Gizli Yetenekler: MareFidelis Klasikleri

Ben küçükken, daha ilkokuldayken, bana “yaratıcı” bir çocuk olduğumu söylediler. Benden büyüktüler, anne babaydılar, hani benim o yaşlarda istediğim irice bir vücuttu, biraz da harçlık. Bu varlıklar bütün istediklerime sahip olduklarına göre bir bildikleri olmalıydı. E kötü de bir şey söylemiyorlardı, kabullendim dediklerini…

Hani fena da olmadı bu kabulleniş. Gerçekten bir bildikleri vardı galiba, çünkü yazdığım çizdiğim şeyler, tıfıllığıma rağmen bayağı takdir ve aferin alıyordu. Aferine (ilaçtan bahsetmiyorum) bağımlılık geliştirmem pek uzun süremi almadı. Yazılar, hikayeler, şiirler yazıyor, A3 resim kağıdına iki sayfa tamamen kendi üretimim mizah dergimi üretiyordum. Hani dersler de fena değildi ya, gel keyfim gel…

Birden ilkokul sona erdi. Bu herşeyi bilen, iri varlıklar bu sefer benim başka bir okula gitmem gerektiğini söylüyorlardı, üstüne üstlük sınava da girmem lazımmış. Aferin var mı sonunda aferin? Var… Hem de nasıl! E peki bari, daha önce yanılmadınız, şimdi de bir bildiğiniz vardır…

Aldık aferinin büyüğünü, ama bu sefer işlemeyen bir şeyler var. İlkokulda matematik diye bir şey vardı, ama buna benzemiyordu. Onu YAPABİLİYORDUM! Bundan anlamıyorum kardeşim! Bakın size yazdıklarımı, çizdiklerimi göstereyim… Ne aferin, ne birşey, bu sefer bir de sınıf arkadaşlarım bana uzaylı gibi bakıyorlar. Peki madem bu kadar önemli bu matematik dediğiniz şey, ne yapar ne eder beceririm. Becermek ne kelime, yutarım be! Aferin var di mi sonunda? E o zaman ben bir yol mühendis filan da olayım, yetmedi, üstüne bankacı, hem de hazineci olayım. Rakamların içine öyle gömüleyim ki kimse bulamasın bir zamanlar yazdıklarımı çizdiklerimi o yığının altında!

Düşünüyorum da, benim hikayemin bir benzerini yaşamayan var mıdır acaba? Sayısal kabiliyete sahip bir çoğumuz da bütün zamanımızı ve enerjimizi sözel konularda ustalaşmaya harcamadık mı, bu arada aslında en kuvvetli yönlerinden vazgeçerek! Şu anda sistemlerimizin çoğu zayıf halkayı bulmak ve onu güçlendirmek üzerine kurulu. Eğer benim matematiğim iyi değilse, matematik öğrenmeliyim. Sözel yeteneklerimin iyi olup olmaması farketmez. Ayrıca onlar zaten iyi, niye çaba harcayalım ki o yönde! Marcus Buckingham ve Donal O. Clifton, Now, Discover Your Strengths  adlı kitabında şöyle diyorlar:

Ne yazık ki, çoğumuz yeteneklerimiz ve güçlü yanlarımız hakkında çok az, bunların çevresinde yaşamımızı inşa etme konusunda ise daha da az fikre sahibiz. Onun yerine, ebeveynlerimizin, öğretmenlerimizin, yöneticilerimizin ve patolojinin cazibesi altındaki psikologların kılavuzluğunda, zayıflıklarımızın uzmanı oluyoruz, ve bir yanda güçlü yanlarımız uykuda ve ilgisiz beklerken, yaşamımızı bu kusurlarımızı tamir etmeye çalışarak harcıyoruz.

Gallup Araştırma Şirketi, dünyanın 63 ülkesinden 101 şirketteki 1.7 milyon çalışana, işlerinde en iyi yaptıkları şeyi yapma fırsatına sahip olup olmadıklarını sormuş. Sizce yüzde kaçı “evet” demiş olabilir? %50? Çok iyimsersiniz. Dünyadaki çalışan kesimin sadece %20’si, işlerinde yeteneklerini ve güçlü yanlarını kullanabilme fırsatına sahipler! Hatta %20 bile iyimser bir rakam, düşünürseniz “evet” diyenlerin bir çoğu yetenek ve güçlü yanlarının ne olduğunu bile bilmeyebilir. Hiç şaşırtıcı değil bence dünyanın, ekonomilerin, şirketlerin, toplumların bu halde olması!

Şunu farketmemiz lazım. Hepimiz, istersek herşeyi yapabiliriz belki de. Ben insanın gerçekten sınırsız bir potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Ancak bu, herşeyi en iyi yapacak demek değil. Mutlaka daha iyi olduğumuz konular, yeteneklerimiz, ve güçlü yanlarımız var. Ve bunlara yapılacak yatırımın getirisi ile daha zayıf yanlarımıza yapacağımız yatırımın getirisi tabi ki bir değil! Zayıf yönlerimize yapılan yatırım ancak hasar kontrolüne yönelik olabilir, ve gereklidir de! Ancak en fazla kaynağımızı harikalar yaratmak yerine hasar kontrolüne harcamak ve asıl fark yaratacağı alanları ihmal etmek, nasıl bir mantığa sığabilir acaba? Ben iyi yaptığımı mükemmel yapsam, yapamadığımı da mükemmel yapacağa bıraksam, acaba nerede oluruz?

Düşünüyorum da, matematiğimi mükemmelleştirmek için gösterdiğim bütün o çabanın yarısını sözel ve yaratıcı yeteneklerime harcasaydım nerede olurdum şimdi acaba? Düşünüyorum da, ailelerimiz, eğitim sistemimiz, hatta şu anda çalışmakta olduğumuz şirketler, kurumlar, bizim zayıf yanlarımıza değil de kuvvetli yönlerimize yönelseler, yatırımlarının en büyük bölümünü bizim yeteneklerimizi keşfedip bunları iyice güçlendirerek bundan yararlanmaya adasalar, nerede olurduk acaba? Yöneticilerimiz, kurumlarımız nerede olurdu? Toplumumuz, dünya nerelerde olurdu acaba?

Comments

comments

By | 2014-08-31T21:28:27+00:00 Mayıs 6th, 2003|Categories: Blog, klasikler, Uncategorized|0 Comments

Bir Cevap Yazın