Korktuğumuz şeyden bizi kurtaracak yol, korktuğumuz şeyin içinden geçiyor.</p>
<h4><strong>Bedene işkence yapmayı bırak. </strong></h4>
<p>Sahip olduğunuz ve yaşadığınız sürece sahip olacağınız tek beden bu beden. İsteseniz de istemeseniz de. Onun için onunla barışsanız, onu kim bilir kimler tarafından konulan bazı standartlara uymuyor diye aşağılamayı ve ona olduğundan başka bir şeye dönüşmesi için gelişimsel şiddet uygulamayı bıraksanız iyi olacak. Beden istediğimiz kadar güzel, istediğimiz kadar ince, istediğimiz kadar sağlıklı, istediğimiz kadar güçlü olmayabilir. Ancak o beden olmasaydı bu yolculuğu yaşamıyor olacaktık. Bu bedenin içine doğduğunuz için özgürleşme şansınız var. Barışın. </p>
<p>Ona karşı uyguladığımız en büyük şiddet de zihnimizin bu ve benzeri gerçekçi ve anlamlı olamayan arzuları ile yarattığı gerilim. Onun için gevşemeyi, bedeni gevşetmeyi öğrenmek, belki de ona yapabileceğimiz en büyük iyilik. Aynı şekilde zorlayıcı ve rahatsız edici duygulardan bizi kısa yoldan ve kısa süre için kurtaran maddelere ve eylemlere geliştirdiğimiz bağımlılıklarımız da bedenimize yaptığımız büyük kötülüklerden. Gerçeklerle ne kadar rahatsız edici veya acı verici olsa da yüzleşmek, bu sayede özgürleşmek, bu sayede gevşemek, belki de bedenimize ve kendimize yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden.</p>
<figure class="image regular"><a   href="http://bedene iyi bak"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jennifer-burk-118076-unsplash_094ad8e53a8a50ddd6cd1f1534ed68f1_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jennifer-burk-118076-unsplash_094ad8e53a8a50ddd6cd1f1534ed68f1_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jennifer-burk-118076-unsplash_094ad8e53a8a50ddd6cd1f1534ed68f1_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jennifer-burk-118076-unsplash_094ad8e53a8a50ddd6cd1f1534ed68f1_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jennifer-burk-118076-unsplash_094ad8e53a8a50ddd6cd1f1534ed68f1_800.jpg" /></picture></a></figure>
<h4><strong>Bedene &#8211; ona takıntılı hale gelmeden &#8211; iyi bak.</strong> </h4>
<p>Bedene işkence yapmayı bırakmanın doğrudan bir uzantısı,  mantıklı ölçülerde ona iyi gelen şeyler yapmak. Tabi onu olduğundan başka bir şeye dönüştürme saplantısına kapılmadan. Abartmadan ve duygularımızdan kaçmak için bu sefer de bedene iyi bakmak için yeni bir bağımlılık geliştirmeden onu güçlendirecek, sağlıklı tutacak, enerjik kılacak, esneklik kazandıracak şekilde yaşamak, hareket etmek, uyumak, beslenmek, egzersiz yapmak, onun da bize bu yolda elinden geldiğince destek olmasına yardımcı olacaktır. </p>
<h4><strong>Bedene karşı güçlü olmayı öğren. </strong></h4>
<p>Bedenle güçlü ilişki kurmak beden ve onun rahatının takıntılısı olmak demek değil. Tam tersine: zaten bu yüzden, onun içinde ortaya çıkan olumsuz duygulara, rahatsızlığa dayanamadığımız için ondan kaçıyoruz. Bedenimizi kendi haline bıraktığımızda ve onun her dediğini yaptığımızda, evrimsel “bug”lar dediğimiz bazı şeylerin esiri olmak işten bile değil. Bedenimiz evrimsel geçmişinden ötürü ister istemez yüksek oktanlı besinlere öncelik vermeye odaklı, bu tip yüksek karbonhidrat içerikli besinleri belki de bu yüzden bu kadar haz verici buluyoruz. Üstelik bu haz, rahatsızlıklardan hızlı bir biçimde kaçmamız için de iyi bir araca dönüşebiliyor. Aynı şekilde bedenimiz, yine haz beklentisi yoluyla kendinin kopyalarını üretmek, yani üremek için programlanmış, bunun sosyal, psikolojik, ekonomik sonuçları hesaba katmadan. O açıdan karşı cinsle yaşayacağı kısa süreli hazlara sonucunu düşünmeden kendini teslim etmek, bu bedene, zihine ve kalbe büyük zararlar verebiliyorlar. Hele içimizdeki duygulardan kaçmak için Kopuk kısa vadeli bir çıkış yolu arıyorsa&#8230;</p>
<p>Bu örnekleri çoğaltabiliriz, ancak öyle gözüküyor ki bedenin esiri olmak, bizi onunla daha güçlü değil, daha zayıf bir ilişki kurmaya götürüyor. Bedenin acıdan kaçıp da devamlı hazza yönelme çabası, hem özünde mutlaka hayal kırıklığına uğraması kaçınılmaz bir çaba, hem de büyük ıstıraplara yol açabiliyor. Dediğimiz gibi, bizi korktuğumuz şeyden kurtaracak olan, korktuğumuz şeyin içinden geçiyor. O açıdan bedene mantıklı ölçüde iyi bakmak ancak onun esiri olmamak, duygu ve duyularımızın doğrudan farkında olmak ve ancak onlar tarafından yönetilmemek, bu yolda öğrenmemiz gereken önemli şeylerden biri.</p>
<h4><strong>Bütün bunların sonucunda da bedeni ehil bir biçimde kullanmayı öğren. </strong></h4>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/markus-spiske-34713-unsplash_0c4e0dfc48a27bc3c1f9f5197cee40b7_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/markus-spiske-34713-unsplash_0c4e0dfc48a27bc3c1f9f5197cee40b7_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/markus-spiske-34713-unsplash_0c4e0dfc48a27bc3c1f9f5197cee40b7_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/markus-spiske-34713-unsplash_0c4e0dfc48a27bc3c1f9f5197cee40b7_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="ehil yaşam" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/markus-spiske-34713-unsplash_0c4e0dfc48a27bc3c1f9f5197cee40b7_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Bedenimizi yukarıda özetlediğimiz şekilde ehil olmayan bir biçimde kullandığımızda, sadece ona zarar vermekle kalmıyoruz, aynı zamanda zihnimize ve kalbimize de zarar veriyoruz. Unutmayın, yolumuz hem kendimizle, hem de tüm olgularla doğrudan, özgürce, derinden, bu sayede de bir kutlama olarak yaşamaya doğru. Bunu yapabilmek için de zihnimizin mümkün olduğunca berrak olması, suçluluk gibi, öfke gibi, apati gibi, açgözlülük gibi, korku gibi, uyuşukluk gibi karanlık bulutlarla gölgelenmemiş olması gerekecek. Bedenimizi ehil ve erdemli bir biçimde kullanmadığımızda, bedenimizle kendimize ve başkalarına zarar ve ıstırap yaratıcı eylemlerde bulunduğumuzda, zihnimiz ve kalbimiz de zayıflar, kara bulutlarla kaplanır, Kopuk yönetimi ele alır. </p>
<p>Ancak biz bedenimizle güçlü bir ilişki kurup, onu ehil ve erdemli bir biçimde kullanmaya başladığımızda, işte ancak o zaman beden bize istediğimiz özgürlüğe ulaşmamız için destek olabilir. İşte o zaman bedenimiz, üzerinde berrak bir zihnin ve açık bir kalbin güvenle köklenebileceği güçlü bir kaideye dönüşür. İşte o zaman bedenimizi, beden farkındalığımızı kullanarak berrak biz zihin geliştirmek için çalışmaya başlayabiliriz.</p>
<p>Bir sonraki yazımızda bu kaideye dayanarak nasıl berrak bir zihin geliştirebiliriz, onu tartışacağız. Bir sonraki yazıda görüşmek dileği ile. </p>
<p><em>Bu yazı dizisindeki gelecek yazıları kaçırmamak için eposta listemize abone olun. Abone olduğunuzda sizler için hazırladığım ücretsiz e-koçluk çalışmasını da size göndereceğiz:</em></p>
<figure class="capture">
<div class="embed-container"><iframe src="https://app.storychief.io/capture/1208?source=59745" frameborder="0" scrolling="no" sandbox="allow-forms allow-scripts allow-same-origin" width="400" height="343" style="max-width: 100%;"></iframe></div>
</figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/guclu-beden-farkindalik-6-adim?id=1157673067&type=2",title: "Bedenle Farkındalık İçeren Güçlü Bir İlişki Geliştirmenin 6 Adımı",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/guclu-beden-farkindalik-6-adim/">Bedenle Farkındalık İçeren Güçlü Bir İlişki Geliştirmenin 6 Adımı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
