Bunu istiyorum, çünkü… MareFidelis Klasikleri

Kendini ve işleyiş şeklini sorgulamak ve kendi içimizde aslında varolduğunu bildiğimiz yanıtları aramak, sorunlarımıza ve hayallerimize yeni bakış açıları yaratmak, bence bir insanın yaşamında yapabileceği en önemli, en meyveli, biraz acıtıcı olabilse de en keyifli çabalardan biri. Benim bir yaşam koçu olarak görevlerimden biri de danışanlarım kendi zihin ve ruhlarının derinlerinde neyi neden yaptıklarını ve bundan sonra ne yapmak istediklerini araştırırlarken elimde el fenerimle yanlarında durmak, ve fenerimi araştırmaya değer görünen noktalara tutmak.

Bence en araştırmaya değer noktalardan biri de aslında hayallerimiz, hedeflerimiz. Hepimizin ulaşmak istediği hedefleri, hayalleri var. Kimsenin hayallerini sorgulama hakkını kendimde görmüyorum tabi ki, ama farketmemiz gereken bir şey var. Herhangi bir hedefinin peşinden koşmuş ve buna ulaşmış bir çok kişinin bileceği gibi bazen ulaştığımız şey, beklediğimiz şey olmuyor. Hangimiz istediğimiz bir şeye ulaştıktan ve ilk zafer sarhoşluğu geçtikten sonra, “bunu ben neden bu kadar istemişim ki” diye sormadık ki!

Öte yandan bu hedeflerin ve hayallerin bazıları ise o kadar zamandır bizimle ki! Örneğin en basitinden bir çoğumuz kilo vermeyi veya spora başlamayı o kadar zamandır istiyoruz ki! Tanıdığım, 20 yıldır kilo vermeyi hedefleyen insanlar var, herhangi bir ilerleme kaydetmeden. Bu kadar uzun süredir bir hedefe sahip olunca insan, doğal olarak akla “acaba bu hedefle farklı bir ilişki mi söz konusu?” sorusu geliyor. 

Bir de gözden kaçırmamız gereken şu gerçek var: Biz bir şey istiyorum dediğimizde, bilinçaltınız, evren, nasıl adlandırırsanız adlandırın, sizin dile getirmediğinizi, kendinize bile söylemediğinizi duyuyor. “Ben bunu istiyorum”un “çünkü”sünden bahsediyorum. İstemekte olduğunuz şeyleri neden istediğinizi biliyor musunuz? İstekleriniz nereden kaynaklanıyor? Bunların “sizin” istekleriniz olduklarına emin misiniz?

İşte benim işim böyle bir şey, bazı ortada, hatta “bu da sorulur mu” soruları sormak. Bir yerde ben “neden iki kere iki dört eder?” gibi sorular soruyorum. Ama aslında bu soruların ardında yatan yanıtlar, bir çok başka soruyu ortadan kaldıracak kadar ilginç olabiliyor.

Tekrar dönelim, “neden bunu istiyorsun” sorusuna. Biz bir şey istediğimizde, bir hayal kurduğumuzda, bir şeylerin peşinden gittiğimizde aslında bu hedeflerin hayallerin ve isteklerin bize vereceklerini istiyoruz çoğu zaman. Tabi ki istediğimiz hemen her şeyin ardında ya mutlu olma arayışı, ya da acıdan sakınma güdüsü var, ama hedeflerimize ulaşmanın bu beklenilen sonuçları doğurup doğurmayacağını, hedeflerimizin ardındaki hedeflerimizi, aslında ne istediğimizi sorgulamazsak, o zaman “başarılı ama mutsuz”, “tepede ve yalnız”, “banka hesabı şişkin ama ruhu boş”, “evli ve mutsuz”, “kalabalık içinde tek başına”, “her şeyi var, ama…” bulabiliriz kendimizi.

Çünkü bazı isteklerimiz, daha en başından aslında istemediğimiz, başkasına ve kendimize kendimizi kanıtlamak için istediğimiz bir şeydi. Belki başta öyle değildi, ama artık bu hayal bize uygun değil. Belki de bu hedef bizim değil, anne babamızın, patronumuzun, eşimizin hedefiydi. Belki de gerçekten istediğiniz bu hayale ulaşmanın bedeli karşılamak istemeyeceğiniz kadar yüksek. Belki de hayalinize zaten ulaştınız, ama farklı bir biçimde, ve farkında değilsiniz!

Hedeflerimizi sorgularken yapmamız gereken şey, çünküleri tamamlamak. “Bir Porche araba istiyorum, çünkü…” demek. Acaba bu arabanın veya ulaşacağınız her hangi bir iyi düşünülmemiş hedefin, içinizde eksik olan kendine güven ve öz-değer duygularını tamamlamasını mı bekliyorsunuz? Belki de bu arabaya ulaşmak, sizin “başarılı” olduğunuzun bir göstergesi olacak. O zaman hedefinizi sizin için başarının ne demek olduğunu da baştan tanımlayarak yeniden belirlemeniz lazım. Çünkü aksi takdirde ya o hedefe ulaşamayacaksınız, ya da ulaştığınızda umduğunuz ödül sizi bekliyor olmayacak. O zaman fark edeceksiniz ki sizin asıl istediğiniz, o anda, hedefinize ulaştığınız halde hala içinizde eksikliğini hissettiğiniz şeydi. Hedefim dediğiniz şey ise sadece kullandığınız strateji idi. Yani eğer sizin hedefiniz öz-değer duygusu kazanmak ve kendinize güven edinmekse, belki de pahalı bir araba edinmekten daha ucuz, temiz ve amaca yönelik stratejiler vardır.

Biz hedeflerimizin ve hayallerimizin çünkülerini belirlersek, yani kim olduğumuzun ipuçlarını, değerlerimizi, karşılanmamış ihtiyaçlarımızı, bize haz veren nuansları, olmazsa olmazlarımızı, bizi bütün yapacak, bizim için anlamlı olan şeyleri belirlersek, işte o zaman hedeflerimizi ve onlara ulaşmak için en uygun, en keyifli, en hızlı stratejileri, eylem planlarını ve eylemleri ortaya koyabiliriz. Ve işte o zaman, ancak o zaman, başarı, tatmin ve denge, hareketli bir hedef olmaktan çıkabilir.

Comments

comments

By | 2014-08-31T21:29:48+00:00 Mayıs 20th, 2003|Categories: Blog, klasikler|0 Comments

Bir Cevap Yazın