MareFidelis Klasikleri: Abra Kadabra

↑ Bu yazıyı yukarıdaki tuşlara tıklayarak sosyal medyada paylaşabilirsiniz.

Hay dilini eşek arısı soksun!

Dilin kemiği yok ki!

Nedir bu senin dilinden çektiğimiz?

Elalemin ağzı torba değil ki büzesin?

Ağzı olan konuşuyor!

Ne kadar çok fazla değil mi, dille, konuşmakla, sözle ve sözcüklerle alakalı atasözü, deyim? Nedir insanın bu sözle, sözcükle alıp veremediği? Ne kadar yaman bir şey bu dil denen şey, hem fiziksel, hem de kavramsal anlamıyla, düşündünüz mü? Bir çok varoluşçu filozofa göre dil ve sözcüklerle iletişim kurabilmek, insan oğluna başlı başına farklı bir oluş biçimi kazandırıyor. Hatta insan oğlu mu dili kullanıyor, dil mi insan oğlunu kullanıyor, belli değil! Ne de olsa benim yaşam süremden binlerce yol önceden beri konuşuluyor Türkçe, ve ben öldükten çok sonraları da yazdıklarım okunduğunda insanlar anlayacaklar dil hakkındaki bu düşüncelerimi!

Don Miguel Ruiz, “The Voice Of Knowledge” adlı kitabında şöyle diyor: “Şunu hatırlayın, sözcük sizin gücünüzdür, çünkü onu sanal dünyanızı yaratmak için kullanırsınız… Kendiniz hakkındaki her düşünce, her inanç, kelimelerle oluşturulmuştur: ‘Ben akıllıyım, ben aptalım, ben güzelim, ben çirkinim.’ Bu güçtür. Ancak sözünüz daha da güçlüdür, çünkü diğer [insanlarla] ilişki kurduğunuzda sizi temsil eder. Her konuştuğunuzda, düşünceniz sese dönüşür ve böylece diğer insanların zihinlerinin içine gidebilir.”

Ve biz, sözcüklerimizle yaratırız çevremizdeki bütün yaşamı. Şu anda yaşamınızda olan bütün durumlara, bütün deneyimlere bakarsanız, bunların hemen hepsinde ya sizin, ya da gerçek kabul ettiğiniz ve zihninize girmesine izin verdiğiniz başkalarının sözlerinin izlerini bulacaksanız, ya belli belirsiz, ya da ayan beyan ortada.

Eğer yaşamınız, eğer ilişkileriniz, eğer işiniz istediğiniz gibi değilse, bunun nedenlerinden biri de sözcüklerinizi kullanırken aslında ne yaptığınızın farkında olmamanız olabilir mi? Bu yazının başlığını bir daha okuyun: Abra Kadabra. İki tane sözcük. Daha önce duydunuz değil mi bu iki kelimeyi? Neyi çağrıştırıyor size? Benim aklıma kristal küresinin üzerine uzun tırnaklarını ve uzun parmaklarını uzatmış, keçi sakallı, küpeli, uzun saçlı ve saçında bandana türü bir şey bağlı olan bir büyücü geliyor, ve “Abraaaaa kadabraaaa!” diye bağırarak büyüsünün gerçekleşmesini garanti altına almaya çalışıyor.

Peki “abra kadabra”nın ne demek olduğu hakkında bir fikriniz var mı? Evet evet, anlamlı bir tümce bu, hem de Aramca. Bir çok farklı şekilde çevrilebiliyor. Çevirilerinden bir tanesi de “konuşurken yaratıyorum” demek. Yani ağzımdan çıkan her sözcük, gerçeğe dönüşüyor. Her dediğim bana yaşadığım sanal yaşam olarak geri dönüyor. Yani eğer kendi kendime “ya ne aptalım” dersem, bilinçaltım bunu bir emir olarak yaratıyor. Kendimi o gün aynada güzel bulursam, öyle bir eda ile dolaşıyorum ki ortada, her geçen bana bakıyor. Hani köpekten korkarsan saldırır hesabı.

Transactional Analysis’in kurucusu Eric Berne, küçükken fiziksel özelliklerinden dolayı “şıp demiş dayısının burnundan düşmüş” benzeri önermeler duyan çocukların ileriki yaşlarda benzetildikleri kişilerin fiziksel özellikleriyle beraber bir çok davranış ve ruhsal kalıbını da üstlendiklerini söyler. Abra kadabra.

Kendisine koçluk yaptığım CEO ile insiyatif vermek üzerine konuşuyoruz. Abra kadabradan ve anlamından bahsediyoruz, tam “ya Dost,tamam abra kadabra da, söyle Allah aşkına ben bunlara nasıl inisiyatif vereyim, bunları hangi sözümle çocuk olmaktan çıkarayım!” derken telefon çaldı. Kendisini arayan genel müdür yardımcısını bir süre dinledikten sonra benimle konuştuğundan çok daha yüksek ve babavari bir tonla (kendi kelimeleri) “bak çocuğum, yetti artık, bir kere de tam benim istediğim gibi yapın şu söylediklerimi! Ben size kaç kere dedim, buradan çıkan her şeyi ben göreceğim diye!” deyip telefonu kapattı, sonra benim yüzüme baktı. Durdu. Ve kafasını öne eğip gülerek iki yana salladı ve mırıldandı: “Abra kadabra!”

Sevgili büyücü dostlarım, iki dudağınızın arasındaki gücün farkında vardığınızda ve bu gücü kullanmaya başladığınızda yaşamınız değişecek!

Abraaaaaaaaaaa….. Kadabraaaaaaaaaaa…..

 

 

Comments

comments

By | 2014-09-29T13:21:33+00:00 Ağustos 10th, 2004|Categories: Blog, klasikler|0 Comments

Bir Cevap Yazın