Sevdiğiniz şeyi aramak ve beklenmedik yan etkileri: MareFidelis Klasikleri

Bize birileri yalan söylüyor!

Evet, gerçekten de birileri bizi fena halde kandırıyor, ve onlar yüzünden yaşamımızı fena halde sıkılmış ve çaresiz yaşıyoruz.

İtiraf ediyorum, bu yalanı ben de söylüyorum bazen. Ama bir açıdan da bakınca tam olarak yalan da değil söylediğim. Sadece bir konuya biraz yan yoldan yaklaşmaya çalışmak yaptığım. Yani aslında yalan değil de, yanılsama diyelim. Bu biz kişisel gelişim uzmanlarının söylediği ortak yalan, yanılsama şu: “Herşeyi bırakın, aslında neyi sevdiğinizi keşfedin. Gerçekte neyi sevdiğinizi keşfederseniz, bütün sorunlarınız sona erecek, yaşamınızın işini bulmuş olacaksınız, para her yönden size akmaya başlayacak, hayat boyu bir daha rahatsızlık, sıkıntı yüzü görmeyeceksiniz.”

Bu söylediklerimin birinci önermesi, dediğim gibi, kulağı biraz ters yönden gösterme. İkinci parçası ise kocaman bir yalan. İlk önce ilk parçası ile ilgilenelim:

Tabi ki sizin yüreğinizi neyin ateşleyeceğini bulmak, neye özlem duyduğunuzu keşfetmek çok ama çok önemli. Ama bunu fiziksel bir nesnede, belirli bir işte, tek bir insanda bulacağınızı sanıyorsanız, biraz işiniz zor. Bu soru çok önemli, ama bu soruda takılıp kalmamak da çok önemli. Eğer bu soruya şimdiye kadar içinizi tatmin eden bir yanıt bulamadıysanız, neyi sevdiğinizi, neyin sizi mutlu edeceğini aramayı artık bırakın. Eğer bu zamana kadar bulamadıysanız, büyük ihtimalle şimdiden sonra da bulamayacaksınız, veya bulduğunuz zorlama yanıtlar sizi ummadığınız ve istemediğiniz yerlere götürecek. Ben ne seviyorum, beni ne heyecanlandırır sorusuna her seferinde değişmeden ve içinizden fışkırırcasına verdiğiniz bir yanıt yoksa bu sorulara daha fazla zaman harcamayın.

Onun yerine başka bir soru sorun kendinize: “Benim en iyi yaptığım şey nedir?” Doğal yetenekleriniz, güçlü yanlarınız neler? Bahsettiğim yetenekler, güçlü yanlar sizin doğal olarak formunuz olan şeyler. Artık “ben aslında ne istiyorum, neyi seviyorum” gibi sizi bir yere götürmeyen soruları bırakıp sizin için en doğal olan aktiviteler, en kolaylıkla yaptığınız şeyler, başkalarından en övgü alan özellikleriniz neler, bunları araştırmaya başlayın. Çünkü tutkularınız, çünkü en az direnç göreceğiniz yol, çünkü sizin asıl “parlayacağınız” alan, iş, meşgale, sevgi burada yatıyor.

Evet, gerçekten de söyledim bunu! Bizim kuşağın, özellikle de biraz bohem eğilimli olanların en büyük hayali, bir gün işi gücü bırakıp bir cafe veya bar açmaktı (Şimdilerde yeni akımlar uyarınca bu hayaller biraz değişti!). Bunu yapanlar da oldu gerçekten. Çünkü biz oturup da güzel yemekler yemeyi, yemek ve içki sofralarında uzun, keyifli ve bazen ateşli sohbetler yapmayı seviyorduk. İnsanlarla tanışmak, onları biraraya getirmek çok keyifliydi. “Küçük bir cafe açsam”dı hayali bir çok insanın. Ama gerçekten cafe veya bar açanların çok kısa zamanda öğrendikleri gerçek, bu işin hiç bekledikleri gibi bir iş olmayıp, düpedüz “işletmecilik” olduğu, işletmeciliğin gerektirdiği bilgi, beceri ve yeteneklerin geliştirilip sergilenmemesi durumunda ne bu işten para kazanılacağı, ne de umulan yaşam stilinin yaratılacağı oldu. Keyiften çok baş ağrısıydı bir kafenin getirdikleri. Bu sizin çevrenizdeki birinin, bu veya başka bir girişiminin hikayesine benziyor mu?

Dediğim gibi, bunun yerine neyi iyi yaptığınıza odaklanın. Bir kafe açmaya, ancak “işletmecilik” kuvvetli yönlerinizden biriyse, bu kafeyi başarılı, karlı ve sizi mutlu eden bir yer haline getirecek o güçlü yanlara ve becerilere sahipseniz kalkışın. Bir işi veya girişimi seçerken bunu seçme nedeniniz, onu çok iyi ve keyifli bir biçimde yapabileceğinize olan inancınız olsun, yoksa başka bir şeyden kaçış yolu olarak görmeniz değil. Çünkü eğer kaçış yolu olarak görürseniz eğer, ve o işte başarılı olmanın bütün koşullarını iyice araştırmamış ve bu işi iyi yapabileceğinize kanaat getirmemişseniz yağmurdan kaçarken doluya da tutulabilirsiniz.

Aslında başarılı olmanın kuralı risk almak falan değildir. En azından, bizim tanımladığımız, gerçekten olduğu anlamda değildir. Gerçekte risk almak, alman gerekmeyen hiç bir riski almamaktır. Başarılı, “gereksiz risk alamadığınızda” olursunuz. Ancak siz “gerekli olmayan hiç bir riski almayı göze alamazsanız”, yani girişiminizde başarılı olmak için gereken herşeyi yerine getirerek ve yapabileceğinizin en iyisini yaparak ilerlerseniz, böylelikle “kumar oynamazsanız” o zaman geriye kalan belirsizliktir yaşamı ileriye götüren. Ancak o zaman güvenle limanı terkedersiniz, çünkü yelkenleri güçlü yanlarınızla, yeteneklerinizle bağlamışsınızdır direklere. Ancak bertaraf edebileceğiniz tüm risklerle ilgili yapabileceğiniz herşeyi yaptıktan sonra kontrol edemeyeceğiniz faktörlere razı olmaktır gerçekten risk almak, diğeri ise umut etmek, tembellik yapmak, kumar oynamak.

Yeteneklerimiz ve güçlü yanlarımızda yatıyor bizi biz yapacak olan şey, bize o “akımda olma” duygusunu tattıracak şey. Tabi biz çoğumuz güçlü yanlarımızın da farkında değiliz. Bana yıllar önce sorsaydınız, “iyi yaptığım şey finansal piyasalarda alım satım yapmak” derdim. Evet, fena bir trader değildim, ama beni bu konuda iyi yapan şeyler neydi acaba? Belki analiz yeteneği, belki parçaları bir araya getirebilme ve anlamlı bir sonuç çıkarabilme, belki de egomla yüzleşip hatamı kabul ederek zarar küçükken pozisyondan çıkabilme. Belki de zor durumlarda o durumla beraber kalabilmek. Ve hepsinden de önemlisi öğrenme ve birşeyleri iyi yapabilmek için duyduğum azim.

Şu anda, koçluk yaparken hemen hemen aynı şeyleri kullanıyorum. Tabi ki daha önce pek de kullanmadığım, kullandığımda da farkında varmadığım diğer bazı becerilerimi de kullanarak. Mesela düşüncelerimi etkin biçimde ifade etmek. Mesela karşımdakini rahat hissettirebilmek. Mesela iyi dinlemek. Mesela felsefeden aldığım büyük keyif. İnsanı her ne yapiyorsa onda çekici ve cazibe merkezi yapan şeylerden biri de ustalıktır, ve biz ancak güçlü yanlarımızın peşinden gidersek o ustalığa ulaşabiliriz.

Onun için bırakın artık “ben ne istiyorum” gibi sorular sormayı, aslında neyi sevdiğinizi bulmak için boşa enerji harcamayı. Artık “doğru soruları” sorun. “Yetenek deponuzun” köşelerinde, belki her gün kullandığınız, belki de hiç kullanmadığınız o güçlü yanlarınızı gün ışığına çıkarın. Düşünün bir, bunlar boşuna mı verildi size? Jeniffer White’in Work Less, Make More : Stop Working So… kitabında belirttiği gibi “Sevgi, her zaman en iyi yaptığınız şeyi yaptığınızda gelir. Her zaman!”

Comments

comments

By | 2014-09-01T14:30:04+00:00 Haziran 10th, 2003|Categories: Blog, klasikler|0 Comments

Bir Cevap Yazın