<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>blog Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/category/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/category/blog/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Sun, 02 Apr 2023 21:22:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>Odağını değer verdiğini söylediğin şey üzerinde sen tutamazken, biz sana nasıl güvenelim?</title>
		<link>https://marefidelis.com/odagini-deger-verdigini-soyledigin-sey-uzerinde-sen-tutamazken-biz-sana-nasil-guvenelim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Apr 2023 21:22:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetici ve lider koçluğunda ustalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14523</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir şey değiştirmeye çalışan kişinin başına neler geleceğinden ve bununla nasıl başa çıkması gerektiğinden bahsedelim biraz gelin. Bu politik bir yazı değil, ama politik arenayı örnek olarak kullanalım. Yazının içinde detox ve meditasyon bile var! 😉 Dediğim gibi tamamen politik bir görüşten ve tercihten bağımsız olarak, gelin bir önceki belediye seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun seçimi  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/odagini-deger-verdigini-soyledigin-sey-uzerinde-sen-tutamazken-biz-sana-nasil-guvenelim/">Odağını değer verdiğini söylediğin şey üzerinde sen tutamazken, biz sana nasıl güvenelim?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-1 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-0 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-1"><p>Bir şey değiştirmeye çalışan kişinin başına neler geleceğinden ve bununla nasıl başa çıkması gerektiğinden bahsedelim biraz gelin. Bu politik bir yazı değil, ama politik arenayı örnek olarak kullanalım. Yazının içinde detox ve meditasyon bile var! 😉</p>
<p>Dediğim gibi tamamen politik bir görüşten ve tercihten bağımsız olarak, gelin bir önceki belediye seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun seçimi nasıl kazandığına, rakiplerinden gelen saldırıları nasıl karşıladığına bakalım. Hem bireysel, hem kurumsal değişimde, hem de politik seçimlerde rakibinizin sizinle uğraşması ve muhatap alması, sizi bir tehdit olarak gördüğünde gerçekleşir ancak. İmamoğlu da son seçimlerde bildiğiniz gibi bir çok kişisel saldırıyla, karakter suikastıyla karşılaştı. Bir değişim gündemi ile yola çıktığınızda her zaman bu olur.</p>
<p>Rakibiniz hiçbir zaman bu değişim gündemi üzerinden sizinle etkileşime girmez. Bu gündemin hataları, eksik yönlerini tartışmaz. Çünkü bu, seçmenlerin dikkatini sizin gündeminiz üzerine çekecektir tekrar. Rakibinizin amacı ise dikkati sizin gündeminizden, savlarınızdan, iddianızdan mümkün olduğunca çabucak dağıtmak ve başka yere, mümkünse sizin kişisel hatalarınıza, tartışılabilir davranışlarınıza çekmektir. Bu yüzden bir şirkette veya kamu alanında önemli, gerekli, ancak değişime maruz kalacakların ama geçici bir rahatsızlığa ve küçük kayıplara razı olmasını gerektiren değişimleri gerçekleştirmeye çalışan herkes bu şekilde saldırılarla karşılaşabilir. Sonuçta liderlik insanları tolere edebilecekleri oranda rahatsız etme sanatıdır. İnsanlar da tolerasyon seviyelerine yaklaşan rahatsızlıklara bu rahatsızlığı yaratan kişinin dikkatini dağıtarak bu sayede de değişim gündeminden uzaklaştırmaya çalışarak direnirler.</p>
<p>Dediğim gibi hem kurumsal yaşam, hem de politik arena bunun sayısız örneği ile dolu. O açıdan seçimi kazanma ihtimali olan her aday gibi İmamoğlu’nun da bunlarla karşılaşmasında hiçbir şaşılacak şey yok. Buradaki önemli soru şu: Bunlara nasıl yanıt verdiğini hatırlıyor musunuz? Muhtemelen hayır. Çünkü İmamoğlu BU SALDIRILARA ÇOĞU ZAMAN BİR YANIT VERMEDİ. Yani odağını hiç dağıtmadı. Hiçbir zaman rakibinin onu çekmeye çalıştığı konuları gündem yapmadı. Her zaman kendi gündemine bağlı kaldı. Rakibinden nadiren bahsetti. Hep ne yapacağını, neyi hedeflediğini, yani kendi gündemini konuştu. Hatta saldırılar kazanılan seçimin iptal edilmesine kadar vardı.</p>
<p>O gece yaptığı konuşmayı hatırlıyor musunuz? O gece bu iptalin sorumluluları hakkında ne dediğini, onlardan nasıl bahsettiğini hatırlıyor musunuz? Yine muhtemelen hayır. Çünkü neredeyse hiç BAHSETMEDİ. Ama o konuşmayı, nasıl ceketini çıkardığını ve sonrasında söylediği birkaç cümleyi muhtemelen herkes hatırlıyordur. Bu sayede İmamoğlu hem kendi odağını korudu, hem de ona oy vereceklerin odağını kendi istediği yerde tuttu.</p>
<p>Siyasi yelpazenin sadece bir tarafını övmek için anlatmıyorum kesinlikle bunları. Erdoğan da son bir iki seçim haricinde neredeyse tüm seçimlerde bu stratejiyi güttü. İlk seçiminden başlayarak hiçbir zaman rakiplerinin gündeme getirmeye çalıştıkları üzerinden konuşmadı, saldırılara yanıt vermedi. Hep bir gelecek gündemi ile, bir vizyonla insanların önüne çıktı, ve kitlesinin odaklarının dağılmasına izin vermedi. Son dönemde bunu bırakmışa benziyor ve sonuçlarını hep beraber izleyeceğiz.</p>
<p>Bugünlerde Kılıçdaroğlu benzer saldırılara maruz kalıyor. Bu saldırılara nasıl yanıt verdiği (veya vermediği), kendi odağını, bu sayede de seçmenin odağını nasıl yönettiği, hele bu kadar farklı kitlelerden oy isterken, muhtemelen seçim sonuçlarında önemli etken olacak.</p>
<p>Siyaseti bir kenara bırakırsak, ister siz ister bireysel alanda bir değişimin peşine düşmüş ve kişisel liderliği ele almaya niyet edin, ister de kurumsal veya kamusal alanda önemli, özellikle de adaptif öğeler içeren bir değişime liderliğe girişin, o zaman bu şekilde odağınızı dağıtmak isteyen, ne yapmaya çalıştığınızı unutturmaya çalışan içeriden ve dışarıdan saptırıcılarla karşılaşacaksınız. Örneğin kişisel bir alışkanlığınızı değiştirmeye kalktığınızda, veya yeni bir “faydalı” alışkanlık geliştirmeye çalıştığınızda ne olduğunu fark ettiniz mi? Örneğin spora veya diyete başlamak gibi? Veya o meditasyon minderine her gün oturmak gibi? Bir anda dikkatinizi o yapmak istediğiniz şey dışında dünyadaki tüm diğer şeylere vermek için inanılmaz bir istek duymaz mıyız hemen? Geçen haftalarda eşimde kısa bir detox programı uyguladık. O bir hafta boyunca kebaplar, hamburgerler, pideler aklımdan çıkmadı desem yalan olmaz! Detox bittiği anda bu yiyecekleri de bir anda unuttum nedense! Aynı şekilde meditasyon saati geldiğinde birden aklınıza bir sürü yapılacak önemli şeyin veya hemen şimdi üzerinde çalışmazsanız kesinlikle unutacağınız harika fikrin geldiğini fark ettiniz mi?</p>
<p>Bu durumda yapmanız gereken en önemli şey, ister bireysel, ister kurumsal bir değişimin liderliğine soyunmuş, isterseniz politik arenada bir göreve aday olmuş olun, kesinlikle odağınızı, dikkatinizi her ne pahasına olursa olsun korumak ve gündeminizi, amacınızı, niyetinizi kesinlikle UNUTMAMAK. Eğer siz ne için ayağa kalktığınızı bu kadar çabuk unutup da bu çeldiricilerin tuzağına bu kadar kolay düşerseniz, onların söylediği bazen saçma sapan şeylere kendi gündeminizden, çok önemli olduğunu iddia ettiğiniz ve bu yüzden rahatsız olmaya razı olmamız gerektiğini anlattığınız değişimlerden daha fazla değer verirseniz, biz nasıl size güvenip de peşinizden gelelim ki?</p>
<p>Liderin içsel ve dışsal tuzakları ve bunlarla başa çıkma yolları, 6 Mayıs’ta başlayacak ICF onaylı Yönetici ve Liderlik Koçluğunda Ustalık Serisinin ilk eğitiminin de konusu. Bu eğitimle ilgili daha detaylı bilgiye <a href="https://marefidelis.com/yonetici-ve-lider-koclugu-programi/">Yönetici ve Lider Koçluğu Programı</a> linkinden ulaşabilirsiniz.</p>
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/odagini-deger-verdigini-soyledigin-sey-uzerinde-sen-tutamazken-biz-sana-nasil-guvenelim/">Odağını değer verdiğini söylediğin şey üzerinde sen tutamazken, biz sana nasıl güvenelim?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanlar, kurumlar, şirketler neden değişmiyor? Ve değişim nasıl olur?</title>
		<link>https://marefidelis.com/insanlar-kurumlar-sirketler-neden-degismiyor-ve-degisim-nasil-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Dec 2018 11:49:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Adaptif değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Coaching]]></category>
		<category><![CDATA[Değişim]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Organizasyonel değişim]]></category>
		<category><![CDATA[yonetici koçluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/insanlar-kurumlar-sirketler-neden-degismiyor-ve-degisim-nasil-olur/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Danışanım Ayla, yabancı bir şirketin Türkiye ofisine yeni genel müdür olmuştu. Kendisinden önceki genel müdür, yirmi yıl boyunca şirketi kendisine yakın birkaç kişi ile birlikte tam anlamı ile çiftliği gibi yönetmişti. Bu eski genel müdüre sorulmadan şirkette hiçbir karar alınamıyor, yurt dışına hiçbir rapor gönderilmiyor, kimse hiçbir şekilde inisiyatif kullanamıyordu...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/insanlar-kurumlar-sirketler-neden-degismiyor-ve-degisim-nasil-olur/">İnsanlar, kurumlar, şirketler neden değişmiyor? Ve değişim nasıl olur?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Danışanım Ayla, yabancı bir şirketin Türkiye ofisine yeni genel müdür olmuştu. Verilen görev, en başta değişim yaratmaktı. Kendisinden önceki genel müdür, yirmi yıl boyunca şirketi kendisine yakın birkaç kişi ile birlikte tam anlamı ile çiftliği gibi yönetmişti. Bu eski genel müdüre sorulmadan şirkette hiçbir karar alınamıyor, yurt dışına hiçbir rapor gönderilmiyor, kimse hiçbir şekilde inisiyatif kullanamıyordu. Yurt dışına raporlanan rakamlar da her sene gayet iyi gözüktüğü için uzun süre kimse müdahale etmemişti şirkete. Başkaları ile ilişki kurmayı çok iyi beceren eski genel müdür, her yıl birkaç kere gelen bölge direktörünü ve diğer global yöneticileri Boğaz&#x27;da yenen bir sürü yemek, çok iyi geçen birkaç bayi ziyareti, genel müdürlük ofisinde göz boyayıcı sunumlarla idare etmiş, hatta bu yirmi yıl içinde şirketin global toplantılarında “Türkiye’nin başarısı” konulu sunumlar yapmak için davet bile edilmişti. </p>
<p>Ancak global şirketin başına gelen yeni CEO’nun bastırması ile genel müdürün tüm itirazlarına ve istifa tehditlerine rağmen Türkiye ofisinde işe alınan yeni finans müdürü, aslında nasıl bir tiyatro oynandığını açığa çıkarmıştı. Her yıl raporlanan rakamlarla nasıl oynandığı, genel müdürün yakın arkadaşı ve belki de ortağı olan bazı bayilerin de yardımı ile sene sonunda satışları nasıl yüksek gösterdiği, aslında şirketin uzunca süredir batık durumda olduğu tüm çıplaklığı ile ortaya serilmiş, bunun üzerine eski genel müdür işten çıkarılmıştı. Ayla işte böyle bir durumda şirketi toparlamak ve değişimi yönetmek üzere işe alınmıştı.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jonas-verstuyft-352713-unsplash_8d0d8a75f974ccecf5fc16118e5ae099_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jonas-verstuyft-352713-unsplash_8d0d8a75f974ccecf5fc16118e5ae099_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jonas-verstuyft-352713-unsplash_8d0d8a75f974ccecf5fc16118e5ae099_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jonas-verstuyft-352713-unsplash_8d0d8a75f974ccecf5fc16118e5ae099_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/jonas-verstuyft-352713-unsplash_8d0d8a75f974ccecf5fc16118e5ae099_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Ayla, daha önce Kuzey Amerika kültürünün egemen olduğu şirketlerden birinde yöneticilik yapmış, bir ara bu şirketlerin Avrupa ve ABD bürolarında çalışmıştı. Herkesin herhangi bir hiyerarşi gözetmeden, kendi fikrini açıkça söylediği, bol bol tartışarak karar alınan, kararların sonuçlarının rakamlarla takip edildiği ortam ve kültürlere alışıktı. Onu işe alan yeni bölge direktörü (eskisi de bu süreçte işten çıkarılmıştı) bu geçmişinin ve yaklaşımının kendisini seçmelerinde etken olan faktörler arasında olduğunu, artık herkesin konuşabildiği, kimsenin üstlerinden korkmadığı, hatalı gördükleri yerde seslerini çıkarabildikleri, şeffaf, katılımcı bir yönetim modeli oluşturmak istediklerini açıkça belirtmişti. Doğal olarak da Ayla, yeni şirketinde bu şekilde bir kültür oluşturmak istiyordu.</p>
<p>Sizce Ayla bu görevinde başarılı olmak için ne kadar şansa sahip? Veya daha doğru soralım: Ayla başarılı olursa nasıl olur? Ne yaparsa, veya ne yapmazsa başarısız olur?</p>
<p>Yani bir organizasyonda kültür nasıl değişir? Gerçekten değişir mi? Neden değişmez? Değişmesi için ne yapmak, neyi bilmek, neyin farkında olmak lazım?</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/mikito-tateisi-333584-unsplash_ae436b173da1ef0b28605f0caeddf425_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/mikito-tateisi-333584-unsplash_ae436b173da1ef0b28605f0caeddf425_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/mikito-tateisi-333584-unsplash_ae436b173da1ef0b28605f0caeddf425_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/mikito-tateisi-333584-unsplash_ae436b173da1ef0b28605f0caeddf425_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/mikito-tateisi-333584-unsplash_ae436b173da1ef0b28605f0caeddf425_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Tahmin ettiniz lafı nereye getireceğimi: Neyle uğraştığını bilemez, anlayamazsan, onu değiştiremezsin. Yani Ayla’nın sorması gereken sorular neler? “Biz” alanında, kolektif öznel alanda, yani toplulukların birlikte nasıl düşündükleri, neye inandıkları, neyi değerli kabul edip ona karşı olan müdahaleleri saldırı olarak kabul edecekleri, ne gibi kolektif eylemlerde bulundukları hakkında doğru bir analiz yapmak için ve bu analize dayalı bir değişim stratejisi, eylem planı çıkarabilmek için hangi modeller, hangi düşünüş şekilleri bize destek olabilir?</p>
<p>Yeni başladığımız bu yazı dizisinde işte bu sorulara yanıt arayacağız. Her hafta böyle bir değişime önderlik yapabilmek için liderlerin neleri hesaba katması gerektiğini, ve koçların onlara nasıl destek olabileceğini araştıracağız bir süre.</p>
<p>Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere.</p>
<p><em>Not: Bu yazıda paylaşılan örnekteki kişilerin isimleri, şirket bilgileri vs. tamamen değiştirilmiş, bazen de farklı danışan vakaları birleştirilerek kimlikleri saklanmıştır. Onun için birine benzettiyseniz, muhtemelen o değildir! :) </em></p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/insanlar-kurumlar-sirketler-neden-degismiyor-ve-degisim-nasil-olur?id=466644727&type=2",title: "İnsanlar, kurumlar, şirketler neden değişmiyor? Ve değişim nasıl olur?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/insanlar-kurumlar-sirketler-neden-degismiyor-ve-degisim-nasil-olur/">İnsanlar, kurumlar, şirketler neden değişmiyor? Ve değişim nasıl olur?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</title>
		<link>https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Sep 2018 11:58:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Adaptif değişim]]></category>
		<category><![CDATA[adaptif liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Jordan Peterson]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Lider Koçluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/icimiz-disimiz-kaos/</guid>

					<description><![CDATA[<p>... Ancak problem şu: Biz bu düzenin devamlılığına ne kadar yatırım yapabiliriz, bu düzenin devamlığını ne kadar bekleyebiliriz? Biz dünyayı, dünyamızı düzenli, sabit, değişmez hale getirdiğimizi sansak bile, aslında uçsuz bucaksız bir belirsizlik denizi içinde küçük düzen adaları kurmaktan başka bir şey yapmıyoruz belki de. Üstelik bu adalarımız da kâğıttan...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/">Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okuma süresi: 6 dakika</p>
<p>Geçenlerde orta büyüklükte bir şirketin sahibi olan danışanımla sohbet ediyoruz. Piyasalardaki kaos ile kendi kendisini nasıl panik atağın eşiğine getirdiğinden bahsediyor. Henüz işlerinde herhangi bir olumsuzluk olmasa da olası problemleri düşünmekten kendini alamadığından, bu yüzden uykularının kaçtığından, nefesinin daraldığından bahsediyor.</p>
<p>Sanırım şu anda bir çoğumuz buna benzer bir durumu, belirli ölçülerde yaşıyoruz. Özellikle de içinde bulunduğumuz durumu tanımlayamadığımızda ve anlam veremediğimizde.</p>
<p>Kanadalı psikolog, yazar ve akademisyen Jordan Peterson, insanın varoluş deneyiminin iki “ilahi güç” arasında oynanan oyunlar tarafından belirlendiğini söylüyor: Düzen, ve Kaos[1]. </p>
<h3 id="as9b0">Düzen ve Kaos</h3>
<p>Düzen. Bilinen. Tanıdık olan. Kendimin ve başkalarının yönünün ve eylemlerinin ve bu yön ve eylemlerin sonuçlarının tahmin edilebilir olduğu dünya. Tehditlerin olmadığı, olguların belirli olduğu, otobüslerin, trenlerin ve uçakların zamanında kalktığı ve istikametlerine ulaştığı dünya. Hedeflerime ulaştığım, evimin, işimin, sağlığımın, paramın, sevdiklerimin, ülkemin güvende olduğu dünya. Olguların, davranışların, sözlerin, var oluşumun anlamını bildiğim, huzurlu hissettiğim yer. Öte yandan hep eskinin tekrarına müsaade eden, yeniye yer olmayan, yeni fırsat ve olasılıkların bulunmadığı, heyecanın ve diğer duyguların içinde yer almadığı, durgun. Kuralların, düzenin, otoritenin dünyası. Maskülen. Yang. Baba prensibi. </p>
<p>Ve Kaos. Tanıdık olmayan, bilmediğim, yönünü, sınırlarını ve olasılıklarını tahmin edemediğim dünya. İnsanların ve olguların benim beklediğimden farklı davrandığı, bu davranışlarının sonuçlarının da beklemediğim gibi sonuç verdiği yer. Bilinmeyen, bu yüzden de sonsuz olasılıkları içeren, karanlık gözüken, ancak içinden aydınlığın doğduğu yer. Kendimi güvende hissetmediğim, yönümü, bir sonraki adımımı ve onun nelere yol açacağını, başıma neyin geleceğini bilemediğim yer. Olguların, davranışların ve deneyimlerin “anlamını” bilmediğim, her şeyin mümkün olduğu, bu yüzden de korkutucu olduğu yer. Öte yandan da tüm yaratıcılığın, tüm yeni olasılıkların, tüm heyecanın, tüm duyguların, maceranın, fırsatların, mucizevi çözümlerin yaşadığı yer. Feminen. Yin. Anne prensibi. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg" /></picture><figcaption>Kaosun içindeki düzen, düzenin içindeki kaos</figcaption></figure>
<h3 id="blfd9">İnsanın macerası</h3>
<p>İnsanın bu iki dinamik güç arasındaki macerası, on binlerce yıllık insan medeniyetinin mücadelesinin özeti. İnsanın özünde kaotik, belirsiz, tanımsız, her an ne olabileceği ile ilgili sınırsız olasılıklar içeren ve bu olgularla ilgili kendiliğinden, net açıklamaların olmadığı bir dünyadan beslenerek o dünyayı düzenli, formüllerin tuttuğu, olguların anlaşılabilir ve tahmin edilebilir olduğu bir dünyaya dönüştürme çabası, tüm bilimsel, politik, ekonomik, kültürel ve sosyal evrimlerin ve devrimlerin altındaki itici güç gibi gözüküyor. Kültür bile bakarsanız kabul edilebilir davranış ve düşünceleri kısıtlayarak ve olguları algılama biçiminizde ortak bir anlam haritası tanımlayarak insan ilişkilerinde tahmin edilebilir ve güvenli bir zemin yaratmaya çalışmıyor mu? </p>
<p>İşte bu yüzden düzensizlikten, yönsüzlükten, bilinmeyenden uzaklaşmak ve düzene, tanımlı olana, bilinene doğru ilerlemek, neredeyse insanların genetik kodlarına yazılmış, sinir sistemimize işlemiş. Bu yüzden liderlerimizi, yöneticilerimizi bize düzen, yön, ve koruma vadedenlerden seçiyor, bu kişilere için seve seve kendi otoritemizi teslim ediyoruz.</p>
<h3 id="b6ejf">Kağıttan Gemiler</h3>
<p>Bunda bir problem yok. Özellikle işler iyi giderken. Ancak problem şu: Biz bu düzenin devamlılığına ne kadar yatırım yapabiliriz, bu düzenin devamlığını ne kadar bekleyebiliriz? Biz dünyayı, dünyamızı düzenli, sabit, değişmez hale getirdiğimizi sansak bile, aslında uçsuz bucaksız bir belirsizlik denizi içinde küçük düzen adaları kurmaktan başka bir şey yapmıyoruz belki de. Üstelik bu adalarımız da kâğıttan. Bu kâğıttan düzen adaları kaos denizinde ıslandıkça çözülmeye başlıyorlar ve bizi tekrar tekrar hayatın, dünyanın belirsizliği ile, değişkenliği ile, tanımsızlığı ile yüz yüze bırakıyorlar.</p>
<p>Bu duruma karşı ilk tepkimiz daha fazla düzene, daha fazla otoriteye sığınmak oluyor genellikle. Ekibimizin motivasyonsuzluğu bir eğitimle çözülsün istiyoruz. Toplumsal huzur askeri önlemlerle ortadan kalksın istiyoruz. Şirketteki problemleri yeni gelen genel müdür alacağı mucizevi ve bir şekilde bizi rahatsız etmeyen, belirsizlikte hissettirmeyen kararlarla çözsün istiyoruz. Yeni bir politik lider, yeni bir Atatürk gelsin ve ülkeyi kurtarsın istiyoruz. İçinde bulunduğumuz kaosa anlam veren açıklamalar hoşumuza gidiyor. Tam ne ve kim olduğunu bilmediğimiz karanlık güçlerin bizimle dalga geçtiğini düşünmek, anlamsızlığa anlam, ucunu bucağını bilmediğimiz, tanımlayamadığımız, o yüzden de nasıl tepki vereceğimizi bilmediğimiz kaosa tanım getiriyor. Neye nasıl tepki vereceğimizi bilmemektense göremediğimiz farazi bir düşmana öfkelenmek daha kolay oluyor.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="kaos" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg" /></picture><figcaption>Kurduğunuz düzen gerçekten fırtınalara dayanabilir mi?</figcaption></figure>
<p>Bu tip çözümler bazen kısa dönemli olarak bizi rahatlatıyor. Geçici olarak düzene geri dönmüşüz gibi bir his yaratıyor. Ancak bu düzenin gerçekten tekrar sağlandığı durumlarda bile yeni inşa edilen düzen adası da kağıttan olduğu ve ıslak kaos denizinin ortasına konduğu için aynı problemlerle yüz yüze kalıyoruz bir süre sonra. Bu sefer daha da düzene tutunuyoruz, daha da bilinmeyeni reddediyoruz. Gitgide diktatörleşen liderlere, yöneticilere toplumlara, şirketlere, anne babalara, eşlere dönüşüyoruz. </p>
<h3 id="7nr83">Üçüncü ilahi güç</h3>
<p>Jordan Peterson diyor ki düzene bu kadar sığınmanın sonucunda da <em>“…toplumun ilerlemesini sağlayan yaratıcı araştırmacı süreç sekteye uğruyor. Bu “adaptasyon kapasitesinin kısıtlanması” da … kaos ihtimalini dramatik bir şekilde arttırıyor.”<strong>[2] </strong></em>Yani insanlar bu yola saptıklarında kendi eylemleri ile daha da büyük düzeyde düzensizliği davet ediyorlar, hatta bu düzensizliği kendileri yaratıyorlar.</p>
<p>İşte bu blogda defalarca tartıştığımız adaptasyon gerektiren değişim, artık mevcut bilginin, düzenin yeterli olmadığı ve daha iyi bir yere gelebilmek için bilinçli ve kontrollü bir biçimde o düzenin dışına çıkmamızı, mevcut tanımlarımızı, algılarımızı, yaklaşımlarımızı, anlam haritamızı sorgulamamız, tanıdık olandan ve bizi şimdiye kadar tanımlayandansa bilinmeyene ve onun sunduğu tüm olasılık ve potansiyele isteyerek ama yavaş yavaş, adım adım, dikkatli bir biçimde adım atmamızı gerektiren türde bir değişim. Peterson, kaos ve düzenle beraber üçüncü ilahi gücü bu iki güç arasında dans eden ve bu iki gücü kullanarak yaşamına anlam veren, yani düzenin sınırlarını genişleten &quot;insan&quot; olarak tanımlıyor. </p>
<p>Değişim, ancak artık işe yaramayan ve bizi içinde bulunduğumuz çıkmazlarda tutan değerlerimizi, düşünüşümüzü, alışkanlıklarımızı, eylemlerimizi ve kimlik tanımlarımızı, yani mevcut düzenimizi sorgulayarak ve bunların bazılarını bırakmaya razı olarak gerçekleşebilir. Bu, kayıp hissi içeren ve çok rahatsız edici bir süreçtir. Ancak başka türlü ilerleme kaydedilmez. Başka türlü, biz geçici ve çoğu zaman da içeriden ve dışarıdan otorite baskısı içeren çözümlerle yaşamaya devam ederiz. Problemlerimiz de tekrar tekrar karşımıza gelirler. </p>
<p>İşte bu yüzden birçok şirkette yaşanan ve çağımızda iyice içinden çıkılmaz hale gelen sorunlar da, ülkelerin ve toplumların karmaşık sorunları da sadece otorite ve devamlı alışık düzenleri geri getiren çözümler ile çözülemez. Çünkü karmaşık, sınırlı kontrolün olduğu, belirsizlik içeren, tam olarak tanımlanamayan problemlere prematüre ve bilinen, denenmiş düzenler getirmeye çalışan teknik çözümler uzun dönemde işe yaramaz. </p>
<h3 id="tlas"><strong>Kaos ve düzenle dans etmek</strong></h3>
<p>Ancak tamamen kaosa atılmak da işe yaramaz. Değişim sürecinin kendisinin de belli bir düzen içinde olduğunu hissetmek, değişimin yönünü görmek ve gözümüzün önünde tutabilmek, değişim sürecinde zorlansak da ve bazı kayıplara razı olsak da temelde güvende olduğumuzu, gittiğimiz yerin bugün olduğumuz yerden daha iyi olduğunu bilmek, bu rahatsız edici kaotik süreci bizim için tahammül edilebilir kılar.</p>
<p>Liderlik yapmak işte bu yüzden kritiktir. Liderlik yapmak demek düzenle, bilinenle bilinmeyen arasındaki ince ve kritik çizgide etkin bir biçimde ilerlemeyi ve insanların da sizle yürümesini sağlamayı becerebilmek demektir. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="liderlik" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg" /></picture></figure>
<h3 id="8tike">Kaosla başa çıkabilmenin iki aracı</h3>
<p>Bunu yapabilmenin en önemli yollarından birisi de içinde bulunduğu duruma anlam verebilmek, olan kaosu da daha büyük düzenin, hatta kaos ile düzenin asırlardır süren dansının bir parçası olarak görebilmektir. Danışanım, tüm bu yazıda bahsettiğimiz süreci seansımızda kendi içinde yaşadıktan ve değerlendirdikten sonra diyor ki: </p>
<p>“Dost, evet, tam bir kaos hissediyorum. Yarattığım düzenin, kağıttan gemimin parçalanması korkusu tüm zihnimi kaplamış durumda. Kaostan başka bir şey göremiyorum. Ama fark ediyorum ki bu aslında benim kaosun da içinde yer aldığı daha büyük bir düzeni göremememden kaynaklanıyor”.</p>
<p>Bunu söyleyince tutmakta olduğu nefesini ilk defa veriyor. Omuzları, yüzü gevşiyor, altındaki koltuğu, yeri ilk defa hissediyor sanki.</p>
<p>“Harika” diyorum. “Belki de kendini korkunun ve endişenin içinde bulduğun her seferinde bunu kendine tekrarlayabilir, hatırlatabilirsin.” Çünkü kaosla başa çıkmak için ve bize sunduğu fırsatları etkin bir biçimde kullanabilmenin ikinci önemli yolu da bu: Bizi yolda tutacak, kendi iç kaosumuza düzen getirecek pratikler, uygulamalar, ritüeller oluşturmak ve bunları her ne pahasına olursa olsun uygulamak.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="pratikler" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Bu fikir danışanımın hoşuna gidiyor. “Başka ne gibi pratikler işine yarar?” diye soruyorum.</p>
<p>Biraz düşünüyor. Diyor ki “Dost, ben şimdiye kadar çok kağıttan gemi yaptım. Bazıları su aldı dağıldı, ama ben yenisi yaptım her seferinde. Yine yapabilirim. Bu gemim dağılırsa ben daha çok gemiler yaparım.” </p>
<p>Danışanımın bedeni rahatlarken aklıma <a target="_blank" href="https://marefidelis.com/marefidelis-klasikleri-kagittan-gemiler/" rel="noopener noreferrer">daha önceki bir yazımda da paylaştığım</a> Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun harika şiiri düşüyor:</p>
<blockquote><p><em>Kağıttan bir gemi yaptım küçücük</em><br /><em>Ya 5 öpücük sığar içine</em><br /><em>Ya 10 öpücük</em><br /><em>Kız kardeşim</em><br /><em>10 öpücükte batar bu gemi dedi</em><br /><em>Sen misin</em><br /><em>15 öpücük</em><br /><em>Anam sakın denize atma dedi</em><br /><em>Doğru havuza</em><br /><em>Sen misin</em><br /><em>Doğru denize</em><br /><em>Ama ıslanmasıyla batması bir oldu</em></p>
<p><em>Bir gemi daha yaparım ne çıkar</em><br /><em>Hem bu sefer öpücük yerine</em><br /><em>Sunturlu birkaç küfür</em><br /><em>Daha birkaç gemi yaparım</em><br /><em>Çok şükür.</em></p></blockquote>
<p>[1]Jordan Peterson, Maps of Meaning: The Architecure of Belief, 1999.</p>
<p>[2]Peterson, ibid.</p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/kaosla-basa-cikmak?id=1720181035&type=2",title: "Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/">Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
