<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kaos ve düzen Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/tag/kaos-ve-duzen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/tag/kaos-ve-duzen/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2020 17:14:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>“Kaosa Anlam Getirmek” webinarımızın kaydı YouTube’da yayında&#8230;</title>
		<link>https://marefidelis.com/kaosa-anlam-getirmek-webinarimizin-kaydi-youtubeda-yayinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2020 17:14:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[webinar]]></category>
		<category><![CDATA[youtube]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[VUCA Liderliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/kaosa-anlam-getirmek-webinarimizin-kaydi-youtubeda-yayinda/</guid>

					<description><![CDATA[<p>9 Nisan 2020 tarihinde gerçekleşen webinarımızda içinde bulunduğumuz dönemde Tepe Yöneticilere düşen rol ve görevleri tartıştık, ancak bu ipuçları kendi hayatımızın lideri olan hepimiz için de geçerli bir yerde... Bu webinarın kaydını aşağıdan izleyebilirsiniz:</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kaosa-anlam-getirmek-webinarimizin-kaydi-youtubeda-yayinda/">“Kaosa Anlam Getirmek” webinarımızın kaydı YouTube’da yayında&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>9 Nisan 2020 tarihinde gerçekleşen webinarımızda içinde bulunduğumuz dönemde Tepe Yöneticilere düşen rol ve görevleri tartıştık, ancak bu ipuçları kendi hayatımızın lideri olan hepimiz için de geçerli bir yerde&#8230;</p>
<p>Bu webinarın kaydını aşağıdan izleyebilirsiniz:</p>
<figure class="video regular ">
<div class="embed-container">
<div style="max-width: 100%; position: relative; padding-top: 74.94553376906318%;"><iframe width="459" height="344" src="https://www.youtube.com/embed/FDxHCCp6hg8?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen="" style="position: absolute; top: 0px; left: 0px; width: 100%; height: 100%;"></iframe></div>
</div>
</figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/kaosa-anlam-getirmek-webinarimizin-kaydi-youtube-da-yayinda?id=1487237282&type=2",title: "“Kaosa Anlam Getirmek” webinarımızın kaydı YouTube’da yayında...",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kaosa-anlam-getirmek-webinarimizin-kaydi-youtubeda-yayinda/">“Kaosa Anlam Getirmek” webinarımızın kaydı YouTube’da yayında&#8230;</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Webinar: Kaosa Düzen Getirmek</title>
		<link>https://marefidelis.com/webinar-kaosa-duzen-getirmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2020 21:24:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim Duyuruları]]></category>
		<category><![CDATA[webinar]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Krizle Başa Çıkmak]]></category>
		<category><![CDATA[VUCA Liderliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/webinar-kaosa-duzen-getirmek/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dost Can Deniz'den Tepe Yöneticilere Özel Webinar:  Bu Dönemi Fırsata Çevirmek İçin 4 Altın Anahtar 9 Nisan 2020, Perşembe 17 – 18:30</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/webinar-kaosa-duzen-getirmek/">Webinar: Kaosa Düzen Getirmek</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4 id="aau0l"><strong><em>Dost Can Deniz&#x27;den Tepe Yöneticilere Özel Webinar: <br />Bu Dönemi Fırsata Çevirmek İçin 4 Altın Anahtar</em></strong></h4>
<h4 id="eb4da"><strong>9 Nisan 2020, Perşembe</strong> <strong>17 – 18:30</strong></h4>
<p>İki üç haftadır, özellikle de şirketlerinde en tepe konumlarda bulunan danışanlarımla aynı konuyu konuşuyoruz doğal olarak:<strong><em> İçinde bulunduğumuz VUCA (Volatile, Uncertain, Complex, Ambiguous &#8211; Oynak, Belirsiz, Karmaşık, Anlaşılması Güç) durumu en iyi şekilde nasıl yönetebiliriz?:</em></strong></p>
<ul>
<li>“Bu eşi benzeri olmayan dönemde şirketimi, ekibimi ve diğer paydaşlarımı en iyi nasıl yönetebilirim?”</li>
<li>“Bu dönemin VUCA’lığına, yani oynaklığına, belirsizliğine, karmaşıklığına ve anlaşılmazlığına karşı uygulamam gereken stratejiler, taktikler, antidotlar neler?</li>
<li>“Bana doğrudan bağlı olan ekibime ve şirketin geri kalanına karşı iletişim stratejim ve stilim nasıl olmalı?”</li>
<li>“Müşterilerimle ve kendi yöneticilerimle, Yönetim Kurulu’mla iletişimim nasıl olmalı?”</li>
<li>“Bu dönemi destekleyecek ve uzaktan çalışma düzenine geçen şirketi odaklı, uyanık, birbirleri ile koordine bir şekilde ve kopukluğa, izolasyona, uyuşukluğa ve endişeye kapılmadan tutmak için ne gibi yapılar, ritüeller, uygulamalar oluşturabilirim?”</li>
<li>“Şirketi duruma yanıt verecek çevikliğe ulaştıracak araçlarım neler?”</li>
<li>“Ve ben kendimi bu dönemde nasıl odaklı, uyanık, sakin, çevik ve sağlıklı tutarım?”</li>
</ul>
<p>Hemen her danışanımla, VUCA&#x27;nın her bir öğesine yanıt vermek için dört farklı yaklaşımı nasıl eylem ve düşünüşlerine katabileceklerini konuşuyoruz. Global bir firmanın Türkiye CEO’su ve bölge yöneticisi bir danışanım “bunlar bana çok faydalı oldu, bunu bir webinar’a dönüştürsen de daha geniş bir çevre faydalansa” deyince, sizlere sunduğum bu çalışma doğdu.</p>
<p>Sizleri 9 Nisan saat 17:00 – 18:30’da gerçekleşecek <strong>“Kaosa Düzen Getirmek: Bu Dönemi Fırsata Çevirmek İçin 4 Altın Anahtar”</strong> adlı webinar/çalışmaya davet etmek isterim. Şirketlerin özellikle en tepe yöneticileri için tasarlanmış bu çalışmada yukarıdaki ve sizlerden gelen sorular üzerine tartışacak ve bu dönemde şirketi, ekibi, yönetim kurulunu/ortakları ve müşterilerimizi en etkin şekilde yönetmek için işe yarayacak temel yaklaşımları konuşacağız. Bu çalışma özellikle Genel Müdür, CEO, yönetici ortak, vb. pozisyonlar için tasarlandı, ancak yakın zamanda daha alt pozisyonlar için de bir webinar yapmayı planlıyorum.</p>
<p>Tamamen ücretsiz olarak sunulan bu çalışmaya katılmak için aşağıdaki linkteki kayıt formunu doldurmanızı rica ediyorum: </p>
<p><a target="_blank" href="https://marefidelis.com/ceolar-icin-vuca-liderligi-webinar-kayit-formu/" rel="noopener noreferrer">https://marefidelis.com/ceolar-icin-vuca-liderligi-webinar-kayit-formu/</a></p>
<h4 id="1tekj">Peki, ben kimim? </h4>
<p>Türkiye&#x27;nin ilk lider koçlarındanım ve International Coach Federation tarafından verilen Master Certified Coach ünvanını alan ilk Türk koçum. Onsekiz yıla ulaşan koçluk ve örgütsel gelişim danışmanlığı kariyerimde Türkiye&#x27;nin bir çok büyük firmasının genel müdür ve CEO&#x27;suna hizmet sunma fırsatım oldu. Öte yandan 10 yıldır da profesyonel koçlar yetiştiren önemli bir programın da ortak ve liderlerindenim. <a target="_blank" href="https://marefidelis.com/takimimiz/#dost" rel="noopener noreferrer">Hakkında daha detaylı bilgilere bu linkten ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/webinar-kaosa-duezen-getirmek?id=747756724&type=2",title: "Webinar: Kaosa Düzen Getirmek",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/webinar-kaosa-duzen-getirmek/">Webinar: Kaosa Düzen Getirmek</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</title>
		<link>https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2020 11:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acaba şu anda olanlara daha derinden bakabilir miyiz? Bu olanları bizim kim olduğumuz, aslında ne içinde yaşadığımız, ve aramızdaki ilişki hakkındaki derin yanlış anlamamıza ondan daha da derin bir biçimde bakabilir miyiz? Bu sayede bu olanlarla beraber her türlü olgudan zihnimizi daha da özgür hale getirebilir miyiz? Bu yazının vaadi, bu soru hakkında... Yani bu yazının vaadi, özgürlük. Evde kapalı kalsak bile. Ne dediğimi anlatabilmek için önce size bir iki hikaye anlatmam lazım.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/">Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazı bir adet daha COVID &#8211; 19 salgını ve karantina altında nasıl eğlenebiliriz, nasıl sıkılmayız yazısı olmayacak. Bu yazı &quot;aaa ne kadar abarttık, yok bir şey canım, yakında normale döneriz!&quot; yazısı, &quot;aman evimizde oturalım, sakın sokağa çıkmayalım, yoksa varya, uffff!&quot; yazısı da olmayacak (ki evde oturalım, çok gerekmedikçe çıkmayalım, lütfen!). Bu yazı &quot;bu durumu nasıl fırsata çevirebiliriz veya evden nasıl iyi çalışabiliriz&quot; yazısı da değil. Bunlardan bolca var.</p>
<p>Acaba şu anda olanlara daha derinden bakabilir miyiz? Bu olanları bizim kim olduğumuz, aslında ne içinde yaşadığımız, ve aramızdaki ilişki hakkındaki derin yanlış anlamamıza ondan daha da derin bir biçimde bakabilir miyiz? Bu sayede bu olanlarla beraber her türlü olgudan zihnimizi daha da özgür hale getirebilir miyiz? Bu yazının vaadi, bu soru hakkında&#8230;</p>
<p>Yani bu yazının vaadi, özgürlük. Evde kapalı kalsak bile. Ne dediğimi anlatabilmek için önce size bir iki hikaye anlatmam lazım.</p>
<h4 id="58n5i">Yeniden Doğum Veya Psikopataloji</h4>
<p>Budist kozmolojide tüm varlıkların tekrar tekrar beden buldukları boyutlardan bahsedilir. Bu anladığımız anlamıyla bir reenkarnasyon, bir egonun, &quot;atman&quot;&#x27;ın  yeniden doğması değildir. Yaşam süremizde oluşan şartlanmaların, alışkanlıkların, eğilimlerin, zihinsel örüntülerin, kendi kendini doğuran ve birbirinin etkisi ve sonucu olan olguların &#8211; ve bunlarla birlikte geliştirdiğimiz bilgeliğin &#8211; yeniden bedenlenmesidir aslında. Bu nedenle de bu şartlanma, alışkanlık, eğilim ve zihinsel durumların sonucu olarak farklı varoluş boyutlarında doğar varlıklar.  Tanrısal boyutlar, hayvanlar boyutu, cehennemsi boyutlar, veya insan boyutu gibi&#8230; Bir bedenlenmenin zamanı dolduğunda, yine aynı şekilde oluşturduğu eğilimlere göre süreç devam eder. Ta ki kendisi ve varoluşla ilgili yanlış anlamasını ortadan kaldırıp, çarkın dışına çıkana kadar.</p>
<p>Amerikalı psikiyatrist ve meditasyon hocası Mark Epstein bu boyutlara aynı zamanda bu düzlemde, bu yaşamda ortaya çıkan ve insanların zihinlerini ele geçiren zihinsel haller, psikopatolojiler olarak da bakabiliriz diyor. Örneğin güçlü yakıcı duygular tarafından zihni ele geçirilmiş, hayalkırıklığı, bunun sonucu da sonsuz güvensizlik, ve dolayısıyla güçlü öfke ve nefret duyguları içinde yaşayan kişi, sanki alevler içinde yanıyor gibi acı çekecek ve çevresindeki herkesi ona acı vermeye, onu incitmeye çalışan zebaniler gibi görecektir. Bu sayede de kendi cehennemini kendisi yaratacaktır. Aynı şekilde tüm zihnini bedensel dürtü, arzu, haz ve rahatsızlıklarının kontrol etmesine  müsaade eden, sonucunu düşünmeden o anki haz vaadinin peşinden giden veya azıcık can yanmasına dayanmamak için uzun vadede daha fazla ıstırap yaratacak eylemlere kaçan kişi ile bir hayvanın dünyadaki varoluşu arasında pek de fark görülmeyebilir. (Ki tasavvufta da nefsin ehil olmayan özellikleri çeşitli hayvanlarla özdeştirilir). </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg" /></picture><figcaption>Ölüm ve Yeniden Doğum Çarkı</figcaption></figure>
<p>Epstein, öğretide insan boyutunun temel psikopatolojisini ise &quot;narsisizm&quot; olarak tanımlar. Bunu sadece kendini gerçekçi olmayan bir şekilde çok beğenmek olarak değil &#8211; ki insanoğlunun kendini varlıkların hiyerarşisinde koyduğu yere bakarsak bu da doğru &#8211; kendisi ve içinde bulunduğu dünya ile ilgili en temel gerçeklikleri görememek, bu konuda cahil olmak olarak nitelendirir. </p>
<h4 id="f1inb">Duvarların Arkasındaki Yaşam</h4>
<p>İnsanın bu dünyadaki varoluş şekli ile ilgili bundan daha güzel bir tanım olabilir mi! Ve özellikle içinden geçtiğimiz şu günler kadar bu durumla yüzleşmek için güzel bir fırsat olabilir mi!</p>
<p>Dönemin en ünlü kahini Asita, Sakya kavminin kralı Sodhana&#x27;ya yeni doğan oğlu  Siddharta&#x27;nın ya büyük bir kral olup dünyanın dört bir yanına, ya da büyük bir bilge olup kendi zihnine hükmedeceğini müjdeler. Sodhana da bunun üzerine her babanın yapacağı gibi çocuğunun herhangi bir acı, kötülük, rahatsızlık ile yüzleşmemesi için  çevresine hayatın tüm acı verici gerçeklerini dışarıda tutan bir duvar örer ve hayali bir cennet kurar. Bu sayede bu &quot;bilgelik safsatalarına&quot; kapılmaması, böylece de &quot;aile mesleğini&quot; sürdürmesini sağlamaktır amacı.  Yirmibir yaşına kadar hiçbir hastalıkla, hiçbir yaşlıyla, ölen hiç bir kişiyle karşılaşmaz genç prens. </p>
<p>Ancak meraklıdır, içten içe bir şeylerin yanlış olduğunun farkındadır. Babasından izin alıp &#8211; yine onun tarafından kurgulanan &#8211; bir dış dünya turuna çıkar. Ancak aldığınız tüm önlemler, öreceğiniz en yüksek duvarlar, tüm çabanız, yaşamı ve yaşamın gerçekliğini dışarıda tutmaya yetmez. Siddharta bu gezisinde 4 kutsal ulak ile karşılaşır. İlk üçü ona hasta bir insan, yaşlı bir insan ve ölmüş bir insan olarak görünür. Siddharta&#x27;nın yüzüne kendisinin ve sevdiği herkesin de bir gün hastalanacağı, yaşlanacağı ve öleceği gerçeği çarpar. Siddharta varoluşçu felsefecilerin angst diye tanımladığı varoluşsal acı ile, ölümün olduğu yerde her şeyin anlamsızlığı ile yüz yüzedir artık. </p>
<p>Allahtan dördüncü ulak gezgin bir keşiş olarak yetişir ve tüm bu ıstırabın ötesine doğru giden bir yolun varlığını müjdeler. Siddharta ne kadar rahat, huzurlu, ve mutlu gibi gözükse de aslında bir kumdan kale içinde oturmaktadır. Bunun hiç bir zaman geçmeyecek olan endişesi ile yüzleşir, ve yaşadığı kurgu dünyasının dışına çıkmaya ve o yola adım atmaya cesaret eder. O yolu sonuna kadar yürüyüp Bodhi ağacının altında tam ve mutlak aydınlanmaya ulaşarak Buddha, &quot;Aydınlanmış Kişi&quot; olur.</p>
<h4 id="fmjqu">İnsanın Temel Yanılgısı</h4>
<p>Sevgili arkadaşlar, bu bizim hikayemiz. Şu anda işte bu kutsal ulaklar bizi de içinde kendimizi kaybettiğimiz uyuşukluk, delüzyon ve cehalet halinden uyanmaya davet ediyorlar. Görmemiz gereken şeyi belki daha modern bir dille Jordan Peterson anlatıyor: İnsanın tüm mücadelesi içinde yaşadığı &quot;kaos&quot; denizinde &quot;düzen&quot; adaları oluşturmaya çalışmak. Hiç kendi haline bırakılan, bakımı yapılmayan insan yapısı bir dalga kırana zamanla dalgaların ne yaptığını gördünüz mü? İşte kaos denizinin azametli dalgaları ve bizim kurguladığımız düzeni korumak için ona karşı yaptığımız dalga kıranlarımız arasındaki ilişki de böyle. Ancak siz istediğiniz kadar güçlü bir dalgakıran yapın, kaos denizi her zaman sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük bir dalga gönderebilir. Ve biz bu dalgadan sonra tekrar oturur ve yeniden düzenimizi kurgularız. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Repeat daily." src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg" /></picture><figcaption>Kumdan Kalen Yıkılmak Üzere! Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@picsbyjameslee" rel="noopener noreferrer">James Lee</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Ancak bazen sarayını ve krallığını terk eden Buddha gibi, evini bırakıp çöle giden Nazaretli İsa gibi, Hira dağındaki mağarasına kapanan Muhammed gibi yapmamız gereken artık o kurgusal düzenimize, güvenli alanımıza sığınmayı bırakmak,  zaten yıkılmaya yüz tutmuş kumdan kalelerimizden çıkmak ve bilinmeyene adım atmaya cesaret etmektir. Adem ve Havva onları kendi varoluşlarının ve doğru ve yanlışın bilgisine ulaştıran yasak bilgi ağacının meyvesini yiyerek kovuldukları cennete, tekrar kendilerini unutarak giremezler, bu mümkün değil. Şerabim&#x27;in alevli kılıcıyla beklediği kapıyı geçemezler. </p>
<p>Ancak dönüp tüm gerçekliği, tüm acıları, tüm rahatsızlıkları ile hakiki dünyanın, yani kaosun içine doğru titrek ama kararlı ve cesaretli adımlarla yürüyerek, alevlerin içinden geçerek ve bu alevlerle zihinlerini ve kalplerini gerçek ve ehil olmayan her şeyden arındırarak ulaşabilirler. Kendi özleri ve kimlikleri sandıkları derinden yanlış anlamalarını bu hakikatin ateşinde yakarak ilerleyebilirler tekrar huzura dönüş yolunda. Tekrar özgür iradesi ve bilinci olmayan küçük çocuklara dönüşerek değil. Kendilerine verilen özgür iradeyi, doğru ve ehil biçimde kullanmaktan başka yolu olmayan berrak zihinlere dönüştüren bilgeler olarak dönebilirler cennetin bahçesine, o bahçe her ne ise sizin anlayışınıza göre.</p>
<h4 id="7gror">İlahi Ulaklara Kulak Vermek Nasıl Bir Şey?</h4>
<p>İşte Covid-19, bizim için böyle bir kutsal ulak olabilir arkadaşlar, eğer izin verirsek. Yaşamın, yaşamanın, varolmanın, içinde varolduğumuz dünyanın ve tüm bunlarla bizim ilişkimizin aslında ne olduğu hakkındaki derin yanılgımızın, yani kumdan kalelerimizin bu kadar derinden sarsıldığı bir durumda, buna nasıl tepki vereceğiz? İki büyük tuzaktan birine mi düşeceğiz? Bir uçta abi ben bunlara inanmıyorum, o kadar ciddi değil, bana bir şey olmaz, olsa da ne yapalım, ölüm Allah&#x27;ın emri mi diyeceğiz ve böylelikle artık gerçek olmadığı yüzümüze ardı ardına tokat da değil yumruklarla çarpan düzen ve kontrol yanılgımızın sınırları içinde mi kalmaya çalışacağız? </p>
<p>Yoksa öteki uca gidecek, paniğe kapılıp dünyanın sonu geldi, zaten bunu da &#8211; Amerikalılar/Çinliler/ Zenginler/ Gomonüstler/ Faşüstler/ Teröristler/ İlüminati/ Uzaylılar/ İblisler/ Bize kızan ilahi güçler/ vb. vb. yaptı diyerek eve yığdığımız tuvalet kağıdı ve köpek mamalarından yarattığımız kumdan kalemizin üzerine oturup saatlerce sosyal medyadaki saçma sapan söylentileri mi izleyeceğiz? Veya bu ikisinin bize mantıklı ve &quot;düzenli&quot;, kontrol edilebilir gelen bir karşımının içinde bu fırtınanın geçmesini ve tekrar alışık olduğumuz düzenin geri gelmesini mi bekleyeceğiz?</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Follow my Instagram @karsten.wuerth" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@karsten_wuerth" rel="noopener noreferrer">Karsten Würth</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Tabi bir ihtimal daha var. Bizden önce yürümüş bilgelerin izinden gidebiliriz belki de. Belki de bu durumu gerçekten tanrısal bir ulak olarak görebilir, onun verdiği ve işaret ettiği yöne doğru yürümeye adım atabiliriz. İnsan olmanın fıtratından olan narsisizmden, her şeyin kontrolümüzde olduğu yanılgısından çıkıp da aslında ne olduğumuzu, bu dünyanın nasıl bir yer olduğunu, yaşamanın ne demek olduğunu derinden incelemeye başlayabiliriz. Kaosun aslında en fazla hüküm sürdüğü yer olan kendi zihnimize ve kalbimize derinden bakmaya başlayabiliriz belki de. Onun içindeki derin yanlış anlamalara, anlamsız çatışmalara, arkaik duygulara ve açgözlülüğe, gerçekçi olmayan beklentilerin yarattığı hayal kırıklıkları ve öfkeye, uçsuz bucaksız cehalete bakabiliriz. Artık elimizde tutamayacaklarımızın yasını tutabiliriz.</p>
<h4 id="119nv">Yaşamın İliğini Emmek İçin Ormana Git</h4>
<p>Çoğumuzun bu yola girmemesinin nedeni, sanki bunu yaparsak büyük bir umutsuzluğa, anlamsızlığa, nihilizme kapılacakmışız gibi sanmamızdan. Ancak gerçek bunun tam tersi. Biz bir kişiyi veya bir şeyi severken, kendimize ve diğerlerine yukarıda bahsettiğimiz gibi hep yalanlar söylüyoruz, &quot;seni sonsuza kadar seveceğim&quot; diyoruz, bunun ne kadar imkansız olduğunu bilsek bile. Sanki sadece bu sayede sevmeye devam edebilirmişiz gibi sanıyoruz. </p>
<p>Ancak Kanadalı yazar, şair ve bilge Stephen Jenkinson &quot;Yas tutmanın içinde sevgi vardır derler, ancak tam tersi de doğrudur: Sevmek, aslında bir yas tutma eğlemidir&quot; der, çünkü biliriz ki başı olan her şeyin sonu da vardır. Bu ne kadar korkutucu olsa da ancak bu gerçekle yüzleşebilenler ve hiç bir zaman unutmayanlar bir kişiyi hakkıyla sevebilirler. Bu sevdiğin şeyin bir gün o veya bu şekilde seninle olmayacağını bilmek ve hiç unutmamak gerçek anlamda ve egodan arınmış sevginin doğmasına neden olur. Onun dışındaki tüm sevgiler bir şekilde açgözlülük, hayal kırıklığı ve öfke, ve cehaletle gölgelenmiş olacaktır.</p>
<p>İşte bu şekilde kendimizle, yaşamla, varoluşla, ve gerçekte nasıl bir dünyada yaşadığımızla ilgili açgözlülükten, öfkeden ve cehaletten arınmış, gerçek bir anlayış geliştirdiğimizde veya bu yolda yürümeye adım attığımızda belki de gerçekten yaşamaya, yaşamın tadını çıkarmaya başlayabiliriz. Thoreau&#x27;nun &quot;ormana gittim&quot; dediğinde aslında nereye gittiğini işte belki o zaman anlayabiliriz:</p>
<blockquote><p>Ormana gittim çünkü kasten yaşamak, sadece yaşamın temel gerçeklerini ortaya çıkarmak ve ne öğretmek zorunda olduğunu öğrenip öğrenemeyeceğimi görmek istedim; ölmeye geldiğimde yaşamadığımı keşfetmemek istedim. Yaşam olmayan bir şeyi yaşamak istemedim, çünkü yaşamak çok değerli; ne de çok gerekli olmadıkça yaşamdan uzaklaşmak istemedim. Derin yaşamak ve yaşamın tüm iliğini emmek, yaşam olmayan her şeyden çekilmek, sapla samanı birbirinden kesinlikle ayırmak, ve sadece yaşamı süzmek için çok sağlam ve yaşam olmayan her şeyi dışarıdan bırakan sade bir biçimde yaşamak istedim.</p></blockquote>
<blockquote><p><em>&#8212; Henry David Thoreau</em></p></blockquote>
<p>Belki Thoreau gibi, Buddha gibi, Hz. Muhammed gibi yapamayabiliriz. Ama COVID &#8211; 19 adlı kutsal ulak bizim elimizden elzem olmayan, yaşam olmayan her şeyi almışken, belki biz de aslında &quot;yaşamın iliğini emmek&quot; ne demek, daha önce sandığımız gibi canımızın istediği, içimizdeki hayvanın yap dediği her şeyi yapmak, almak, yemek, koparmak, birlikte olmak mı, yoksa başka ve derinden bir anlamı mı var diye sormak için bu fırsatı kullanabiliriz, oturup eski ve hiç bir anlam ifade etmeyen faaliyetlerle dolu düzenimiz bozuldu diye üzülüp en az onlar kadar anlamsız başka şeylerin içinde kendimizi kaybetmek yerine (ve tabi ki, kitabınızı okuyun ve Netflix&#x27;de filminizi izleyin, ama sadece bunu yapmayın!).</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Golden forest pathway" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@jplenio" rel="noopener noreferrer">Johannes Plenio</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<h4 id="d1dc2">Şanslı İnsan Doğumu&#x27;nun Hakkını Vermek</h4>
<p>Budist öğretiye göre İnsan boyutu, altındaki cehennemsi boyutlar ve üstündeki cennetsi boyutların tam ortasında yer alıyor. Altında sadece ıstırap içeren boyutlar var, üstünde ise sadece haz. İnsan boyutunda ise her ikisi birden, dengeli bir biçimde var. Bu nedenle de insan dönüp de nasıl oluyor da hem haz hem ıstırap var, ve ben ıstıraptan kurtulup da gerçek ve derinden mutluluğa doğru nasıl ilerleyebilirim sorusunu sorup, sayısız bilgenin yürüdüğü yoldan ilerleyebiliyor. </p>
<p>İşte bu yüzden İnsan olarak doğmaya &quot;Şanslı İnsan Doğumu&quot; deniyor, aydınlanmak ve ölüm ve yeniden doğum çarkının dışında çıkmak için en fazla şansımız burada olduğu için. Bu öğreti doğru mu yanlış mı bilemem, ancak bildiğim tek şey, şimdi bir fırsatımız olduğu, kendimizle ve dış dünyayla ilgili yanlış algılarımızı gözden geçirmek, ve bu sayede de derinden özgürleşmek, ve belki de ıstırap &#8211; haz çarkının dışında, olan her ne ise onunla birlikte, ona kalbimizi açarak, gerilimden uzak, berrak bir zihinle, şefkatle, halinden memnuniyet içinde yaşamaya adım atmak için. Umarım bu fırsatın ucundan da olsa yakalarız hepimiz.</p>
<p>Sevgilerimle,</p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-oezguer-kilabilir?id=757793189&type=2",title: "Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/">Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçimizdeki krize anlam getirmek</title>
		<link>https://marefidelis.com/icimizdeki-krize-anlam-getirmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2018 20:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kompleks adaptif sistemler]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[sistem düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<category><![CDATA[adaptif liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[kriz yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Logic of failure]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/icimizdeki-krize-anlam-getirmek/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen hafta yazdığım yazı üzerine bir çok soru aldım. Özetle okurlarım bana şunu sordular:  “Bu ne demek? Ve içinde bulunduğumuz sürece nasıl bir ışık tutabilir bu? Ülkemizde olan, dünyada olan, şirketlerde, ailelerde olan krizlere bu gözlükle nasıl yaklaşabiliriz?” Yani bu kaosa nasıl anlam getirebilir, en azından içimizde bir düzen getirebiliriz? Buna dayanarak nasıl merkezimizi koruyabilir, bu kaosa yanıt verebilir, belki fırsatlar yaratabiliriz?</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/icimizdeki-krize-anlam-getirmek/">İçimizdeki krize anlam getirmek</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçinde bulunduğumuz durumu onu oluşturan koşullarla ve onun oluşturacağı yeni koşullar ile birlikte, öncesi ve sonrasıyla göremediğimizde, tüm dünyanın kaosuna anlam ve düzen getirdiğimiz sanrısına kapılabiliriz. Veya her şey çok kaotik gözükür, ve her şeyin içinde yer aldığı düzeni anlamayıp içimizde ve dışımızda deneyimlediğimiz krizle başa çıkmak konusunda paniğe kapılabiliriz. <a   href="https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/">Geçen haftaki yazımda bahsettiğim danışanımın fark ettiği gibi.</a></p>
<p>Bu yazı üzerine bir çok soru aldım. Özetle okurlarım bana şunu sordular: </p>
<p><em>“Bu ne demek? Ve içinde bulunduğumuz sürece nasıl bir ışık tutabilir bu? Ülkemizde olan, dünyada olan, şirketlerde, ailelerde olan krizlere bu gözlükle nasıl yaklaşabiliriz?”</em></p>
<p>Yani bu kaosa nasıl anlam getirebilir, en azından içimizde bir düzen getirebiliriz? Buna dayanarak nasıl merkezimizi koruyabilir, bu kaosa yanıt verebilir, belki fırsatlar yaratabiliriz?</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1aa6ba0d56dc4dbd8ef93b03e557804c_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1aa6ba0d56dc4dbd8ef93b03e557804c_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1aa6ba0d56dc4dbd8ef93b03e557804c_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1aa6ba0d56dc4dbd8ef93b03e557804c_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1aa6ba0d56dc4dbd8ef93b03e557804c_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Gelin bu soruya odaklanmaya çalışalım bu sefer. Müsaadenizle biraz işin alt yapısından, bu tip krizlerin sosyal sistemlerde nasıl oluştuğundan azıcık bahsedelim.</p>
<h3>Sistemler ve karmaşa</h3>
<p>Bunu en iyi anlayan ve anlatan kişilerden biri bu blogda daha önce de bahsettiğim Dr. Deitrich Dörner. Dr. Dörner bir psikolog. Almanya Bamberg Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Dr. Dörner, insanların kompleks sistemlerde nasıl ve neden hatalara düştüğünü araştırmış ve bulgularını <a target="_blank"  href="https://www.amazon.com/Logic-Failure-Recognizing-Avoiding-Situations/dp/0201479486">The Logic of Failure: Recognizing And Avoiding Error In Complex Situations</a> adlı kitabında özetlemiş.</p>
<p>Dr. Dörner kitabında laboratuvarında yaptığı deneylerden bahsediyor. <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/kurumlarin-az-bilinen-hayati-hakkinda-1-bolum/">Daha önceki bir yazımda</a>, Aralık ayında yapacağım <a   href="https://marefidelis.com/yonetici-ve-lider-koclugu-programi/">Yönetici ve Lider Koçluğunda Ustalık</a> programında ve yakında çıkacak kitabımda çok daha detaylı bahsettiğim bu deneyler, özetle şu şekilde yürütülüyor: İki kişilik takımlar halinde ortalamanın üstünde IQ’su olan insanlar, genellikle karmaşık bir sosyal veya ekonomik problemi daha iyi hale getirmeyi içeren gayet gerçekçi bilgisayar destekli simülasyonlarda yer alıyorlar. Örneğin Afrika’da Sahara Çölü’nün kıyılarında yaşayan ve yaşam koşulları çok kötü olan bir bedevi kabilesinin standartlarını yükseltmek gibi. Veya bir şehrin ekonomik, sosyal ve alt yapısal problemlerini çözmeye çalışmak gibi. Dr. Dörner bu kompleks problemlerle başa çıkmak için çabalarken insanların nasıl ve ne şekilde davrandığını inceliyor.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5897e111a92bbb7aa4ae3208c2bf5af5_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5897e111a92bbb7aa4ae3208c2bf5af5_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5897e111a92bbb7aa4ae3208c2bf5af5_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5897e111a92bbb7aa4ae3208c2bf5af5_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/5897e111a92bbb7aa4ae3208c2bf5af5_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Katılımcılara öncelikle mevcut durum ile ilgili veriler sunuluyor. Katılımcılar çeşitli sorular sorup konuları daha da derinlemesine anlamaya çalışıyorlar. Daha sonra bu verilere dayanarak çeşitli politika ve kaynak kullanımı kararları alıyorlar. Örneğin Bedevi kabilesinin çok kötü olan sağlık koşullarını düzeltmek için aşı kampanyaları düzenliyorlar. Ekim yapılabilir alan kazanmak ve sıtma sorununu çözmek için bataklıkları kurutuyorlar. Derin su kuyuları kazıyorlar. Bu ve benzeri kararlar alarak mevcut kaynakları kullanmaları bekleniyor katılımcılardan. Sonra aldıkları kararlar bilgisayara giriliyor. Karmaşık ekosistemin modellendiği program çalışıyor, ve bu kararlar ve müdahaleler sonucunda bir sene sonraki durumun ne olacağını hesaplıyor. Bu verileri inceleyen katılımcılar bir sonraki kararlarını veriyorlar. Bu şekilde 20 &#8211; 30 senenin modellendiği simülasyonlar yürütülüyor Dr. Dörner’in laboratuvarında.</p>
<h3>Beklenmedik sonuçlar</h3>
<p>Genellikle deneylerin %90’ı şu şekilde ilerliyor: İlk birkaç yıl katılımcılar aldıkları kararlarla hızlı bir biçimde koşullarda iyileşme sağlamayı başarıyorlar. Bunun verdiği cesaretle aldıkları yeni kararlar koşulların çok daha hızlı bir biçimde olumlu yönde gelişmesini sağlıyor. Bedevi kabilesi örneğinde çocuk ölümleri hızla azalıyor, yaşam süreleri uzuyor, otlaklar genişliyor, derin su kuyuları sayesinde tarım gelişiyor. Bu gelişme ve iyileşme yaklaşık 10 – 15 yıl arasında sürüyor. Ancak bu aralıkta, 10 – 15 yıl arasında bir takım karanlık sinyaller gelmeye, katılımcıların müdahale ettikleri ekolojik, ekonomik ve sosyal sistemler zorlanmaya başlıyor. </p>
<p>Başlangıçta hızla yükselen yaşam standardı grafiği önce yataya, sonra birden negatife dönmeye başlıyor. Azalan çocuk ölümleri ve uzayan ortalama yaşam süreleri ile nüfus artışı kontrolden çıkıyor. Ne de olsa doğum kontrol politikaları birer kültür müdahalesi; aşı yapmaktan çok ama çok daha uzun sürede işe yaramaya başlıyor. Çok hızlı büyüyen keçi sürüleri, tüm yeşil alanı yok ediyorlar. Otlak alanlar bu şekilde yok olup da hayvanları besleyecek yemleri kalmayınca, 20. yılın sonunda neredeyse hiç hayvan kalmıyor. Bu arada açılan çok sayıda derin su kuyuları yüzünden yenilenmeyen derin yeraltı suyu kaynakları tehlikeli şekilde azalıyor. Üstüne üstlük kuyuların verimi azaldıkça, katılımcıların çoğu yeni kuyular kazarak suyun tükenmesini daha da çabuklaştırıyor. Deneyin sonlarına doğru çıkan büyük bir salgın, nüfusun önemli bölümünü ortadan kaldırıyor.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/cc872bba1915b892a384032b07446057_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/cc872bba1915b892a384032b07446057_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/cc872bba1915b892a384032b07446057_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/cc872bba1915b892a384032b07446057_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/cc872bba1915b892a384032b07446057_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Deneylerin hemen hemen %90’ında işler başladığından çok daha kötü bir yerde bitiyor. Ve katılımcılar, bu sonucu birlikte yaratan ikililer, birbirlerini suçlamaya başlıyorlar. Genellikle de ben tek başıma oynasaydım, kesinlikle daha iyi bir yerde biterdik diyorlar. Bir yerlerden tanıdık geliyor gibi değil mi? </p>
<h3>Bu nasıl olabilir?</h3>
<p>Dr. Dörner ve ekibinin bu deneyleri her zaman iki kişilik takımlar ile yapmasının bir nedeni var: Bu kişilerin zihinsel süreçlerini izlemek. Özellikle de üç veriyi inceliyorlar: Sordukları <strong>soruların </strong>ve yaptıkları <strong>sorgulamaların </strong>sayısı,<strong>tartıştıkları değişik olasılıkların </strong>sayısı ve <strong>verdikleri kararların </strong>sayısı.</p>
<p>Tipik kötü sonuçlanan bir deney şu şekilde ilerliyor: Deneyin ilk birkaç “yıl”ında katılımcılar hem deneyi yönetenlere, hem de kendi kendilerine bir çok soru soruyorlar, içinde bulundukları durumu doğru anlamak için bir çok şeyi sorguluyorlar. Genellikle yapabilecekleri eylemlerle ilgili birçok olasılık üretip, bu eylemlerin olası sonuçlarını tartışıyorlar. Sonrasında da genellikle çok dramatik olmayan, “dünyayı kurtaracak en büyük çözüm” tadında değil de, birer deney olarak algılanan kısıtlı sayıda karar veriyorlar. Bu kararların sonuçlarını büyük bir merakla bekliyor, bu sonuçlarla ilgili verileri de büyük bir iştahla yutuyor, yeni sorular ve sorgulamalar, yeni olasılık ve fikirler üretiyorlar.</p>
<p>Ancak işler iyiye gitmeye başlayıp da mutlu oldukları sonuçlar gelmeye başlayınca sorulan soruların ve tartışılan farklı olasılıkların sayısı çok ciddi bir biçimde azalmaya başlıyor. Özellikle birkaç üst üste olumlu gelen verilerden sonra katılımcılar sistemden gelen yanıtlara karşı, özellikle de bu yanıtlar beklentilerine uymuyorsa ciddi biçimde duyarsızlaşmaya başlıyorlar. Olumsuz sonuçları ya görmezden geliyorlar, ya da geçici bir durum olarak algılamayı tercih ediyorlar. Bu olumsuz veriler artık göz ardı edilemez hale geldiğinde ise daha da ilginç bir şey oluyor: Sorulan soruların ve tartışılan olasılıkların sayısı artmıyor, tam tersine alınan kararların sayısı artıyor. Bu durumda ise çoğu zaman, yani yapılan deneylerin yaklaşık %90’ında felaket ile sonuçlanıyor.</p>
<p>Kalan %10’unda durum farklı. Bu yüzde on için oyun boyunca sorulan soruların, tartışılan olasılıkların ve alınan kararların sayısı, yüzdesi sabit kalıyor. Yani bir çeşit &quot;başlangıç zihni&quot;ni korumayı başarıyorlar. Bu yüzde on, hiçbir zaman diğerlerinin ulaştıkları tepe noktalara ulaşamıyorlar. Ancak istikrarlı bir yukarı trend yakalıyorlar. Bazen trend aşağı döner gibi olduğunda bunun olası nedenlerini sorguluyorlar. Bu sorgulamalarında özellikle daha önce aldıkları kararların yan etkilerinin neler olabileceğini acımasız bir dürüstlükte incelemekten çekinmiyorlar.  Gerektiğinde zor kararları, çünkü veriler buna işaret ettiği için alabiliyorlar, bu sayede kısa vadeli düşüşlere razı olup, ortalamada yukarı trendlerini devam ettirebiliyorlar. Ancak dediğimiz gibi, bu şekilde davrananlar sadece ve sadece %10.</p>
<h3>Hataların mantığı</h3>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/b5b6b4c159251b4ec01f1e91e93be830_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/b5b6b4c159251b4ec01f1e91e93be830_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/b5b6b4c159251b4ec01f1e91e93be830_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/b5b6b4c159251b4ec01f1e91e93be830_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/b5b6b4c159251b4ec01f1e91e93be830_800.jpg" /></picture></figure>
<p>&quot;Bu nasıl olabilir, zeki insanlar bu kadar basit hatalara nasıl düşebilir&quot; sorusuna yanıt arıyor Dr. Dörner. Dörner&#x27;e göre biz insanlar, tüm gelişmişliğimize, zihinsel kapasitemize ve bilgilerimize rağmen, <strong>“<a   href="http://en.wikipedia.org/wiki/Complex_adaptive_system">kompleks adaptif sistemler</a>”</strong>le<strong> </strong>ve onların problemleri ile karşılaştığımızda, çoğu zaman eline Ferrari verilmiş ufak çocuklar gibi davranabiliyoruz. Düşünüş şeklimiz, zihinsel alışkanlıklarımız, probleme yaklaşım tarzımız iyi niyetli olsa da, birbirini etkileyen unsurların kendi içlerinde dengede durdukları sistemsel yapılara müdahale etmek ve bu sistemlerin görünürdeki problemlerine çözüm bulmak için yetersiz, yeterince evrimleşmemiş, “basit” kalıyor. </p>
<p>Buradaki problem, Dörner’e göre bu sistem problemlerinin anlaşılması çok zor olmasından ve özellikli bilgi gerektirmesinden kaynaklanmıyor. Tam tersine, ilişkiler ve ilişkisel ağlar çok basit. Sahara çölünün ortasında, çok fazla derin su kuyusu kazarsanız, yeterli yağmur almadığı için yeraltı sularını bitirirsiniz. Doğum kontrolünü bir politika haline getirmeden sağlığa müdahale ederseniz, nüfus hızla artar. Doğum kontrolünü bir politika haline getirseniz, halka düzenli eğitimler verseniz, hatta doğum kontrol araçlarını ücretsiz dağıtsanız bile, gelişimsel olarak kabile düzeyinde olan, erkekliğin ve kadınlığın ölçütünü sahip olduğu çocuk sayısı ile ölçen bir kültüre, böyle bir anlam haritasına sahip olan bir halka bunları kabul ettirmeniz, en azından bir kaç kuşak alır.</p>
<p>Bu sistemlerin birtakım özellikleri, insan zihninin bir takım kötü alışkanlıkları ile birleşince, bu sistemlere yapılan ve bu unsurları hesaba katmayan yapay müdahaleleri en iyi ihtimalle etkisiz, ve çoğu zaman son derece tehlikeli kılabiliyor.</p>
<p>Bize kaotik gibi gözüken durumlar, çoğu zaman aslında daha karmaşık, birçok unsurun bir arada birbirlerini tetiklediği ve dengelediği bir düzenin parçasıdır. Ve Robert Kegan’ın dediği gibi bizim zihnimiz bu tip karmaşık durumları anlamak, kaosun içinde yer aldığı düzeni, ve düzenin içinde yer aldığı kaosu anlamak için henüz yeterince evrimleşmiş değil.</p>
<h3>Zihnimizin Kötü Alışkanlıkları</h3>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6fdc5dacd10c036534b2c7115b39ea34_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6fdc5dacd10c036534b2c7115b39ea34_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6fdc5dacd10c036534b2c7115b39ea34_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6fdc5dacd10c036534b2c7115b39ea34_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/6fdc5dacd10c036534b2c7115b39ea34_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Bu yeterince evrimleşmemiş zihnimiz bizi kötü zihinsel alışkanlıkların insafına bırakıyor, bu da işleri içinden çıkılmaz hale getiriyor: </p>
<p>Kompleks olgular hakkında doğrusal, tek yönlü düşünmek gibi&#8230; </p>
<p>Kendi yetkinliğini her zaman olduğundan yüksek görmek gibi&#8230; </p>
<p>Aslında kolaylıkla başa çıkabileceğimiz ve yüzleştiğimizde bizi özgür bırakacak rahatsızlıklara razı olmak yerine gerçeklerden kaçarak daha büyük acılara yol açmayı göze almak gibi&#8230; </p>
<p>Daha da önemlisi, bir karar verdiğimizde ve bir pozisyon aldığımızda, tüm benliğimizi, öz değerimizi ve kendimize olan saygımızı bu bir karara bağlamak gibi: <em>Belli bir amaçla girdik biz bu işe. Kararlar verdik. Duygusal yatırımımız var. İzleyenler var. Bize oy verenler ve vermeye devam etmesini istediklerimiz var. Başarılı olmayı bekliyoruz ve bu beklentimizi sarsacak her türlü veriyi kendimize saldırı olarak algılıyoruz. </em></p>
<p>Ve hepsinden tehlikeli olmak üzere, kendimizi “iyi niyetli” görmek ve iyi niyetin kendi başına alacağımız her kararı etkili ve olumlu hale getireceğine inanmak gibi.</p>
<h3>İyi niyetin karanlığı</h3>
<p>Dr. Dörner diyor ki, “iyi niyetli insanların hedefleri peşlerinde giderken  davranışlarının olası olumsuz etkilerini düşünmek gibi eğilimleri pek olmaz. Bu nedenle, başka türlü zararsız kalacak beceriksizlikler tehlikeli hale gelir: bu iyi niyetli ve düşük yetkinlikli insanlar, kötü niyetli ve yetkin insanlarda sık karşılaşılan ve onların davranışlarını dizginleme olasılığı bulunan vicdan baskısını nadiren hissederler.” </p>
<p>Yani: iyi niyetli &quot;salakça&quot; fikirler, kötü niyetli &quot;şeytanca&quot; fikirlerden çok ama çok daha fazla kalıcı ve ısrarcı olurlar!</p>
<p>Bu fikirleri salakça yapan şey fikirleri üretenlerin salak olması değil. Tam aksine bu kişiler çoğu zaman, bu deneyde de olduğu gibi, ortalamanın üzerinde zekaya sahipler. Bu fikirleri salakça yapan şey içerdikleri basit ve kibirli düşünüş: aslında müdahale ettiğin sistemin, bu bir ülkenin sosyal, ekonomik, politik yapısı olsun, bir şirketin organizasyon yapısı, İK politikası olsun, veya bir ilişkinin, ailenin dinamikleri olsun, onun senin anlayabileceğinden her zaman daha karmaşık olduğu gerçeğini görememen.</p>
<p>Yani kaotik olanı, karmaşık olanı, dinamik olanı ancak belli bir denge içinde olanı olduğu hali ile görememen. Onun bu koşullarla kendi içinde yarattığı dengeye müdahale ederken bu dengeyi kendi istediğin şekilde, kendi elinle yarattığın düzende, kendi otoritenle sağlayabileceğini sanman. Karmaşık sistemlerin senin otoritene tabi olduğu sanrısına kapılman. Daha önce verdiğin kararlara tüm benliğini, tüm kimlik tanımını bağlaman. Tutunup kalman. Bırakamaman ve bu şekilde kendini tutsak kılman.</p>
<p>İkinci hata ise tüm bu eylemlerin sonucunda dengeyi bozduğunda, bu dengenin bozulmasının ve bu bozulmanın yarattığı hareketin de aslında daha büyük bir düzenin parçası ve doğal sonucu olduğunu görememen. Paniğe kapılman. Panikle daha da otoriterleşmen. Daha çok, daha hızlı, sonuçlarını ve etkilerini tam olarak düşünmediğin yeni bir sürü karar alman. Daha da kaos yaratman.</p>
<h3>Çıkış umudu</h3>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/4a38dd96ad741f9df403a7e432b88a20_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/4a38dd96ad741f9df403a7e432b88a20_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/4a38dd96ad741f9df403a7e432b88a20_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/4a38dd96ad741f9df403a7e432b88a20_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/4a38dd96ad741f9df403a7e432b88a20_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Biliyorum tanıdık geliyor. Ve bu iyi. En azından içinde bulunduğumuz durumu anlamak, anlamlandırabilmek, o kaos duygusundan kurtulmak için önemli.</p>
<p>Dr. Dörner’in deneyindeki %10’u ancak bu şekilde örnek alabiliriz. Soru sormaya, sorgulamaya, anlamaya sakince devam etmemiz gerekiyor. Sosyal medyanın, basının, ve bizim dikkatimizi kendi amaçlarına çekmek isteyen binlerce kişinin çabalarına rağmen duygulardan ve duygusallıktan arınmalıyız. İçimizdeki kaosu dindirip, verileri, gözümüzün önünde olanları, duygulardan ari bir biçimde değerlendirmeli, şu soruyu defalarca sormalıyız: “Burada gerçekten ne oluyor? Bunu oluşturan koşullar neler? Bunun etkilediği koşullar neler?” </p>
<p>Suzuki Roshi diyor ki &quot;Başlangıç zihninde bir çok olasılık vardır, uzmanın zihninde ise çok çok az&quot;.</p>
<p>Ve takılıp kaldığımız kısacık aralıktan çıkarak daha geniş perspektiften, zaman olgusunu da katarak, tüm olguları onları doğuran koşullarla birlikte görebilmemiz lazım. Bu perspektiften bakınca şu gibi gerçekler ayan beyan görünür olur:</p>
<p><em>Başı olan her şeyin bir de sonu vardır. Her şey başlar ve biter. Çok iyi şeyler de. Çok hoşumuza gitmeyen şeyler de. Sonra başka bir şey başlar.</em></p>
<p><em>Olguların akışı içinde hiç bir şeyin kendiliğinden varlığı, anlamı yoktur. Bizim sabit, değişmez, &quot;ilelebet varolacak&quot; diye gördüğümüz şeyler zamanın sonsuzluğu içinde bir yıldızın göz kırpması gibidir.</em></p>
<p><em>Hiç bir şey kendi başına var olmaz. Her olgu uygun koşullar bir araya geldiğinde oluşur. Bu koşullar değiştiğinde geçer.</em></p>
<p><em>İyi sandığımız şeyler sonrasında istemediğimiz sonuçlar doğurabilir. Kötü sandığımız şeyler sonrasında iyi sonuçlar doğurabilir.</em></p>
<h3>Buddha&#x27;nın öğüdü</h3>
<p>Buddha, belli bir yaşa geldikten sonra izdeşlerine katılan oğlu Rahula’ya ilk vaazında şu şekilde öğüt veriyor:</p>
<p>“Sakın yalan söyleme Rahula, kendini eğlendirmek için bile (kendine bile). Nasıl bir ayna, üzerine yansıyan olguları oldukları gibi yansıtırsa, senin zihnin de öyle olsun. Olguları oldukları gibi, ona senin tercih, korku ve arzularını bulaştırmadan görsün ve yansıtsın”.</p>
<figure class="image regular"><picture style=""><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1097aa477af8ec457a526bf32b45710d_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1097aa477af8ec457a526bf32b45710d_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1097aa477af8ec457a526bf32b45710d_800.jpg 1x, https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1097aa477af8ec457a526bf32b45710d_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://d2ijz6o5xay1xq.cloudfront.net/account_2375/1097aa477af8ec457a526bf32b45710d_800.jpg" /></picture></figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/icimizdeki-krize-anlam-getirmek?id=561720431&type=2",title: "İçimizdeki krize anlam getirmek",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/icimizdeki-krize-anlam-getirmek/">İçimizdeki krize anlam getirmek</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</title>
		<link>https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Sep 2018 11:58:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Adaptif değişim]]></category>
		<category><![CDATA[adaptif liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Jordan Peterson]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[Lider Koçluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/icimiz-disimiz-kaos/</guid>

					<description><![CDATA[<p>... Ancak problem şu: Biz bu düzenin devamlılığına ne kadar yatırım yapabiliriz, bu düzenin devamlığını ne kadar bekleyebiliriz? Biz dünyayı, dünyamızı düzenli, sabit, değişmez hale getirdiğimizi sansak bile, aslında uçsuz bucaksız bir belirsizlik denizi içinde küçük düzen adaları kurmaktan başka bir şey yapmıyoruz belki de. Üstelik bu adalarımız da kâğıttan...</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/">Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okuma süresi: 6 dakika</p>
<p>Geçenlerde orta büyüklükte bir şirketin sahibi olan danışanımla sohbet ediyoruz. Piyasalardaki kaos ile kendi kendisini nasıl panik atağın eşiğine getirdiğinden bahsediyor. Henüz işlerinde herhangi bir olumsuzluk olmasa da olası problemleri düşünmekten kendini alamadığından, bu yüzden uykularının kaçtığından, nefesinin daraldığından bahsediyor.</p>
<p>Sanırım şu anda bir çoğumuz buna benzer bir durumu, belirli ölçülerde yaşıyoruz. Özellikle de içinde bulunduğumuz durumu tanımlayamadığımızda ve anlam veremediğimizde.</p>
<p>Kanadalı psikolog, yazar ve akademisyen Jordan Peterson, insanın varoluş deneyiminin iki “ilahi güç” arasında oynanan oyunlar tarafından belirlendiğini söylüyor: Düzen, ve Kaos[1]. </p>
<h3 id="as9b0">Düzen ve Kaos</h3>
<p>Düzen. Bilinen. Tanıdık olan. Kendimin ve başkalarının yönünün ve eylemlerinin ve bu yön ve eylemlerin sonuçlarının tahmin edilebilir olduğu dünya. Tehditlerin olmadığı, olguların belirli olduğu, otobüslerin, trenlerin ve uçakların zamanında kalktığı ve istikametlerine ulaştığı dünya. Hedeflerime ulaştığım, evimin, işimin, sağlığımın, paramın, sevdiklerimin, ülkemin güvende olduğu dünya. Olguların, davranışların, sözlerin, var oluşumun anlamını bildiğim, huzurlu hissettiğim yer. Öte yandan hep eskinin tekrarına müsaade eden, yeniye yer olmayan, yeni fırsat ve olasılıkların bulunmadığı, heyecanın ve diğer duyguların içinde yer almadığı, durgun. Kuralların, düzenin, otoritenin dünyası. Maskülen. Yang. Baba prensibi. </p>
<p>Ve Kaos. Tanıdık olmayan, bilmediğim, yönünü, sınırlarını ve olasılıklarını tahmin edemediğim dünya. İnsanların ve olguların benim beklediğimden farklı davrandığı, bu davranışlarının sonuçlarının da beklemediğim gibi sonuç verdiği yer. Bilinmeyen, bu yüzden de sonsuz olasılıkları içeren, karanlık gözüken, ancak içinden aydınlığın doğduğu yer. Kendimi güvende hissetmediğim, yönümü, bir sonraki adımımı ve onun nelere yol açacağını, başıma neyin geleceğini bilemediğim yer. Olguların, davranışların ve deneyimlerin “anlamını” bilmediğim, her şeyin mümkün olduğu, bu yüzden de korkutucu olduğu yer. Öte yandan da tüm yaratıcılığın, tüm yeni olasılıkların, tüm heyecanın, tüm duyguların, maceranın, fırsatların, mucizevi çözümlerin yaşadığı yer. Feminen. Yin. Anne prensibi. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/1d8e0bff69831bdcc3f1b161b441c5b2_800.jpg" /></picture><figcaption>Kaosun içindeki düzen, düzenin içindeki kaos</figcaption></figure>
<h3 id="blfd9">İnsanın macerası</h3>
<p>İnsanın bu iki dinamik güç arasındaki macerası, on binlerce yıllık insan medeniyetinin mücadelesinin özeti. İnsanın özünde kaotik, belirsiz, tanımsız, her an ne olabileceği ile ilgili sınırsız olasılıklar içeren ve bu olgularla ilgili kendiliğinden, net açıklamaların olmadığı bir dünyadan beslenerek o dünyayı düzenli, formüllerin tuttuğu, olguların anlaşılabilir ve tahmin edilebilir olduğu bir dünyaya dönüştürme çabası, tüm bilimsel, politik, ekonomik, kültürel ve sosyal evrimlerin ve devrimlerin altındaki itici güç gibi gözüküyor. Kültür bile bakarsanız kabul edilebilir davranış ve düşünceleri kısıtlayarak ve olguları algılama biçiminizde ortak bir anlam haritası tanımlayarak insan ilişkilerinde tahmin edilebilir ve güvenli bir zemin yaratmaya çalışmıyor mu? </p>
<p>İşte bu yüzden düzensizlikten, yönsüzlükten, bilinmeyenden uzaklaşmak ve düzene, tanımlı olana, bilinene doğru ilerlemek, neredeyse insanların genetik kodlarına yazılmış, sinir sistemimize işlemiş. Bu yüzden liderlerimizi, yöneticilerimizi bize düzen, yön, ve koruma vadedenlerden seçiyor, bu kişilere için seve seve kendi otoritemizi teslim ediyoruz.</p>
<h3 id="b6ejf">Kağıttan Gemiler</h3>
<p>Bunda bir problem yok. Özellikle işler iyi giderken. Ancak problem şu: Biz bu düzenin devamlılığına ne kadar yatırım yapabiliriz, bu düzenin devamlığını ne kadar bekleyebiliriz? Biz dünyayı, dünyamızı düzenli, sabit, değişmez hale getirdiğimizi sansak bile, aslında uçsuz bucaksız bir belirsizlik denizi içinde küçük düzen adaları kurmaktan başka bir şey yapmıyoruz belki de. Üstelik bu adalarımız da kâğıttan. Bu kâğıttan düzen adaları kaos denizinde ıslandıkça çözülmeye başlıyorlar ve bizi tekrar tekrar hayatın, dünyanın belirsizliği ile, değişkenliği ile, tanımsızlığı ile yüz yüze bırakıyorlar.</p>
<p>Bu duruma karşı ilk tepkimiz daha fazla düzene, daha fazla otoriteye sığınmak oluyor genellikle. Ekibimizin motivasyonsuzluğu bir eğitimle çözülsün istiyoruz. Toplumsal huzur askeri önlemlerle ortadan kalksın istiyoruz. Şirketteki problemleri yeni gelen genel müdür alacağı mucizevi ve bir şekilde bizi rahatsız etmeyen, belirsizlikte hissettirmeyen kararlarla çözsün istiyoruz. Yeni bir politik lider, yeni bir Atatürk gelsin ve ülkeyi kurtarsın istiyoruz. İçinde bulunduğumuz kaosa anlam veren açıklamalar hoşumuza gidiyor. Tam ne ve kim olduğunu bilmediğimiz karanlık güçlerin bizimle dalga geçtiğini düşünmek, anlamsızlığa anlam, ucunu bucağını bilmediğimiz, tanımlayamadığımız, o yüzden de nasıl tepki vereceğimizi bilmediğimiz kaosa tanım getiriyor. Neye nasıl tepki vereceğimizi bilmemektense göremediğimiz farazi bir düşmana öfkelenmek daha kolay oluyor.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="kaos" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/565841e9d4b9587d10e42a60aef3740d_800.jpg" /></picture><figcaption>Kurduğunuz düzen gerçekten fırtınalara dayanabilir mi?</figcaption></figure>
<p>Bu tip çözümler bazen kısa dönemli olarak bizi rahatlatıyor. Geçici olarak düzene geri dönmüşüz gibi bir his yaratıyor. Ancak bu düzenin gerçekten tekrar sağlandığı durumlarda bile yeni inşa edilen düzen adası da kağıttan olduğu ve ıslak kaos denizinin ortasına konduğu için aynı problemlerle yüz yüze kalıyoruz bir süre sonra. Bu sefer daha da düzene tutunuyoruz, daha da bilinmeyeni reddediyoruz. Gitgide diktatörleşen liderlere, yöneticilere toplumlara, şirketlere, anne babalara, eşlere dönüşüyoruz. </p>
<h3 id="7nr83">Üçüncü ilahi güç</h3>
<p>Jordan Peterson diyor ki düzene bu kadar sığınmanın sonucunda da <em>“…toplumun ilerlemesini sağlayan yaratıcı araştırmacı süreç sekteye uğruyor. Bu “adaptasyon kapasitesinin kısıtlanması” da … kaos ihtimalini dramatik bir şekilde arttırıyor.”<strong>[2] </strong></em>Yani insanlar bu yola saptıklarında kendi eylemleri ile daha da büyük düzeyde düzensizliği davet ediyorlar, hatta bu düzensizliği kendileri yaratıyorlar.</p>
<p>İşte bu blogda defalarca tartıştığımız adaptasyon gerektiren değişim, artık mevcut bilginin, düzenin yeterli olmadığı ve daha iyi bir yere gelebilmek için bilinçli ve kontrollü bir biçimde o düzenin dışına çıkmamızı, mevcut tanımlarımızı, algılarımızı, yaklaşımlarımızı, anlam haritamızı sorgulamamız, tanıdık olandan ve bizi şimdiye kadar tanımlayandansa bilinmeyene ve onun sunduğu tüm olasılık ve potansiyele isteyerek ama yavaş yavaş, adım adım, dikkatli bir biçimde adım atmamızı gerektiren türde bir değişim. Peterson, kaos ve düzenle beraber üçüncü ilahi gücü bu iki güç arasında dans eden ve bu iki gücü kullanarak yaşamına anlam veren, yani düzenin sınırlarını genişleten &quot;insan&quot; olarak tanımlıyor. </p>
<p>Değişim, ancak artık işe yaramayan ve bizi içinde bulunduğumuz çıkmazlarda tutan değerlerimizi, düşünüşümüzü, alışkanlıklarımızı, eylemlerimizi ve kimlik tanımlarımızı, yani mevcut düzenimizi sorgulayarak ve bunların bazılarını bırakmaya razı olarak gerçekleşebilir. Bu, kayıp hissi içeren ve çok rahatsız edici bir süreçtir. Ancak başka türlü ilerleme kaydedilmez. Başka türlü, biz geçici ve çoğu zaman da içeriden ve dışarıdan otorite baskısı içeren çözümlerle yaşamaya devam ederiz. Problemlerimiz de tekrar tekrar karşımıza gelirler. </p>
<p>İşte bu yüzden birçok şirkette yaşanan ve çağımızda iyice içinden çıkılmaz hale gelen sorunlar da, ülkelerin ve toplumların karmaşık sorunları da sadece otorite ve devamlı alışık düzenleri geri getiren çözümler ile çözülemez. Çünkü karmaşık, sınırlı kontrolün olduğu, belirsizlik içeren, tam olarak tanımlanamayan problemlere prematüre ve bilinen, denenmiş düzenler getirmeye çalışan teknik çözümler uzun dönemde işe yaramaz. </p>
<h3 id="tlas"><strong>Kaos ve düzenle dans etmek</strong></h3>
<p>Ancak tamamen kaosa atılmak da işe yaramaz. Değişim sürecinin kendisinin de belli bir düzen içinde olduğunu hissetmek, değişimin yönünü görmek ve gözümüzün önünde tutabilmek, değişim sürecinde zorlansak da ve bazı kayıplara razı olsak da temelde güvende olduğumuzu, gittiğimiz yerin bugün olduğumuz yerden daha iyi olduğunu bilmek, bu rahatsız edici kaotik süreci bizim için tahammül edilebilir kılar.</p>
<p>Liderlik yapmak işte bu yüzden kritiktir. Liderlik yapmak demek düzenle, bilinenle bilinmeyen arasındaki ince ve kritik çizgide etkin bir biçimde ilerlemeyi ve insanların da sizle yürümesini sağlamayı becerebilmek demektir. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="liderlik" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/69e3010afac7d7766426de1bd84411d7_800.jpg" /></picture></figure>
<h3 id="8tike">Kaosla başa çıkabilmenin iki aracı</h3>
<p>Bunu yapabilmenin en önemli yollarından birisi de içinde bulunduğu duruma anlam verebilmek, olan kaosu da daha büyük düzenin, hatta kaos ile düzenin asırlardır süren dansının bir parçası olarak görebilmektir. Danışanım, tüm bu yazıda bahsettiğimiz süreci seansımızda kendi içinde yaşadıktan ve değerlendirdikten sonra diyor ki: </p>
<p>“Dost, evet, tam bir kaos hissediyorum. Yarattığım düzenin, kağıttan gemimin parçalanması korkusu tüm zihnimi kaplamış durumda. Kaostan başka bir şey göremiyorum. Ama fark ediyorum ki bu aslında benim kaosun da içinde yer aldığı daha büyük bir düzeni göremememden kaynaklanıyor”.</p>
<p>Bunu söyleyince tutmakta olduğu nefesini ilk defa veriyor. Omuzları, yüzü gevşiyor, altındaki koltuğu, yeri ilk defa hissediyor sanki.</p>
<p>“Harika” diyorum. “Belki de kendini korkunun ve endişenin içinde bulduğun her seferinde bunu kendine tekrarlayabilir, hatırlatabilirsin.” Çünkü kaosla başa çıkmak için ve bize sunduğu fırsatları etkin bir biçimde kullanabilmenin ikinci önemli yolu da bu: Bizi yolda tutacak, kendi iç kaosumuza düzen getirecek pratikler, uygulamalar, ritüeller oluşturmak ve bunları her ne pahasına olursa olsun uygulamak.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="pratikler" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/6f5a145b5b2057da918f56da45d96c6b_800.jpg" /></picture></figure>
<p>Bu fikir danışanımın hoşuna gidiyor. “Başka ne gibi pratikler işine yarar?” diye soruyorum.</p>
<p>Biraz düşünüyor. Diyor ki “Dost, ben şimdiye kadar çok kağıttan gemi yaptım. Bazıları su aldı dağıldı, ama ben yenisi yaptım her seferinde. Yine yapabilirim. Bu gemim dağılırsa ben daha çok gemiler yaparım.” </p>
<p>Danışanımın bedeni rahatlarken aklıma <a target="_blank" href="https://marefidelis.com/marefidelis-klasikleri-kagittan-gemiler/" rel="noopener noreferrer">daha önceki bir yazımda da paylaştığım</a> Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun harika şiiri düşüyor:</p>
<blockquote><p><em>Kağıttan bir gemi yaptım küçücük</em><br /><em>Ya 5 öpücük sığar içine</em><br /><em>Ya 10 öpücük</em><br /><em>Kız kardeşim</em><br /><em>10 öpücükte batar bu gemi dedi</em><br /><em>Sen misin</em><br /><em>15 öpücük</em><br /><em>Anam sakın denize atma dedi</em><br /><em>Doğru havuza</em><br /><em>Sen misin</em><br /><em>Doğru denize</em><br /><em>Ama ıslanmasıyla batması bir oldu</em></p>
<p><em>Bir gemi daha yaparım ne çıkar</em><br /><em>Hem bu sefer öpücük yerine</em><br /><em>Sunturlu birkaç küfür</em><br /><em>Daha birkaç gemi yaparım</em><br /><em>Çok şükür.</em></p></blockquote>
<p>[1]Jordan Peterson, Maps of Meaning: The Architecure of Belief, 1999.</p>
<p>[2]Peterson, ibid.</p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/kaosla-basa-cikmak?id=1720181035&type=2",title: "Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kaosla-basa-cikmak/">Ayaklarını yere sağlam bas: Kaosla başa çıkmak</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
