Enerji Hırsızları: MareFidelis Klasikleri

Bilmediğiniz bir şey var. İsterseniz değil dünyayı, bütün evreni hareket ettirecek kadar çok enerjiye şu an sahipsiniz. Ama onu çalan birileri, bir şeyler var. Bu hırsızlar sinsice yaşamınızı kaplamış durumdalar. Fakat onları göremiyorsunuz bile ve usul usul enerjinizi çalıyorlar.

Kim bu enerji hırsızları? “Tamamlanmamışlıklar”ımız! Bu karışık kelimeyi okumak bile insanın enerjisini alıyor! Nedir tamamlanmamışlıklar? Yaşamımızda tamam hissetmediğimiz, küçük büyük, önemli önemsiz her konu, şey, kişi. Birkaç örnek verelim:

  • Kilometresi geldiği halde arabanızın yapılmamış bakımı.
  • Buzdolabının çalışmayan lambası.
  • İşyerinizde size kendi işlerini yığan arkadaşınıza hayır diyememek.
  • Parasını yatırdığınız halde bir senede toplam dört kez gitmiş olduğunuz spor salonu.
  • Aynaya her baktığınızda hatırladığınız, her seferinde kararlı başlayıp da bir türlü sonucuna erdiremediğiniz zayıflama programları.
  • Akşam eve geldiğinizde sabah toplamaya üşendiğiniz yatağınızla karşılaşmak.
  • Restoranda istediğiniz çorba buz gibi olmasına rağmen sesinizi çıkarmadan içmeniz.
  • Çalıştığınız işin sizin yeteneklerinizin ancak onda birini ortaya çıkarması.
  • Hep geç kaldığınız toplantılara girerken çektiğiniz karın ağrısı.
  • Sizi her telefon konuşmanızda eşinizle boşanmış olduğunuz için ince ince eleştiren arkadaşınıza veremediğiniz yanıtlar.
  • Zamanında tutamadığınız, ve zaman geçtikçe de daha da tutulmaz hale gelen sözler.
  • Eski sevgililerle, eski eşlerle, eski işlerle veya ebeveynlerinizle içinizde hala devam ettiğiniz kavgalar.

Bunlar ve benzerleri, hem yaşam kalitenizi ciddi biçimde düşürüyor, hem de asıl istediğiniz yaşamı yaratmak için o çok ihtiyaç duyduğunuz enerjinizi sizden çalıyorlar. Bu arada bu tamamlanmamışlıklar gayet sosyal yaratıklardır. Biri gelip yaşamınıza oturdu mu, genellikle hemen arkadaşlarını da çağırır!

Bunları yaşamdan çıkarmanın birinci şartı, onları fark etmek ve kabul etmek. Hiçbir zaman sahip olmadığımız bir şeyi atamaz, bırakamaz veya ondan vazgeçemeyiz. Bu nedenle önce tamamlanmamışlıklarımızı sahiplenmemiz gerekiyor. Onlar bizim tamamlanmamışlıklarımız! Ben tamamlamadığım sürece böyle kalacaklar, ve onlara ilgi göstermediğim sürece de enerjimi alacaklar.

Ancak, onları belirlemek, adlarını koymak ve sahiplenmek, daha sonra da yaşamınızdan tamamen çıkarmak için çalışmaya başlamakmucizelere yol açabilir. Bu enerji hırsızlarını belirlemek ve yaşamdan çıkarmak genellikle danışanlarımla yaptığım ilk çalışmalardandır. Bu sürece başlamak sizin yaşam kalitenizi büyük ölçüde arttırır ve istediğiniz diğer değişiklikleri yapmak için gerekli itici gücü ortaya çıkarır.

Size bu haftaki önerim bu tip katlandığınız şeylerin ve tamamlanmamışlıklarınızın bir listesini yaparak başlamanız işe. Elinize kağıt kalemi alın ve aklınıza gelince, gördüğünüzde, duyduğunuzda sıkıntılı bir duyguya yol açan her şeyi yazın. Lütfen sansür merkezinizi devreden çıkarın! Şu an için çözümlenmesi mümkün olmayan, böyle düşünmeniz doğru olmayan, değiştirmek için ciddi adımlar atmanız gerekecek şeyleri özellikle yazın! Nefesinizi tuttuğunuz konulara özellikle dikkat edin. Listenizi devamlı yanınızda tutun, çünkü her an ekleyecek yeni bir şeyler bulacaksınız. Daha sonra bu maddeleri teker teker gözden geçirin ve kendinize şu soruları sorun:

  • Neden buna katlanıyorum? Neden bu tamamlanmamışlık yaşamımda?
  • Bunu ortadan kaldırmak için ödeyeceğim bedel ne? (Duygusal ve fiziksel)
  • Bunu ortadan kaldırmazsam ödeyeceğim, ödemekte olduğum bedel ne? (Duygusal ve fiziksel)

Bu çalışmayı yaptığınızda göreceksiniz ki siz gerekli ilgiyi kendilerine göstermediğiniz sürece, bu hırsızlar sizin enerjinizi yemeye zaten devam ediyorlar. Çözün ve kurtulun!

Tamamlanmamışlıklar listenizi hazırladıktan sonra yapmanız gereken, bunları teker teker hayatınızdan çıkarmaya başlamak. Benim önerim her ay en az dört tanesi üzerinde çalışmak.

Bu biraz daha dikkat isteyen bir aşama. Öncelikle yaşamınızdan çıkardığınız tamamlanmamışlığın bir daha geri gelmemesi için gerekli sistemleri kurmayı düşünün. Örneğin faturalarını ödemeyi düzenli olarak unutan bir insansanız otomatik ödeme talimatı verin. Eğer evinizde gereksiz bir sürü öteberi yığılmışsa bunları temizledikten sonra her ay belli bir günü “temizlik günü” ilan edin. Kalıcı sistemlerin kurulması kişisel danışman eşliğinde yapılabilir.

İkinci konu ise tamamlanmamışlıkların bazılarının çabucak halledilirken, bazılarının ise biraz daha çaba ve destek gerektireceği. Bazıları çok kolay olacak. Örneğin dosyaları ve faturaları düzgün şekilde dosyalamak birkaç gecede yapılabilir. Ama örneğin oturduğunuz evin enerjinizin büyük bölümünü çaldığını fark ederseniz bu sorunu çözmek için zaman, maddi durumunuz veya diğer koşullar uygun olmayabilir. Ama fırsatları değerlendirmeye hazır olun.

Bazı tamamlanmamışlıkları çözmeye kalktığınızda ise dirençle karşılaşabilirsiniz. Örneğin “yaşamımda beni aşağı çeken insanlarla zaman geçirmemek”se tamamlamak istediğiniz şey, ciddi ve uzun bir çalışma ve özellikle destek gerektirir. Bunun için bu çalışmayı kendinize bir destek grubu kurarak yapmanızı öneririm.

Çok yönlü bir “temizlik çalışması” en iyi bir kişisel danışman desteğiyle yapılabilir, ancak aynı çalışmayı yapmak isteyen iki veya daha fazla kişi bir araya gelerek de birbirinize gerekli desteği ve motivasyonu sağlayabilirsiniz. Psikolojik kökenleri olan tamamlanmamışlıklarla ise sadece lisanslı bir psikolog gözetiminde ilgilenmelisiniz.

Unutmayın. Amacınız yaşam kalitenizi yükseltmek ve istediğiniz gibi bir yaşam yaratmak. Ve bunun için yapmanız gereken ilk şey kendinizi rahat hissettiğiniz bölgeden çıkmak.

Yaşamınızda sizin enerji ve neşe seviyenizi düşüren, tam anlamıyla tat almanızı engelleyen şeylerden kurtulmak gerçekten de yaşam kalitenizi arttırmanın temel taşlarından biri. O açıdan bu konuyu gelecek sayılarımızda daha detaylı olarak işleyecek ve bunları sonsuza dek yaşamımızdan çıkartmak için etkili taktikler önereceğim. Önümüzdeki sayıda ise değerlere dayalı bir yaşamın nasıl tasarlanabileceğine değineceğim.

Comments

comments

By | 2014-08-31T21:04:47+00:00 Ağustos 6th, 2002|Categories: Blog, klasikler|0 Comments

Bir Cevap Yazın