Ustalık – MareFidelis Klasikleri

Dört Boyutlu Kap yazımda, yaşam koçluğu çalışmasının çerçevesini çizen kavramlardan bahsetmiştim. Bunlardan bir tanesi de “yapılar, güçlü temeller üzerine kuruldukları zaman en sağlam ve yükselmeye elverişlidir”di. Ve demiştim ki, “yaşamı yeteneklerimizin bir kutlaması haline getirecek olan şey, en güçlü yanlarımızı ortaya çıkarıp onları ustalık mertebesinde ifade etmektir”.

Ben, gerçekten de yaşamı bir “ustalık” yolculuğu olarak gördüğümüzde onun anlam kazanacağını düşünüyorum. “Usta” ne demek? Türk Dil Kurumu sözlüğü ustayı, “bir zanaati gereği gibi öğrenmiş olan ve tek başına yapabilen kişi” olarak tanımlıyor. Ancak benim peşinde olduğum, daha çok üstad kelimesinin anlamı. Farsçadan gelen bu kelimeyi ise sözlük “bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse” olarak tanımlıyor. Bahsettiğim “master” olmak. Dikkat ederseniz, mikro bir işin – yani bir vida sıkmanın örneğin – uzmanı olmayı kastetmiyorum. Bunu önermiyorum. Benim dediğim kendi alanında bilinecek herşeyi bilip, alanını öteye götürmek…

Peki, bu tanımlarla da yetinmeyelim, kendi tanımımızı yapalım: Usta, üstad, master, her ne demek isterseniz, güçlü yanlarını, yeteneklerini, kendisini “iyi” yapan, başarılarının ardındaki o “şey”in ne olduğunu belirlemiş, ve bu yetenek, güçlü yan, beceriyi olabilecek en iyi seviyesine çıkarmış, ve hala daha da iyi yapmanın, daha da ileri götürmenin yollarını arayan, aynı zamanda da bu beceriyi daha başka şekillerde de ifade edecek yollar araştıran, hatta bu usta olduğu alana yaratıcılığıyla katkılarda bulunan kişi bence.

Ama neden usta olalım ki? Ne gerek var, değil mi? Ustalık, bu tanıma göre pek de kolay bir şeye benzemiyor. Standart işleri biraz daha iyi yaparak da, gayet güzel idare edebiliriz, değil mi? Büyük olasılıkla. Büyük olasılıkla, güçlü yanlarınızı ustalığa çevirmek için çaba göstermeseniz de, bunlar sizi pekala idare edecek, hatta ileri götürecek. Hiç bir zorunluğumuz yok usta olmak için, ve usta olmazsak mutsuz oluruz da demiyorum. Ancak yaşam, biz bizim için mümkün olan en iyisini istediğimizde gerçekten ilerlemeye başlıyor. Evrimin ve bütün evrenin sizin kendinizi ve size bahşedilenleri en iyi şekilde kullanmanızdan büyük çıkarı var. Sizin vasat, ortalama olmanızın ne size, ne ailenize, ne topluma, ne ülkenize, ne de evrene bir yararı yok. Tam tersine kaynakların boşa harcanması demek. Ve artık dünyanın tek bir kaynağını boşa harcamaya gücü yok. Şunu fark edin, yeteneklerinizi kullanmak, kendinize, ülkenize, dünyaya ve evrene borcunuz. Ve peşinde koştuğumuz o yüksek tatmin ve denge hissi, biz kendi gerçeğimizi ifade ettiğimizde, en iyi yaptığımız şeyleri daha da iyi yaptığımızda geliyor.

Yukarıda tanıma baktığımızda bir ustayı usta yapan bir kaç özellik var. Öncelikle nede iyi olduğunu belirlemek, kendinde en çok neye yatırım yaparsa en fazla ilerlemeyi ve geri dönüşü sağlayacağını bilmek, ustalık yolundaki en önemli aşamalardan biri. Bu aşamanın zorluğu, toplumdaki geçer akçe becerileri edinmeye çalışmaktan vazgeçip, gerçekten benim iyi yaptığım şey nedir diye sorabilmek. Bir çoğumuz herkesin iyi olmaya çalıştığı, iyi olmazsa sanki eksik ve yetersiz görüldüğü bir takım becerileri kendimize yakıştırmak için büyük çaba içinde oluyoruz maalesef. Maalesef diyorum, çünkü bu yüzden çoğu zaman üstümüzde eğreti duran ve zaten emtia haline gelmiş becerilerden oluşan bir “güçlü yanlar” portföyü ile dolaşıyoruz. Emtia haline gelen şeylerin, standardize olmuş malların piyasa değerlerinin düştüğünü okullarda okumuyor da değiliz halbuki!

Bu aşamanın diğer bir zorluğu da, genel beceri temalarımız içinde, bu alanda bizi becerili kılan güçlü yanlarımızın adını koyabilmek. Bir insan kaynakları yöneticisi arkadaşım, “birisi daha bana ‘insanlarla ilgili şeylerde başarılıyım’ derse çığlık atacağım” diyor. Tamam, insanlarla iyisin de, seni iyi yapan ne? Empatik ve iyi bir dinleyici misin, yoksa ikna kabiliyetin mi yüksek, onları motive mi edersin, veya kısa zamanda samimi mi olursun? Yoksa iyi bir arabulucu musun? Gerçekten iyi yaptığınız şey ne?

Güçlü yanları belirlemek için piyasada bir çok güzel test, kitap, kaynak var. Bu konuda bir koçla veya kariyer danışmanıyla çalışmakta da fayda olabilir. Benim en çok beğendiğim kaynaklardan biri bu konuda yoğunbir araştırma yapan Gallup Araştırma şirketinden Marcus Buckingham ve Donal O. Clifton’ın yazdığı Now, Discover Your Strengths adlı kitap ve kitaba dayanan internet bazlı değerlendirme.

Usta olmanın ikinci aşaması, bu becerileri mümkün olan en üst seviyesine çıkarmak. Aşama dediğime bakmayın, bu yaşam boyu sürecek bir süreç. Usta olmak, ulaşılacak bir yer, alınacak bir paye, bitirilecek bir okul değil. Ustalık, bir oluş hali. Hem de öyle bir oluş hali ki, devamlı öğrenmeyi, hiç durmamayı, hem daha da ilerisinin olduğunu bilmeyi getiren bir oluş hali. Usta olmak demek devamlı yeni şeyleri denemek demek… Usta olmak demek, yeniyi bulmak için üstünde usta olduğumuz eskiyi yok etmek demek. Usta olmak demek, yaptığı işte şahane olmak demek, ve bazen şahane olabilmek için mükemmellikten vazgeçebilmek demek.

Ustalığı uzmanlıkla karıştırmamak gerek. Uzmanlar belli bir konudaki becerilerini ve özellikli bilgilerini ortaya koyarak kazanmışlardır bu çok değerli payelerini. Ancak ustalık, uzmanlıktan da öte bir şey, bir felsefe, bir yaşam biçimidir. Uzmanlıkta odak, üstünde uzman olunan alanken, ustalıkta odak, usta olma halidir.

Yaşamı ustalar olarak yaşamaktır bizi ileri götürecek olan. Yaşamın ustası olmaktır adeta. Çünkü belli bir alanda usta olmayı becerdiğimizde genellikle o alanda da sıkışıp kalamayız, kabımızı kırmak, daha neleri iyi yapabileceğimizi, varlığımızı daha nasıl farklı biçimlerde deneyimleyebileceğimizi araştırmak, ustalığımızı test etmek isteriz.

Sizleri kendi içinizdeki usta ile ilişkiye geçmeye, onu ortaya çıkarmaya davet ediyorum. Bunu sizin için değil, kendim için istiyorum açıkçası. Çünkü ben insanların kendilerini yeterli, mutlu, ve becerikli hissettiği bir dünyada yaşamak istiyorum. Ben, başkalarının bana bir şey satarken bir yandan da kendilerini daha da ileri götürmeye çabaladıklarını, onların bu çabalarına katkıda bulunduğumu hissetmek istiyorum. Ben, usta bir toplumda, ustaca yaşamak istiyorum.

Comments

comments

By | 2014-08-01T14:57:21+00:00 Temmuz 22nd, 2003|Categories: Blog, klasikler|0 Comments

Bir Cevap Yazın