<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uncategorized Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/category/uncategorized/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/category/uncategorized/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Jun 2018 12:30:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>Geçmiş ve gelecek hakkında bilgi edinmenin yolu</title>
		<link>https://marefidelis.com/gecmis-ve-gelecek-hakkinda-bilgi-edinmenin-yolu/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/gecmis-ve-gelecek-hakkinda-bilgi-edinmenin-yolu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2015 00:20:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=11674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okuma süresi: 2 dakika Her zaman yaptığını yaparsan, her zaman aldığın sonuçları alırsın… Delilik, hep aynı şeyi yapıp farklı sonuçlar beklemektir... Ondördüncü Dalai Lama Tenzin Gyatso'ya verdiği bir öğreti sonunda sormuşlar: “Geçmiş yaşamlarımızı nasıl bilebiliriz?” Dalai Lama yanıt vermiş: “Şimdiki yaşamınıza, şu anınıza bakın. Bu an, tüm geçmişinizin, geçmiş yaşamlarınızın doğrudan sonucu olarak yaşanıyor.” İnsanların  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/gecmis-ve-gelecek-hakkinda-bilgi-edinmenin-yolu/">Geçmiş ve gelecek hakkında bilgi edinmenin yolu</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #808080;"><em><strong>Okuma süresi: 2 dakika</strong></em></span></p>
<p>Her zaman yaptığını yaparsan, her zaman aldığın sonuçları alırsın…</p>
<p>Delilik, hep aynı şeyi yapıp farklı sonuçlar beklemektir&#8230;</p>
<p>Ondördüncü Dalai Lama Tenzin Gyatso&#8217;ya verdiği bir öğreti sonunda sormuşlar:</p>
<p>“Geçmiş yaşamlarımızı nasıl bilebiliriz?”</p>
<p>Dalai Lama yanıt vermiş:</p>
<p>“Şimdiki yaşamınıza, şu anınıza bakın. Bu an, tüm geçmişinizin, geçmiş yaşamlarınızın doğrudan sonucu olarak yaşanıyor.”</p>
<p>İnsanların bu cümlenin işaret ettiği gerçekle yüzleştiği bir sessizlikten sonra bir başkası sormuş:</p>
<p>“Peki ya gelecek hayatlar? Onlarla ilgili nasıl bilgi sahibi olabilirim?”</p>
<p>Duraksamadan yanıt vermiş Dalai Lama:</p>
<p>“Şimdiki yaşamına, şu anına bak. Şu an, bundan sonraki yaşamını, yaşamlarını belirliyorsun.”</p>
<p>Herkesin, belki de sizin de gelen yeni yılla ilgili bir çok umut dolu mesaj gönderdiği şu günlerde,bu soru üzerine biraz düşünmek anlamlı olabilir belki de, ne dersiniz:</p>
<p>“Eylemlerimin hemen hemen hepsini geçmişten getirdiğim inançlarım, şartlanmalarım, alışkanlıklarım, tekrar eden düşüncelerim belirliyorsa, ve aslında her deneyimimi bu inanç, şartlanma ve alışkanlıklarımı daha da derine kazımak üzere kullanıyorsam, tüm bunlar kendi kendilerini gerçekleştiren kehanetlerse eğer, gerçekten nasıl farklı bir gelecek yaratabilirim? Dış koşullara şartlanmaları ile yanıt veren bir otomat, belli düşünce ve inanç kalıplarını geçmişten geleceğe taşıyan bir aktarım mekanizması olmaktan nasıl çıkabilirim? Nasıl farklı bir şey yapabilirim? Nasıl gerçekten özgür iradeye sahip olabilirim? Nasıl 2015&#8217;i, 2016, 2017 ve diğer yılları öncekilerden farklı kılabilirim?”</p>
<p>Tüm şartlanmalarım, inançlarım, alışkanlıklarımın ağırlığı bu anımın üstündeyken, nasıl onların dikte ettiğinden farklı bir şey yapabilirim ki?</p>
<p>Bu ağırlıkların ve bu anın tam farkında olarak…</p>
<p>Tercih sandığım şeyin bir tercih olmadığını anladığımda, tam olarak önümde açık duran sınırsız eylem potansiyelinin farkına vardığımda, ve “ben” diye adlandırdığım ve geçmişte, şimdi, ve gelecekte yaptığımı, yapacağımı sandığım tüm tercihleri katı bir şekilde önceden belirleyen tanımların boşluğunu, belli bir kalıcılıkları, elle tutulur bir sabitlikleri olmadığını gördüğümde, ve o tanımların, şartlanmaların sınırlamaları dışına çıkıp sonsuz olasılıklar alanına adım attığımda, işte o zaman, sadece o zaman, şimdi ve burada, yeni, orijinal ve gerçek bir tercihte bulunabilirim…</p>
<p>İşte o zaman gerçekten özgür olabilirim&#8230;</p>
<p>Dilerim ki 2015 bol bol gerçek tercihler yapacağımız, özgürlüğe adım atacağımız bir yıl olsun…</p>
<hr />
<h5>Yazılarımızdan Messenger üzerinden haberdar olmak ister misiniz? Lütfen aşağıdaki linke tıklayarak messenger listemize abone olunuz:</h5>
<div class="fusion-align-block"><a class="fusion-button button-flat fusion-button-default-size button-default fusion-button-default button-1 fusion-button-span-yes fusion-button-default-type" target="_self" href="https://m.me/250261798505449?ref=botletter"><i class="fa-facebook-messenger fab button-icon-left" aria-hidden="true"></i><span class="fusion-button-text">Messenger Listemize Kayıt Olun.</span></a></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/gecmis-ve-gelecek-hakkinda-bilgi-edinmenin-yolu/">Geçmiş ve gelecek hakkında bilgi edinmenin yolu</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/gecmis-ve-gelecek-hakkinda-bilgi-edinmenin-yolu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadrolu Bilge: MareFidelis Klasikleri</title>
		<link>https://marefidelis.com/kadrolu-bilge-marefidelis-klasikleri/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/kadrolu-bilge-marefidelis-klasikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2003 20:33:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[klasikler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=11254</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sevdiğim bir laf var: "İnsanın et ve kemikten yapılmış olduğunu söylemek, Türkçe Dili Sözlüğü'nün bir matbaa tarafindan üretildiğini söylemek gibi bir şeydir". Gerçekten de biz insanlar, et, kemik ve bilumum dokudan çok daha fazlasıyız. Varlık alanımız içinde o kadar çok şey var ki, duygularımız, hislerimiz, düşüncelerimiz, kurallarımız, inançlarımız,  anılarımız, iyi yanlarımız, kötü yanlarımız, hayallerimiz, amaçlarımız,  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kadrolu-bilge-marefidelis-klasikleri/">Kadrolu Bilge: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-family: Verdana; font-size: small;">Sevdiğim bir laf var: &#8220;İnsanın et ve kemikten yapılmış olduğunu söylemek, Türkçe Dili Sözlüğü&#8217;nün bir matbaa tarafindan üretildiğini söylemek gibi bir şeydir&#8221;. Gerçekten de biz insanlar, et, kemik ve bilumum dokudan çok daha fazlasıyız. Varlık alanımız içinde o kadar çok şey var ki, duygularımız, hislerimiz, düşüncelerimiz, kurallarımız, inançlarımız,  anılarımız, iyi yanlarımız, kötü yanlarımız, hayallerimiz, amaçlarımız, korkularımız&#8230;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu liste uzayabilir, siz de bu listedeki bir çok şeyi diğer maddelere ait diye itiraz edebilirsiniz&#8230; Burada daha önceki bir yazıda sorduğum bir soruya dönmek istiyorum açıkçası: İnsanın bütün özelliklerini, maddi veya manevi onunla ilişkilendirilebilecek herşeyi içeren bir liste yapsak, insanı tanımlayabilir miyiz acaba? Daha farklı sorayım: Eğer bu insanı tanımladığını söylediğimiz, onunla<i> ilişkilendirilebilecek </i>bütün bu listedeki özellikleri alsak, geriye ne kalırdı?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Tanıma bakarsak, bütün bu özellikler, insanla ilişkilendirilebilecek şeyler&#8230; Yani insanın <b>ilişki</b> kuracağı şeyler. Duyguları, düşünceleri, hayalleri, vücudu, bakış açısı&#8230; Ve o zaman, biz bütün bunları resmin dışına alırsak, geriye hala onlarla ilişki kurabilecek bir insan kalıyor geriye, tanımımıza göre. Ve bu insan doğasının en önemli parçalarından biri, çünkü Medard Boss&#8217;a göre &#8220;varoluş sadece ilişki kurabilme kapasitesinde yatar.&#8221; Biz insanların varolduğumuzu anlayabilmek için en önemli aracımızdır ilişkilerimiz. Hatta kutsal kitaplarda bile evrenin, dünyanın ve insanın yaradılış amacının, tanrının kendi kendini görebilmek, deneyimleyebilmek, yani ilişki kurabilmek olduğu anlatılır. Yani sen yoksan, ben de yokum.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">İnsan olarak hepimiz birer &#8220;ben&#8221;iz, ve bu ilişki kurabilme kapasitesinin dışında kalan herşey, o anki bakış açımıza göre birer &#8220;sen&#8221;. İnsan zihni içerisinde birden fazla bilinç hali bulunabilse bile, bir anda sadece bir bilinç halini üstlenebiliyoruz. &#8220;İçimizdeki çocuğa&#8221; ebeveynlik yapabiliyoruz da, aynı anda hem ebeveyn hem de çocuk olmakta zorluk çekiyoruz. Bu da bize güzel araçlar, fırsatlar sağlıyor, kendi parçalarımızla, bize ait olan şeylerle ilişki kurma, onları tanıma, onlarla beraber olma ve onlardan yararlanabilme gibi.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu kadar kafa karıştırıcı, ve neredeyse Çince laftan sonra, gelin isterseniz şimdi isterseniz şöyle bir bilim kurgu hikayesi anlatayım size. Hikayemize göre vücudunuzun içinde sizden başka birileri daha yaşıyor. Bu şey, diğer kurgu bilim hikayelerinde veya meşhur The Thing (şey) filminde olduğu kötü niyetli değil ancak bizim hikayemizde. Tam tersine, vücudunuzda yaşayan şeyin tek amacı sizi korumak ve yol göstermek. Vücudunuzu mesken tutan bir guru var hikayemizde. Ancak bu kurgu bilim hikayemizin baş kahramanı, yani siz, daha önce çok bilim kurgu hikayesi okuyup seyrettiği için bu gurunun varlığını görmek ve kabul etmekten çok korkuyor. Varlığını kabul ettiğinde ise o kadar zamandır onu dinlememiş ki, ilişki kurmakta zorluk çekiyor. Gurumuz ise o kadar zamandır ilgisiz ve alakasız kalmış, zaten umudu kesmiş durumda, sessiz sessiz söyleniyor bir kenarda&#8230;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Çok mu ütopik geldi anlattıklarım? Ama gerçekten vücudunuzda bir guru yaşıyor! Ve bu guru, eliniz ayağınız gibi sizin, size ait, sizin bir parçanız. Hatta bu gurudan benim size ilk söz edişim, onu tanımaya ve bakmaya sizi ilk davet edişim değil bu. Önceki haftalardaki yazılarımdan birinde bahsetmiştim ondan. Vücudunuzdaki bilgeden bahsediyorum, hislerinizden, duygularınızdan.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Ben&#8221; olarak hislerimizle ilişkiye geçmek, onların vücudumuzda olmasına izin vermek, onları dinlemek, onlarla arkadaş olmak, onları yaşamımızın, kararlarımızın ve konuşmalarımızın bir parçası haline getirmek, yani &#8220;ben&#8221; olmanın içindeki ilişki kurabilme kapasitesini hislerinizle, vücudunuzdaki guruyla kullanmak&#8230; Doğuştan doğal olarak bizim olan bu özelliği geri kazanmak&#8230; Sadece bunu yapmak bile, yaşam kalitenize o kadar olumlu katkıda bulunabilir ki!</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Tony Buzan, &#8220;<span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0007160011/marefidelis-20">Head First: 10 Ways to Tap Into Ypur Natural Genius</a></span>&#8221; adlı kitabında standart IQ ölçümlerine konu olan sözel ve sayısal zekayla beraber 10 adet ayrı zeka tipinden bahseder. Bu zeka tiplerinden üç tanesini &#8220;vücutsal zeka&#8221; altında toplar. Ancak bence listedeki maddelerden en az altısı vücudunuzla ilişki kurmakla destekleniyor. Belki de bunu içermeyen tek parça IQ.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Daha önce de yazdığım gibi, Chicago Üniversitesi Psikoloji Bölümü profesörlerinden Eugene T. Gendlin, 1960&#8217;larda bazı terapi hastalarının çok çabuk ilerleme gösterirken, bazılarının çok daha uzun süre, bazen yıllarca hiç bir kayda değer ilerleme gösterememesinin nedenleri üzerine bir araştırma yapmış. İkibinden fazla terapi seansını kaydeden Gendlin ve asistanları, terapistlerin tekniklerini ve becerilerini incelediklerinde istatistiki olarak belirgin bir patern bulamamışlar. Ancak dönüp de hastaları dinlediklerinde, çok hızlı ilerleme kaydeden hastaların hemen hepsinin vücutlarını dinlediklerini, belli bir durum karşısında vücutlarında oluşan tepkileri durup, tartarak, ve tanımlamaya çalışarak onunla ilişkiye geçtiklerini farketmişler. Adına enstitü kurulan, bütün dünyada terapi, eğitim, karar alma, spiritüel şifa, ve bir çok alanda uygulanan focusing, yani odaklanma tekniği de buradan doğmuş. Yaşamın bir parçası haline getirildiğinde, içimizdeki o guru ile yanyana yaşiyor, devamlı bir danışmanla dolaşıyormuş gibi bir hisse kapılmanıza neden olabilecek bu tekniğe önümüzdeki yazılarda daha fazla değineceğim.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu yazımı, Tony Buzan&#8217;ın &#8220;Zeka Yıldızı&#8221; olarak adlandırdığı Leonardo da Vinci&#8217;nin yaratıcı beynin sırları ile formülü ile bitirmek istiyorum:</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;<i>Bilim sanatını öğrenin, sanat bilimini öğrenin, bir şekilde herşeyin herşeyle bağlantıda olduğunu farkedin, ve hislerinizi geliştirin.&#8221;</i></span></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/kadrolu-bilge-marefidelis-klasikleri/">Kadrolu Bilge: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/kadrolu-bilge-marefidelis-klasikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizli Yetenekler: MareFidelis Klasikleri</title>
		<link>https://marefidelis.com/gizli-yetenekler-marefidelis-klasikleri/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/gizli-yetenekler-marefidelis-klasikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 May 2003 20:35:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[klasikler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=11256</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ben küçükken, daha ilkokuldayken, bana "yaratıcı" bir çocuk olduğumu söylediler. Benden büyüktüler, anne babaydılar, hani benim o yaşlarda istediğim irice bir vücuttu, biraz da harçlık. Bu varlıklar bütün istediklerime sahip olduklarına göre bir bildikleri olmalıydı. E kötü de bir şey söylemiyorlardı, kabullendim dediklerini... Hani fena da olmadı bu kabulleniş. Gerçekten bir bildikleri vardı galiba, çünkü  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/gizli-yetenekler-marefidelis-klasikleri/">Gizli Yetenekler: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ben küçükken, daha ilkokuldayken, bana &#8220;yaratıcı&#8221; bir çocuk olduğumu söylediler. Benden büyüktüler, anne babaydılar, hani benim o yaşlarda istediğim irice bir vücuttu, biraz da harçlık. Bu varlıklar bütün istediklerime sahip olduklarına göre bir bildikleri olmalıydı. E kötü de bir şey söylemiyorlardı, kabullendim dediklerini&#8230;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hani fena da olmadı bu kabulleniş. Gerçekten bir bildikleri vardı galiba, çünkü yazdığım çizdiğim şeyler, tıfıllığıma rağmen bayağı takdir ve aferin alıyordu. Aferine (ilaçtan bahsetmiyorum) bağımlılık geliştirmem pek uzun süremi almadı. Yazılar, hikayeler, şiirler yazıyor, A3 resim kağıdına iki sayfa tamamen kendi üretimim mizah dergimi üretiyordum. Hani dersler de fena değildi ya, gel keyfim gel&#8230;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Birden ilkokul sona erdi. Bu herşeyi bilen, iri varlıklar bu sefer benim başka bir okula gitmem gerektiğini söylüyorlardı, üstüne üstlük sınava da girmem lazımmış. Aferin var mı sonunda aferin? Var&#8230; Hem de nasıl! E peki bari, daha önce yanılmadınız, şimdi de bir bildiğiniz vardır&#8230;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Aldık aferinin büyüğünü, ama bu sefer işlemeyen bir şeyler var. İlkokulda matematik diye bir şey vardı, ama buna benzemiyordu. Onu YAPABİLİYORDUM! Bundan anlamıyorum kardeşim! Bakın size yazdıklarımı, çizdiklerimi göstereyim&#8230; Ne aferin, ne birşey, bu sefer bir de sınıf arkadaşlarım bana uzaylı gibi bakıyorlar. Peki madem bu kadar önemli bu matematik dediğiniz şey, ne yapar ne eder beceririm. Becermek ne kelime, yutarım be! Aferin var di mi sonunda? E o zaman ben bir yol mühendis filan da olayım, yetmedi, üstüne bankacı, hem de hazineci olayım. Rakamların içine öyle gömüleyim ki kimse bulamasın bir zamanlar yazdıklarımı çizdiklerimi o yığının altında!</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Düşünüyorum da, benim hikayemin bir benzerini yaşamayan var mıdır acaba? Sayısal kabiliyete sahip bir çoğumuz da bütün zamanımızı ve enerjimizi sözel konularda ustalaşmaya harcamadık mı, bu arada aslında en kuvvetli yönlerinden vazgeçerek! Şu anda sistemlerimizin çoğu zayıf halkayı bulmak ve onu güçlendirmek üzerine kurulu. Eğer benim matematiğim iyi değilse, matematik öğrenmeliyim. Sözel yeteneklerimin iyi olup olmaması farketmez. Ayrıca onlar zaten iyi, niye çaba harcayalım ki o yönde! Marcus Buckingham ve Donal O. Clifton, <b><a href="http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0743201140/marefidelis-20">Now, Discover Your Strengths</a> </b> adlı kitabında şöyle diyorlar:</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;<i>Ne yazık ki, çoğumuz yeteneklerimiz ve güçlü yanlarımız hakkında çok az, bunların çevresinde yaşamımızı inşa etme konusunda ise daha da az fikre sahibiz. Onun yerine, ebeveynlerimizin, öğretmenlerimizin, yöneticilerimizin ve patolojinin cazibesi altındaki psikologların kılavuzluğunda, zayıflıklarımızın uzmanı oluyoruz, ve bir yanda güçlü yanlarımız uykuda ve ilgisiz beklerken, yaşamımızı bu kusurlarımızı tamir etmeye çalışarak harcıyoruz.</i>&#8220;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Gallup Araştırma Şirketi, dünyanın 63 ülkesinden 101 şirketteki 1.7 milyon çalışana, işlerinde en iyi yaptıkları şeyi yapma fırsatına sahip olup olmadıklarını sormuş. Sizce yüzde kaçı &#8220;evet&#8221; demiş olabilir? %50? Çok iyimsersiniz. Dünyadaki çalışan kesimin sadece %20&#8217;si, işlerinde yeteneklerini ve güçlü yanlarını kullanabilme fırsatına sahipler! Hatta %20 bile iyimser bir rakam, düşünürseniz &#8220;evet&#8221; diyenlerin bir çoğu yetenek ve güçlü yanlarının ne olduğunu bile bilmeyebilir. Hiç şaşırtıcı değil bence dünyanın, ekonomilerin, şirketlerin, toplumların bu halde olması!</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Şunu farketmemiz lazım. Hepimiz, istersek herşeyi yapabiliriz belki de. Ben insanın gerçekten sınırsız bir potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Ancak bu, herşeyi en iyi yapacak demek değil. Mutlaka daha iyi olduğumuz konular, yeteneklerimiz, ve güçlü yanlarımız var. Ve bunlara yapılacak yatırımın getirisi ile daha zayıf yanlarımıza yapacağımız yatırımın getirisi tabi ki bir değil! Zayıf yönlerimize yapılan yatırım ancak hasar kontrolüne yönelik olabilir, ve gereklidir de! Ancak en fazla kaynağımızı harikalar yaratmak yerine hasar kontrolüne harcamak ve asıl fark yaratacağı alanları ihmal etmek, nasıl bir mantığa sığabilir acaba? Ben iyi yaptığımı mükemmel yapsam, yapamadığımı da mükemmel yapacağa bıraksam, acaba nerede oluruz?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Düşünüyorum da, matematiğimi mükemmelleştirmek için gösterdiğim bütün o çabanın yarısını sözel ve yaratıcı yeteneklerime harcasaydım nerede olurdum şimdi acaba? Düşünüyorum da, ailelerimiz, eğitim sistemimiz, hatta şu anda çalışmakta olduğumuz şirketler, kurumlar, bizim zayıf yanlarımıza değil de kuvvetli yönlerimize yönelseler, yatırımlarının en büyük bölümünü bizim yeteneklerimizi keşfedip bunları iyice güçlendirerek bundan yararlanmaya adasalar, nerede olurduk acaba? Yöneticilerimiz, kurumlarımız nerede olurdu? Toplumumuz, dünya nerelerde olurdu acaba?</span></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/gizli-yetenekler-marefidelis-klasikleri/">Gizli Yetenekler: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/gizli-yetenekler-marefidelis-klasikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsminizde Saklı Değer: MareFidelis Klasikleri</title>
		<link>https://marefidelis.com/isminizde-sakli-deger-marefidelis-klasikleri/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/isminizde-sakli-deger-marefidelis-klasikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2003 20:36:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[klasikler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=11258</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu satırlarda her hafta, sizlere yaşam ve iş kalitenizi yükseltme yolculuğunuzda kullanabileceğiniz araçlar sunmaya çalışıyor, kişisel özgürlük üzerine fikirlerimi paylaşıyorum. Kendi kendimizi gerçekleştirme yolculuğu, bir insanın girişebileceği en keyifli uğraşlardan biri, belki de yaşamın asıl amacı. Kendi içimizdeki aydınlık ve karanlık yanları ortaya çıkardıkça ve onları karşı karşıya getirip de birlikteliklerinden doğan güçle kendi potansiyelimize  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/isminizde-sakli-deger-marefidelis-klasikleri/">İsminizde Saklı Değer: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-family: Verdana; font-size: small;">Bu satırlarda her hafta, sizlere yaşam ve iş kalitenizi yükseltme yolculuğunuzda kullanabileceğiniz araçlar sunmaya çalışıyor, kişisel özgürlük üzerine fikirlerimi paylaşıyorum. Kendi kendimizi gerçekleştirme yolculuğu, bir insanın girişebileceği en keyifli uğraşlardan biri, belki de yaşamın asıl amacı. Kendi içimizdeki aydınlık ve karanlık yanları ortaya çıkardıkça ve onları karşı karşıya getirip de birlikteliklerinden doğan güçle kendi potansiyelimize doğru ilerledikçe, yaşamın neden anlaşılacak değil de yaşanacak bir süreç olduğunu daha iyi anlıyoruz.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu yolculuk, uzun bir yolculuk, ve bu yolculukta bir çok araca ihtiyacımız var. Kendimizi tanımak için açık bir zihin ve önyargısız bir bakış açısı, gerçek ve fikirleri ayırdetmek için muhakeme yeteneği, yaşamımızı dayandırmak için bize güç verip özgürleştiren paradigmalar, bizi harekete geçiren vizyonumuz, kısıtlayıcı kalıplardan kurtulmak için sorgulayıcılık, rahat ettiğimiz bölgeden çıkmak için cesaret, tehlikeleri bize önceden haber veren korkumuz, zorluklar karşısında yılmamak, vazgeçmemek için sebat&#8230; Ve daha bir çokları. Örneğin en büyük hazinelerimizden vücudumuz, sağlığımız, sahip olduğumuz bütün fiziksel varlıklar, en büyük yaratım hammaddemiz zaman&#8230;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Böyle uzayıp gidebilir bu liste. Son zamanlarda, yolculuğumuzda bize yoldaşlık eden bu arkadaşlarımıza yeni bir madde eklenmeye başladı. Hani pek yabancı olduğumuz bir kavram değil bu, hatta neredeyse sevgili batı kültürünün temel taşlarından biri, ama kişiseliyle pek karşılaşmamıştık. Bu eski &#8211; yeni kavram, kişisel ve kariyer gelişimi çalışmalarına yavaş yavaş sızmaya başladı.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bahsettiğim yeni olgu, kişisel markalaşma. Güçlü bir marka oluşturmanın ana öğeleri, artık bireyselleştirilerek yeni ekonomi, hatta yeni çağ yaklaşımı içinde kendi tutkuları peşinde potansiyelini gerçekleştirmek için yola çıkan bir çoğumuza bu yolculuklarını daha eğlenceli, hızlı ve az riskli kılmak için yeni bir strateji sunuyor.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Sakın yanlış anlamayın, kişisel markadan kastettiğim isminizi ticari bir meta haline getirmeniz değil. Temelinde bir kişisel marka, sizin bu dünya üzerinde gerçekleşmesini istediğiniz ve mümkün gördüğünüz vizyonun içerisinde sizin yerinizi, sizin amaçlarınızı ve kattığınız değeri simgeler. Kendimden örnek verirsem &#8220;yaşam, yeteneklerin bir kutlaması olarak yaşanmalı&#8221; tümcesi benim için yaşamın anlamı ve dolayısıyla Mare Fidelis&#8217;in vizyonudur. Benim kendime bu vizyon içinde bulduğum yer, yaşam koçluğu ile hem kendi yeteneklerimi kullanabilmek, hem de beraber çalıştığım birey ve kurumların kendi yetenek, beceri ve güçlerini ortaya koyabilmeleri için destek olmaktır.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Eğer hayallerinizin peşinden gidiyorsanız, kişisel markanız sizin en sadık yol arkadaşınız olabilir. Siz ister girişimci veya iş sahibi, ister &#8220;solo&#8221; çalışan bir profesyonel, ister bir &#8220;yeni çağ&#8221; çalışanı, isterseniz de şirket yapısı içinde yükselmeye niyetli bir kariyer yolcusu olun, iyi konumlanmış ve değerli bir marka oluşturmuşsanız, yolculuğunuz daha kolay, eğlenceli ve hızlı olacaktır. William Arruda &#8220;Kurumsal markaların olduğu gibi, kişisel markanız sizin değer katma sözünüzdür&#8221; diyor. Başarılı bir kişisel marka, dış dünyaya verilecek bir mesaj veya bir imaj oluşturmaktan çok, sizin kendinizi, ve size özel farklılıklarınızı belirlemenize ve başarınızı bunlar üzerine kurmanıza yarar. Her başarılı marka, altında yatan ürünün en önemli özelliklerinin bir dışa vurumudur. Aynı şekilde sizin markanız da sizin güçlü yanlarınızın, becerilerinizin, değerlerinizin ve tutkularınızın ifadesi olacak ve bu özellikleriniz sayesinde kendinizi farklılaştırmanıza ve yaşamla ilgili aldığınız kararlarda kılavuzluk etmeye yarayacaktır.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Şöyle düşünün: Siz isteseniz de, istemeseniz de &#8220;bir markanız&#8221; ve marka imajınız var. Bu markayı ciddi biçimde ele almak ve kişisel markanıza yatırım yapmak, size ciddi yararlar sağlayabilir. Bu çalışmayı daha önce yaptığım bir müşterimin sözleriyle zaten varolan markanızı su yüzüne çıkarmak ve onunla bir ilişki kurmak, sizi &#8220;hızla ileri götüren bir vakum&#8221; oluşturabilir. Bu yolculukta sizi ileri götürecek her türlü araca ihtiyacınız var. Zaten üstünüzde taşımakta olduğunuz isminize bu gözle bakmaya ne dersiniz?</span></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/isminizde-sakli-deger-marefidelis-klasikleri/">İsminizde Saklı Değer: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/isminizde-sakli-deger-marefidelis-klasikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Garanti, Kontrol, Tutku: MareFidelis Klasikleri</title>
		<link>https://marefidelis.com/garanti-kontrol-tutku-marefidelis-klasikleri/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/garanti-kontrol-tutku-marefidelis-klasikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Apr 2003 20:38:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[klasikler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=11260</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir çoğumuz "içimizden bir yerlerden" farklı birşeyler yapmamız gerektiğini, özel birşeylerin kendimizi farklı bir yerlerde beklediğini, ancak tam olarak adını henüz koyamadığımızı söylüyoruz. Biz, hemen hepimiz, kendimiz için "doğru" olan şeyin ne olduğunu bulmak ve onun peşinden gitmek istiyoruz. Bizim yaşam amacımız ne acaba? Hayatımızı ne yaparak kazanırsak, ne ile uğraşırsak daha mutlu oluruz, daha  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/garanti-kontrol-tutku-marefidelis-klasikleri/">Garanti, Kontrol, Tutku: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-family: Verdana; font-size: small;">Bir çoğumuz &#8220;içimizden bir yerlerden&#8221; farklı birşeyler yapmamız gerektiğini, özel birşeylerin kendimizi farklı bir yerlerde beklediğini, ancak tam olarak adını henüz koyamadığımızı söylüyoruz. Biz, hemen hepimiz, kendimiz için &#8220;doğru&#8221; olan şeyin ne olduğunu bulmak ve onun peşinden gitmek istiyoruz. Bizim yaşam amacımız ne acaba? Hayatımızı ne yaparak kazanırsak, ne ile uğraşırsak daha mutlu oluruz, daha yararlı oluruz, daha güvenli oluruz, daha zengin oluruz, daha sevilen oluruz? Yeteneklerimiz, potansiyelimiz ne yana düşüyor? Bir bulsak, ah bir bulsak, birisi bize bir söylese de peşinden gitsek!</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bütün bu arayışımızın ardındaki o belli belirsiz isteği, usul usul konuşan o karşılanmamış ihtiyacımızı duymamayı bilinçli olarak seçiyorsunuz, farkında mısınız? Diyorsunuz ki, eğer ben kendi tutkularımın peşinden gitmek gibi radikal bir eylem yapacaksam, yani eğer iç sesimi dinleyeceksem, eğer teslim olacaksam yaşama, bunun bir karşılığı olmalı. Başarı garanti olmalı! Yolda zorluklar olmamalı. Acı artık ortadan kaybolmalı. Çabalamamalıyım! Herşey sadece benim isteğime göre gelişmeli.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu mümkün mü? Sanırım. Ama tam sizin düşündüğünüz gibi değil. Çünkü bunları söylediğimizde biz, bu beklentilere girdiğimizde, aslında tek söylediğimiz şey &#8220;kontrol istiyoruz&#8221;! Evet, kontrol istiyoruz, delicesine, kontrol edebileceğimiz pek bir şey olmamasına rağmen. Ve bunu gayet iyi bildiğimiz halde, yine de en çok korktuğumuz şey kontrolsüz kalmak. Çok akıllıca kıstırıp kalmışız kendimizi. Defalarca dediğim gibi bizden daha akıllı bir düşmanla karşılaşmamız mümkün değil. Dinleyin zihninizin içindeki bu içinden çıkılmaz kısır döngüyü. Kendi nevrozunuza kulak verin, çünkü orada o peşinden koştuğumuz aydınlanmanın anahtarı yatıyor!</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu kontrol ihtiyacımız, o mümkün olmayan isteğimiz değil mi, korkularımızın neredeyse hepsinin temeli? Özgür olmak istiyoruz, &#8220;özgür&#8221; olduğumuzda herşeyin iyi olacağını bilmeye ihtiyaç duyarak. Yaşam amacımızı bulmak ve peşinden gitmek istiyoruz, istiyoruz ki kesinlikle seçtiğimiz yol bize garantili başarı, huzur, mutluluk, maddi bolluk versin. Belirsizlik kalksın istiyoruz artık. Ve nedense kimse gelip de bu belirsizliği ortadan kaldırmıyor. Kimse gelip de &#8220;artık özgürsün&#8221; demiyor, kimse &#8220;yaşam amacın resimlerinle insanlara ilham olmak ve bunu yaparken başarılı olmak garanti&#8221; demiyor. Kimse bize &#8220;korkma&#8221; demiyor.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Carolyn Myss, seminerlerinde kendisine &#8220;yaşam amacımı nasıl bulurum&#8221; sorusu yöneltilince &#8220;peki, eğer gökten tam olarak ne yapmanız, nereye gitmeniz gerektiğinin talimatları zembille inse, ve bu talimatların arasında sadece parasız kalmayacağınızın değil, şimdiye kadar hayal ettiğinizden bile fazla kazanacağınızın garantisi olsa, kabul eder miydiniz?&#8221; diye sorduğunu anlatır. &#8220;İşte bizim istediğimiz de böyle bir şey tutkumuzun peşinden gitmek denildiğinde&#8221; diyor Carolyn Myss, &#8220;ilahi hayat sigortasına sahip aydınlanmış bir iş&#8230;&#8221;, ve ekliyor, &#8220;Tanrının bir öğretmen değil de bir işveren olduğunu okuduğumu hatırlamıyorum&#8221; diye.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ve biz bekliyoruz birilerinin gelmesini. Bazen bizim istediklerimizi yapan birini duyuyoruz. Bazen biraz, bazen çok kıskanıyoruz, diyoruz ki &#8220;bak işte, demek ona da geldi o &#8220;birileri&#8221;, ben ondan daha önce hakketmiştim, ama olsun, bana da gelmeleri yakın demektir, ah hadi artık bir gelseler de ben de özgür ve aydınlanmış olarak yaşamıma devam etsem, bir elim balda bir elim yağda&#8221;. Ve bekliyoruz, bekliyoruz, bekliyoruz, kimse gelmiyor elinde talimatlarla ve garantilerle&#8230;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bilge Şeker diyor ki, &#8220;yaşamın devamını sağlayanlar, bilinmeyenlerdir. Yaşamından belirsizliği çıkarmaya çalışanlar, yaşamın kendisini, daha da ötesi kendi kendini yoketmeye çalışanlardır.&#8221; Duyun beni: KİMSE SİZE GARANTİLER VERMEYECEK! SEÇTİĞİNİZ YOLUN İSTEDİĞİNİZ YERE GİDİP GİTMEDİĞİNİ BİLEMEYECEKSİNİZ. VE BU KÖTÜ BİR ŞEY DEĞİL! Garanti olan tek şey şu: Şu ana kadar yaptıklarınızı yaparsanız, şu ana kadar elde ettiklerinize ulaşacaksınız. Eğer farklı bir şey istiyorsanız, farklı bir şey yapın. Neyi seçiyorsanız, ne olursa! Eğer işe yaramıyorsa, değiştirin. Bırakın yol sizi götürsün. Ve bıraktığınızda, nevrozunuzun altında saklanan o bilgeliğe ulaştığınızda ne olacak, biliyor musunuz?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Tutkularınız içinizi yakacak. Kontrol ihtiyacınız kaybolmayacak belki, ama tutkularınızın ateşi yanında o kadar sönük kalacak ki artık, onu da yanınıza almakta bir sakınca görmeyeceksiniz. Yaşam amacınızı bulmak için beklemeyi bırakıp da, seçmeye cesaret ettiğinizde, yaşamınız anlam bulacak. Bazen düşeceksiniz. Sizi mutlu eden ve gerçekten yaşamınıza anlam kazandıran bir çabaya giriştiğinizde bile, bazı sabahlar korkarak, içiniz sıkılarak uyanacaksınız. Ama hiç kimse size yanlış yaptığınızı söyleyemeyecek, çünkü bileceksiniz ki bugün olsa yine yapardınız. Ve unutmayacaksınız, insan ancak iki şekilde amaçlarına ulaşamaz. Ya öldüğünde, ya da vazgeçtiğinde.</span></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/garanti-kontrol-tutku-marefidelis-klasikleri/">Garanti, Kontrol, Tutku: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/garanti-kontrol-tutku-marefidelis-klasikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Merhaba Dünyalı, Biz Dostuz: MareFidelis Klasikleri</title>
		<link>https://marefidelis.com/merhaba-dunyali-biz-dostuz-marefidelis-klasikleri/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/merhaba-dunyali-biz-dostuz-marefidelis-klasikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2003 20:39:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[klasikler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=11262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Söyle bir sahne hayal edin. Bir balıkla röportaj yapma, onun bakış açısından yaşamını öğrenme fırsatı edindiniz. Toparlanıyorsunuz, su altında çekim yapan kameranızı, su altında yazan kaleminizi, notlarınızı alıyorsunuz, ve randevu saatinde balığın huzuruna çıkıyorsunuz. Sizi kabul ettiği ve görüşlerini paylaşmadaki istekliliği için teşekkür ediyor, hoş-beşten sonra izin isteyerek sorularınıza geçiyorsunuz, balığın en çok aşina olduğunu  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/merhaba-dunyali-biz-dostuz-marefidelis-klasikleri/">Merhaba Dünyalı, Biz Dostuz: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-family: Verdana; font-size: small;">Söyle bir sahne hayal edin. Bir balıkla röportaj yapma, onun bakış açısından yaşamını öğrenme fırsatı edindiniz. Toparlanıyorsunuz, su altında çekim yapan kameranızı, su altında yazan kaleminizi, notlarınızı alıyorsunuz, ve randevu saatinde balığın huzuruna çıkıyorsunuz. Sizi kabul ettiği ve görüşlerini paylaşmadaki istekliliği için teşekkür ediyor, hoş-beşten sonra izin isteyerek sorularınıza geçiyorsunuz, balığın en çok aşina olduğunu düşündüğünüz konuyla başlayarak:</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Eee balık kardeş (görüldüğü gibi siz de benim gibi &#8220;radyo saati&#8221; kuşağındansınız), anlat bakalım, nasıl suda yaşamak?&#8221;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Anlamadım, su mu, o da ne?&#8221;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İşte bu içinde yaşadığımız şey var ya canım, su işte, her taraf onunla kaplı ya!&#8221;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İnan bana neden bahsettiğini bilmiyorum, bir sonraki soruya geçelim mi lütfen?&#8221;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ben buna benzer durumlarla sık sık karşılaşıyorum! Örneğin, bir danışanım ulaşmak o hafta ulaşmayı planladığı sonuçlarla ilgili karşılaştığı bir iç dirençle ve bunun sonucunda yaşadıklarıyla ilgili hararetle konuşurken, birden sözünü kesiyorum:</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Peki, istediğin gibi hareket edemediğinde, hatta takılıp kaldığında neler hissediyordun?&#8221;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;His mi, ne hissi?&#8221;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Duygular canım, hani vücudunda hissedersin ya&#8230; Bu dirençle karşılaşınca ne hissettin?&#8221;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Bilmiyorum valla ne hissettiğimi&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Peki o zamanı bırakalım, şu anda ne hissediyorsun, vücudunda?&#8221;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Bilmiyorum&#8230; Ne mi <i>hissediyorum</i>, bir <i>düşünelim</i> bakalım, hmmm&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Nedense biz insanların en cahil olduğumuz şey kendi duygularımız. Bir balığın su içinde yaşaması gibi biz de duygular ve hisler dünyasında yaşıyoruz, ve yine de ne hissettiğimiz sorulduğunda donup kalıyoruz, hatta <b>korkuya</b>kapılıyoruz. Ve o anda bile farkında bile olmuyoruz, ve diyemiyoruz ki &#8220;şu anda hislerimi sorduğun için <b>korku</b>hissediyorum&#8221;. Biz insanlar, gerçekten de komik yaratıklarız!</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ben dahil olmak üzere bir çoğumuz hislerimizle irtibata geçmek konusunda o kadar korkak, o kadar cahil, o kadar isteksiziz ki! Benimle ilk değerlendirme seansımda en çok sorduğum sorulardan biridir &#8220;sizi siz yapan beş özelliğiniz?&#8221;. Bir çok danışanım &#8220;çok duygusal&#8221; olmayı kendilerini tanımlayan özelliklerden biri olarak belirtir. Durur muyum, hemen sorarım: &#8220;Duygusallıktan kastettiğin duygularınla irtibat haline olmak, ne hissettiğini bilmek ve bu bilgiyi yararına kullanmak mı, yoksa ilgilenmediğin için biriken duygularını tepkili olarak içe veya dışa vurmak mı?&#8221;. &#8220;İlk söylediğin&#8221; diyenle ve bunu inanarak söyleyenle o kadar nadir karşılaşıyorum ki! </span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu kadarla da kalmıyor komikliğimiz. Vücudumuzda olan bitenler konusunda bu kadar cahil olmamız yetmiyormuş gibi, kazara birisi bize ne hissettiğimizi soracak olursa, oturup da ne hissettiğimizi &#8220;düşünerek&#8221; bulmaya çalışıyoruz! Size bir haberim var! Hisleriniz hakkında düşünemezsiniz! Düşünerek bulduğunuz, sadece &#8220;ne hissetmeniz gerektiği&#8221; veya &#8220;ne hissetmenin doğru olacağı&#8221;, bilemediniz &#8220;benim ne hissetmemi bekliyorsun&#8221; sorularının yanıtı olacak, ve çoğu zaman bunun gerçekten ne hissettiğinizle uzaktan yakından alakası olmayacak.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Şunun altını tekrar çizmek istiyorum: O anki hisleriniz, hakkında düşünerek bulabileceğiniz bir şey değil. Çünkü düşünceyle, zihninizle, en azından anladığımız şekliyle zihninizle alakalı değil. <b>Bakmanız</b> lazım. Nereye mi bakacaksınız? Tabi ki hislerinizin ikamet ettiği yere, yani vücudunuza. Özellikle de boynunuzla uçkurunuz arasındaki bölgeye. Şu anda bütün hisleriniz, geçmişten gelen ve çözümlemediğiniz, yadsıdığınız bütün duygularınız, karşı karşıya olduğunuz durum hakkındaki bütün tepkileriniz, siz farkında olsanız da olmasanız da orada yaşıyorlar. Carolyn Myss&#8217;ın dediği gibi &#8220;Biografimiz, biyolojimiz haline gelir&#8221;.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Peki neden bu kadar önemli hislerimiz, ve onlar hakkında bilgi sahibi olmak? Şöyle anlatayım: Bir kağıt çekin ve üzerine büyükçe bir yuvarlak çizin. Bu, sizin beş duyunuzla ve &#8220;altıncı&#8221; hissinizle, sezgilerinizle çevrenizden ve evreninizden aldığınız veriler ile bu verilerin sizin bilinciniz dışında işlenip de varılan sonuçlarının toplamı. Şimdi bunun içine, alan olarak büyük dairenin yüzde onunu kaplayacak küçük bir daire çizin. Bu da sizin bilinçli olarak farkında olduğunuz, o çok övündüğünüz entellektüel kapasitenizi kullanark değerlendirebildiğiniz bölüm. Kalanı nerede mi? Vücudunuzda&#8230; Hisleriniz, size damıtılmış bilgi olarak geçmişten, şimdiden ve olası gelecekten bilgiler veriyor, ve onları değerlendirmiyorsanız eğer, bütün risk size ait!</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hislere boşu boşuna &#8220;vücudun bilgeliği&#8221; denmiyor. Eğer vücudunuzla ve hislerinizle irtibata geçmeye yatırım yaparsanız, eğer onlardan korkmayı ve &#8220;ne hissettiğimi bilmiyorum&#8221; safsatasını bir yana bırakıp ne kadar sevimsiz gözükseler bile duygularınızla bir arkadaşınızla oturur gibi beraber olmayı göze alırsanız inanın bunun karşılığını kat be kat alacaksınız. Peki bunu nasıl mı yapacağız? Haftanın alıştırmasında ve gelecek haftalarda!</span></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/merhaba-dunyali-biz-dostuz-marefidelis-klasikleri/">Merhaba Dünyalı, Biz Dostuz: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/merhaba-dunyali-biz-dostuz-marefidelis-klasikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Kritik Soru: MareFidelis Klasikleri</title>
		<link>https://marefidelis.com/uc-kritik-soru-marefidelis-klasikleri/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/uc-kritik-soru-marefidelis-klasikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Apr 2003 20:40:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[klasikler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=11264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşamdan ne istiyorsunuz? Gerçekten neler istiyor, neleri hedefliyorsunuz? Nasıl bir ilişki içinde olmak istiyorsunuz? İşiniz nasıl olsun? Boş zamanlarınızı nasıl geçirmek istiyorsunuz? Kimlerle tanışmak, kimlerle yakınlaşmak, kimlerle samimi olmak istiyorsunuz? Peki neler öğrenmek, ne gibi beceriler kazanmak, kendinizi nasıl geliştirmek istiyorsunuz? Kısaca herhangi bir alanında yaşamınızın, neler istiyorsunuz? Bütün bu isteklerinizi, neden istiyorsunuz peki? Asıl  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/uc-kritik-soru-marefidelis-klasikleri/">Üç Kritik Soru: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-family: Verdana; font-size: small;">Yaşamdan ne istiyorsunuz? Gerçekten neler istiyor, neleri hedefliyorsunuz? Nasıl bir ilişki içinde olmak istiyorsunuz? İşiniz nasıl olsun? Boş zamanlarınızı nasıl geçirmek istiyorsunuz? Kimlerle tanışmak, kimlerle yakınlaşmak, kimlerle samimi olmak istiyorsunuz? Peki neler öğrenmek, ne gibi beceriler kazanmak, kendinizi nasıl geliştirmek istiyorsunuz? Kısaca herhangi bir alanında yaşamınızın, neler istiyorsunuz?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bütün bu isteklerinizi, neden istiyorsunuz peki? Asıl istediğiniz ne? &#8220;Bunu istiyorum, çünkü&#8230;.&#8221; diye kurduğunuz her cümleye dikkat edin. Aslında ne istiyorsunuz siz? Nedir yaşamak istediğiniz deneyim, ne hissetmek istiyorsunuz, veya neyin eksikliğini hissediyorsunuz? Bilinçaltınıza veya evrene ne mesaj gönderiyorsunuz, &#8220;Ben bir Porche istiyorum&#8221; dediğinizde? Acaba evren o arkadaki belli belirsiz &#8220;çünkü böyle kendimi önemli ve başarılı hissedeceğim, çünkü kendimi yetersiz hissediyorum&#8221; sesini mi duyuyor? Belki de hedefiniz Porche değil. Belki de istediğiniz kendinizi yeterli, başarılı, değerli hissetmek. Belki Porche sadece seçtiğiniz strateji. Belki de daha iyi ve temiz stratejiler vardır&#8230; Aslında ne istediğiniz, çünkülerin bittiği yerde yatıyor olabilir mi?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Peki bütün bunlara sahip olurken, olmasını istemediğiniz şey ne? Yani &#8220;ben orta boy karışık bir pizza istiyorum, ama içinde soğan olmasın&#8221;daki gibi, sizin için o soğan ne? İstekleriniz gerçekleşirken gelen paketin içinde çıkmasını istemediğiniz şey ne olabilir? Örneğin benim ilişkilerimde istediğim, beraber olduğum kimsenin, kavga etsek bile sesini aşırı derecede yükseltip de işi bağırıp çağırmaya vardırmaması olabilir. İstemediğim ise bunu, ilişkinin bozulacağı korkusu yüzünden yapmaması&#8230; Yani bağırıp çağırmamasının nedeni korkması olmamalı.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ve son sorum şu: Bütün bu istedikleriniz ve istemedikleriniz için ödemeye hazır olduğunuz bedel, fiyat etiketi nedir? Bütün istediklerinize bir bedel ödemeden sahip olacağınızı sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Tabi ki bir bedeli var! İstediklerinize sahip olmak, ve istemediklerinizi de resmin dışında tutmak için göze aldığınız şeyler neler? Ne gibi riskleri almaya razısınız hayallerinize ulaşmak için? Ne kadar çalışabilirsiniz, nelerden feragat edebilirsiniz, hangi korkularınızın gözlerinin içine bakıp onlarla karşılıklı oturabilirsiniz olmak istediğiniz kişi olmak için ilerlerken?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bir çoğumuz ilk iki maddeyi iyi kötü yanıtlıyoruz, ama üçüncü maddede tıkanıp kalıyoruz. Hazırız hepimiz yola çıkmaya, ama yolculuk korkutuyor gözümüzü, bedelleri düşünüyoruz, o bedelleri ödememenin yollarını araştırıyoruz, bize iltimas geçecek birilerini arıyoruz, her Türk evladı gibi. Ancak malesef bu işte, istediği yaşamı yaratma, bütün bir yaşam yaşama işinde &#8220;hamili kart yakinimdir&#8221; genelde işe yaramıyor, pazarlığa gelmiyor bu iş. Bi kıyak geçmiyor &#8220;felek&#8221;, ve her güzel şeyin bir bedeli var. Demin verdiğim örnekte bu tip bir ilişki istediğim için bazen bu koşulları sağlamayan ilişkilerden uzaklaşmak zorunda kalmak, benim ödeme ihtimalim olan bir bedel. Ancak isteğim benim için bu bedelden çok daha önemli.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Sizin de hayalleriniz var, istedikleriniz var, istemedikleriniz var. Ve bir bedeli var bunların. Bazen göze alabildiğimiz, bazen göze alamadığımız. Ve en büyük bedel, ödenecek en büyük ücret, korkularımızla yüzleşmek, her zaman! Ve hadi artık, korkmayı bırakıp bedelini hesaplayıp, çıkalım yola. Sevgili dostum Ali Türker&#8217;in Mayıs 92&#8217;de yazdığı gibi çoktan hazırız yola çıkmaya:</span></p>
<p style="color: #000000;"><i><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Umursamaz meltemleri bekledik geceleri</span></i></p>
<p style="color: #000000;"><i><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bildiğimiz herşeyi tekrarlayarak</span></i></p>
<p style="color: #000000;"><i><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ki her an çıkmaya hazırdık yola</span></i></p>
<p style="color: #000000;">
<p style="color: #000000;"><i><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Oysa esip duran yalnız sarı fırtınalar</span></i></p>
<p style="color: #000000;"><i><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Kapı çanlarımız düzensiz çarpışıyor ya</span></i></p>
<p style="color: #000000;"><i><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Açmayalım, sarı soğuk rüzgarlar vuracak yüzümüze</span></i></p>
<p style="color: #000000;">
<p style="color: #000000;"><i><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Gölgeli bulutları bekledik gündüzleri</span></i></p>
<p style="color: #000000;"><i><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Sevdiğimiz herşey toplanmış</span></i></p>
<p style="color: #000000;"><i><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ki her an çıkmaya hazırdık yola</span></i></p>
<p style="color: #000000;">
<p style="color: #000000;"><i><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Şimdi gökyüzü nasıl davetkar açık hava sefasına</span></i></p>
<p style="color: #000000;"><i><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Perdelerimiz pırıl pırıl yanıyor ya</span></i></p>
<div style="color: #000000;"><i><span class="381093007-12032003"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Açmayalım, sarı soğuk kar parlayacak gözümüze</span></span></i></div>
<div style="color: #000000;"><i> </i></div>
<div style="color: #000000;"><i><span class="381093007-12032003"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Yıllarca bekledik korkuyla da olsa</span></span></i></div>
<div style="color: #000000;"><i><span class="381093007-12032003"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Tüm varlığımız derlenmiş</span></span></i></div>
<div style="color: #000000;"><i><span class="381093007-12032003"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ki her an çıkmaya hazırdık yola&#8221;</span></span></i></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/uc-kritik-soru-marefidelis-klasikleri/">Üç Kritik Soru: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/uc-kritik-soru-marefidelis-klasikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçimdeki Yabancı &#8211; 2: MareFidelis Klasikleri</title>
		<link>https://marefidelis.com/icimdeki-yabanci-2-marefidelis-klasikleri/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/icimdeki-yabanci-2-marefidelis-klasikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2003 20:42:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[klasikler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=11266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu hafta yurt dışındayım... Haftalık yazımı yazmak için zaman yok, ucu ucuna yetişiyorum zaten. Peki yazmamak, atlamak? Bu da standartlarım dışında, yılbaşı ve bayram tatili dışında atlamadım bir sayı bile. Onun için eskiden yazdığım yazıları gözden geçireyim dedim, içime sinmeye sinmeye. Ancak aşağıdaki yazımı hatırlayınca, herşey yerli yerine oturdu. İlginç bir biçimde geçen haftaki yazımı  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/icimdeki-yabanci-2-marefidelis-klasikleri/">İçimdeki Yabancı &#8211; 2: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu hafta yurt dışındayım&#8230; Haftalık yazımı yazmak için zaman yok, ucu ucuna yetişiyorum zaten. Peki yazmamak, atlamak? Bu da standartlarım dışında, yılbaşı ve bayram tatili dışında atlamadım bir sayı bile. Onun için eskiden yazdığım yazıları gözden geçireyim dedim, içime sinmeye sinmeye. Ancak aşağıdaki yazımı hatırlayınca, herşey yerli yerine oturdu. İlginç bir biçimde geçen haftaki yazımı tamamlıyor bu yazı. Geçen hafta kişisel gelişim ve büyüme yolunda yüzleşmemiz gereken içimizdeki çelişkilerden ve korkulardan, bir ismiyle arketiplerden bahsetmiştik. Yani gölgemizden!</p>
<p>İlk önce G.C. Jung tarafından ortaya atılan ve son dönemdeki kişisel gelişim hareketiyle ünlenen, o meşhur gölgemizden bahsediyorum. Küçükken gölgenize basmaya, onu yakalamaya çalıştınız mı hiç? Ben çalıştım, hiç başarılı olamadım! Ben ne kadar hızlı koşarsam koşayım o hep bir adım <strong>önümdeydi</strong>. Yalnız hiç uzaklaşmıyordu benden, ben durunca o da duruyordu, benimle dinleniyordu, ve ışık ne kadar <strong>parlaksa</strong> o da o kadar <strong>koyu</strong> oluyordu&#8230;</p>
<p>Carolyn Myss, <a href="http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0517703920/marefidelis-20">Sacred Contracts: Awakening Your Divine Potential</a><strong> </strong>adlı best seller kitabında gölgeden bahsederken şöyle diyor: “<em>Gölge</em> kelimesinin kendisi bile doğamızın arka yüzünde belli belirsiz gözüken karanlık, gizli, muhtemelen <strong>kötü niyetli</strong>ve kendimize olduğu kadar başkalarına da zarar vermeye hazır bir surat akla getiriyor.” Belki de bu yüzden hepimiz bu gölgemizden bu kadar <strong>korkuyoruz</strong>. Belki de bu nedenle danışanlarım kendilerini davranışları arkasındaki düşünce ve inançları araştırmaları için kendilerini cesaretlendirdiğimde ve “<strong>merdiveni aşağı tırmanmak</strong>” dediğim çalışmayı yaptığımda, büyük bir tepkiyle “bilmiyorum” diyorlar, “<strong>bilmiyorum neden böyle davrandığımı!</strong>”</p>
<p>Ancak gölge ile ilgili daha doğru tanım belki de “onun <strong>bilinçli zihnimiz tarafından en az tanınan tarafımız </strong>olduğu.” Jung’un yakın çalışma arkadaşı ve sırdaşı Marie-Loise von Franz’ın sözleriyle “gölde, her zaman bir rakip değil. Aslında [o] tam olarak insanın bir şekilde anlaşmak zorunda olduğu herhangi bir başka insan gibi: Bazen teslim olarak, bazen direnerek, bazen sevgi vererek – durum ne gerektiriyorsa.<strong>Gölge sadece görmezden gelindiğinde veya yanlış anlaşıldığında düşmanca davranır</strong>.”</p>
<p>Ve maalesef çoğumuzun da yaptığı bu! Gölgede kalan yanlarımız yokmuş gibi davranıyoruz. Yaşamımızı çocukluğumuzdan, bir önceki ilişkilerimizden kalma <strong>yaraları iyileştirmeye</strong>, artık geçmişin tozlu sayfaları altında kalmış<strong>ihtiyaçları karşılamaya </strong>çalışarak yaşıyoruz, farkına varmadan. Yaşamımızı gölgemizden elini uzatan bu ihtiyaçlar, incinmişlikler, korkular, istekler, tutkular yönetiyorlar. Ama biz o kadar korkuyoruz ki ne göreceğimizden, “neden böyle davranıyorum, bilmiyorum” diyoruz. Veya diyoruz ki, “babam bana küçükken hiç ilgi göstermedi, ondan böyle davranıyorum” veya “annem benim her şeyime karışırdı, şimdi daha farklı davranmamı nasıl beklersiniz?”</p>
<p>Farkında mısınız, her ilişkinizin olumsuz sonuçlanması için akla gelebilecek veya gelemeyecek her şeyi <strong>kendi şaşkın bakışlarınız </strong>altında yaptığınızda, kendiniz için en doğrusunu bildiğiniz halde yine gidip aynı davranış kalıplarına takılıp kaldığınızda, kendi kendinizi yine sabote ettiğinizde, yine kurbanı oynadığınızda, fiziksel ve duygusal kazanç için bütünlüğünüzden feragat ettiğinizde, <strong>gölgeniz size zarar vermek istemiyor </strong>aslında! Bir yazar “Her türlü yargı, korku, öfke, kıskançlık, ve duygusal tepki, karşılanmamış ihtiyaçların trajik bir dışa vurumudur” diyor. <strong>Kendinizin yardım çağrısını </strong>duyuyor musunuz?</p>
<p>Peki bu gölgeyi besleyen, bir çokları için büyüten ne? Carolyn Myss’e göre gölgemiz, <strong>güçle ilişkimizdeki paradoksla</strong>besleniyor. İnsan güçsüz düşmekten olduğu kadar güçlü olmaktan da korkuyor. Gölgemiz ise bizim araştırılmamış, keşfedilmemiş gücümüz olarak görülebilir. Gölgemiz, kendini bizim ifade ettiğimiz isteklerimizi ve kendi imajımızı sabote eden davranışlar olarak ortaya koyuyor. Biz çoğu zaman bazı şeyleri neden yaptığımızı, neden açıklanamayan korkularla uğraşmak zorunda olduğumuzu bilmiyoruz. Bir şekilde hissederken başka bir şekilde davranmak, yani <strong>zihin ve kalbi ayrı iki kamp </strong>olarak yaşamak, içimizde acı veren bir çelişki yaratıyor.</p>
<p>Kutsal kitaplarda “Bir krallık, kendi içinde bölünmüşse, ayakta duramaz” deniyor. Aynı şekilde doğamız parçalanmışsa, <strong>korku tarafında yönetilmeye </strong>açık haldedir. Peki neden bunun farkına varmıyoruz? Korkuyla hareket ettiğimizi bilsek bile, bazen bu konuda kendi isteğimizle cahilce davranmayı tercih ediyoruz. Eğer ben neden olumsuz biçimde davrandığımı bilmiyorsam, davranışımı mazur görmek veya başkasını suçlamak daha kolaydır. Ancak ben başka bir varlığa zarar verdiğimin <strong>duygusal ve zihinsel olarak farkındaysam</strong>, sadece kendimi sorumlu tutmak zorunda kalmam, aynı zamanda <strong>bilinçli olarak </strong>negatif olmayı seçtiğimi <strong>itiraf </strong>etmek zorunda kalırım. Artık zihin ve kalbin bölünmüşlüğünün yarattığı sis bulutu arkasına saklanamam.</p>
<p>Neden yaşamınızla ne yapacağınızı, gerçekten ne istediğinizi bilmediğinizi,  neden amaçsız hissettiğinizi biliyor musunuz? Kalbinizle zihniniz arasında bir <strong>iletişim bağı </strong>kurana kadar, kendinize söylediğiniz yalanları fark edene kadar, mutsuzluklarınız yüzünden başkalarını suçlamayı bırakana kadar, gerçekten ne hissettiğinizi itiraf edene kadar, boğazınızla uçkurunuz arasında kim bilir hangi tarihte kısılıp kalmış duyguları hissetmeye cesaret edene kadar, kendinizden bahsederken “bilmiyorum” kelimesini dağarcığınızdan çıkarana kadar, gölgenize bir el feneriyle girene kadar yaşamınızla ne yapacağınız konusunda kafanız karışık olacak.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/icimdeki-yabanci-2-marefidelis-klasikleri/">İçimdeki Yabancı &#8211; 2: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/icimdeki-yabanci-2-marefidelis-klasikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçimdeki Yabancı: MareFidelis Klasikleri</title>
		<link>https://marefidelis.com/icimdeki-yabanci-marefidelis-klasikleri/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/icimdeki-yabanci-marefidelis-klasikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Mar 2003 20:44:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[klasikler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=11268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşamınız... Bir açıdan bakarsanız, doğduğunuz günden, öldüğünüz güne kadarki takvimsel süreye verilen ad... Bir başka açıdan bakarsanız, şu anda başınıza gelen, gelmekte olan, ve gelecek olan herşeyi içeren bir kelime... Veya bambaşka açıdan bakarsanız bir fark yaratabilmek için size verilmiş bir fırsat... Peki nasıl yaşıyorsunuz yaşamınızı? Önünüze çıkan engelleri, karşılaştığınız zorlukları, aşmanız gereken problemleri gerçekten  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/icimdeki-yabanci-marefidelis-klasikleri/">İçimdeki Yabancı: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-family: Verdana; font-size: small;">Yaşamınız&#8230; Bir açıdan bakarsanız, doğduğunuz günden, öldüğünüz güne kadarki takvimsel süreye verilen ad&#8230; Bir başka açıdan bakarsanız, şu anda başınıza gelen, gelmekte olan, ve gelecek olan herşeyi içeren bir kelime&#8230; Veya bambaşka açıdan bakarsanız bir fark yaratabilmek için size verilmiş bir fırsat&#8230;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Peki nasıl yaşıyorsunuz yaşamınızı? Önünüze çıkan engelleri, karşılaştığınız zorlukları, aşmanız gereken problemleri gerçekten bu kelimeler gibi, engeller, zorluklar ve problemler olarak mı görüyorsunuz? Kızıyor musunuz, sizden artık büyümenizi ve kendileriyle bir yetişkin olarak ilgilenmenizi talep eden yaşam durumlarıyla karşılaştığınızda? Ne zaman bağımsız, ne zaman başkalarıyla birlikte hareket edeceğinizi düşündüğünüzde canınız mı sıkılıyor bu sorulardan? Bu durumlar bir yandan da o çocuksu, yaratıcı, herşeyin içindeki mucizeyi görebilen yanınızı kaybetmemenizi de öğütlediğinde kafanız karışıyor mu?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ya bu engeller, zorluklar ve problemler, yaşamınızın şu anki, şimdideki gerçeği olduğunda nasıl davranıyorsunuz? Başkalarını veya kendinizi suçlamanın, kurban rolünü üstlenmenin o dayanılmaz rahatlığı ve sempatisi sizi çekiyor mu içine? Karşı karşıya olduğunuz yaşam durumunda kendi bağımsızlığınızın sorumluluğunu almanın yükü ile kişisel güç duygunuzdan vazgeçmenin acısı arasında kaldığınız oluyor mu hiç? İçinizden &#8220;dürüst olacağım olmasına da, ya sonuçlarına katlanamazsam&#8221; derken yakalıyor musunuz kendinizi?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bazen kendi fiziksel ve mali varlığınızı tehdit altında hissediyor musunuz? Ve kendi rahatınız veya güvenliğiniz için, değerlerinizden, bütünlüğünüzden, zekanızdan, sözünüzden, vücudunuzdan, ve ruhunuzdan ne kadar ödün vermeniz gerektiğini, ne kadar ödün verebileceğinizi düşünüyor musunuz? İnancınızı test ediyor mu karşılaştığınız yaşam durumları, kendinize ve ait hissettiğiniz daha büyük gerçek ve değerlere olan? Garanti bekliyor musunuz, sizin için önemli olan şeyler etrafında tekrar yapılandırmak için yaşamınızı? Sizin için doğru olan şeyleri dile getirmek ve yapmayı düşünürken, aklınızın bir yanından bunun size olası maliyetini de hesaplıyor musunuz?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Güçlü olmak hissi içten içe korkutuyor mu sizi, bazen? Öyle ya, eğer güçlü olursanız, eğer değişimle başa çıkabilirseniz, eğer herşeyin sorumluluğunu alabilir, ve belirsizliğe ve maliyetlerine rağmen, hiç bir garanti olmamasına rağmen sizin için doğru ve değerli olanları öne koysaydınız, kimbilir neler yapardınız? Ne veya kim umurunuzda olurdu o zaman? O ruhunuzu şekillendirecek ve derinleştirecek fırsatlara olumlu bir biçimde yanıt vermenizi gerektirecek değişimi yaşamınıza davet etmeye korkuyor musunuz, bir yandan güçlü olmanın ve o gücü kullanmanın ön koşulunun değişim olduğunu damarlarınızda hissederken? Güçlü olmak yolundaki her çabanızı, her başarıya doğru, özgürlüğe doğru attığınız adımı baltaladığınızı gördüğünüzde kendinize olan güveninizi kaybediyor musunuz?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Eğer yukardaki bu dört paragrafta da &#8220;evet&#8221; diyecek bir soru bulduysanız, ve kendinizi kötü hissediyorsanız, rahatlayın ve sakinleşin. Çünkü gerçekten, yaşamınıza, karşılaştığınız engel, zorluk ve problemlere bambaşka açılardan, sizi bunlar karşısında güçlü kılacak, hatta bunları fırsatlara dönüştürecek açılardan bakma şansınız var. Hatta bu şansınızı kullanmak veya kullanmamak bile yukarıdaki maddeler içinde özetlenmiş durumda.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Şunu farkedin: Yukarıda sıraladığım sorular, yaşamın karşımıza çıkardığı durumlarda hemen hepimizin kendimize sorduğu sorular. Kaç kere sorduk kendi kendimize &#8220;bu sefer de altından kalkabilecek miyim?&#8221; diye, kaç kere sorduk &#8220;doğru bildiğimi yapmaya değer mi?&#8221; diye, kaç kere kaçmak istedik çocuk olmanın bildik rahatlığına, kaç kere &#8220;başkasının yüzünden&#8221; demenin sorumluluktan ve çözüm bulmaktan kurtaran hafifliğine sığındık? Bunları daha bugün kaç kere yaptınız?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu dört alan en temel korkularımıza dokunuyor çünkü: Carolyn Myss&#8217;a göre yaşamda kalma mücadelemizle yaşamdan bir anlam çıkarma çabamız arasında gidip gelen benliğimizi anlatıyor bu sorular. İnsan kendi ayakları üzerinde durma, gücünü sahiplenme, eylemlerinin ve sonuçlarının sorumluluğunu alma, bunun sonucunda da kendine ve çevresine yararlı bir birey haline gelme yolculuğuna, bu sorularla yüzleşecek cesareti toparlayınca ve &#8220;Evet, bunu yapabilirim! Evet, buna değer!&#8221; diyebildiğinde çıkıyor. Hepimiz yapıyoruz bir yerde bu yolculuğu, çünkü C.G.Jung&#8217;un dedigi gibi kollektif bilinçaltımızın birer parçaları bunlar.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Siz neredesiniz kendi yolculuğunuzda? Homeros&#8217;un İlyada&#8217;sında olduğu gibi kendi bilinçaltınızın tek gözlü devleriyle karşılaşmaya cesaret edip de onları yenebildiniz mi? Veya karakterinizin farklı yanlarını anlatan yedi cücenizle kötü yürekli ego cadınızın kapınızı parlak bir elma ile çalmasını mı bekliyorsunuz? Belki de Oz Büyücüsündeki Dororthy gibi, bir başkasının içinizdeki korkak arslana cesaret, teneke adama kalp, korkuluğa akıl vermesini, size de evinize dönebilmeniz için yolu göstermesini bekliyorsunuz. Belki de tek yapmanız gereken, gölgenize doğru cesaretle bakıp &#8220;Evet, bu sefer bunu yapabilirim, hem de kendi başıma!&#8221; demek.</span></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/icimdeki-yabanci-marefidelis-klasikleri/">İçimdeki Yabancı: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/icimdeki-yabanci-marefidelis-klasikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haklı Olmak veya Karnını Doyurmak: MareFidelis Klasikleri</title>
		<link>https://marefidelis.com/hakli-olmak-veya-karnini-doyurmak-marefidelis-klasikleri/</link>
					<comments>https://marefidelis.com/hakli-olmak-veya-karnini-doyurmak-marefidelis-klasikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Mar 2003 20:45:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[klasikler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=11270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haftasonu gözlerimin önünde bir oluşan, belki de ufacık bir olay, beni o kadar düşündürdü ki... Hiç bir özelliği yok olanın, o kadar gündelik, o kadar sıradan bir durum ki... Hatta kendimi bile defalarca o durumda bulduğumu biliyorum. Şöyle gelişti her şey: Cumartesi günü Cesaretle İlerlemek seminerimde öğle arası verdiğimizde, bir kaç katılımcıyla beraber yakındaki ev  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/hakli-olmak-veya-karnini-doyurmak-marefidelis-klasikleri/">Haklı Olmak veya Karnını Doyurmak: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000; font-family: Verdana; font-size: small;">Haftasonu gözlerimin önünde bir oluşan, belki de ufacık bir olay, beni o kadar düşündürdü ki&#8230; Hiç bir özelliği yok olanın, o kadar gündelik, o kadar sıradan bir durum ki&#8230; Hatta kendimi bile defalarca o durumda bulduğumu biliyorum.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Şöyle gelişti her şey: Cumartesi günü Cesaretle İlerlemek seminerimde öğle arası verdiğimizde, bir kaç katılımcıyla beraber yakındaki ev yemekleri yapan restoranlardan birine gittik. Tam öğle saati, tıka basa dolu. Zar zor, iki kişilik bir masaya dört beş kişi sıkışarak oturduk. Siparişlerimiz de doğal olarak ya geç geldi, ya eksik. Biz karnımızı mümkün olan en iyi ve çabuk şekilde doyurmaya çalışırken, arka masalardan gelen sesler dikkatimi çekti.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Kusura bakmayın&#8221; diyordu, belli ki restoranın hem sahibi olan, hem de servis yapan bayan, &#8220;hemen biraz daha ısıtalım&#8221;. Kendisiyle konuştuğu, gayet düzgün giyimli, ve bende sanki gayet de okuyan eden bir insan izlenimi uyandıran bayan bu yanıttan tatmin olmuşa benzemiyordu. &#8220;Ne demek biraz daha ısıtalım, bunu hiç ısıtmamışsınız ki!&#8221; Bu yumuşak görünümlü insandan bu kadar sert bir ses çıkmasına şaşırdım açıkçası!</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Restoran sahibi bayan özür dilemeye devam ediyordu, gayet kibar bir biçimde, &#8220;haklısınız, lütfen kusura bakmayın, hemen biraz daha ısıtıyorum&#8221; diye yanıt verdi. Müşterinin öfkesi ise kendi öfkesinden besleniyor gibiydi. &#8220;Size hiç ısıtmamışsınız diyorum!&#8221; Restoran sahibi bir kez daha özür diledi, ve tabağı alarak mutfağa doğru gitmeye yeltendi.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Müşteri önce bir tereddüt geçirdi, sonra &#8220;geçti artık&#8221; gibi birşeyler mırıldanarak kapıya yöneldi. Önce çıkıp kapıyı kapattı, sonra tatmin olmayarak açıp daha da sert kapattı. Restoran sahibi ardından belki bir kaç saniye baktı kadıncağızın. Bir iç geçirdi, fakat restoranın kalabalığı daha fazla zaman harcamasına izin verecek gibi değildi. Bir kaç dakika içinde aynı hamarat tavrına geri dönmüştü.</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Siz kaç kere buldunuz kendinizi yaşamınızda bu sinirli kadının yerinde? Kaç kere haklı olmak ve onlara gününü göstermekle, karnınızı doyurmak, mutlu olmak ve sonuca ulaşmak arasında bir tercih karşısında kaldığınızda haklı olmayı ve aç kalmayı seçtiniz? Kaç kere belki de hiç o anla alakalı olmayan duygularınızı boşaltabilmek için kendinizi hiç de hoş olmayan durumlara soktunuz? Kaç kere feda ettiniz iç huzurunuzu, mutluluğunuzu, fiziksel ve duygusal rahatlığınızı sadece haklı olduğunuzu kanıtlamak için? Ve kaç kere yaptınız bunları, içten içe aslında hiç de haklı olmadığınızı bilerek?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Neden her ikimizin de kaybetmesi lazım, bu yaşam denen oyunda? Tabi ki hakkım paramın, emeğimin, saygımın, sevgimin ve insan olmamın karşılığını almak, ama neden bu karşılığın verilmesini net bir biçimde istemek yerine, bana yapılan hatanın bedelini başkalarını da aşağı çekerek ödetmeye çalışıyorum, onları yukarı çekmek yerine? Neden, belki de kimsenin umrunda olmayan bir mesaj vermek uğruna aç kalmaya razı oluyorum, onlara nasıl beni mutlu edebileceklerini sevecen bir kesinlikle öğretip haklı ihtiyaçlarımın karşılanması konusunda ısrarcı olacağıma? Neden ikimizin de kazanabileceği bir zemin olduğunu karşı tarafın görmesine yardımcı olacağıma ikimizin de kazanması mümkün olmayan kavramsal ve ahlaksal tartışmalara giriyorum? Neden &#8220;şunu lütfen bir kaç dakika daha ısıtır mısınız?&#8221; diyemiyorum ve ekleyemiyorum ardından, &#8220;anlıyorum çok yoğun olduğunuzu, ama böyle giderse müşteri kaybedeceksiniz. Bir çözüm bulmanızı öneririm.&#8221;</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Biliyorum, nedenleri var. Biliyorum asıl öfkeniz o restorana karşı değil. Ama acıyor işte, acıyor içeride bir yerler. Fiziksel acı nasıl vücudun uyarı mekanizmasıysa, öfke de duygusal acıdır. Yani diyor ki ruhunuz, bir yerlerde bir yara var ve sen bakmadığın sürece kanıyacak bu yara! Nedir sizi bu kadar öfkeli yapan yaşama karşı?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Lütfen durun. Durun. Ne yapmaktaysanız durun. Durun ve bakın duygusal alanınıza. Öfkeniz, belki de uzunca zamandır saklı duruyor, içinizdeki o kapanmamış yararlardan içinize doğru akarken. Sahiplenin artık öfkenizi, yaralarınıza bakmanızın zamanı geldi çoktan, yoksa böyle hiç beklenmedik yerlerde ve zamanlarda patlayıp hem size, hem de başkalarına zararlar verecek. Sahiplenin yaralarınızı ve bırakın artık onları haklılık ve doğruluk teranelerinin arkasında saklamayı. İnanmadığınız ve aslında sizin için hiç de önemi olmayan davalarda haklı olduğunuzu kanıtlamak için harcadığınız enerjinizi kendiniz için, hayal gibi gözüken ama mümkün projeleriniz için, sizi mutlu edecek şeyler için, veya en azından görmemeyi tercih ettiğiniz için sizi gölgeden idare eden yaralarınızı iyileştirmek için kullanırsanız eğer, düşünebiliyor musunuz yaşamınız neye benzerdi acaba?</span></p>
<p style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Artık kendinizi önemli kılmaya çalışmayı bırakın lütfen. Farkedin ki sizin bu evren için hiç bir öneminiz yok. Kabul edin bu dünyada hepimiz aslında sahip olmadığımız bir önem için mücadele ediyoruz. Ve farketmiyoruz, ne kadar önemsiz, ve bir o kadar da değerli olduğumuzu! O kadar değerlisiniz ki yine aynı evren için, siz olmasanız, hiç bir şey aynı olmazdı. Ve sizin evreniniz, sadece siz olduğunuz için var!</span></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/hakli-olmak-veya-karnini-doyurmak-marefidelis-klasikleri/">Haklı Olmak veya Karnını Doyurmak: MareFidelis Klasikleri</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://marefidelis.com/hakli-olmak-veya-karnini-doyurmak-marefidelis-klasikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
