İhtiyaçların dönüşü: MareFidelis Klasikleri

İhtiyaçlar deyince neden hemen savunmaya geçiyoruz, hemen hepimiz! İstemiyoruz kimseye, hiçbir şeye muhtaç olmak. Bütün ihtiyaçlarımız sanki hummaymış, bulaşıcı bir hastalıkmış gibi, utanılacak bir şeymiş gibi onları inkar ediyor, kabul etmiyor, su yüzüne çıktıklarında da direkt olarak onları karşılayacak yerde yan yollara sapıp tekrar unutmaya çalışıyoruz. Bu şekilde ihtiyaçlarımız, gölgede yaşamaya ve bizi idare etmeye devam ederler.

Benim önerim artık ihtiyaçlarımızla oynadığımız bu oyunu bırakmamız. Fark etmemiz gereken şey, yaşamımızı ihtiyaçlarımızı gidermek için çabalayarak geçirdiğimizde kontrolün bizim elimizde olmadığı. Kontrol tamamen ihtiyaçların elinde, her ne kadar biz onların varlığını bile kabul etmek istemesek de, hatta özellikle de onları görmek istemediğimiz için.

Bir çoğumuz yaşamımızın bir yerinde “artık yaşamla mücadele etmeyi bırakıyorum, geldiği gibi yaşayacağım bundan sonra” deyip, sonra da kendimizi gizli ihtiyaçlarımızın ellerine bırakmadık mı? Sonuç genellikle hiç de beklediğimiz gibi olmadı, değil mi? Bir şekilde kendimizi yaşamla ve evrenle daha mücadele eder, kendimizi daha az sever, daha öfkelibulduk. Belki de yaşama teslim olmak denen şey, ihtiyaçlarımıza teslim olmak değildir, ne dersiniz?

Fark etmeniz gereken ilk şey, ihtiyaçlarınızı masanın üzerine sererseniz, onlara kendilerini ifade etmeleri için bir sesverirseniz sizi şimdiye kadar perdenin arkasından yaptıklarından daha fazla incitemeyecekleri. İhtiyaçlarımız kendi başlarına kötü değiller aslında. Örneğin sizin hep birinci veya en iyi olmak ve görülmek gibi bir ihtiyacınız varsa, bu ihtiyacın adını koymadığınız sürece sizi rekabetçi olmaya, başkalarının ayağını kaydırmaya çalışmaya, geriye düştüğünüzde kendinize kötü davranmanıza, bütün bunların sonucu olarak da kimliğiniz hakkında kafanızda soru işareti oluşturmaya ve sonuçta depresyona düşmenize neden olabilir. Ancak bu ihtiyacı belirler, onunla barışır ve yüzleşirseniz, onu en yaratıcı ve size en mutluluk verici şekilde nasıl giderebileceğinizi düşünür ve uygulamaya geçebilirsiniz. Belki de böylelikle yaratacağınız eser hem size hem de başkalarına çok yararlı olacak ve size ummadığınız bir tatmin sağlayacaktır.

İhtiyaçlar hakkında fark etmemiz gereken diğer konu ise, ihtiyaçların tek başlarına değil, buket halinde ortaya çıkmaları. Bazen bir çok ihtiyacın altında bunlar güdüleyen temel bir ihtiyaç olabilir. Bazen de aynı duruma etki eden birbirleriyle çelişir gibi gözüken ihtiyaçlar ortaya çıkabilir. Örneğin benim için, özgürlük ihtiyacımla beraber bir başarı ihtiyacı her zaman el ele gitmekteydiler. Ben her ne kadar zamanımın daha çok bölümünü boş bırakmak istesem de bunun tercümesi benim için başarıdan feragat etmek oluyordu.

Peki, ne yapacağız biz bu ihtiyaçlarla? Nasıl onları karşılayacağız, veya vazgeçeceğiz onlardan? Sahip olmadığımız bir şeyden vazgeçmemizin ihtimali yok. Onun için bu ihtiyaçları karşılamamın ilk yolu onları fark etmek, kabullenmek ve sahiplenmek. Danışanlarımla karşılanmamış ihtiyaçlarını belirlemek ve onları sonsuza dek ortadan kaldırmak için uyguladığımız “İhtiyaçsız” programında ilk olarak 200 tane ana ihtiyaç kaleminin üzerinden geçerek onların arasından en çok önem taşıyan dört ana ihtiyacı belirleriz. Bu ihtiyaçların varlığını itiraf etmek, ve onlara sahip olduğumuz için kendimizi yargılamadan, suçluluk, güçsüzlük, çaresizlik duymadan ihtiyaçlarımızla bilinç seviyesinde beraber olabilmek bile onların karşılanmasında o kadar önemli bir adım ki!

Size de önerim şu. Mümkün olduğunca sakin ve rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortam yaratın kendinize. Sıcak bir banyo yapın, biraz rahatlatıcı müzik dinleyin, sakinleşin, meditasyon veya her ne teknikle rahatlatıyorsanız kendinizi, onu uygulayın. Daha sonra kağıt kalemi elinize alın, ve bir bakın içinize. “Nedir karşılanmamış ihtiyaçlarım benim?” diye sorun kendinize, ve gelen yanıtları dinleyin. Aklınıza ne gelirse, özellikle de hemen gelip de susturmaya, duymamaya çalıştıklarınızı dinleyin. Ve hiç yargılamadan bütün yanıtları yazın kağıda. Ortaya çıkan öfke, üzüntü, suçluluk, çaresizlik, acı, sevinç, hüzün gibi duygulara izin verin, içinizden geliyorsa ağlayın.

İhtiyaçlarınızı ortaya dökmek, çoğu zaman uzunca zamandır hapis ettiğimiz, görmemeye çalıştığımız duyguların ifade edilmesine neden olabilir ki, şifa açısından bundan daha yararlı bir şey olamaz. Korkmayın, duygularınız sizi incitemez, en azından vücudunuzda gizli geçirdikleri bu kadar zamandan daha fazla değil!

Aklınıza gelen bütün ihtiyaçları kağıda dökmenizi istiyorum. Bunu yaparken genellikle tepki verdiğiniz durumları, kimliğinizi tehdit altında hissettiğiniz olayları, kontrolü kaybetmiş olduğunuz anları hatırlayın. Bu durumlardaki davranışınız hangi ihtiyaçtan kaynaklanıyor olabilir sizce? Eğer başka biri bu şekilde davranıyor olsaydı, onun ne ihtiyacı olduğunu düşünürdünüz?

Tamam olduğunuzu hissettiğiniz zaman, yazdıklarınızı tekrar gözden geçirin. Listenizden sizin için en öncelikli olan, yaşamınızda en çok önem taşıyan dört tanesini seçeceksiniz. Bunu yaparken yazdıklarınızı birbiriyle karşılaştırın. “Daha çok X mi, yoksa Y mi?” diye sorun. Yazarken duygusallaştığınız, tepki verdikleriniz üzerinde özellikle durun.

Dört ana ihtiyacınızı belirledikten sonra bu ihtiyaçları defterinize veya bir kağıda yazın. Sonra her ihtiyaç için tek tek, bu ihtiyacı karşılamanın sizin için neden önemli olduğunu, bu ihtiyacın karşılanmasının yaşamınıza nasıl etki edeceğini, şu anda yaşamınızda bu ihtiyacın nerelerde karşılanıp nerelerde karşılanmamış olduğunu ve bu konuda aklınıza ne geliyorsa onu yazın. Bir sayfayı doldurmanızı rica ediyorum. Bu ihtiyacın sizin için önemi konusunda emin olun. Bırakın ihtiyacınız size ne demek istiyorsa söylesin!

İhtiyacımıza kendisini ifade etmesi için ses verdikten sonra yapmamız gereken bu ihtiyacı kabul etmek ve onu sevmek.Bu ihtiyaca sahip olmamız değil sorunlara yol açan, onu tanımazdan gelmek, yaramazlık yaparken yok saymak. Acıkmış bir bebeği düşünün. Karnını doyurana kadar ağlayacaktır. Bunun için onu suçlayabilir misiniz? Fark edin ki hepimizin ihtiyaçları var. Çok iyi uyumuş ve dinlenmiş olarak kalkmanız, bir daha uykunuz gelmeyecek anlamını taşımıyor değil mi?

İhtiyaçlarımızla tanışmak gerçekten de etkileyici ve yaşam değiştirici bir deneyim olabilir, eğer izin verirseniz. Unutmayın, ihtiyaçlarınız aslında iyileşmek istiyorlar. Bunun için de ilk adım onları gün ışığına çıkarıp kendilerini ifade etme şansı vermeniz. Onlara bu şansı verin!

Gelecek haftaki yazımızda belirlediğimiz bu ihtiyaçları nasıl tatmin edip yaşamımızın kontrolünü elimize alabileceğimizi tartışacağız.

Comments

comments

By | 2014-08-31T20:35:03+00:00 Kasım 5th, 2002|Categories: Blog, klasikler|1 Comment

One Comment

  1. Pınar AKBAŞ Şubat 27, 2015 at 5:46 pm - Reply

    Şahane!

Bir Cevap Yazın