<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dharma Arşivleri - marefidelis.com</title>
	<atom:link href="https://marefidelis.com/category/dharma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://marefidelis.com/category/dharma/</link>
	<description>MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jan 2025 08:45:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.1</generator>
	<item>
		<title>Doğru Soruları Sorduğuna Emin Misin?</title>
		<link>https://marefidelis.com/dogru-sorulari-sorduguna-emin-misin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2025 08:45:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beden farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14722</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir öğretmenimden duyduğum bir cümleydi: Düşünmek soru sormaktır, doğru düşünmek ise doğru soruları sormaktır. Biz hepimiz bir eylem olarak düşündüğümüzü sanıyoruz, aslında olan zihnimizden kendiliğinden bazı düşünceler, hem de devamlı tekrar eden ve aslında bize çoğu zaman hizmet etmeyen düşünceler geçip duruyor. Bu düşüncelerin çoğu endişelerle, korkularla, arzularla, hırslarla, pişmanlıkla, öfkeyle bezeli. Bu düşüncelerle  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/dogru-sorulari-sorduguna-emin-misin/">Doğru Soruları Sorduğuna Emin Misin?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-1 fusion-flex-container has-pattern-background has-mask-background nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row fusion-flex-align-items-flex-start fusion-flex-content-wrap" style="max-width:93.6%;margin-left: calc(-4% / 2 );margin-right: calc(-4% / 2 );"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-0 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-flex-column" style="--awb-bg-size:cover;--awb-width-large:100%;--awb-margin-top-large:0px;--awb-spacing-right-large:1.92%;--awb-margin-bottom-large:20px;--awb-spacing-left-large:1.92%;--awb-width-medium:100%;--awb-order-medium:0;--awb-spacing-right-medium:1.92%;--awb-spacing-left-medium:1.92%;--awb-width-small:100%;--awb-order-small:0;--awb-spacing-right-small:1.92%;--awb-spacing-left-small:1.92%;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-justify-content-flex-start fusion-content-layout-column"><div class="fusion-text fusion-text-1"><p>Bir öğretmenimden duyduğum bir cümleydi:</p>
<p>Düşünmek soru sormaktır, doğru düşünmek ise doğru soruları sormaktır.</p>
<p>Biz hepimiz bir eylem olarak düşündüğümüzü sanıyoruz, aslında olan zihnimizden kendiliğinden bazı düşünceler, hem de devamlı tekrar eden ve aslında bize çoğu zaman hizmet etmeyen düşünceler geçip duruyor. Bu düşüncelerin çoğu endişelerle, korkularla, arzularla, hırslarla, pişmanlıkla, öfkeyle bezeli. Bu düşüncelerle bir şeyleri çözebileceğimizi sanıyoruz ancak çoğu zaman yaptığımız şey kendi kendini besleyen ve sonunda içinden çıkılmaz hale gelen sarmalların içinde kaybolmak. Sonucunda da zihnimiz karışık ve bulanık, kalbimiz yoğun duyguların esiri, bedenimiz gerginlik içinde yaşamaya devam ediyoruz.</p>
<p>Zihni ne düşüneceğine, neyle uğraşacağına, neye takılacağına kendi başına karar vermeye bırakırsanız, kılavuzu karga olanın durumuna düşersiniz. Onun için de önce zihnimizin yönetimini ele almayı becermemiz gerekiyor. Bunun için ilk adım zihinde neler olduğunun farkında varmamız gerekiyor, sonra da bu zihni doğru yönlendirmeye başlamamız. Bunun yolu da öncelikle soru sormaya başlamak, hem de doğru soruları sormaya başlamak. Zihnin nasıl farkına varacağımız ve bu doğru soruları nasıl soracağımız gelecek yazı ve videoların konusu.</p>
<p><strong>Unutmayın zihin harika bir hizmetkar, ancak çok kötü bir efendidir.</strong> Bunun en güzel örneklerinden bir tanesini yıllar önce Türkiye’yi ziyaret eden bilge sayılabilecek yaşlı bir bilim adamının sohbetinde görmüştüm. Kendisine “nasıl mutlu olabiliriz?” diye sorulduğunda içimden kibrim kabarmıştı, “böyle bir adamı bulmuşsun, sorduğun soru bu mu?” gibisinden. Ancak bu bilim adamı bu soruya harika bir yanıt, daha da doğrusu çok daha iyi, yepyeni bir soru vermişti: “Kendini nasıl mutsuz ettiğini bulup bunları yapmayı bırakarak”.</p>
<p>Nasıl mutlu olabilirim, bu anlamda bizim hepimizin sorduğu yanlış sorulardan bir tanesi arkadaşlar. Neden biliyor musunuz? Bu soruyu sorduğumuzda mutluluk çabamızın aslında nasıl mutsuzluğa koşullu olduğunu göremediğimiz için, bize mutluluğun dışarıdan geleceğini sandığımız için, ve bir gün sonsuz ve süresiz bir mutluluğa bizi ulaştıracak günlerin geleceğini düşündüğümüz için. Birisi gelecek, bir şeyler edineceğim, bir şeyler başaracağım, doğru koşullar sonunda oluşacak ve ben mutlu olacağım.</p>
<p>Onun yerine “kendimi nasıl mutsuz ediyorum acaba” diye sorgulamaya başladığınızda ilk yüzünüze çarpan yanıt “çünkü mutlu olmaya çabalıyorum ve bu mutluluğu dışarıda arıyorum” olduğunu göreceksiniz. Keçiboynuzu tadında mutlulukların yerini her zaman derin bir mutsuzluğa bıraktığını da. Dahası bu, sadece başlangıç olacak ve bu kuyunun derinliklerine indiğinizde içinizde farklı çeşit bir mutluluğun, bir halinden memnuniyetin doğmaya başladığını da fark edeceksiniz.</p>
<p>İşte bu kişinin verdiği yeni ve daha güzel soru (“acaba kendimi nasıl mutsuz ediyorum?”), benim kendi gerçekliğime ulaşma çabamda o günden sonraki önemli kılavuzlardan biri oldu. Daha sonra gördüm ki Buddha gibi, Lao Tzu gibi, Yunus Emre gibi bir çok bilge de aynı soruyu belki farklı şekillerde sormuşlar ve yanıtlamışlar. Buddha “ben tek şey öğretiyorum, ıstırabın kaynağı ve sonlanması” derken bundan bahsediyor.</p>
<p>Gelin 2025 kendimize daha doğru soruları kılavuz aldığımız, bu soruların peşinde kendimize daha ehil bir varoluşun temellerini attığımız bir yıl olsun. Buna bir kaynak da belki de 9 Ocak&#8217;ta başlayacak &#8220;<a href="https://akademi.marefidelis.com/courses/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-2025-1-modul/" target="_blank" rel="noopener">Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin</a>&#8221; programı olabilir. Hepinizi bekliyorum.</p>
</div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/dogru-sorulari-sorduguna-emin-misin/">Doğru Soruları Sorduğuna Emin Misin?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dönüşümün Anahtarı</title>
		<link>https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 20:36:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beden farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/?p=14576</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir çok konuşmamda, yazımda, eğitimimde tanıştığım bir sokak köpeğinden, ve onun beni nasıl etkilediğinden bahsettiğimi hatırlarsınız: “Kopuk”! Bu “it” - Kopuk, ismiyle içimdeki kopuk parçalara dokunmamı sağladı. Siz de kendi içinizdeki “Kopuk'u”, ve saklandığı kulübesini biliyorsunuz değil mi? Dışımızda olanlar ve kendimizle mücadelemiz çok zorlayıcı veya korkutucu olduğunda saklandığımız o kulübeyi? Biliyorsunuz içimizdeki canavarlarımız  [...]</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/">Dönüşümün Anahtarı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="fusion-fullwidth fullwidth-box fusion-builder-row-2 nonhundred-percent-fullwidth non-hundred-percent-height-scrolling" style="--awb-border-radius-top-left:0px;--awb-border-radius-top-right:0px;--awb-border-radius-bottom-right:0px;--awb-border-radius-bottom-left:0px;--awb-flex-wrap:wrap;" ><div class="fusion-builder-row fusion-row"><div class="fusion-layout-column fusion_builder_column fusion-builder-column-1 fusion_builder_column_1_1 1_1 fusion-one-full fusion-column-first fusion-column-last" style="--awb-bg-size:cover;"><div class="fusion-column-wrapper fusion-column-has-shadow fusion-flex-column-wrapper-legacy"><div class="fusion-text fusion-text-2"><p>Bir çok konuşmamda, yazımda, eğitimimde tanıştığım bir sokak köpeğinden, ve onun beni nasıl etkilediğinden bahsettiğimi hatırlarsınız: “Kopuk”! Bu “it” &#8211; Kopuk, ismiyle içimdeki kopuk parçalara dokunmamı sağladı. Siz de kendi içinizdeki “Kopuk&#8217;u”, ve saklandığı kulübesini biliyorsunuz değil mi? Dışımızda olanlar ve kendimizle mücadelemiz çok zorlayıcı veya korkutucu olduğunda saklandığımız o kulübeyi? Biliyorsunuz içimizdeki canavarlarımız canımızı çok acıttığında saklanmak için girdiğimiz deliği.</p>
<p>Kaçıyoruz kendimizden, çevremizden, &#8220;farkındalık&#8221;tan. Kolayca elde edebileceğimiz hazlar oluyor bazen Kopuk&#8217;un kulübesi. Yemek, içki, spor, iş, sosyal medya, veya kişisel gelişim adı altında kendimizi olduğumuzdan başka bir şeye dönüştürme çabası oluyor bazen kulübemiz. Bazen gerçekten &#8220;kopuyoruz&#8221;. Çevremiz kalabalıkken bile biz insanlarla bağlantıda hissetmiyoruz. Bazen de ruhsal yollar, meditasyon oluyor, aslında amacı yaşamı olduğu gibi ve derinden yaşama kapasitesi geliştirmek olan öğretileri canımızı acıtan gerçeklerden saklanılacak bir kulübe olarak kullanıyoruz. Yeter ki canımızı acıtan o şeyler neyse, onunla yüzleşmeyelim. Onu hissetmeyelim. O gitsin.</p>
<p>Ancak saklanabiliyor muyuz acaba gerçekten, gerçeklerden? Sevgili Kopuk idareyi ele aldığında içine düştüğümüz hali de biliyorsunuz çünkü. Çevremizi sanki yoğun ve soluk bir sis altındaymış gibi gördüğümüz, yaşam enerjimizin sanki kalbimizdeki dipsiz bir kuyuya doğru emildiği, bedenimizin yapışkan ve ağdalı bir jölenin içinde hareket etmeye çalışır gibi hissettiği o hali iyi biliyorsunuz. Canımızı acıtan şeyin de bizimle o kulübenin içine geldiğini, başımızı çevirip bakmasak da hemen ensemizin dibinde olduğunu biliyorsunuz.</p>
<p>İşte bu yüzden, kabul etmek istemeseniz de, başımızı çevirip de bakmadığımızda o canavarların gitmediğini, onlardan saklanmanın onlardan kurtulmak olmadığını biliyorsunuz.</p>
<p>İşte çoğumuz bu nedenle geliyoruz ruhsal yolların, farkındalık çalışmalarının, meditasyonun kapısına. Bizi bu acılardan kurtarsın istiyoruz.</p>
<p>Ya bu çabamız bize “gerçek hayattan”, bu zorlayıcı, acıtıcı, korkutucu içsel ve dışsal olgular dünyasından kurtarıp da bir çeşit cennet hayali yaratmayı vadediyorsa? O zaman çabalarımız yine bu içimizdeki Kopuk&#8217;u güçlendirmekten, o sis bulutunun ve uyuşukluğun içinde yeni bir “mutlu olma kandırmacası” yaratmaktan başka işe pek yaramıyor sanki. Eğer böyleyse bu çabamızla gerçek özgürlük umudundan biraz daha uzaklaşmamız kaçınılmaz hale gelmiyor mu acaba?</p>
<p>Eğer çabamız, içimizdeki ve dışımızdaki tüm mevcut gerçeklikle ve olgularla – ne kadar rahatsız edici, zorlayıcı, acı verici, bazen de korkutucu olsa da – doğrudan yüzleşmemize ve bu olguların hakikatini doğrudan görmemize yardımcı olmak amacını taşımıyorsa, niye uğraşıyoruz ki!</p>
<p>İşte bu yüzden tüm çabamız, gerçeklerle ne kadar tatlı, acı, keyifli, korkutucu, mutluluk verici, rahatsız edici olursa olsun doğrudan yüzleşmek için kendimizi hazırlamak ve bu yüzleşmeleri yapmaya başlamak üzerine olmalı. Ancak bu şekilde bu olgulardan ve onların anlattığı korku hikayelerinden özgür ve bağımsız hale gelebiliriz. Ancak bu şekilde özgürce, sahip olduğumuz, bize bahşedilen lütufların, yeteneklerin, ve mevcut koşulların bir kutlaması olarak yaşayabiliriz. Joseph Goldstein &#8220;Dışarıya giden yol, sizi korkutan şeyin içinde geçiyor&#8221; diyor.</p>
<p>Ancak, “kendimizle, olgularla ve duygularla doğrudan yüzleşmenin” ne gibi bir şey olduğu ile ilgili pek de bir anlayışımız, belki de böyle bir yüzleşmeyle ilgili hiçbir deneyimimiz çoğumuzun yok.</p>
<p>Biz duygularla veya olgularla yüzleşmeyi onun içinde kaybolmak, onun tüm zihnimizi, kalbimizi, bedenimizi ele geçirmesi sanıyoruz. Ancak bu yüzleşmek demek değil. Yüzleşebilmek için öncelikle bu olgularla ve duygularla arama sağlıklı bir mesafe koymayı becermek gerekiyor. Benim öncelikle bedenin, duyguların ve zihnimde olanların “ben” olmadığını fark etmem, onlardan ayrışabilmem, ayrıştığım bu duygulara onlardan yine de kaçmadan, usa vurmadan, hissetmekten korkmadan:</p>
<p>❤️  açık bir kalple – yani olanı olduğu gibi kabul ederek,<br />
🌳  bedenimle güçlü bir ilişki içinde – yani merkezimi koruyarak, bedenimin ve gördüklerimin, duyduklarımın, dokunduklarımın, hissettiklerimin beni nasıl etkilediğinin, nasıl eyleme ittiklerinin tam farkındalığı ile,<br />
☀️ ve  berrak bir zihin ile – zihnin içinde oluşan düşüncelerin ve zihin hallerinin farkında olan ama bunları kendisi sanmayan, bunlara tutunmayan açık ve dingin bir farkındalık ile bakabilmem gerekiyor böyle bir yüzleşme için.</p>
<p>Böyle bir yüzleşme, benim aslında kendisinden kaçtığım korktuğum şeyin gerçek doğasını görmemi sağlıyor; derinleştikçe o şeyin aslında korkulacak bir şey olmadığını, asıl problemin benim korkum, direncim ve tutunmam olduğunu, acı kaçınılmaz olsa da ıstırabı işte bu korku, direnç ve tutunmalarımla yarattığımı anlamama imkan tanıyor. Bu anlayış ise özgürlükle sonuçlanıyor, en azından bu söz konusu olan konuda. İşte o zaman Kopuk’un kulübesinde saklanmak zorunda kalmıyoruz. Daha da ötesi o kulübede gerçekten saklanamayacağımızı doğrudan görüyoruz, ve belki de kendisinden kaçtığımız diğer her şey ile yüzleşmek için de isteğimiz, arzumuz artıyor.</p>
<p>İşte ben Dharma çalışıyor, Kalp Yolu’nda bu yüzden yürüyorum. Sunduğum Güçlü Beden, Açık Kalp, Berrak Zihin eğitimleri, işte bu yola hazırlık amacını taşıyor.</p>
<p>Bu model, 23 yıllık özgürleşme, 21 yıllık koçluk ve 13 – 14 yıllık Dharma öğrenciliği yolculuğumda beni bu yolun kapısına kadar taşıyan, hazırlayan işime yarayan yaklaşımlar, anlayışlar, bedensel, zihinsel ve duygusal pratiklere de bir giriş niteliği de taşıyor.</p>
<p>Bu model aynı zamanda kişisel değişim ve dönüşümün önündeki engelleri nasıl aşıp da kendi daha iyi versiyonumuza dönüşeceğimizin, Cem Şen’in sözleriyle “İçsel Simya”mızı nasıl gerçekleştireceğimizin de benim yorumumla ve benim kendi zeminimden kattıklarımla incelenmesi.</p>
<p>Bu yorumlardan sonra belki de 2023’ü bitirdiğimiz bugünlerde kendi dönüşümümüzü nasıl gerçekleştirebileceğimizle ilgili biraz sohbet etsek, belki bir webinarda buluşsak ve bu dönüşümün yollarını ucundan araştırmaya başlasak sanki doğru zaman olurmuş gibi geldi, ne dersiniz? Bu amaçla 27 Aralık Çarşamba günü “<strong>Dönüşümün Anahtarı: Güçlü Beden, Berrak Zihin, Açık Kalp</strong>” adında ücretsiz bir webinar gerçekleştireceğim, eğer katılmak isterseniz aşağıdaki formu tamamlayarak kayıt olabilirsiniz:</p>
The form can be filled in the actual <a href="https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/">website url</a>.
</div><div class="fusion-clearfix"></div></div></div></div></div>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/donusumun-anahtari/">Dönüşümün Anahtarı</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</title>
		<link>https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2020 11:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos ve düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mindfulness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acaba şu anda olanlara daha derinden bakabilir miyiz? Bu olanları bizim kim olduğumuz, aslında ne içinde yaşadığımız, ve aramızdaki ilişki hakkındaki derin yanlış anlamamıza ondan daha da derin bir biçimde bakabilir miyiz? Bu sayede bu olanlarla beraber her türlü olgudan zihnimizi daha da özgür hale getirebilir miyiz? Bu yazının vaadi, bu soru hakkında... Yani bu yazının vaadi, özgürlük. Evde kapalı kalsak bile. Ne dediğimi anlatabilmek için önce size bir iki hikaye anlatmam lazım.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/">Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazı bir adet daha COVID &#8211; 19 salgını ve karantina altında nasıl eğlenebiliriz, nasıl sıkılmayız yazısı olmayacak. Bu yazı &quot;aaa ne kadar abarttık, yok bir şey canım, yakında normale döneriz!&quot; yazısı, &quot;aman evimizde oturalım, sakın sokağa çıkmayalım, yoksa varya, uffff!&quot; yazısı da olmayacak (ki evde oturalım, çok gerekmedikçe çıkmayalım, lütfen!). Bu yazı &quot;bu durumu nasıl fırsata çevirebiliriz veya evden nasıl iyi çalışabiliriz&quot; yazısı da değil. Bunlardan bolca var.</p>
<p>Acaba şu anda olanlara daha derinden bakabilir miyiz? Bu olanları bizim kim olduğumuz, aslında ne içinde yaşadığımız, ve aramızdaki ilişki hakkındaki derin yanlış anlamamıza ondan daha da derin bir biçimde bakabilir miyiz? Bu sayede bu olanlarla beraber her türlü olgudan zihnimizi daha da özgür hale getirebilir miyiz? Bu yazının vaadi, bu soru hakkında&#8230;</p>
<p>Yani bu yazının vaadi, özgürlük. Evde kapalı kalsak bile. Ne dediğimi anlatabilmek için önce size bir iki hikaye anlatmam lazım.</p>
<h4 id="58n5i">Yeniden Doğum Veya Psikopataloji</h4>
<p>Budist kozmolojide tüm varlıkların tekrar tekrar beden buldukları boyutlardan bahsedilir. Bu anladığımız anlamıyla bir reenkarnasyon, bir egonun, &quot;atman&quot;&#x27;ın  yeniden doğması değildir. Yaşam süremizde oluşan şartlanmaların, alışkanlıkların, eğilimlerin, zihinsel örüntülerin, kendi kendini doğuran ve birbirinin etkisi ve sonucu olan olguların &#8211; ve bunlarla birlikte geliştirdiğimiz bilgeliğin &#8211; yeniden bedenlenmesidir aslında. Bu nedenle de bu şartlanma, alışkanlık, eğilim ve zihinsel durumların sonucu olarak farklı varoluş boyutlarında doğar varlıklar.  Tanrısal boyutlar, hayvanlar boyutu, cehennemsi boyutlar, veya insan boyutu gibi&#8230; Bir bedenlenmenin zamanı dolduğunda, yine aynı şekilde oluşturduğu eğilimlere göre süreç devam eder. Ta ki kendisi ve varoluşla ilgili yanlış anlamasını ortadan kaldırıp, çarkın dışına çıkana kadar.</p>
<p>Amerikalı psikiyatrist ve meditasyon hocası Mark Epstein bu boyutlara aynı zamanda bu düzlemde, bu yaşamda ortaya çıkan ve insanların zihinlerini ele geçiren zihinsel haller, psikopatolojiler olarak da bakabiliriz diyor. Örneğin güçlü yakıcı duygular tarafından zihni ele geçirilmiş, hayalkırıklığı, bunun sonucu da sonsuz güvensizlik, ve dolayısıyla güçlü öfke ve nefret duyguları içinde yaşayan kişi, sanki alevler içinde yanıyor gibi acı çekecek ve çevresindeki herkesi ona acı vermeye, onu incitmeye çalışan zebaniler gibi görecektir. Bu sayede de kendi cehennemini kendisi yaratacaktır. Aynı şekilde tüm zihnini bedensel dürtü, arzu, haz ve rahatsızlıklarının kontrol etmesine  müsaade eden, sonucunu düşünmeden o anki haz vaadinin peşinden giden veya azıcık can yanmasına dayanmamak için uzun vadede daha fazla ıstırap yaratacak eylemlere kaçan kişi ile bir hayvanın dünyadaki varoluşu arasında pek de fark görülmeyebilir. (Ki tasavvufta da nefsin ehil olmayan özellikleri çeşitli hayvanlarla özdeştirilir). </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Wheel-of-Life_05a86515af70f2c1cede102da26a873a_800.jpg" /></picture><figcaption>Ölüm ve Yeniden Doğum Çarkı</figcaption></figure>
<p>Epstein, öğretide insan boyutunun temel psikopatolojisini ise &quot;narsisizm&quot; olarak tanımlar. Bunu sadece kendini gerçekçi olmayan bir şekilde çok beğenmek olarak değil &#8211; ki insanoğlunun kendini varlıkların hiyerarşisinde koyduğu yere bakarsak bu da doğru &#8211; kendisi ve içinde bulunduğu dünya ile ilgili en temel gerçeklikleri görememek, bu konuda cahil olmak olarak nitelendirir. </p>
<h4 id="f1inb">Duvarların Arkasındaki Yaşam</h4>
<p>İnsanın bu dünyadaki varoluş şekli ile ilgili bundan daha güzel bir tanım olabilir mi! Ve özellikle içinden geçtiğimiz şu günler kadar bu durumla yüzleşmek için güzel bir fırsat olabilir mi!</p>
<p>Dönemin en ünlü kahini Asita, Sakya kavminin kralı Sodhana&#x27;ya yeni doğan oğlu  Siddharta&#x27;nın ya büyük bir kral olup dünyanın dört bir yanına, ya da büyük bir bilge olup kendi zihnine hükmedeceğini müjdeler. Sodhana da bunun üzerine her babanın yapacağı gibi çocuğunun herhangi bir acı, kötülük, rahatsızlık ile yüzleşmemesi için  çevresine hayatın tüm acı verici gerçeklerini dışarıda tutan bir duvar örer ve hayali bir cennet kurar. Bu sayede bu &quot;bilgelik safsatalarına&quot; kapılmaması, böylece de &quot;aile mesleğini&quot; sürdürmesini sağlamaktır amacı.  Yirmibir yaşına kadar hiçbir hastalıkla, hiçbir yaşlıyla, ölen hiç bir kişiyle karşılaşmaz genç prens. </p>
<p>Ancak meraklıdır, içten içe bir şeylerin yanlış olduğunun farkındadır. Babasından izin alıp &#8211; yine onun tarafından kurgulanan &#8211; bir dış dünya turuna çıkar. Ancak aldığınız tüm önlemler, öreceğiniz en yüksek duvarlar, tüm çabanız, yaşamı ve yaşamın gerçekliğini dışarıda tutmaya yetmez. Siddharta bu gezisinde 4 kutsal ulak ile karşılaşır. İlk üçü ona hasta bir insan, yaşlı bir insan ve ölmüş bir insan olarak görünür. Siddharta&#x27;nın yüzüne kendisinin ve sevdiği herkesin de bir gün hastalanacağı, yaşlanacağı ve öleceği gerçeği çarpar. Siddharta varoluşçu felsefecilerin angst diye tanımladığı varoluşsal acı ile, ölümün olduğu yerde her şeyin anlamsızlığı ile yüz yüzedir artık. </p>
<p>Allahtan dördüncü ulak gezgin bir keşiş olarak yetişir ve tüm bu ıstırabın ötesine doğru giden bir yolun varlığını müjdeler. Siddharta ne kadar rahat, huzurlu, ve mutlu gibi gözükse de aslında bir kumdan kale içinde oturmaktadır. Bunun hiç bir zaman geçmeyecek olan endişesi ile yüzleşir, ve yaşadığı kurgu dünyasının dışına çıkmaya ve o yola adım atmaya cesaret eder. O yolu sonuna kadar yürüyüp Bodhi ağacının altında tam ve mutlak aydınlanmaya ulaşarak Buddha, &quot;Aydınlanmış Kişi&quot; olur.</p>
<h4 id="fmjqu">İnsanın Temel Yanılgısı</h4>
<p>Sevgili arkadaşlar, bu bizim hikayemiz. Şu anda işte bu kutsal ulaklar bizi de içinde kendimizi kaybettiğimiz uyuşukluk, delüzyon ve cehalet halinden uyanmaya davet ediyorlar. Görmemiz gereken şeyi belki daha modern bir dille Jordan Peterson anlatıyor: İnsanın tüm mücadelesi içinde yaşadığı &quot;kaos&quot; denizinde &quot;düzen&quot; adaları oluşturmaya çalışmak. Hiç kendi haline bırakılan, bakımı yapılmayan insan yapısı bir dalga kırana zamanla dalgaların ne yaptığını gördünüz mü? İşte kaos denizinin azametli dalgaları ve bizim kurguladığımız düzeni korumak için ona karşı yaptığımız dalga kıranlarımız arasındaki ilişki de böyle. Ancak siz istediğiniz kadar güçlü bir dalgakıran yapın, kaos denizi her zaman sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük bir dalga gönderebilir. Ve biz bu dalgadan sonra tekrar oturur ve yeniden düzenimizi kurgularız. </p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Repeat daily." src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_143b6f79c09821e57474c3e23e310349_800.jpg" /></picture><figcaption>Kumdan Kalen Yıkılmak Üzere! Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@picsbyjameslee" rel="noopener noreferrer">James Lee</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Ancak bazen sarayını ve krallığını terk eden Buddha gibi, evini bırakıp çöle giden Nazaretli İsa gibi, Hira dağındaki mağarasına kapanan Muhammed gibi yapmamız gereken artık o kurgusal düzenimize, güvenli alanımıza sığınmayı bırakmak,  zaten yıkılmaya yüz tutmuş kumdan kalelerimizden çıkmak ve bilinmeyene adım atmaya cesaret etmektir. Adem ve Havva onları kendi varoluşlarının ve doğru ve yanlışın bilgisine ulaştıran yasak bilgi ağacının meyvesini yiyerek kovuldukları cennete, tekrar kendilerini unutarak giremezler, bu mümkün değil. Şerabim&#x27;in alevli kılıcıyla beklediği kapıyı geçemezler. </p>
<p>Ancak dönüp tüm gerçekliği, tüm acıları, tüm rahatsızlıkları ile hakiki dünyanın, yani kaosun içine doğru titrek ama kararlı ve cesaretli adımlarla yürüyerek, alevlerin içinden geçerek ve bu alevlerle zihinlerini ve kalplerini gerçek ve ehil olmayan her şeyden arındırarak ulaşabilirler. Kendi özleri ve kimlikleri sandıkları derinden yanlış anlamalarını bu hakikatin ateşinde yakarak ilerleyebilirler tekrar huzura dönüş yolunda. Tekrar özgür iradesi ve bilinci olmayan küçük çocuklara dönüşerek değil. Kendilerine verilen özgür iradeyi, doğru ve ehil biçimde kullanmaktan başka yolu olmayan berrak zihinlere dönüştüren bilgeler olarak dönebilirler cennetin bahçesine, o bahçe her ne ise sizin anlayışınıza göre.</p>
<h4 id="7gror">İlahi Ulaklara Kulak Vermek Nasıl Bir Şey?</h4>
<p>İşte Covid-19, bizim için böyle bir kutsal ulak olabilir arkadaşlar, eğer izin verirsek. Yaşamın, yaşamanın, varolmanın, içinde varolduğumuz dünyanın ve tüm bunlarla bizim ilişkimizin aslında ne olduğu hakkındaki derin yanılgımızın, yani kumdan kalelerimizin bu kadar derinden sarsıldığı bir durumda, buna nasıl tepki vereceğiz? İki büyük tuzaktan birine mi düşeceğiz? Bir uçta abi ben bunlara inanmıyorum, o kadar ciddi değil, bana bir şey olmaz, olsa da ne yapalım, ölüm Allah&#x27;ın emri mi diyeceğiz ve böylelikle artık gerçek olmadığı yüzümüze ardı ardına tokat da değil yumruklarla çarpan düzen ve kontrol yanılgımızın sınırları içinde mi kalmaya çalışacağız? </p>
<p>Yoksa öteki uca gidecek, paniğe kapılıp dünyanın sonu geldi, zaten bunu da &#8211; Amerikalılar/Çinliler/ Zenginler/ Gomonüstler/ Faşüstler/ Teröristler/ İlüminati/ Uzaylılar/ İblisler/ Bize kızan ilahi güçler/ vb. vb. yaptı diyerek eve yığdığımız tuvalet kağıdı ve köpek mamalarından yarattığımız kumdan kalemizin üzerine oturup saatlerce sosyal medyadaki saçma sapan söylentileri mi izleyeceğiz? Veya bu ikisinin bize mantıklı ve &quot;düzenli&quot;, kontrol edilebilir gelen bir karşımının içinde bu fırtınanın geçmesini ve tekrar alışık olduğumuz düzenin geri gelmesini mi bekleyeceğiz?</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Follow my Instagram @karsten.wuerth" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_302891fc2308ad8ef8e16698c4bc470a_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@karsten_wuerth" rel="noopener noreferrer">Karsten Würth</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<p>Tabi bir ihtimal daha var. Bizden önce yürümüş bilgelerin izinden gidebiliriz belki de. Belki de bu durumu gerçekten tanrısal bir ulak olarak görebilir, onun verdiği ve işaret ettiği yöne doğru yürümeye adım atabiliriz. İnsan olmanın fıtratından olan narsisizmden, her şeyin kontrolümüzde olduğu yanılgısından çıkıp da aslında ne olduğumuzu, bu dünyanın nasıl bir yer olduğunu, yaşamanın ne demek olduğunu derinden incelemeye başlayabiliriz. Kaosun aslında en fazla hüküm sürdüğü yer olan kendi zihnimize ve kalbimize derinden bakmaya başlayabiliriz belki de. Onun içindeki derin yanlış anlamalara, anlamsız çatışmalara, arkaik duygulara ve açgözlülüğe, gerçekçi olmayan beklentilerin yarattığı hayal kırıklıkları ve öfkeye, uçsuz bucaksız cehalete bakabiliriz. Artık elimizde tutamayacaklarımızın yasını tutabiliriz.</p>
<h4 id="119nv">Yaşamın İliğini Emmek İçin Ormana Git</h4>
<p>Çoğumuzun bu yola girmemesinin nedeni, sanki bunu yaparsak büyük bir umutsuzluğa, anlamsızlığa, nihilizme kapılacakmışız gibi sanmamızdan. Ancak gerçek bunun tam tersi. Biz bir kişiyi veya bir şeyi severken, kendimize ve diğerlerine yukarıda bahsettiğimiz gibi hep yalanlar söylüyoruz, &quot;seni sonsuza kadar seveceğim&quot; diyoruz, bunun ne kadar imkansız olduğunu bilsek bile. Sanki sadece bu sayede sevmeye devam edebilirmişiz gibi sanıyoruz. </p>
<p>Ancak Kanadalı yazar, şair ve bilge Stephen Jenkinson &quot;Yas tutmanın içinde sevgi vardır derler, ancak tam tersi de doğrudur: Sevmek, aslında bir yas tutma eğlemidir&quot; der, çünkü biliriz ki başı olan her şeyin sonu da vardır. Bu ne kadar korkutucu olsa da ancak bu gerçekle yüzleşebilenler ve hiç bir zaman unutmayanlar bir kişiyi hakkıyla sevebilirler. Bu sevdiğin şeyin bir gün o veya bu şekilde seninle olmayacağını bilmek ve hiç unutmamak gerçek anlamda ve egodan arınmış sevginin doğmasına neden olur. Onun dışındaki tüm sevgiler bir şekilde açgözlülük, hayal kırıklığı ve öfke, ve cehaletle gölgelenmiş olacaktır.</p>
<p>İşte bu şekilde kendimizle, yaşamla, varoluşla, ve gerçekte nasıl bir dünyada yaşadığımızla ilgili açgözlülükten, öfkeden ve cehaletten arınmış, gerçek bir anlayış geliştirdiğimizde veya bu yolda yürümeye adım attığımızda belki de gerçekten yaşamaya, yaşamın tadını çıkarmaya başlayabiliriz. Thoreau&#x27;nun &quot;ormana gittim&quot; dediğinde aslında nereye gittiğini işte belki o zaman anlayabiliriz:</p>
<blockquote><p>Ormana gittim çünkü kasten yaşamak, sadece yaşamın temel gerçeklerini ortaya çıkarmak ve ne öğretmek zorunda olduğunu öğrenip öğrenemeyeceğimi görmek istedim; ölmeye geldiğimde yaşamadığımı keşfetmemek istedim. Yaşam olmayan bir şeyi yaşamak istemedim, çünkü yaşamak çok değerli; ne de çok gerekli olmadıkça yaşamdan uzaklaşmak istemedim. Derin yaşamak ve yaşamın tüm iliğini emmek, yaşam olmayan her şeyden çekilmek, sapla samanı birbirinden kesinlikle ayırmak, ve sadece yaşamı süzmek için çok sağlam ve yaşam olmayan her şeyi dışarıdan bırakan sade bir biçimde yaşamak istedim.</p></blockquote>
<blockquote><p><em>&#8212; Henry David Thoreau</em></p></blockquote>
<p>Belki Thoreau gibi, Buddha gibi, Hz. Muhammed gibi yapamayabiliriz. Ama COVID &#8211; 19 adlı kutsal ulak bizim elimizden elzem olmayan, yaşam olmayan her şeyi almışken, belki biz de aslında &quot;yaşamın iliğini emmek&quot; ne demek, daha önce sandığımız gibi canımızın istediği, içimizdeki hayvanın yap dediği her şeyi yapmak, almak, yemek, koparmak, birlikte olmak mı, yoksa başka ve derinden bir anlamı mı var diye sormak için bu fırsatı kullanabiliriz, oturup eski ve hiç bir anlam ifade etmeyen faaliyetlerle dolu düzenimiz bozuldu diye üzülüp en az onlar kadar anlamsız başka şeylerin içinde kendimizi kaybetmek yerine (ve tabi ki, kitabınızı okuyun ve Netflix&#x27;de filminizi izleyin, ama sadece bunu yapmayın!).</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="Golden forest pathway" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_5893282e5663adc455831e232fb032e5_800.jpg" /></picture><figcaption>Photographer: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/@jplenio" rel="noopener noreferrer">Johannes Plenio</a> | Source: <a target="_blank" href="https://unsplash.com/" rel="noopener noreferrer">Unsplash</a></figcaption></figure>
<h4 id="d1dc2">Şanslı İnsan Doğumu&#x27;nun Hakkını Vermek</h4>
<p>Budist öğretiye göre İnsan boyutu, altındaki cehennemsi boyutlar ve üstündeki cennetsi boyutların tam ortasında yer alıyor. Altında sadece ıstırap içeren boyutlar var, üstünde ise sadece haz. İnsan boyutunda ise her ikisi birden, dengeli bir biçimde var. Bu nedenle de insan dönüp de nasıl oluyor da hem haz hem ıstırap var, ve ben ıstıraptan kurtulup da gerçek ve derinden mutluluğa doğru nasıl ilerleyebilirim sorusunu sorup, sayısız bilgenin yürüdüğü yoldan ilerleyebiliyor. </p>
<p>İşte bu yüzden İnsan olarak doğmaya &quot;Şanslı İnsan Doğumu&quot; deniyor, aydınlanmak ve ölüm ve yeniden doğum çarkının dışında çıkmak için en fazla şansımız burada olduğu için. Bu öğreti doğru mu yanlış mı bilemem, ancak bildiğim tek şey, şimdi bir fırsatımız olduğu, kendimizle ve dış dünyayla ilgili yanlış algılarımızı gözden geçirmek, ve bu sayede de derinden özgürleşmek, ve belki de ıstırap &#8211; haz çarkının dışında, olan her ne ise onunla birlikte, ona kalbimizi açarak, gerilimden uzak, berrak bir zihinle, şefkatle, halinden memnuniyet içinde yaşamaya adım atmak için. Umarım bu fırsatın ucundan da olsa yakalarız hepimiz.</p>
<p>Sevgilerimle,</p>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-oezguer-kilabilir?id=757793189&type=2",title: "Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/evde-kapali-kalmak-bizi-nasil-ozgur-kilabilir/">Evde kapalı kalmak bizi nasıl özgür kılabilir?</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</title>
		<link>https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dost Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Dec 2019 06:26:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dharma]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Can Deniz Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Anlayış]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlanma yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Gestalt Coaching]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir kaç yazıdır varoluşsal acımızın, o hiç geçmeyen tatminsizlik hissimizin kökenlerini, ve bunlardan mutluluğa doğru uzanan yolu araştırıyoruz. Gelin bir kere, bu sefer derli toplu bir biçimde aslında ne olduğunu ve buradan nasıl çıkabileceğimizi, nasıl bir yol izlememiz gerektiğini, yani hapishaneden çıkış planını ortaya koyalım.</p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/">Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kaç yazıdır varoluşsal acımızın, o hiç geçmeyen tatminsizlik hissimizin kökenlerini, ve bunlardan mutluluğa doğru uzanan yolu araştırıyoruz. Gelin bir kere, bu sefer derli toplu bir biçimde aslında ne olduğunu ve buradan nasıl çıkabileceğimizi, nasıl bir yol izlememiz gerektiğini, yani hapishaneden çıkış planını ortaya koyalım.</p>
<h4 id="8d3ef">Temel Problem: Olmadığın bir şey olduğuna inanmış durumdasın</h4>
<p>Doğduğunda bir kimliğin yoktu. Ancak bu dünyada var olabilmek için &quot;birisi&quot; olman gerekiyordu. Problem şu ki, içeride hiç bir şey sana kim olduğunu söyleyemezdi. Kimlik dediğimiz, bize dış dünya tarafından sunulan, yakıştırılan ve bu yakıştırmaya da bizim de razı olduğumuz, aktif katıldığımız bir şey. Biz de bize anne babalarımız, yakın çevremiz, içinde bulunduğumuz sosyokültürel bağlam, zamanın zeitgeist&#x27;ı, vb. tarafından verilen tanımlara tutunduk, onları &quot;ben&quot; yaptık. Bu tanımların bir bölümü bizi destekledi, büyüttü, ilerletti; bir bölümü ise engelledi, yavaşlattı, küçülttü. Ancak hepsi bizi tüm olasılıklar evreninin çok ama çok küçük bir parçasına sıkıştırdı, kısıtladı, bir ben &#8211; ben değil ayrımına sıkıştırdı.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="maskelerden kurtulmak" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_13728001_s-2019_94401414d481bde874035ccc00e455ad_800.jpg" /></picture><figcaption>Ben &#8211; ben değil</figcaption></figure>
<p>Bunun üzerine anne babalarımız kendi yetersizlikleri ile devreye girdiler. Bir bebeğin sağlıklı bir benlik ve ego yapısı oluşturabilmek için ihtiyaç duyduğu en önemli iki şeyi, kendini, olasılıklarını ve sınırlarını araştırabilmek için etkin bir alanı ve tüm bunları yaparken güvenli ve destekleyici teması sağlamak konusunda, bunu kendileri de zamanında almadıkları için eksik kaldılar. Yani bebeğin hem fiziksel, hem de psikolojik alanını kendi korkuları, istekleri, öfkeleri ve arzuları ile işgal ettiler, hem de bunu yaparken bebekle özneden özneye bir ilişki kurmak yerine ona hayatta tutmak zorunda oldukları bir nesne gibi davrandılar. </p>
<h4 id="blge0">Rüzgarların bizi savurduğu yer</h4>
<p>Bunun sonuçlarını Bağlanma Kuramı&#x27;nda Bowly ve arkadaşları kapsamlı olarak inceliyorlar. Ancak her halükarda olan, çocuğun bu anne babanın eksikliğini kendi üzerine alması ve kendisi ile ilgili bir &quot;eksik benlik&quot; algısı üretmesi: Ben eksiğim. Ben yetersizim. Ben değerli değilim. Bende temelde eksik bir şeyler var.</p>
<p>Bu noktadan sonra tüm yaşamımızın bu eksik benliği tamamlamak üzerine yaşamaya başladık. Tüm yaşamımızı zevk alayım &#8211; acı çekmeyeyim, kazanayım &#8211; kaybetmeyeyim, onay alayım &#8211; reddedilmeyelim, iyi bilineyim &#8211; kötü bilinmeyeyim çabaları içinde geçirdik bu yüzden. Bunlara Buddha &quot;sekiz dünyevi rüzgar&quot; diyor, bizi o acıdan, bu tatminsizliğe savuran. Para, güç, pozisyon, başarı, ün, onay, güzellik, ilişkiler peşinde koşarak geçirdik. Bütün bunların bizi tam yapacağını umduk. Ancak bu gerçekleşmedi. Gerçekleşemez, çünkü tamamlamaya çalıştığımız şey bir kurgu. Olmayan bir şeyi tamamlayamazsın. </p>
<p>Bazılarımız bu çabanın, dünyevi şeylerle tatmin olma çabasının anlamsızlığını fark etti ve kurtuluşu ruhsal yollarda aramaya başladılar. Ancak bu eksik benliklerini oraya getirdiler, orada da başarı, güç, onay, pozisyon, tanınma, ün, ilişkiler (ruh eşi!) aramaya başladılar ve aynı tuzağın içinde buldular kendilerini. </p>
<h4 id="co7q2">&quot;OK&quot; miyim? Yok hala &quot;ok&quot; değilim!</h4>
<p>Aslında sadece kendimizi &quot;OK&quot; hissetmeye çabalıyorduk. </p>
<p>&quot;OK&quot;: Kaderim benim ellerimde.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi ve sevdiklerimi güvenli kılabilirim.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi kalıcı olarak tatmin olmuş hale getirebilirim.<br />&quot;OK&quot;: Kendimin özünde kim olduğunu belirleyebilir ve bunu sabitleyebilirim.<br />&quot;OK&quot;: Varolduğumdan emin olabilirim.<br />&quot;OK&quot;: Dünyaya güvenebilirim, bana ihtiyacım olanı vereceği konusunda.<br />&quot;OK&quot;: Kendime güvenebilirim: salaklık yapmama, saf olmama, çalışkan olma, tembel olmama, tutarlı olma konusunda, doğru olanı yapabilme konusunda, akıllı, dürüst, erdemli olma ve böyle kalma konusunda.<br />&quot;OK&quot;: Kendimi sürekli olarak masum, sevilmeye layık, kabul edilebilir, yeterli hissedebilirim.</p>
<p>Ancak tüm bu önermeler ne kadar gerçekçi? İşte bu yüzden aslında kendimizi &quot;ok&quot; hissetme çabamız, eksik benlikten kurtulmak için eksik benliğin ateşine gaz dökmeye çalışmaktan başka bir şey değil.</p>
<p>Bütün bunların sonucunda da bedenimizde tatmin olamamanın bıkkınlığı ve endişesi içinde yaşamamıza dayalı gerginlik, kalbimizde geçmişin hayal kırıklıklarına ve geleceğin korkularına bağlı kapanma, ve zihnimizde bütün bunların sonucunda dönüp duran korku ve hırs dolu düşünceler nedeni ile bulanıklık içinde yaşamamıza neden oluyor. Üstelik bu gerginliğin, kapalılığın ve bulanıklığın nereden kaynaklandığını da göremedik. Doğal sandık. Hatta kendimiz, kendi doğal oluş halimiz, özümüz sandık.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://açlık"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_81275778_xl-2015_1770a9740114e69aa92ee1854040e597_800.jpg" /></picture></a><figcaption>Üç zehir: açgözlülük, öfke, cehalet</figcaption></figure>
<p>İşte bu nedenle bu üçüne üç zehir de deniyor: Açgözlülük, öfke ve cehalet. Ve biz, bu üçünün, gerginliğin, kapalılığın ve bulanıklığın, açgözlülüğün, öfkenin ve cehaletin pençesinde kavrulup duruyoruz. O yüzden bu yaşama samsara, bu bedene de samsara bedeni deniyor. </p>
<p>Bu samsara yaşamın ve samsara bedenin içinde olmak biz ne kadar farkında olmasak da o kadar rahatsız edici  ki bu bedenden ve onun gerginliğinden, bu kalpten ve onun rahatsız edici duygularından, bu zihinden ve içinde dönüp dolaşan karanlık düşüncelerinden uzaklaşmak istedik, koptuk. Bedenimizden koptuk. Kalbimizden koptuk. Zihnimizdeki farkındalıktan koptuk. Kendimizden koptuk. Çevremizden ve şimdi burada olandan koptuk. Uyuştuk. Uyuşturduk kendimizi. Kopuk, gri, kısa vadeli hazların ve kalıcı olmayan mutlulukların peşinde koşan bir yaşama hapsettik kendimizi.</p>
<h4 id="6o13q">Umut Işığı</h4>
<p>Ancak buradan bir çıkış yolu var. Sandığımız yerde değil, ulaşması hiç de kolay değil, ama var. </p>
<p>Sandığımız yerde, mantıklı duyulan yerde, düşüncelerimizin bize anlattığı yerde değil. Çünkü düşüncelerimiz bizi yine aynı yere, aynı tuzağa, aynı kısır döngüye, eksik benliğin pençesine götürüyor. Alkol şişelerinin üzerinde yazdığı gibi. Düşünceleriniz sizin dostunuz değildir. Düşüncelerinize, özellikle de açgözlülük, öfke, korku, arzu, endişe, tatmin beklentisi, güven ihtiyacı, kontrol isteği içeren düşüncelerinize güvenmeyin.</p>
<p>Olay biraz bataklığa saplanmış birinin yapması gerekene benziyor. Çabaladıkça batıyoruz. Derin bir yanılgının neden olduğu ıstırabı, yanılgının bize vadettiklerinin peşinde koşarak ortadan ortadan kaldıramazsınız. Tam tersine daha da içine çekilirsiniz bu yanılgının ağlarının. </p>
<p>Derin bir yanılgıdan kaynaklanan ıstırabı ancak bir şekilde bitirebilirsiniz: Dönüp de ben sandığımız yanılgının gözlerinin içine derinden bakarak. Kaçtığımız şeyden kaçmayı bırakıp da onun içine, hem de tüm farkındalığımızla girerek. Ve bu sayede yanılgının kendiliğinden ortadan kalkması için gerekli koşulları, alanı yaratarak. </p>
<h4 id="9agr5">Yol, Yordam, Yöntem</h4>
<p>Ancak bunu yapmak o kadar da kolay değil. Tüm şartlanmanızın, alışkanlıklarınızın, zihninizin size anlattığı korku hikayelerinin tersine gideceksiniz. Bu nedenle ne işe, neden giriştiğinizi anlamanız lazım. Belki doğrudan deneyim olarak bilmediğiniz varoluşsal gerçekliğinizle ilgili en azından kavramsal olarak anlayış geliştirmeniz lazım. Ben sandığınız şeyin, o tamamlamak için çırpınıp durduğunuz şeyin, o &quot;eksik benlik&quot; hissinin aslında bir kurgu olduğunu anlamanız lazım. Bunu kavramsal olarak anlamanın da sizi buradan çıkarmayacağını, egonun çok güçlü olduğunu ve bu satırları okuduktan bir kaç saniye sonra tamamını unutacağınızı da anlamanız lazım. Bunu anlamadıkça çıkacağınız yol, sizi bataklığın içine geri döndürecek.</p>
<p>Bu nedenle hazırlanmanız, farkındalığınızı ve konsantrasyonunuzu son derece keskinleştirmeniz gerekecek. Bedeninizdeki gerginliğin şimdi ve burada ne olduğuna yanıt veren duyulara, kalbinizdeki geçmişin hazmedilmemiş duygularının şimdi &#8211; ve &#8211; burada hakkında bilgi veren hislere, ve zihninizdeki bulanıklığın farkındalığın berrak ışığına çözülmesi gerekecek. Bu sükunet, dinginlik ve geniş, açık alan gerektirecek, ve bu olmadan farkındalık ve konsantrasyon geliştirmek, çok ama çok zor.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://çıkışa giden yol"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/karsten-wurth-karsten-wuerth-HiE1bIIoRqQ-unsplash_f21f8ea1a1fbeb007f72e4e0869bb2b7_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Bunu yapabilmek için de çabalamayı, en azından ehil olmayan, bize yanılgımızın dikte ettiği çabayı bırakmamız, hatta durmamız, sakinleşmemiz, sessizleşmemiz gerekiyor. Gevşememiz, açılmamız, berraklaşmamız gerekiyor. Bedenimizde, kalbimizde, zihnimizde, olmakta olana dikkatlice bakabilmek için alan yaratmamız gerekiyor. Kendimizi, benliğimizi yapıştırdığımız gerginlikler, duygular ve düşüncelerle kendimiz arasında yaratacağımız <em>bir psikolojik alan</em> olmadan &quot;ben&quot;i, özneyi bu&quot; nesne&quot;lerden ayrıştırmak imkansız.</p>
<h4 id="adjq">Üç Değerli İlaç</h4>
<p>Bu üçüne, sükunet, dinginlik ve alan&#x27;a üç değerli ilaç deniyor. Sessizleştikçe, çabalamayı bırakıp sakinleştikçe, olanın olduğu gibi olmasına alan verdikçe, o alanın içinde dönüp de bedenimize, bedenimizdeki gerginliğe bakabiliyor, hatta ona içsel şefkat, merak ve farkındalıkla temas ettikçe, bu gerginliğin çözülmesine de yardımcı oluyoruz. Aynı şekilde kalbimizin hayal kırıklıklarına, yaralarına, hazmedilmemiş duyguların kalın kabuklarına anlayış ve şefkatle dokundukça kalbimizi kapatan, katılaştıran buzların da çözülmesini destekliyoruz bir yandan. Öte yandan zihnimizi kaplayan bulutlara da dokunuyoruz, onlara onlarla kendimizi bağdaştırmadan baktıkça, onlarla dokundukça bulutlar dağılıyor ve ardından farkındalığın berrak gökyüzü kendini göstermeye başlıyor.</p>
<figure class="image regular "><a   href="http://sükunet, dinginlik, alan"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/Depositphotos_1986984_s-2019_bbeb3a21d298d8dac5a10c81c904b35e_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p>Aslında bu şekilde yaptığımız bir şekilde çocukken ihtiyaç duyduğumuz ama bir şekilde alamadığımız o iki şeyi kendimize vermek: Alan ve Temas. Çünkü kendimize, şu anda olduğu şeye olduğu gibi olabilmesi için alan veriyoruz. Yargılamadan. Değiştirmeye çalışmadan. Düzeltmeye çabalamadan. Sadece şu anda ne oluyorsa, ne varsa, ne hissediliyorsa, ne oluyorsa onun olması için alan. Ancak bununla birlikte kendimizle bu olan şeyin arasındaki psikolojik alanın oluşmasına da müsaade ediyoruz. Bu hissedilenlerin için kendimizi kaybetmiyor, kendimizi onlarla kimliklendirmiyor, onlar olmuyoruz. Yani öfkenin, korkunun, kıskançlığın, endişenin, gerginliğin, acının, hazzın, neşenin içinde kaybolmuyoruz, öfke, korku, kıskançlık, endişe, gerginlik, acı, haz, neşe olmuyoruz. İçeride öfke var diyoruz. Korku hissediyorum diyoruz. Acı var şu an diyoruz. Neşenin içimizde doğmasını ve sona ermesini izliyoruz, ancak ona tutunmuyoruz. </p>
<p>Olan herseyin olmasına bu alan içinde izin veriyor ve onlara, deneyime, farkındalıkla temas ediyoruz. O zaman Welwood&#x27;un neden temas + alan = sevgi dediğini daha iyi anlamaya başlıyoruz.  <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp Programı</a>&#x27;nda katılımcılara sağlamaya çalıştığımız da işte bu: Kendimiz ve nasıl gerilip, kapanıp, bulandığımızı inceleyebilmek ve serbest bırakabilmek için böyle bir tarafsız, açık alan oluşturmak ve bu destekleyici alan içinde temas edilmesi gerekene temas edebilmemizi sağlayacak yapılar ve süreçler sağlamak. Bunun için de bedenle güçlü bir ilişki, kalpte açıklık, zihinde berraklık yaratan pratikler aktarmak, bunlara yatırım yapmak.</p>
<h4 id="c5tuk">Erdemin doğuşu</h4>
<p>Bunu yaptıkça ilginç bir şey oluyor. Zihnimiz daha da sakinleşmeye, bedenimiz daha da gevşemeye, kalbimiz daha da açılmaya başlıyor. Sükunetimiz artıyor, daha da dinginleşiyoruz, alan hissimiz genişliyor. Böyle oldukça olan herseye daha da derinden temas edebilir hale geliyoruz.</p>
<p>Bu sayede bu içsel sükuneti, dinginliği ve alan hissini tehdit edecek şeyleri hayatımızdan çıkarmak için karşı konulmaz bir itilim doğmaya başlıyor içimizde. Zihnimizi ve kalbimizi bulandıran, bizde gerginlik yaratan şeyler bu dinginlik ve sükunet içinde fazlaca gözümüze batmaya başlıyor. </p>
<p>Örneğin artık söylediğimiz büyük ve küçük yalanların bizim iç alanımızı nasıl dalgalandırdığını fark ediyoruz. Eskiden fark etmediğimiz kendimize ve başkalarına zarar verebilecek davranışları yapmak dayanılmaz hale geliyor. Zihnimizdeki olumsuz ve ehil olmayan düşünceleri fark ediyor ve durduruyoruz. Hayatımızı hazların ve geçici hırsların peşinden koşmaya adamanın nasıl bir huzursuzluk ve tatminsizlik yarattığını fark etmeye başlıyoruz. Bunların yerine koyacağımız iyi niyetin, şefkatin, tarafsız bir zihin halinin, ve sadece kendi çıkarımız için çabaladığımız ve başkalarını kıskandığımız bir ruh haline yerine diğerlerinin mutluluklarından keyif almanın nasıl bir içsel neşe, dinginlik ve mutluluk yarattığını fark ediyoruz. Bunlara yatırım yapmak bizim için kaçınılmaz hale geliyor. Bir anda &quot;erdem&quot; denen şeyin ne kadar keyifli bir şey olduğunu fark ediyor, belki de çok da çabalamadan &quot;erdemli&quot; hale geliyoruz.</p>
<figure class="image regular "><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_1600.jpg 2x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg 1x, https://images.storychief.com/account_2375/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_1600.jpg 2x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/unsplash-image_c17858088b4ede05650a7b529e94cf09_800.jpg" /></picture><figcaption>Neyi besliyorsun?</figcaption></figure>
<p>Bu erdemlilik dönüyor ve içimizdeki sükunetin, dinginliğin, alan hissinin daha da artmasına yardımcı oluyor. Bu sükunet, dinginlik, alan, bedenimizin daha da gevşemesine, kalbimizin daha da açılmasına, zihnimizin daha da berraklaşmasına neden oluyor. Zihnimiz berraklaştıkça farkındalığımızı ve konsantrasyonumuzu geliştirmek kolaylaşmaya başlıyor. Meditasyonlarımız derinleşiyor. Zihnimiz, farkındalığımız, dikkatimiz onu kısıtlayan engellerden kurtuldukça daha çok şimdi ve buraya, ana çekiliyor. Bu sükunet, dinginlik ve alan içerisinde, farkındalığımızı ve konsantrasyonumuzu kendimize, olana, ben sandıklarımıza çevirmek, sorgulamak, tefekkür etmek daha da kolaylaşıyor. </p>
<h4 id="3q4ij">Yolun Başı</h4>
<p>Ve işte gerçek çalışma da ancak burada başlıyor&#8230; Kendimle, benle ilgili en temel hakikatin peşinde çıkacağım yolculuk, Kalp Yolu, işte burada başlıyor. Biz ancak durumumuzla ilgili temel ve doğru anlayışı edindiğimizde, buna uygun olarak doğru erdemi yaşamımızın merkezine koyduğumuzda, ve bu sayede doğru farkındalık ve konsantrasyonu geliştirdiğimizde, gerçek ve derinden mutluluğa doğru yolda ilerlemeye başlıyoruz. Umarım hepimiz bu yolu bulabiliriz.</p>
<p>Bu yola doğru ilerlemek için destekleyici alanı sağlayan ve teması fasilite eden bir çalışma içinde olmak için sizleri <a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer">Güçlü Beden Berrak Zihin Açık Kalp  Programı</a>&#x27;na bekliyoruz.  </p>
<figure class="image regular "><a target="_blank"  href="https://marefidelis.com/guclu-beden-acik-kalp-berrak-zihin-programi/" rel="noopener noreferrer"><picture style=""><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg 1x" media="(max-width: 768px)" /><source srcset="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg 1x" media="(min-width: 769px)" /><img decoding="async" style="" alt="güçlü beden açık kalp berrak zihin" src="https://marefidelis.com/wp-content/uploads/beden-kalp-zihin-1200x1200-layout1473-beden-kalp-farkindalik-1eu8qgs_4ca913dfe3ee08db679446b271038d96_800.jpg" /></picture></a></figure>
<p><!-- strchf script --><script>        if(window.strchfSettings === undefined) window.strchfSettings = {};    window.strchfSettings.stats = {url: "https://marefidelis-coaching-consulting.storychief.io/suekunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey?id=120560238&type=2",title: "Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey",id: "8f15fe0b-d78e-41e5-802d-b10bb74fcf97"};            (function(d, s, id) {      var js, sjs = d.getElementsByTagName(s)[0];      if (d.getElementById(id)) {window.strchf.update(); return;}      js = d.createElement(s); js.id = id;      js.src = "https://d37oebn0w9ir6a.cloudfront.net/scripts/v0/strchf.js";      js.async = true;      sjs.parentNode.insertBefore(js, sjs);    }(document, 'script', 'storychief-jssdk'))    </script><!-- End strchf script --></p>
<p>The post <a href="https://marefidelis.com/sukunete-dinginlige-ve-genislige-ulasmak-icin-gelistirmen-gereken-3-sey/">Sükunete, Dinginliğe ve Genişliğe Ulaşmak için Geliştirmen Gereken 3 Şey</a> appeared first on <a href="https://marefidelis.com">marefidelis.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
