Gizli formül: MareFidelis Klasikleri

Yeni tanıştığım insanlar, “Yaşam Koçluğu” yaptığımı öğrendiğinde merak ederler, ne demek bu diye. Açıklarım: “Ben, yaşam kalitesini arttırmak, projelerini yaşama geçirmek, hedeflerini belirlemek ve onlara ulaşmak isteyen, ve bunları gerçekleştirmek için inanç, duygu, düşünce ve eylemlerine farklı bir pencereden bakmaya istekli ve hazır bireylere danışmanlık yaparım. Başarıyı sağlamak ve kalıcı kılmak için bir çeşit antrenörlük yaparım yani.”

Bu yanıtım merakları gidermektense daha çok arttırır doğal olarak. Eğer siz de meraklandıysanız, bir dakika durmanızı ve bir kağıda aklınızdaki soruyu yazmanızı rica ediyorum. Evet, ne yazdınız? Merak ettiğiniz acaba inançların nasıl ortaya konup değiştirilebileceği mi? Yoksa duygularınızı yönetmek için nasıl beceriler kazanmanız gerektiği mi? Veya yaşam kalitesini arttırırken nasıl bir çalışma yapıldığı mı?

Eğer bu veya benzeri bir sorunuz varsa size bir haberim var: Azınlıktasınız. Çan eğrisinin en şişman kısmında yer almayı tercih edenlerdenseniz, sorunuz “o zaman söylesene, şu başarının formulü nedir, biz de başarılı olalım” benzeri bir şey olsa gerek.

Nedense neredeyse herkesin bana sorduğu soru bu. Başarının sihirli formülü. Kitapçınıza uğrayın ve adında veya içeriğinde sihirli bir formül, kısa bir yol, bir kestirme metod vaad eden kitapları sayın lütfen. Bahse girerim ki şaşıracaksınız. Biz sevgili insanlar çok meraklıyız formüllere, kestirmelere. Bunların bazıları gerçekten işe yarıyor olabilir tabi. Örneğin ben size hemen çok iyi bilinen bir gizli formülü söyleyeyim: Eğer kısa yoldan zengin olmak istiyorsanız, kısa yoldan zengin olmak üzerine bir kitap yazın!

Peki, tamam, daha fazla kaçmayacağım! Teslim oluyorum. Başarının, sonuçlar yaratmanın, istediğinize ulaşmanın, hatta mucizeler yaratmanın gizli formülünü biliyorum! Sadece küçük bir azınlık tarafından bilinen ve özenle korunan bu sırrı şimdi siz okurlarımla paylaşacağım. Ancak bu formülü kullanırken dikkatli olun. Çünkü aslında istemediğiniz sonuçlar yaratabilirsiniz. Örneğin artık “koşullar yüzünden başarısız oldum” deme şansınız kalmayabilir, deseniz de artık kendinizi buna inandıramayabilirsiniz.

Gelelim formülümüze. Formülümüzü tek tek parçalarıyla açıklayacağım. İstenilen sonuçları, hatta mucizeleri yaratmanın birinci parçası, ve her şeyin başı NİYET. Eğer niyet yoksa, hiçbir şey yoktur. Yaşamın oluşmasını sağlayan şeydir niyet. Eğer niyetlenmezseniz, sizi kimse yataktan kaldıramaz. “Aslında bu akşam raporu yazmaya niyetim vardı, ama bir türlü başlayamadım” ciddi bir yalandır, hem kendinize hem başkasına söylenen. Çünkü niyet eylemi getirir. Ama sonuçlar için iki maddeye daha ihtiyaç var.

Formülümüzin ikinci bacağı İNANÇ. Eğer bir şeyi başaracağınıza inanmazsanız, hiçbir şekilde başarılı olmanızın imkanı yoktur. Henry Ford’un da dediği gibi, “Yapabileceğinizi yada yapamayacağınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle haklısınız”.  Eğer bir iş kurmak veya özgür çalışmak niyetiniz varsa, ancak başarılı olabileceğinize inanmıyorsanız, sizi hangi güç, nasıl, ne yaparak harekete geçirebilir! İnançlar yaşamın ve sizin motorlarınızdır. Onların farkında olsak da olmasak da yaşamımızı onlar idare eder, neyi ne kadar yapacağımızı onlar belirler. Bizim kendi kendimize koyduğumuz sınırlardır inançlar.

Formülümüze göre inanç ve niyet, eyleme geçmeniz ve başarıya, sonuca doğru ilerlemenizin çok önemli öğeleri. Örneğin diyelim ki ben çok başarılı bir piyanist olabileceğime, bunun için gerekli yeteneğe ve formasyona sahip olduğuma inanıyorum. Ve bu doğrultuda bir çaba göstermeye de niyetim var. Başka neye ihtiyacım var başarılı olmak için? Çok çalışmaya mı? Cesarete mi? Evet, ama bütün bunları ve yirmi kardeşlerini de içeren şey nedir? Eğer ne olmazsa sonuçlar ve başarı, ara sıra, şans eseri olarak uğrayan, onu dışında pek bizim durakta durmayan bir trene benzer?

Çoğumuzun inancı var yeteneklerimiz olduğuna, potansiyelimizin kullandığımızdan fazla olduğuna. Hani niyetimiz de var yaşamaya, en azından her sabah kendimizi evden dışarı atıyoruz. Hayallerimiz, hedeflerimiz, projelerimiz var, bir türlü eyleme geçirilmeyen. İsteklerimiz var. Ama eyleme geçmiyoruz. Duruyoruz olduğumuz yerde, görünmez bir duvarın önünde. Çünkü bilincinde değiliz belki, ama bize sorulan bir soru var, her seferinde evrene dileklerimizi, hayallerimizi, isteklerimizi bildirdiğimizde. Ama bir seviyede farkındayız ki bu soruya tatminkar, en azından bizi mutlu edecek bir yanıt veremiyoruz, ve olduğumuz yerde çakılı, kendi dairemiz içinde yaşamaya devam ediyoruz.

Bu soru, ve formülümüzün son parçası şu: “İstediğine ulaşmak için, başarılı olmak için, sonuçlar yaratmak için, mucizeler yaratmak için NEYI GÖZE ALIYORSUN?” Ne yapmaya, nasıl değişiklerden, süreçlerden geçmeye razısın? Yaşamına ne kadar yeni bir pencereden bakabilirsin? Nelerden, hangi rahatlıklardan vazgeçebilirsin hedeflerin için? Eğer yanıtın “HER NE OLURSA!” değilse o zaman korku dağları bekliyor demektir. Niyet ve inancınızın yanına bunu, yani sebat ve azmi koymadan çıkacağınız yolda karşılaşmanın kaçınılmaz olduğu küçük büyük aksiliklerden, beklenmeyen olaylardan dolayı geri adım atmanız, belki de tamamen havlu atmanız çok daha kolay olacaktır.

Başarısız olmanın tek yolu nedir?

Burada kastettiğim kendini tehlikeye atmak, herşeyi geride bırakmak, bizim için değerli olan şeyleri çöpe atmak değil. Sonuçta hepimiz bu değerlerin çevresinde yaşamaya çalışıyoruz. Ancak ulaşılmak istenen her büyük sonuç için göze alınması gereken bir yatırım, bir cesaret düzeyi, bir süreç var. Eğer bu süreci ve kısa dönemli özverileri göze almıyorsak, vaad edilen topraklara nasıl ulaşabiliriz?

Ben dünyaca ünlü bir piyanist olma niyet ve inancını taşıyorken, bunun için gerekli uzun ve yoğun çalışmayı ve adanmışlığı göze almıyorsam, acaba istediğim sonuçlara ulaşma olasılığım nedir? Öte tarafından bakalım. Diyelim ki bir hedefim var. Diyelim ki ben yılda belli bir miktar ciro yapan bir şirket kurmak istiyorum. Niyetim var, inancım da. Yola çıktım. Ne zaman başarısız olurum? Kim söyleyebilir bana başarısız olduğumu, benden başka? Bir insan ancak iki şekilde yenilebilir, ya vaz geçtiğinde, havlu attığında, yada öldüğünde diyor Machowicz.

Mucize, yaratmaya niyetlendiğiniz ve ulaşabileceğiniz sonuçları elde etmek için her ne gerekiyorsa yapmayı, gerekiyorsa her düşüşten sonra silkelenip tekrar tırmanmaya devam etmeyi göze aldığınızda çıkacaktır karşınıza. Benim deneyimim tam bu noktada, yaşamın eğlenceli paradokslarından biriyle karşılaşacağınızı söylüyor. Gerçekten, ama gerçekten niyet, inanç ve sebatı tam olarak bir araya getirdiğinizde o göze aldığınız şeylerin çoğu ile karşılaşmak zorunda kalmayabilirsiniz. Unutmayın, düşünebildiğiniz, inanabildiğiniz, ve güvenle beklediğiniz herşey mutlaka gerçekleşir. Ve üzgünüm, bu formül gördüğünüz gibi bir “kısa yoldan” formülü değil. Ama kesinlikle çalışan bir formül:

NİYET + İNANÇ + SEBAT = SONUÇ / MUCİZE

Comments

comments

By | 2014-08-31T21:29:10+00:00 Şubat 4th, 2003|Categories: Blog, klasikler, Uncategorized|0 Comments

Bir Cevap Yazın