MareFidelis Klasikleri: Şirketimin Gölgesi

Bu yazıyı yukarıdaki tuşlara tıklayarak sosyal medyada paylaşabilirsiniz.

İnsanın kendisini tanıması neden bu kadar zor? Neden bu kadar uğraştıktan sonra insan bin kere geçtiği sokaklarda yeniden kayboluyor? Neden bu kadar kolay kendini kandırmak, ve başımıza gelenler hakkında, kim olduğumuz hakkında, bize yapılanlar hakkında, kendi niyetlerimiz hakkında, yaşam hakkında, gerçekliğine kendimizin bile inanmakta zorluk çekeceği hikayelere inanıyormuş gibi yapmak; ve göz ardı etmek içimizdeki o tanıdık iç sıkıntısını. Evet, evet, yine o tanıdık bilinmeyenden, gölgemizden bahsediyorum.
Daha önce bir çok yazımda değindim insanın gölgesine. Ancak bugün başka gölgelerden bahsetmek istiyorum size. Bugün kolektif gölgelerden bahsedeceğiz. Örneğin hiç düşündünüz mü, Türk toplumunun gölgesinde, gözden ırak, gönülden ırak kalmasını istediğimiz, kabullenmek, hatta duymak bile istemediğimiz neler var? Bunları ortaya çıkarmamanın, bu gölgeyi şifalandırmamamızın bedelleri nelerdir, hiç düşündünüz mü?

Sorun yaşadığınız bir ilişkiyi aklınıza getirin. Bu ilişkinizle ilgili görmek istemediğiniz, kendinize itiraf ettiğinizde acı çekeceğiniz, içinizin acıyacağı, ancak kabullenmedikçe de ilerleyemeyeceğinizi bildiğiniz ne var? Her ilişkinin bir gölgesi vardır, ilişkide olan insanların birer gölgesi olduğu gibi. Yüzeyde mükemmel gözüken ilişkiler, alt tarafta görmezden gelinen dinamikler yüzünden bir gün herkesin, hatta ilişki içindeki kişilerin şaşkın bakışları içinde alevler içinde kalır. Sadece mükemmel ilişki görüntüsünün arkasında, gölgede saklanan canavarın kendi kendimize ve birbirimize söylediğimiz yalanlarla beslenip büyümesine izin verdiğimiz için.

Ya kurumların, içinde çalıştığımız şirketlerin gölgeleri! Duvarda asılı vizyon, misyon ve değerleri her fırsatta tekrar eden, tek odaklarının müşterilerinin mutluluğu olduğunu satın aldıkları değerli reklam zamanlarında bütün dünyaya ilan eden, ülkemiz için gerçekleştirdikleri ile ekonomi dergilerine çıkan şirketlerimizden bahsediyorum. Bu tanıma uygun şirketlerden birinin CEO’su ile koçluk çalışmamızın başında yaptığımız ilk toplantıda bana tamamen çalışan mutluluğuna odaklı bir şirket olduklarını anlatmıştı. “Biz hedeflerini bilen, ve bu hedeflere ulaşmak için el birliği ile çalışan bir şirketiz, bunu yaparken de sadece müşterimize değil, topluma da yararlı olmak istiyoruz, çünkü varlığımızı onlara borçlu olduğumuzu biliyoruz.”

Bu resimle başladım kendisine direkt bağlı yöneticilerle, ve onların altları ile yapacağım mülakatlara. Ve her mülakatta, resmin renkleri solmaya, manzara değişmeye başladı. Kurumun ağır hedefler altında ezildiği, çalışanların çoğunun yeni bir iş aradığı, prim ve maaş sisteminin son iki sene içinde en az beş kere değiştirildiği, yöneticiler ile çalışanlar arasındaki ücret uçurumundan maaşların gizli olmasına rağmen herkesin haberi olduğu, şirkette bayan çalışanların yükselmesinin ne kadar zor olduğunu duydukça şirketin koyu gölgesi de yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

Arnold R. Beisser şöyle diyor: “[Kurumlar] içindeki düzenli değişim bütünleşme ve holizm yönündedir;… bunun gerçekleşmesi için sistemin kendi içindeki ve dışındaki yabancılaşmış parçaların farkına varmalıdır; böylelikle aynı bireydeki kimliğin oluşması gibi onları ana işlevsel alanların içine getirebilir.” Gestalt Institute Of Celveland’a göre “benzer kaynaklara sahip olan iki kurumdan birinin diğerine göre daha üstün durumda olmasının başlıca nedeni iç ve dış ortamı tarama, ve ortaya çıkan veriye anlam verebilme beceri ve yetkinliği”dir.

Nasıl bir bireyin ilerlemesi ve yaşamında tatmine ulaşması için gerekli olan şeyler kendisine yalan söylemeyi bırakması, kabullenmesi zor taraflarını görmesi ve ortaya çıkarması, niyetleri, ihtiyaçları, istekleri, yaraları, korkuları ve bütün bunların idare ettiği davranışlarını olduğu gibi görmeye izin vermesi ise, kurumların da ayakta kalabilmesi ve yücelmesi için kendi gölgeleri ile karşılaşmaları gerekiyor. Bu gölgenin içinde bir çok şey olabilir: Kurumun ihtiyaçları ve yöneticilerin ihtiyaçları arasındaki çatışma, kalite problemleri, çalışan – kurum ilişkisindeki kırılganlıklar, kurum içindeki küskün gruplar… Önemli olan bunlar yokmuş gibi davranmak değil, bunların rahatlıkla dile getirileceği bir ortam yaratmak ve en karanlık noktalara bile ışık vermektir.

En karanlık noktalarına bile ışık verebildiğimizde gölgelerimizin, işte o zaman bütün bir insan, bütün bir aile, bütün bir şirket, bütün bir toplum, bütün bir ülke olabiliriz.

Comments

comments

By | 2014-07-31T10:20:34+00:00 Ağustos 17th, 2004|Categories: Blog, klasikler|0 Comments

Bir Cevap Yazın